Konusunu Oylayın.: Delilleriyle islam ilmihali Prof. Dr. Hamdi Döndüren

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi
Delilleriyle islam ilmihali Prof. Dr. Hamdi Döndüren
  1. 05.Mayıs.2011, 11:40
    1
    Misafir

    Delilleriyle islam ilmihali Prof. Dr. Hamdi Döndüren






    Delilleriyle islam ilmihali Prof. Dr. Hamdi Döndüren Mumsema Delilleriyle islam ilmihali Prof. Dr. Hamdi Döndüren


  2. 05.Mayıs.2011, 11:45
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Delilleriyle islam ilmihali Prof. Dr. Hamdi Döndüren




    Doç. Dr. Hamdi Döndüren ile "Delilleriyle İslam İlmihali" Üzerine... "Müslümanın El Kitabı"
    Altınoluk Röportaj
    1991 - Agustos, Sayı: 066, Sayfa: 016
    Doç. Dr. Hamdi DÖNDÜREN Kimdir?
    1943 Balıkesir doğumlu. Hıfzını ikmal ettikten sonra İmam Hatip Lisesi ve genel liseyi bitirdi. İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü ve İ.Ü. Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.
    Balıkesir merkez valiliği ve Çanakkale Bozcaada Müftülüğü görevlerinde bulundu.
    20.4.1975 tarihinde Konya Yüksek İslâm Enstitüsüne İslâm Hukuk ve Fıkıh Usulü Öğretim Üyesi olarak atandı. Aynı görevi 6.11.1973 tarihinden bu yana Bursa Yüksek İslâm Enstitüsü ve U.Ü.İlahiyat Fakültesinde sürdürmektedir.
    Ankara Ü. İlahiyat Fakültesinde 1978'de İslâm Hukuku alanında başladığı doktora çalışmasını 1983'te tamamladı. 25.10.1998 de de doçent unvanını aldı. 1986'da Suudi Arabistan İmam Muhammed b. Suud el-İslamiyye Üniversitesinin daveti ile bir süre bu üniversitede araştırmalar yaptı.
    Müellifin İslâm Hukuku ve İslâm İktisadı alanında yayınlanmış çeşitli eserleri, makale ve araştırmaları vardır.
    - Delilleriyle İslâm Hukuku, Şahıs, Aile ve Çözümlü Miras.
    - İslâm Hukukuna Göre Alım - Satımda Kâr Hadleri
    - Çağdaş Ekonomik Problemlere İslâmi Yaklaşımlar
    - İbn Abidin Tercümesi Fihristi ve Terimler Sözlüğü
    - Ehl-i Sünnetle Şia Arasındaki Görüş Ayrılıkları (terceme basılmadı)
    bunlar arasındadır.
    Para, Kredi, Enflasyon, Şirket, İslâm Bankacılığı, Mudarabe, Sermaye Riski ve Faiz, Para vakıfları, İşçi ve İşveren gibi günümüz ekonomisinde karşılaşılan çeşitli problemlerle ilgili araştırmaları vardır.
    ALTINOLUK- Bir ilmihal çalışması yaptınız. Nedir ilmihalin önemi sizce?
    Doç. Dr. DÖNDÜREN - İlmihal her Müslüman fert ve ailenin el kitabıdır. Onda ortak konular, erginlik çağına ulaşır ulaşmaz başlayan istisnasız sorumluluklar yer alır. Belki evlenme, boşanma, miras daha sonraki yılların problemidir. Fakat temizlik, ibadet ve insana gerekli diğer temel bilgiler mesela bir ceza hukukundan önceliklidir.
    ALTINOLUK - Bir ilmihalde bulunmasını zaruri gördüğünüz özellikler ne?
    Doç. Dr. DÖNDÜREN - Bir ilmihal istisnasız her Müslümana gerekli olan zaruri bilgileri kapsamalıdır. Bu bilgiler de inanç, ibadetler ve günlük olarak karşılaşılan helal ve haramlar şeklinde özetlenebilir. Bunlara "öncelikli bilgiler" diyebiliriz. Çünkü inancı bozuk, Allah'a kulluktan nasibi olmayan kimsenin İslam'ın diğer hükümlerine uyması beklenemez.
