Konusunu Oylayın.: Şeyh Saidi Paloyi'nin manevi mertebesi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Şeyh Saidi Paloyi'nin manevi mertebesi?
  1. 13.Mayıs.2011, 18:52
    1
    Misafir

    Şeyh Saidi Paloyi'nin manevi mertebesi?






    Şeyh Saidi Paloyi'nin manevi mertebesi? Mumsema bir web adresi veye bilgi istiyorum


  2. 13.Mayıs.2011, 18:52
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 16.Mayıs.2011, 03:07
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Şeyh Saidi Paloyi'nin manevi mertebesi?




    Şeyh Said Kimdir?


    4 07.01.2011 Şeyh Said’in ailesi köklü ve büyük ailelerdendir. Ailesi daha Osmanlı Padişahı 4. Murat döneminde, zalimlerin saldırılarıyla karşılaşır. Sultan 1639’da Şeyh Said’in dedesi Seyyid Haşim’i katleder. Dedesi gibi katliama uğrayan Şeyh Said Efendi Kimdir?
    Kürtler arasında Şeyh Saide Kal olarak tanınan, 1925 Direnişi’nin önderliği konumundaki Mehmet Saidî Paloyî, yaşamı ve kişiliğiyle günümüzde de tartışma konusu olmaya devam ediyor. Kürdistan'ın etkin Şeyh ailelerinden Şeyh Ali Paloyî (Septi)'nin torunu olan, Nakşibendi tarikatının postnişini Şeyh Said'in anlaşılması aile çevresinin anlaşılmasıyla mümkündür.

    Şeyh Said Kürdistan'ın en etkin Şeyh ailelerinden birisi olan Şeyh Ali Paloyî ailesindendir. Şeyh Ali Paloyî ise, Kadiri Şeyhlerinden Şeyh Haci Hüseyin'in torunudur. Şeyh Hacı Hüseyin'in Berzenci ailesinden olduğu söylenmektedir. Şeyh Hacı Hüseyin'in torunu olan Şeyh Ali Paloyî, Süleymaniye'den dini eğitim almak için Şam'a gider. Gençliğinde Amed ve Cizre'de belli bir süre eğitim gören Şeyh Ali, daha sonraları ise Şam'da Mevlana Xalid ve onun kardeşi Şeyh Mahmut Sohip tarafından beş yıl süreyle eğitilir. Ardından Mevlana Xalid tarafından Amed, Palo taraflarına gönderilir.

    Ancak, Osmanlı devletinin baskıları sonucu Palo'da tutunamaz, Muş ve Bitlis taraflarına gider. Burada birçok Kadiri Şeyhinin Nakşibendi tarikatına girmeleri için ikna eder. Daha sonraları Amed'de Septi Köyüne yerleşir. Septi ismini buradan alır. Kısa bir süre sonra Palo merkezine yerleşir. Bölgedeki beyler ve aile çevresindeki kimi bireylerle çelişkilerinden dolayı, Xınıs'a gider. Ancak kısa bir süre sonra Palo'ya geri döner. Palo'da vefat eden Şeyh Ali, bölgede Nakşibendi tarikatının gelişmesini sağlayan kişidir. Türbesi Palo'da bulunan Şeyh Ali, "kerametleri" ile halk arasında halen ziyaret edilip anılmaktadır.

    Şeyh Ali'nin beş çocuğu olur. Bunlardan en büyüğü olan Şeyh Mahmut hem dini eğitim vermekte hem de ticaretle uğraşmaktaydı. Büyük hayvan sürüleri bulunan Şeyh Mahmut, sürüleri için zamanla geniş otlaklara ihtiyaç duyar. Bu ihtiyacını karşılamak için yaylalık alanlar açısından en güzel yer olan Xınıs diyarına göç eder. Xınıs'a yaylaya gittikten sonra Kolhesar Köyüne yerleşir ve burayı mesken tutar.

