Konusunu Oylayın.: Kitap, Layıkıyla Muhatap Bulamamaktadır

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kitap, Layıkıyla Muhatap Bulamamaktadır
  1. 24.Nisan.2011, 00:07
    1
    Misafir

    Kitap, Layıkıyla Muhatap Bulamamaktadır






    Kitap, Layıkıyla Muhatap Bulamamaktadır Mumsema “Kitap, Layıkıyla Muhatap Bulamamaktadır”


  2. 24.Nisan.2011, 13:12
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kitap, Layıkıyla Muhatap Bulamamaktadır




    “Kitap, Layıkıyla Muhatap Bulamamaktadır”
    - Maalesef efkar-ı umumiyenin zihni tekabüliyetleri, kitabın onlara sunduğu dünyayı kesbedecek oranda değil. Yani ortaya konan malzemeyi işleyecek oranda ehil insanların olmaması kitaba ilişkin ilgisizliği beraberinde getirmektedir.Ve kitabın içinde saklı olan Kenz-i Mahfi(gizli hazine) muhataplarına ulaşamamaktadır. Halbuki biz biliyoruz ki insanlar kendilerine sunulan hazinelere ulaşmak için kıtalar aşmışlar, gerektiğinde uzun soluklu uğraşlara girmişlerdir..
    - Kitap, layıkıyla muhatap bulamamakta atıl bir duruma düşürülmektedir. Biz bu olumsuzluğu 2 ana eksende değerlendirebiliriz.
    1- Bilgi akışının ve bilgi türünün uyarıcılarının değişmesi : Vakti evvelde insanlar bilgi edinimlerini genelde ilim meclislerinde ve bunu müteakip o meclisin bilir kişileri tarafından yönlendirilmeleri neticesinde araştırma ile elde ederlerdi. Buda ister istemez şahsın kütüphanelerle hemhal olmasını sağlardı. Matematiksel bir denklem gibi var olan mevcut problem, kitapların sunduğu çözümler sayesinde vuzuha kavuşurdu. Mamafih günümüzde ise üzülerek söylüyorum ki bu irfan meclislerinin eksikliği ve ehil kişilerin temayüz etmemesinden dolayı fert problemini tek başına halletmeye çalışmaktadır. Ferd bu işini halletmesi esnasında insanoğluyla ünsiyet peyda edememesi neticesinde şahıs modern araç ve gereçlerle bu ihtiyacını karşılamaktadır. Kitap medeniyeti mensubu olan birey kendini internet ve bilimum nesnelerin kölesi haline getirmektedir.Bu bilgi teması kişiye daha cazip gelmektedir. Hasılı kelam bilginin türü şahsın zihninde farklılaşmaktadır.kitap kişi için meşakkatli antik bir nesne konumuna düşürülmektedir.
    2- Toplumsal katmanların hareketliliğine ilişkin değişimler : Biz Müslümanlar dünyaya bir ses bir soluk olmak için bazı teşebbüslerde bulunduk. Bu teşebbüslerin başında fikriyatımızın tecellisi olarak kitap neşretmeye başladık. Genelde Müslüman camianın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak kitaplar yayınlandı. Bununla beraber toplumsal hareketliliği sağlayan unsurların başında kitap geliyordu. Özellikle teşvikler neticesinde okutulan kitaplar azımsanmayacak boyutlardaydı. Akabinde İslam dünyasında gelişen fikir akımlarının inkişafıda kitap basım oranını arttıran unsurlar arasındaydı. Bu fikirler toplumda bazı hissiyatların doğmasına sebebiyet veriyordu. Kitap adeta şahsın ruh elbisesi gibiydi. Fakat günümüzde gerçekleşen post modern müdahaleler neticesinde Müslüman şahsın zihninde bazı kırılmalar meydana getirdi. Akabinde gelişen teknolojik gelişmelerde kitap okuma oranını biraz indirgedi. Buna mukabil Müslümanlar adına söz söyleyen siyasetçilerin merkeze oturması neticesinde devrimci İslam kimliği ılıman İslam anlayışına tevdi etti. Sosyolojik olarak Müslüman birey statükonun omurgası haline getirildi. Artık Müslüman şahsın dünyaya söyleyecek sözü kalmadığından İslami devrimlerin ürünü olan kitaplarda geçerliliğini yitirdi. Yerini kişisel gelişim ve fantastik kurgulardan mütevellit kitaplara bıraktı. Bu kitaplarda birbirinin benzeri mahiyette oldukları için bu tarz kitap çalışmaları da akamete uğrattı. İster istemez kendine meşgale arayan kişi internetin sanal ortamında bulunuverdi. Yapay ilişkiler sanal münasebetler kitabın kokusunu bastırdı.

