Konusunu Oylayın.: Süre ne demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Süre ne demektir?
  1. 28.Nisan.2011, 20:59
    1
    Misafir

    Süre ne demektir?

  2. 29.Nisan.2011, 03:35
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Süre ne demektir?




    Sûre Nedir?

    Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür. Kur'an-ı kerim içerisinde 114 adet sure bulunur. Sure ile dua birbirinden farklıdır.

    Çoğu insan bu ikisi arasındaki farkı unutup sureye dua diyebilmektedir.

    Dualar kur'an-ı kerim'de geçmez. Kur'an-ı kerimdekiler surelerdir.


    Yüksek rütbe, derece, mevki, şan, şeref, yapısı güzel ve yüksek bina veya binanın bir kısmı veya bir katı, duvarın yapısında kullanılan taş, kerpiç, veya tuğla gibi malzemenin her bir sırası, nişane ve alâmet anlamında bir kelime Küçük veya büyük, uzun veya kısa Kur'ân-ı Kerim'in yüz ondört bağımsız bölümünden her birine verilen ad Süre kelimesinin hangi kökten türetildiği hakkında değişik görüşler vardır Bazıları hemzeli olarak "bir kapta kalan artık yemek veya su" anlamındaki "su'r" kelimesinden türemiş olduğunu söylerken; diğer bazıları hemzesiz olarak sâra fıilinden türetildiğini söylemişlerdir

    Bunlardan birincisine göre, Kur'ân-ı Kerim'in bir kısmına veya kısımlarına su'ra denilmesi mümkün olmaktadır İkinciye göre bir binanın katlarına veya kısımlarına sûra denildiği gibi, Kur'ân'ın muhtelif kısım ve tabakalarını teşkil eden sürelere bu ismin verilmesi mümkündür Öte yandan süreler Allah kelamını ihtiva etmekle büyük bir şeref ve mevki kazandıklarından veya Allah kelâmı olan âyetleri çepeçevre kuşattıklarından, hemzesiz sûr'dan türetilen süre adı almış olmaları mümkündür

    Usul alimleri surelerin isimleri ile Kur'ân-ı Kerim'deki sıralarının tevkifi olup olmadığı konusunda değişik görüşler ortaya atmışlardır Bazı surelerin bir tek ismi varken, bazılarının iki ve daha çok ismi bulunmaktadır Meselâ Fatiha suresinin 20'den fazla ismi vardır Aynı şekilde Enfâl suresinin diğer bir adı Bedr Suresi; İsrâ'nın, Subhân ve Beni İsrâil; Tâhâ'nın, Kelîm; Şuarâ'nın, Câmia; Neml'in Süleyman; Fâtır ın, Melâike; Zümer in, el-Guraf; Gâfir'in, et-Tavl ve Mü'min; Muhammed in, el-Kıtâl; Haşrın, Beni Nadir; Saff'ın Havâriyyin; Kâfirün'un el-Mukaşkışe suresidir (Geniş bilgi için bk Suyûtî, İtkân, I, 52-55) Bu arada iki veya daha çok sureye birden bir ad verildiği de görülür Meselâ Bakara ve Âlu İmrân surelerine Zehrâvâtı; Felâk ve Nâs surelerine Muavvizetân; ilk yedi uzun sureye es-Seb'ul-Mesâni'de denilmektedir
    Surelerin Kur'ân-ı Kerim içinde sıralanmalarına gelince;
    Ayetlerin sureler içindeki sıralarının bizzat Hz Peygamber tarafından bildirildiğinde şüphe olmadığı halde, surelerin tertibinin de Hz Peygamber tarafından yapıldığı veya Hz Peygamber'in vefatından sonra Sahabenin ictihadı ile yapıldığı da iddia edilmektedir (Suyûtî, İtkân, I, 62-63) Halen elimizde bulunan Hz Osman'ın İmam Mushafı'ndan istinsah edilen ve bütün İslâm âleminde yaygın durumdaki mushaf dışında diğer bazı mushaflardaki surelerin tertibinde ve surelerin isimlerinde farklılıklar vardır Meselâ Hz Ali'nin mushafında sureleri nüzûl sırasına göre tertib ettiği bildirilmektedir Ayrıca bu mushaflardaki sure sayılan da İmam Mushaftaki sayı (114 sure)dan farklıdır Bunlarda bazı sureler birleştirilirken, bazı sureler de ikiye ayrılmış durumdadır
    Surelerin elimizdeki mushafta sıralanışlarının tevkifi olduğu görüşü, âlimlerin çoğunluğunca kabul edilmektedir (İbnul-Hisâr bu konuda sadece bu görüşü nakletmektedir) Hz Peygamber'in her sene Ramazan ayında o zamana kadar nâzil olan sureleri Cibril'e mushaftaki sırasına göre okuduğu (mukabele ettiği -ki buna "arza" denilmektedir) ve Rasûlüllah'ın vefatından hemen önceki Ramazan'da yapılan arzada bu mukabele'nin iki defa olduğu rivayet edilmektedir (Buhari, Kitabu Fedâilul-Kur'ân, 7) Bugünkü sıraya göre sureler arasındaki münasebet son derece önemli olup surelerin tefsirinde müfessirlere yardımcı olmaktadır