    Şeyh Mahmut'un kardeşi Şeyh Hasan, Palo'da, Şeyh Mahmut ise Xınıs'ta dini faaliyetlerini sürdürürler. Babaları Şeyh Ali gibi bölgede Nakşibendiliğin gelişmesinde etkili olurlar. Gerek Şeyh Ali, gerekse de oğulları onlarca halife atayarak, Muş’tan Elazığ'a, Erzurum'dan Amed'e kadar geniş bir alanda dini otorite haline gelirler. Nakşibendîliğin (Xalidiliğin) genel gelişimi ile paralel olarak sözkonusu alanda etkin olan Şeyh Ali ve oğulları, onlarca şeyh yüzlerce molla yetiştirerek dini etkinliklerini sürdürürken, aynı zamanda sosyal ve siyasal bir etkinlik de kazanıyorlardı. Gerek kitle ile geliştirdikleri ilişkiler, gerekse de aşiret reisleri ve aşiretler arasındaki çatışmalardaki uzlaştırıcı konumlarıyla önemli bir siyasal güç haline gelmişlerdi

    Böylesi bir ortamda 1865 yılında dünyaya gelen Şeyh Said, Şeyh Mahmud'un en büyük oğluydu. Daha küçük yaşlarda aile çevresinden, özellikle amcası Şeyh Hasan'dan medrese öğrenimi gördü. Palo, Muş, Malazgirt ve Xınıs'ta çeşitli öğrenimlerden geçti. Gençliğinde babasının Xınıs'a yerleşmesiyle o da Xınıs'a gitti. Dini eğitiminin yanısıra, klasik Kürt Şairlerinden Ali Hariri ve Melayî Ciziri, Ehmede Xane, Feqiye Teyran, Mele Exmede Bate gibi birçok yetişmiş kürt Şahsiyetlerin eserleriyle tanıştı, ilerleyen süreçte İran’ı, Azerbaycan'ı, Arap ülkelerini ve Ortadoğu'yu gezdi.

    Babasının ölümünden sonra ailesinin ve medresesinin başına geçti. Dedesinden kalan postnişinlik vasıtasıyla da Şeyh Ali ailesinin ve medresesinin en etkili ve otoriter ismi oldu. Olgun ve ağırbaşlı kişiliğiyle tanınan Şeyh Said, gerek Ortadoğu'yu ve bölge ülkelerini gezmiş olması ve gerekse de kapsamlı bir dini-sosyal eğitimden geçmesinden dolayı, bölgede oldukça tanınan saygın ve sevilen bir sima oldu.

    Hamidiye Alayları'nın reisleri ile de kimi ilişkiler geliştiren Şeyh Said bu ilişkiler sürecinde etkinliğini daha da arttırdı.

    Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta da; Şeyh Said'in Ermeni katliamında geliştirdiği tavırdır. Serhad'taki birçok Şeyh ailesi ve aşiret önceleri Abdühamit yönetimiyle daha sonralarıysa Teşkilat-ı Mahsusa ile geliştirdikleri yoğun ilişkiler sonucunda bu katliamlar-da etkin rol aldıkları biliniyor. Ancak Şeyh Said'in bu katliamlara karşı çıktığı, bu katliamların gerçekleşmesi karşısında büyük rahatsızlıklar duyduğu bir gerçek. Abdülhamit ve ittihatçıların geliştirdikleri Ermeni katliamından tiksinti duyan Şeyh, işlerin çığırından çıktığını görünce 1915 yılında Piran'da (Dicle) kardeşi Şeyh Abdürrahim'in yanına gider. Bu konuda A. Melik Fırat "Kürt dini kesimlerinin bu katliamlara karşı çıktıklarına dair, bilhassa Şeyh Said'in karşı çıktığına dair, resmi bir kaydın İstanbul’da bulunan Ermeni Patrikhanesinde bulunduğunu tahmin ediyorum", demektedir.

    Bu konuda benzeri bir görüşü Hasan Yıldız, Prof, M. A. Hasretyan'ın P. Y. Fiuslyrsjnk Haysıp'a dayandırdığı görüşleri temel alarak şöyle dile getirmektedir: "Din devleti kuracağı söylenen Şeyh Said'in, o dönemde Ermenilere karşı gösterdiği yaklaşım, O'nun hiç de fanatik biri olmadığını gösterir. Bu topraklar üzerinde eskiden beri Ermeniler'e karşı süren devlet politikası O'nun döneminde en az seviyeye inmiş, 'Kürtler'in Ermenilere dokunmamalarını, dokunanların akıbetlerinin çok kötü olacağını söylemiştir. Bu nedenle Şeyh Said'in dini kişiliğine bakıp 1925 Direnişi’nin önyargılı bir şekilde yargılamak maksatlı bir çalışmanın ürünü olabilir. Bunun örneklerine resmi tarih kültürü içinde rastlamaktayız." (58)

    Büyük hayvan sürüleri bulunan Şeyh Said, bu sürülerden, onların ticaretinden sağladığı gelirle yaşamını sürdürüyordu. Oğlu Şeyh Ali Rıza Efendi vasıtasıyla geliştirdiği bu ticareti, Halep üzerinden gerçekleştiriyordu. Halep'e kadarki geniş coğrafyada tanınan Şeyh Said burada kurduğu kimi ilişkilerle sürecin politik gelişmelerini takip etme olanağını da elde ediyordu.

