Konusunu Oylayın.: Karagöz ve Hacıvat'ın konuşmalarından bir örnek verirmisiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Karagöz ve Hacıvat'ın konuşmalarından bir örnek verirmisiniz?
  1. 20.Nisan.2011, 17:59
    1
    Misafir

    Karagöz ve Hacıvat'ın konuşmalarından bir örnek verirmisiniz?






    Karagöz ve Hacıvat'ın konuşmalarından bir örnek verirmisiniz? Mumsema karagöz ile hacivatın komik eğer varsa fıkraları


  2. 20.Nisan.2011, 18:27
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Karagöz ve hacivatın konuşmalarından bir örnek verirmisiniz?




    MEKTUP

    HACİVAT - Hoş geldin sevgili Karagöz'üm!
    KARAGÖZ - Hoş bulduk kel kafalı kara üzüm!
    HACİVAT - Nereden gelip, nereye gidiyorsun bakalım?
    KARAGÖZ - Bir yere gittiğim yok da, oğlumla kaç saattir okuma-yazma çalıştık... Biraz gezeyim dedim.
    HACİVAT - Tabii iyi yaptın efendim, kafan balon olmuştur.
    KARAGÖZ - Hay hay, kafam balon oldu da uçmasın diye boynuma yapıştırdım.
    HACİVAT - Hemen yanlış anlama, yani uzun zaman ders çalışmaktan kafan şişmiştir.
    KARAGÖZ - Kafam pişti de soğutmaya çıktım.
    HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Neyse, çalışmalar iyi gidiyor mu?
    KARAGÖZ - Hem de nasıl iyi gidiyor bilemezsin Hacı Cavcav! Sen söyle de müdür benim ilkokul diplomamı hazırlasın...
    HACİVAT - Efendim sen hele hepsini iyi öğren de diploma işi kolay...
    KARAGÖZ - Şey, okuma yazma öğrenirsem diploma başka başka ne işime yarayacak?
    HACİVAT - Bak, meselâ artık mühüre lüzum kalmayacak...
    KARAGÖZ - Yerine kimse bakmayacak mı?
    HACİVAT - Kimin yerine Karagöz'üm?...
    KARAGÖZ - "Artık müdüre lüzum kalmayacak..." dedin ya!

    HACİVAT - Efendim müdür değil mühür! Hani imza yerine bastığın damga yok mu?
    KARAGÖZ - Öyle söylesene köftehor!
    HACİVAT - Pekâlâ mektup yazmasını biliyor musun?
    KARAGÖZ - Biliyorum Hacı Cavcav, çok kolay!...
    HACİVAT - Aferin, demek bilgini o kadar ilerlettin? O halde söyle bakalım, mektup nasıl yazılır?
    KARAGÖZ - Oğlum "Hazır Mektuplar" diye bir kitap getirmiş... Onun içinden seçip seçip yazılır.

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin" desene oğlun da senin kafada yetişiyor. Hiç kitaptan kopya edilerek mektup yazılır mı?
    KARAGÖZ - Niye yazılmasın? Bir yere yazdım, oldu.
    HACİVAT - Pekâlâ cevap geldi mi?
    KARAGÖZ - Cevap gelmedi, mektubun kendisi geri geldi.
    HACİVAT - Neyse... O zaman seninle biraz mektup üzerine konuşalım. Örnek ister misin?
    KARAGÖZ - Parasız olursa isterim Hacı Cavcav! Pişirip akşama yeriz.
    HACİVAT - Yine ne anladın, mektup pişirilip yenir mi?
    KARAGÖZ - Köftehor, "Ördek ister misin?" dedin ya!...
    HACİVAT - Aklın yine başka yerlere gitti. Sen şimdi beni iyi dinle! Bir defa tarihsiz mektup olmaz.
    KARAGÖZ - Anladım, talihsiz mektup olmaz.
    HACİVAT - Talih değil, tarih!... Yani mektup kâğıdının üst-sağ köşesine o günün tarihi yazılır.
    KARAGÖZ - Hay hay, yazılır!
    HACİVAT - Mektubu kime göndereceksin Karagöz'üm?
    KARAGÖZ - Yabancıya gitmesin, kendime gönderirim. Hem de çabuk gelir.
    HACİVAT - Saçmalama, insan kendine mektup göndermez. Diyelim ki babana yazacaksın!
    KARAGÖZ - Pataklarım ha! Babam mezarda, postacı mektubu ona nasıl verecek?