    ALTINOLUK - Müslümanın ana kaynaklarla irtibatının kopmaması için hazırladığınız ilmihalde kaynakları göstermeye itina gösterdiniz. Bu konuda neler söylersiniz. Nasıl çalıştınız?
    Doç. Dr. DÖNDÜREN - Hazırladığımız "Delilleriyle İslam İlmihali İnanç, İbadet ve Günlük Hayata Dair hükümler" adlı ilmihalde meselelerin dayandığı ayet ve hadisleri vermeye çalıştık. Bununla okuyucuyu doğrudan vahiy ve sünnetle karşı karşıya getirmeyi amaçladık. Çünkü ashab-ı kiram ve onlardan sonraki yakın nesillerde İslam toplumu ana konularda doğrudan vahiy ve sünnet kaynağından haberlidir. İlim ehli fetva verirken dayandığı meselenin dayandığı delili de genel olarak zikretmektedir. İslam, akıl sahiplerini muhatap alır. Bu yüzden ayet ve hadislerin doğru mealini okuyan bir Müslüman bunu muhakeme edebilir. İlmihaldeki yer yer diğer mezhep görüşleriyle karşılaştırmalar yapılmıştır. Çünkü artık gerek hac ve umre ve gerekse turizm hareketleri sonucu İslam aleminde, çeşitli mezheplere mensup Müslümanlar temas halindedir. Bir cemaatle namazda farklı mezhepten olanlar birbirinin farklarını görebilmektedir. Bu yüzden diğer mezhep görüşlerini İslam'ın zenginliği olarak değerlendirmek mümkündür.
    ALTINOLUK - İlmihaller, İslami bilgilenmede hangi ihtiyacı hangi seviyede karşılıyorlar. Bütün bir İslam'ı dercetme imkanı olabiliyor mu?
    Doç. Dr. DÖNDÜREN - İlmihaller, İslami bilgilenmede kişiyi temel ve zaruri bilgilerle mücehhez kılar, fakat İslami bilgilenmenin tümü alınmış olmaz. Çünkü İslami hükümler pek çok alanları ilgilendirir. Devletler hukukundan, İslam bankacılığına, şirketler hukukundan, miras ve arazi hükümlerine had cezalarına kadar pek çok İslami hüküm vardır ki bunların bir ilmihalde dercedilmesi kanaatimizce zordur.
    ALTINOLUK - Günümüzde Müslümanın bilgilenme ihtiyacı ile ilmihallerin bu ihtiyaca ne kadar cevap verdiği hususunu değerlendirir misiniz?
    Doç. Dr. DÖNDÜREN - Günümüz Müslümanı ilmihal bilgileri ile yetinmemelidir. Gerçi bazı ilmihaller muamelat konularına da yer vermektedir. Fakat bu ilave bilgiler asıl ana konuların kısa geçilmesine ve delillerin zikredilip değerlendirilmesine imkan bırakmamaktadır. Vahiy ve sünnetten soyutlanmış kısa kuru bilgiler toplum üzerinde yeterli kadar etkili olamamaktadır. Özellikle, İslam dinini ilmihaller yoluyla "îtikad, ibadet ve ahlak"tan ibaret bir din olduğu imajını uyandırmaktan sakınmak gerekir. Çünkü böyle bir kanaat, dinin yalnız kalb işi olarak algılanmasına yol açmakta; evlenme, boşanma, ticaret, insanlar arası ilişkiler, miras, akitler ve benzeri hükümler gözardı edilmektedir. Halbuki İslam bir bütündür ve bu konularda da helal, haram, mekruh, fasit veya batıl gibi esaslar getirmiştir. Bu esaslar namaz, oruç, hac ve zekata ilişkin hükümlerden ayrı ve farklı değildir. Sadece bu hükümlerden bazıları -had cezaları gibi- İslam Devleti eliyle uygulanır. Diğerleri gücü yettiği ölçüde fert eliyle uygulanır. Çünkü Allah (C. C.) kişiye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez.
