Konusunu Oylayın.: Popüler Kitaplar Bilinç İnşasına Katkı Sağlayamaz. Hanifi TOSUN

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Popüler Kitaplar Bilinç İnşasına Katkı Sağlayamaz. Hanifi TOSUN
  1. 24.Nisan.2011, 00:08
    1
    Misafir

    Popüler Kitaplar Bilinç İnşasına Katkı Sağlayamaz. Hanifi TOSUN

  2. 24.Nisan.2011, 13:10
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Popüler Kitaplar Bilinç İnşasına Katkı Sağlayamaz. Hanifi TOSUN




    “Popüler Kitaplar Bilinç İnşasına Katkı Sağlayamaz”
    Bu coğrafyanın insanları olarak okuma olgusu nezdimizde hep eksik oldu. Özellikle harf devrimiyle beraber insanımızın geçmiş kültürüyle bağı kesildi. Zaten az olan okuma düzeyi bu aşamada daha da düştü. Geçmişten beri daha çok sözel ve görsel kültürün hakim olduğu bir yapımız var. Geçmişte de yapılan okumalar ilim havzalarında üst seviyede kaliteli iken halk tabanına yayıldıkça çok sığ ve basit olmuştur. Yaşadığımız bu zaman diliminde de toplum olarak görselin/televizyon ve internetin pençesindeyiz. Görsel ve işitsel kültürün egemenliği internetle de birleşince okuma oranları zaten az olan toplumumuzda en alt seviyelere düştü. Toplum olarak aslında okumayı seven bir toplum da değiliz. Asker yönümüzle hep iftihar ederiz. Kavga kültürümüz daha yaygın ve baskındır. Hasbelkader okuyan kesimin de ciddi bir kısmı popüler tarz kitap okuyor. Layt, sığ ve basit, düşünsel ve felsefi altyapısı olmayan okuma tarzı daha yaygın. Çünkü aklı gözünde ve dilinin ucunda olan bir toplumun düşün ağırlıklı okumalar yapması zor görünüyor. Bu yüzden rahat tüketilebilir, popülere rağbet artıyor. Popüler kitaplar çok satılıyor veya çok satılıyor gösteriliyor. Ama toplumsal bilincin inşasına katkı sağlama kabilinde bir yere tekabül etmiyor.
    - Olumsuzluğun ve yetersizliğin sebepleri çoktur elbette. Ama seksenli, doksanlı yıllar ile 2000’li yıllar birbiriyle kıyaslandığında İslami, sol, sağ ve diğer katmanlarda okuma oranları düne göre bu gün düşmüş durumda. Kendi özelimizden hareketle konuşursak geçmiş dönemde çok ciddi okumalar yapan İslamcı kuşak şu an okuma krizine tutulmuş durumda. Kitap sayısı ve kalitesi bakımından düne nazaran daha iyi bir yerde olduğumuz halde okunma oranımızda büyük düşüşler yaşıyoruz. Özellikle 28 Şubatla beraber tırpanlanan İslami çalışmaların durma noktasına gelmesi, okumalarda da ciddi düşüşleri sağladı.
    - Şimdi siz çaba ortaya koyduğunuz nispette okumaya ihtiyaç duyarsınız. Ortaya koyacağınız çabalar kendinizi tekrar etmeme adına sizi yeni okumalara çekecektir. Alttan gelen dalga sizi de otomatikman tetikler. Ben etkisi olsa da internetin okuma oranlarına ciddi etki ettiğini sanmıyorum. Akan su temiz kalır. Durgun su kokar. Akıcı olmayı yani mücadele etmeyi terk eden insanlar durgunluklara mahkum olup kokuşurlar. Mücadelenin olduğu, birilerine bir şeyleri anlatma, ikna etme, tarihe, topluma ve insanlığa karşı sorumluluklarını ifa etme durumunda olan ve bu dertle hemhal olan insanlar kokuşmazlar ve okumalarını da devam ettirirler, ettiriyorlar da.
