Konusunu Oylayın.: Kayıp takılarımı bulmak için falcıya baktırmak günahmıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kayıp takılarımı bulmak için falcıya baktırmak günahmıdır?
  1. 01.Mayıs.2011, 18:39
    1
    Misafir

    Kayıp takılarımı bulmak için falcıya baktırmak günahmıdır?






    Kayıp takılarımı bulmak için falcıya baktırmak günahmıdır? Mumsema Takılarım kayıp çalındı mı yoksa evdede bulamıyorum mu?bilmiyorumfalcıya baktırsam günah mı?


  2. 01.Mayıs.2011, 18:39
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 01.Mayıs.2011, 19:18
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kayıp takılarımı bulmak için falcıya baktırmak günahmıdır?




    FAL VE FALCILIK

    İslam, tevhid dinidir. Tevhid, Allah'ın birliğine, eşi, benzeri, ortağı ve dengi olmadığına inanmaktır. Tevhîd inancı, yalnız Allah'a ibadet edilmesini ve sadece O’ndan yardım istenilmesini gerektirir. İnsanları, korkulan veya sevilen güç ve varlıklara tapmaktan men eder. Asıl yardımın Allah’tan beklenmesi gerektiğini onlara bildirir. Zira, rahmeti her şeyi kuşatan, her şeye gücü yeten, istediğini istediğine veren ve duaları kabul eden O’dur. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de kendisini bize şöyle tanıtmaktadır: “Rabbiniz Allah işte budur. O’ndan başka ilah yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır, o halde O’na kulluk ediniz. O, her şeye vekildir.”[1]



    Tevhîd akidesinden uzaklaşan bazı insanlar, yanlış yollara sapmışlar, kâhinlerden, medyumlardan ve falcılardan yardım beklemeye başlamışlardır. Ne yazık ki, günümüzün en gelişmiş ve en medenî milletleri arasında bile, hâlâ kâhinlere, medyumlara ve falcılara inananlar bulunmaktadır.

    Fal, gelecekten haber vermek, kaybolanı bulmak, kader, kısmet açmak ve talihi anlamak için kahve telvesi, iskambil kağıdı, bakla ve benzeri şeylere bakarak anlam çıkarmaktır. Falcılık da bu mesleği yapmaktır. Bu konuda İslâm’ın hükmü kesindir. Dinimiz falı da falcılığı da yasaklamıştır. Çünkü, gaybı ancak Allah bilir. Nitekim Kur'an-ı Kerimde "Gayb'ın anahtarları Allah’ın katındadır. Onları, ancak O bilir"[2], "Göklerin ve yerin gaybı (nı bilmek) Allah'a mahsustur"[3] buyurulmaktadır.

    Buna göre, falcıların, medyumların ve kâhinlerin gayb'ı bilmeleri mümkün değildir. Falcılar ne yaparlarsa yapsınlar, neye bakarlarsa baksınlar, yaptıkları iş, söyledikleri söz, hiç bir zaman gerçeği yansıtmaz.

    Fal baktıranlar çaresiz, falcılar da hayâlci kimselerdir. Şayet falcıların söyledikleri doğru çıksaydı, bunlar başkalarına avuç açmaz ve üç beş kuruş menfaat temini için, falcılık yapmazlardı. Zaten falcılar, daha çok hayalden hoşlanan zayıf iradeli kimseleri aldatırlar.

    Fal açtırmak, cin çağırmak, kurşun döktürmek, kahve telvesinde ikbal aramak, İslâm’ın ve aklın reddettiği fevkalade yanlış şeylerdir.



    Fal ve falcılık, çağımıza kadar ulaşmış olan hurafelerden biridir. Elimizde; çağlara ışık tutan Kur'an gibi mukaddes bir kitabımız varken, onun onay vermediği ve hoş görmediği yanlış işleri yapmak akıl kârı değildir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), muhtelif hadislerinde bizleri, bu gibi işlere teşebbüs etmekten, böyle hayalcilere başvurmaktan ve insanları güven bunalımına düşüren her davranıştan sakındırmıştır.