    - Yayın evimizin sloganı, “Karanlıktan aydınlığa açılan kapı”’dır. Mana olarak BURUC gökteki ışıldayan ve karanlığı nura çeviren yıldızlar topluluğu demek… Basın yayın politikamızı kısaca şu cümlelerle özetleyebiliriz : “Vahyin ışığında, Hz.Peygamberin önderliğinde karanlığa karşı hakkın şahitlerinin mücadelesi…” Yani vahyin çocukları olarak Hz.Peygamber(as.)’in siretini günümüze taşıma (sahabenin anladığı gibi) ve karanlığı kırma teşebbüsü de diyebiliriz. Kitaplarımızı da genelde bu minval üzerine neşrediyoruz… Kitaplarımız içerik olarak davet ve İslami mücadeleyi önceleyen bir mahiyettedir. Ayrıca İslam dünyasında kabul görmüş ana kaynakları neşretme imkanına da elhamdulillah nail olduk. Kitap basarken özellikle iki şeye çok dikkat ediyoruz. Birincisi bastığımız kitabın İslam dininin değer ve esaslarıyla çelişmemesi, bununla beraber toplumun İslami duyarlılığını artıracak nitelikte olmasıdır. ikincisi ise yaşadığımız çağa ve coğrafyaya uygun düşmesi, kitabın içtimai hayatta bir yer bulmasıdır.
    - Okumaya ilginin arttırılmasına yönelik bir dizi öneriler sunulabilir. Fakat en önemlisi, kitabın insan için vazgeçilmez bir vahiy unsuru olduğu belletilmelidir. Çünkü Allah(cc.)’ın ilk emri okuma üzeredir. Bundan yola çıkarak kitabın hakikati gönüllere iyi nakşedilmelidir. Tabiri caizse kitap bir cazibe merkezi haline getirilmelidir. Mesela kitaba ilişkin televizyon programlarının arttırılması ve görsel medyanın bu konuda zorunlu tutulması gerekmeli... Gazete ve dergilerde, kültür sanat sayfalarında kitaba ilişkin çalışmalar arttırılmalıdır. Bunlara ilaveten okumaya, sanal irtibatın aza indirgenerek kitapla olan ilişkinin çoğaltılması da önemli katkılar sağlayabilir. Bu konuda en önemli görev, sivil toplum kuruluşlarıyla onların kanaat önderleri olan şahıslara düşmektedir. Kanaat önderlerinin kitap okuma konusundaki teşvikleri etkili olacaktır. Ayrıca ödüllü kitap okuma yarışmaları tertip edilebilir. Ayrıca maddi durumu iyi olan bireyler, hediyeleşmek suretiyle kitabı çok farklı noktalara, mecralara taşıyabilirler…
    - Maalesef üzülerek şunu söylemek isterim ki, genelde kitap okuma alışkanlığı takım taraftarlığı şekline dönüştü… Günümüzde bazı popüler yazarların popüler okuyucuları mevcut! Örneğin Elif ŞAFAK, tarihin tozlu raflarında bulunan bazı kitapları günümüze aranje etmesi neticesinde hayli bir kazanç elde etti. O oranda kitapları piyasada yer buldu.
    Bize gelince binbir güçlükle neşrettiğimiz yılların bikrimi tecrübesi ve heyecanı olan kitaplarımız istenilen ölçüde piyasada yer bulamıyor. Medyatik isimler kitaplarımızın toplumsal anlamda meydana getireceği inkişafı, aydınlanmayı gölgeliyorlar. Kitap gideceği mecrayı bulamıyor maalesef ve bu bize acı veriyor. Kitaplar tozlu raflarda çürümeye terk ediliyor. Yukarıda da belirttiğim gibi fikir fakiri olan toplum bu zenginlikten nasibini alamıyor. Çünkü kitap her çağda her coğrafyada dertlerin dermanı bir doktor gibidir. İşte toplumumuzda meydana gelen hastalıkların en önemlisi hacet kabilinde olan kitabın okunmamasıdır. Acizane kitapevimizin okuyucularını genelde belli bir İslami hassasiyete sahip olan kişiler oluşturmaktadır. Bu kişilerin yaş profilini 35 yaş altı olarak gözlemlemekteyiz. Bunları belli öğrenci grupları ve çeşitli cemaat bünyesinde çalışma yapan şahıslar olarak tarif edebiliriz.
    - Her okurun kendine has bir okuma stratejisi vardır. Okur bunu keşfetmelidir. İlgi ve alaka duyduğu konularda kendini geliştirmeli, buna müteakip ihtisasını arttırmalıdır. Ayrıca dini ve uhrevi hayata ilişkin konulara dair ortalama bir bilgisi de elzemdir. Saha çalışması yaparken ehil kişilere danışarak daha kısa zamanda gerekli olan bilgiyi kesbedebilir. Bununla beraber okuyucunun zihin algısı herhangi bir karışıklığa yer vermeyecek tarzda destek gücü oluşturmalıdır. Buna ilişkin kurum ve kuruluşların mevcudiyetinin bu alandaki nakısayı gidereceği kanaatindeyim.
    Okur kitap okuma işinin kendisi için çok meşakkatli ve zorlu olduğunu ifade edebilir. Bunun için acizane birkaç tavsiyede bulunabilirim :
    1- Hayata ilişkin işlerimiz bitince ister istemez kendimizi eve atarız. Bu esnada evle alakalı hiçbir şeye karışmadan 10 dakika boyunca kitap okuyalım. Göreceğiz ki hiç zorlanmadan ayda en az bir kitap bitireceğiz.
    2- Evimizde veya iş yerimizde kitap okunabilecek alanlar oluşturalım. Buna da sahip değilsek camiler ve mescidler en ideal noktalardır.
    3- Kitabın pahalı olmasından şikayet eden arkadaşlara şöyle bir tavsiyem olacaktır. Kendinize bir kütüphane kartı çıkartın veya herhangi bir kitap kulübüne üye olun.
    4- Okumalarımızı Allah’ın rızasını gözeterek Rabbimizden hayırlı ilimler niyaz ederek sürdürelim.


