Konusunu Oylayın.: Allah Evren İlişkisini Açıklayan Hadis-i Şerif Ve Ayet Çoğunluklu Bir Anlatım İstiyorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 34 kişi
Allah Evren İlişkisini Açıklayan Hadis-i Şerif Ve Ayet Çoğunluklu Bir Anlatım İstiyorum
  1. 11.Mayıs.2011, 17:05
    1
    Misafir

    Allah Evren İlişkisini Açıklayan Hadis-i Şerif Ve Ayet Çoğunluklu Bir Anlatım İstiyorum






    Allah Evren İlişkisini Açıklayan Hadis-i Şerif Ve Ayet Çoğunluklu Bir Anlatım İstiyorum Mumsema Ben Allah Evren İlişkisini Açıklayan Hadis-i Şerif Ve Ayet Çoğunluklu Bir Anlatım İstiyorum...Acele Yarın 'a Kadar Bulabilirseniz Sevinirim...


  2. 11.Mayıs.2011, 17:05
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 11.Mayıs.2011, 17:33
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Allah Evren İlişkisini Açıklayan Hadis-i Şerif Ve Ayet Çoğunluklu Bir Anlatım İstiyorum




    Evrende canlı cansız, görünen görünmeyen, bilinen bilinmeyen ne varsa hepsini yaratan, sonsuz gücü ve ilmi olan Allah’tır. Rabb kelimesi de yaratan, terbiye eden, gözeten ve koruyan anlamlarına gelir. Aynı zamanda Yüce Allah, sadece yaratmakla kalmamış, yarattığı düzenin uyumlu bir şekilde işleyişini de üzerine almıştır. Bu konuda Kur’anı Kerim şöyle buyurmuştur;

    “Yaratıp düzene koyan, takdir edip yol gösteren Rabbinin adını tesbih et” (A'la 1-5),
    “O, her an yaratma halindedir” (Rahman 29)

    Yeryüzüne baktığımızda akıllara durgunluk veren pek çok şey görürüz. Dağlar, tepeler, ırmaklar, pınarlar, denizler, göller, ovalar, çöller. Buralarda yaşayan binlerce hayvan. Birbirine benzemeyen ağaçlar, çiçekler, otlar, ormanlar. Güneş, ay, yıldızlar, bulutlar, yağmurlar, karlar...
    Bu dünyayı, denizleri, sayısız şeyleri kim yaratmış?
    Bir düzen içinde yörüngelerinde dönüp dolaşan, güneş, ay, yıldız ve gezegenleri var eden kim? Yağmurla birlikte ölmüş topraklara yeniden yaşam veren kim?
    Bunların düzenini bozmadan bir idare eden var mı, yoksa her şey tesadüf mü?
    Nasıl sınıfımızdaki sıraları, masayı, tahtayı, panoyu bir kişi ayarlamış ve düzene koymuşsa -ki öyledir- bu saydığımız şeylerin de kendiliğinden olduğunu söylemek mantıklı ve doğru değildir.
    Ayetlerde; “Acaba onlar, herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar, yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar” (Tur 35-36)
    “İnkâr edenler, gökler ile yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı düşünmediler mi?” ( Enbiya 30) buyurulmuştur. O halde bunların bir yapanı ve yaratanı vardır; o da Allah’tır.

    Dünya hakkında Kur’an’da verilen bilgiler, insanın ufkunu açmakta ve onda bir şükür duygusu uyandırmaktadır. İnsan dünya nimetlerinden yararlanmalı, mutlu olmalı, yaşamını sürdürürken de bilgisini artırmaya çalışmalıdır. Evrendeki işleyiş ve bu işleyişi sağlayan varlığı kavrayabilmek akla ve bilgiye dayanır. Bütün bunları göz önüne aldığımızda Allah, evren ve insan ilişkisini doğru bir şekilde anlayabiliriz. Evrenin yaratıcısının ve yöneticisinin Allah olduğu bilgisini kabul etmek ise bir Müslümanın atacağı ilk ve en önemli adımlardan biridir.
    Anlatım: Dr. Mustafa Akman


    Özetle söylersek:
    Allah evrenin ve evrende bulunanların yaratıcısıdır; aynı zamanda onları belirli bir süreç içinde geliştirir; onları korur ve yönetir. Bütün varlıklar Alah'a muhtaçtır.
    Allah evreni ve evrende bulunanları boş bir amaçla veya oyun eğlence olsun diye yaratmamamıştır. Yaratılmış olan her bir şeyin amacı vardır.
    Evrende Allah'ın izni ve dilemesi olmaksızın hiçbir şey gerçekleşmez. Bütün varlıklar, Allah'ın hakimiyeti altındadırlar.

    (Dr. Ali Kuzudişli)



  4. 11.Mayıs.2011, 17:33
    2
    Silent and lonely rains



    Evrende canlı cansız, görünen görünmeyen, bilinen bilinmeyen ne varsa hepsini yaratan, sonsuz gücü ve ilmi olan Allah’tır. Rabb kelimesi de yaratan, terbiye eden, gözeten ve koruyan anlamlarına gelir. Aynı zamanda Yüce Allah, sadece yaratmakla kalmamış, yarattığı düzenin uyumlu bir şekilde işleyişini de üzerine almıştır. Bu konuda Kur’anı Kerim şöyle buyurmuştur;

    “Yaratıp düzene koyan, takdir edip yol gösteren Rabbinin adını tesbih et” (A'la 1-5),
    “O, her an yaratma halindedir” (Rahman 29)