    ALTINOLUK - Diyelim ki mükellefiyet çağına gelmiş bir Müslüman var. Böyle bir Müslümana nasıl bir bilgilenme seyri öğütlersiniz?
    Doç. Dr. DÖNDÜREN - Mükellefiyet çağına gelen bir müslümanın öncelikle edineceği bilgiler ilmihaldeki sıraya göre olmalıdır. Hatta uzunca "Giriş" kısmında verdiğimiz temel bilgiler de kendini tanıma, Rabbini bilme ve yaratılış sebebi gibi konularda imanda alt yapı için gerekli bilgilerdir. İman ettikten sonra bir İslam beldesinde erginlikle tüm ibadet ve muamelatın rüşd yaşını gerektiren hükümleri dışındakilerden sorumluluk başlar. Bu yüzden önce temizlik, abdest, boy abdesti, namaz ve oruç konularına sıra gelir. Kanaatimizce, yedi bölüm halinde hazırladığımız ilmihalin ilk altı bölümü öncelikle önem sırasına dizilmiştir. Bu da; l. bölümde temel ve hazırlık bilgileri, bundan sonraki yedi bölümde; l) İman, 2) Temizlik, 3) Namaz, 4) Oruç, 5) Zekat, 6) Hac, Umre ve Kurban.
    Sekizinci bölüm ise günlük hayatla ilgili helallar ve haramlar, mekruhlar konusunu kapsamaktadır. Bu bölümde yiyecekler içecekler, giyim eşyası, eti yenen ve yenmeyen hayvanlar, evlenilmesi caiz olup olmayan kimseler ve ticaretle ilgili çeşitli hükümler gibi pek çok hüküm yer almıştır. Bunların dayandığı vahiy ve sünnet kaynakları da genel olarak verilmiştir.
    ALTINOLUK- İlmihali hazırlar ve İslam'ın bir teklifini Müslümanın önüne sunarken "Müslüman gayr-i İslami şartlar içinde bu hükümleri ne kadar yaşayabileceğini" düşündüğünüz oldu mu? Yani İslam'ın, gerçek manada ve gönül huzuru içinde yaşanacağı ortam, İslam'ın bütün hayatı düzenlediği ortamdır, diyebilir miyiz?
    Doç. Dr. DÖNDÜREN - İlmihali hazırlarken, Müslümanın gayri İslami şartlar içinde bu hükümleri ne ölçüde yaşayabileceğini düşündüğümüz oldu. Fert olarak yaşanması mümkün olan hükümlerden bir Müslüman hangi şart altında olursa olsun sorumluluktan kurtulamaz. Bu konuda bir üstadın yıllar önce bir konferansta verdiği namazla ilgili bir örneği sunmak isterim. Şiddetli fırtınadan gemisi batan bir yolcu denizde tutunduğu bir kalas parçasıyla dalgalarla boğuşurken bir namaz vaktinin çıkmak üzere olduğunu anlasa, önce abdeste niyet eder, suyun içinde olduğundan abdestli sayılır, sonra başının hareketleriyle seferi olarak namazını tamamlar,
    Gayri İslami ortam elbette ibadetlerin de tam ve gönül huzuru içinde yapılmasına engel teşkil eder. Ekonomik hayat Müslümanın aleyhine sonuçlar verecek şekilde düzenlenmiş olur.
    İslam'ın gerçek anlamda ve gönül huzuru içinde yaşanacağı ortamın, İslam'ın bütün hayatı düzenlediği ortam olduğunda şüphe yoktur. Çünkü o ortamdan zengin huzur bulur, yarınından endişe etmez, yoksul zekat fonundan gerekli desteği görür, mesken problemi, yeterli olmayan maaş ve ücretler, tüm öğrenci kredileri dahil zekat fonunun el atmadığı alan kalmaz. Nakit para, altın ve gümüş stoklarının, ticaret mallarının yüzde iki buçuk, tarım ürünlerinin onda veya yirmide bir, madenlerin beşte bir ve hayvanların türüne göre çeşitli oranlarda zekata tabi olduğu ve bütün bu güçlü ekonomik kaynağın yoksul kesimin ihtiyaçları için kullanılacağı düşünülürse, geniş bir kesimin bu sonuçtan mutlu olacağını söylemek güç olmaz.