    Beşir GÜNEŞ



  3. 24.Nisan.2011, 13:12
    2
    Silent and lonely rains



    “Kitap, Layıkıyla Muhatap Bulamamaktadır”
    - Maalesef efkar-ı umumiyenin zihni tekabüliyetleri, kitabın onlara sunduğu dünyayı kesbedecek oranda değil. Yani ortaya konan malzemeyi işleyecek oranda ehil insanların olmaması kitaba ilişkin ilgisizliği beraberinde getirmektedir.Ve kitabın içinde saklı olan Kenz-i Mahfi(gizli hazine) muhataplarına ulaşamamaktadır. Halbuki biz biliyoruz ki insanlar kendilerine sunulan hazinelere ulaşmak için kıtalar aşmışlar, gerektiğinde uzun soluklu uğraşlara girmişlerdir..
    - Kitap, layıkıyla muhatap bulamamakta atıl bir duruma düşürülmektedir. Biz bu olumsuzluğu 2 ana eksende değerlendirebiliriz.
    1- Bilgi akışının ve bilgi türünün uyarıcılarının değişmesi : Vakti evvelde insanlar bilgi edinimlerini genelde ilim meclislerinde ve bunu müteakip o meclisin bilir kişileri tarafından yönlendirilmeleri neticesinde araştırma ile elde ederlerdi. Buda ister istemez şahsın kütüphanelerle hemhal olmasını sağlardı. Matematiksel bir denklem gibi var olan mevcut problem, kitapların sunduğu çözümler sayesinde vuzuha kavuşurdu. Mamafih günümüzde ise üzülerek söylüyorum ki bu irfan meclislerinin eksikliği ve ehil kişilerin temayüz etmemesinden dolayı fert problemini tek başına halletmeye çalışmaktadır. Ferd bu işini halletmesi esnasında insanoğluyla ünsiyet peyda edememesi neticesinde şahıs modern araç ve gereçlerle bu ihtiyacını karşılamaktadır. Kitap medeniyeti mensubu olan birey kendini internet ve bilimum nesnelerin kölesi haline getirmektedir.Bu bilgi teması kişiye daha cazip gelmektedir. Hasılı kelam bilginin türü şahsın zihninde farklılaşmaktadır.kitap kişi için meşakkatli antik bir nesne konumuna düşürülmektedir.
    2- Toplumsal katmanların hareketliliğine ilişkin değişimler : Biz Müslümanlar dünyaya bir ses bir soluk olmak için bazı teşebbüslerde bulunduk. Bu teşebbüslerin başında fikriyatımızın tecellisi olarak kitap neşretmeye başladık. Genelde Müslüman camianın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak kitaplar yayınlandı. Bununla beraber toplumsal hareketliliği sağlayan unsurların başında kitap geliyordu. Özellikle teşvikler neticesinde okutulan kitaplar azımsanmayacak boyutlardaydı. Akabinde İslam dünyasında gelişen fikir akımlarının inkişafıda kitap basım oranını arttıran unsurlar arasındaydı. Bu fikirler toplumda bazı hissiyatların doğmasına sebebiyet veriyordu. Kitap adeta şahsın ruh elbisesi gibiydi. Fakat günümüzde gerçekleşen post modern müdahaleler neticesinde Müslüman şahsın zihninde bazı kırılmalar meydana getirdi. Akabinde gelişen teknolojik gelişmelerde kitap okuma oranını biraz indirgedi. Buna mukabil Müslümanlar adına söz söyleyen siyasetçilerin merkeze oturması neticesinde devrimci İslam kimliği ılıman İslam anlayışına tevdi etti. Sosyolojik olarak Müslüman birey statükonun omurgası haline getirildi. Artık Müslüman şahsın dünyaya söyleyecek sözü kalmadığından İslami devrimlerin ürünü olan kitaplarda geçerliliğini yitirdi. Yerini kişisel gelişim ve fantastik kurgulardan mütevellit kitaplara bıraktı. Bu kitaplarda birbirinin benzeri mahiyette oldukları için bu tarz kitap çalışmaları da akamete uğrattı. İster istemez kendine meşgale arayan kişi internetin sanal ortamında bulunuverdi. Yapay ilişkiler sanal münasebetler kitabın kokusunu bastırdı.

