Konusunu Oylayın.: İlim ile ilgili Hadisler nelerdir,verebilirmisiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İlim ile ilgili Hadisler nelerdir,verebilirmisiniz?
  1. 10.Mayıs.2011, 17:59
    1
    Misafir

    İlim ile ilgili Hadisler nelerdir,verebilirmisiniz?






    İlim ile ilgili Hadisler nelerdir,verebilirmisiniz? Mumsema -ilim öğrenmek bütün kadın ve erkek müslümanlara farzdır -ilim bedenin rahatı ile olmaz (yatarak ilim elde edilmez) -her kim ilmi talep ederse Allah onun rızkına kefildir.


  2. 10.Mayıs.2011, 17:59
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    -ilim öğrenmek bütün kadın ve erkek müslümanlara farzdır -ilim bedenin rahatı ile olmaz (yatarak ilim elde edilmez) -her kim ilmi talep ederse Allah onun rızkına kefildir.


    Benzer Konular

    - İlim ile ilgili hadisler

    - İlim adabı ile ilgili hadisler

    - İlim ve tebliğ ile ilgili hadisler

    - Yeniden dirilme (bas)ile ilgili hadisler nelerdir,verebilirmisiniz?

    - Sağlık ile ilgili Hadisler Verebilirmisiniz?

  3. 10.Mayıs.2011, 18:49
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İlim ile ilgili Hadisler nelerdir,verebilirmisiniz?




    30/1 -Abdullah (İ'bn MesudJ'un şöyle dediği rivayet edildi. Ailah'm Elçisi (s.a.) buyurdu ki:
    «— Bilgi öğrenmek her müslümana farzdır.»

    31/2 -Ebû Hureyre'mn şöyle dediği rivayet edildi. Peygamber Cs.a. buyurdu ki:
    «— Bilgi öğrenmek her müslümana farzdır,»

    32/3 Hadis :Ebû Hanife Allah ondan razı olsun- şöyle dedi:
    * (Hicretin) Sekseninci yılında doğdum. Doksan altı [96] senesinde on altı yaşımdayken babamla hacca gittim. Mescid-i Haram'a girdiğimde ka­labalık bir ders halkası gördüm. Babama, bu halkanın öğretmeni kim?' diye sordum. Babam, Peygamberimizin —saiât ve selâm üzerine oisun— arka­daşı Abdullah bir.1 el-Hârıs bin Gez* bin el-Zebîdî'dir, dedi. İlerledim, iyice yaklaştım, şöyle dediğini işittim:,
    «— Allah'ın elçisinden —salât ve selâm üzerine oisun— duydum. Bu­yurdu ki:
    • — Allah'ın Dinini anlamada üstün başarı gösteren kimsenin dünya ve â'hiret ile ilgili neyi varsa Allah Teâİâ karşılar ve ona ummadığı yef-lerden rızı'k verir.

    33/4 -Ümühani'nin şöyle dediği rivayet edildi.
    Peygamber —salât ve selâm üzerine olsun— şöyle buyurdu:
    Ayşe. Kendini ilim ve Kur'ânı öğrenmekle göster.» ,

    34/5 -Alî bin el-Akmer, Peygamber (s.a.)'den şöyle rivayet etti:
    Allah'ın Elçisi —salat ve selam üzerine olsun— Allah T-eâlâyı anmak­ta olan bir topluluğa rastladı:
    «— Sizler o kimselerdensiniz ki, onlarİa beraber sabr etmekle emr olundum. Sayınız kadar olarr her topluluk oturup Allah Teâlâyı anacak ol­sa hiç şüphesiz, melekler onları kanatlarıyla çepeçevre sarar. İlâhî rahmet onları boğar, ve Allah da yanında bulunanların, (meleklerin) huzurunda on­ları anar.»