    HACİVAT - Allah Allah... Pekâlâ, mektubu bana yazıyorsun nasıl başlarsan?
    KARAGÖZ - "Keçi suratlı Hacı Cavcav, çabuk yanıma gel, canım seni pataklamak istiyor!" diye yazarım.
    HACİVAT - Efendim olur mu? "Çok sevgili arkadaşım, Hacivat Çelebi Beyefendi" diye yazılır.
    KARAGÖZ - Ben sana öyle yazamam, çok istiyorsan otur kendin yaz!
    HACİVAT - Pekâlâ, bana yazma! Oğluna yazıyorsun "Çok sevgili oğlum!" diye başlarsın.
    KARAGÖZ - Gerisini biliyorum. Mektup bitince zarfa koyar, üstüne de adres yazarım.
    HACİVAT - Aferin Karagöz'üm, sonra?...
    KARAGÖZ - Sonra da oğluma telefon edip, mektubu okurum.
    HACİVAT - Yine sinirlerim oynamaya başladı.


  3. 20.Nisan.2011, 18:27
    2
    Silent and lonely rains



    MEKTUP

    HACİVAT - Hoş geldin sevgili Karagöz'üm!
    KARAGÖZ - Hoş bulduk kel kafalı kara üzüm!
    HACİVAT - Nereden gelip, nereye gidiyorsun bakalım?
    KARAGÖZ - Bir yere gittiğim yok da, oğlumla kaç saattir okuma-yazma çalıştık... Biraz gezeyim dedim.
    HACİVAT - Tabii iyi yaptın efendim, kafan balon olmuştur.
    KARAGÖZ - Hay hay, kafam balon oldu da uçmasın diye boynuma yapıştırdım.
    HACİVAT - Hemen yanlış anlama, yani uzun zaman ders çalışmaktan kafan şişmiştir.
    KARAGÖZ - Kafam pişti de soğutmaya çıktım.
    HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Neyse, çalışmalar iyi gidiyor mu?
    KARAGÖZ - Hem de nasıl iyi gidiyor bilemezsin Hacı Cavcav! Sen söyle de müdür benim ilkokul diplomamı hazırlasın...
    HACİVAT - Efendim sen hele hepsini iyi öğren de diploma işi kolay...
    KARAGÖZ - Şey, okuma yazma öğrenirsem diploma başka başka ne işime yarayacak?
    HACİVAT - Bak, meselâ artık mühüre lüzum kalmayacak...
    KARAGÖZ - Yerine kimse bakmayacak mı?
    HACİVAT - Kimin yerine Karagöz'üm?...
    KARAGÖZ - "Artık müdüre lüzum kalmayacak..." dedin ya!

    HACİVAT - Efendim müdür değil mühür! Hani imza yerine bastığın damga yok mu?
    KARAGÖZ - Öyle söylesene köftehor!
    HACİVAT - Pekâlâ mektup yazmasını biliyor musun?
    KARAGÖZ - Biliyorum Hacı Cavcav, çok kolay!...
    HACİVAT - Aferin, demek bilgini o kadar ilerlettin? O halde söyle bakalım, mektup nasıl yazılır?
    KARAGÖZ - Oğlum "Hazır Mektuplar" diye bir kitap getirmiş... Onun içinden seçip seçip yazılır.