    Yeryüzüne baktığımızda akıllara durgunluk veren pek çok şey görürüz. Dağlar, tepeler, ırmaklar, pınarlar, denizler, göller, ovalar, çöller. Buralarda yaşayan binlerce hayvan. Birbirine benzemeyen ağaçlar, çiçekler, otlar, ormanlar. Güneş, ay, yıldızlar, bulutlar, yağmurlar, karlar...
    Bu dünyayı, denizleri, sayısız şeyleri kim yaratmış?
    Bir düzen içinde yörüngelerinde dönüp dolaşan, güneş, ay, yıldız ve gezegenleri var eden kim? Yağmurla birlikte ölmüş topraklara yeniden yaşam veren kim?
    Bunların düzenini bozmadan bir idare eden var mı, yoksa her şey tesadüf mü?
    Nasıl sınıfımızdaki sıraları, masayı, tahtayı, panoyu bir kişi ayarlamış ve düzene koymuşsa -ki öyledir- bu saydığımız şeylerin de kendiliğinden olduğunu söylemek mantıklı ve doğru değildir.
    Ayetlerde; “Acaba onlar, herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar, yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattılar” (Tur 35-36)
    “İnkâr edenler, gökler ile yer bitişik bir halde iken bizim, onları birbirinden kopardığımızı ve her canlı şeyi sudan yarattığımızı düşünmediler mi?” ( Enbiya 30) buyurulmuştur. O halde bunların bir yapanı ve yaratanı vardır; o da Allah’tır.

    Dünya hakkında Kur’an’da verilen bilgiler, insanın ufkunu açmakta ve onda bir şükür duygusu uyandırmaktadır. İnsan dünya nimetlerinden yararlanmalı, mutlu olmalı, yaşamını sürdürürken de bilgisini artırmaya çalışmalıdır. Evrendeki işleyiş ve bu işleyişi sağlayan varlığı kavrayabilmek akla ve bilgiye dayanır. Bütün bunları göz önüne aldığımızda Allah, evren ve insan ilişkisini doğru bir şekilde anlayabiliriz. Evrenin yaratıcısının ve yöneticisinin Allah olduğu bilgisini kabul etmek ise bir Müslümanın atacağı ilk ve en önemli adımlardan biridir.
    Anlatım: Dr. Mustafa Akman


    Özetle söylersek:
    Allah evrenin ve evrende bulunanların yaratıcısıdır; aynı zamanda onları belirli bir süreç içinde geliştirir; onları korur ve yönetir. Bütün varlıklar Alah'a muhtaçtır.
    Allah evreni ve evrende bulunanları boş bir amaçla veya oyun eğlence olsun diye yaratmamamıştır. Yaratılmış olan her bir şeyin amacı vardır.
    Evrende Allah'ın izni ve dilemesi olmaksızın hiçbir şey gerçekleşmez. Bütün varlıklar, Allah'ın hakimiyeti altındadırlar.

    (Dr. Ali Kuzudişli)



  5. 08.Ekim.2013, 18:24
    3
    Misafir

    Cevap: Allah Evren İlişkisini Açıklayan Hadis-i Şerif Ve Ayet Çoğunluklu Bir Anlatım İstiyorum