    Elimizdeki mevcut mushafta ilk sırada Fâtiha suresi yer almakta, bunu es-Seb'u't-tıvâl adı verilen yedi uzun sure takip etmektedir Bu yedi sureden sonrakilere yüzden fazla âyet ihtiva edenler manâsına "el-Miün" adı verilmektedir Miün'dan sonra âyetleri sayısı yüzden az olan sureler gelir ki bunlara da "el-Mesâni" adı verilmektedir Mesânî'den sonra gelen sureler sık sık Besmele ile birbirlerinden ayrıldıkları için "el-Mufassal" diye adlandırılırlar Bunlar da kendi aralarında tıvâl, evsat ve kısâr olarak üç gruba ayrılmıştır el-Mufassal surelerin ilkinin hangisi olduğu hususu ihtilâflıdır 37 sure olan es-Sâffât ile 93 sure olan ed-Duhâ'ya kadar olan surelerden on ikisi el-Mufassal surelerin ilk suresi olarak gösterilmektedir Genellikle kabul edilen görüşe göre tıvâl-i mufassal grubundaki sureler, Nebe' suresine kadar olan surelerdir Nebe' suresi ile Duhâ suresi arasındakiler evsat; Duhâ'dan sonrakiler ise kısâr grubunu teşkil etmektedir

    Mekki ve Medenî Sureler

    Surelerin isimlendirilmeleri, mushaftaki sıraları hakkındaki ihtilâfın yanında, bunların Mekke'de mi, yoksa Medine'de mi nâzil oldukları konusunda da değişik bazı görüşler vardır Bu değişik görüşlerin başlıca sebebi de bu konuda Hz Peygamber'den açık bir bilginin rivayet edilmemiş, olmasıdır Yani Hz Peygamber şu şu âyet veya sure Mekkidir veya medenidir diye bir bilgi vermemiştir Bu konuda ancak vahyin nüzûlüne şahid olan bazı sahabeden parça parça bilgiler, rivayetler vardır ki bunlar da yetersizdir
    Bu ihtilâflara rağmen Kur'ân-ı Kerim'in 20 suresinin Medine'de, 82 suresinin de Mekke'de nâzil olduğunda ittifak edilmiştir Kalan 12 surenin Mekke'de mi, yoksa Medine'de mi nâzil oldukları konusunda farklı görüşler vardır Bunda mekkî ve medenînin tariflerindeki ihtilâflar da etkili olmuştur Suyûtî'nin el-İtkân'ında işaret ettiği gibi bu konuda üç görüş vardır:

    1 Hicretten önce nâzil olan sureler veya âyetler mekkî; Hicretten sonra nâzil olanlar medenîdir Bunda esas alınan ölçü, zamandır: Nüzûlün yerine itibar edilmemiştir Meselâ Hicretten sonra veda haccında ve Mekke'de veya seferlerde nâzil olan sure ve âyetler medenî sayılmıştır

    2 Mekân olarak Mekke ve çevresinde (Arafat, Minâ, Müzdelife, Tâif gibi) nâzil olanlar Mekkî; Medine ve çevresinde (Bedr, Uhud gibi) nâzil olanlar medenîdir

