Konusunu Oylayın.: Al-i İmran, 36 Bu ayette neden "kız erkek gibi değildir" yerine "erkek kız gibi değildir" ifadesi yeralmıştır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Al-i İmran, 36 Bu ayette neden "kız erkek gibi değildir" yerine "erkek kız gibi değildir" ifadesi yeralmıştır?
  1. 30.Nisan.2011, 14:18
    1
    Misafir

    Al-i İmran, 36 Bu ayette neden "kız erkek gibi değildir" yerine "erkek kız gibi değildir" ifadesi yeralmıştır?






    Al-i İmran, 36 Bu ayette neden "kız erkek gibi değildir" yerine "erkek kız gibi değildir" ifadesi yeralmıştır? Mumsema selamun aleyküm ya hocam
    "Rabbim! Ben kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir. Ben ona Mer­yem adını koydum." (Al-i İmran, 36) Bu ayette neden "kız erkek gibi değildir" yerine "erkek kız gibi değildir" ifadesi yeralmıştır?


  2. 30.Nisan.2011, 14:18
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 30.Nisan.2011, 18:46
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: (Al-i İmran, 36) Bu ayette neden




    "Rabbim! Ben kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir. Ben ona Mer*yem adını koydum." (Al-i İmran, 36) Bu ayette neden "kız erkek gibi değildir" yerine "erkek kız gibi değildir" ifadesi yeralmıştır?

    Soru

    Normalde Türkçe´de kız olmanın zorluklarından bahsederken "kız, erkek gibi değildir" deriz. Zahiren ayetin gidişatından bu ifadeyi beklerken, "erkek, kız gibi değildir" deniyor. Bunu nasıl açıklamalı?


    Cevap

    Değerli kardeşimiz;


    Fakat onu doğurunca -Allah onu ve doğurduğunu daha iyi bilici iken- "Rabbim! Ben kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir. Ben ona Mer*yem adını koydum. Ben onu da, soyunu da kovulmuş şeytandan sana sığın*dırırım", demişti. (Al-i İmran, 36)
    Ayetteki "erkek kız gibi değildir" ifadesinde, erkek kelimesinin kız kelimesinden önce gelmesinin sebebi, Meryemin annesi Hanne'nin erkek çocuk beklentisinden dolayıdır.
    Yani ayetin bu şekilde tertip edilmesi şuna işaret etmektedir: "Aradığın erkek (çocuk), doğurduğun kız ço*cuk gibi değerli değildir. Tersine bu kız, senin istediğin erkek (çocuktan) da*ha hayırlıdır."




    Selam ve dua ile...




  4. 30.Nisan.2011, 18:46
    2
    Editör



    "Rabbim! Ben kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir. Ben ona Mer*yem adını koydum." (Al-i İmran, 36) Bu ayette neden "kız erkek gibi değildir" yerine "erkek kız gibi değildir" ifadesi yeralmıştır?

    Soru

    Normalde Türkçe´de kız olmanın zorluklarından bahsederken "kız, erkek gibi değildir" deriz. Zahiren ayetin gidişatından bu ifadeyi beklerken, "erkek, kız gibi değildir" deniyor. Bunu nasıl açıklamalı?


    Cevap

    Değerli kardeşimiz;


    Fakat onu doğurunca -Allah onu ve doğurduğunu daha iyi bilici iken- "Rabbim! Ben kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir. Ben ona Mer*yem adını koydum. Ben onu da, soyunu da kovulmuş şeytandan sana sığın*dırırım", demişti. (Al-i İmran, 36)
    Ayetteki "erkek kız gibi değildir" ifadesinde, erkek kelimesinin kız kelimesinden önce gelmesinin sebebi, Meryemin annesi Hanne'nin erkek çocuk beklentisinden dolayıdır.
    Yani ayetin bu şekilde tertip edilmesi şuna işaret etmektedir: "Aradığın erkek (çocuk), doğurduğun kız ço*cuk gibi değerli değildir. Tersine bu kız, senin istediğin erkek (çocuktan) da*ha hayırlıdır."




    Selam ve dua ile...




  5. 30.Nisan.2011, 18:47
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: (Al-i İmran, 36) Bu ayette neden "kız erkek gibi değildir" yerine "erkek kız gibi değildir" ifadesi yeralmıştır?

    Hz. Meryem'in annesi neden erkek çocuk istiyor kız istemiyor? Erkekler kızlar gibi olmasa da ikisi eşit değiller mi? İkisinin eşit ama değişik kabiliyetleri yok mu?