    Evren denilince; yer, gök, gezegenler, ay, güneş, yıldızlar dâhil canlı-cansız bütün yaratıkların oluşturduğu varlıklar âlemi akla gelir.
    Evrende mükemmel bir düzen ve uyum vardır. Allah evrende yarattığı her varlığı belirli bir ölçü içinde, özenle yaratmıştır. Bu nedenle Allah’ın yarattığı varlıklarda güzellik, ölçü, uyum ve denge vardır. Bu konuda Yüce Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır. “ Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık”(Kamer suresi, ayet 49)
    Ayrıca Allah, evrendeki yarattığı her varlığa yapacağı işe uygun yapı, biçim, özellik ve yetenek vermiş; boş ve yersiz hiçbir şey yaratmamıştır. Bu konuda Yüce Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır. “Güneşi ışıklı, ayı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için aya evreler koyan Allah’tır. Allah, bunları boş yere yaratmamıştır. O, ayetlerini düşünen bir toplum için ayrıntılı olarak açıklıyor.” (Yunus suresi, 5)
    Evrende mükemmel bir düzenin varlığını nasıl anlarız? İnsan çevresine baktığı zaman gökyüzünde güneşi, ayı ve yıldızları; yeryüzünde insanları, hayvanları, bitkileri, dağları, denizleri görür. Akıllı ve düşünen bir varlık olan insan; çevresinde bulunan varlıkları gözlemlediği ve düşündüğü zaman, evrende mükemmel bir düzenin var olduğunu anlar.
    Kendimize bakalım. Kendi vücudumuza baktığımızda, bir düzenin olduğunu kolayca görebiliriz. Yüce Allah; insanı el, yüz, ayak, göz gibi organlarıyla en güzel şekilde yaratmıştır. Mükemmel vücudumuzda organlarımız, birbiriyle uyumlu ve düzenli olarak çalışır. Organlarımız arasındaki bu düzenli ve uyumlu çalışma bizim sağlıklı yaşamamızı sağlar. Solunum sistemimizin uyumlu çalışmasıyla rahatça nefes alıp veriyor, sindirim sistemimizin düzenli çalışmasıyla da yediğimiz besinleri sindirebiliyoruz. Yine beynimizin düzenli ve uyumlu çalışmasıyla düşünebiliyor, kavrıyor ve bilgi ediniyoruz. Bilim adamlarının araştırmalarına göre insan beyninde on milyar hücre bulunduğu, bu hücreler arasında sayılamayacak kadar çok haberleşme bağlantılarının bulunduğu tespit edilmiştir. Yüce Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır: ”Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?”(İnfitar suresi, ayet 7–8)
    Yeryüzüne bakalım. Su döngüsü, yağmurun ve karın oluşumu, toprağın yeşermesi, yeryüzünde yaşamın olması da evrende mükemmel bir düzenin olduğunun en açık delilidir. Evrende yaşayabilmemiz için ne gerekiyorsa hepsi var. Sonbaharda ağaçlar yapraklarını döküyor, kışın uykuya dalan tabiat, ilkbaharda tekrar canlanıyor. Denizler, göller, akarsular, dağlar, ovalar, çeşit çeşit sebzeler ve meyveler, rengârenk çiçekler yeryüzüne ayrı bir güzellik katmaktadır. Aynı yerde bulunan aynı topraktan beslendikleri halde kokusu, tadı ve rengi aynı olmayan bitkilerin bulunması evrende bir düzenin olduğunu gösterir.
    “Yeryüzünde birbirine komşu toprak parçaları, üzüm bağları, ekin tarlaları, hurma ağaçları vardır. Bütün bunlar bir suyla sulanır. Ama tatları birbirinden farklıdır. Bunlarda aklını kullanan kimseler için (Allah’ın varlığını gösteren deliller vardır”(Ra’d suresi ayet 4)
    Gökyüzüne bakalım. Mevsimlerin sürekliliği, gece ile gündüzün birbirini izlemesi, güneş, ay, yıldız ve gezegenlerin kendi yörüngelerinde hareket etmeleri, atmosfer tabakasının kalınlığı, gökyüzünde bir düzeninin olduğunu gösterir. Dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesiyle gece ve gündüz, güneşin etrafında dönmesiyle de mevsimler oluşmakta ve bunlar birbirini takip etmektedir. Üstünde yaşadığımız dünya o kadar düzenli dönüyor ki, onun dönüşü ile gece ve gündüzün başlayıp bitme saatlerinde bir saniyelik bir gecikme bile olmuyor. Bulutsuz temiz bir gecede gökyüzüne baktığımız zaman ne kadar yıldız görebileceğimizi hiç düşündünüz mü? Tabi saymakla bitmez ve bunları özel bir araç kullanmaksızın saymak mümkün değildir. Uzayla uğraşan bilim adamları özel bir teknikle yarım milyar yıldız tespit etmişlerdir. Bu ne demektir? Saniyede bir yıldız hesabıyla bunları saymak istersek tam yüz yıl boyunca gecelerimizin tamamını buna ayırmak zorunda kalırız. Ne muhteşem gökyüzü değil mi? Bunlar görünenler. Ya görmediklerimiz? “Göklerin ve yerin sırrı Allah’a aittir”(Şura suresi ayet 12)
    Atmosfer tabakası dünyamızı sarmaktadır. Atmosfer tabakasının katmanları olmasaydı; sağanak halde yağan gök taşları dünyamızı delik deşik ederdi. Filtre edilmemiş güneş ışınları canlıların yaşamına son verirdi. Yüce Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır: “ Gökyüzünü de korunmuş tavan yaptık” (Enbiya suresi, ayet 32) Bütün bunlar evrende bir düzenin olduğunu gösterir.
    Aklımızı ve yeteneklerimizi yerinde kullanırsak sezer ve anlarız ki, evrendeki uyumlu işleyiş büyük bir güç tarafından oluşturulmuştur. Bu da bizi, evreni ve evrenin içindekileri yaratan, her şeye çeki düzen veren Allah’tır. Bu düzen hiç bozulmadan sürüyor. Güneş her sabah doğuyor. Akşam olunca da batıyor. Mevsimlerin sürekliliğine bak. Dünya, ay ve gezegenler yörüngelerinden çıkmadan kendilerine tahsis edilen yörünge de belli bir hızla düzen içinde dönüyorlar. Bu değişmez düzen sonsuz bir güç tarafından sağlanmaktadır. Bu uçsuz bucaksız, uzay boşluğu, milyarlarca yıldız, galaksiler, güneşler, kendiliğinden mi oluşmuştur. Elbette ki hayır. O halde her şeyi yoktan var eden güçlü bir yaratıcı vardır. Bütün bunlar bir rastlantı değildir. Bu hiç bozulmadan süren hayret verici düzenlilik kendiliğinden olamaz. Böyle bir şey mümkün değildir. Evet, o halde her şeyi yoktan var eden güçlü bir yaratıcı vardır. Bu yaratıcı yüce Allah’tır.
    Bu konuda Ali-İmran suresinin 47. ayetinde;“Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece ‘Ol’ der, o da oluverir.” Buyrulmaktadır.
    “Göklerin ve yerin mülkü O’nundur, çocuk edinmemiştir. O’na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.”(Furkan Suresi, 2. ayet)

    evrenin mükemmel bir düzen içinde oluşunun, bilim adamlarından ve Kuran’ı Kerim’den deliller vererek açıklamasını yapmıştık. Allahu Teala yaratmış olduğu böyle mükemmel bir düzeni asla ve katâ başı boş bırakmamıştır.
    Atomun yapısını bir düşünün. Nötronların, elektronların, protonların, gözle görülmeyecek kadar o küçücük dünyalarında sınırlarının, dışına taşmadan salınışına bir bakın, kalbin pompaladığı kanın insan vücudunda, kilometrelerce gezdikten sonra geri gelişine bir bakın.
    Galaksilerdeki, yıldız sistemlerindeki şaşmaz yörüngelere bakın
    “Güneş ve ay belli bir hesap iledir”(Rahman Suresi, 5. ayet)
    Evrendeki hassas dengeler Allah’ın yarattıklarını başıboş bırakmayışının delilleridir.
    “Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah’tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten Güneş’e aya ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da emir de (yalnızca) O’nundur. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir.”(Araf suresi, 54 ayet)
    “Göğün ve yerin O’nun emriyle durması da, O’nun ayetlerindendir.”(Rum suresi, 25 ayet)
    “Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye(her an kudreti altında) tutuyor. And olsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, kendisinden sonra artık kimse oları tutamaz. Doğrusu O, Halim’dir, bağışlayıcıdır.”(Fatr Suresi 41.ayet)
    “Eğer hak, onların heva(istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes(ve her şey) bozulmaya uğrardı…”(Müminûn suresi, 71. ayet)
    Ünlü bilim adamı Isaac Newton şöyle yazmıştır.
    “Güneşten, gezegenlerden ve kuyruklu yıldızlardan oluşan bu çok hassas sistem, sadece akıl ve güç sahibi bir Varlık’ın amacından ve hâkimiyetinden kaynaklanabilir… O, bunların hepsini yönetmektedir ve bu egemenliği dolayısıyladır ki O’na (üstün kuvvet sahibi Rab) denir.”
    Bu soruya benim öğrenci olarak yorumum ise şu olacaktır. Allahu Teala evrenin düzenini kendi tayin etmiştir. Mutlaka elinde bulunduruyor. Hiçbir şekilde başıboş ve özgür bırakmamıştır. Bütün mahlûkat insanlar, hayvanlar, bitkiler, canlı ve cansız her şey onun yardımına, onun muhafazasına ihtiyaç duyduğu gibi onun kontrolüne, kudretine, hâkimiyetine muhtaçtır.