    Devletimiz, falcılık, medyumluk ve kahinlik gibi faaliyetleri, 677 sayılı Kanunla men etmiş ve bu tür faaliyetlerin basın yayın yoluyla icra edilmesini de, 3984 Sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Kanunu ile yasaklamıştır.

    [1] Enam,6/102.
    [2] Enam,6/59.
    [3] Nahl,16/ 77.

    arşivden...


  4. 01.Mayıs.2011, 19:18
    2
    Silent and lonely rains



    FAL VE FALCILIK

    İslam, tevhid dinidir. Tevhid, Allah'ın birliğine, eşi, benzeri, ortağı ve dengi olmadığına inanmaktır. Tevhîd inancı, yalnız Allah'a ibadet edilmesini ve sadece O’ndan yardım istenilmesini gerektirir. İnsanları, korkulan veya sevilen güç ve varlıklara tapmaktan men eder. Asıl yardımın Allah’tan beklenmesi gerektiğini onlara bildirir. Zira, rahmeti her şeyi kuşatan, her şeye gücü yeten, istediğini istediğine veren ve duaları kabul eden O’dur. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de kendisini bize şöyle tanıtmaktadır: “Rabbiniz Allah işte budur. O’ndan başka ilah yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır, o halde O’na kulluk ediniz. O, her şeye vekildir.”[1]



    Tevhîd akidesinden uzaklaşan bazı insanlar, yanlış yollara sapmışlar, kâhinlerden, medyumlardan ve falcılardan yardım beklemeye başlamışlardır. Ne yazık ki, günümüzün en gelişmiş ve en medenî milletleri arasında bile, hâlâ kâhinlere, medyumlara ve falcılara inananlar bulunmaktadır.

    Fal, gelecekten haber vermek, kaybolanı bulmak, kader, kısmet açmak ve talihi anlamak için kahve telvesi, iskambil kağıdı, bakla ve benzeri şeylere bakarak anlam çıkarmaktır. Falcılık da bu mesleği yapmaktır. Bu konuda İslâm’ın hükmü kesindir. Dinimiz falı da falcılığı da yasaklamıştır. Çünkü, gaybı ancak Allah bilir. Nitekim Kur'an-ı Kerimde "Gayb'ın anahtarları Allah’ın katındadır. Onları, ancak O bilir"[2], "Göklerin ve yerin gaybı (nı bilmek) Allah'a mahsustur"[3] buyurulmaktadır.

    Buna göre, falcıların, medyumların ve kâhinlerin gayb'ı bilmeleri mümkün değildir. Falcılar ne yaparlarsa yapsınlar, neye bakarlarsa baksınlar, yaptıkları iş, söyledikleri söz, hiç bir zaman gerçeği yansıtmaz.

    Fal baktıranlar çaresiz, falcılar da hayâlci kimselerdir. Şayet falcıların söyledikleri doğru çıksaydı, bunlar başkalarına avuç açmaz ve üç beş kuruş menfaat temini için, falcılık yapmazlardı. Zaten falcılar, daha çok hayalden hoşlanan zayıf iradeli kimseleri aldatırlar.

    Fal açtırmak, cin çağırmak, kurşun döktürmek, kahve telvesinde ikbal aramak, İslâm’ın ve aklın reddettiği fevkalade yanlış şeylerdir.



    Fal ve falcılık, çağımıza kadar ulaşmış olan hurafelerden biridir. Elimizde; çağlara ışık tutan Kur'an gibi mukaddes bir kitabımız varken, onun onay vermediği ve hoş görmediği yanlış işleri yapmak akıl kârı değildir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), muhtelif hadislerinde bizleri, bu gibi işlere teşebbüs etmekten, böyle hayalcilere başvurmaktan ve insanları güven bunalımına düşüren her davranıştan sakındırmıştır.

    Devletimiz, falcılık, medyumluk ve kahinlik gibi faaliyetleri, 677 sayılı Kanunla men etmiş ve bu tür faaliyetlerin basın yayın yoluyla icra edilmesini de, 3984 Sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Kanunu ile yasaklamıştır.

    [1] Enam,6/102.
    [2] Enam,6/59.
    [3] Nahl,16/ 77.

    arşivden...





+ Yorum Gönder