Konusunu Oylayın.: Peygamberimizin Sabrı ile ilgili Asrı saadetten öyküler

5 üzerinden 4.61 | Toplam : 33 kişi
Peygamberimizin Sabrı ile ilgili Asrı saadetten öyküler
  1. 12.Mayıs.2011, 22:03
    1
    Misafir

    Peygamberimizin Sabrı ile ilgili Asrı saadetten öyküler






    Peygamberimizin Sabrı ile ilgili Asrı saadetten öyküler Mumsema Peygamberimizin Sabrı ile ilgili Asrı saadetten öykülere bir kaç tane güzel örnek paylaşabilir misiniz ?


  2. 12.Mayıs.2011, 22:03
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 12.Mayıs.2011, 23:03
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Peygamberimizin Sabrı ile ilgili Asrı saadetten öyküler




    Peygamberimizin Sabırlı Oluşu

    Sabır, saptırıcı engellere karşı doğru olan şey üzerinde ısrar etmek, sapmamak, dayanmak anlamına gelir. Sevgili Peygamberimiz sabırlı olma konusunda da biz Müslümanlara örnektir. O, İslam’ı duyurmak için gittiği Taif’te, putperestlerin taşlamalarına maruz kaldığı zamanda ümitsizliğe düşüp yolundan dönmediği gibi, Müslümanların refah ve zenginliğe kavuştukları, Arabistan’ın önemli bir bölümünü hakimiyetleri altına aldıkları dönemlerinde de asla yolunu değiştirmemiş, sürekli aynı yönde hareket etmiştir. Peygamberimizin ashabından Abdullah b. Mes’ud diyor ki:

    “Hz. Peygamber’i kavmi taşlamış, ve onu yaralamıştı. O ise Allah’a şöyle dua ediyordu:
    –Allah’ım halkımı bağışla çünkü onlar (gerçeği) bilmiyorlar.” Peygamberimizin bu tutumu ve Allah’ın yardımıyla bir dönem sonra Taif halkı tümüyle Müslümanların hakimiyetine geçti ve o taş atanların büyük bir bir bölümü İslam’ı kabul etti.

    Yüce Allah Peygamberimize ve onunla beraber olan Müslümanlara sık sık sabırlı olmalarını ve asla ümitsizliğe kapılmamalarını öğütler:

    “Ey İman edenler, sabretmek ve namaz kılmakla Allah’tan yardım dileyin; çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 153)

    “Cesaretinizi yitirmeyin ve üzülmeyin; eğer gerçekten inanıyorsanız, mutlaka insanların en üstünü olursunuz.” (Âl-i İmran 139)

    Peygamberimiz, etrafındaki insanlara, başlarına gelen bela ve musibetlerden dolayı ümitsizliğe kapılmamalarını, eğer sabırlı olur, Allah’a olan inançlarını yitirmezlerse bundan büyük mükafat elde edeceklerini müjdelerdi. Ashaptan Ebu Yahya şöyle naklediyor:

    “Allah’ın elçisi dedi ki: Mü’minin hâli ne güzeldir. onun her işi kendisi için hayırlıdır. Eğer bolluk içinde olursa şükreder ve bu, onun için hayırlı olur; eğer darlığa düşese bu defa sabreder ve yine o durum, onun için hayırlı olur.”

    İslam dinine göre bir Müslüman’ın, başına gelen herhangi bir olaydan dolayı kendi canına kıyması asla kabul edilemez; bu en büyük günahlardandır. Çünkü Allah’a inanan biri, O’ndan asla ümidini kesmez. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurur:

    “Sizden biriniz başına gelen bir beladan dolayı ölmeyi istemesin. Eğer mutlaka ölmeyi isteyecekse şöyle dua etsin: Allah’ım! Yaşam benim için hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat; eğer ölüm benim için hayırlıysa benim canımı al.”

    Sabırlı ve kararlı olan insanlar, amaçlarını elde etmeye en yakın insanlardır. Aceleci ve kararsız kişiler ise başarısızlığa mahkumdur.