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin" desene oğlun da senin kafada yetişiyor. Hiç kitaptan kopya edilerek mektup yazılır mı?
    KARAGÖZ - Niye yazılmasın? Bir yere yazdım, oldu.
    HACİVAT - Pekâlâ cevap geldi mi?
    KARAGÖZ - Cevap gelmedi, mektubun kendisi geri geldi.
    HACİVAT - Neyse... O zaman seninle biraz mektup üzerine konuşalım. Örnek ister misin?
    KARAGÖZ - Parasız olursa isterim Hacı Cavcav! Pişirip akşama yeriz.
    HACİVAT - Yine ne anladın, mektup pişirilip yenir mi?
    KARAGÖZ - Köftehor, "Ördek ister misin?" dedin ya!...
    HACİVAT - Aklın yine başka yerlere gitti. Sen şimdi beni iyi dinle! Bir defa tarihsiz mektup olmaz.
    KARAGÖZ - Anladım, talihsiz mektup olmaz.
    HACİVAT - Talih değil, tarih!... Yani mektup kâğıdının üst-sağ köşesine o günün tarihi yazılır.
    KARAGÖZ - Hay hay, yazılır!
    HACİVAT - Mektubu kime göndereceksin Karagöz'üm?
    KARAGÖZ - Yabancıya gitmesin, kendime gönderirim. Hem de çabuk gelir.
    HACİVAT - Saçmalama, insan kendine mektup göndermez. Diyelim ki babana yazacaksın!
    KARAGÖZ - Pataklarım ha! Babam mezarda, postacı mektubu ona nasıl verecek?

    HACİVAT - Allah Allah... Pekâlâ, mektubu bana yazıyorsun nasıl başlarsan?
    KARAGÖZ - "Keçi suratlı Hacı Cavcav, çabuk yanıma gel, canım seni pataklamak istiyor!" diye yazarım.
    HACİVAT - Efendim olur mu? "Çok sevgili arkadaşım, Hacivat Çelebi Beyefendi" diye yazılır.
    KARAGÖZ - Ben sana öyle yazamam, çok istiyorsan otur kendin yaz!
    HACİVAT - Pekâlâ, bana yazma! Oğluna yazıyorsun "Çok sevgili oğlum!" diye başlarsın.
    KARAGÖZ - Gerisini biliyorum. Mektup bitince zarfa koyar, üstüne de adres yazarım.
    HACİVAT - Aferin Karagöz'üm, sonra?...
    KARAGÖZ - Sonra da oğluma telefon edip, mektubu okurum.
    HACİVAT - Yine sinirlerim oynamaya başladı.


  4. 20.Nisan.2011, 18:32
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Karagöz ve hacivatın konuşmalarından bir örnek verirmisiniz?



    Karagöz İle Hacivat ( Hacivat ın Atı )


    Hacivat’ın son zamanlarda işleri iyi gider. Çok para kazanır. Bu birikimi değerlendirmek için, bir yarış atı satın alır. Girdiği her yarışı kazanan meşhur bir at: Küheylan. Olayı duyan Karagöz, Hacivat’ın evine gidip kapıyı çalar. Hacivat pencereye çıkar ve sorar: “ Buyur Karagöz’üm, bir şey mi istemiştin? “

    Karagöz: “ Evet Hacivat, bir şey istemiştim. Duyduğuma göre, Küheylan’ı satın almışsın. Onu bana satar mısın? “
    Hacivat: ” Neden olmasın Karagöz’üm. İyi bir fiyat verirsen satarım. De bakalım, ne veriyorsun? “
    Karagöz: “ Hı?..”
    Hacivat: “ Yani kaç para verirsin? Küheylan’ı kaça alırsın? “
    Karagöz: “ On altın veririm. Sattın mı? “
    Hacivat: “ Dur bakalım, Karagöz’üm. Hemen sattın mı olur mu? Bir pazarlık yapalım, değil mi? “
    Karagöz: “ Nazarlık taktırırım, Küheylan’a. Anlaştık o zaman. “
    Hacivat: “ Yapma Karagöz’üm. Alışverişi oldubittiye getirme. On altına Küheylan mı satılırmış? Çık biraz, çık çık. “