    3 Mekkelilere hitab edenler mekkî, Medinelilere hitab edenler medenîdir
    Ancak bu üçüncü görüş fazla taraftar bulamamıştır
    Bu arada şunu da belirtelim ki, Kur'ân-ı Kerim'de bir bütün halinde nâzil olan sureler yanında parça parça inen sureler çoğunlukta olduğu için, Mekkî bir surede Medeni, Medenî bir surede Mekkî âyetlerin de bulunduğu gözden uzak tutulmamalıdır Mısır'da H 1342 yılında basılan bir mushafta her surenin başında verilen bilgilerde buna da işaret edilmiş ve o sure meselâ mekkî bir sure ise, içindeki medenî âyetlerin hangileri olduğu belirtilmiştir
    Mekkî ve Medenî sureleri ilk bakışta birbirinden ayıran bazı özellikler vardır Bu cümleden alarak:

    a) İçinde "kellâ" lafzı bulunan sureler (Kellâ kelimesi 15 surede 33 defa geçer)

    b) İçinde secde âyeti bulunan sureler

    c) Bakara ve Alu İmrân sureleri dışında başında huruf-u mukattaa bulunan sureler

    d) Bakara suresi hariç tutulursa, içinde peygamberlerin, geçmiş milletlerin, Hz Âdem ve İblis'in kıssaları bulunan sureler

    e) Bazı istisnalarla içinde (ya eyyühennasü) hitabı bulunan sureler Mekke'de nâzil olmuş mekkî surelerdir

    Medenî sureler ise genelde;
    a) Şer'î cezalar, medenî hukuk ile ilgili konuları ihtiva eder

    b) Cihad ve ahkâmı bu surelerde açıklanmıştır

    c) Ankebût suresi hariç, münafıklardan bahseden sureler Medine'de nâzil olmuştur Çünkü münafıkların ortaya çıkışı Medine-i Münevvere'dedir

    Bunlardan başka genel olarak Mekkî surelerde şirke, küfre ve putperestliğe kesin tavır konulmuş; bunun mukabili olan Allah'ın varlığı, birliği başta olmak üzere itikad ve âhiretle ilgili iman esasları işlenmiştir Bu sureler genelde kısa olup, âyetleri de kısa kısa, ezberlenmesi kolay surelerdir (Daha fazla bilgi için bk Mennâ' el-Kattân, Mebâhis Fi Ulümil-Kur'ân, Kahire 1981, s 54-55)
    Mekkî-Medenî sureleri bilmekte bir çok faydalar vardır Her şeyden evvel, Kur'ân-ı Kerim'i tefsir etmek isteyenlere bu bilginin büyük yardımı olur Her ne kadar âyetlerin manâları umumu üzerine hamledilse ve sebebin veya nüzûlün mahallinin manâyı tahsis etmesi genel bir kural değilse de; âyet veya âyetlerin nerede, kim veya ne hakkında nâzil olduğunun bilinmesi, onları anlamaya büyük ölçüde yardımcı olur

    Öte yandan, özellikle Kur'ân-ı Kerim'i yeni nesillere anlatıp öğreteceklere Kur'ân'daki hitab tarzları ve tebliğ üslûbunun Mekke ve Medine'deki muhatablara göre değişik olması, yol gösterir İslâmi tebligatın hangi merhalelerde nasıl bir üslûb taşıması gerektiği, müşrik, kâfir, ehl-i kitab, mü'minler gibi topluluklara hangi üslûb ve metodlarla tebligatın yapılması gerektiği bu yolla daha iyi anlaşılır

    Bir de Kur'ân'daki nâsih ve mensûh âyetlerin tesbitinde mekkî ile medenî sure ve âyetlerin bilinmesi büyük kolaylık sağlar Birbirine zıt gibi görünen iki âyetle karşılaşıldığında, zaman itibariyle (meselâ mekkî olanlar) önce olanların nâsih, diğerinin mensûh olduğu kolaylıkla anlaşılabilir (Mennâ' el-Kattân, Mebâhis Fî Ulümil-Kur'ân, s 51)
    Bedrettin ÇETİNER



  3. 29.Nisan.2011, 03:35
    2
    Özel Üye



    Sûre Nedir?

    Kur’an’ın, birbirinden besmele ile ayrılan her bir bölümüdür. Kur'an-ı kerim içerisinde 114 adet sure bulunur. Sure ile dua birbirinden farklıdır.