    - Bizim sloganımız “Çıra Aydınlatmaya Devam Ediyor!”dur. Biz vahyin nuruyla aydınlanan ve aynı nurla aydınlatmayı hedefleyen bir misyon yayıncılığı yapıyoruz. Uzun yıllar boyu bu topraklarda dini ve manevi değerlerin yerleşmesi için mücadelesini verdiğimiz bir anlayışın yaygınlaşması, halkımızın dini değerlerin koruyucu atmosferinde refah ve felah toplumu olabilmesi çizgisinde bir yayıncılığı önceliyoruz. Vahyin hayata taşınması gayesiyle şiddet ve terörden uzak, vahyin diriltici atmosferini benimsemiş arkadaşlarımızın sesi olmak hedefindeyiz. Bu konudaki temel kriterimiz ise bastığımız kitaplarımızın Kur’an ve sünnetin çerçevesini belirlediği anlayışımıza, temel İslami ilkelerimize ve sahip olduğumuz ahlakımıza mugayir olmamasıdır.
    Bir de yayınevi olarak okul olma hedefindeyiz. Yıllarını ciddi okumalarla geçirmiş yazmaya elverişli insanlarımızı kalem dünyasına, yazdıkları eserlerini de okur dünyasına kazandırma hedefindeyiz. Kaleme ve yazdıklarına and içmiş bir Rabbin kulları olarak böylesi kutsal bir sorumlulukla kendimizi mesul hisseden bir anlayıştayız.
    - İslami yapılanmalar bilgi temelinde bir yapılanmayı hedeflemeli, davet ve tebliğ çalışmalarını ciddi bir ruhla yeniden diriltmelidirler. Basit anlayışların bertaraf edilip okumaya ve düşünmeye yönelik ortamların oluşması için gereken çabanın ortaya konması kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. İnternet, kitabı öldürdü deniyor ya. İnternet aleminde yapılan gezinmeler chat, oyun bir de günlük haber takipçiliği anlamında sığ ve basit okumalar düzleminde seyrediyor bence. Yaygın kanaatin aksine internet okuyuculuğu asla kitabın yerini tutmadı, tutamaz da. Bir de televizyonlarda günlük nerden baksan ortalama 3-4 diziyle mefluç edilmiş bir topluma dönüştük. Bizlerin bu ortamları bertaraf edecek projeler geliştirip okuma endeksli bir yapılanmaya gitmemiz gerekir. “Copy paste” anlayışını da devre dışı bırakmalıyız. En önemli husus dediğim gibi cemaatlerin asıl mecralarına dönmeleridir. Davet, tebliğ, mücadele bağlamında insan yetiştirme çabalarını en hızlı bir şekilde gündemleştirmeliyiz. Bunu yaparken kaygımız yayınevlerinin ticari marjlarını yükseltmek olmamalı bilakis okuyan, düşünen, tartışan ve konuşan bir toplum oluşturmak olmalıdır.
    - Kimler neden okuyor zor bir soru! Durduğunuz ve muhatap olduğunuz kitleye göre değişiklik arzeder cevabı. Okuyucuyu kategorize etmek elbette ki zor. Çünkü her kesimden derdi olan, sorumluluk duygusu taşıyan insanlar okuyor. Hekimoğlu İsmail’in çok yerinde bir tespiti var; “ölüler kitap okumaz!” diye. Onun için diyorum ki her kesimden diri olanlar kitap okuyor. Ama özellikle zaman sorunu taşımayan, nispeten toplumun en rahat birimini oluşturan öğrencilerde ve bir de kısmen öğretmenlerde okuma oranı daha yüksektir. Fakat son zamanlarda okumaya karşı oluşan isteksizlik toplumun her kesimini ciddi oranda etkilemiştir. Etkilemeye de devam ediyor. Cemaatlerin bu olaya ciddi bir şekilde eğilmesi gerekmektedir.
    - Okumalarını iki aşamada yapmalarını öneririm. Birinci aşamada düşüncenin oluşum aşamasında dinin sahih kaynaklarına ve sahih anlayışın oluşmasına katkı sağlayacak yaygın bir okuma yapmaları gerekir. Dini, siyasi, sosyal içerikli kitapları kategorize etmeden belli bir üslup dairesince okumalıdırlar. Olayları değerlendirebilecek süzgeçlerini inşa ettikten sonra alan okumalarını yapmaları kendi yararlarınadır. Hangi alana meyilleri varsa o alanda okumalarını teksif etmeleri gerekir. Bir şartla ki Kuran, hadis, ilmihal, siyer vb. temel konularda hayatın hiçbir evresinde uzak durmamalılar. Okuyucu hangi alana yoğunlaşırsa yoğunlaşsın elinin altında temel kitaplarını eksik etmemelidir. Okuma serüvendir, serüven ruh tenden ayrılana kadar devam etmelidir.


