Konusunu Oylayın.: Peygamber efendimizin nefis eğitimi nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamber efendimizin nefis eğitimi nedir?
  1. 15.Mayıs.2011, 21:20
    1
    Misafir

    Peygamber efendimizin nefis eğitimi nedir?






    Peygamber efendimizin nefis eğitimi nedir? Mumsema peygamber efendımızın nefıs egtımı nedır?


  2. 15.Mayıs.2011, 21:20
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 16.Mayıs.2011, 03:05
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Peygamber efendimizin nefis eğitimi nedir?




    Nefis murakebesi
    [Hutbe] Nefis murakebesi


    Muhterem Müslümanlar!

    Yaratılmışların efendisi bulunan insanın benliğine; melekî has-let olarak akü, behimi sıfat olarak nefs durulup yoğurulmuş ye bu âleme gönderilmiştir Nefs, ıslah edilmediği zaman insan için en bü-yük düşman olur
    Nefsin nevasını, aklın muhtevası için de kontrol altına almak ve murakabe etmek dinimizin kat'î emridir
    Nefsin zulmânîliği, iman ve ibadetin envârı ile temizlenebilir Nefs, ejderi, akü ipiyle bağlanıp İslâmî edeple ıslah edümelidir
    Öldürücü zehirlerden ıstırapları dindirecek üâç imâl edilmekte-dir, islâm lâboratuvarı, en mühlik bir kuvvet olan nefisten manevî ke-mâl için faydalanma imkânı bulmuş ve bunun vasıflarını açıklamış-tır
    Nefsin isteklerine menfî cevap verip, müsbet ve menfî duygula-rın sürtünmesiyle kalb elektriğini aydınlatmak, lâtâif kandillerini ısıtmak mümkündür
    Lügat bakımından ruh, can, cesed, hevâ ve heves bir şeyin haki-kati mânalarında kullanılan nefs; şer'î bakımdan «Şehvetin, gadabın ve kötü duyguların mebdei» diye tarif edilmiştir
    Nefs, tek bir şeydir Onun sıfatlan çoktur Şehvet, Öfke ve kin gibi cihetlere yöneldiği zaman «Kötülükle emreden nefs» olur ilâhî âleme, ibadet ve salih amellere meylettiğinde «Nefs-i mutmainne» hâline gelebilir Bu değisiK arzuların arasında kâh zulmânî, kâh nu-rânî görüntüleri olur Velayetin en yüce mertebesinde bile nefsin te-siri eksik olmaz Fakat zarar verecek halden çıkmış bulunur
    Mikrobun bulaşmasına karşı, o mikroptan elde edilen, aşının ko-ruyucu hâle geldiği gibi ıslah olmuş bir nefs de zarar yerine fayda verecek hâle gelir
    Nefsin başlıca yedi sıfatı vardır Bunları, en çok zararlıdan bağ-lamak suretiyle şöyle sıralayabiliriz:
    Nefs-i enımâre:
    Bu sıfattaki nefis, vücudun tabiatına meyleder, şehvetle emreder ve kalbi süflî tarafa, çekip götürür
    Nefs-i emmâre her türlü kötülüğün kaynağıdır «Nefs, olanca şid-detiyle kötülüğü emredendir» (İ)
    Nefs, şehvanî arzulara, şeytanî heveslere, itiraz göstermeden tâbi oldukça «Emmâre» dir
    Bu sıfattaki nefs, kendi hâline bırakıldığı zaman, ancak şer pe-şinde koşar, Cenâb-ı Hakk'ın inayeti ve hıfz-ı ilâhîsi olursa sıfatını değiştirir
    Nefs-i emmâreye uymak ne fena, Hep anındır, bu emârât-ı hcvâ
    İnsanın nefisle olan en çetin mücadelesi, «Emmâre» sıfatında bu-lunduğu devredir
    Nefs-i emmâre, insan ile Allah arasında en büyük perdedir Bu sebeple nefsânî arzulara muhalefet Cenâb-ı Hakk'a yapılacak ibadet-lerin en büyüğüdür
    Nefs-i emmâre, insanın en büyük düşmanıdır Onun ıslahı ise is-teklerine muhalefet etmekle kabildir