  4. 12.Mayıs.2011, 23:03
    2
    Silent and lonely rains



    Peygamberimizin Sabırlı Oluşu

    Sabır, saptırıcı engellere karşı doğru olan şey üzerinde ısrar etmek, sapmamak, dayanmak anlamına gelir. Sevgili Peygamberimiz sabırlı olma konusunda da biz Müslümanlara örnektir. O, İslam’ı duyurmak için gittiği Taif’te, putperestlerin taşlamalarına maruz kaldığı zamanda ümitsizliğe düşüp yolundan dönmediği gibi, Müslümanların refah ve zenginliğe kavuştukları, Arabistan’ın önemli bir bölümünü hakimiyetleri altına aldıkları dönemlerinde de asla yolunu değiştirmemiş, sürekli aynı yönde hareket etmiştir. Peygamberimizin ashabından Abdullah b. Mes’ud diyor ki:

    “Hz. Peygamber’i kavmi taşlamış, ve onu yaralamıştı. O ise Allah’a şöyle dua ediyordu:
    –Allah’ım halkımı bağışla çünkü onlar (gerçeği) bilmiyorlar.” Peygamberimizin bu tutumu ve Allah’ın yardımıyla bir dönem sonra Taif halkı tümüyle Müslümanların hakimiyetine geçti ve o taş atanların büyük bir bir bölümü İslam’ı kabul etti.

    Yüce Allah Peygamberimize ve onunla beraber olan Müslümanlara sık sık sabırlı olmalarını ve asla ümitsizliğe kapılmamalarını öğütler:

    “Ey İman edenler, sabretmek ve namaz kılmakla Allah’tan yardım dileyin; çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara 153)

    “Cesaretinizi yitirmeyin ve üzülmeyin; eğer gerçekten inanıyorsanız, mutlaka insanların en üstünü olursunuz.” (Âl-i İmran 139)

    Peygamberimiz, etrafındaki insanlara, başlarına gelen bela ve musibetlerden dolayı ümitsizliğe kapılmamalarını, eğer sabırlı olur, Allah’a olan inançlarını yitirmezlerse bundan büyük mükafat elde edeceklerini müjdelerdi. Ashaptan Ebu Yahya şöyle naklediyor:

    “Allah’ın elçisi dedi ki: Mü’minin hâli ne güzeldir. onun her işi kendisi için hayırlıdır. Eğer bolluk içinde olursa şükreder ve bu, onun için hayırlı olur; eğer darlığa düşese bu defa sabreder ve yine o durum, onun için hayırlı olur.”

    İslam dinine göre bir Müslüman’ın, başına gelen herhangi bir olaydan dolayı kendi canına kıyması asla kabul edilemez; bu en büyük günahlardandır. Çünkü Allah’a inanan biri, O’ndan asla ümidini kesmez. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurur:

    “Sizden biriniz başına gelen bir beladan dolayı ölmeyi istemesin. Eğer mutlaka ölmeyi isteyecekse şöyle dua etsin: Allah’ım! Yaşam benim için hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat; eğer ölüm benim için hayırlıysa benim canımı al.”

    Sabırlı ve kararlı olan insanlar, amaçlarını elde etmeye en yakın insanlardır. Aceleci ve kararsız kişiler ise başarısızlığa mahkumdur.