    Hanifi TOSUN


  3. 24.Nisan.2011, 13:10
    2
    Silent and lonely rains



    “Popüler Kitaplar Bilinç İnşasına Katkı Sağlayamaz”
    Bu coğrafyanın insanları olarak okuma olgusu nezdimizde hep eksik oldu. Özellikle harf devrimiyle beraber insanımızın geçmiş kültürüyle bağı kesildi. Zaten az olan okuma düzeyi bu aşamada daha da düştü. Geçmişten beri daha çok sözel ve görsel kültürün hakim olduğu bir yapımız var. Geçmişte de yapılan okumalar ilim havzalarında üst seviyede kaliteli iken halk tabanına yayıldıkça çok sığ ve basit olmuştur. Yaşadığımız bu zaman diliminde de toplum olarak görselin/televizyon ve internetin pençesindeyiz. Görsel ve işitsel kültürün egemenliği internetle de birleşince okuma oranları zaten az olan toplumumuzda en alt seviyelere düştü. Toplum olarak aslında okumayı seven bir toplum da değiliz. Asker yönümüzle hep iftihar ederiz. Kavga kültürümüz daha yaygın ve baskındır. Hasbelkader okuyan kesimin de ciddi bir kısmı popüler tarz kitap okuyor. Layt, sığ ve basit, düşünsel ve felsefi altyapısı olmayan okuma tarzı daha yaygın. Çünkü aklı gözünde ve dilinin ucunda olan bir toplumun düşün ağırlıklı okumalar yapması zor görünüyor. Bu yüzden rahat tüketilebilir, popülere rağbet artıyor. Popüler kitaplar çok satılıyor veya çok satılıyor gösteriliyor. Ama toplumsal bilincin inşasına katkı sağlama kabilinde bir yere tekabül etmiyor.
    - Olumsuzluğun ve yetersizliğin sebepleri çoktur elbette. Ama seksenli, doksanlı yıllar ile 2000’li yıllar birbiriyle kıyaslandığında İslami, sol, sağ ve diğer katmanlarda okuma oranları düne göre bu gün düşmüş durumda. Kendi özelimizden hareketle konuşursak geçmiş dönemde çok ciddi okumalar yapan İslamcı kuşak şu an okuma krizine tutulmuş durumda. Kitap sayısı ve kalitesi bakımından düne nazaran daha iyi bir yerde olduğumuz halde okunma oranımızda büyük düşüşler yaşıyoruz. Özellikle 28 Şubatla beraber tırpanlanan İslami çalışmaların durma noktasına gelmesi, okumalarda da ciddi düşüşleri sağladı.
    - Şimdi siz çaba ortaya koyduğunuz nispette okumaya ihtiyaç duyarsınız. Ortaya koyacağınız çabalar kendinizi tekrar etmeme adına sizi yeni okumalara çekecektir. Alttan gelen dalga sizi de otomatikman tetikler. Ben etkisi olsa da internetin okuma oranlarına ciddi etki ettiğini sanmıyorum. Akan su temiz kalır. Durgun su kokar. Akıcı olmayı yani mücadele etmeyi terk eden insanlar durgunluklara mahkum olup kokuşurlar. Mücadelenin olduğu, birilerine bir şeyleri anlatma, ikna etme, tarihe, topluma ve insanlığa karşı sorumluluklarını ifa etme durumunda olan ve bu dertle hemhal olan insanlar kokuşmazlar ve okumalarını da devam ettirirler, ettiriyorlar da.
    - Bizim sloganımız “Çıra Aydınlatmaya Devam Ediyor!”dur. Biz vahyin nuruyla aydınlanan ve aynı nurla aydınlatmayı hedefleyen bir misyon yayıncılığı yapıyoruz. Uzun yıllar boyu bu topraklarda dini ve manevi değerlerin yerleşmesi için mücadelesini verdiğimiz bir anlayışın yaygınlaşması, halkımızın dini değerlerin koruyucu atmosferinde refah ve felah toplumu olabilmesi çizgisinde bir yayıncılığı önceliyoruz. Vahyin hayata taşınması gayesiyle şiddet ve terörden uzak, vahyin diriltici atmosferini benimsemiş arkadaşlarımızın sesi olmak hedefindeyiz. Bu konudaki temel kriterimiz ise bastığımız kitaplarımızın Kur’an ve sünnetin çerçevesini belirlediği anlayışımıza, temel İslami ilkelerimize ve sahip olduğumuz ahlakımıza mugayir olmamasıdır.