    Allahu Teala tüm canlıları içinde yaşadığımız dünyayı, evreni var etmiştir. Dahası var olan tüm bu şeylerin bir anlamı, bir amacı olmalıdır. Her şey bir amaç doğrultusunda var edilmiştir. Olan biten her şeyde bir amaçlılık vardır. İnsanoğlu Allahu Teala’nın yani felsefe dilinde mutlak varlığın yaratıcılığını düşünmesini günlük içtimai hayatın yoğun temposunda bir türlü aklına getirmez. Bu felsefe ödevi bizim için yaratılış konusunu, yaratılışta, evrende, olan bitende, evrende amaçlılık konusunu araştırmak açısından oldukça faydalı bir çalışmadır. Bizi düşünmeye sevk eden birçok gerçeği ödevimi hazırlarken araştırdığım kaynaklardan, bilim adamlarından, Kuran’ı Kerim ve Hadisi Şerif ışığında görmüş bulunmaktayım. Allah bu evrendeki düzeni ve her şeyi insanların kullanımı için yaratmıştır. Hayvanlar, bitki örtüsü, güneş ve ay, bulutlar, sular, oksijen deposu ormanlar, fotosentezler, ırmaklar üzerinde ulaşım sağlanan denizler, uçakların akıp gittiği hava boşluğu, her şey insanoğlunun hizmetine sunulmuştur. Basiretli bir kalp ile ibretli bakan bir göz ile vicdan sahibi her düşünen insan, Allah’ın hakkını teslim eder. Ödevimdeki yedi soru boyunca Allah’ın varlığını, birliğini, evreni ve insanları yarattığını, onları başıboş bırakmadığı olgusunu işledim. Allah’ın huzurunda görevimi yapma mücadelesinde onun rızasından ümit var olduğunu söyleyebilirim. Bu bir ders konusu olduğu için aynı zamanda öğretmenime ve öğrencilik görevlerime karşı ödevimi yerine getirme gayretimi dilerim ki ifade edebilmişimdir.
    Evet, Allahu Teala hazretleri her şeyi insanoğlu kullansın diye yaratmıştır. Şunu açıklamalıyım. Evrende insanoğlundan başka hiçbir varlık düşünce, vicdan, akıl, mantık, ahlak, terbiye, edep, zekâ, iyiliği arama, fenayı reddetme ve felsefi düşünce tarzı geliştirme duygularıyla donatılmamıştır. İnsan her bakımdan derin düşündüğümüzde Allahu Teala’nın halifesidir. Bir tek yaratma gücü verilmemiştir. İnsanoğluna bahşedilen düşünce iyi ile kötüyü ayırt etme yeteneği sevap günah duygusu, cennet arzusu, cehennem korkusu insana aynı zamanda niçin yaratıldık veya bütün bu olan bitende bir amaçlılık var mıdır sorusunu sormaya sevk eder. Evren ve içindekiler insanoğluna hizmet etmeleri için yaratılmıştır. Bu bilgiyi şu ayeti kerimeler ile ve bir bilim adamından bir alıntıyla teyit ettikten sonra insana yüklenen misyonu sorgulamak gerekmektedir.
    “Ey iman edenler size rızk olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah'a şükredin.” (Bakara Suresi, 172 ayet)
    “Sizin için gökten su indiren O’dur; içecek ondan, ağaç ondandır(ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır.”(Nahl Suresi 10 – 11 ayet)
    Suyun kimyasal özelliklerinin yaşam için uygunluğu su için yapılan her yeni araştırma ile biraz daha detaylı bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Yale Üniversitesinden ünlü biyofizik profesörü Harold Morowitz, bu konuda şu yorumu yapar:
    “Son yıllarda suyun daha önceden bilinmeyen bir özelliğinin anlaşılmasına yarayan gelişmeler olmuştur. Bu özellik (proton iletkenliği), sadece suya has bir özellik olarak gözükmektedir ve biyolojik-enerji transferi ile hayatın kökeni açısından çok büyük öneme sahiptir. Bilgilerimizde arttıkça, doğanın (yaşam için) kusursuz uygunluğuna olan hayranlığımızda artmaktadır.”
    Allah’ın insana verdiği görev ona kulluk etmek emir ve yasakların dikkat etmek, ibadet ve taatda bulunmaktır.
    “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi 56)
    İlk başta, Allah Teala vardı, başka hiçbir şey yoktu. Allah yalnızdı. Ve o, kendisini bilecek tanıyacak bir mahlûk yaratmak istedi. Sadece Allah'ı bilip tanımak değil, Allah ile muhabbet edecek bir mahlûk. İşte bu insandır. Allah'ın insanı yaratmasındaki muradı, onu Rabbi olarak tanısın ve onunla teşriki mesaide, yani muhabbette bulunsun. Çünkü Allah Teala'da âlemlerin rabbi olmasına rağmen, yalnız olmak istemiyor. Kulu ile muhabbet arzuluyor. İşte insanı kendisine muhabbet etsin diye yaratmış.
    Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler.(ve derler ki”Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın sen pek yücesin bizi ateş azabından koru.”(Al-i İmran suresi 190 – 191 ayet)
    Bu evren elbette ki belli bir amaçla yaratılmıştır. Bu amaç İnsanın kendisini yaratan sonsuz merhamet ve şefkat sahibi Allah’ın varlığını daha iyi anlayabilmesidir. Vicdan ve akıl sahibi bir insan bu delilleri görür ve Allah’ı daha iyi tanır.
    Allah insanları kendisine kulluk etsinler diye yarattığını söylemektedir. Var olmak yok olmaktan daha iyi ve güzeldir. Allah insana ahirette sonsuz bir varlık vermek istemekte bu yüzen de bu dünyada var edip imtihana tabi tutmaktadır. Kulluk etmek çok geniş anlam taşımaktadır. Bu ifade insanın Allah`a teslimiyet için yaratıldığını, insanın varlık sebebinin Allah için olduğunu ifade etmektedir. Yani Kulluk kelimesinin sadece namaz, oruç gibi ibadetler için kullanılması hatalıdır, bu kelime daha geniş anlamlar ifade etmektedir.
    Her şey Allah tarafından mükemmel bir şekilde yaratılmıştır, bu yüzden her şey Allah için var olmak zorundadır. Kulluk ifadesi bizim Allah için var olduğumuzu ifade eder. Allah bizi yaratırken bizim şimdilik bilemeyeceğimiz maksatları da var olabilir. Fakat mademki bizi Allah yaratmıştır biz ancak Allah`a bakan bir yönle var olmamız gerektiğini (kulluk için) biliyoruz. Allah`ın yaratışındaki tüm hikmetleri bilemesek de…
    Kuran ayetleri net ve açık bir biçimde bir Müslüman’ın nasıl davranması inanç ve davranış uyumunu nasıl sağlaması gerektiği ile ilgili pek çok yaklaşımlarda bulunmaktadır. Allah’ı yüceliğine yakışır bir biçimde bilip O’na yönelmek yapın dediklerini yapıp uzak durun dediklerinden de kaçınmak inanç davranış uyumunun ilk ayağını oluşturmaktadır. Kula düşen vazife kendini var eden kudrete karşı ne yapabileceğini araştırmak ve varlığının gereğini yerine getirmeye çalışmaktır.
    “Hanginizin daha güzel iş yapacağını belirlemek için sizi imtihana çekmek üzere ölümü ve hayatı yaratan O’dur. Aziz’dir O, Gafur’dur.”(Mülk Suresi, 2 Ayet)
    Olan bitende amaçlılık vardır.Amaç insanın Allah’ı tanıyıp ona ibadet etmesi amaçların en yücesi en kusalı en değerlisidir.Allah vardır, birdir, bizi yaratmıştır, bize nimetler vermiştir.Bizde bunun karşılığında verdiği sonsuz nimetler için O’na sonsuz şükürler ediyoruz.O’na karşı yapacağımız itaat ve ibadetlerimizi severek ve içtenlikle üşenmeden yapmamız için bize ayrı bir şevk ve huşu vermesini kendisinden niyaz ediyoruz.



