Konusunu Oylayın.: Akaidle İlgili Sorular ve Sorunlar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Akaidle İlgili Sorular ve Sorunlar
  1. 23.Nisan.2011, 23:56
    1
    Misafir

    Akaidle İlgili Sorular ve Sorunlar






    Akaidle İlgili Sorular ve Sorunlar Mumsema Akaidle İlgili Sorular ve Sorunlar


  2. 24.Nisan.2011, 13:37
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Akaidle İlgili Sorular ve Sorunlar




    Akaidle İlgili Sorular ve Sorunlar

    Allah’a iman etmek ne ile gerçekleşir?

    Allah’a iman, imanın rükünlerini kalben tereddütsüz tasdik ve telaffuzuyla gerçekleşir.

    Allah’a iman kelimeleri nelerdir?

    Allah’a iman kelimelerinin özeti “kelime-i Tevhid” cümlesinde saklıdır. Bu kelime şudur: “Lailahe İllalah Muhammed’un Rasulullah” kelimesidir. Açılımı Allah’dan başka ilah (=yaratıcı ve kanun koyucu) yoktur. Muhammed (Allah’ın) elçisidir. Allah’ın kelamı Kur’an da bu iki kelimenin aslı iki ayette şöyle zikredilmektedir:

    a)Bil ki Allah’tan başka ilah yoktur.” (Muhamed 47/ 19)

    b) “Muhammed, sizin erkeklerinizden hiç birinin babası değildir. Fakat O, Allah’ın Rasulu ve Nebilerin sonuncusudur.”(Ahzab 33/40)

    Rasulullah (sas) de bu gerçeği bir hadislerinde şöyle beyan buyurmuştur:

    “Abdullah İbn Ömer’den (ra); Rasulullah (sas) şöyle buyurdu:

    “Allah’dan başka ilah olmadığına Muhammed’in Rasulullah olduğuna şehadet, namazı ikame ve zekatı edâ edinceye kadar insanlarla cenk etmeye me’mur oldum…” (Muslim (1/194) K. İman Bab:8 Hds. no: 36) Evet işte bu iki rükün ve bunların gerektireceği rükünleri kabulle iman gerçekleşir.

    Bu sözleri söylemek yeterli midir?

    Bu sözleri söylemek zahiren=görünüşte kişiye mü’min muamelesi yapmamızı gerektirir. Kalbinde olan ise Allah’a kalmıştır. Yukarıda zikretmiş olduğumuz hadisin devamında bu gerçek Rasulullah (sas) diliyle şöyle ifade edilmiştir:

    “Abdullah İbn Ömer’den (ra); Rasulullah (sas) şöyle buyurdu:

    “Allah’tan başka ilah olmadığına Muhammed’in Rasulullah olduğuna şehadet, namazı ikame ve zekâtı edâ edinceye kadar insanlarla cenk etmeye me’mur oldum. Bunları yaptılar mı canlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. Ancak İslam’ın haklarından bir hak karşılığı olursa o başka (Bâtıni=iç) hesapları da Allah’a kalmıştır.” (Muslim (1/194 ) K. İman Bab: 8 Hds. no: 36)

    Bu sözü söyleyen biri ne yaparsa,

    bu sözü ve gerekliliğini yok etmiş olur?

    Cevab: Bu sözü söyleyen zahiren Müslüman kabul edildiği gibi, bu sözün aksine bu sözü red manasına gelen bir hareket ve sözde bulunduğunda zahiren onun söylediği söz üzere olduğu kabul edilir. Yukarıda zikrettiğimiz hadisin gereği budur. Çünkü Rasulullah (sas) zahirine göre hüküm vermiştir. Kalblerde olanı Alla(c.c) bilebilir. Bir kişinin İslam’a uymayan halleri olduğunda bazıları onu hayra yorarak bu kişinin bir bildiği olduğunu ileri sürmesi ve ya bazı zevatın insanların kalblerini bildiklerini iddia etmeleri İslami olmayan bir yorumdur. Çünkü Allah (c.c) Fatır süresi 38. ayetinde şöyle buyurmaktadır:

    “Allah göklerin ve yerin gaybını bilendir. Göğüslerin (kalblerin) özünde ne varsa onu da hakkıyla bilir.”