    Çoğu insan bu ikisi arasındaki farkı unutup sureye dua diyebilmektedir.

    Dualar kur'an-ı kerim'de geçmez. Kur'an-ı kerimdekiler surelerdir.


    Yüksek rütbe, derece, mevki, şan, şeref, yapısı güzel ve yüksek bina veya binanın bir kısmı veya bir katı, duvarın yapısında kullanılan taş, kerpiç, veya tuğla gibi malzemenin her bir sırası, nişane ve alâmet anlamında bir kelime Küçük veya büyük, uzun veya kısa Kur'ân-ı Kerim'in yüz ondört bağımsız bölümünden her birine verilen ad Süre kelimesinin hangi kökten türetildiği hakkında değişik görüşler vardır Bazıları hemzeli olarak "bir kapta kalan artık yemek veya su" anlamındaki "su'r" kelimesinden türemiş olduğunu söylerken; diğer bazıları hemzesiz olarak sâra fıilinden türetildiğini söylemişlerdir

    Bunlardan birincisine göre, Kur'ân-ı Kerim'in bir kısmına veya kısımlarına su'ra denilmesi mümkün olmaktadır İkinciye göre bir binanın katlarına veya kısımlarına sûra denildiği gibi, Kur'ân'ın muhtelif kısım ve tabakalarını teşkil eden sürelere bu ismin verilmesi mümkündür Öte yandan süreler Allah kelamını ihtiva etmekle büyük bir şeref ve mevki kazandıklarından veya Allah kelâmı olan âyetleri çepeçevre kuşattıklarından, hemzesiz sûr'dan türetilen süre adı almış olmaları mümkündür

    Usul alimleri surelerin isimleri ile Kur'ân-ı Kerim'deki sıralarının tevkifi olup olmadığı konusunda değişik görüşler ortaya atmışlardır Bazı surelerin bir tek ismi varken, bazılarının iki ve daha çok ismi bulunmaktadır Meselâ Fatiha suresinin 20'den fazla ismi vardır Aynı şekilde Enfâl suresinin diğer bir adı Bedr Suresi; İsrâ'nın, Subhân ve Beni İsrâil; Tâhâ'nın, Kelîm; Şuarâ'nın, Câmia; Neml'in Süleyman; Fâtır ın, Melâike; Zümer in, el-Guraf; Gâfir'in, et-Tavl ve Mü'min; Muhammed in, el-Kıtâl; Haşrın, Beni Nadir; Saff'ın Havâriyyin; Kâfirün'un el-Mukaşkışe suresidir (Geniş bilgi için bk Suyûtî, İtkân, I, 52-55) Bu arada iki veya daha çok sureye birden bir ad verildiği de görülür Meselâ Bakara ve Âlu İmrân surelerine Zehrâvâtı; Felâk ve Nâs surelerine Muavvizetân; ilk yedi uzun sureye es-Seb'ul-Mesâni'de denilmektedir
    Surelerin Kur'ân-ı Kerim içinde sıralanmalarına gelince;
    Ayetlerin sureler içindeki sıralarının bizzat Hz Peygamber tarafından bildirildiğinde şüphe olmadığı halde, surelerin tertibinin de Hz Peygamber tarafından yapıldığı veya Hz Peygamber'in vefatından sonra Sahabenin ictihadı ile yapıldığı da iddia edilmektedir (Suyûtî, İtkân, I, 62-63) Halen elimizde bulunan Hz Osman'ın İmam Mushafı'ndan istinsah edilen ve bütün İslâm âleminde yaygın durumdaki mushaf dışında diğer bazı mushaflardaki surelerin tertibinde ve surelerin isimlerinde farklılıklar vardır Meselâ Hz Ali'nin mushafında sureleri nüzûl sırasına göre tertib ettiği bildirilmektedir Ayrıca bu mushaflardaki sure sayılan da İmam Mushaftaki sayı (114 sure)dan farklıdır Bunlarda bazı sureler birleştirilirken, bazı sureler de ikiye ayrılmış durumdadır
    Surelerin elimizdeki mushafta sıralanışlarının tevkifi olduğu görüşü, âlimlerin çoğunluğunca kabul edilmektedir (İbnul-Hisâr bu konuda sadece bu görüşü nakletmektedir) Hz Peygamber'in her sene Ramazan ayında o zamana kadar nâzil olan sureleri Cibril'e mushaftaki sırasına göre okuduğu (mukabele ettiği -ki buna "arza" denilmektedir) ve Rasûlüllah'ın vefatından hemen önceki Ramazan'da yapılan arzada bu mukabele'nin iki defa olduğu rivayet edilmektedir (Buhari, Kitabu Fedâilul-Kur'ân, 7) Bugünkü sıraya göre sureler arasındaki münasebet son derece önemli olup surelerin tefsirinde müfessirlere yardımcı olmaktadır