    - Yayın evimizin sloganı, “Karanlıktan aydınlığa açılan kapı”’dır. Mana olarak BURUC gökteki ışıldayan ve karanlığı nura çeviren yıldızlar topluluğu demek… Basın yayın politikamızı kısaca şu cümlelerle özetleyebiliriz : “Vahyin ışığında, Hz.Peygamberin önderliğinde karanlığa karşı hakkın şahitlerinin mücadelesi…” Yani vahyin çocukları olarak Hz.Peygamber(as.)’in siretini günümüze taşıma (sahabenin anladığı gibi) ve karanlığı kırma teşebbüsü de diyebiliriz. Kitaplarımızı da genelde bu minval üzerine neşrediyoruz… Kitaplarımız içerik olarak davet ve İslami mücadeleyi önceleyen bir mahiyettedir. Ayrıca İslam dünyasında kabul görmüş ana kaynakları neşretme imkanına da elhamdulillah nail olduk. Kitap basarken özellikle iki şeye çok dikkat ediyoruz. Birincisi bastığımız kitabın İslam dininin değer ve esaslarıyla çelişmemesi, bununla beraber toplumun İslami duyarlılığını artıracak nitelikte olmasıdır. ikincisi ise yaşadığımız çağa ve coğrafyaya uygun düşmesi, kitabın içtimai hayatta bir yer bulmasıdır.
    - Okumaya ilginin arttırılmasına yönelik bir dizi öneriler sunulabilir. Fakat en önemlisi, kitabın insan için vazgeçilmez bir vahiy unsuru olduğu belletilmelidir. Çünkü Allah(cc.)’ın ilk emri okuma üzeredir. Bundan yola çıkarak kitabın hakikati gönüllere iyi nakşedilmelidir. Tabiri caizse kitap bir cazibe merkezi haline getirilmelidir. Mesela kitaba ilişkin televizyon programlarının arttırılması ve görsel medyanın bu konuda zorunlu tutulması gerekmeli... Gazete ve dergilerde, kültür sanat sayfalarında kitaba ilişkin çalışmalar arttırılmalıdır. Bunlara ilaveten okumaya, sanal irtibatın aza indirgenerek kitapla olan ilişkinin çoğaltılması da önemli katkılar sağlayabilir. Bu konuda en önemli görev, sivil toplum kuruluşlarıyla onların kanaat önderleri olan şahıslara düşmektedir. Kanaat önderlerinin kitap okuma konusundaki teşvikleri etkili olacaktır. Ayrıca ödüllü kitap okuma yarışmaları tertip edilebilir. Ayrıca maddi durumu iyi olan bireyler, hediyeleşmek suretiyle kitabı çok farklı noktalara, mecralara taşıyabilirler…
    - Maalesef üzülerek şunu söylemek isterim ki, genelde kitap okuma alışkanlığı takım taraftarlığı şekline dönüştü… Günümüzde bazı popüler yazarların popüler okuyucuları mevcut! Örneğin Elif ŞAFAK, tarihin tozlu raflarında bulunan bazı kitapları günümüze aranje etmesi neticesinde hayli bir kazanç elde etti. O oranda kitapları piyasada yer buldu.
