Konusunu Oylayın.: Bazı hadislerde Peygamberimizin (asm) kendisini övdüğü görülmektedir. Bunun hikmeti nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bazı hadislerde Peygamberimizin (asm) kendisini övdüğü görülmektedir. Bunun hikmeti nedir?
  1. 14.Mayıs.2011, 14:08
    1
    Misafir

    Bazı hadislerde Peygamberimizin (asm) kendisini övdüğü görülmektedir. Bunun hikmeti nedir?






    Bazı hadislerde Peygamberimizin (asm) kendisini övdüğü görülmektedir. Bunun hikmeti nedir? Mumsema Bazı hadislerde Peygamberimizin (asm) kendisini övdüğü görülmektedir. Bunun hikmeti nedir?


  2. 14.Mayıs.2011, 14:12
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Bazı hadislerde Peygamberimizin (asm) kendisini övdüğü görülmektedir. Bunun hikmeti nedir?




    Hakk’ın murad ve kelamına tercüman olma vazifesiyle gönderilmiş bulunan Peygamberimiz (sav), Allah’ın kendine ikram ettiği bütün mazhariyetlerin şuûrundaydı ve tahdîs-i nimet -şükür niyetiyle Hakk’ın nimetlerini ilân- sadedinde bunları izharda da sakınca görmezdi. Nitekim Allah'ın nimetlerini anlatmak da onun görevleri arasındaydı:
    "Rabbinin nimetlerini ise durmayıp söyle!" (Duha, 93/11)
    Bu nedenle Resûlullah (asm)'ın hayatı boyunca mazhar olduğu maddî ve manevî lütufları, nimetleri bir şükür ifadesi olarak anmıştır. Zaten böyle ifadelerinden sonra "Övünme yoktur!.." kaydını da eklemiştir. Yani: "Ben bunu övünmek için değil, Allah'ın bana verdiği nimeti bildirmek için söylüyorum." demek istemiştir.
    Resulullah (sav) insanların en şereflisi ve üstünüdür. Peygamber olması cihetiyle kendisinde üstün vasıflar bulunmaktadır. Risaleti yönü ile kendisinde bulunan bu sıfatları anlatması tevazuya zıt değildir. Şahsı hususunda ise o insanların en mütevazisi idi. Bunu, onun sözlerinde ve hayatında görmek mümkündür.
    Ebu Hureyre şunu anlattı: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Benimle benden önce geçen peygamberlerin misali, birtakım evler inşa eden, onları iyi, güzel ve mükemmel yapan, ancak köşelerinden birinde bir kerpiç yeri bırakan bir adamın misali gibidir ki, insanlar dolaşmaya ve binayı beğenmeye başlarlar ve 'Şuraya bir kerpiç koysan da binan tamam olsa..." derler. îşte o kerpiç benim."(1)
    Et-Tufeyl İbn Ubeyy îbn Ka'b'm babası şunu anlattı: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Benim peygamberler arasındaki durumum, güzel ve iyi bir ev yapıp da o evde koymadığı bir kerpicin yerini bırakan kimsenin durumu gibidir. İnsanlar binayı dolaşırlar, onu beğenirler ve "'Bu kerpiç niye konulmamış?' derler. İşte ben, peygamberler arasında o kerpicin yeriyim."(2)
    Enes şöyle anlattı: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu:
    "Ben size babanızdan, çocuğunuzdan ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça (tam manasıyla) iman etmiş olmazsınız."(3)
    Abdullah îbn Hişam şunu anlattı: Peygamber'le (s.a.v.) beraberdik. Rasûlullah, Ömer îbnu'l-Hattab'ın elinden tutuyordu. Ömer O'na:
    "Ya Rasulallah! Sen bana nefsimden (kendimden) başka her şeyden daha sevgilisin." dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.):
    "Hayır! Canım elinde olan Allah'a yemin olsun! Ben sana, nefsinden de daha sevgili olmalıyım." dedi. Ömer:
    "Vallahi, şimdi sen bana nefsimden de sevgilisin." dedi. Peygamber (s.a.v.) şöyle dedi:
    "Ömer! İşte şimdi oldu." buyurdu.(4)
    Bu hadis Buhari'nin Sahih'inde mevcut olup Müslim'in Sahih'inde yoktur. Bu hadisten önceki, hem Buhari'nin hem de Müslim'in sahihlerinde vardır.(5)
    Rasulullah'ın Tevazusu
    Ebu Hureyre (r.a.) şunu anlattı: Bir Müslümanla bir Yahudi münakaşa ettiler. Müslüman:
    "Muhammedi (s.a.v.) alemlere tercih edene yemin olsun." dedi. Yahudi de: "Musa'yı alemlere tercih edene yemin olsun. dedi.
    Müslüman Yahudi'ye kızıp onu tokatladı. Yahudi Rasulullah'a (s.a.v.) geldi ve olanları ona anlattı. Rasulullah (s.a.v.) Müslümanı çağırdı ve ona sordu. Müslüman yaptığını itiraf etti. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
    "Beni, Musa'ya tercih etmeyin. Çünkü kıyamet gününde, insanlar bayılırlar. Ben onların ilk ayılanı olurum ve Musa'yı Arşın ucuna tutunmuş olarak görürüm. Bilmiyorum, o, bayılıp da benden önce ayılan kimseler arasında mıdır? Yoksa Allah Teâlâ'nın istisna kıldığı kimselerden biri midir?" dedi.(6)