    Hacivat’ın ne dediğini tam olarak anlayamayan Karagöz evin merdivenlerini çıkmaya başlar. Sonunda, burnu kapıya dayanır.
    Hacivat: “ Çık Karagöz’üm, çık çık. “
    Karagöz: “ Kapıya kadar çıktım. Daha fazla çıkamıyorum. “
    Hacivat: “ Ben sana merdivenleri çık demedim. Fiyatta çık, yani on altın dedin ya onu arttır, yirmi de, otuz de. “
    Karagöz: “ Yirmi, otuz. “
    Hacivat: “ Çık, çık. “
    Karagöz: “ Elli, altmış. “
    Hacivat: “ Çık, çık. “
    Hacivat’ın çok para istemesine kızan Karagöz bağırır: “ Çık çıkı, çık çık. Sanki zil takıp oynuyorsun. Bre Hacivat, sen ne istiyorsun bu ata, onu söyle bakalım. “
    Hacivat: “ Bak Karagöz’üm, ben atı yüz altına aldım.Üstüne kar da koy.Yüzü geç, yüzü geç.”
    Karagöz: “ Yüzgeç balıklarda olur, alık. “
    Hacivat: “ Hemen sinirlenme Karagöz’üm. Şunun şurasında ne güzel pazarlık yapıyoruz. Bak Karagöz’üm, Küheylan’ı sana veririm ama yüz yirmi altınını alırım. Bir kuruş aşağı olmaz. “
    Hacivat’ın konuşmasına içerleyen ve Küheylan’ı alamadığına üzülen Karagöz, Hacivat’a küser. Bir hafta ne Hacivat’ın evinin önünden geçer, ne de onunla konuşur. Daha sonra iki eski dost tekrar barışırlar.


  5. 20.Nisan.2011, 18:32
    3
    Silent and lonely rains


    Karagöz İle Hacivat ( Hacivat ın Atı )


    Hacivat’ın son zamanlarda işleri iyi gider. Çok para kazanır. Bu birikimi değerlendirmek için, bir yarış atı satın alır. Girdiği her yarışı kazanan meşhur bir at: Küheylan. Olayı duyan Karagöz, Hacivat’ın evine gidip kapıyı çalar. Hacivat pencereye çıkar ve sorar: “ Buyur Karagöz’üm, bir şey mi istemiştin? “

    Karagöz: “ Evet Hacivat, bir şey istemiştim. Duyduğuma göre, Küheylan’ı satın almışsın. Onu bana satar mısın? “
    Hacivat: ” Neden olmasın Karagöz’üm. İyi bir fiyat verirsen satarım. De bakalım, ne veriyorsun? “
    Karagöz: “ Hı?..”
    Hacivat: “ Yani kaç para verirsin? Küheylan’ı kaça alırsın? “
    Karagöz: “ On altın veririm. Sattın mı? “
    Hacivat: “ Dur bakalım, Karagöz’üm. Hemen sattın mı olur mu? Bir pazarlık yapalım, değil mi? “
    Karagöz: “ Nazarlık taktırırım, Küheylan’a. Anlaştık o zaman. “
    Hacivat: “ Yapma Karagöz’üm. Alışverişi oldubittiye getirme. On altına Küheylan mı satılırmış? Çık biraz, çık çık. “

    Hacivat’ın ne dediğini tam olarak anlayamayan Karagöz evin merdivenlerini çıkmaya başlar. Sonunda, burnu kapıya dayanır.
    Hacivat: “ Çık Karagöz’üm, çık çık. “
    Karagöz: “ Kapıya kadar çıktım. Daha fazla çıkamıyorum. “
    Hacivat: “ Ben sana merdivenleri çık demedim. Fiyatta çık, yani on altın dedin ya onu arttır, yirmi de, otuz de. “
    Karagöz: “ Yirmi, otuz. “
    Hacivat: “ Çık, çık. “
    Karagöz: “ Elli, altmış. “
    Hacivat: “ Çık, çık. “
    Hacivat’ın çok para istemesine kızan Karagöz bağırır: “ Çık çıkı, çık çık. Sanki zil takıp oynuyorsun. Bre Hacivat, sen ne istiyorsun bu ata, onu söyle bakalım. “
    Hacivat: “ Bak Karagöz’üm, ben atı yüz altına aldım.Üstüne kar da koy.Yüzü geç, yüzü geç.”
    Karagöz: “ Yüzgeç balıklarda olur, alık. “
    Hacivat: “ Hemen sinirlenme Karagöz’üm. Şunun şurasında ne güzel pazarlık yapıyoruz. Bak Karagöz’üm, Küheylan’ı sana veririm ama yüz yirmi altınını alırım. Bir kuruş aşağı olmaz. “
    Hacivat’ın konuşmasına içerleyen ve Küheylan’ı alamadığına üzülen Karagöz, Hacivat’a küser. Bir hafta ne Hacivat’ın evinin önünden geçer, ne de onunla konuşur. Daha sonra iki eski dost tekrar barışırlar.





+ Yorum Gönder