    2 defa evlenmiş olan Şeyh Said, Cibranlı Halit Beyin (aynı zamanda teyzesinin oğlu) kızkardeşiyle evlenmişti. Şeyh Said ve aile çevresi, yörenin aşiret reisleri, Şeyhleri ile kız alıp verme yoluyla güçlü siyasal ilişkiler de geliştirmişlerdi. Bu evlilik ilişkileri Şeyh Ali ailesinin gücüne güç katıyordu. Kardeşleri Şeyh Bahaddin, Şeyh Tahar, Şeyh Mehdi ve Şeyh Abdürrahim, Şeyh Diyadin ile de ilişkileri bulunan Şeyh Said'in beşi kız, beşi erkek olmak üzere on çocuğu vardı. 1925 Ayaklanmasında adı sıkça geçen Şeyh Ali Rıza ve Şeyh Selahaddin, ayaklanma ve sonrasında etkin isimler oldular. Halen Eğriçayır (Erzurum-Tekman)'da bulunan Şeyh Ahmet Fırat, Şeyh Said'in günümüzde yaşayan tek çocuğudur.


    "Kurtuluş Savaşı" yıllarında bağımsız bir siyasal hareket geliştirmeden, daha çok İstanbul’daki Kürt örgütlenmelerinin yaklaşımlarını gözlemleyen Şeyh Said, zımmen de olsa Kemalist hareketi destekledi. Ancak Kemalist hareketin soykırıma yönelik politik hazırlıkları harekete geçmesini de beraberinde getirdi. Azadi Örgütü ile geliştirdiği bu politik inisiyatif, 1925 Direnişi ile sonuçlandı. Yaşamı boyunca ciddi hiçbir politik çalışma, çatışma ve kargaşaya katılmamış olan Şeyh Said; yaşamının ilk politik eyleminden sonra, 29 Haziran 1925 tarihinde Diyarbakır'da idam edildi.

    Kürtler arasında "kerametleri" ile cesareti ile tanınan Şeyh Said; yetiştiği koşullardaki Kürt sosyal yaşamı göz önüne alındığında ona atfedilen doğaüstü misyon anlaşılırdır. Dönemin ezilen yoksul kürt köylü kitlelerinin umutlarını, özlemlerini ve manevi yaşamlarındaki boşluğu doldurduğu için böylesi bir role layık görülmüştür.



  4. 16.Mayıs.2011, 03:07
    2
    Özel Üye



    Şeyh Said Kimdir?


    4 07.01.2011 Şeyh Said’in ailesi köklü ve büyük ailelerdendir. Ailesi daha Osmanlı Padişahı 4. Murat döneminde, zalimlerin saldırılarıyla karşılaşır. Sultan 1639’da Şeyh Said’in dedesi Seyyid Haşim’i katleder. Dedesi gibi katliama uğrayan Şeyh Said Efendi Kimdir?
    Kürtler arasında Şeyh Saide Kal olarak tanınan, 1925 Direnişi’nin önderliği konumundaki Mehmet Saidî Paloyî, yaşamı ve kişiliğiyle günümüzde de tartışma konusu olmaya devam ediyor. Kürdistan'ın etkin Şeyh ailelerinden Şeyh Ali Paloyî (Septi)'nin torunu olan, Nakşibendi tarikatının postnişini Şeyh Said'in anlaşılması aile çevresinin anlaşılmasıyla mümkündür.

    Şeyh Said Kürdistan'ın en etkin Şeyh ailelerinden birisi olan Şeyh Ali Paloyî ailesindendir. Şeyh Ali Paloyî ise, Kadiri Şeyhlerinden Şeyh Haci Hüseyin'in torunudur. Şeyh Hacı Hüseyin'in Berzenci ailesinden olduğu söylenmektedir. Şeyh Hacı Hüseyin'in torunu olan Şeyh Ali Paloyî, Süleymaniye'den dini eğitim almak için Şam'a gider. Gençliğinde Amed ve Cizre'de belli bir süre eğitim gören Şeyh Ali, daha sonraları ise Şam'da Mevlana Xalid ve onun kardeşi Şeyh Mahmut Sohip tarafından beş yıl süreyle eğitilir. Ardından Mevlana Xalid tarafından Amed, Palo taraflarına gönderilir.

