Konusunu Oylayın.: Hoşgörü ile ilgili hutbe

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hoşgörü ile ilgili hutbe
  1. 24.Nisan.2011, 07:54
    1
    Misafir

    Hoşgörü ile ilgili hutbe






    Hoşgörü ile ilgili hutbe Mumsema hoşgörü ile ilgili hutbeler




  2. 24.Nisan.2011, 07:54
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 19.Ocak.2013, 00:48
    2
    İnanc
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Şubat.2012
    Üye No: 93990
    Mesaj Sayısı: 2,028
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Yalan Dünyada Bir Yer.

    Cevap: hoşgörü ile ilgili hutbe




    بِسْمِ اللهِ الْرَحْمنِ الْرَحِيِم
    خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ

    Bismillahirrahmanirrahim
    [Rahman ve rahim Allah’ın adıyla]
    “Ey Resulüm! Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.”

    [Araf suresi, ayet 199]

    Muhterem Müslümanlar!

    İnsan, topluluk halinde yaşayan ve beraber yaşadığı insanlarla iyi geçinmesi gereken şerefli bir varlıktır. Yüce Rabbimizin gönderdiği bütün dinlerin amacı, aralarındaki farklılıklara rağmen, insanlığın huzur ve barışını sağlamaktır. Kardeşliğin, huzur ve barışın sağlanması hepimiz için çok önemlidir. Bunun için sevgi, saygı ve hoşgörü anlayışı esastır.

    Muhterem Müminler!

    Hoşgörü, „Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans“ manasına gelir. Hoşgörü, beşeri münasebetlerin özüdür. Hoşgörü, anlayışlı olmaktır. Hoşgörü, kendini ve haddini bilmektir. Hoşgörü sevmektir. Hoşgörü, insanlarla iyi ilişkiler kurmanın en güzel yoludur. Hoşgörü, çağımızın problemlerini çözmenin etkin bir anahtarıdır.

    Değerli Müminler!

    Bugünkü sıkıntıların, çekememezliklerin, bunalımların ve kavgaların en büyük sebebi, sevgi ve hoşgörünün olmayışı ya da eksik oluşudur. Olumsuz birçok davranışın temelinde, yeterince hoşgörülü olamamak vardır.

    Bizler için en büyük örnek olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), başta ashab-ı kiram olmak üzere, bütün insanlara karşı çok hoşgörülü olmuştur. O, en azılı düşmanlarına bile beddua etmemiş, onların hidayeti için dua etmiş ve onları affetmiştir. Taif şehrine Allah’ın yüce dinini anlatmak için gittiğinde taşlanıyor. Uhud savaşında oldürmek istiyorlar, mübarek dişi kırılıyor. Amcası Hz. Hamza ile beraber yetmiş sahabi şehit ediliyor... Beddua etmesini isteyenlere: „Ben beddua etmek için gönderilmedim, rahmet olarak gönderildim.“ [1] buyurarak şöyle dua ediyor: „Ya Rabbi kavmime hidayet nasip et, çünkü onlar bilmiyorlar.“ [2]

    Necran halkının temsilcileri Peygamberimizi ziyaret etmek istiyorlar. Peygamberimiz onları Mescid-i Nebevi’de kabul ediyor. İkindi vaktine doğru ibadet vakitleri geliyor. Sahabiden bazılarının karşı çıkmasına rağmen peygamberimiz Hıristiyan olan heyetin mescitte ibadetlerine müsaade ediyor. Çünkü o, zorlaştırmayı, nefret ettirmeyi değil, kolaylaştırarak insanların gönüllerini kazanıp güzel insan olmalarını istiyordu. [3]

    Değerli Kardeşlerim!

