Konusunu Oylayın.: Cuma Hutbesi: Sabah ve Yatsı namazına teşvik

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cuma Hutbesi: Sabah ve Yatsı namazına teşvik
  1. 22.Nisan.2011, 07:07
    1
    Misafir

    Cuma Hutbesi: Sabah ve Yatsı namazına teşvik

  2. 22.Nisan.2011, 09:18
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Cuma Hutbesi: Sabah ve Yatsı namazına teşvik




    Bizleri yoktan var eden Allah (cc) kullarının günün değişik zamanlarında dünya işlerine ara verip, “kendini anmak için” namaz kılmasını, istemektedir. Onun içindir ki namaz, belli zamanlarda ve istenilen şekilde yapılması gereken bir ibadettir. Namazlar içinde ise, sabah namazının yeri bir başkadır. Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed (sav), bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır. “Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir. Dikkat et, ey Âdemoğlu! Allah, bizzat himayesinde olan bir konuda seni sorguya çekmesin.” (Müslim, Mesâcid 261-262)
    Allah’ın himayesi altında bulunmak, dünyada ve ahirette Onun koruma ve teminatı altında olmak demektir. Himaye olunanın da, himaye edene karşı sorumlulukları vardır. Allah’a verdiği sözleri yerine getirmesi, kulluk vazifesinin gereği olan davranışlarda bulunması, aksi takdirde bu konuda hesaba çekileceği Peygamberimiz tarafından hatırlatılmıştır.

    Rızıklar bu saatte taksim edilir

    Sabah namazını zamanında kılmak, Müslümanlar için çok önemlidir. Sabah namazı vakti; rızıkların taksim edildiği, duaların kabul edildiği, rahmet ve bereketin en yoğun olduğu, gerek ruh ve gerek beden sağlığı açısından en mühim bir zaman dilimidir. Uykunun da en derin bir zamanı olduğundan kalkıp kılmak sevap bakımından da bereketlidir.

    Resulullah buyuruyor ki: “Münafıklara sabah ile yatsı namazlarından daha ağır gelen hiç bir namaz yoktur. İnsanlar, bu iki namazda ne kadar çok ecir ve sevap olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa cemaate gelirlerdi” (Buhari, Mevâkit 20 Müslim, Mesâcid 252)

    Cemaatle kılmanın sevabı çok büyük

    Hazreti Hatice (ra) dan rivayet olunan hadisi şerifte, Resulullah (sav), şöyle buyurmuştur. “Sabahın farzından evvel kılınan iki rek’at sünnet, dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır”(Müslim). Sabah namazının iki rekâtlık sünnetinde Peygamberimiz(sav) Fatihadan sonra, Kâfirûn ve İhlâs surelerini okurdu. Sabah namazını cemaatle kılmanın da diğer namazlara göre önemi fazladır. Bu konuda da Şu hadisi şerif çok manidardır.
    “Yatsı namazını cemaatle kılan kimse, gece yarısına kadar namaz kılmış gibidir. Sabah namazını cemaatle kılan kimse ise bütün gece namaz kılmış gibidir“ (Müslim, Mesâcit 260).
    Allah (cc) rahmetini çile kabuğunun içine gizlemiştir

    Bu bilgiler ışığında gelelim kendimizi hesaba çekmeye:

    Şunu peşinen kabullenelim ki, sabah namazı maalesef çoğumuzun zamanında kılamadığı, bu sebeple fazilet ve rahmetinden en az istifade ettiğimiz bir namazdır. Zaten zorluğu, verilen mükâfatlarda gizlidir.

    Uykunun en derin ve tatlı zamanında yataklarından kalkıp, soğuk ya da sıcak, abdest alıp namaz kılmak nefsinin heva ve hevesine düşkün olanlara zor olsa gerektir. Onun içindir ki, “Namaz kılmayı sevdaya dönüştürmeyenlerin namazları, sinelerinde yüktür”.

    Sabah namazının vakti güneş çıkınca sona erer
    Bir de sabah namazı konusunda düşülen gaflet; verilen ruhsatın, sürekli bir hak zannedilmesidir. Diğer namazlardan ayrı olarak bilindiği üzere sabah namazı zamanında kılınamamışsa, öğlen namazından önce kılındığı takdirde (kerahet vakti girmeden) sünnetinin de kazası kılınabilmektedir. Nasılsa sünnetiyle birlikte kılınıyor, diye tatlı uykusundan kalkmayıp, uykusundan kalkınca kılmayı kendine adet haline getirenler çoktur. Hâlbuki sabah namazının kılınma vakti imsak ile başlayıp, güneşin doğması ile bitmektedir. Diğer zamanlarda kılınan namaz, kaza olduğu için, bilerek kazaya bırakılan namazın vebali vardır. Bu bir hak değildir. Hak ihlalidir. Uykudan uyanamamak ayrıdır. Uyanmamaya niyet etmek ayrıdır. Yüce Peygamberimiz, “Pehlivan odur ki rakibinin sırtını yere getiren değil, nefsini mağlup edendir” buyurmakla işin en can alıcı noktasına işaret etmiştir.
    Nefislerimizin oyun ve oyuncağı olmaktan kurtulmanın yolu sabah namazından geçmektedir. Akşam yatağımıza yatarken sabah namazına kalkabilmek için özellikle niyet sağlamlığı ve gönülden dua ve niyazda bulunmamız gerekmektedir.