    "Derken onu doğurunca da: “Ya Rabbî,” dedi, “ben bir kız doğurdum. -Oysa Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilmektedir; o (onun dilediği) erkek (Allah'ın lütfettiği ve yüce bir mertebeyle onurlandırılacak olan) bu kız gibi değildir- Ben onun adını Meryem koydum. Onu da, onun neslinden gelecekleri de o mel’un şeytanın şerrinden korumanı niyaz ediyorum.” (Al-i İmran, 3/36)

    Han­ne, Rabbine karşı mazeretini belirterek şöyle devam etti, "Erkek, hizmet etmeye daha elverişlidir. Zira kız, doğum ve hayız gibi durumlar­dan ötürü,
    Beytül Makdise yani Kudüsteki mabede bazan giremez. Ayrıca erkek daha güçlü ve daha kararlıdır." (Taberi, İlgili ayetin tefsiri)

    İmrân'ın karısı çocuğunu doğurmuş, fakat içini büyük bir üzün­tü kaplamıştı. Çünkü o, Rabbına ibadet edecek ve Rabbının Beyt'ine hizmette bulunacak bir çocuk adamıştı ve bu çocuğun da erkek olma­sını dilemişti. Halbuki doğan çocuk kız olmuştu ve onun kız olmasıyle, onu adayışındaki gayenin tam olarak gerçekleşemeyeceğini düşün­müştü. Bu sebeple Rabb'ına, üzüntüsüne de delâlet edecek bir şekilde "Rabbım! Onu kız doğurdum." demişti. Oysa Rabbı, onun ne doğur­duğunu elbette biliyordu ve onu kız olarak takdir eden de O idi. Fakat İmrân'ın karısı, kendisine verilen kız çocuğundaki hikmeti ve onun bir erkek çocuğundan daha hayırlı olduğunu nereden bilecekti? Bu sebeple o, kızın erkek gibi Allah'ın Beytinde hizmet göremeyeceğini ifade etmiş; bunun­la beraber yine de Allah'ın takdirine rıza göstererek Rabb'ına yalvarmış ve Meryem adını verdiği kızını ve ondan gelecek torunlarını şeytanın şerrinden korumasını istemişti. Allah da onun bu duasını kabul etmiş ve hem kızını hem de kızından olan torununu şeytanın şerrinden koru­muştur. Nitekim Buhârî (Sahîh, IV.138) ve Müslim (Sahîh, IV.1838) ta­rafından rivayet edilen bir hadîsinde Hazreti Peygamber (asv)'in şöyle buyur­duğu görülmektedir; "Anasının doğurduğu gün, Âdemoğullarından her birine şeytan dokunur. Yalnız Meryem ve oğlu müstesna. Onlara şeytan dokunmamıştır." (bk. Kur’an-ı Kerim Meal ve Tefsiri, T. Koçyiğit. İlgili ayetin tefsiri)

    İmrân'ın karısı adakta bulunduğu esnada, adadığı konuya (muhtemelen Beytül Makdis hizmetine) elverişli cinsiyete sahip, yani bir erkek çocuğu dünyaya getirme ihtimalini esas almıştı. Çocuğun kız olduğunu görünce, duyduğu üzüntü ve burukluğun ifadesi olarak ağzından şu söz dökülüverdi: "Rabbim! Onu kız doğurdum". Âyet-İ kerîmede "Oysa Allah ne doğurduğunu daha iyi bilmektedir" buyurularak, bu hayıflanmanın onun işin hakikatini bilmemesinden kaynaklandığı ve dünyaya getirdiği bu kız evlâdın ne kadar ulvî bir mertebeye sahip olacağı ima edilmiştir. İşte bu cümleden sonra gelen "Erkek de kız gibi değildir" cümlesi bu mâna ile bağlantılı olarak Allah'ın sözünün devamı olarak düşünülmüş ve her iki kelimenin başında bulunan belirlilik takısı (lâm-ı ta'rîf) bilinen birini belirtme anlamı taşıdığı ("ahd" için olduğu) anlayışıyla bu iki cümleye şöyle mâna verilmiştir: "Oysa Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilmektedir; o (onun dilediği) erkek (Allah'ın lütfettiği ve yüce bir mertebeyle onurlandırılacak olan) bu kız gibi değildir." (Zemahşerî, I, 186) Biz de meal verirken bunu tercih ettik.

    Bazı müfessirler aynı anlayışla, fakat Meryem'in annesinin -yüce Allah'ın ilhamıyla- kızının çok ulvî bir mertebeye erişeceğini bildiğini kabul ederek son cümleye şöyle anlam vermişlerdir: "(Benim istediğim) o erkek çocuk (elbette Allah'ın lütfettiği) bu kız çocuk gibi değildir." (bk. Râzî, ilgili ayetin tefsiri)

    Buna karşılık bazı müfessirler, bu cümlenin Meryem'in annesine ait olduğu, fakat adağın konusunun yerine gelmesi açısından erkek çocuğunun kız çocuğuna üstünlüğünü ve bu konudaki üzüntüsünü belirtmek üzere söylendiği kanaatindedir.



  6. 30.Nisan.2011, 18:47
    3
    Editör
    Hz. Meryem'in annesi neden erkek çocuk istiyor kız istemiyor? Erkekler kızlar gibi olmasa da ikisi eşit değiller mi? İkisinin eşit ama değişik kabiliyetleri yok mu?