    Ecdadımız bu anlayışla gönüller fethettiler. Anadoluyu hoşgörü cennetine çevirdiler. Gittikleri her yere aynı anlayışı götürdüler. Sadece kendilerini düşünmediler. Nice edip ve şairimiz hep sevgiyi, kardeşliği, hoşgörüyü yazdılar. Bizler tarih boyunca Hak aşığı Yunus’umuzun, „Yaratılanı severiz yaratandan ötürü. Gelin dostlar tanış olalım, yad isek bilişelim. Sevelim sevilelim. Dünya kimseye kalmaz.“ sözlerini ilke edindik. Aynı anlayışla yaşamamız hepimizin yararınadır. Zira sevgi ve hoşgörünün olmadığı yerde kin, nefret ve düşmanlık vardır. Toplumlarda huzur ve güven, birbirine karşı anlayışlı, sevgi, saygı ve hoşgörü gibi güzel hasletleri ilke edinmiş fertlerle sağlanabilir. İnsanların birbirini anlayamadığı, farklı inanç ve düşüncelerin bir zenginlik kabul edilmediği toplumlar sıkıntılıdır. Bu günlerde, Yüce Dinimizin hoşgörü anlayışını, Sevgili Peygamberimizin arkadaşlarına ve diğer insanlara nasıl davrandığını iyi bilmeye ve onun gibi davranmaya daha çok ihtiyacımız var.

    Değerli Cemaat!

    Dinimizin emri gereği evde, okulda, yolda, trafikte, işyerinde, kısaca her yerde, bütün insanlara karşı hoşgörülü olalım. Komşularımızla iyi geçinelim. Birbirimizi sevelim. Kimsenin kalbini kırmayalım. Kalbini kırdığımız insanlardan özür dileyelim. Ağlattığımız varsa güldürelim. İnancı, ırkı ve cinsi ne olursa olsun kimseyi hor ve hakir görmeyelim. İnsanlara iyi davranalım. Sevgi ve saygı toplumu oluşturmaya gayret edelim. Bize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yapmayalım. Kaba ve katı olmayalım. Şiddetten uzak nazik ve örnek müminler olalım. Farklı inanç ve kültürler bir zenginliktir. Sağlıklı ve huzurlu toplumları hoşgörülü, erdemli, başkalarının haklarına riayet eden insanlar oluşturabilir, unutmayalım.

    Hutbemi ayet mealleriyle bitiriyorum: „Onlar, bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever.“ [4] „Ey Resulüm! Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.“ [5]


    Neşet Bodur
    Düren DİTİB Fatih Camii Din Görevlisi
    ____________________________________
    [1] Müslim, Bir, 87. [hadis no: 2599]
    [2] Buhari, Enbiya, 37.
    [3] Buhari, 1, 15.
    [4] Al-i İmran, 3/134.
    [5] Araf, 7/199.


    Alıntıdır


  4. 19.Ocak.2013, 00:48
    2
    Devamlı Üye



    بِسْمِ اللهِ الْرَحْمنِ الْرَحِيِم
    خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَأَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِلِينَ

    Bismillahirrahmanirrahim
    [Rahman ve rahim Allah’ın adıyla]
    “Ey Resulüm! Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.”

    [Araf suresi, ayet 199]

    Muhterem Müslümanlar!

    İnsan, topluluk halinde yaşayan ve beraber yaşadığı insanlarla iyi geçinmesi gereken şerefli bir varlıktır. Yüce Rabbimizin gönderdiği bütün dinlerin amacı, aralarındaki farklılıklara rağmen, insanlığın huzur ve barışını sağlamaktır. Kardeşliğin, huzur ve barışın sağlanması hepimiz için çok önemlidir. Bunun için sevgi, saygı ve hoşgörü anlayışı esastır.

    Muhterem Müminler!

    Hoşgörü, „Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans“ manasına gelir. Hoşgörü, beşeri münasebetlerin özüdür. Hoşgörü, anlayışlı olmaktır. Hoşgörü, kendini ve haddini bilmektir. Hoşgörü sevmektir. Hoşgörü, insanlarla iyi ilişkiler kurmanın en güzel yoludur. Hoşgörü, çağımızın problemlerini çözmenin etkin bir anahtarıdır.

    Değerli Müminler!

    Bugünkü sıkıntıların, çekememezliklerin, bunalımların ve kavgaların en büyük sebebi, sevgi ve hoşgörünün olmayışı ya da eksik oluşudur. Olumsuz birçok davranışın temelinde, yeterince hoşgörülü olamamak vardır.