    Efendimiz buyuruyor ki:
    «Şiddetli (pehlivan) güreşte (hasmını yenen) değil, ancak öfke zamanında nefsine sahip olandır» (2)
    Nefs pehlivanı, arzuları temin edildikçe kuvvet kazanır ve zapt-edilemez hâle gelir İnsanın karşısına dikilerek meydan okur
    İmandan kuvvetini, îslâmdan istikametini alan akl-ı selim sa-hipleri, zamanını üçe ayırıp birinde Cenâb-ı Hakk'a ibadet; diğerinde nefsi muhasebe ve kontrol; bir diğerinde de yeyip içmelerle ilgili iş-lere gayret göstermelidir

    Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöyle bu-yurmaktadır:
    «Akıllı, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonra için çalışandır Âciz, nefsini hevâsına tâbi kılan ve Allah'tan bâtıl şeyler arzu eden-dir» (3)

    Nefs, şeytanla ittifak hâlinde çalıştığı için daima insana tuzak hazırlar Hadiselerin dışını, şehvanî zevklerle süsler, bunların içinde âhiretin felâketlerini gizler
    Mü'nıin, bir yılan deliğinden iki defa ısırılmayacak kadar uyanık olacaktır Havf-ı ilâhî kalbinden çıkmazsa nefs yılanına kendini tek-rar ısırtmamış olur

    Efendimiz buyuruyor ki:
    «Nerede olursan ol, Allah'tan kork İşlediğin bir günâhın peşin-den onu mahvedecek bir iyilik yap İnsanlarla güzel ahlâklı olarak muaşeret et» (4)
    İkincisi nefs-i evvâme'dir:
    Nefs, kalbdeki imanın nuru ile gafletten uyandığı nisbette nura-niyet kazanır
    Nefs-i levvâme; bir kötülük işlendiği zaman sahibini _levmeder, onu yaptığı işten dolayı kınar Yaptıklarından tevbe eder Âhiret hayatına vardığında da «Ah, diyecek, keske (âhiret) hayatım için ön-den (salih ameller) isteseydim» diye esef duyacaktır (5)

    Üçüncüsü nefs-i mutmainne'dir:
    Bu kötü sıfatlardan temizlenmiş ve ilâhî bir itminana ermiş olan nefistir Kalbin nuru ile tamamen aydınlanmış, kötü sıfatlardan kur-tulmuş ve güzel huylarla bezenmiş ruh demektir

    Zikrullah, aşk-ı ilâhî ve vecd-i, ruhanî ile ilerleyerek Vâcibü'1-Vü-cud'a yükselip onun marifeti önünde karar kılar Allah'tan başka-sından müstağni olur
    Nefs-i mutmainne sahiplerine, vefat edeceği zaman «Ey itmina-na ermiş ruh, sen Rabbinden razı o da senden razı olarak dön Rahhi-ne» (6), denilecektir

    Bir gün Peygamber Efendimiz'in huzurunda bu âyetler okunmuş-tu Hazret-i Ebû Bekir:
    «Bu hakikaten güzel» dedi

    Resûl-i Ekrem:
    «Haberin olsun, melek onu sana ölümün sırasında söyleyecektir» buyurdu
    Nefs-i mutmainne sahibinin ruhu, bu zevkli hitap karşısında be-denden ayrılır Bunun peşinden «Haydi gir kullarımın içine» Duyuru-larak ervah alemindeki mukarrebler sırasında; ebedî hayata kalktığı zaman, sâlihler zümresine girer ve nihayet «Gir cennetime» buyuru-lur O zümredekilerle beraber cennete girerek saadete nail olur

    Peygamber, nefs-i mutmainne makamından râdiye, merdiyye, mülheme, zekiyyeye yücelir Onlarda, nefs-i emmârenin eseri görül-mez

    Dördüncü, nefs-i râdiye, sonra nefs-i merdiyye, nefs-i mülheme ve nefs-i zekiyye gelmektedir
    İnsan ibadetlerle ve nefsin murakahesiyle kemâle ermekte, cen-nete girmeye hak kazanmaktadır

    Alıntı



  4. 16.Mayıs.2011, 03:05
    2
    Özel Üye



    Nefis murakebesi
    [Hutbe] Nefis murakebesi


    Muhterem Müslümanlar!