    35/6 - Abdullah İbn Mes'ûd'un şöyle dediği rivayet edildi:
    Peygamber —«alât ve selam üzerine olsun— buyurdu ki: «— Allaih Teâlâ kıyamet günü bilginleri toplar onlara: Kalplerinize HİKMETİMİ yerleştirirken, ben yalnız sizlerin yararına olanı istedim. Şimdi cennette yerlerinizi ahn. Geri kalan kusurlarınızı da 'bağışladım,» der




    İLME TEŞVİK HADİSLERİ


    ـ4109 ـ1ـ عن حميد بن عبدالرحمن قال: ]سمعت معاوية رَضِيَ اللّهُ عَنْه يقول: سمعت رسول اللّه # يقول: مَنْ يُرِدِ اللّه بهِ خَيْراً يُفَقِّهْهُ فِي الدِّينِ[. أخرجه الشيخان وأخرجه الترمذي عن ابن عباس .

    1. (4109)- Humeyd İbnu Abdirrahmân anlatıyor: "Hz. Muâviye (radıyallahu anh)'ı işittim demişti ki: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim: "Allah kimin için hayır murad ederse onu dinde fakih kılar." [Buhârî, Farzu'l-Humus 7, İlm 13, İ'tîsâm 10; Müslim, İmâret 98, (1038), Zekât 98, 100, (1038); Tirmizî, İlm 1, (2647).]


    ـ4110 ـ2ـ وعن أنس رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولِ اللّهِ #: مَنْ خَرَجَ فِي طَلَبَ العِلْم فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللّهِ حَتّى يَرْجِعَ[. أخرجه الترمذي .
    2. (4110)- Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır." [Tirmizî, İlm 2, (2649); İbnu Mâce, Mukaddime 17, (227).][2]


    ـ4111 ـ3ـ وفي أخرى له عن سخبرة مرفوعاً: ]مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِمَا مَضى[.

    3. (4111)- Yine Tirmizî'nin Sahbere (radıyallahu anh)'tan kaydına göre, Aleyhissalâtu vesselâm: "Kim ilim taleb ederse, bu işi, geçmişteki günahlarına kefaret olur" buyurmuştur." [Tirmizî, İlim 2, (2650).][4]


    ـ4112 ـ4ـ وعن عقبة بن عامر رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قالَ رَسُولُ اللّهِ #: تَعلَّمُوا قَبْلَ الظَّانِّينَ، يَعْنِي قَبْلَ الَّذِينَ يَتَكَلّمُونَ بِالظَّنِّ[. أخرجه رزين وعلقه البخاري .

    4. (4112)- Ukbe İbnu Âmir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Zancılardan önce, ilim öğrenin yani zanlarıyla konuşanlardan önce." [Rezin tahric etmiştir. Buharî de bunu bir bab başlığında muallak (senetsiz) olarak kaydetmiştir. (Ferâiz 2).][6]


    ـ4113 ـ5ـ وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسولُ اللّهِ #: تَعَلّمُوا الْفَرَائِضَ وَالْقُرآنَ وَعَلّمُوا النَّاسَ فَإنِّي مَقْبُوضٌ[. أخرجه الترمذي، وعن ابن مسعود بمعناه.وزاد رزين: »وإنَّ مَثَلَ الْعَالِمِ الَّذِي َ يَعْلَمُ الْفَرَائِضَ كَمَثَلِ البُرْنُسِ الَّذِي َ رَأسَ لَهُ« .

    5. (4113)- Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ferâizi ve Kur'an'ı öğrenin ve halka da öğretin, zira benim ruhum kabzedilecek (ve ben aranızdan gideceğim)." [Tirmizî, Ferâiz 2, (2092).] İbnu Mes'ud (radıyallahu anh)'tan aynı ma'nâda bir rivayet yapılmıştır.Rezin şu ziyadede bulunmuştur: "Ferâizi bilmeyen âlimin misâli, baş kısmı olmayan bürnus gibidir."[8]


    ـ4114 ـ6ـ وعن أبي سعيد رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قالَ رَسولُ اللّهِ لَنْ يَشْبَعَ مُؤْمِنٌ مِنْ خَيْرٍ يَسْمَعُهُ حَتّى يَكُونَ مُنْتَهَاهُ الْجَنَّةَ[. أخرجه الترمذي .
    6. (4114)- Ebu Sâid (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Mü'min, sonu cennet oluncaya kadar hayır işitmekten asla doymayacak." [Tirmizî, İlm 19, (2687).][10]


    ـ4115 ـ7ـ وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رسولُ اللّهِ #: الْكَلِمَةُ الْحِكْمَةُ ضَالَّةُ الْمُؤْمِنِ فَحَيْثُ وَجَدَهَا فَهُوَ أحَقُّ بِهَا[. أخرجه الترمذي .