    Bizler için en büyük örnek olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.), başta ashab-ı kiram olmak üzere, bütün insanlara karşı çok hoşgörülü olmuştur. O, en azılı düşmanlarına bile beddua etmemiş, onların hidayeti için dua etmiş ve onları affetmiştir. Taif şehrine Allah’ın yüce dinini anlatmak için gittiğinde taşlanıyor. Uhud savaşında oldürmek istiyorlar, mübarek dişi kırılıyor. Amcası Hz. Hamza ile beraber yetmiş sahabi şehit ediliyor... Beddua etmesini isteyenlere: „Ben beddua etmek için gönderilmedim, rahmet olarak gönderildim.“ [1] buyurarak şöyle dua ediyor: „Ya Rabbi kavmime hidayet nasip et, çünkü onlar bilmiyorlar.“ [2]

    Necran halkının temsilcileri Peygamberimizi ziyaret etmek istiyorlar. Peygamberimiz onları Mescid-i Nebevi’de kabul ediyor. İkindi vaktine doğru ibadet vakitleri geliyor. Sahabiden bazılarının karşı çıkmasına rağmen peygamberimiz Hıristiyan olan heyetin mescitte ibadetlerine müsaade ediyor. Çünkü o, zorlaştırmayı, nefret ettirmeyi değil, kolaylaştırarak insanların gönüllerini kazanıp güzel insan olmalarını istiyordu. [3]

    Değerli Kardeşlerim!

    Ecdadımız bu anlayışla gönüller fethettiler. Anadoluyu hoşgörü cennetine çevirdiler. Gittikleri her yere aynı anlayışı götürdüler. Sadece kendilerini düşünmediler. Nice edip ve şairimiz hep sevgiyi, kardeşliği, hoşgörüyü yazdılar. Bizler tarih boyunca Hak aşığı Yunus’umuzun, „Yaratılanı severiz yaratandan ötürü. Gelin dostlar tanış olalım, yad isek bilişelim. Sevelim sevilelim. Dünya kimseye kalmaz.“ sözlerini ilke edindik. Aynı anlayışla yaşamamız hepimizin yararınadır. Zira sevgi ve hoşgörünün olmadığı yerde kin, nefret ve düşmanlık vardır. Toplumlarda huzur ve güven, birbirine karşı anlayışlı, sevgi, saygı ve hoşgörü gibi güzel hasletleri ilke edinmiş fertlerle sağlanabilir. İnsanların birbirini anlayamadığı, farklı inanç ve düşüncelerin bir zenginlik kabul edilmediği toplumlar sıkıntılıdır. Bu günlerde, Yüce Dinimizin hoşgörü anlayışını, Sevgili Peygamberimizin arkadaşlarına ve diğer insanlara nasıl davrandığını iyi bilmeye ve onun gibi davranmaya daha çok ihtiyacımız var.

    Değerli Cemaat!

    Dinimizin emri gereği evde, okulda, yolda, trafikte, işyerinde, kısaca her yerde, bütün insanlara karşı hoşgörülü olalım. Komşularımızla iyi geçinelim. Birbirimizi sevelim. Kimsenin kalbini kırmayalım. Kalbini kırdığımız insanlardan özür dileyelim. Ağlattığımız varsa güldürelim. İnancı, ırkı ve cinsi ne olursa olsun kimseyi hor ve hakir görmeyelim. İnsanlara iyi davranalım. Sevgi ve saygı toplumu oluşturmaya gayret edelim. Bize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yapmayalım. Kaba ve katı olmayalım. Şiddetten uzak nazik ve örnek müminler olalım. Farklı inanç ve kültürler bir zenginliktir. Sağlıklı ve huzurlu toplumları hoşgörülü, erdemli, başkalarının haklarına riayet eden insanlar oluşturabilir, unutmayalım.

    Hutbemi ayet mealleriyle bitiriyorum: „Onlar, bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever.“ [4] „Ey Resulüm! Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.“ [5]


    Neşet Bodur
    Düren DİTİB Fatih Camii Din Görevlisi
    ____________________________________
    [1] Müslim, Bir, 87. [hadis no: 2599]
    [2] Buhari, Enbiya, 37.
    [3] Buhari, 1, 15.
    [4] Al-i İmran, 3/134.
    [5] Araf, 7/199.


    Alıntıdır


  5. 06.Aralık.2013, 13:23
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: hoşgörü ile ilgili hutbe

    Hoşgörü hakkında hutbe


    بسم الله الرحمن الرحيم
    خُذِ اَلعَفوَ وَامُر بِالعُرفِ وَاَعرِض عَنِ الجَاهِلِين Araf,7/199
    عَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ: أنَّ النَّبيَّ - صَلَى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم - قَالَ : (أَلاَ أدُلُكَ عَلىَ أَكرَمِ أَخلاَقِ أهلِ الدُّنْياَ وَالآخِرَة ِ؟ أَنْ تَصِلَ مَنْ قَطَعَكَ ، وَتُعطِي مَنْ حَرَمَكَ ، وَتَعفُو عَمَّنْ ظَلَمَكَ)
    el-Müstedrek,Hakim,4/161-162.