  3. 14.Mayıs.2011, 14:12
    2
    Editör



    Hakk’ın murad ve kelamına tercüman olma vazifesiyle gönderilmiş bulunan Peygamberimiz (sav), Allah’ın kendine ikram ettiği bütün mazhariyetlerin şuûrundaydı ve tahdîs-i nimet -şükür niyetiyle Hakk’ın nimetlerini ilân- sadedinde bunları izharda da sakınca görmezdi. Nitekim Allah'ın nimetlerini anlatmak da onun görevleri arasındaydı:
    "Rabbinin nimetlerini ise durmayıp söyle!" (Duha, 93/11)
    Bu nedenle Resûlullah (asm)'ın hayatı boyunca mazhar olduğu maddî ve manevî lütufları, nimetleri bir şükür ifadesi olarak anmıştır. Zaten böyle ifadelerinden sonra "Övünme yoktur!.." kaydını da eklemiştir. Yani: "Ben bunu övünmek için değil, Allah'ın bana verdiği nimeti bildirmek için söylüyorum." demek istemiştir.
    Resulullah (sav) insanların en şereflisi ve üstünüdür. Peygamber olması cihetiyle kendisinde üstün vasıflar bulunmaktadır. Risaleti yönü ile kendisinde bulunan bu sıfatları anlatması tevazuya zıt değildir. Şahsı hususunda ise o insanların en mütevazisi idi. Bunu, onun sözlerinde ve hayatında görmek mümkündür.
    Ebu Hureyre şunu anlattı: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Benimle benden önce geçen peygamberlerin misali, birtakım evler inşa eden, onları iyi, güzel ve mükemmel yapan, ancak köşelerinden birinde bir kerpiç yeri bırakan bir adamın misali gibidir ki, insanlar dolaşmaya ve binayı beğenmeye başlarlar ve 'Şuraya bir kerpiç koysan da binan tamam olsa..." derler. îşte o kerpiç benim."(1)
    Et-Tufeyl İbn Ubeyy îbn Ka'b'm babası şunu anlattı: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Benim peygamberler arasındaki durumum, güzel ve iyi bir ev yapıp da o evde koymadığı bir kerpicin yerini bırakan kimsenin durumu gibidir. İnsanlar binayı dolaşırlar, onu beğenirler ve "'Bu kerpiç niye konulmamış?' derler. İşte ben, peygamberler arasında o kerpicin yeriyim."(2)
    Enes şöyle anlattı: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu:
    "Ben size babanızdan, çocuğunuzdan ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça (tam manasıyla) iman etmiş olmazsınız."(3)
    Abdullah îbn Hişam şunu anlattı: Peygamber'le (s.a.v.) beraberdik. Rasûlullah, Ömer îbnu'l-Hattab'ın elinden tutuyordu. Ömer O'na:
    "Ya Rasulallah! Sen bana nefsimden (kendimden) başka her şeyden daha sevgilisin." dedi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.):
    "Hayır! Canım elinde olan Allah'a yemin olsun! Ben sana, nefsinden de daha sevgili olmalıyım." dedi. Ömer:
    "Vallahi, şimdi sen bana nefsimden de sevgilisin." dedi. Peygamber (s.a.v.) şöyle dedi:
    "Ömer! İşte şimdi oldu." buyurdu.(4)
    Bu hadis Buhari'nin Sahih'inde mevcut olup Müslim'in Sahih'inde yoktur. Bu hadisten önceki, hem Buhari'nin hem de Müslim'in sahihlerinde vardır.(5)
    Rasulullah'ın Tevazusu
    Ebu Hureyre (r.a.) şunu anlattı: Bir Müslümanla bir Yahudi münakaşa ettiler. Müslüman:
    "Muhammedi (s.a.v.) alemlere tercih edene yemin olsun." dedi. Yahudi de: "Musa'yı alemlere tercih edene yemin olsun. dedi.
    Müslüman Yahudi'ye kızıp onu tokatladı. Yahudi Rasulullah'a (s.a.v.) geldi ve olanları ona anlattı. Rasulullah (s.a.v.) Müslümanı çağırdı ve ona sordu. Müslüman yaptığını itiraf etti. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
    "Beni, Musa'ya tercih etmeyin. Çünkü kıyamet gününde, insanlar bayılırlar. Ben onların ilk ayılanı olurum ve Musa'yı Arşın ucuna tutunmuş olarak görürüm. Bilmiyorum, o, bayılıp da benden önce ayılan kimseler arasında mıdır? Yoksa Allah Teâlâ'nın istisna kıldığı kimselerden biri midir?" dedi.(6)