    7. (4115)- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Hikmetli söz mü'minin yitiğidir. Onu nerede bulursa, onu hemen almaya ehaktır." [Tirmizî, İlm 19, (2688).][12]


    ـ4116 ـ8ـ وعن ابن عمرو بن العاص رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: الْعِلْمُ ثََثَةٌ، وَمَا سِوَى ذلِكَ فَهُوَ فَضْلٌ: آيَةٌ مُحْكَمَةٌ، أوْ سُنَّةٌ قَائِمَةٌ، أوْ فَرِيضَةٌ عَادِلَةٌ[. أخرجه أبو داود .
    »اŒية المحكمةُ« هي التي اشتباه فيها و اختف وما ليس بمنسوخ.»وَالسُّنَّةُ الْقَائِمَةُ« هي الدائمة المستمرة التي العمل بها متصل يترك.»وَالفَرِيضَةُ العَادَلَةُ« هي التي جور فيها و حيف في قضائها .

    8. (4116)- İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İlim üçtür. Bunlardan fazlası fazilettir. Muhkem âyet, kâim sünnet, âdil taksim." [Ebu Dâvud, Ferâiz 1, (2285); İbnu Mâce, Mukaddime 8, (54).][14]


    ـ4117 ـ9ـ وعن أبي واقد الليثي قال: ]بَيْنَا رسولُ اللّهِ # جالِسٌ في المَسْجِدِ إذْ أقْبَلَ ثََثَةُ نَفَرٍ فَأقْبَلَ اثْنَانِ إلى رسولِ اللّهِ # فَوَقَفَا عَلى رَسولِ اللّهِ #، فَرَأى أحَدُهُمَا فُرْجَةً فِى الْحَلْقَةِ فَجَلَسَ، وَجَلَسَ اŒخَرُ خَلْفَهُمْ، وَأمَّا الثَّالِثُ فَذَهَبَ مُدْبِراً فَلَمَّا فَرَغَ رسولُ اللّهِ # قَالَ: أَ أُخْبِرُكُمْ عَنْ النَّفَرِ الثََّثَةِ؟ أمَّا أحَدُهُمْ فَآوَى إلى اللّهِ فَآوَاهُ اللّهُ، وأمَّا اŒخَرُ فَاسْتَحْيَا فَاسْتَحْيَا اللّهُ مِنْهُ، وَأمَّا اŒخَرُ فَأعْرَضَ فَأعْرَضَ اللّهُ تَعالى عَنْهُ[. أخرجه الثثة والترمذي.الفصل الثالث: في آداب العلم

    9. (4117)- Ebu Vâkid el-Leysî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) mescidde otururken üç kişi çıktı geldi. İkisi Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a yönelerek önünde durdular. Bunlardan biri, bir aralık bularak hemen oraya oturdu. Diğeri de onun gerisine oturdu. Üçüncü kimse ise, geri dönüp gitti.
    Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (dersinden) boşalınca buyurdular:
    "Size üç kişiden haber vereyim mi? Bunlardan biri Allah'a iltica etti, Allah da onu himayesine aldı. Diğeri istihyada bulundu, Allah da onun istihyasını kabul etti. Üçüncüsü ise geri döndü, Allah da ondan yüz çevirdi." [Buhârî, İlm 8, Salât 84; Müslim, Selam 26, (2176); Muvatta, Selam 4, (2, 960, 961); Tirmizî, İsti'zan 29, (2725).][16]

    KAYNAK
    İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 11/491-493.

