Konusunu Oylayın.: Ahiret Hayatının, Cennet ve Cehennemin Ebedi (Sonsuz) Oluşunu Ayetlerle Açıklar mısnız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ahiret Hayatının, Cennet ve Cehennemin Ebedi (Sonsuz) Oluşunu Ayetlerle Açıklar mısnız?
  1. 19.Mayıs.2011, 07:14
    1
    Misafir

    Ahiret Hayatının, Cennet ve Cehennemin Ebedi (Sonsuz) Oluşunu Ayetlerle Açıklar mısnız?






    Ahiret Hayatının, Cennet ve Cehennemin Ebedi (Sonsuz) Oluşunu Ayetlerle Açıklar mısnız? Mumsema Ahiret Hayatının, Cennet ve Cehennemin Ebedi (Sonsuz) Oluşunu Ayetlerle Açıklar mısnız?


  2. 19.Mayıs.2011, 07:48
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Ahiret Hayatının, Cennet ve Cehennemin Ebedi (Sonsuz) Oluşunu Ayetlerle Açıklar mısnız?




    Kur'ân-ı Kerimde pek çok âyette cennet ve cehennemden bahsedilirken hâlidîne fîhâ ebedâ "Orada ebedî (sonsuz) olarak kalacaklardır" (Nisâ, 57; Maide, 119; Ahzâb, 65; Cin, 23 ...) ifâdesiyle cennet ve cehennem hayatının sonsuz olduğu ifâde edilmiş, yine, "İrinli suyu içmeye çalışır fakat fakat boğazından geçiremez. Ona her taraftan ölüm gelir, fakat o ölmez" (İbrahîm, 17), "İnkâr edenlere de cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem azabı da onlara biraz olsun hafifletilmez.." (Fâtır, 36), "(Cennetlikler) ilk tattıkları ölüm dışında orada artık ölüm tatmazlar. Ve Allah onları cehennem azabından korumuştur" (Duhân, 56) gibi âyetlerde de cennet ve cehennemde ölüm olmadığı, hem cennetliklerin hem de cehennemliklerin bulundukları mekânlarda ölümsüz olarak kalacakları ifâde edilmiştir. Bu husus itiraza yer bırakmayacak bir şekilde açık ve kesindir[1].
    Ancak, bazı âyetlerdeki (En'âm, 128; Hûd, 106-108; Nebe, 23) ifâdelerden hareketle cennet ve cehennemin, bilhassa cehennem hayatının son bulacağını söyleyenler olmuştur[2]. Şimdi bu âyetleri zikrederek meseleyi izâh etmeye çalışalım:
    1. "... Allah Taalâ buyurdu ki, Allah'ın dilediği hariç, içinde ebedî kalacağınız yer ateştir. O Hakîm ve Alîmdir" (En'âm,128).