  3. 22.Nisan.2011, 09:18
    2
    Silent and lonely rains



    Bizleri yoktan var eden Allah (cc) kullarının günün değişik zamanlarında dünya işlerine ara verip, “kendini anmak için” namaz kılmasını, istemektedir. Onun içindir ki namaz, belli zamanlarda ve istenilen şekilde yapılması gereken bir ibadettir. Namazlar içinde ise, sabah namazının yeri bir başkadır. Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed (sav), bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır. “Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir. Dikkat et, ey Âdemoğlu! Allah, bizzat himayesinde olan bir konuda seni sorguya çekmesin.” (Müslim, Mesâcid 261-262)
    Allah’ın himayesi altında bulunmak, dünyada ve ahirette Onun koruma ve teminatı altında olmak demektir. Himaye olunanın da, himaye edene karşı sorumlulukları vardır. Allah’a verdiği sözleri yerine getirmesi, kulluk vazifesinin gereği olan davranışlarda bulunması, aksi takdirde bu konuda hesaba çekileceği Peygamberimiz tarafından hatırlatılmıştır.

    Rızıklar bu saatte taksim edilir

    Sabah namazını zamanında kılmak, Müslümanlar için çok önemlidir. Sabah namazı vakti; rızıkların taksim edildiği, duaların kabul edildiği, rahmet ve bereketin en yoğun olduğu, gerek ruh ve gerek beden sağlığı açısından en mühim bir zaman dilimidir. Uykunun da en derin bir zamanı olduğundan kalkıp kılmak sevap bakımından da bereketlidir.

    Resulullah buyuruyor ki: “Münafıklara sabah ile yatsı namazlarından daha ağır gelen hiç bir namaz yoktur. İnsanlar, bu iki namazda ne kadar çok ecir ve sevap olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa cemaate gelirlerdi” (Buhari, Mevâkit 20 Müslim, Mesâcid 252)

    Cemaatle kılmanın sevabı çok büyük

    Hazreti Hatice (ra) dan rivayet olunan hadisi şerifte, Resulullah (sav), şöyle buyurmuştur. “Sabahın farzından evvel kılınan iki rek’at sünnet, dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır”(Müslim). Sabah namazının iki rekâtlık sünnetinde Peygamberimiz(sav) Fatihadan sonra, Kâfirûn ve İhlâs surelerini okurdu. Sabah namazını cemaatle kılmanın da diğer namazlara göre önemi fazladır. Bu konuda da Şu hadisi şerif çok manidardır.
    “Yatsı namazını cemaatle kılan kimse, gece yarısına kadar namaz kılmış gibidir. Sabah namazını cemaatle kılan kimse ise bütün gece namaz kılmış gibidir“ (Müslim, Mesâcit 260).
    Allah (cc) rahmetini çile kabuğunun içine gizlemiştir

    Bu bilgiler ışığında gelelim kendimizi hesaba çekmeye:

    Şunu peşinen kabullenelim ki, sabah namazı maalesef çoğumuzun zamanında kılamadığı, bu sebeple fazilet ve rahmetinden en az istifade ettiğimiz bir namazdır. Zaten zorluğu, verilen mükâfatlarda gizlidir.

    Uykunun en derin ve tatlı zamanında yataklarından kalkıp, soğuk ya da sıcak, abdest alıp namaz kılmak nefsinin heva ve hevesine düşkün olanlara zor olsa gerektir. Onun içindir ki, “Namaz kılmayı sevdaya dönüştürmeyenlerin namazları, sinelerinde yüktür”.

    Sabah namazının vakti güneş çıkınca sona erer
    Bir de sabah namazı konusunda düşülen gaflet; verilen ruhsatın, sürekli bir hak zannedilmesidir. Diğer namazlardan ayrı olarak bilindiği üzere sabah namazı zamanında kılınamamışsa, öğlen namazından önce kılındığı takdirde (kerahet vakti girmeden) sünnetinin de kazası kılınabilmektedir. Nasılsa sünnetiyle birlikte kılınıyor, diye tatlı uykusundan kalkmayıp, uykusundan kalkınca kılmayı kendine adet haline getirenler çoktur. Hâlbuki sabah namazının kılınma vakti imsak ile başlayıp, güneşin doğması ile bitmektedir. Diğer zamanlarda kılınan namaz, kaza olduğu için, bilerek kazaya bırakılan namazın vebali vardır. Bu bir hak değildir. Hak ihlalidir. Uykudan uyanamamak ayrıdır. Uyanmamaya niyet etmek ayrıdır. Yüce Peygamberimiz, “Pehlivan odur ki rakibinin sırtını yere getiren değil, nefsini mağlup edendir” buyurmakla işin en can alıcı noktasına işaret etmiştir.
    Nefislerimizin oyun ve oyuncağı olmaktan kurtulmanın yolu sabah namazından geçmektedir. Akşam yatağımıza yatarken sabah namazına kalkabilmek için özellikle niyet sağlamlığı ve gönülden dua ve niyazda bulunmamız gerekmektedir.





+ Yorum Gönder