    Ayetin hükmü gereği gaybı ancak Allah (c.c) bilmektedir. Kalblerde olan ise insanlar nazarında gayb olan şeylerdendir. Bunun içindir ki kim kalbten geçenleri bildiğini söylüyor ise İman ve İslam çizgisinden uzaklaşmıştır.

    Said Havva (r.a) Kişilerin kelime-i tevhid’e aykırı kişiyi İman ve İslam’dan çıkaran şeyleri 21 başlık altında özetlemiştir. Said Havva (r.a) İslam adlı eserine müracaatla geniş bilgi edinebilirsiniz. Ama onlardan bir kaçını sıralayalım:

    Allah’tan başkasına Allah’a itaat eder gibi itaat

    Allah’ın hükmü ile hükmetmeme

    İslam’dan hoşlanmama

    Sünneti inkâr

    Kâfirlerle dostluk

    Kısaca vermeye çalıştığımız İslam’dan çıkaran amellerin ayrıntısını söylediğimiz kitaba müracaatla bulabilirsiniz.

    Şirk Nedir?

    Seyyid Şerif Cürcani (r.a) şirki şöyle tarif etmektedir:

    Şirk: “Lügatte; ortak etmek, ortak koşmak anlamındadır. İşrak da aynı anlamdadır.. Istılah olarak: Allah’a şerik koşmak, Allah yanında başka bir tanrıya tapmak, çok tanrıcılık, demektir. Böyle kimseye Müşrik denir.” (et-Tarifat Sh: 133, çev Arif Erkam, Bahar y. 1. bsk. 1997, İst.)

    Seyyid Şerif Cürcani’nin de belirttiği üzere şirk Allah’a bir takım özelliklerindeki zatına ait olanları veya sıfatlarında olur, bazı ortaklar tanımaktır. Yani Allah şifa vericidir. Başka biri mutlak şifanın Doktordan geldiğine inanır ve bunu söylerse şifa verici olarak doktoru Allah’a ortak kılmış demektir. Veyahut da Allah’ın yegane kanun koyucu olduğunu söyleyerek, zamanı bahane göstererek, devlet büyüklerinin de kanun koyucu olabileceğini savunmak o kişileri hüküm noktasında Allah’a ortak koşmaktır. Neticede şirk mantığında Allah’ı inkâr değil, Allah’ta olan özelliklerin bazılarında da bulunduğunu savunmak veya inanmak düşüncesi, akidesi yatmaktadır. Bu yönüyle kâfirlik halk arasında Allah’ı meleklerini, kitablarını, peygamberlerini vb imanı vasıfların reddi olarak insanlarca bilinmekte ama şirk ayrıştırılamamaktadır.

    Şirk’in çeşitleri nelerdir?

    Şirki genel anlamda iki başlık altında zikrede biliriz.:

    a) Büyük şirk (açık şirk)

    b) Küçük şirk (gizli şirk)

    Şimdi bunları izah edelim. Büyük şirk (açık şirk): Bu şirk çeşidi insanı İslam dininden yani Müslüman olmaktan çıkarır. Örneklendirmek gerekirse Allah’la birlikte başka bir yaratıcının olduğuna inanmak, Allah’a oğul, eş, kardeş nisbet etmek. Göklerde hükmün Allah’a, yerde Devlet büyüklerine aid olduğunu söylemek. Allah ‘dan başka gaybı bilenin olduğunu söylemek vb. şeyler. Bunlara inanmak kişiyi Müşrik yapar, her ne kadar o kendisini Müslüman zannetse de…

    Küçük şirk (veya gizli şirk): İnsanın yalnız Allah rızası için yapılması gereken bir işi O’ndan başkası için yapması küçük şirktir. Bu konuda Rasulullah (sas) şu hadisini zikredelim:

    “…Mahmud b. Lebid dediki; Rasulullah (sas) çıkıp, şöyle dedi:

    “-Ey insanlar içteki duyguların (veya gizliliklerin) şirkinden sakının.”

    (oradakiler) dediler ki:

    “-Ya Rasulallah gizliliklerin (veya iç duyguların) şirki nedir?