    Elimizdeki mevcut mushafta ilk sırada Fâtiha suresi yer almakta, bunu es-Seb'u't-tıvâl adı verilen yedi uzun sure takip etmektedir Bu yedi sureden sonrakilere yüzden fazla âyet ihtiva edenler manâsına "el-Miün" adı verilmektedir Miün'dan sonra âyetleri sayısı yüzden az olan sureler gelir ki bunlara da "el-Mesâni" adı verilmektedir Mesânî'den sonra gelen sureler sık sık Besmele ile birbirlerinden ayrıldıkları için "el-Mufassal" diye adlandırılırlar Bunlar da kendi aralarında tıvâl, evsat ve kısâr olarak üç gruba ayrılmıştır el-Mufassal surelerin ilkinin hangisi olduğu hususu ihtilâflıdır 37 sure olan es-Sâffât ile 93 sure olan ed-Duhâ'ya kadar olan surelerden on ikisi el-Mufassal surelerin ilk suresi olarak gösterilmektedir Genellikle kabul edilen görüşe göre tıvâl-i mufassal grubundaki sureler, Nebe' suresine kadar olan surelerdir Nebe' suresi ile Duhâ suresi arasındakiler evsat; Duhâ'dan sonrakiler ise kısâr grubunu teşkil etmektedir

    Mekki ve Medenî Sureler

    Surelerin isimlendirilmeleri, mushaftaki sıraları hakkındaki ihtilâfın yanında, bunların Mekke'de mi, yoksa Medine'de mi nâzil oldukları konusunda da değişik bazı görüşler vardır Bu değişik görüşlerin başlıca sebebi de bu konuda Hz Peygamber'den açık bir bilginin rivayet edilmemiş, olmasıdır Yani Hz Peygamber şu şu âyet veya sure Mekkidir veya medenidir diye bir bilgi vermemiştir Bu konuda ancak vahyin nüzûlüne şahid olan bazı sahabeden parça parça bilgiler, rivayetler vardır ki bunlar da yetersizdir
    Bu ihtilâflara rağmen Kur'ân-ı Kerim'in 20 suresinin Medine'de, 82 suresinin de Mekke'de nâzil olduğunda ittifak edilmiştir Kalan 12 surenin Mekke'de mi, yoksa Medine'de mi nâzil oldukları konusunda farklı görüşler vardır Bunda mekkî ve medenînin tariflerindeki ihtilâflar da etkili olmuştur Suyûtî'nin el-İtkân'ında işaret ettiği gibi bu konuda üç görüş vardır:

    1 Hicretten önce nâzil olan sureler veya âyetler mekkî; Hicretten sonra nâzil olanlar medenîdir Bunda esas alınan ölçü, zamandır: Nüzûlün yerine itibar edilmemiştir Meselâ Hicretten sonra veda haccında ve Mekke'de veya seferlerde nâzil olan sure ve âyetler medenî sayılmıştır

    2 Mekân olarak Mekke ve çevresinde (Arafat, Minâ, Müzdelife, Tâif gibi) nâzil olanlar Mekkî; Medine ve çevresinde (Bedr, Uhud gibi) nâzil olanlar medenîdir