  3. 05.Mayıs.2011, 11:45
    2
    Silent and lonely rains



    Doç. Dr. Hamdi Döndüren ile "Delilleriyle İslam İlmihali" Üzerine... "Müslümanın El Kitabı"
    Altınoluk Röportaj
    1991 - Agustos, Sayı: 066, Sayfa: 016
    Doç. Dr. Hamdi DÖNDÜREN Kimdir?
    1943 Balıkesir doğumlu. Hıfzını ikmal ettikten sonra İmam Hatip Lisesi ve genel liseyi bitirdi. İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü ve İ.Ü. Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.
    Balıkesir merkez valiliği ve Çanakkale Bozcaada Müftülüğü görevlerinde bulundu.
    20.4.1975 tarihinde Konya Yüksek İslâm Enstitüsüne İslâm Hukuk ve Fıkıh Usulü Öğretim Üyesi olarak atandı. Aynı görevi 6.11.1973 tarihinden bu yana Bursa Yüksek İslâm Enstitüsü ve U.Ü.İlahiyat Fakültesinde sürdürmektedir.
    Ankara Ü. İlahiyat Fakültesinde 1978'de İslâm Hukuku alanında başladığı doktora çalışmasını 1983'te tamamladı. 25.10.1998 de de doçent unvanını aldı. 1986'da Suudi Arabistan İmam Muhammed b. Suud el-İslamiyye Üniversitesinin daveti ile bir süre bu üniversitede araştırmalar yaptı.
    Müellifin İslâm Hukuku ve İslâm İktisadı alanında yayınlanmış çeşitli eserleri, makale ve araştırmaları vardır.
    - Delilleriyle İslâm Hukuku, Şahıs, Aile ve Çözümlü Miras.
    - İslâm Hukukuna Göre Alım - Satımda Kâr Hadleri
    - Çağdaş Ekonomik Problemlere İslâmi Yaklaşımlar
    - İbn Abidin Tercümesi Fihristi ve Terimler Sözlüğü
    - Ehl-i Sünnetle Şia Arasındaki Görüş Ayrılıkları (terceme basılmadı)
    bunlar arasındadır.
    Para, Kredi, Enflasyon, Şirket, İslâm Bankacılığı, Mudarabe, Sermaye Riski ve Faiz, Para vakıfları, İşçi ve İşveren gibi günümüz ekonomisinde karşılaşılan çeşitli problemlerle ilgili araştırmaları vardır.
    ALTINOLUK- Bir ilmihal çalışması yaptınız. Nedir ilmihalin önemi sizce?
    Doç. Dr. DÖNDÜREN - İlmihal her Müslüman fert ve ailenin el kitabıdır. Onda ortak konular, erginlik çağına ulaşır ulaşmaz başlayan istisnasız sorumluluklar yer alır. Belki evlenme, boşanma, miras daha sonraki yılların problemidir. Fakat temizlik, ibadet ve insana gerekli diğer temel bilgiler mesela bir ceza hukukundan önceliklidir.
    ALTINOLUK - Bir ilmihalde bulunmasını zaruri gördüğünüz özellikler ne?
    Doç. Dr. DÖNDÜREN - Bir ilmihal istisnasız her Müslümana gerekli olan zaruri bilgileri kapsamalıdır. Bu bilgiler de inanç, ibadetler ve günlük olarak karşılaşılan helal ve haramlar şeklinde özetlenebilir. Bunlara "öncelikli bilgiler" diyebiliriz. Çünkü inancı bozuk, Allah'a kulluktan nasibi olmayan kimsenin İslam'ın diğer hükümlerine uyması beklenemez.
    ALTINOLUK - Müslümanın ana kaynaklarla irtibatının kopmaması için hazırladığınız ilmihalde kaynakları göstermeye itina gösterdiniz. Bu konuda neler söylersiniz. Nasıl çalıştınız?