  4. 14.Mayıs.2011, 14:12
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Bazı hadislerde Peygamberimizin (asm) kendisini övdüğü görülmektedir. Bunun hikmeti nedir?

    Ebu Hureyre şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Bir kimsenin, benim Yunus Ibn Metta'dan daha hayırlı olduğumu söylemesi uygun değildir."(7)
    Hz. Ömer şunu anlattı: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Hristiyanların İsa İbn Meryem'i övdükleri gibi beni övmeyin. Ben sadece bir kulum. Siz: Allah'ın kulu ve Rasülü deyin."(8)
    Hz. Aişe'ye (r.a.) şöyle soruldu:
    "Rasulullah (s.a.v.) evine girdiğinde ne yapardı?" Hz. Aişe (r.a) şu cevabı verdi:
    "Ailesinin hizmetlerinde bulunur, namaz vakti geldiği zaman da kalkıp namaz kılardı."
    Enes şunu rivayet etti: Bir adam:"Muhammed! Efendimiz! Efendimizin oğlu! Bizim en hayırlımız! En hayırlımızın oğlu!" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
    "Ey cemaat! Her zaman nasıl konuşuyorsanız, öyle konuşun! Şeytan sizi saptırmasın! Ben, Abdullah'ın oğlu Muhammed'im. Ben Allah'ın kulu ve Rasulü'yüm. Vallahi! Sizin beni bulunduğum derecenin üzerine çıkarmanızı sevmem." dedi.(9)
    el-Bera şöyle dedi:
    "Rasulullah'ı (s.a.v.) Hendek gününde toprak taşırken gördüm. Toprak, karnının beyazını örtmüştü."
    Enes şunu söyledi:
    "Hiçbir şahıs onlara Rasulullah'tan (s.a.v.) daha sevgili değildi. O'nu gördükleri zaman, ayağa kalkılmasından hoşlanmadığını bildikleri için, ayağa kalkmazlardı."
    el-Hasen, Rasulullah'ı (s.a.v.) anlatırken şöyle dedi:
    "Hayır vallahi! O'nun için kapılar kapanmaz, karşısında kapıcılar dikilmez, sabah akşam ona kazanlarla yemek götürülmezdi. Fakat O, gizlisi olmayan açık birisiydi. Allah'ın Rasulü'yle görüşmek isteyen birisi O'nunla görüşebilirdi. Yere oturur, yemeği yere konulurdu. Kalın ve kaba şeyler giyer, eşeğe biner, hayvanının terkisine adam alır ve vallahi elini yalardı."
    Kays îbn Hazim şunu anlattı: Bir adam Peygamber'e (s.a.v.) geldi. O'nun karşısında durunca adam korkudan titremeğe başladı. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
    "Korkma rahat ol. Ben kral değilim. Beri ancak Küreyş'ten kuru et yiyen bir kadının oğluyum." dedi.(10)
    Yine Enes anlattı:


  5. 14.Mayıs.2011, 14:12
    3
    Editör
    Ebu Hureyre şöyle dedi: Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Bir kimsenin, benim Yunus Ibn Metta'dan daha hayırlı olduğumu söylemesi uygun değildir."(7)
    Hz. Ömer şunu anlattı: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Hristiyanların İsa İbn Meryem'i övdükleri gibi beni övmeyin. Ben sadece bir kulum. Siz: Allah'ın kulu ve Rasülü deyin."(8)
    Hz. Aişe'ye (r.a.) şöyle soruldu:
    "Rasulullah (s.a.v.) evine girdiğinde ne yapardı?" Hz. Aişe (r.a) şu cevabı verdi:
    "Ailesinin hizmetlerinde bulunur, namaz vakti geldiği zaman da kalkıp namaz kılardı."
    Enes şunu rivayet etti: Bir adam:"Muhammed! Efendimiz! Efendimizin oğlu! Bizim en hayırlımız! En hayırlımızın oğlu!" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
    "Ey cemaat! Her zaman nasıl konuşuyorsanız, öyle konuşun! Şeytan sizi saptırmasın! Ben, Abdullah'ın oğlu Muhammed'im. Ben Allah'ın kulu ve Rasulü'yüm. Vallahi! Sizin beni bulunduğum derecenin üzerine çıkarmanızı sevmem." dedi.(9)
    el-Bera şöyle dedi:
    "Rasulullah'ı (s.a.v.) Hendek gününde toprak taşırken gördüm. Toprak, karnının beyazını örtmüştü."
    Enes şunu söyledi:
    "Hiçbir şahıs onlara Rasulullah'tan (s.a.v.) daha sevgili değildi. O'nu gördükleri zaman, ayağa kalkılmasından hoşlanmadığını bildikleri için, ayağa kalkmazlardı."
    el-Hasen, Rasulullah'ı (s.a.v.) anlatırken şöyle dedi:
    "Hayır vallahi! O'nun için kapılar kapanmaz, karşısında kapıcılar dikilmez, sabah akşam ona kazanlarla yemek götürülmezdi. Fakat O, gizlisi olmayan açık birisiydi. Allah'ın Rasulü'yle görüşmek isteyen birisi O'nunla görüşebilirdi. Yere oturur, yemeği yere konulurdu. Kalın ve kaba şeyler giyer, eşeğe biner, hayvanının terkisine adam alır ve vallahi elini yalardı."
    Kays îbn Hazim şunu anlattı: Bir adam Peygamber'e (s.a.v.) geldi. O'nun karşısında durunca adam korkudan titremeğe başladı. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.):
    "Korkma rahat ol. Ben kral değilim. Beri ancak Küreyş'ten kuru et yiyen bir kadının oğluyum." dedi.(10)
    Yine Enes anlattı:


  6. 14.Mayıs.2011, 14:12
    4
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Bazı hadislerde Peygamberimizin (asm) kendisini övdüğü görülmektedir. Bunun hikmeti nedir?