    1382. Sehl İbni Sa'd radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Ali radıyallahu anh'a şöyle dedi:
    "Allah'a yemin ederim ki, Cenâb–ı Hakk'ın senin aracılığınla bir tek kişiyi hidayete kavuşturması, senin, en kıymetli dünya nimeti olan kırmızı develere sahip olmandan daha hayırlıdır."[6]

    1383. Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Benim tarafımdan (tebliğ edilen Kur'an'dan) bir âyet bile olsa insanlara ulaştırınız. İsrailoğulları(nın ibretli kıssaları)ndan da haber verebilirsiniz. Bunda bir sakınca yoktur. Kim bile bile bana yalan isnad ederse, cehennemdeki yerine hazırlansın."[7]

    1384. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır."[8]

    1385. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Hidâyete davet eden kimseye, kendisine uyanların sevabı kadar sevap verilir. Bu onların sevaplarından da hiçbir şey azaltmaz."[9]

    1386. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka–i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat."[10]

    1387. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allah'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran şeylerle, ilim öğreten âlim ve öğrenmek isteyen öğrenci bundan müstesnadır."[11]

    1388. Enes radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır."[12]

    1389. Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Mü'min, cennete girinceye kadar hiçbir hayıra doymaz."[13]

    1390. Ebû Ümâme radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Âlimin âbide üstünlüğü, benim sizin en aşağı derecede olanınıza üstünlüğüm gibidir." Sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Şüphesiz ki Allah, melekleri, gök ve yer ehli, hatta yuvasındaki karınca ve balıklar bile insanlara hayrı öğretenlere dua ederler."[14]

    1391. Ebü'd–Derdâ radıyallahu anh şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim:
    "Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar bile âlim kişiye Allah'tan mağfiret dilerler. Âlimin âbide karşı üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler altın ve gümüşü miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan kimse, bol nasip ve kısmet almış olur."[15]

    1392. İbni Mes'ûd radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Bizden bir şey işitip, onu aynen işittiği gibi başkalarına ulaştıran kimsenin Allah yüzünü ağartsın. Kendisine bilgi ulaştırılan nice insan vardır ki, o bilgiyi, bizzat işiten kimseden daha iyi anlar ve korur."[16]

    1393. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Bir kimseye bildiği bir konu sorulduğunda cevap vermezse, kıyamet gününde ağzına ateşten bir gem vurulur."[17]

    1394. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Kim kendisinde Allah'ın rızası aranan bir ilmi sadece dünyalığa sahip olmak için öğrenirse, o kimse kıyamet gününde cennetin kokusunu bile duyamaz."[18]

    1395. Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim:
    "Allah Teâlâ ilmi insanların hafızalarından silip unutturmak suretiyle değil, fakat âlimleri öldürüp ortadan kaldırmak suretiyle alır. Neticede ortada hiçbir âlim bırakmaz. İnsanlar bir kısım cahilleri kendilerine lider edinirler. Onlara birtakım meseleler sorulur; onlar da bilmedikleri halde fetva verirler. Neticede hem kendileri sapıklığa düşer, hem de insanları saptırırlar."[19]

    * Alim kimse devamlı ibadet eden kimseden daha faziletlidir. Çünkü ilim öğrenmek farz olup, farz ibadetlerden sonra yapılan nafile ibadetler ise sünnettir. Âbid kimsenin faydası kendisiyle sınırlı olup, alimin faydası bütün canlıları kapsayıcı bir özellik taşır. İbadet ve kulluğun sıhhati de ilme bağlı olduğu için önce ilim, sonra amel gelir. Çünkü bilmeyen bir kişi bir işi hakkıyla yerine getiremez. Alim ve ilim öğrenen talebeye, Allah, melekler, insanlar ve diğer canlıların her biri kendi dilleriyle dua ederler. En büyük ve en üstün zenginlik ilim zenginliğidir. Çünkü ilim zenginliği insanlara hürmet ve saygı kazandırır. Mal ve makam zenginliği ise çok kere düşman kazandırır. Alimler peygamberlerin varisleri oldukları için onlara saygısızlık fısk ve sapıklık yoludur. [20]


  4. 10.Mayıs.2011, 18:49
    2
    Silent and lonely rains



    30/1 -Abdullah (İ'bn MesudJ'un şöyle dediği rivayet edildi. Ailah'm Elçisi (s.a.) buyurdu ki:
    «— Bilgi öğrenmek her müslümana farzdır.»