    (Rasulullah (sas)) dedi ki:

    “-Bir adam kalkıp namaz kılar. İnsanlardan kendini görenlerin gözlerine hoş göstermek için namazını süsleyip durur. İşte bu gizliliklerin (veya iç duyguların ) şirkidir.” (İbn Huzeyme es-Sahih (2/67) K. salat Bab:361 hds. no: 937 sahih)

    Şirk suçunu işleyen affedilir mi?

    Kişi eğer işlediği suçun farkına varır da Allah’tan af diler ve bir daha bu suça dönmez ise Allah (c.c) onu affeder. Ama Allah’a iman ile beraber şirk suçunu işlemeye devam ederse ne olur? Bu sorunun cevabını Rabbimiz Allah(c.c) dinleyelim:

    “Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur.”(Nisa 4/48 ve bkz. 116)

    Rasulullah (sas) bu konuda şunları beyan etmektedir.

    “Ebu’d Derda (ra)’dan Rasulullah’ı (sas) şöyle derken duydum:

    “-Müşrik olarak ölen ve haksız yere kasden bir mü’mini öldüren mü’min müstesna, Allah’ın bütün günahları bağışlanması umulur.” (Ebu Davud (14/382) K. Fiten Bab: 6 Hds. no: 4270)

    Bu delillerden anlaşılan odur ki şirk koşan kişi tevbe etmeden ölürse ebediyen cehennemlik olur. Gizli şirk ise Mü’min kişinin her gün Allah’a sığınması gerekli olan sinsi bir amel yok edicidir. Bu konuda da Rasulullah (sas) bize koruyucu bir dua öğretmiştir. Onu da zikredelim:

    “Ebu Musa el Eşari’den (ra) Rasulullah (sas) dedi ki.

    “Allah’ım bilerek şirk koşmaktan sana sığınırım. Bilmediklerim içinde senden mağfiret isterim.” (Ahmed b. Hanbel (4/403) Hds. no:19835)

    Şirk üzere olan kişinin tevbesi ne zamana kadar kabul olur?

    Şirk üzere olan bir kişi ölüm yatağında bile olsa tevbe ederse tevbesi kabul olunur.

    Bunun delili şu hadisdir:

    “Said b. Müseyyeb babasından naklen rivayet etti. Babası şöyle demiş:

    Ebu Talib’in ölümü yaklaşınca (s.a.s) ona geldi. Ve yanında Ebu Cehil ile Abdullah b. Ebi Umeyyete’bni’l Muğire’yı buldu. Müteakiben Rasulullah (sas): ”Ey Amca! Allah’dan başka ilah yoktur de. Bu kelimeyi söyle ki, onun sebebiyle huzuru ilahide senin aleyhine şehadet eyleyeyim.”dedi.

    Bunun üzerine Ebu Cehil ile Abdullah b. Ebi Umeyye:

    “Ya Ebâ Tâlib, Abdulmuttalib’in dininden dönmek mi istiyorsun? dediler. Rasulullah (sas) o sözü amcasına arz etti, durdu. Nihayet Ebu Talib onlara son söz olarak kendisinin Abdulmuttalib’in dini üzere bulunduğunu söyledi. Ve “Allah’tan başka ilah yoktur.” demekten imtina etti. Rasulullah (s.a.s) de:

    “İyi bil, vallahi senin hakkında niyaz etmekten nehy olunmadığım müddetçe senin için mutlaka istiğfar edeceğim” dedi.

    Hemen arkasından da Allah (c.c) şu ayeti kerimeyi indirdi: “Müşriklerin cehennemlik oldukları kendilerince anlaşıldıktan sonra akraba bile olsalar peygambere de mü’minlere de onlar için istiğfara devam etmek gerekmez.” (Tevbe 113)

    Allah’u Teâlâ, Ebu Talib hakkında dahi ayet indirerek Rasulullah’a (s.a.s): “Şüphesiz ki sen sevdiğine hidayet veremezsin; ama Allah dilediğine hidayet verir. Hem o hidayete erecekleri daha iyi bilir.” (Muslim (1/197) K. İman Bab: 9 hds. no: 39)

    İslam uleması kişi ölüm döşeğinde olsa bile şuuru yerinde olup bilinçli bir şekilde tevbe ederse tevbesinin kabul edileceğine bu hadisi delil olarak getirmişlerdir.”
    Seyfulislam ÇAPANOĞLU


  3. 24.Nisan.2011, 13:37
    2
    Silent and lonely rains



    Akaidle İlgili Sorular ve Sorunlar

    Allah’a iman etmek ne ile gerçekleşir?