    "Bazan Medine'deki çocuklar gelip Rasulullah'm (s.a.v.) elini tutarlardı. Rasulullah (s.a.v.) elini çocuğun elinden çeker çekmez, O'nu istedikler yere götürürlerdi [Rasulullah (s.a.v.) çocukların gittiği yere giderdi]."
    İbn Ebî Evfa şöyle dedi:
    "Rasulullah (s.a.v.) dul ve yoksullarla birlikte yürümekten çekinmez ve onlara karşı kibirlenmezdi. Onların ihtiyaçlarını yerine getirirdi."
    Hz. Aişe (r.a) şöyle anlattı:
    "Ya Rasulellah! Allah beni sana feda kılsın. Bir şeye yaslanarak yemek ye, çünkü bu senin için daha rahat olur." dedim. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): "Hayır! Ben kulun yemek yediği gibi yer, kulun oturduğu gibi otururum." dedi.11
    Yine Hz. Aişe (r.a.) şunu anlattı: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Melek bana gelip: 'Rabb'in sana selam edip: Dilersen kul nebisi, dilersen mülk nebisi ol, diyor.' dedi. Cebrail'e baktım. Bana: Alçak gönüllü ol, dedi. Ben de: 'Kul nebisi olmak istiyorum.' dedim."12
    Dipnotlar:
    1. Buharî, Sahih, kitabu'l-menakib, 18 hadis no: 3534; Müslim, Sahih, kita-bu'l-fedail, 7, hadis no: 23; Beyhakî, Sünenü'l-Kübra, 9/5; Delailu'n-Nubuvve, 1/365, 366; İmam Ahmed, Musned, 3/361
    2. Önceki dipnota bakınız. Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 328-329.
    3. Buhari, Sahih, 1/10; Müslim, Sahih, kitabu'l-iman, 70; Nesaî, Sünen, 8/114; İbn Mace, Sünen, 67; İmam Ahmed, Musned, 3/207, 275, 278; Hakim, Mustedrek, 2/486.
    4. Buhari, Sahih, 8/169; Tırmızî, Sünen, 3047; İmam Ahmed, Musned, 5/293; Ta-rıhu Îbn Asakır, 5/389; Zubeydİ, İthaf, 9/547
    5. Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 333-334.
    6. Beyhakî, Delaılu'n-Nubuvve, V/492; İbn Kesir, el-Bidaye ve'n-Nıhaye, I/248 Kadı lyad, eş-Şifa, 1/439.
    7. Buharî, Sahih, İV/193, VI/71, 92; Müslim, Sahih, kitabu'l-fedail, 167; Ebu Davud, Sünen, kitabu's-sunne, bab: 13; Ahmed, Musned, H/405; Beyhakî, Delailu'n-Nubuvve, V7 495.
    8. Buharî, Sahih, İV/204, VIII/210; Müslim, Sahih, kitabu'l-kader, bab: 7; Abdur-rezzak Musannef, 19757, Beyhakî, Delailu'n-Nubuvve, V/498; Ahmed, Musned, I/23, 24; Tir-mizî, Şemail, 172.
    9. Buharı, 111/201, Vll/32; Taberanî, Mu'cemul-Kebır, XI/120; İbn Hıbban, Sahih, 1064; İbn Sa'd, Tabakatul-Kubra, 1/95,107; İbn Adıyy, el-Kamıl, İV/1352, V/1688, 1937.
    10. Hakim, Müstedrek, H/466; Hatib, Tarih, VI/277, 279; Zebîdî,- İthafu's-Sadeti1!-Muttakîn, VI1/142; Heysemî, Mecmau'z-Zevaid, IX/20.
    11. Bağavî, Şerhu's-Sunne, XI/287.
    12. Bağavî, Şerhu's-Sunne, XII/249; imam Ahmed, Musned, 11/231; İbn Hibban, Sahih, 2137 (Mevarid); Munzirî, Terğıb ve't-Terhib, İV/196; Zebidî, Ithafu's-Sadetİ'l-Muttakîn, VII/116.