  6. 08.Ekim.2013, 18:24
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Evren denilince; yer, gök, gezegenler, ay, güneş, yıldızlar dâhil canlı-cansız bütün yaratıkların oluşturduğu varlıklar âlemi akla gelir.
    Evrende mükemmel bir düzen ve uyum vardır. Allah evrende yarattığı her varlığı belirli bir ölçü içinde, özenle yaratmıştır. Bu nedenle Allah’ın yarattığı varlıklarda güzellik, ölçü, uyum ve denge vardır. Bu konuda Yüce Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır. “ Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık”(Kamer suresi, ayet 49)
    Ayrıca Allah, evrendeki yarattığı her varlığa yapacağı işe uygun yapı, biçim, özellik ve yetenek vermiş; boş ve yersiz hiçbir şey yaratmamıştır. Bu konuda Yüce Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır. “Güneşi ışıklı, ayı da parlak kılan, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için aya evreler koyan Allah’tır. Allah, bunları boş yere yaratmamıştır. O, ayetlerini düşünen bir toplum için ayrıntılı olarak açıklıyor.” (Yunus suresi, 5)
    Evrende mükemmel bir düzenin varlığını nasıl anlarız? İnsan çevresine baktığı zaman gökyüzünde güneşi, ayı ve yıldızları; yeryüzünde insanları, hayvanları, bitkileri, dağları, denizleri görür. Akıllı ve düşünen bir varlık olan insan; çevresinde bulunan varlıkları gözlemlediği ve düşündüğü zaman, evrende mükemmel bir düzenin var olduğunu anlar.
    Kendimize bakalım. Kendi vücudumuza baktığımızda, bir düzenin olduğunu kolayca görebiliriz. Yüce Allah; insanı el, yüz, ayak, göz gibi organlarıyla en güzel şekilde yaratmıştır. Mükemmel vücudumuzda organlarımız, birbiriyle uyumlu ve düzenli olarak çalışır. Organlarımız arasındaki bu düzenli ve uyumlu çalışma bizim sağlıklı yaşamamızı sağlar. Solunum sistemimizin uyumlu çalışmasıyla rahatça nefes alıp veriyor, sindirim sistemimizin düzenli çalışmasıyla da yediğimiz besinleri sindirebiliyoruz. Yine beynimizin düzenli ve uyumlu çalışmasıyla düşünebiliyor, kavrıyor ve bilgi ediniyoruz. Bilim adamlarının araştırmalarına göre insan beyninde on milyar hücre bulunduğu, bu hücreler arasında sayılamayacak kadar çok haberleşme bağlantılarının bulunduğu tespit edilmiştir. Yüce Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır: ”Ey insan! Seni yaratan, şekillendirip ölçülü yapan, dilediği bir biçimde seni oluşturan cömert Rabbine karşı seni ne aldattı?”(İnfitar suresi, ayet 7–8)
    Yeryüzüne bakalım. Su döngüsü, yağmurun ve karın oluşumu, toprağın yeşermesi, yeryüzünde yaşamın olması da evrende mükemmel bir düzenin olduğunun en açık delilidir. Evrende yaşayabilmemiz için ne gerekiyorsa hepsi var. Sonbaharda ağaçlar yapraklarını döküyor, kışın uykuya dalan tabiat, ilkbaharda tekrar canlanıyor. Denizler, göller, akarsular, dağlar, ovalar, çeşit çeşit sebzeler ve meyveler, rengârenk çiçekler yeryüzüne ayrı bir güzellik katmaktadır. Aynı yerde bulunan aynı topraktan beslendikleri halde kokusu, tadı ve rengi aynı olmayan bitkilerin bulunması evrende bir düzenin olduğunu gösterir.
    “Yeryüzünde birbirine komşu toprak parçaları, üzüm bağları, ekin tarlaları, hurma ağaçları vardır. Bütün bunlar bir suyla sulanır. Ama tatları birbirinden farklıdır. Bunlarda aklını kullanan kimseler için (Allah’ın varlığını gösteren deliller vardır”(Ra’d suresi ayet 4)
    Gökyüzüne bakalım. Mevsimlerin sürekliliği, gece ile gündüzün birbirini izlemesi, güneş, ay, yıldız ve gezegenlerin kendi yörüngelerinde hareket etmeleri, atmosfer tabakasının kalınlığı, gökyüzünde bir düzeninin olduğunu gösterir. Dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesiyle gece ve gündüz, güneşin etrafında dönmesiyle de mevsimler oluşmakta ve bunlar birbirini takip etmektedir. Üstünde yaşadığımız dünya o kadar düzenli dönüyor ki, onun dönüşü ile gece ve gündüzün başlayıp bitme saatlerinde bir saniyelik bir gecikme bile olmuyor. Bulutsuz temiz bir gecede gökyüzüne baktığımız zaman ne kadar yıldız görebileceğimizi hiç düşündünüz mü? Tabi saymakla bitmez ve bunları özel bir araç kullanmaksızın saymak mümkün değildir. Uzayla uğraşan bilim adamları özel bir teknikle yarım milyar yıldız tespit etmişlerdir. Bu ne demektir? Saniyede bir yıldız hesabıyla bunları saymak istersek tam yüz yıl boyunca gecelerimizin tamamını buna ayırmak zorunda kalırız. Ne muhteşem gökyüzü değil mi? Bunlar görünenler. Ya görmediklerimiz? “Göklerin ve yerin sırrı Allah’a aittir”(Şura suresi ayet 12)
    Atmosfer tabakası dünyamızı sarmaktadır. Atmosfer tabakasının katmanları olmasaydı; sağanak halde yağan gök taşları dünyamızı delik deşik ederdi. Filtre edilmemiş güneş ışınları canlıların yaşamına son verirdi. Yüce Allah Kuran’da şöyle buyurmaktadır: “ Gökyüzünü de korunmuş tavan yaptık” (Enbiya suresi, ayet 32) Bütün bunlar evrende bir düzenin olduğunu gösterir.
    Aklımızı ve yeteneklerimizi yerinde kullanırsak sezer ve anlarız ki, evrendeki uyumlu işleyiş büyük bir güç tarafından oluşturulmuştur. Bu da bizi, evreni ve evrenin içindekileri yaratan, her şeye çeki düzen veren Allah’tır. Bu düzen hiç bozulmadan sürüyor. Güneş her sabah doğuyor. Akşam olunca da batıyor. Mevsimlerin sürekliliğine bak. Dünya, ay ve gezegenler yörüngelerinden çıkmadan kendilerine tahsis edilen yörünge de belli bir hızla düzen içinde dönüyorlar. Bu değişmez düzen sonsuz bir güç tarafından sağlanmaktadır. Bu uçsuz bucaksız, uzay boşluğu, milyarlarca yıldız, galaksiler, güneşler, kendiliğinden mi oluşmuştur. Elbette ki hayır. O halde her şeyi yoktan var eden güçlü bir yaratıcı vardır. Bütün bunlar bir rastlantı değildir. Bu hiç bozulmadan süren hayret verici düzenlilik kendiliğinden olamaz. Böyle bir şey mümkün değildir. Evet, o halde her şeyi yoktan var eden güçlü bir yaratıcı vardır. Bu yaratıcı yüce Allah’tır.
    Bu konuda Ali-İmran suresinin 47. ayetinde;“Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece ‘Ol’ der, o da oluverir.” Buyrulmaktadır.
    “Göklerin ve yerin mülkü O’nundur, çocuk edinmemiştir. O’na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.”(Furkan Suresi, 2. ayet)