    Allah’a iman, imanın rükünlerini kalben tereddütsüz tasdik ve telaffuzuyla gerçekleşir.

    Allah’a iman kelimeleri nelerdir?

    Allah’a iman kelimelerinin özeti “kelime-i Tevhid” cümlesinde saklıdır. Bu kelime şudur: “Lailahe İllalah Muhammed’un Rasulullah” kelimesidir. Açılımı Allah’dan başka ilah (=yaratıcı ve kanun koyucu) yoktur. Muhammed (Allah’ın) elçisidir. Allah’ın kelamı Kur’an da bu iki kelimenin aslı iki ayette şöyle zikredilmektedir:

    a)Bil ki Allah’tan başka ilah yoktur.” (Muhamed 47/ 19)

    b) “Muhammed, sizin erkeklerinizden hiç birinin babası değildir. Fakat O, Allah’ın Rasulu ve Nebilerin sonuncusudur.”(Ahzab 33/40)

    Rasulullah (sas) de bu gerçeği bir hadislerinde şöyle beyan buyurmuştur:

    “Abdullah İbn Ömer’den (ra); Rasulullah (sas) şöyle buyurdu:

    “Allah’dan başka ilah olmadığına Muhammed’in Rasulullah olduğuna şehadet, namazı ikame ve zekatı edâ edinceye kadar insanlarla cenk etmeye me’mur oldum…” (Muslim (1/194) K. İman Bab:8 Hds. no: 36) Evet işte bu iki rükün ve bunların gerektireceği rükünleri kabulle iman gerçekleşir.

    Bu sözleri söylemek yeterli midir?

    Bu sözleri söylemek zahiren=görünüşte kişiye mü’min muamelesi yapmamızı gerektirir. Kalbinde olan ise Allah’a kalmıştır. Yukarıda zikretmiş olduğumuz hadisin devamında bu gerçek Rasulullah (sas) diliyle şöyle ifade edilmiştir:

    “Abdullah İbn Ömer’den (ra); Rasulullah (sas) şöyle buyurdu:

    “Allah’tan başka ilah olmadığına Muhammed’in Rasulullah olduğuna şehadet, namazı ikame ve zekâtı edâ edinceye kadar insanlarla cenk etmeye me’mur oldum. Bunları yaptılar mı canlarını ve mallarını benden korumuş olurlar. Ancak İslam’ın haklarından bir hak karşılığı olursa o başka (Bâtıni=iç) hesapları da Allah’a kalmıştır.” (Muslim (1/194 ) K. İman Bab: 8 Hds. no: 36)

    Bu sözü söyleyen biri ne yaparsa,

    bu sözü ve gerekliliğini yok etmiş olur?

    Cevab: Bu sözü söyleyen zahiren Müslüman kabul edildiği gibi, bu sözün aksine bu sözü red manasına gelen bir hareket ve sözde bulunduğunda zahiren onun söylediği söz üzere olduğu kabul edilir. Yukarıda zikrettiğimiz hadisin gereği budur. Çünkü Rasulullah (sas) zahirine göre hüküm vermiştir. Kalblerde olanı Alla(c.c) bilebilir. Bir kişinin İslam’a uymayan halleri olduğunda bazıları onu hayra yorarak bu kişinin bir bildiği olduğunu ileri sürmesi ve ya bazı zevatın insanların kalblerini bildiklerini iddia etmeleri İslami olmayan bir yorumdur. Çünkü Allah (c.c) Fatır süresi 38. ayetinde şöyle buyurmaktadır:

    “Allah göklerin ve yerin gaybını bilendir. Göğüslerin (kalblerin) özünde ne varsa onu da hakkıyla bilir.”