    Doç. Dr. DÖNDÜREN - Hazırladığımız "Delilleriyle İslam İlmihali İnanç, İbadet ve Günlük Hayata Dair hükümler" adlı ilmihalde meselelerin dayandığı ayet ve hadisleri vermeye çalıştık. Bununla okuyucuyu doğrudan vahiy ve sünnetle karşı karşıya getirmeyi amaçladık. Çünkü ashab-ı kiram ve onlardan sonraki yakın nesillerde İslam toplumu ana konularda doğrudan vahiy ve sünnet kaynağından haberlidir. İlim ehli fetva verirken dayandığı meselenin dayandığı delili de genel olarak zikretmektedir. İslam, akıl sahiplerini muhatap alır. Bu yüzden ayet ve hadislerin doğru mealini okuyan bir Müslüman bunu muhakeme edebilir. İlmihaldeki yer yer diğer mezhep görüşleriyle karşılaştırmalar yapılmıştır. Çünkü artık gerek hac ve umre ve gerekse turizm hareketleri sonucu İslam aleminde, çeşitli mezheplere mensup Müslümanlar temas halindedir. Bir cemaatle namazda farklı mezhepten olanlar birbirinin farklarını görebilmektedir. Bu yüzden diğer mezhep görüşlerini İslam'ın zenginliği olarak değerlendirmek mümkündür.
    ALTINOLUK - İlmihaller, İslami bilgilenmede hangi ihtiyacı hangi seviyede karşılıyorlar. Bütün bir İslam'ı dercetme imkanı olabiliyor mu?
    Doç. Dr. DÖNDÜREN - İlmihaller, İslami bilgilenmede kişiyi temel ve zaruri bilgilerle mücehhez kılar, fakat İslami bilgilenmenin tümü alınmış olmaz. Çünkü İslami hükümler pek çok alanları ilgilendirir. Devletler hukukundan, İslam bankacılığına, şirketler hukukundan, miras ve arazi hükümlerine had cezalarına kadar pek çok İslami hüküm vardır ki bunların bir ilmihalde dercedilmesi kanaatimizce zordur.
    ALTINOLUK - Günümüzde Müslümanın bilgilenme ihtiyacı ile ilmihallerin bu ihtiyaca ne kadar cevap verdiği hususunu değerlendirir misiniz?
    Doç. Dr. DÖNDÜREN - Günümüz Müslümanı ilmihal bilgileri ile yetinmemelidir. Gerçi bazı ilmihaller muamelat konularına da yer vermektedir. Fakat bu ilave bilgiler asıl ana konuların kısa geçilmesine ve delillerin zikredilip değerlendirilmesine imkan bırakmamaktadır. Vahiy ve sünnetten soyutlanmış kısa kuru bilgiler toplum üzerinde yeterli kadar etkili olamamaktadır. Özellikle, İslam dinini ilmihaller yoluyla "îtikad, ibadet ve ahlak"tan ibaret bir din olduğu imajını uyandırmaktan sakınmak gerekir. Çünkü böyle bir kanaat, dinin yalnız kalb işi olarak algılanmasına yol açmakta; evlenme, boşanma, ticaret, insanlar arası ilişkiler, miras, akitler ve benzeri hükümler gözardı edilmektedir. Halbuki İslam bir bütündür ve bu konularda da helal, haram, mekruh, fasit veya batıl gibi esaslar getirmiştir. Bu esaslar namaz, oruç, hac ve zekata ilişkin hükümlerden ayrı ve farklı değildir. Sadece bu hükümlerden bazıları -had cezaları gibi- İslam Devleti eliyle uygulanır. Diğerleri gücü yettiği ölçüde fert eliyle uygulanır. Çünkü Allah (C. C.) kişiye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez.
    ALTINOLUK - Diyelim ki mükellefiyet çağına gelmiş bir Müslüman var. Böyle bir Müslümana nasıl bir bilgilenme seyri öğütlersiniz?