    31/2 -Ebû Hureyre'mn şöyle dediği rivayet edildi. Peygamber Cs.a. buyurdu ki:
    «— Bilgi öğrenmek her müslümana farzdır,»

    32/3 Hadis :Ebû Hanife Allah ondan razı olsun- şöyle dedi:
    * (Hicretin) Sekseninci yılında doğdum. Doksan altı [96] senesinde on altı yaşımdayken babamla hacca gittim. Mescid-i Haram'a girdiğimde ka­labalık bir ders halkası gördüm. Babama, bu halkanın öğretmeni kim?' diye sordum. Babam, Peygamberimizin —saiât ve selâm üzerine oisun— arka­daşı Abdullah bir.1 el-Hârıs bin Gez* bin el-Zebîdî'dir, dedi. İlerledim, iyice yaklaştım, şöyle dediğini işittim:,
    «— Allah'ın elçisinden —salât ve selâm üzerine oisun— duydum. Bu­yurdu ki:
    • — Allah'ın Dinini anlamada üstün başarı gösteren kimsenin dünya ve â'hiret ile ilgili neyi varsa Allah Teâİâ karşılar ve ona ummadığı yef-lerden rızı'k verir.

    33/4 -Ümühani'nin şöyle dediği rivayet edildi.
    Peygamber —salât ve selâm üzerine olsun— şöyle buyurdu:
    Ayşe. Kendini ilim ve Kur'ânı öğrenmekle göster.» ,

    34/5 -Alî bin el-Akmer, Peygamber (s.a.)'den şöyle rivayet etti:
    Allah'ın Elçisi —salat ve selam üzerine olsun— Allah T-eâlâyı anmak­ta olan bir topluluğa rastladı:
    «— Sizler o kimselerdensiniz ki, onlarİa beraber sabr etmekle emr olundum. Sayınız kadar olarr her topluluk oturup Allah Teâlâyı anacak ol­sa hiç şüphesiz, melekler onları kanatlarıyla çepeçevre sarar. İlâhî rahmet onları boğar, ve Allah da yanında bulunanların, (meleklerin) huzurunda on­ları anar.»

    35/6 - Abdullah İbn Mes'ûd'un şöyle dediği rivayet edildi:
    Peygamber —«alât ve selam üzerine olsun— buyurdu ki: «— Allaih Teâlâ kıyamet günü bilginleri toplar onlara: Kalplerinize HİKMETİMİ yerleştirirken, ben yalnız sizlerin yararına olanı istedim. Şimdi cennette yerlerinizi ahn. Geri kalan kusurlarınızı da 'bağışladım,» der




    İLME TEŞVİK HADİSLERİ


    ـ4109 ـ1ـ عن حميد بن عبدالرحمن قال: ]سمعت معاوية رَضِيَ اللّهُ عَنْه يقول: سمعت رسول اللّه # يقول: مَنْ يُرِدِ اللّه بهِ خَيْراً يُفَقِّهْهُ فِي الدِّينِ[. أخرجه الشيخان وأخرجه الترمذي عن ابن عباس .

    1. (4109)- Humeyd İbnu Abdirrahmân anlatıyor: "Hz. Muâviye (radıyallahu anh)'ı işittim demişti ki: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim: "Allah kimin için hayır murad ederse onu dinde fakih kılar." [Buhârî, Farzu'l-Humus 7, İlm 13, İ'tîsâm 10; Müslim, İmâret 98, (1038), Zekât 98, 100, (1038); Tirmizî, İlm 1, (2647).]


    ـ4110 ـ2ـ وعن أنس رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولِ اللّهِ #: مَنْ خَرَجَ فِي طَلَبَ العِلْم فَهُوَ فِي سَبِيلِ اللّهِ حَتّى يَرْجِعَ[. أخرجه الترمذي .
    2. (4110)- Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır." [Tirmizî, İlm 2, (2649); İbnu Mâce, Mukaddime 17, (227).][2]


    ـ4111 ـ3ـ وفي أخرى له عن سخبرة مرفوعاً: ]مَنْ طَلَبَ العِلْمَ كَانَ كَفَّارَةً لِمَا مَضى[.