    evrenin mükemmel bir düzen içinde oluşunun, bilim adamlarından ve Kuran’ı Kerim’den deliller vererek açıklamasını yapmıştık. Allahu Teala yaratmış olduğu böyle mükemmel bir düzeni asla ve katâ başı boş bırakmamıştır.
    Atomun yapısını bir düşünün. Nötronların, elektronların, protonların, gözle görülmeyecek kadar o küçücük dünyalarında sınırlarının, dışına taşmadan salınışına bir bakın, kalbin pompaladığı kanın insan vücudunda, kilometrelerce gezdikten sonra geri gelişine bir bakın.
    Galaksilerdeki, yıldız sistemlerindeki şaşmaz yörüngelere bakın
    “Güneş ve ay belli bir hesap iledir”(Rahman Suresi, 5. ayet)
    Evrendeki hassas dengeler Allah’ın yarattıklarını başıboş bırakmayışının delilleridir.
    “Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah’tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten Güneş’e aya ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da emir de (yalnızca) O’nundur. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir.”(Araf suresi, 54 ayet)
    “Göğün ve yerin O’nun emriyle durması da, O’nun ayetlerindendir.”(Rum suresi, 25 ayet)
    “Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye(her an kudreti altında) tutuyor. And olsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, kendisinden sonra artık kimse oları tutamaz. Doğrusu O, Halim’dir, bağışlayıcıdır.”(Fatr Suresi 41.ayet)
    “Eğer hak, onların heva(istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes(ve her şey) bozulmaya uğrardı…”(Müminûn suresi, 71. ayet)
    Ünlü bilim adamı Isaac Newton şöyle yazmıştır.
    “Güneşten, gezegenlerden ve kuyruklu yıldızlardan oluşan bu çok hassas sistem, sadece akıl ve güç sahibi bir Varlık’ın amacından ve hâkimiyetinden kaynaklanabilir… O, bunların hepsini yönetmektedir ve bu egemenliği dolayısıyladır ki O’na (üstün kuvvet sahibi Rab) denir.”
    Bu soruya benim öğrenci olarak yorumum ise şu olacaktır. Allahu Teala evrenin düzenini kendi tayin etmiştir. Mutlaka elinde bulunduruyor. Hiçbir şekilde başıboş ve özgür bırakmamıştır. Bütün mahlûkat insanlar, hayvanlar, bitkiler, canlı ve cansız her şey onun yardımına, onun muhafazasına ihtiyaç duyduğu gibi onun kontrolüne, kudretine, hâkimiyetine muhtaçtır.