    Doç. Dr. DÖNDÜREN - Mükellefiyet çağına gelen bir müslümanın öncelikle edineceği bilgiler ilmihaldeki sıraya göre olmalıdır. Hatta uzunca "Giriş" kısmında verdiğimiz temel bilgiler de kendini tanıma, Rabbini bilme ve yaratılış sebebi gibi konularda imanda alt yapı için gerekli bilgilerdir. İman ettikten sonra bir İslam beldesinde erginlikle tüm ibadet ve muamelatın rüşd yaşını gerektiren hükümleri dışındakilerden sorumluluk başlar. Bu yüzden önce temizlik, abdest, boy abdesti, namaz ve oruç konularına sıra gelir. Kanaatimizce, yedi bölüm halinde hazırladığımız ilmihalin ilk altı bölümü öncelikle önem sırasına dizilmiştir. Bu da; l. bölümde temel ve hazırlık bilgileri, bundan sonraki yedi bölümde; l) İman, 2) Temizlik, 3) Namaz, 4) Oruç, 5) Zekat, 6) Hac, Umre ve Kurban.
    Sekizinci bölüm ise günlük hayatla ilgili helallar ve haramlar, mekruhlar konusunu kapsamaktadır. Bu bölümde yiyecekler içecekler, giyim eşyası, eti yenen ve yenmeyen hayvanlar, evlenilmesi caiz olup olmayan kimseler ve ticaretle ilgili çeşitli hükümler gibi pek çok hüküm yer almıştır. Bunların dayandığı vahiy ve sünnet kaynakları da genel olarak verilmiştir.
    ALTINOLUK- İlmihali hazırlar ve İslam'ın bir teklifini Müslümanın önüne sunarken "Müslüman gayr-i İslami şartlar içinde bu hükümleri ne kadar yaşayabileceğini" düşündüğünüz oldu mu? Yani İslam'ın, gerçek manada ve gönül huzuru içinde yaşanacağı ortam, İslam'ın bütün hayatı düzenlediği ortamdır, diyebilir miyiz?
    Doç. Dr. DÖNDÜREN - İlmihali hazırlarken, Müslümanın gayri İslami şartlar içinde bu hükümleri ne ölçüde yaşayabileceğini düşündüğümüz oldu. Fert olarak yaşanması mümkün olan hükümlerden bir Müslüman hangi şart altında olursa olsun sorumluluktan kurtulamaz. Bu konuda bir üstadın yıllar önce bir konferansta verdiği namazla ilgili bir örneği sunmak isterim. Şiddetli fırtınadan gemisi batan bir yolcu denizde tutunduğu bir kalas parçasıyla dalgalarla boğuşurken bir namaz vaktinin çıkmak üzere olduğunu anlasa, önce abdeste niyet eder, suyun içinde olduğundan abdestli sayılır, sonra başının hareketleriyle seferi olarak namazını tamamlar,
    Gayri İslami ortam elbette ibadetlerin de tam ve gönül huzuru içinde yapılmasına engel teşkil eder. Ekonomik hayat Müslümanın aleyhine sonuçlar verecek şekilde düzenlenmiş olur.
    İslam'ın gerçek anlamda ve gönül huzuru içinde yaşanacağı ortamın, İslam'ın bütün hayatı düzenlediği ortam olduğunda şüphe yoktur. Çünkü o ortamdan zengin huzur bulur, yarınından endişe etmez, yoksul zekat fonundan gerekli desteği görür, mesken problemi, yeterli olmayan maaş ve ücretler, tüm öğrenci kredileri dahil zekat fonunun el atmadığı alan kalmaz. Nakit para, altın ve gümüş stoklarının, ticaret mallarının yüzde iki buçuk, tarım ürünlerinin onda veya yirmide bir, madenlerin beşte bir ve hayvanların türüne göre çeşitli oranlarda zekata tabi olduğu ve bütün bu güçlü ekonomik kaynağın yoksul kesimin ihtiyaçları için kullanılacağı düşünülürse, geniş bir kesimin bu sonuçtan mutlu olacağını söylemek güç olmaz.





+ Yorum Gönder