    "Derken onu doğurunca da: “Ya Rabbî,” dedi, “ben bir kız doğurdum. -Oysa Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilmektedir; o (onun dilediği) erkek (Allah'ın lütfettiği ve yüce bir mertebeyle onurlandırılacak olan) bu kız gibi değildir- Ben onun adını Meryem koydum. Onu da, onun neslinden gelecekleri de o mel’un şeytanın şerrinden korumanı niyaz ediyorum.” (Al-i İmran, 3/36)

    Han­ne, Rabbine karşı mazeretini belirterek şöyle devam etti, "Erkek, hizmet etmeye daha elverişlidir. Zira kız, doğum ve hayız gibi durumlar­dan ötürü,
    Beytül Makdise yani Kudüsteki mabede bazan giremez. Ayrıca erkek daha güçlü ve daha kararlıdır." (Taberi, İlgili ayetin tefsiri)

    İmrân'ın karısı çocuğunu doğurmuş, fakat içini büyük bir üzün­tü kaplamıştı. Çünkü o, Rabbına ibadet edecek ve Rabbının Beyt'ine hizmette bulunacak bir çocuk adamıştı ve bu çocuğun da erkek olma­sını dilemişti. Halbuki doğan çocuk kız olmuştu ve onun kız olmasıyle, onu adayışındaki gayenin tam olarak gerçekleşemeyeceğini düşün­müştü. Bu sebeple Rabb'ına, üzüntüsüne de delâlet edecek bir şekilde "Rabbım! Onu kız doğurdum." demişti. Oysa Rabbı, onun ne doğur­duğunu elbette biliyordu ve onu kız olarak takdir eden de O idi. Fakat İmrân'ın karısı, kendisine verilen kız çocuğundaki hikmeti ve onun bir erkek çocuğundan daha hayırlı olduğunu nereden bilecekti? Bu sebeple o, kızın erkek gibi Allah'ın Beytinde hizmet göremeyeceğini ifade etmiş; bunun­la beraber yine de Allah'ın takdirine rıza göstererek Rabb'ına yalvarmış ve Meryem adını verdiği kızını ve ondan gelecek torunlarını şeytanın şerrinden korumasını istemişti. Allah da onun bu duasını kabul etmiş ve hem kızını hem de kızından olan torununu şeytanın şerrinden koru­muştur. Nitekim Buhârî (Sahîh, IV.138) ve Müslim (Sahîh, IV.1838) ta­rafından rivayet edilen bir hadîsinde Hazreti Peygamber (asv)'in şöyle buyur­duğu görülmektedir; "Anasının doğurduğu gün, Âdemoğullarından her birine şeytan dokunur. Yalnız Meryem ve oğlu müstesna. Onlara şeytan dokunmamıştır." (bk. Kur’an-ı Kerim Meal ve Tefsiri, T. Koçyiğit. İlgili ayetin tefsiri)

    İmrân'ın karısı adakta bulunduğu esnada, adadığı konuya (muhtemelen Beytül Makdis hizmetine) elverişli cinsiyete sahip, yani bir erkek çocuğu dünyaya getirme ihtimalini esas almıştı. Çocuğun kız olduğunu görünce, duyduğu üzüntü ve burukluğun ifadesi olarak ağzından şu söz dökülüverdi: "Rabbim! Onu kız doğurdum". Âyet-İ kerîmede "Oysa Allah ne doğurduğunu daha iyi bilmektedir" buyurularak, bu hayıflanmanın onun işin hakikatini bilmemesinden kaynaklandığı ve dünyaya getirdiği bu kız evlâdın ne kadar ulvî bir mertebeye sahip olacağı ima edilmiştir. İşte bu cümleden sonra gelen "Erkek de kız gibi değildir" cümlesi bu mâna ile bağlantılı olarak Allah'ın sözünün devamı olarak düşünülmüş ve her iki kelimenin başında bulunan belirlilik takısı (lâm-ı ta'rîf) bilinen birini belirtme anlamı taşıdığı ("ahd" için olduğu) anlayışıyla bu iki cümleye şöyle mâna verilmiştir: "Oysa Allah onun ne doğurduğunu daha iyi bilmektedir; o (onun dilediği) erkek (Allah'ın lütfettiği ve yüce bir mertebeyle onurlandırılacak olan) bu kız gibi değildir." (Zemahşerî, I, 186) Biz de meal verirken bunu tercih ettik.

    Bazı müfessirler aynı anlayışla, fakat Meryem'in annesinin -yüce Allah'ın ilhamıyla- kızının çok ulvî bir mertebeye erişeceğini bildiğini kabul ederek son cümleye şöyle anlam vermişlerdir: "(Benim istediğim) o erkek çocuk (elbette Allah'ın lütfettiği) bu kız çocuk gibi değildir." (bk. Râzî, ilgili ayetin tefsiri)

    Buna karşılık bazı müfessirler, bu cümlenin Meryem'in annesine ait olduğu, fakat adağın konusunun yerine gelmesi açısından erkek çocuğunun kız çocuğuna üstünlüğünü ve bu konudaki üzüntüsünü belirtmek üzere söylendiği kanaatindedir.






+ Yorum Gönder