    HOŞGÖRÜ DİNİ İSLAM
    Muhterem Müslümanlar!
    Yüce dinimiz İslam’ın bize tavsiye ettiği ve bizde bulunmasını istediği güzel hasletlerden biri de hoşgörülü olmaktır. Hoşgörü; müsamaha etmek, affetmek ve bağışlamak anlamına gelir. Müsamaha bir terim olarak, olgun ve iyi niyet sahibi kimselerin çevresinde bulunan herkese ayırım yapmadan uyguladıkları anlayışlı ve yumuşak davranıştır. Bunun için böyle bir haslet ancak üstün bir ahlaka sahip kimselere ait yüce bir fazilettir. Bilindiği üzere Peygamberlerin Allah (cc) katından getirdikleri ilahi mesajlar içerisinde ahlâkî prensipler önemli bir yer tutmaktadır. Bu ahlâkî ilkeler arasında da hoşgörünün ayrı bir yeri vardır. Hz. Peygamberin getirdiği dine "İslâm" isminin verilmesi, Yüce dinimizin müsamaha ve hoşgörü dini olduğunu göstermektedir. Nitekim İslâm kelimesinin çeşitli anlamları arasında sulh, barış ve uzlaşma gibi anlamları da bulmak mümkündür.

    Değerli Kardeşlerim!
    Her konuda biz müminlere en güzel örnek olan sevgili Peygamberimiz (s.a.v) hoşgörü konusunda da bizim için en güzel örnek olmuştur. Şöyle ki Mekke fethi sırasında yirmi küsur yıl boyunca kendisiyle mücadele eden Kureyş müşriklerine gösterdikleri her türlü eza ve cefaya rağmen, Allah Resulü (s.a.v) onlara: "bu gün benim size ne yapacağımı tahmin ediyorsunuz ?" sorusuna karşılık, sen cömert bir kardeşsin ve cömert bir kardeşin oğlusun" dediklerinde Allah Resulü (s.a.v): "ben de size Yusuf (a.s)’ın kardeşlerine dediğini diyorum, bugün sizi kınamak yok, Allah sizi affetsin! O, merhametlilerin en merhametlisidir.' gidin siz serbest ve hürsünüz." [1] buyurması Allah Resulü (s.a.v) Kur’an'ın öngördüğü ahlakı en son sınırlarına kadar temsil ettiğini ortaya koymaktadır. Nitekim Kur’an'ı incelediğimizde Kuran'ın pek çok ayetinde bu husus dile getirilmiştir. “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki candan bir dost olur.”[2] yine bir başka ayette : "(Ey Nebi!) Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir " aynı şekilde “Her kim sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir”[3] bu ayetler ve daha pek çok ayette geçen Kuran'ın öngördüğü hoşgörülü olmayı kabüllendiğimizde, önce birey, daha sonra toplum olarak birbirini seven birbirinin hukukuna riayet eden, saygılı, huzurlu olan bir toplum oluruz.

    Muhterem Kardeşlerim!
    Hutbemi, hutbemin başında okuduğum hadisi şerifin mealiyle bitiriyorum: Hz. Ali (R.A) anlatıyor: Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurdular: "Sana hem dünya hem de ahirettekilerin en yüce ahlak’ sahibi olanlarını bildireyim mi? Seninle ilişkisini kesenle ilişkini devam ettirmen, sana ikram etmeyene ikram etmen, sana zulmedeni bağışlamandır."


    [1] ibni hişam, sire, c.2, s.412,dar ibni kesir.