    Ayetin hükmü gereği gaybı ancak Allah (c.c) bilmektedir. Kalblerde olan ise insanlar nazarında gayb olan şeylerdendir. Bunun içindir ki kim kalbten geçenleri bildiğini söylüyor ise İman ve İslam çizgisinden uzaklaşmıştır.

    Said Havva (r.a) Kişilerin kelime-i tevhid’e aykırı kişiyi İman ve İslam’dan çıkaran şeyleri 21 başlık altında özetlemiştir. Said Havva (r.a) İslam adlı eserine müracaatla geniş bilgi edinebilirsiniz. Ama onlardan bir kaçını sıralayalım:

    Allah’tan başkasına Allah’a itaat eder gibi itaat

    Allah’ın hükmü ile hükmetmeme

    İslam’dan hoşlanmama

    Sünneti inkâr

    Kâfirlerle dostluk

    Kısaca vermeye çalıştığımız İslam’dan çıkaran amellerin ayrıntısını söylediğimiz kitaba müracaatla bulabilirsiniz.

    Şirk Nedir?

    Seyyid Şerif Cürcani (r.a) şirki şöyle tarif etmektedir:

    Şirk: “Lügatte; ortak etmek, ortak koşmak anlamındadır. İşrak da aynı anlamdadır.. Istılah olarak: Allah’a şerik koşmak, Allah yanında başka bir tanrıya tapmak, çok tanrıcılık, demektir. Böyle kimseye Müşrik denir.” (et-Tarifat Sh: 133, çev Arif Erkam, Bahar y. 1. bsk. 1997, İst.)

    Seyyid Şerif Cürcani’nin de belirttiği üzere şirk Allah’a bir takım özelliklerindeki zatına ait olanları veya sıfatlarında olur, bazı ortaklar tanımaktır. Yani Allah şifa vericidir. Başka biri mutlak şifanın Doktordan geldiğine inanır ve bunu söylerse şifa verici olarak doktoru Allah’a ortak kılmış demektir. Veyahut da Allah’ın yegane kanun koyucu olduğunu söyleyerek, zamanı bahane göstererek, devlet büyüklerinin de kanun koyucu olabileceğini savunmak o kişileri hüküm noktasında Allah’a ortak koşmaktır. Neticede şirk mantığında Allah’ı inkâr değil, Allah’ta olan özelliklerin bazılarında da bulunduğunu savunmak veya inanmak düşüncesi, akidesi yatmaktadır. Bu yönüyle kâfirlik halk arasında Allah’ı meleklerini, kitablarını, peygamberlerini vb imanı vasıfların reddi olarak insanlarca bilinmekte ama şirk ayrıştırılamamaktadır.

    Şirk’in çeşitleri nelerdir?

    Şirki genel anlamda iki başlık altında zikrede biliriz.:

    a) Büyük şirk (açık şirk)

    b) Küçük şirk (gizli şirk)

    Şimdi bunları izah edelim. Büyük şirk (açık şirk): Bu şirk çeşidi insanı İslam dininden yani Müslüman olmaktan çıkarır. Örneklendirmek gerekirse Allah’la birlikte başka bir yaratıcının olduğuna inanmak, Allah’a oğul, eş, kardeş nisbet etmek. Göklerde hükmün Allah’a, yerde Devlet büyüklerine aid olduğunu söylemek. Allah ‘dan başka gaybı bilenin olduğunu söylemek vb. şeyler. Bunlara inanmak kişiyi Müşrik yapar, her ne kadar o kendisini Müslüman zannetse de…

    Küçük şirk (veya gizli şirk): İnsanın yalnız Allah rızası için yapılması gereken bir işi O’ndan başkası için yapması küçük şirktir. Bu konuda Rasulullah (sas) şu hadisini zikredelim:

    “…Mahmud b. Lebid dediki; Rasulullah (sas) çıkıp, şöyle dedi:

    “-Ey insanlar içteki duyguların (veya gizliliklerin) şirkinden sakının.”

    (oradakiler) dediler ki:

    “-Ya Rasulallah gizliliklerin (veya iç duyguların) şirki nedir?

    (Rasulullah (sas)) dedi ki:

    “-Bir adam kalkıp namaz kılar. İnsanlardan kendini görenlerin gözlerine hoş göstermek için namazını süsleyip durur. İşte bu gizliliklerin (veya iç duyguların ) şirkidir.” (İbn Huzeyme es-Sahih (2/67) K. salat Bab:361 hds. no: 937 sahih)

    Şirk suçunu işleyen affedilir mi?

