Konusunu Oylayın.: Dünyada iman etmeyipte öbür dünyada cennete girmeyen gayrimüslimler için yazılmış bi ayet varmı Kuran_ı Kerimde?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Dünyada iman etmeyipte öbür dünyada cennete girmeyen gayrimüslimler için yazılmış bi ayet varmı Kuran_ı Kerimde?
  1. 28.Nisan.2011, 21:34
    1
    Misafir

    Dünyada iman etmeyipte öbür dünyada cennete girmeyen gayrimüslimler için yazılmış bi ayet varmı Kuran_ı Kerimde?






    Dünyada iman etmeyipte öbür dünyada cennete girmeyen gayrimüslimler için yazılmış bi ayet varmı Kuran_ı Kerimde? Mumsema s.a.
    ben bu dünyada iman etmeyipte öbür dünyada cennete girmeyen gayrimüslimler için yazılmış bi ayet varmı Kuran_ı Kerimde


  2. 28.Nisan.2011, 21:34
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 29.Nisan.2011, 10:32
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Dünyada iman etmeyipte öbür dünyada cennete girmeyen gayrimüslimler için yazılmış bi ayet varmı Kuran_ı Kerimde?




    13/18- Rablerinin emrine uyanlar için mükâfâtın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!

    37/22,23,24- Allah meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.

    37/25- Onlara, “Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?” denir.

    37/26- Hayır, onlar bugün teslim olmuş kimselerdir.

    37/27- Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).

    37/28- Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz.”

    37/29- Diğerleri de onlara şöyle derler: “Hayır, siz zaten mü’min kimseler değildiniz.”

    37/30- “Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz.”

    37/31- “Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız.”

    37/32- “Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik.”

    37/33- Artık onlar o gün azapta ortaktırlar

    37/34- İşte biz suçlulara böyle yaparız.

    37/35- Çünkü onlar, kendilerine, “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” denildiği zaman inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.

    37/36- “Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı.

    37/37- Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir.

    37/38- Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız.

    37/39- Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.

    37/40- Ancak Allah’ın halis kulları başka.

    37/41,42- İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.

    37/43- Onlar Naim cennetlerindedirler.

    37/44- Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar.

    37/45,46- Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır.

    37/47- Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar.

    37/48- Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.

    37/49- Sanki onlar (beyazlıklarıyla), saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır.

    37/50- Derken birbirlerine yönelip sorarlar.

    37/51- İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı.”

    37/52- “Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi.

    37/53- “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?”

    37/54- Konuşan o kimse yanındakilere, “Bakar mısınız, hali ne oldu?” der.

    37/55- Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür.

    37/56- Ona şöyle der: “Allah’a andolsun, neredeyse beni de helak edecektin.”

    37/57- “Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum.”

    37/58,59- “Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?5 Bize azap edilmeyecek miymiş?” 5

    37/60- Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır.

    37/61- Çalışanlar böylesi için çalışsınlar!

    37/62- Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

    37/63- Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.6 6

    37/64- O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.

    37/65- Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.7 7

    37/66- Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.

    37/67- Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.

    37/68- Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.

    37/69- Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.

    37/70- Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.

    37/71- Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.

    37/72- Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.

    37/73- Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu!

    37/74- Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka.

    42/20- Kim âhiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını isterse, ona da istediğinden veririz, fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur.

    44/40- Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.

    44/41- O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.

    44/42- Yalnız, Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Şüphesiz O mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir.

    44/43,44- Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir.

    44/45,46- O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.

    44/47- (Allah görevli meleklere şöyle der“Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin.”

    44/48- “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün.”

    44/49- (Deyin ki“Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?”

    44/50- “İşte bu şüphelenip durduğunuz şeydir!”

    44/51- Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.

    44/52- Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

    44/53- İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.

    44/54- İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

    44/55- Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.

    44/56- Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.

    44/57- Bunlar Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.

    59/20- Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

    7/44- Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’d ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir.

    7/45- Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu, eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Onlar ahireti de inkar edenlerdir.

    7/46- İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur7 A’râf 8 üzerinde de bir takım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, “Selam olsun size!” diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar. 7-8

    7/47- Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler.

    7/48- A’râftakiler simalarından tanıdıkları bir takım adamlara da seslenir ve şöyle derler: “Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!”