    Yaratılmışların efendisi bulunan insanın benliğine; melekî has-let olarak akü, behimi sıfat olarak nefs durulup yoğurulmuş ye bu âleme gönderilmiştir Nefs, ıslah edilmediği zaman insan için en bü-yük düşman olur
    Nefsin nevasını, aklın muhtevası için de kontrol altına almak ve murakabe etmek dinimizin kat'î emridir
    Nefsin zulmânîliği, iman ve ibadetin envârı ile temizlenebilir Nefs, ejderi, akü ipiyle bağlanıp İslâmî edeple ıslah edümelidir
    Öldürücü zehirlerden ıstırapları dindirecek üâç imâl edilmekte-dir, islâm lâboratuvarı, en mühlik bir kuvvet olan nefisten manevî ke-mâl için faydalanma imkânı bulmuş ve bunun vasıflarını açıklamış-tır
    Nefsin isteklerine menfî cevap verip, müsbet ve menfî duygula-rın sürtünmesiyle kalb elektriğini aydınlatmak, lâtâif kandillerini ısıtmak mümkündür
    Lügat bakımından ruh, can, cesed, hevâ ve heves bir şeyin haki-kati mânalarında kullanılan nefs; şer'î bakımdan «Şehvetin, gadabın ve kötü duyguların mebdei» diye tarif edilmiştir
    Nefs, tek bir şeydir Onun sıfatlan çoktur Şehvet, Öfke ve kin gibi cihetlere yöneldiği zaman «Kötülükle emreden nefs» olur ilâhî âleme, ibadet ve salih amellere meylettiğinde «Nefs-i mutmainne» hâline gelebilir Bu değisiK arzuların arasında kâh zulmânî, kâh nu-rânî görüntüleri olur Velayetin en yüce mertebesinde bile nefsin te-siri eksik olmaz Fakat zarar verecek halden çıkmış bulunur
    Mikrobun bulaşmasına karşı, o mikroptan elde edilen, aşının ko-ruyucu hâle geldiği gibi ıslah olmuş bir nefs de zarar yerine fayda verecek hâle gelir
    Nefsin başlıca yedi sıfatı vardır Bunları, en çok zararlıdan bağ-lamak suretiyle şöyle sıralayabiliriz:
    Nefs-i enımâre:
    Bu sıfattaki nefis, vücudun tabiatına meyleder, şehvetle emreder ve kalbi süflî tarafa, çekip götürür
    Nefs-i emmâre her türlü kötülüğün kaynağıdır «Nefs, olanca şid-detiyle kötülüğü emredendir» (İ)
    Nefs, şehvanî arzulara, şeytanî heveslere, itiraz göstermeden tâbi oldukça «Emmâre» dir
    Bu sıfattaki nefs, kendi hâline bırakıldığı zaman, ancak şer pe-şinde koşar, Cenâb-ı Hakk'ın inayeti ve hıfz-ı ilâhîsi olursa sıfatını değiştirir
    Nefs-i emmâreye uymak ne fena, Hep anındır, bu emârât-ı hcvâ
    İnsanın nefisle olan en çetin mücadelesi, «Emmâre» sıfatında bu-lunduğu devredir
    Nefs-i emmâre, insan ile Allah arasında en büyük perdedir Bu sebeple nefsânî arzulara muhalefet Cenâb-ı Hakk'a yapılacak ibadet-lerin en büyüğüdür
    Nefs-i emmâre, insanın en büyük düşmanıdır Onun ıslahı ise is-teklerine muhalefet etmekle kabildir