    3 Mekkelilere hitab edenler mekkî, Medinelilere hitab edenler medenîdir
    Ancak bu üçüncü görüş fazla taraftar bulamamıştır
    Bu arada şunu da belirtelim ki, Kur'ân-ı Kerim'de bir bütün halinde nâzil olan sureler yanında parça parça inen sureler çoğunlukta olduğu için, Mekkî bir surede Medeni, Medenî bir surede Mekkî âyetlerin de bulunduğu gözden uzak tutulmamalıdır Mısır'da H 1342 yılında basılan bir mushafta her surenin başında verilen bilgilerde buna da işaret edilmiş ve o sure meselâ mekkî bir sure ise, içindeki medenî âyetlerin hangileri olduğu belirtilmiştir
    Mekkî ve Medenî sureleri ilk bakışta birbirinden ayıran bazı özellikler vardır Bu cümleden alarak:

    a) İçinde "kellâ" lafzı bulunan sureler (Kellâ kelimesi 15 surede 33 defa geçer)

    b) İçinde secde âyeti bulunan sureler

    c) Bakara ve Alu İmrân sureleri dışında başında huruf-u mukattaa bulunan sureler

    d) Bakara suresi hariç tutulursa, içinde peygamberlerin, geçmiş milletlerin, Hz Âdem ve İblis'in kıssaları bulunan sureler

    e) Bazı istisnalarla içinde (ya eyyühennasü) hitabı bulunan sureler Mekke'de nâzil olmuş mekkî surelerdir

    Medenî sureler ise genelde;
    a) Şer'î cezalar, medenî hukuk ile ilgili konuları ihtiva eder

    b) Cihad ve ahkâmı bu surelerde açıklanmıştır

    c) Ankebût suresi hariç, münafıklardan bahseden sureler Medine'de nâzil olmuştur Çünkü münafıkların ortaya çıkışı Medine-i Münevvere'dedir

    Bunlardan başka genel olarak Mekkî surelerde şirke, küfre ve putperestliğe kesin tavır konulmuş; bunun mukabili olan Allah'ın varlığı, birliği başta olmak üzere itikad ve âhiretle ilgili iman esasları işlenmiştir Bu sureler genelde kısa olup, âyetleri de kısa kısa, ezberlenmesi kolay surelerdir (Daha fazla bilgi için bk Mennâ' el-Kattân, Mebâhis Fi Ulümil-Kur'ân, Kahire 1981, s 54-55)
    Mekkî-Medenî sureleri bilmekte bir çok faydalar vardır Her şeyden evvel, Kur'ân-ı Kerim'i tefsir etmek isteyenlere bu bilginin büyük yardımı olur Her ne kadar âyetlerin manâları umumu üzerine hamledilse ve sebebin veya nüzûlün mahallinin manâyı tahsis etmesi genel bir kural değilse de; âyet veya âyetlerin nerede, kim veya ne hakkında nâzil olduğunun bilinmesi, onları anlamaya büyük ölçüde yardımcı olur

    Öte yandan, özellikle Kur'ân-ı Kerim'i yeni nesillere anlatıp öğreteceklere Kur'ân'daki hitab tarzları ve tebliğ üslûbunun Mekke ve Medine'deki muhatablara göre değişik olması, yol gösterir İslâmi tebligatın hangi merhalelerde nasıl bir üslûb taşıması gerektiği, müşrik, kâfir, ehl-i kitab, mü'minler gibi topluluklara hangi üslûb ve metodlarla tebligatın yapılması gerektiği bu yolla daha iyi anlaşılır

    Bir de Kur'ân'daki nâsih ve mensûh âyetlerin tesbitinde mekkî ile medenî sure ve âyetlerin bilinmesi büyük kolaylık sağlar Birbirine zıt gibi görünen iki âyetle karşılaşıldığında, zaman itibariyle (meselâ mekkî olanlar) önce olanların nâsih, diğerinin mensûh olduğu kolaylıkla anlaşılabilir (Mennâ' el-Kattân, Mebâhis Fî Ulümil-Kur'ân, s 51)
    Bedrettin ÇETİNER



  4. 29.Nisan.2011, 03:36
    3
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Süre ne demektir?