    3. (4111)- Yine Tirmizî'nin Sahbere (radıyallahu anh)'tan kaydına göre, Aleyhissalâtu vesselâm: "Kim ilim taleb ederse, bu işi, geçmişteki günahlarına kefaret olur" buyurmuştur." [Tirmizî, İlim 2, (2650).][4]


    ـ4112 ـ4ـ وعن عقبة بن عامر رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قالَ رَسُولُ اللّهِ #: تَعلَّمُوا قَبْلَ الظَّانِّينَ، يَعْنِي قَبْلَ الَّذِينَ يَتَكَلّمُونَ بِالظَّنِّ[. أخرجه رزين وعلقه البخاري .

    4. (4112)- Ukbe İbnu Âmir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Zancılardan önce, ilim öğrenin yani zanlarıyla konuşanlardan önce." [Rezin tahric etmiştir. Buharî de bunu bir bab başlığında muallak (senetsiz) olarak kaydetmiştir. (Ferâiz 2).][6]


    ـ4113 ـ5ـ وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسولُ اللّهِ #: تَعَلّمُوا الْفَرَائِضَ وَالْقُرآنَ وَعَلّمُوا النَّاسَ فَإنِّي مَقْبُوضٌ[. أخرجه الترمذي، وعن ابن مسعود بمعناه.وزاد رزين: »وإنَّ مَثَلَ الْعَالِمِ الَّذِي َ يَعْلَمُ الْفَرَائِضَ كَمَثَلِ البُرْنُسِ الَّذِي َ رَأسَ لَهُ« .

    5. (4113)- Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Ferâizi ve Kur'an'ı öğrenin ve halka da öğretin, zira benim ruhum kabzedilecek (ve ben aranızdan gideceğim)." [Tirmizî, Ferâiz 2, (2092).] İbnu Mes'ud (radıyallahu anh)'tan aynı ma'nâda bir rivayet yapılmıştır.Rezin şu ziyadede bulunmuştur: "Ferâizi bilmeyen âlimin misâli, baş kısmı olmayan bürnus gibidir."[8]


    ـ4114 ـ6ـ وعن أبي سعيد رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قالَ رَسولُ اللّهِ لَنْ يَشْبَعَ مُؤْمِنٌ مِنْ خَيْرٍ يَسْمَعُهُ حَتّى يَكُونَ مُنْتَهَاهُ الْجَنَّةَ[. أخرجه الترمذي .
    6. (4114)- Ebu Sâid (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Mü'min, sonu cennet oluncaya kadar hayır işitmekten asla doymayacak." [Tirmizî, İlm 19, (2687).][10]


    ـ4115 ـ7ـ وعن أبي هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رسولُ اللّهِ #: الْكَلِمَةُ الْحِكْمَةُ ضَالَّةُ الْمُؤْمِنِ فَحَيْثُ وَجَدَهَا فَهُوَ أحَقُّ بِهَا[. أخرجه الترمذي .

    7. (4115)- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Hikmetli söz mü'minin yitiğidir. Onu nerede bulursa, onu hemen almaya ehaktır." [Tirmizî, İlm 19, (2688).][12]


    ـ4116 ـ8ـ وعن ابن عمرو بن العاص رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: الْعِلْمُ ثََثَةٌ، وَمَا سِوَى ذلِكَ فَهُوَ فَضْلٌ: آيَةٌ مُحْكَمَةٌ، أوْ سُنَّةٌ قَائِمَةٌ، أوْ فَرِيضَةٌ عَادِلَةٌ[. أخرجه أبو داود .
    »اŒية المحكمةُ« هي التي اشتباه فيها و اختف وما ليس بمنسوخ.»وَالسُّنَّةُ الْقَائِمَةُ« هي الدائمة المستمرة التي العمل بها متصل يترك.»وَالفَرِيضَةُ العَادَلَةُ« هي التي جور فيها و حيف في قضائها .