    Ancak, Osmanlı devletinin baskıları sonucu Palo'da tutunamaz, Muş ve Bitlis taraflarına gider. Burada birçok Kadiri Şeyhinin Nakşibendi tarikatına girmeleri için ikna eder. Daha sonraları Amed'de Septi Köyüne yerleşir. Septi ismini buradan alır. Kısa bir süre sonra Palo merkezine yerleşir. Bölgedeki beyler ve aile çevresindeki kimi bireylerle çelişkilerinden dolayı, Xınıs'a gider. Ancak kısa bir süre sonra Palo'ya geri döner. Palo'da vefat eden Şeyh Ali, bölgede Nakşibendi tarikatının gelişmesini sağlayan kişidir. Türbesi Palo'da bulunan Şeyh Ali, "kerametleri" ile halk arasında halen ziyaret edilip anılmaktadır.

    Şeyh Ali'nin beş çocuğu olur. Bunlardan en büyüğü olan Şeyh Mahmut hem dini eğitim vermekte hem de ticaretle uğraşmaktaydı. Büyük hayvan sürüleri bulunan Şeyh Mahmut, sürüleri için zamanla geniş otlaklara ihtiyaç duyar. Bu ihtiyacını karşılamak için yaylalık alanlar açısından en güzel yer olan Xınıs diyarına göç eder. Xınıs'a yaylaya gittikten sonra Kolhesar Köyüne yerleşir ve burayı mesken tutar.

    Şeyh Mahmut'un kardeşi Şeyh Hasan, Palo'da, Şeyh Mahmut ise Xınıs'ta dini faaliyetlerini sürdürürler. Babaları Şeyh Ali gibi bölgede Nakşibendiliğin gelişmesinde etkili olurlar. Gerek Şeyh Ali, gerekse de oğulları onlarca halife atayarak, Muş’tan Elazığ'a, Erzurum'dan Amed'e kadar geniş bir alanda dini otorite haline gelirler. Nakşibendîliğin (Xalidiliğin) genel gelişimi ile paralel olarak sözkonusu alanda etkin olan Şeyh Ali ve oğulları, onlarca şeyh yüzlerce molla yetiştirerek dini etkinliklerini sürdürürken, aynı zamanda sosyal ve siyasal bir etkinlik de kazanıyorlardı. Gerek kitle ile geliştirdikleri ilişkiler, gerekse de aşiret reisleri ve aşiretler arasındaki çatışmalardaki uzlaştırıcı konumlarıyla önemli bir siyasal güç haline gelmişlerdi

    Böylesi bir ortamda 1865 yılında dünyaya gelen Şeyh Said, Şeyh Mahmud'un en büyük oğluydu. Daha küçük yaşlarda aile çevresinden, özellikle amcası Şeyh Hasan'dan medrese öğrenimi gördü. Palo, Muş, Malazgirt ve Xınıs'ta çeşitli öğrenimlerden geçti. Gençliğinde babasının Xınıs'a yerleşmesiyle o da Xınıs'a gitti. Dini eğitiminin yanısıra, klasik Kürt Şairlerinden Ali Hariri ve Melayî Ciziri, Ehmede Xane, Feqiye Teyran, Mele Exmede Bate gibi birçok yetişmiş kürt Şahsiyetlerin eserleriyle tanıştı, ilerleyen süreçte İran’ı, Azerbaycan'ı, Arap ülkelerini ve Ortadoğu'yu gezdi.

    Babasının ölümünden sonra ailesinin ve medresesinin başına geçti. Dedesinden kalan postnişinlik vasıtasıyla da Şeyh Ali ailesinin ve medresesinin en etkili ve otoriter ismi oldu. Olgun ve ağırbaşlı kişiliğiyle tanınan Şeyh Said, gerek Ortadoğu'yu ve bölge ülkelerini gezmiş olması ve gerekse de kapsamlı bir dini-sosyal eğitimden geçmesinden dolayı, bölgede oldukça tanınan saygın ve sevilen bir sima oldu.

    Hamidiye Alayları'nın reisleri ile de kimi ilişkiler geliştiren Şeyh Said bu ilişkiler sürecinde etkinliğini daha da arttırdı.

    Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta da; Şeyh Said'in Ermeni katliamında geliştirdiği tavırdır. Serhad'taki birçok Şeyh ailesi ve aşiret önceleri Abdühamit yönetimiyle daha sonralarıysa Teşkilat-ı Mahsusa ile geliştirdikleri yoğun ilişkiler sonucunda bu katliamlar-da etkin rol aldıkları biliniyor. Ancak Şeyh Said'in bu katliamlara karşı çıktığı, bu katliamların gerçekleşmesi karşısında büyük rahatsızlıklar duyduğu bir gerçek. Abdülhamit ve ittihatçıların geliştirdikleri Ermeni katliamından tiksinti duyan Şeyh, işlerin çığırından çıktığını görünce 1915 yılında Piran'da (Dicle) kardeşi Şeyh Abdürrahim'in yanına gider. Bu konuda A. Melik Fırat "Kürt dini kesimlerinin bu katliamlara karşı çıktıklarına dair, bilhassa Şeyh Said'in karşı çıktığına dair, resmi bir kaydın İstanbul’da bulunan Ermeni Patrikhanesinde bulunduğunu tahmin ediyorum", demektedir.

    Bu konuda benzeri bir görüşü Hasan Yıldız, Prof, M. A. Hasretyan'ın P. Y. Fiuslyrsjnk Haysıp'a dayandırdığı görüşleri temel alarak şöyle dile getirmektedir: "Din devleti kuracağı söylenen Şeyh Said'in, o dönemde Ermenilere karşı gösterdiği yaklaşım, O'nun hiç de fanatik biri olmadığını gösterir. Bu topraklar üzerinde eskiden beri Ermeniler'e karşı süren devlet politikası O'nun döneminde en az seviyeye inmiş, 'Kürtler'in Ermenilere dokunmamalarını, dokunanların akıbetlerinin çok kötü olacağını söylemiştir. Bu nedenle Şeyh Said'in dini kişiliğine bakıp 1925 Direnişi’nin önyargılı bir şekilde yargılamak maksatlı bir çalışmanın ürünü olabilir. Bunun örneklerine resmi tarih kültürü içinde rastlamaktayız." (58)

    Büyük hayvan sürüleri bulunan Şeyh Said, bu sürülerden, onların ticaretinden sağladığı gelirle yaşamını sürdürüyordu. Oğlu Şeyh Ali Rıza Efendi vasıtasıyla geliştirdiği bu ticareti, Halep üzerinden gerçekleştiriyordu. Halep'e kadarki geniş coğrafyada tanınan Şeyh Said burada kurduğu kimi ilişkilerle sürecin politik gelişmelerini takip etme olanağını da elde ediyordu.

    2 defa evlenmiş olan Şeyh Said, Cibranlı Halit Beyin (aynı zamanda teyzesinin oğlu) kızkardeşiyle evlenmişti. Şeyh Said ve aile çevresi, yörenin aşiret reisleri, Şeyhleri ile kız alıp verme yoluyla güçlü siyasal ilişkiler de geliştirmişlerdi. Bu evlilik ilişkileri Şeyh Ali ailesinin gücüne güç katıyordu. Kardeşleri Şeyh Bahaddin, Şeyh Tahar, Şeyh Mehdi ve Şeyh Abdürrahim, Şeyh Diyadin ile de ilişkileri bulunan Şeyh Said'in beşi kız, beşi erkek olmak üzere on çocuğu vardı. 1925 Ayaklanmasında adı sıkça geçen Şeyh Ali Rıza ve Şeyh Selahaddin, ayaklanma ve sonrasında etkin isimler oldular. Halen Eğriçayır (Erzurum-Tekman)'da bulunan Şeyh Ahmet Fırat, Şeyh Said'in günümüzde yaşayan tek çocuğudur.


    "Kurtuluş Savaşı" yıllarında bağımsız bir siyasal hareket geliştirmeden, daha çok İstanbul’daki Kürt örgütlenmelerinin yaklaşımlarını gözlemleyen Şeyh Said, zımmen de olsa Kemalist hareketi destekledi. Ancak Kemalist hareketin soykırıma yönelik politik hazırlıkları harekete geçmesini de beraberinde getirdi. Azadi Örgütü ile geliştirdiği bu politik inisiyatif, 1925 Direnişi ile sonuçlandı. Yaşamı boyunca ciddi hiçbir politik çalışma, çatışma ve kargaşaya katılmamış olan Şeyh Said; yaşamının ilk politik eyleminden sonra, 29 Haziran 1925 tarihinde Diyarbakır'da idam edildi.

    Kürtler arasında "kerametleri" ile cesareti ile tanınan Şeyh Said; yetiştiği koşullardaki Kürt sosyal yaşamı göz önüne alındığında ona atfedilen doğaüstü misyon anlaşılırdır. Dönemin ezilen yoksul kürt köylü kitlelerinin umutlarını, özlemlerini ve manevi yaşamlarındaki boşluğu doldurduğu için böylesi bir role layık görülmüştür.






+ Yorum Gönder