    Allahu Teala tüm canlıları içinde yaşadığımız dünyayı, evreni var etmiştir. Dahası var olan tüm bu şeylerin bir anlamı, bir amacı olmalıdır. Her şey bir amaç doğrultusunda var edilmiştir. Olan biten her şeyde bir amaçlılık vardır. İnsanoğlu Allahu Teala’nın yani felsefe dilinde mutlak varlığın yaratıcılığını düşünmesini günlük içtimai hayatın yoğun temposunda bir türlü aklına getirmez. Bu felsefe ödevi bizim için yaratılış konusunu, yaratılışta, evrende, olan bitende, evrende amaçlılık konusunu araştırmak açısından oldukça faydalı bir çalışmadır. Bizi düşünmeye sevk eden birçok gerçeği ödevimi hazırlarken araştırdığım kaynaklardan, bilim adamlarından, Kuran’ı Kerim ve Hadisi Şerif ışığında görmüş bulunmaktayım. Allah bu evrendeki düzeni ve her şeyi insanların kullanımı için yaratmıştır. Hayvanlar, bitki örtüsü, güneş ve ay, bulutlar, sular, oksijen deposu ormanlar, fotosentezler, ırmaklar üzerinde ulaşım sağlanan denizler, uçakların akıp gittiği hava boşluğu, her şey insanoğlunun hizmetine sunulmuştur. Basiretli bir kalp ile ibretli bakan bir göz ile vicdan sahibi her düşünen insan, Allah’ın hakkını teslim eder. Ödevimdeki yedi soru boyunca Allah’ın varlığını, birliğini, evreni ve insanları yarattığını, onları başıboş bırakmadığı olgusunu işledim. Allah’ın huzurunda görevimi yapma mücadelesinde onun rızasından ümit var olduğunu söyleyebilirim. Bu bir ders konusu olduğu için aynı zamanda öğretmenime ve öğrencilik görevlerime karşı ödevimi yerine getirme gayretimi dilerim ki ifade edebilmişimdir.
    Evet, Allahu Teala hazretleri her şeyi insanoğlu kullansın diye yaratmıştır. Şunu açıklamalıyım. Evrende insanoğlundan başka hiçbir varlık düşünce, vicdan, akıl, mantık, ahlak, terbiye, edep, zekâ, iyiliği arama, fenayı reddetme ve felsefi düşünce tarzı geliştirme duygularıyla donatılmamıştır. İnsan her bakımdan derin düşündüğümüzde Allahu Teala’nın halifesidir. Bir tek yaratma gücü verilmemiştir. İnsanoğluna bahşedilen düşünce iyi ile kötüyü ayırt etme yeteneği sevap günah duygusu, cennet arzusu, cehennem korkusu insana aynı zamanda niçin yaratıldık veya bütün bu olan bitende bir amaçlılık var mıdır sorusunu sormaya sevk eder. Evren ve içindekiler insanoğluna hizmet etmeleri için yaratılmıştır. Bu bilgiyi şu ayeti kerimeler ile ve bir bilim adamından bir alıntıyla teyit ettikten sonra insana yüklenen misyonu sorgulamak gerekmektedir.
    “Ey iman edenler size rızk olarak verdiklerimizin temiz olanlarından yiyin ve yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, (yine yalnızca) Allah'a şükredin.” (Bakara Suresi, 172 ayet)
    “Sizin için gökten su indiren O’dur; içecek ondan, ağaç ondandır(ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır.”(Nahl Suresi 10 – 11 ayet)
    Suyun kimyasal özelliklerinin yaşam için uygunluğu su için yapılan her yeni araştırma ile biraz daha detaylı bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Yale Üniversitesinden ünlü biyofizik profesörü Harold Morowitz, bu konuda şu yorumu yapar:
    “Son yıllarda suyun daha önceden bilinmeyen bir özelliğinin anlaşılmasına yarayan gelişmeler olmuştur. Bu özellik (proton iletkenliği), sadece suya has bir özellik olarak gözükmektedir ve biyolojik-enerji transferi ile hayatın kökeni açısından çok büyük öneme sahiptir. Bilgilerimizde arttıkça, doğanın (yaşam için) kusursuz uygunluğuna olan hayranlığımızda artmaktadır.”
    Allah’ın insana verdiği görev ona kulluk etmek emir ve yasakların dikkat etmek, ibadet ve taatda bulunmaktır.
    “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi 56)
    İlk başta, Allah Teala vardı, başka hiçbir şey yoktu. Allah yalnızdı. Ve o, kendisini bilecek tanıyacak bir mahlûk yaratmak istedi. Sadece Allah'ı bilip tanımak değil, Allah ile muhabbet edecek bir mahlûk. İşte bu insandır. Allah'ın insanı yaratmasındaki muradı, onu Rabbi olarak tanısın ve onunla teşriki mesaide, yani muhabbette bulunsun. Çünkü Allah Teala'da âlemlerin rabbi olmasına rağmen, yalnız olmak istemiyor. Kulu ile muhabbet arzuluyor. İşte insanı kendisine muhabbet etsin diye yaratmış.
    Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler.(ve derler ki”Rabbimiz sen bunu boşuna yaratmadın sen pek yücesin bizi ateş azabından koru.”(Al-i İmran suresi 190 – 191 ayet)
    Bu evren elbette ki belli bir amaçla yaratılmıştır. Bu amaç İnsanın kendisini yaratan sonsuz merhamet ve şefkat sahibi Allah’ın varlığını daha iyi anlayabilmesidir. Vicdan ve akıl sahibi bir insan bu delilleri görür ve Allah’ı daha iyi tanır.
    Allah insanları kendisine kulluk etsinler diye yarattığını söylemektedir. Var olmak yok olmaktan daha iyi ve güzeldir. Allah insana ahirette sonsuz bir varlık vermek istemekte bu yüzen de bu dünyada var edip imtihana tabi tutmaktadır. Kulluk etmek çok geniş anlam taşımaktadır. Bu ifade insanın Allah`a teslimiyet için yaratıldığını, insanın varlık sebebinin Allah için olduğunu ifade etmektedir. Yani Kulluk kelimesinin sadece namaz, oruç gibi ibadetler için kullanılması hatalıdır, bu kelime daha geniş anlamlar ifade etmektedir.
    Her şey Allah tarafından mükemmel bir şekilde yaratılmıştır, bu yüzden her şey Allah için var olmak zorundadır. Kulluk ifadesi bizim Allah için var olduğumuzu ifade eder. Allah bizi yaratırken bizim şimdilik bilemeyeceğimiz maksatları da var olabilir. Fakat mademki bizi Allah yaratmıştır biz ancak Allah`a bakan bir yönle var olmamız gerektiğini (kulluk için) biliyoruz. Allah`ın yaratışındaki tüm hikmetleri bilemesek de…
    Kuran ayetleri net ve açık bir biçimde bir Müslüman’ın nasıl davranması inanç ve davranış uyumunu nasıl sağlaması gerektiği ile ilgili pek çok yaklaşımlarda bulunmaktadır. Allah’ı yüceliğine yakışır bir biçimde bilip O’na yönelmek yapın dediklerini yapıp uzak durun dediklerinden de kaçınmak inanç davranış uyumunun ilk ayağını oluşturmaktadır. Kula düşen vazife kendini var eden kudrete karşı ne yapabileceğini araştırmak ve varlığının gereğini yerine getirmeye çalışmaktır.
    “Hanginizin daha güzel iş yapacağını belirlemek için sizi imtihana çekmek üzere ölümü ve hayatı yaratan O’dur. Aziz’dir O, Gafur’dur.”(Mülk Suresi, 2 Ayet)
    Olan bitende amaçlılık vardır.Amaç insanın Allah’ı tanıyıp ona ibadet etmesi amaçların en yücesi en kusalı en değerlisidir.Allah vardır, birdir, bizi yaratmıştır, bize nimetler vermiştir.Bizde bunun karşılığında verdiği sonsuz nimetler için O’na sonsuz şükürler ediyoruz.O’na karşı yapacağımız itaat ve ibadetlerimizi severek ve içtenlikle üşenmeden yapmamız için bize ayrı bir şevk ve huşu vermesini kendisinden niyaz ediyoruz.