    (Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi)


  7. 14.Mayıs.2011, 14:12
    4
    Editör
    "Bazan Medine'deki çocuklar gelip Rasulullah'm (s.a.v.) elini tutarlardı. Rasulullah (s.a.v.) elini çocuğun elinden çeker çekmez, O'nu istedikler yere götürürlerdi [Rasulullah (s.a.v.) çocukların gittiği yere giderdi]."
    İbn Ebî Evfa şöyle dedi:
    "Rasulullah (s.a.v.) dul ve yoksullarla birlikte yürümekten çekinmez ve onlara karşı kibirlenmezdi. Onların ihtiyaçlarını yerine getirirdi."
    Hz. Aişe (r.a) şöyle anlattı:
    "Ya Rasulellah! Allah beni sana feda kılsın. Bir şeye yaslanarak yemek ye, çünkü bu senin için daha rahat olur." dedim. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.): "Hayır! Ben kulun yemek yediği gibi yer, kulun oturduğu gibi otururum." dedi.11
    Yine Hz. Aişe (r.a.) şunu anlattı: Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
    "Melek bana gelip: 'Rabb'in sana selam edip: Dilersen kul nebisi, dilersen mülk nebisi ol, diyor.' dedi. Cebrail'e baktım. Bana: Alçak gönüllü ol, dedi. Ben de: 'Kul nebisi olmak istiyorum.' dedim."12
    Dipnotlar:
    1. Buharî, Sahih, kitabu'l-menakib, 18 hadis no: 3534; Müslim, Sahih, kita-bu'l-fedail, 7, hadis no: 23; Beyhakî, Sünenü'l-Kübra, 9/5; Delailu'n-Nubuvve, 1/365, 366; İmam Ahmed, Musned, 3/361
    2. Önceki dipnota bakınız. Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 328-329.
    3. Buhari, Sahih, 1/10; Müslim, Sahih, kitabu'l-iman, 70; Nesaî, Sünen, 8/114; İbn Mace, Sünen, 67; İmam Ahmed, Musned, 3/207, 275, 278; Hakim, Mustedrek, 2/486.
    4. Buhari, Sahih, 8/169; Tırmızî, Sünen, 3047; İmam Ahmed, Musned, 5/293; Ta-rıhu Îbn Asakır, 5/389; Zubeydİ, İthaf, 9/547
    5. Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi: 333-334.
    6. Beyhakî, Delaılu'n-Nubuvve, V/492; İbn Kesir, el-Bidaye ve'n-Nıhaye, I/248 Kadı lyad, eş-Şifa, 1/439.
    7. Buharî, Sahih, İV/193, VI/71, 92; Müslim, Sahih, kitabu'l-fedail, 167; Ebu Davud, Sünen, kitabu's-sunne, bab: 13; Ahmed, Musned, H/405; Beyhakî, Delailu'n-Nubuvve, V7 495.
    8. Buharî, Sahih, İV/204, VIII/210; Müslim, Sahih, kitabu'l-kader, bab: 7; Abdur-rezzak Musannef, 19757, Beyhakî, Delailu'n-Nubuvve, V/498; Ahmed, Musned, I/23, 24; Tir-mizî, Şemail, 172.
    9. Buharı, 111/201, Vll/32; Taberanî, Mu'cemul-Kebır, XI/120; İbn Hıbban, Sahih, 1064; İbn Sa'd, Tabakatul-Kubra, 1/95,107; İbn Adıyy, el-Kamıl, İV/1352, V/1688, 1937.
    10. Hakim, Müstedrek, H/466; Hatib, Tarih, VI/277, 279; Zebîdî,- İthafu's-Sadeti1!-Muttakîn, VI1/142; Heysemî, Mecmau'z-Zevaid, IX/20.
    11. Bağavî, Şerhu's-Sunne, XI/287.
    12. Bağavî, Şerhu's-Sunne, XII/249; imam Ahmed, Musned, 11/231; İbn Hibban, Sahih, 2137 (Mevarid); Munzirî, Terğıb ve't-Terhib, İV/196; Zebidî, Ithafu's-Sadetİ'l-Muttakîn, VII/116.

    (Abdurrahman İbnü’l-Cevzi, Ashâbın Dilinden Peygamberimizin Hayatı, Uysal Kitabevi)





+ Yorum Gönder