  5. 12.Aralık.2015, 17:53
    3
    Misafir

    Cevap: Peygamberimizin Sabrı ile ilgili Asrı saadetten öyküler

    Nesai'nin bir rivayetinde şöyle geçmektedir: Rasulullah sav efendimiz oturunca yanına Eshab'ından bir cemaat gelir, otururduAralarında küçük bir oğlu olan bir adam vardıÇocuk onun arka tarafından gelirdi, oda önüne otururduBu çocuk vefat edince, babası, oğlu anılır diye toplantıya katılmaktan uzak durdu Peygamberimiz sav onu bir süre göremeyince:
    - Falan kimseyi göremiyorum, nerelerde ? diye sorduEshab'da
    - Ya RasulAllah o görmüş olduğun oğulcağızı vefat etti dedilerRasulullah sav onunla karşılaşınca oğlunu sorduO da vefat ettiğini söylediBunun üzerine Rasulullah sav efendimiz ona taziyede bulundu(Sabır tavsiye ettiOnun işini Allah'a havale etti ki "Allah'da sana büyük ecirler versin" BuyurduBundanda taziyenin sünnet olduğu anlaşılmaktadır) Sonrada:
    - Ey filan! sana şu iki şeyden hangisi daha sevimlidir? Hayatın boyu onun yanında bulunmasımı, yoksa Cennet'in hangi kapısından gelirsen gel, onun senden önce gelip, sana o kapıyı açmasımı? diye sordu Adamda:
    - Tabiki benden evvel Cennet'in kapısına gelip onu açmasını isterimElbette bu bana daha sevimlidir" deyince Rasulullah sav
    - İşte bu sana aittir buyurdular(O ölmüştürOnun ölümü karşısında göstereceğin sabrın mükafatı olarak kıyamet günü cennetin kapısını sana açacaktır) (Tergıp ve Terhib)

    Muaz ra dan Rasulullah sav in şöyle buyurduğu rivayet edildi:
    - Ruhum kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki düşük çocuk bile, eğer ölümünü sabırla karşılamış ise annesini göbek bağı ile cennete çekip götürecektir buyurdular Ahmed ve Taberani rivyet etmişlerdir

    Ebu Hassan ra dan şöyle rivayet edildi: Ebu Hüreyre ra ya
    - benim iki oğlum öldüRasulullah sav den ölülerimiz hakkında bir Hadisi Şerif söylermisin? dedimOda :
    - Evet söyleyeyimOnların küçükleri cennette diledikleri yerlere girerler, çıkarlarOnlardan biri babasıyla veya anne ve babasıyla karşılaşınca, tıpkı senin şu elbisenin eteğinden tuttuğum gibi onların elbiselerinden veya ellerinden tutarlarAllah hem onları, hemde babalarını cennete koyuncaya kadar onlardan ayrılmazlar
    Müslim rivayet etmişdir

    Ebud-Derda ra diyorki: Rasulullah'ın Hadisi Kudsi'sinde şöyle buyurduğunu işittim :
    Allah Tealabuyurduki:
    - Ya İsa! Ben senden sonra bir ümmet göndereceğim(burda zikredilen ümmet "Muhammed sav ümmetidir) Sevdikleri bir şeyle karşılaşırlarsa, Allah'a hamd ederler, sevmedikleri bir şeyle karşılaştıklarında bilgileri ve dayanma güçleri olmadığı halde ecir ve sevabını Ben'den bekleyerek dayanır, sabrederlerİsa as :
    - Ya Rab! bu nasıl olur? dediAllah-ü Teala da :
    - Ben onlara hilmimden veilmimden veririm Buyurdu
    Hakim rivayet etmişBuhari'nin şartına göre sahih demiştir

    Sahbara ra derki: Peygamberimiz sav :
    - Kim nimete kavuştuğunda şükreder, afete uğradığında sabreder, haksızlık yapınca af diler, haksızlığa uğradığında affederse" dedi ve sustuBunun üzerine Eshab-ı Kiram efendilerimiz:
    - Ya RasulAllah onun durumu ne olur? diye sordularRasulümüzde sav :
    - Onlar (geleceklerinden) emin ve doğru yolda olan kimselerdir Buyurdular
    Taberani rivayet etmiştir

    Malik oğlu Ka'b şöyle rivayet eder:Allah'ın Rasulü buyurdularki:
    - Müminin hali yeşil ekin sapının haline benzer Onu sararıp kuruyuncaya kadar rüzgar sağa sola sallarBir defa yere yatırır bir defa doğrultur(Mümin dünyadan göçünceye kadar başından afet ve musibet eksik olmaz)
    Başka bir rivayette de Hadis-i Şerif şöyledir:
    - Mümin ölünceye kadar rüzgar onu sağa sola sallar(bela ve sarsıntı eksik olmazAynı zamanda başına gelenler günahlarına keffaret olur) Kafir ise kımıldamadan sapasağlam durup ,aniden yıkılan çam ağacına benzer(Kafir, küfür ve isyanlarına tevbe ettirici, tevbeyi hatırlatıcı bela ve musıbetlere uğramadan ansızın ölür)
    Müslim rivayet etmiştir