    2. "Şakîler (cehennemlikler)'e gelince, onlar ateştedirler. Orada feci bir şekilde nefes alıp verirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça orada ebedî kalacaklardır.Rabbin murâd ettiğini mutlaka yapar. Saîdlere (cennetlikler)'e gelince, onlar da cennettedirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça orada ebedî kalacaklardır. Bitmez tükenmez bir lütuf olarak..." (Hûd, 105-108)
    3. "Cehennem, tağîler (azgınlar)'ın barınağı olarak cehennemlikleri gözetlemektedir. Onlar orada çağlar boyu kalacaklar..." (Nebe, 21-23)
    Bu âyetlerde cennet ve cehennem hayatının bir müddet sonra son bulacağı, cehennemliklerin bir süre sonra oradan çıkarılacağına dâir delîl olarak gösterilmeye çalışılan ifâdeler, En'âm ve Hûd sûrelindeki, "Allah'ın diledikleri hariç, Rabbinin diledikleri hariç", Hûd sûresindeki "gökler ve yer devâm ettiği müddetçe" ve Nebe sûresindeki, "orada çağlar boyu kalacaklar" ifâdeleridir.
    Bu ifâdelere dayanarak demişlerdir ki, "gökler ve yer devam ettikçe" ifâdesi, cehennemdekilerin cezâ müddetinin gökler ve yerin devam müddetine eşit olduğunu bildiriyor. Gökler ve yerin devamlılığı bir gün son bulacağına göre, kâfirlerin cezâsı da son bulacaktır. "Rabbin'in dilediği hariç" ifâdesi de, cezâ müddetinden istisnâdır. Bu da, bu istisnâ vaktinde azabın son bulacağını gösteriyor. "Orada çağlar boyu kalacaklar" ifâdesi de, bu azabın ancak sayılı çağlar boyunca devâm edeceğini göstermektedir[3].
    Cennet ve cehennem hayatının ebedî olduğu hususunda ittifak eden alimlerin ekserisi[4] ise, bu âyetlerdeki ifâdelerin cennet ve cehennem hayatının bir müddet sonra son bulacağına delâlet etmediğini çeşitli vecihlerle izâh etmişlerdir.
    "Devamlı olarak, semâvat ve arz devam ettiği müddetçe" ifâdesi hakkında, bu ifâdedeki gökler ve yerden maksadın âhiretteki gökler ve yer olduğunu söylemişler, "o gün yer ve gökler başka yer ve göklere dönüştürülür" (İbrahim, 48) ve "bizi cennet arzına vâris kıldı..." (Zümer, 74) âyetlerini de bu hususta delîl göstermişlerdir. Ayrıca Arapların bu nevi ifâdelerle devamlılık ve ebediyeti kasdettiklerini söyleyerek, gece ve gündüz birbirini takib ettikçe, dağlar yerinde durdukça gibi ifâdeleri de misâl olarak zikretmişlerdir. Bu ifâdelerin bir benzeri de Türkçedeki dünya durdukça/ döndükçe ifâdesidir. Bu ifâdeyle de devamlılık kastedilmektedir.