    Bir de yayınevi olarak okul olma hedefindeyiz. Yıllarını ciddi okumalarla geçirmiş yazmaya elverişli insanlarımızı kalem dünyasına, yazdıkları eserlerini de okur dünyasına kazandırma hedefindeyiz. Kaleme ve yazdıklarına and içmiş bir Rabbin kulları olarak böylesi kutsal bir sorumlulukla kendimizi mesul hisseden bir anlayıştayız.
    - İslami yapılanmalar bilgi temelinde bir yapılanmayı hedeflemeli, davet ve tebliğ çalışmalarını ciddi bir ruhla yeniden diriltmelidirler. Basit anlayışların bertaraf edilip okumaya ve düşünmeye yönelik ortamların oluşması için gereken çabanın ortaya konması kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. İnternet, kitabı öldürdü deniyor ya. İnternet aleminde yapılan gezinmeler chat, oyun bir de günlük haber takipçiliği anlamında sığ ve basit okumalar düzleminde seyrediyor bence. Yaygın kanaatin aksine internet okuyuculuğu asla kitabın yerini tutmadı, tutamaz da. Bir de televizyonlarda günlük nerden baksan ortalama 3-4 diziyle mefluç edilmiş bir topluma dönüştük. Bizlerin bu ortamları bertaraf edecek projeler geliştirip okuma endeksli bir yapılanmaya gitmemiz gerekir. “Copy paste” anlayışını da devre dışı bırakmalıyız. En önemli husus dediğim gibi cemaatlerin asıl mecralarına dönmeleridir. Davet, tebliğ, mücadele bağlamında insan yetiştirme çabalarını en hızlı bir şekilde gündemleştirmeliyiz. Bunu yaparken kaygımız yayınevlerinin ticari marjlarını yükseltmek olmamalı bilakis okuyan, düşünen, tartışan ve konuşan bir toplum oluşturmak olmalıdır.
    - Kimler neden okuyor zor bir soru! Durduğunuz ve muhatap olduğunuz kitleye göre değişiklik arzeder cevabı. Okuyucuyu kategorize etmek elbette ki zor. Çünkü her kesimden derdi olan, sorumluluk duygusu taşıyan insanlar okuyor. Hekimoğlu İsmail’in çok yerinde bir tespiti var; “ölüler kitap okumaz!” diye. Onun için diyorum ki her kesimden diri olanlar kitap okuyor. Ama özellikle zaman sorunu taşımayan, nispeten toplumun en rahat birimini oluşturan öğrencilerde ve bir de kısmen öğretmenlerde okuma oranı daha yüksektir. Fakat son zamanlarda okumaya karşı oluşan isteksizlik toplumun her kesimini ciddi oranda etkilemiştir. Etkilemeye de devam ediyor. Cemaatlerin bu olaya ciddi bir şekilde eğilmesi gerekmektedir.
    - Okumalarını iki aşamada yapmalarını öneririm. Birinci aşamada düşüncenin oluşum aşamasında dinin sahih kaynaklarına ve sahih anlayışın oluşmasına katkı sağlayacak yaygın bir okuma yapmaları gerekir. Dini, siyasi, sosyal içerikli kitapları kategorize etmeden belli bir üslup dairesince okumalıdırlar. Olayları değerlendirebilecek süzgeçlerini inşa ettikten sonra alan okumalarını yapmaları kendi yararlarınadır. Hangi alana meyilleri varsa o alanda okumalarını teksif etmeleri gerekir. Bir şartla ki Kuran, hadis, ilmihal, siyer vb. temel konularda hayatın hiçbir evresinde uzak durmamalılar. Okuyucu hangi alana yoğunlaşırsa yoğunlaşsın elinin altında temel kitaplarını eksik etmemelidir. Okuma serüvendir, serüven ruh tenden ayrılana kadar devam etmelidir.