    Kişi eğer işlediği suçun farkına varır da Allah’tan af diler ve bir daha bu suça dönmez ise Allah (c.c) onu affeder. Ama Allah’a iman ile beraber şirk suçunu işlemeye devam ederse ne olur? Bu sorunun cevabını Rabbimiz Allah(c.c) dinleyelim:

    “Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur.”(Nisa 4/48 ve bkz. 116)

    Rasulullah (sas) bu konuda şunları beyan etmektedir.

    “Ebu’d Derda (ra)’dan Rasulullah’ı (sas) şöyle derken duydum:

    “-Müşrik olarak ölen ve haksız yere kasden bir mü’mini öldüren mü’min müstesna, Allah’ın bütün günahları bağışlanması umulur.” (Ebu Davud (14/382) K. Fiten Bab: 6 Hds. no: 4270)

    Bu delillerden anlaşılan odur ki şirk koşan kişi tevbe etmeden ölürse ebediyen cehennemlik olur. Gizli şirk ise Mü’min kişinin her gün Allah’a sığınması gerekli olan sinsi bir amel yok edicidir. Bu konuda da Rasulullah (sas) bize koruyucu bir dua öğretmiştir. Onu da zikredelim:

    “Ebu Musa el Eşari’den (ra) Rasulullah (sas) dedi ki.

    “Allah’ım bilerek şirk koşmaktan sana sığınırım. Bilmediklerim içinde senden mağfiret isterim.” (Ahmed b. Hanbel (4/403) Hds. no:19835)

    Şirk üzere olan kişinin tevbesi ne zamana kadar kabul olur?

    Şirk üzere olan bir kişi ölüm yatağında bile olsa tevbe ederse tevbesi kabul olunur.

    Bunun delili şu hadisdir:

    “Said b. Müseyyeb babasından naklen rivayet etti. Babası şöyle demiş:

    Ebu Talib’in ölümü yaklaşınca (s.a.s) ona geldi. Ve yanında Ebu Cehil ile Abdullah b. Ebi Umeyyete’bni’l Muğire’yı buldu. Müteakiben Rasulullah (sas): ”Ey Amca! Allah’dan başka ilah yoktur de. Bu kelimeyi söyle ki, onun sebebiyle huzuru ilahide senin aleyhine şehadet eyleyeyim.”dedi.

    Bunun üzerine Ebu Cehil ile Abdullah b. Ebi Umeyye:

    “Ya Ebâ Tâlib, Abdulmuttalib’in dininden dönmek mi istiyorsun? dediler. Rasulullah (sas) o sözü amcasına arz etti, durdu. Nihayet Ebu Talib onlara son söz olarak kendisinin Abdulmuttalib’in dini üzere bulunduğunu söyledi. Ve “Allah’tan başka ilah yoktur.” demekten imtina etti. Rasulullah (s.a.s) de:

    “İyi bil, vallahi senin hakkında niyaz etmekten nehy olunmadığım müddetçe senin için mutlaka istiğfar edeceğim” dedi.

    Hemen arkasından da Allah (c.c) şu ayeti kerimeyi indirdi: “Müşriklerin cehennemlik oldukları kendilerince anlaşıldıktan sonra akraba bile olsalar peygambere de mü’minlere de onlar için istiğfara devam etmek gerekmez.” (Tevbe 113)

    Allah’u Teâlâ, Ebu Talib hakkında dahi ayet indirerek Rasulullah’a (s.a.s): “Şüphesiz ki sen sevdiğine hidayet veremezsin; ama Allah dilediğine hidayet verir. Hem o hidayete erecekleri daha iyi bilir.” (Muslim (1/197) K. İman Bab: 9 hds. no: 39)

    İslam uleması kişi ölüm döşeğinde olsa bile şuuru yerinde olup bilinçli bir şekilde tevbe ederse tevbesinin kabul edileceğine bu hadisi delil olarak getirmişlerdir.”
    Seyfulislam ÇAPANOĞLU





+ Yorum Gönder