    Efendimiz buyuruyor ki:
    «Şiddetli (pehlivan) güreşte (hasmını yenen) değil, ancak öfke zamanında nefsine sahip olandır» (2)
    Nefs pehlivanı, arzuları temin edildikçe kuvvet kazanır ve zapt-edilemez hâle gelir İnsanın karşısına dikilerek meydan okur
    İmandan kuvvetini, îslâmdan istikametini alan akl-ı selim sa-hipleri, zamanını üçe ayırıp birinde Cenâb-ı Hakk'a ibadet; diğerinde nefsi muhasebe ve kontrol; bir diğerinde de yeyip içmelerle ilgili iş-lere gayret göstermelidir

    Efendimiz bir hadîs-i şeriflerinde şöyle bu-yurmaktadır:
    «Akıllı, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonra için çalışandır Âciz, nefsini hevâsına tâbi kılan ve Allah'tan bâtıl şeyler arzu eden-dir» (3)

    Nefs, şeytanla ittifak hâlinde çalıştığı için daima insana tuzak hazırlar Hadiselerin dışını, şehvanî zevklerle süsler, bunların içinde âhiretin felâketlerini gizler
    Mü'nıin, bir yılan deliğinden iki defa ısırılmayacak kadar uyanık olacaktır Havf-ı ilâhî kalbinden çıkmazsa nefs yılanına kendini tek-rar ısırtmamış olur

    Efendimiz buyuruyor ki:
    «Nerede olursan ol, Allah'tan kork İşlediğin bir günâhın peşin-den onu mahvedecek bir iyilik yap İnsanlarla güzel ahlâklı olarak muaşeret et» (4)
    İkincisi nefs-i evvâme'dir:
    Nefs, kalbdeki imanın nuru ile gafletten uyandığı nisbette nura-niyet kazanır
    Nefs-i levvâme; bir kötülük işlendiği zaman sahibini _levmeder, onu yaptığı işten dolayı kınar Yaptıklarından tevbe eder Âhiret hayatına vardığında da «Ah, diyecek, keske (âhiret) hayatım için ön-den (salih ameller) isteseydim» diye esef duyacaktır (5)

    Üçüncüsü nefs-i mutmainne'dir:
    Bu kötü sıfatlardan temizlenmiş ve ilâhî bir itminana ermiş olan nefistir Kalbin nuru ile tamamen aydınlanmış, kötü sıfatlardan kur-tulmuş ve güzel huylarla bezenmiş ruh demektir

    Zikrullah, aşk-ı ilâhî ve vecd-i, ruhanî ile ilerleyerek Vâcibü'1-Vü-cud'a yükselip onun marifeti önünde karar kılar Allah'tan başka-sından müstağni olur
    Nefs-i mutmainne sahiplerine, vefat edeceği zaman «Ey itmina-na ermiş ruh, sen Rabbinden razı o da senden razı olarak dön Rahhi-ne» (6), denilecektir

    Bir gün Peygamber Efendimiz'in huzurunda bu âyetler okunmuş-tu Hazret-i Ebû Bekir:
    «Bu hakikaten güzel» dedi

    Resûl-i Ekrem:
    «Haberin olsun, melek onu sana ölümün sırasında söyleyecektir» buyurdu
    Nefs-i mutmainne sahibinin ruhu, bu zevkli hitap karşısında be-denden ayrılır Bunun peşinden «Haydi gir kullarımın içine» Duyuru-larak ervah alemindeki mukarrebler sırasında; ebedî hayata kalktığı zaman, sâlihler zümresine girer ve nihayet «Gir cennetime» buyuru-lur O zümredekilerle beraber cennete girerek saadete nail olur

    Peygamber, nefs-i mutmainne makamından râdiye, merdiyye, mülheme, zekiyyeye yücelir Onlarda, nefs-i emmârenin eseri görül-mez

    Dördüncü, nefs-i râdiye, sonra nefs-i merdiyye, nefs-i mülheme ve nefs-i zekiyye gelmektedir
    İnsan ibadetlerle ve nefsin murakahesiyle kemâle ermekte, cen-nete girmeye hak kazanmaktadır

    Alıntı






+ Yorum Gönder