    Kur an daki surelerin adları

    1. Fatiha
    2. Bekara
    3. Âl-i İmran
    4. Nisa
    5. Maide
    6. En�âm
    7. A�raf
    8. Enfal
    9. Tevbe
    10. Yunus
    11. Hud
    12. Yusuf
    13. Ra�d
    14. İbrahim
    15. Hicr
    16. Nahl
    17. İsra
    18. Kehf
    19. Meryem
    20. Taha
    21. Enbiya
    22. Hac
    23. Mü�minun
    24. Nur
    25. Furkan
    26. Şuara
    27. Neml
    28. Kasas
    29. Ankebut
    30. Rum
    31. Lokman
    32. Secde
    33. Ahzab
    34. Sebe
    35. Fatır
    36. Yasin
    37. Saffat
    38. Sad
    39. Zümer
    40. Mü�min
    41. Fussilet
    42. Şura
    43. Zuhruf
    44. Duhan
    45. Casiye
    46. Ahkaf
    47. Muhammed
    48. Fetih
    49. Hucurat
    50. Kaf
    51. Zâriyat
    52. Tur
    53. Necm
    54. Kamer
    55. Rahman
    56. Vakıa
    57. Hadid
    58. Mücadele
    59. Haşr
    60. Mümtehine
    61. Saf
    62. Cum�a
    63. Münafikun
    64. Tegabün
    65. Talak
    66. Tahrim
    67. Mülk
    68. Kalem
    69. Hakka
    70. Mearic
    71. Nuh
    72. Cin
    73. Müzzemmil
    74. Müddessir
    75. Kıyamet
    76. İnsan
    77. Mürselat
    78. Nebe
    79. Naziat
    80. Abese
    81. Tekvir
    82. İnfitar
    83. Mutaffifin
    84. İnşikak
    85. Büruc
    86. Tarık
    87. A�la
    88. Gaşiye
    89. Fecr
    90. Beled
    91. Şems
    92. Leyl
    93. Duha
    94. İnşirah
    95. Tin
    96. Alak
    97. Kadir
    98. Beyyine
    99. Zilzâl
    100. Adiyat
    101. Kari�a
    102. Tekasür
    103. Asr
    104. Hümeze
    105. Fil
    106. Kureyş
    107. Ma�un
    108. Kevser
    109. Kâfirun
    110. Nasr
    111. Tebbet
    112. İhlas
    113. Felak
    114. Nas



  5. 29.Nisan.2011, 03:36
    3
    Özel Üye
    Kur an daki surelerin adları

    1. Fatiha
    2. Bekara
    3. Âl-i İmran
    4. Nisa
    5. Maide
    6. En�âm
    7. A�raf
    8. Enfal
    9. Tevbe
    10. Yunus
    11. Hud
    12. Yusuf
    13. Ra�d
    14. İbrahim
    15. Hicr
    16. Nahl
    17. İsra
    18. Kehf
    19. Meryem
    20. Taha
    21. Enbiya
    22. Hac
    23. Mü�minun
    24. Nur
    25. Furkan
    26. Şuara
    27. Neml
    28. Kasas
    29. Ankebut
    30. Rum
    31. Lokman
    32. Secde
    33. Ahzab
    34. Sebe
    35. Fatır
    36. Yasin
    37. Saffat
    38. Sad
    39. Zümer
    40. Mü�min
    41. Fussilet
    42. Şura
    43. Zuhruf
    44. Duhan
    45. Casiye
    46. Ahkaf
    47. Muhammed
    48. Fetih
    49. Hucurat
    50. Kaf
    51. Zâriyat
    52. Tur
    53. Necm
    54. Kamer
    55. Rahman
    56. Vakıa
    57. Hadid
    58. Mücadele
    59. Haşr
    60. Mümtehine
    61. Saf
    62. Cum�a
    63. Münafikun
    64. Tegabün
    65. Talak
    66. Tahrim
    67. Mülk
    68. Kalem
    69. Hakka
    70. Mearic
    71. Nuh
    72. Cin
    73. Müzzemmil
    74. Müddessir
    75. Kıyamet
    76. İnsan
    77. Mürselat
    78. Nebe
    79. Naziat
    80. Abese
    81. Tekvir
    82. İnfitar
    83. Mutaffifin
    84. İnşikak
    85. Büruc
    86. Tarık
    87. A�la
    88. Gaşiye
    89. Fecr
    90. Beled
    91. Şems
    92. Leyl
    93. Duha
    94. İnşirah
    95. Tin
    96. Alak
    97. Kadir
    98. Beyyine
    99. Zilzâl
    100. Adiyat
    101. Kari�a
    102. Tekasür
    103. Asr
    104. Hümeze
    105. Fil
    106. Kureyş
    107. Ma�un
    108. Kevser
    109. Kâfirun
    110. Nasr
    111. Tebbet
    112. İhlas
    113. Felak
    114. Nas






+ Yorum Gönder