  7. 22.Mart.2014, 19:28
    4
    Misafir

    Cevap: Allah Evren İlişkisini Açıklayan Hadis-i Şerif Ve Ayet Çoğunluklu Bir Anlatım İstiyorum

    teşekkür ederim çok güzeldi ve çok faydalandım


  8. 22.Mart.2014, 19:28
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    teşekkür ederim çok güzeldi ve çok faydalandım


  9. 28.Nisan.2014, 17:53
    5
    Misafir

    Cevap: Allah Evren İlişkisini Açıklayan Hadis-i Şerif Ve Ayet Çoğunluklu Bir Anlatım İstiyorum

    çk gzl faydalandım beya açıklama için sağolun


  10. 28.Nisan.2014, 17:53
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    çk gzl faydalandım beya açıklama için sağolun


  11. 16.Ekim.2014, 19:21
    6
    Misafir

    Cevap: Allah Evren İlişkisini Açıklayan Hadis-i Şerif Ve Ayet Çoğunluklu Bir Anlatım İstiyorum

    çok teşekkür ederim çok yardımcı oldunuz sayenizde bunlarıda öğrenmiş olduk sağolun


  12. 16.Ekim.2014, 19:21
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    çok teşekkür ederim çok yardımcı oldunuz sayenizde bunlarıda öğrenmiş olduk sağolun


  13. 19.Kasım.2015, 09:44
    7
    Misafir

    Cevap: Allah Evren İlişkisini Açıklayan Hadis-i Şerif Ve Ayet Çoğunluklu Bir Anlatım İstiyorum

    Sadece ayetler ve açıklamalar olsaydı keşke ama buda güzel...


  14. 19.Kasım.2015, 09:44
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Sadece ayetler ve açıklamalar olsaydı keşke ama buda güzel...





+ Yorum Gönder