    Hanifi TOSUN


  4. 24.Nisan.2011, 13:26
    3
    musab.b.umeyr
    Hamım, pişme yolunda.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mart.2011
    Üye No: 85969
    Mesaj Sayısı: 477
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 28

    Cevap: Popüler Kitaplar Bilinç İnşasına Katkı Sağlayamaz. Hanifi TOSUN

    Alıntı
    Okumalarını iki aşamada yapmalarını öneririm. Birinci aşamada düşüncenin oluşum aşamasında dinin sahih kaynaklarına ve sahih anlayışın oluşmasına katkı sağlayacak yaygın bir okuma yapmaları gerekir. Dini, siyasi, sosyal içerikli kitapları kategorize etmeden belli bir üslup dairesince okumalıdırlar. Olayları değerlendirebilecek süzgeçlerini inşa ettikten sonra alan okumalarını yapmaları kendi yararlarınadır. Hangi alana meyilleri varsa o alanda okumalarını teksif etmeleri gerekir. Bir şartla ki Kuran, hadis, ilmihal, siyer vb. temel konularda hayatın hiçbir evresinde uzak durmamalılar. Okuyucu hangi alana yoğunlaşırsa yoğunlaşsın elinin altında temel kitaplarını eksik etmemelidir. Okuma serüvendir, serüven ruh tenden ayrılana kadar devam etmelidir.
    Düşünce oluşumu aşamasında okunabilir kitaplar üstte yazdıklarıdır.Çünkü kişinin hayata bakış açısına yön verir diye düşünüyorum.Fakat ilim, fen, matematiktende uzak durmamak gerekiyor.İlim ve fenden uzak kalan toplumlar bağnazlaşır ve yıkılmaya mahkum olur diye düşünüyorum.Tabi herkes kendi alanında okumalıdır.Bir doktor tıp, bir mühendis matematik, fen kitapları okumalıdır ki kendi alanında kendini geliştirsin.Aksi takdirde bir mühendis sürekli tıp kitapları okursa belki kendini geliştirir ama bir mühendisimizi de eksik eder.Onun için toplumda okuma çeşitliliği olmalı tartışmalar yorumlar olmalı, eleştiriler olmalı, kültür ancak bu şekilde artar.Hatta kişi de bile okuma çeşitliliği olmalı.Çok renkli olmak isteyen bir kişi birkaç türden kitap okumalı.Ve kişiler dini kitaplar okumuyor diye okuyanlar tarafından, roman okumuyor diye okuyanlar tarafından yadırganmamalıdır.Aksine kültür çeşitliliği olacagı için sevinilmelidir.


    Selametle.


  5. 24.Nisan.2011, 13:26
    3
    Hamım, pişme yolunda.
    Alıntı
    Okumalarını iki aşamada yapmalarını öneririm. Birinci aşamada düşüncenin oluşum aşamasında dinin sahih kaynaklarına ve sahih anlayışın oluşmasına katkı sağlayacak yaygın bir okuma yapmaları gerekir. Dini, siyasi, sosyal içerikli kitapları kategorize etmeden belli bir üslup dairesince okumalıdırlar. Olayları değerlendirebilecek süzgeçlerini inşa ettikten sonra alan okumalarını yapmaları kendi yararlarınadır. Hangi alana meyilleri varsa o alanda okumalarını teksif etmeleri gerekir. Bir şartla ki Kuran, hadis, ilmihal, siyer vb. temel konularda hayatın hiçbir evresinde uzak durmamalılar. Okuyucu hangi alana yoğunlaşırsa yoğunlaşsın elinin altında temel kitaplarını eksik etmemelidir. Okuma serüvendir, serüven ruh tenden ayrılana kadar devam etmelidir.
    Düşünce oluşumu aşamasında okunabilir kitaplar üstte yazdıklarıdır.Çünkü kişinin hayata bakış açısına yön verir diye düşünüyorum.Fakat ilim, fen, matematiktende uzak durmamak gerekiyor.İlim ve fenden uzak kalan toplumlar bağnazlaşır ve yıkılmaya mahkum olur diye düşünüyorum.Tabi herkes kendi alanında okumalıdır.Bir doktor tıp, bir mühendis matematik, fen kitapları okumalıdır ki kendi alanında kendini geliştirsin.Aksi takdirde bir mühendis sürekli tıp kitapları okursa belki kendini geliştirir ama bir mühendisimizi de eksik eder.Onun için toplumda okuma çeşitliliği olmalı tartışmalar yorumlar olmalı, eleştiriler olmalı, kültür ancak bu şekilde artar.Hatta kişi de bile okuma çeşitliliği olmalı.Çok renkli olmak isteyen bir kişi birkaç türden kitap okumalı.Ve kişiler dini kitaplar okumuyor diye okuyanlar tarafından, roman okumuyor diye okuyanlar tarafından yadırganmamalıdır.Aksine kültür çeşitliliği olacagı için sevinilmelidir.


    Selametle.





+ Yorum Gönder