    [2] Fussilet - 41 / 34

    [3] Şura Suresi-42 / 43



    Hatay müftülüğü hutbesi / aralık 2014


  6. 06.Aralık.2013, 13:23
    3
    Moderatör
    Hoşgörü hakkında hutbe


    بسم الله الرحمن الرحيم
    خُذِ اَلعَفوَ وَامُر بِالعُرفِ وَاَعرِض عَنِ الجَاهِلِين Araf,7/199
    عَنْ عَلِيٍّ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ: أنَّ النَّبيَّ - صَلَى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم - قَالَ : (أَلاَ أدُلُكَ عَلىَ أَكرَمِ أَخلاَقِ أهلِ الدُّنْياَ وَالآخِرَة ِ؟ أَنْ تَصِلَ مَنْ قَطَعَكَ ، وَتُعطِي مَنْ حَرَمَكَ ، وَتَعفُو عَمَّنْ ظَلَمَكَ)
    el-Müstedrek,Hakim,4/161-162.

    HOŞGÖRÜ DİNİ İSLAM
    Muhterem Müslümanlar!
    Yüce dinimiz İslam’ın bize tavsiye ettiği ve bizde bulunmasını istediği güzel hasletlerden biri de hoşgörülü olmaktır. Hoşgörü; müsamaha etmek, affetmek ve bağışlamak anlamına gelir. Müsamaha bir terim olarak, olgun ve iyi niyet sahibi kimselerin çevresinde bulunan herkese ayırım yapmadan uyguladıkları anlayışlı ve yumuşak davranıştır. Bunun için böyle bir haslet ancak üstün bir ahlaka sahip kimselere ait yüce bir fazilettir. Bilindiği üzere Peygamberlerin Allah (cc) katından getirdikleri ilahi mesajlar içerisinde ahlâkî prensipler önemli bir yer tutmaktadır. Bu ahlâkî ilkeler arasında da hoşgörünün ayrı bir yeri vardır. Hz. Peygamberin getirdiği dine "İslâm" isminin verilmesi, Yüce dinimizin müsamaha ve hoşgörü dini olduğunu göstermektedir. Nitekim İslâm kelimesinin çeşitli anlamları arasında sulh, barış ve uzlaşma gibi anlamları da bulmak mümkündür.

    Değerli Kardeşlerim!
    Her konuda biz müminlere en güzel örnek olan sevgili Peygamberimiz (s.a.v) hoşgörü konusunda da bizim için en güzel örnek olmuştur. Şöyle ki Mekke fethi sırasında yirmi küsur yıl boyunca kendisiyle mücadele eden Kureyş müşriklerine gösterdikleri her türlü eza ve cefaya rağmen, Allah Resulü (s.a.v) onlara: "bu gün benim size ne yapacağımı tahmin ediyorsunuz ?" sorusuna karşılık, sen cömert bir kardeşsin ve cömert bir kardeşin oğlusun" dediklerinde Allah Resulü (s.a.v): "ben de size Yusuf (a.s)’ın kardeşlerine dediğini diyorum, bugün sizi kınamak yok, Allah sizi affetsin! O, merhametlilerin en merhametlisidir.' gidin siz serbest ve hürsünüz." [1] buyurması Allah Resulü (s.a.v) Kur’an'ın öngördüğü ahlakı en son sınırlarına kadar temsil ettiğini ortaya koymaktadır. Nitekim Kur’an'ı incelediğimizde Kuran'ın pek çok ayetinde bu husus dile getirilmiştir. “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki candan bir dost olur.”[2] yine bir başka ayette : "(Ey Nebi!) Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir " aynı şekilde “Her kim sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir”[3] bu ayetler ve daha pek çok ayette geçen Kuran'ın öngördüğü hoşgörülü olmayı kabüllendiğimizde, önce birey, daha sonra toplum olarak birbirini seven birbirinin hukukuna riayet eden, saygılı, huzurlu olan bir toplum oluruz.

    Muhterem Kardeşlerim!
    Hutbemi, hutbemin başında okuduğum hadisi şerifin mealiyle bitiriyorum: Hz. Ali (R.A) anlatıyor: Allah Resulü (s.a.v) şöyle buyurdular: "Sana hem dünya hem de ahirettekilerin en yüce ahlak’ sahibi olanlarını bildireyim mi? Seninle ilişkisini kesenle ilişkini devam ettirmen, sana ikram etmeyene ikram etmen, sana zulmedeni bağışlamandır."


    [1] ibni hişam, sire, c.2, s.412,dar ibni kesir.

    [2] Fussilet - 41 / 34

    [3] Şura Suresi-42 / 43



    Hatay müftülüğü hutbesi / aralık 2014





+ Yorum Gönder