    Muhammed, babası Halidden, oda Eshabdan olan dedesinin Rasulullah sav dan işittiğini rivayet etti:
    - Allah tarafından kendisine bir makam verilen kimse, o makama kolayca ulaşamazAncak hzAllah kendisine, malına yahut evladına uğrayan felaketler verir, oda onlara sabrederse yüce Allah'ın takdir ettiği makama erişir (Ebu Ya'la ve Taberrani "Kebir" ve "Evsat"ında rivayet etmişlerdir)

    Ebu Ümame ra den rivayet olunduğuna göre Allah'ın Rasulü şöyle buyuruyorlar:
    - hzAllah meleklerine buyurur: Gidin, kulumun üzerine bela yağdırınMelekler Allah'ın emrini yerine getirince kul hamdederMelekler geri dönerler ve Allah-ü Teala hz ne:
    - Ya Rabbi emrettiğin gibi kulunun başına bela yağdırdık" derlerhzAllah'da :
    - DönünBen onun ahu zarını işittikçe ona ecir ve mükafat veririm" buyurur
    Taberani "Kebir" de rivayet etmiştir

    Sabır hakkında bazı ailemlerin görüşleri:

    Nevevi der ki: Şeran muteber olan sabır, taat ve ibadete devam etmek, insanı günaha sevk eden kötülüklerden ve masiyetten uzak kalmak, dünyada karşılaşılan olayları soğukkanlılıkla karşılamak ve üzücü felaketlere şikayet etmeden tahammül etmektir

    İbrahim el-Havvas da şöyle der :
    - Sabır, Kuran- Kerim ve Hadisi Şeriflerle amel etme bu uğurda karşılaşılan zorluklara dayanmaktır

    Ebu Ali ed-Dekta da sabrı şöyle tarif eder:
    - Gerçek sabır kadere razi olmak ve halinden şikayet etmemektirŞikayet için değilde, çare aramak için derdini söylemek sabırsızlık olmaz Eyyüb as ın yaptığı gibi :
    -"Rabbim dertlere yakalndım" demiş, hzAllah'da:
    - "Biz onu sabırlı bulduk" buyurmuşturDerdini söylemesi sabırsızlık sayılmamıştır

    Bu yazmış olduklarımın tamamı hüvesi hüvesine "Tergıb ve Terhib" den alınmıştır
    اَلْحَمْدُ لِلّهِ ا لَّذِى عاَفاَنىِ مِمَّا ا بْتَلاَكَ بِهِى وَفَضَّلَنِى عَلى كَثِيرٍ مِمَّنْ خَلَقَ تَفْضِيلاً

    HŞ "Belaya uğramış birini gören kimse (Elhamdülillahillezi afani mimmebtelake bihi ve faddaleni ala kesirin mim-men halaka tafdila) (Seni mübtela ettiği beladan beni muaf tutan ve yarattığı bir çoklarının üzerine beni tafdil eden Allah'a hamd olsun) derse sağ oldukça o belaya uğramaz"