    8. (4116)- İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "İlim üçtür. Bunlardan fazlası fazilettir. Muhkem âyet, kâim sünnet, âdil taksim." [Ebu Dâvud, Ferâiz 1, (2285); İbnu Mâce, Mukaddime 8, (54).][14]


    ـ4117 ـ9ـ وعن أبي واقد الليثي قال: ]بَيْنَا رسولُ اللّهِ # جالِسٌ في المَسْجِدِ إذْ أقْبَلَ ثََثَةُ نَفَرٍ فَأقْبَلَ اثْنَانِ إلى رسولِ اللّهِ # فَوَقَفَا عَلى رَسولِ اللّهِ #، فَرَأى أحَدُهُمَا فُرْجَةً فِى الْحَلْقَةِ فَجَلَسَ، وَجَلَسَ اŒخَرُ خَلْفَهُمْ، وَأمَّا الثَّالِثُ فَذَهَبَ مُدْبِراً فَلَمَّا فَرَغَ رسولُ اللّهِ # قَالَ: أَ أُخْبِرُكُمْ عَنْ النَّفَرِ الثََّثَةِ؟ أمَّا أحَدُهُمْ فَآوَى إلى اللّهِ فَآوَاهُ اللّهُ، وأمَّا اŒخَرُ فَاسْتَحْيَا فَاسْتَحْيَا اللّهُ مِنْهُ، وَأمَّا اŒخَرُ فَأعْرَضَ فَأعْرَضَ اللّهُ تَعالى عَنْهُ[. أخرجه الثثة والترمذي.الفصل الثالث: في آداب العلم

    9. (4117)- Ebu Vâkid el-Leysî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) mescidde otururken üç kişi çıktı geldi. İkisi Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a yönelerek önünde durdular. Bunlardan biri, bir aralık bularak hemen oraya oturdu. Diğeri de onun gerisine oturdu. Üçüncü kimse ise, geri dönüp gitti.
    Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (dersinden) boşalınca buyurdular:
    "Size üç kişiden haber vereyim mi? Bunlardan biri Allah'a iltica etti, Allah da onu himayesine aldı. Diğeri istihyada bulundu, Allah da onun istihyasını kabul etti. Üçüncüsü ise geri döndü, Allah da ondan yüz çevirdi." [Buhârî, İlm 8, Salât 84; Müslim, Selam 26, (2176); Muvatta, Selam 4, (2, 960, 961); Tirmizî, İsti'zan 29, (2725).][16]

    KAYNAK
    İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 11/491-493.

    1382. Sehl İbni Sa'd radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem Ali radıyallahu anh'a şöyle dedi:
    "Allah'a yemin ederim ki, Cenâb–ı Hakk'ın senin aracılığınla bir tek kişiyi hidayete kavuşturması, senin, en kıymetli dünya nimeti olan kırmızı develere sahip olmandan daha hayırlıdır."[6]

    1383. Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Benim tarafımdan (tebliğ edilen Kur'an'dan) bir âyet bile olsa insanlara ulaştırınız. İsrailoğulları(nın ibretli kıssaları)ndan da haber verebilirsiniz. Bunda bir sakınca yoktur. Kim bile bile bana yalan isnad ederse, cehennemdeki yerine hazırlansın."[7]

    1384. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır."[8]

    1385. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Hidâyete davet eden kimseye, kendisine uyanların sevabı kadar sevap verilir. Bu onların sevaplarından da hiçbir şey azaltmaz."[9]

    1386. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka–i câriye, istifade edilen ilim, kendisine dua eden hayırlı evlat."[10]

    1387. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allah'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran şeylerle, ilim öğreten âlim ve öğrenmek isteyen öğrenci bundan müstesnadır."[11]

    1388. Enes radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır."[12]

    1389. Ebû Saîd el–Hudrî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Mü'min, cennete girinceye kadar hiçbir hayıra doymaz."[13]

    1390. Ebû Ümâme radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Âlimin âbide üstünlüğü, benim sizin en aşağı derecede olanınıza üstünlüğüm gibidir." Sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Şüphesiz ki Allah, melekleri, gök ve yer ehli, hatta yuvasındaki karınca ve balıklar bile insanlara hayrı öğretenlere dua ederler."[14]