  3. 19.Mayıs.2011, 07:48
    2
    Editör



    Kur'ân-ı Kerimde pek çok âyette cennet ve cehennemden bahsedilirken hâlidîne fîhâ ebedâ "Orada ebedî (sonsuz) olarak kalacaklardır" (Nisâ, 57; Maide, 119; Ahzâb, 65; Cin, 23 ...) ifâdesiyle cennet ve cehennem hayatının sonsuz olduğu ifâde edilmiş, yine, "İrinli suyu içmeye çalışır fakat fakat boğazından geçiremez. Ona her taraftan ölüm gelir, fakat o ölmez" (İbrahîm, 17), "İnkâr edenlere de cehennem ateşi vardır. Öldürülmezler ki ölsünler, cehennem azabı da onlara biraz olsun hafifletilmez.." (Fâtır, 36), "(Cennetlikler) ilk tattıkları ölüm dışında orada artık ölüm tatmazlar. Ve Allah onları cehennem azabından korumuştur" (Duhân, 56) gibi âyetlerde de cennet ve cehennemde ölüm olmadığı, hem cennetliklerin hem de cehennemliklerin bulundukları mekânlarda ölümsüz olarak kalacakları ifâde edilmiştir. Bu husus itiraza yer bırakmayacak bir şekilde açık ve kesindir[1].
    Ancak, bazı âyetlerdeki (En'âm, 128; Hûd, 106-108; Nebe, 23) ifâdelerden hareketle cennet ve cehennemin, bilhassa cehennem hayatının son bulacağını söyleyenler olmuştur[2]. Şimdi bu âyetleri zikrederek meseleyi izâh etmeye çalışalım:
    1. "... Allah Taalâ buyurdu ki, Allah'ın dilediği hariç, içinde ebedî kalacağınız yer ateştir. O Hakîm ve Alîmdir" (En'âm,128).
    2. "Şakîler (cehennemlikler)'e gelince, onlar ateştedirler. Orada feci bir şekilde nefes alıp verirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça orada ebedî kalacaklardır.Rabbin murâd ettiğini mutlaka yapar. Saîdlere (cennetlikler)'e gelince, onlar da cennettedirler. Rabbinin dilediği hariç, gökler ve yer durdukça orada ebedî kalacaklardır. Bitmez tükenmez bir lütuf olarak..." (Hûd, 105-108)
    3. "Cehennem, tağîler (azgınlar)'ın barınağı olarak cehennemlikleri gözetlemektedir. Onlar orada çağlar boyu kalacaklar..." (Nebe, 21-23)
    Bu âyetlerde cennet ve cehennem hayatının bir müddet sonra son bulacağı, cehennemliklerin bir süre sonra oradan çıkarılacağına dâir delîl olarak gösterilmeye çalışılan ifâdeler, En'âm ve Hûd sûrelindeki, "Allah'ın diledikleri hariç, Rabbinin diledikleri hariç", Hûd sûresindeki "gökler ve yer devâm ettiği müddetçe" ve Nebe sûresindeki, "orada çağlar boyu kalacaklar" ifâdeleridir.
    Bu ifâdelere dayanarak demişlerdir ki, "gökler ve yer devam ettikçe" ifâdesi, cehennemdekilerin cezâ müddetinin gökler ve yerin devam müddetine eşit olduğunu bildiriyor. Gökler ve yerin devamlılığı bir gün son bulacağına göre, kâfirlerin cezâsı da son bulacaktır. "Rabbin'in dilediği hariç" ifâdesi de, cezâ müddetinden istisnâdır. Bu da, bu istisnâ vaktinde azabın son bulacağını gösteriyor. "Orada çağlar boyu kalacaklar" ifâdesi de, bu azabın ancak sayılı çağlar boyunca devâm edeceğini göstermektedir[3].
    Cennet ve cehennem hayatının ebedî olduğu hususunda ittifak eden alimlerin ekserisi[4] ise, bu âyetlerdeki ifâdelerin cennet ve cehennem hayatının bir müddet sonra son bulacağına delâlet etmediğini çeşitli vecihlerle izâh etmişlerdir.
    "Devamlı olarak, semâvat ve arz devam ettiği müddetçe" ifâdesi hakkında, bu ifâdedeki gökler ve yerden maksadın âhiretteki gökler ve yer olduğunu söylemişler, "o gün yer ve gökler başka yer ve göklere dönüştürülür" (İbrahim, 48) ve "bizi cennet arzına vâris kıldı..." (Zümer, 74) âyetlerini de bu hususta delîl göstermişlerdir. Ayrıca Arapların bu nevi ifâdelerle devamlılık ve ebediyeti kasdettiklerini söyleyerek, gece ve gündüz birbirini takib ettikçe, dağlar yerinde durdukça gibi ifâdeleri de misâl olarak zikretmişlerdir. Bu ifâdelerin bir benzeri de Türkçedeki dünya durdukça/ döndükçe ifâdesidir. Bu ifâdeyle de devamlılık kastedilmektedir.