    7/49- “Sizin, ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz” derler.

    7/50- Cehennemlikler de cennetliklere, “Ne olur, sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Onlar, “Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır” derler.

    7/51- Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa biz de onları bugün öyle unuturuz.9 9

    7/52- Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik.

    7/53- Onlar ise ancak, (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlah diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır



    Onlar ki, Allah yolundan döndürmeye çalışırlar ve o yolu eğri büğrü yapmak isterler. Üstelik onlar, evet onlar ahirete de inanmazlar. (HUD/19)
    Âyetlerimizi tartışarak bozmaya uğraşanlara gelince, işte onlar cehennemliktirler. (HAC/51)
    Onlar, o kimselerdir ki dünya hayatını ahirete tercih ederler, (insanları) Allah'ın yolundan çevirirler ve onun eğrilmesini isterler. İşte bunlar, çok büyük bir sapıklık içindedirler. (İBRAHİM/3)
    İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra kendilerine bir rahmet tattırdığımız zaman, âyetlerimiz hakkında derhal bir takım hilekârlıklara girişirler. De ki: "Allah'ın hilesi daha çabuktur. Haberiniz olsun ki elçilerimiz yaptığınız hileleri yazıp duruyorlar". (YUNUS/21)
    Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolun eğriliğini arayarak öyle her yolun başında oturmayın. Düşünün ki siz az idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın ki bozguncuların sonu nasıl olmuştur. (A'RAF/86)
    -


    Eğer verdikleri sözden sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o küfür öncülerini hemen öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur. Ola ki, vazgeçerler. (TEVBE/12)
    -
    Hem müşrikler dediler ki: "Hayat, ancak bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak geçen zaman yokluğa sürükler. Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, sadece böyle zannederler. (CASİYE/24)
    Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti." derler. De ki: "Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?" (A'RAF/28)
    İşte siz böylesiniz. Haydi biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız, ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. (AL-İ İMRAN/66)
    Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük bir iftiradır. Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar. (KEHF/5)
    Görmediniz mi ki, Allah göklerde ve yerde ne varsa hepsini sizin hizmetinize vermiş, gizli ve açık olarak nimetlerini üzerinize yaymıştır. Bununla beraber insanlar içinde kimi de var ki, ne bir ilme, ne bir mürşide ve ne aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında mücadele ediyor. (LOKMAN/20)
    İnsanlardan kimi de vardır ki ne bir bilgiye, ne bir delile, ne de aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışır. (HAC/8)
    Fakat onlar öyle kimselerdir ki, ahirette kendilerine ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşuna gitmiştir. Zaten bütün yaptıkları da batıldır. (HUD/16)
    Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar. (AL-İ İMRAN/117)
    De ki: Amelleri en çok boşa gidenleri size bildirelim mi?
    Onların dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir. Oysa onlar güzel işler yaptıklarını sanıyorlardı.
    İşte onlar, Rabblerinin âyetlerini ve O'nun huzuruna çıkacaklarını inkâr etmişlerdir de bu yüzden iyilik altında yaptıkları bütün amelleri boşa gitmiştir. Artık kıyamet günü onlar için hiçbir ölçü tutturmayız. (KEHF/103-105)


  4. 29.Nisan.2011, 10:32
    2
    Silent and lonely rains



    13/18- Rablerinin emrine uyanlar için mükâfâtın en güzeli vardır. Ona uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, kurtulmak için hepsini kurtuluş fidyesi olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!

    37/22,23,24- Allah meleklere şöyle emreder: “Zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.

    37/25- Onlara, “Ne diye yardımlaşmıyorsunuz?” denir.

    37/26- Hayır, onlar bugün teslim olmuş kimselerdir.

    37/27- Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).

    37/28- Şöyle derler: “Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz.”

    37/29- Diğerleri de onlara şöyle derler: “Hayır, siz zaten mü’min kimseler değildiniz.”

    37/30- “Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz.”

    37/31- “Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız.”

    37/32- “Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik.”

    37/33- Artık onlar o gün azapta ortaktırlar

    37/34- İşte biz suçlulara böyle yaparız.

    37/35- Çünkü onlar, kendilerine, “Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur” denildiği zaman inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.