    1391. Ebü'd–Derdâ radıyallahu anh şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim:
    "Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar bile âlim kişiye Allah'tan mağfiret dilerler. Âlimin âbide karşı üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler altın ve gümüşü miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan kimse, bol nasip ve kısmet almış olur."[15]

    1392. İbni Mes'ûd radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Bizden bir şey işitip, onu aynen işittiği gibi başkalarına ulaştıran kimsenin Allah yüzünü ağartsın. Kendisine bilgi ulaştırılan nice insan vardır ki, o bilgiyi, bizzat işiten kimseden daha iyi anlar ve korur."[16]

    1393. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Bir kimseye bildiği bir konu sorulduğunda cevap vermezse, kıyamet gününde ağzına ateşten bir gem vurulur."[17]

    1394. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Kim kendisinde Allah'ın rızası aranan bir ilmi sadece dünyalığa sahip olmak için öğrenirse, o kimse kıyamet gününde cennetin kokusunu bile duyamaz."[18]

    1395. Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ şöyle dedi:
    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'i şöyle buyururken işittim:
    "Allah Teâlâ ilmi insanların hafızalarından silip unutturmak suretiyle değil, fakat âlimleri öldürüp ortadan kaldırmak suretiyle alır. Neticede ortada hiçbir âlim bırakmaz. İnsanlar bir kısım cahilleri kendilerine lider edinirler. Onlara birtakım meseleler sorulur; onlar da bilmedikleri halde fetva verirler. Neticede hem kendileri sapıklığa düşer, hem de insanları saptırırlar."[19]

    * Alim kimse devamlı ibadet eden kimseden daha faziletlidir. Çünkü ilim öğrenmek farz olup, farz ibadetlerden sonra yapılan nafile ibadetler ise sünnettir. Âbid kimsenin faydası kendisiyle sınırlı olup, alimin faydası bütün canlıları kapsayıcı bir özellik taşır. İbadet ve kulluğun sıhhati de ilme bağlı olduğu için önce ilim, sonra amel gelir. Çünkü bilmeyen bir kişi bir işi hakkıyla yerine getiremez. Alim ve ilim öğrenen talebeye, Allah, melekler, insanlar ve diğer canlıların her biri kendi dilleriyle dua ederler. En büyük ve en üstün zenginlik ilim zenginliğidir. Çünkü ilim zenginliği insanlara hürmet ve saygı kazandırır. Mal ve makam zenginliği ise çok kere düşman kazandırır. Alimler peygamberlerin varisleri oldukları için onlara saygısızlık fısk ve sapıklık yoludur. [20]


  5. 22.Ekim.2014, 11:40
    3
    @hmet
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Mayıs.2007
    Üye No: 771
    Mesaj Sayısı: 7,758
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: gölbaşı

    Cevap: İlim ile ilgili Hadisler nelerdir,verebilirmisiniz?

    ilim ile ilgili kaynaklı hadisler

    2563. [4:263, Hadîs No: 5250]
    Hassan bin Ebî Sinan rivayet ediyor:
    Cahiller arasında ilim öğrenen kişi ölüler arasındaki diri gibidir.

    3505. [6:20, Hadîs No: 8276]
    Ka'b bin Mâlik (r.a.) rivayet ediyor:
    Her kim ki, âlimlere karşı övünmek, câhillerle cedelleşmek veya insanların sevgisini kazanmak için ilim öğrenirse onun âkibeti Ce­hennemdir


  6. 22.Ekim.2014, 11:40
    3
    Üye
    ilim ile ilgili kaynaklı hadisler

    2563. [4:263, Hadîs No: 5250]
    Hassan bin Ebî Sinan rivayet ediyor:
    Cahiller arasında ilim öğrenen kişi ölüler arasındaki diri gibidir.

    3505. [6:20, Hadîs No: 8276]
    Ka'b bin Mâlik (r.a.) rivayet ediyor:
    Her kim ki, âlimlere karşı övünmek, câhillerle cedelleşmek veya insanların sevgisini kazanmak için ilim öğrenirse onun âkibeti Ce­hennemdir





+ Yorum Gönder