  4. 19.Mayıs.2011, 07:48
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Ahiret Hayatının, Cennet ve Cehennemin Ebedi (Sonsuz) Oluşunu Ayetlerle Açıklar mısnız?

    Razî yukardaki cevapları naklettikten sonra bu hususta kendisine göre gerçek cevabın âyetin şu şekilde anlaşılmasıyla verileceğini söylüyor: Buna göre, gökler ve yer devâm ettiği müddetçe kâfirler de azapta olacaktır, fakat gökler ve yer devam etmediği, fenâ buldukları zaman, azabın da son bulması gerekmez. Azap yine devam edebilir. Çünkü, şart hâsıl oldukça meşrût (şarta bağlı kılınan şey) da hâsıl olur, fakat bu durum aksini gerekli kılmaz, yani şart bulunmadığı zaman meşrûtun da olmaması gerekmez. Bu gerçeği ifâde etmek için şu misâli veriyor: Bu, insan ise canlıdır dediğimizde, o kimsenin insan olduğu anlaşılırsa, canlı olduğu neticesi de çıkar. Fakat insan olmadığı görülürse canlı da olmadığı neticesi çıkmaz, başka bir canlı olabilir...[5]
    Razi'nin cevabını destekleyen bir durum da, âyetteki, "gökler ve yer devâm ettiği müddetçe" ifâdesinin, "devamlı kalacaklar" ifâdesinden sonra getirilmiş olmasıdır. Sanki bu ifâde önceki ifâdeyi, yani ebediliği tekid etmek, bu ebediliğin ne kadar uzun bir süre olduğunu insan zihninde cenlandırmak için getirilmiştir. Çünkü insanoğlu dar aklıyla ebediyeti kolay kolay tahayyül edemez, hayaline sığdıramaz. Bu ifâde ve Nebe sûresindeki "çağlar boyu" gibi ifâdeler ise, bu uzun, sonsuz süreyi hayalde cenlandırmak açısından daha etkilidir. Böylece bu sonsuzluk bir nevi parçalara bölünerek idrâk ettirilmek istenmiştir. Nitekim insan uzun süren hoşlanmadığı bir işle karşılaşınca, sürenin uzunluğunu ve karşılaştığı zorluğu hayalinde canlandırmak için süreyi parçalara böler, ay, hafta ve gün olarak hesaplar...
    Aslında bu ifâdelerin kıyametin vukuundan sonra zikri de gösteriyor ki, buradaki ifâdeler bir temsildir hakiki manâsında değildir. Ya da, bu ifâdelerde zikredilen gökler ve yerin devamından maksat, âhiret âlemindeki gökler ve yerin devamıdır. Bu ifâdeler hulûd siyâkında gelmiştir. İnsanların anlayışıyla ifâde edilmiştir.
    Rabbin'in dilediği hariç ifâdesine de, gökler ve yerin devamına Allah'ın yapacağı ziyade, tevhîd ehlinin cehennemde devamlı kalmayıp çıkarılmaları veya cehenneme sokulmamaları, Allah'ın diledeğini çıkarabileceği, gibi çeşitli izâhlar getirilmiştir[6].
    Netice olarak diyebiliriz ki, âhiret hayatının ebediyetine dâir kat'i delîller varken, delâleti kat'i olmayan ifâdelere tutunmak hatadır...
    Cehennemin ebedî olmadığıyla alakalı görüş geçmişte, İbn Kayyım ve Muhyiddin b. Arabî tarafından savunulduğu gibi, asrımızda da bu görüşün en hararetli savunucusu Musa Carullahtır.
    İbn Kayyım, Hâdi'l-Ervâh ilâ Bilâdi'l-Efrâh adındaki cennete dâir eserinde cennet ve cehennemin ebediliği hakkındaki üç görüşü zikrettikten sonra, üçüncü görüş olan cennet bakî, cehennem ise fânidir[7] görüşünü desteklemiş, ispatına çalışmıştır[8]. Şa'ranî, İbn Arabî'nin Futuhatu'l-Mekkiyye'sinde ve Fususu'l-Hikem'inde bu husustaki görüşlerinin ona âit olmayıp, sonradan eserlerine ilave edildiğini söylemekte ve bu görüşlerin ona nisbet edilmesine şiddetle karşı çıkmaktadır[9].
    Musa Carullah ise, görüşlerini daha çok İbn Arabîye nisbet edilen sözlerden ve İbn Cevzîden almıştır. Carullah bu mevzudaki görüşlerini Rahmet-i İlâhiye Bürhanları ve İnsanların Akide-i İlâhiyelerine Bir Nazar adlı eserlerinde dile getirmiştir[10].
    Mustafa Sabri, başta Musa Carullah'ın iddiâları olmak üzere, bütün bu iddiâlara İlahî Adalet adlı eserinde geniş bir şekilde cevap vermiştir. Dolayısıyla bu mevzunun tafsilatını bu esere havele ediyoruz.
    Son olarak, cehennem hayatının ebedî olmayacağını iddiâ edenlerin ileri sürdükleri, insanın sınırlı ömründeki, sınırlı sayıdaki inkâr ve isyanlarına mukabil, sonsuz azaba maruz kalması Allah'ın adaletine yakışmaz iddiâsı[11] na verilen cevabı zikredelim: Nursî bu iddiâya şu altı maddeyle cevap vermiştir:


  5. 19.Mayıs.2011, 07:48
    3
    Editör
    Razî yukardaki cevapları naklettikten sonra bu hususta kendisine göre gerçek cevabın âyetin şu şekilde anlaşılmasıyla verileceğini söylüyor: Buna göre, gökler ve yer devâm ettiği müddetçe kâfirler de azapta olacaktır, fakat gökler ve yer devam etmediği, fenâ buldukları zaman, azabın da son bulması gerekmez. Azap yine devam edebilir. Çünkü, şart hâsıl oldukça meşrût (şarta bağlı kılınan şey) da hâsıl olur, fakat bu durum aksini gerekli kılmaz, yani şart bulunmadığı zaman meşrûtun da olmaması gerekmez. Bu gerçeği ifâde etmek için şu misâli veriyor: Bu, insan ise canlıdır dediğimizde, o kimsenin insan olduğu anlaşılırsa, canlı olduğu neticesi de çıkar. Fakat insan olmadığı görülürse canlı da olmadığı neticesi çıkmaz, başka bir canlı olabilir...[5]
    Razi'nin cevabını destekleyen bir durum da, âyetteki, "gökler ve yer devâm ettiği müddetçe" ifâdesinin, "devamlı kalacaklar" ifâdesinden sonra getirilmiş olmasıdır. Sanki bu ifâde önceki ifâdeyi, yani ebediliği tekid etmek, bu ebediliğin ne kadar uzun bir süre olduğunu insan zihninde cenlandırmak için getirilmiştir. Çünkü insanoğlu dar aklıyla ebediyeti kolay kolay tahayyül edemez, hayaline sığdıramaz. Bu ifâde ve Nebe sûresindeki "çağlar boyu" gibi ifâdeler ise, bu uzun, sonsuz süreyi hayalde cenlandırmak açısından daha etkilidir. Böylece bu sonsuzluk bir nevi parçalara bölünerek idrâk ettirilmek istenmiştir. Nitekim insan uzun süren hoşlanmadığı bir işle karşılaşınca, sürenin uzunluğunu ve karşılaştığı zorluğu hayalinde canlandırmak için süreyi parçalara böler, ay, hafta ve gün olarak hesaplar...
    Aslında bu ifâdelerin kıyametin vukuundan sonra zikri de gösteriyor ki, buradaki ifâdeler bir temsildir hakiki manâsında değildir. Ya da, bu ifâdelerde zikredilen gökler ve yerin devamından maksat, âhiret âlemindeki gökler ve yerin devamıdır. Bu ifâdeler hulûd siyâkında gelmiştir. İnsanların anlayışıyla ifâde edilmiştir.
    Rabbin'in dilediği hariç ifâdesine de, gökler ve yerin devamına Allah'ın yapacağı ziyade, tevhîd ehlinin cehennemde devamlı kalmayıp çıkarılmaları veya cehenneme sokulmamaları, Allah'ın diledeğini çıkarabileceği, gibi çeşitli izâhlar getirilmiştir[6].
    Netice olarak diyebiliriz ki, âhiret hayatının ebediyetine dâir kat'i delîller varken, delâleti kat'i olmayan ifâdelere tutunmak hatadır...
    Cehennemin ebedî olmadığıyla alakalı görüş geçmişte, İbn Kayyım ve Muhyiddin b. Arabî tarafından savunulduğu gibi, asrımızda da bu görüşün en hararetli savunucusu Musa Carullahtır.
    İbn Kayyım, Hâdi'l-Ervâh ilâ Bilâdi'l-Efrâh adındaki cennete dâir eserinde cennet ve cehennemin ebediliği hakkındaki üç görüşü zikrettikten sonra, üçüncü görüş olan cennet bakî, cehennem ise fânidir[7] görüşünü desteklemiş, ispatına çalışmıştır[8]. Şa'ranî, İbn Arabî'nin Futuhatu'l-Mekkiyye'sinde ve Fususu'l-Hikem'inde bu husustaki görüşlerinin ona âit olmayıp, sonradan eserlerine ilave edildiğini söylemekte ve bu görüşlerin ona nisbet edilmesine şiddetle karşı çıkmaktadır[9].
    Musa Carullah ise, görüşlerini daha çok İbn Arabîye nisbet edilen sözlerden ve İbn Cevzîden almıştır. Carullah bu mevzudaki görüşlerini Rahmet-i İlâhiye Bürhanları ve İnsanların Akide-i İlâhiyelerine Bir Nazar adlı eserlerinde dile getirmiştir[10].
    Mustafa Sabri, başta Musa Carullah'ın iddiâları olmak üzere, bütün bu iddiâlara İlahî Adalet adlı eserinde geniş bir şekilde cevap vermiştir. Dolayısıyla bu mevzunun tafsilatını bu esere havele ediyoruz.
    Son olarak, cehennem hayatının ebedî olmayacağını iddiâ edenlerin ileri sürdükleri, insanın sınırlı ömründeki, sınırlı sayıdaki inkâr ve isyanlarına mukabil, sonsuz azaba maruz kalması Allah'ın adaletine yakışmaz iddiâsı[11] na verilen cevabı zikredelim: Nursî bu iddiâya şu altı maddeyle cevap vermiştir:





+ Yorum Gönder