    37/36- “Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?” diyorlardı.

    37/37- Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir.

    37/38- Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız.

    37/39- Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.

    37/40- Ancak Allah’ın halis kulları başka.

    37/41,42- İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.

    37/43- Onlar Naim cennetlerindedirler.

    37/44- Koltuklar üzerinde karşılıklı olarak otururlar.

    37/45,46- Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır.

    37/47- Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar.

    37/48- Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.

    37/49- Sanki onlar (beyazlıklarıyla), saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır.

    37/50- Derken birbirlerine yönelip sorarlar.

    37/51- İçlerinden biri der ki: “Benim bir arkadaşım vardı.”

    37/52- “Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?” derdi.

    37/53- “Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?”

    37/54- Konuşan o kimse yanındakilere, “Bakar mısınız, hali ne oldu?” der.

    37/55- Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür.

    37/56- Ona şöyle der: “Allah’a andolsun, neredeyse beni de helak edecektin.”

    37/57- “Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum.”

    37/58,59- “Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?5 Bize azap edilmeyecek miymiş?” 5

    37/60- Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır.

    37/61- Çalışanlar böylesi için çalışsınlar!

    37/62- Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

    37/63- Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.6 6

    37/64- O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.

    37/65- Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.7 7

    37/66- Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.

    37/67- Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.

    37/68- Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.

    37/69- Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.

    37/70- Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.

    37/71- Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.

    37/72- Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.

    37/73- Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu!

    37/74- Ancak Allah’ın ihlâslı kulları başka.

    42/20- Kim âhiret kazancını isterse, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kazancını isterse, ona da istediğinden veririz, fakat onun ahirette hiçbir payı yoktur.

    44/40- Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.

    44/41- O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.

    44/42- Yalnız, Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Şüphesiz O mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir.

    44/43,44- Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkarların yemeğidir.

    44/45,46- O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.

    44/47- (Allah görevli meleklere şöyle der“Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin.”

    44/48- “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün.”

    44/49- (Deyin ki“Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?”

    44/50- “İşte bu şüphelenip durduğunuz şeydir!”

    44/51- Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.

    44/52- Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

    44/53- İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.

    44/54- İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

    44/55- Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.

    44/56- Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.

    44/57- Bunlar Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.

    59/20- Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

    7/44- Cennetlikler cehennemliklere, “Rabbimizin bize va’dettiğini biz gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin va’d ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar, “Evet” derler. O zaman aralarında bir duyurucu, “Allah’ın laneti zalimlere!” diye seslenir.

    7/45- Onlar Allah yolundan alıkoyan ve onu, eğri ve çelişkili göstermek isteyenlerdir. Onlar ahireti de inkar edenlerdir.

    7/46- İkisi (cennet ve cehennem) arasında bir sur7 A’râf 8 üzerinde de bir takım adamlar vardır. Cennet ve cehennemliklerin hepsini simalarından tanımaktadırlar. Cennetliklere, “Selam olsun size!” diye seslenirler. Onlar henüz cennete girmemişlerdir, ama bunu ummaktadırlar. 7-8

    7/47- Gözleri cehennemlikler tarafına çevrildiği zaman, “Ey Rabbimiz! Bizi zalim toplumla beraber kılma” derler.

    7/48- A’râftakiler simalarından tanıdıkları bir takım adamlara da seslenir ve şöyle derler: “Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!”

    7/49- “Sizin, ‘Allah bunları rahmete erdirmez’ diye yemin ettikleriniz şunlar mı?” (Sonra cennetliklere dönerek) “Haydi, girin cennete. Size korku yok. Siz üzülecek de değilsiniz” derler.

    7/50- Cehennemlikler de cennetliklere, “Ne olur, sudan veya Allah’ın size verdiği rızıktan biraz da bizim üzerimize akıtın” diye çağrışırlar. Onlar, “Şüphesiz, Allah bunları kafirlere haram kılmıştır” derler.

    7/51- Onlar dinlerini oyun ve eğlence edinmişler ve dünya hayatı da kendilerini aldatmıştı. İşte onlar bu günlerine kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkar edip durdularsa biz de onları bugün öyle unuturuz.9 9

    7/52- Andolsun biz onlara, bilerek açıkladığımız bir kitabı, inanan bir toplum için bir yol gösterici ve rahmet olarak getirdik.