    Ramuz 420-13


  6. 12.Aralık.2015, 17:53
    3
    Betül Ravza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Betül Ravza
    Misafir
    Nesai'nin bir rivayetinde şöyle geçmektedir: Rasulullah sav efendimiz oturunca yanına Eshab'ından bir cemaat gelir, otururduAralarında küçük bir oğlu olan bir adam vardıÇocuk onun arka tarafından gelirdi, oda önüne otururduBu çocuk vefat edince, babası, oğlu anılır diye toplantıya katılmaktan uzak durdu Peygamberimiz sav onu bir süre göremeyince:
    - Falan kimseyi göremiyorum, nerelerde ? diye sorduEshab'da
    - Ya RasulAllah o görmüş olduğun oğulcağızı vefat etti dedilerRasulullah sav onunla karşılaşınca oğlunu sorduO da vefat ettiğini söylediBunun üzerine Rasulullah sav efendimiz ona taziyede bulundu(Sabır tavsiye ettiOnun işini Allah'a havale etti ki "Allah'da sana büyük ecirler versin" BuyurduBundanda taziyenin sünnet olduğu anlaşılmaktadır) Sonrada:
    - Ey filan! sana şu iki şeyden hangisi daha sevimlidir? Hayatın boyu onun yanında bulunmasımı, yoksa Cennet'in hangi kapısından gelirsen gel, onun senden önce gelip, sana o kapıyı açmasımı? diye sordu Adamda:
    - Tabiki benden evvel Cennet'in kapısına gelip onu açmasını isterimElbette bu bana daha sevimlidir" deyince Rasulullah sav
    - İşte bu sana aittir buyurdular(O ölmüştürOnun ölümü karşısında göstereceğin sabrın mükafatı olarak kıyamet günü cennetin kapısını sana açacaktır) (Tergıp ve Terhib)

    Muaz ra dan Rasulullah sav in şöyle buyurduğu rivayet edildi:
    - Ruhum kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki düşük çocuk bile, eğer ölümünü sabırla karşılamış ise annesini göbek bağı ile cennete çekip götürecektir buyurdular Ahmed ve Taberani rivyet etmişlerdir

    Ebu Hassan ra dan şöyle rivayet edildi: Ebu Hüreyre ra ya
    - benim iki oğlum öldüRasulullah sav den ölülerimiz hakkında bir Hadisi Şerif söylermisin? dedimOda :
    - Evet söyleyeyimOnların küçükleri cennette diledikleri yerlere girerler, çıkarlarOnlardan biri babasıyla veya anne ve babasıyla karşılaşınca, tıpkı senin şu elbisenin eteğinden tuttuğum gibi onların elbiselerinden veya ellerinden tutarlarAllah hem onları, hemde babalarını cennete koyuncaya kadar onlardan ayrılmazlar
    Müslim rivayet etmişdir

    Ebud-Derda ra diyorki: Rasulullah'ın Hadisi Kudsi'sinde şöyle buyurduğunu işittim :
    Allah Tealabuyurduki:
    - Ya İsa! Ben senden sonra bir ümmet göndereceğim(burda zikredilen ümmet "Muhammed sav ümmetidir) Sevdikleri bir şeyle karşılaşırlarsa, Allah'a hamd ederler, sevmedikleri bir şeyle karşılaştıklarında bilgileri ve dayanma güçleri olmadığı halde ecir ve sevabını Ben'den bekleyerek dayanır, sabrederlerİsa as :
    - Ya Rab! bu nasıl olur? dediAllah-ü Teala da :
    - Ben onlara hilmimden veilmimden veririm Buyurdu
    Hakim rivayet etmişBuhari'nin şartına göre sahih demiştir

    Sahbara ra derki: Peygamberimiz sav :
    - Kim nimete kavuştuğunda şükreder, afete uğradığında sabreder, haksızlık yapınca af diler, haksızlığa uğradığında affederse" dedi ve sustuBunun üzerine Eshab-ı Kiram efendilerimiz:
    - Ya RasulAllah onun durumu ne olur? diye sordularRasulümüzde sav :
    - Onlar (geleceklerinden) emin ve doğru yolda olan kimselerdir Buyurdular
    Taberani rivayet etmiştir