    Bize gelince binbir güçlükle neşrettiğimiz yılların bikrimi tecrübesi ve heyecanı olan kitaplarımız istenilen ölçüde piyasada yer bulamıyor. Medyatik isimler kitaplarımızın toplumsal anlamda meydana getireceği inkişafı, aydınlanmayı gölgeliyorlar. Kitap gideceği mecrayı bulamıyor maalesef ve bu bize acı veriyor. Kitaplar tozlu raflarda çürümeye terk ediliyor. Yukarıda da belirttiğim gibi fikir fakiri olan toplum bu zenginlikten nasibini alamıyor. Çünkü kitap her çağda her coğrafyada dertlerin dermanı bir doktor gibidir. İşte toplumumuzda meydana gelen hastalıkların en önemlisi hacet kabilinde olan kitabın okunmamasıdır. Acizane kitapevimizin okuyucularını genelde belli bir İslami hassasiyete sahip olan kişiler oluşturmaktadır. Bu kişilerin yaş profilini 35 yaş altı olarak gözlemlemekteyiz. Bunları belli öğrenci grupları ve çeşitli cemaat bünyesinde çalışma yapan şahıslar olarak tarif edebiliriz.
    - Her okurun kendine has bir okuma stratejisi vardır. Okur bunu keşfetmelidir. İlgi ve alaka duyduğu konularda kendini geliştirmeli, buna müteakip ihtisasını arttırmalıdır. Ayrıca dini ve uhrevi hayata ilişkin konulara dair ortalama bir bilgisi de elzemdir. Saha çalışması yaparken ehil kişilere danışarak daha kısa zamanda gerekli olan bilgiyi kesbedebilir. Bununla beraber okuyucunun zihin algısı herhangi bir karışıklığa yer vermeyecek tarzda destek gücü oluşturmalıdır. Buna ilişkin kurum ve kuruluşların mevcudiyetinin bu alandaki nakısayı gidereceği kanaatindeyim.
    Okur kitap okuma işinin kendisi için çok meşakkatli ve zorlu olduğunu ifade edebilir. Bunun için acizane birkaç tavsiyede bulunabilirim :
    1- Hayata ilişkin işlerimiz bitince ister istemez kendimizi eve atarız. Bu esnada evle alakalı hiçbir şeye karışmadan 10 dakika boyunca kitap okuyalım. Göreceğiz ki hiç zorlanmadan ayda en az bir kitap bitireceğiz.
    2- Evimizde veya iş yerimizde kitap okunabilecek alanlar oluşturalım. Buna da sahip değilsek camiler ve mescidler en ideal noktalardır.
    3- Kitabın pahalı olmasından şikayet eden arkadaşlara şöyle bir tavsiyem olacaktır. Kendinize bir kütüphane kartı çıkartın veya herhangi bir kitap kulübüne üye olun.
    4- Okumalarımızı Allah’ın rızasını gözeterek Rabbimizden hayırlı ilimler niyaz ederek sürdürelim.


    Beşir GÜNEŞ






+ Yorum Gönder