    7/53- Onlar ise ancak, (“Görelim bakalım!” diyerek) Kur’an’ın bildirdiği sonucu (te’vilini) bekliyorlar. Onun bildirdiği sonuç gelip çattığı gün, önceden onu unutmuş olanlar derler ki: “Gerçekten Rabbimizin peygamberleri hakkı getirmişler. Şimdi bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler veya (dünyaya) döndürülsek de yaptıklarımızdan başkasını yapsak?” Gerçekten onlar kendilerine yazık etmişlerdir. (İlah diye) uydurdukları (putlar) da onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp kaybolmuşlardır



    Onlar ki, Allah yolundan döndürmeye çalışırlar ve o yolu eğri büğrü yapmak isterler. Üstelik onlar, evet onlar ahirete de inanmazlar. (HUD/19)
    Âyetlerimizi tartışarak bozmaya uğraşanlara gelince, işte onlar cehennemliktirler. (HAC/51)
    Onlar, o kimselerdir ki dünya hayatını ahirete tercih ederler, (insanları) Allah'ın yolundan çevirirler ve onun eğrilmesini isterler. İşte bunlar, çok büyük bir sapıklık içindedirler. (İBRAHİM/3)
    İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra kendilerine bir rahmet tattırdığımız zaman, âyetlerimiz hakkında derhal bir takım hilekârlıklara girişirler. De ki: "Allah'ın hilesi daha çabuktur. Haberiniz olsun ki elçilerimiz yaptığınız hileleri yazıp duruyorlar". (YUNUS/21)
    Tehdit ederek, inananları Allah yolundan alıkoyarak ve o yolun eğriliğini arayarak öyle her yolun başında oturmayın. Düşünün ki siz az idiniz de O sizi çoğalttı. Bakın ki bozguncuların sonu nasıl olmuştur. (A'RAF/86)
    -


    Eğer verdikleri sözden sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, o küfür öncülerini hemen öldürün. Çünkü onların yeminleri yoktur. Ola ki, vazgeçerler. (TEVBE/12)
    -
    Hem müşrikler dediler ki: "Hayat, ancak bu dünya hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak geçen zaman yokluğa sürükler. Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, sadece böyle zannederler. (CASİYE/24)
    Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: "Babalarımızı bu yolda bulduk, bunu bize Allah emretti." derler. De ki: "Allah kötülüğü emretmez. Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?" (A'RAF/28)
    İşte siz böylesiniz. Haydi biraz bilginiz olan şey hakkında tartıştınız, ya hiç bilginiz olmayan şey hakkında niçin tartışıyorsunuz? Allah bilir, siz bilmezsiniz. (AL-İ İMRAN/66)
    Bu hususta ne kendilerinin, ne de atalarının hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan söz ne büyük bir iftiradır. Onlar, yalandan başka bir şey söylemiyorlar. (KEHF/5)
    Görmediniz mi ki, Allah göklerde ve yerde ne varsa hepsini sizin hizmetinize vermiş, gizli ve açık olarak nimetlerini üzerinize yaymıştır. Bununla beraber insanlar içinde kimi de var ki, ne bir ilme, ne bir mürşide ve ne aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında mücadele ediyor. (LOKMAN/20)
    İnsanlardan kimi de vardır ki ne bir bilgiye, ne bir delile, ne de aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışır. (HAC/8)
    Fakat onlar öyle kimselerdir ki, ahirette kendilerine ateşten başka bir şey yoktur. İşledikleri şeyler orada boşuna gitmiştir. Zaten bütün yaptıkları da batıldır. (HUD/16)
    Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar. (AL-İ İMRAN/117)
    De ki: Amelleri en çok boşa gidenleri size bildirelim mi?
    Onların dünya hayatında çalışmaları boşa gitmiştir. Oysa onlar güzel işler yaptıklarını sanıyorlardı.
    İşte onlar, Rabblerinin âyetlerini ve O'nun huzuruna çıkacaklarını inkâr etmişlerdir de bu yüzden iyilik altında yaptıkları bütün amelleri boşa gitmiştir. Artık kıyamet günü onlar için hiçbir ölçü tutturmayız. (KEHF/103-105)





+ Yorum Gönder