    Malik oğlu Ka'b şöyle rivayet eder:Allah'ın Rasulü buyurdularki:
    - Müminin hali yeşil ekin sapının haline benzer Onu sararıp kuruyuncaya kadar rüzgar sağa sola sallarBir defa yere yatırır bir defa doğrultur(Mümin dünyadan göçünceye kadar başından afet ve musibet eksik olmaz)
    Başka bir rivayette de Hadis-i Şerif şöyledir:
    - Mümin ölünceye kadar rüzgar onu sağa sola sallar(bela ve sarsıntı eksik olmazAynı zamanda başına gelenler günahlarına keffaret olur) Kafir ise kımıldamadan sapasağlam durup ,aniden yıkılan çam ağacına benzer(Kafir, küfür ve isyanlarına tevbe ettirici, tevbeyi hatırlatıcı bela ve musıbetlere uğramadan ansızın ölür)
    Müslim rivayet etmiştir

    Muhammed, babası Halidden, oda Eshabdan olan dedesinin Rasulullah sav dan işittiğini rivayet etti:
    - Allah tarafından kendisine bir makam verilen kimse, o makama kolayca ulaşamazAncak hzAllah kendisine, malına yahut evladına uğrayan felaketler verir, oda onlara sabrederse yüce Allah'ın takdir ettiği makama erişir (Ebu Ya'la ve Taberrani "Kebir" ve "Evsat"ında rivayet etmişlerdir)

    Ebu Ümame ra den rivayet olunduğuna göre Allah'ın Rasulü şöyle buyuruyorlar:
    - hzAllah meleklerine buyurur: Gidin, kulumun üzerine bela yağdırınMelekler Allah'ın emrini yerine getirince kul hamdederMelekler geri dönerler ve Allah-ü Teala hz ne:
    - Ya Rabbi emrettiğin gibi kulunun başına bela yağdırdık" derlerhzAllah'da :
    - DönünBen onun ahu zarını işittikçe ona ecir ve mükafat veririm" buyurur
    Taberani "Kebir" de rivayet etmiştir

    Sabır hakkında bazı ailemlerin görüşleri:

    Nevevi der ki: Şeran muteber olan sabır, taat ve ibadete devam etmek, insanı günaha sevk eden kötülüklerden ve masiyetten uzak kalmak, dünyada karşılaşılan olayları soğukkanlılıkla karşılamak ve üzücü felaketlere şikayet etmeden tahammül etmektir

    İbrahim el-Havvas da şöyle der :
    - Sabır, Kuran- Kerim ve Hadisi Şeriflerle amel etme bu uğurda karşılaşılan zorluklara dayanmaktır

    Ebu Ali ed-Dekta da sabrı şöyle tarif eder:
    - Gerçek sabır kadere razi olmak ve halinden şikayet etmemektirŞikayet için değilde, çare aramak için derdini söylemek sabırsızlık olmaz Eyyüb as ın yaptığı gibi :
    -"Rabbim dertlere yakalndım" demiş, hzAllah'da:
    - "Biz onu sabırlı bulduk" buyurmuşturDerdini söylemesi sabırsızlık sayılmamıştır

    Bu yazmış olduklarımın tamamı hüvesi hüvesine "Tergıb ve Terhib" den alınmıştır
    اَلْحَمْدُ لِلّهِ ا لَّذِى عاَفاَنىِ مِمَّا ا بْتَلاَكَ بِهِى وَفَضَّلَنِى عَلى كَثِيرٍ مِمَّنْ خَلَقَ تَفْضِيلاً

    HŞ "Belaya uğramış birini gören kimse (Elhamdülillahillezi afani mimmebtelake bihi ve faddaleni ala kesirin mim-men halaka tafdila) (Seni mübtela ettiği beladan beni muaf tutan ve yarattığı bir çoklarının üzerine beni tafdil eden Allah'a hamd olsun) derse sağ oldukça o belaya uğramaz"

    Ramuz 420-13


  7. 24.Aralık.2016, 14:37
    4
    Misafir

    Yorum: Peygamberimizin Sabrı ile ilgili Asrı saadetten öyküler

    güzelliğine güzel de çok uzun nasıl yazacağız biz bunu bir de deftere yazacağım(((


  8. 24.Aralık.2016, 14:37
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    güzelliğine güzel de çok uzun nasıl yazacağız biz bunu bir de deftere yazacağım(((





+ Yorum Gönder