Konusunu Oylayın.: Evladın ana babadaki hakkı nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Evladın ana babadaki hakkı nedir?
  1. 19.Nisan.2011, 01:23
    1
    Misafir

    Evladın ana babadaki hakkı nedir?






    Evladın ana babadaki hakkı nedir? Mumsema evladın ana baba üzerinde hakkı yok mu,Dinimizde.ana baba hakkı için onca kural kaide ve vazife var.hepsine kabul ama evladına zulmetme hakkı,ona sürekli aşağılayıcı konuşma hakkı 50 yaşına gelmiş bi insana hala yapılması hangi izan ölçüsündedir...bizim evlat olarak istediğimiz sadece tatlı söz,ayağımızın altında yumuşak zemin,başımıza gölge.ama zemin yerine dikennn,gölge yerine taş olsa o kadar acıtmaz al başına kaya..anne babalık eğer buysa bana lütfenn Allah rızası için öyle bir ayet hadis açıklayın..dersiniz ki elli yaşına gelmişşin onlarda yaşlı.on iki yaşındaykende korkarak konuşurdum .hala öyle bu nedir Allah aşkına???beddua edemiyon annen baban..


  2. 19.Nisan.2011, 01:23
    1
    murat 26 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    murat 26
    Misafir



    evladın ana baba üzerinde hakkı yok mu,Dinimizde.ana baba hakkı için onca kural kaide ve vazife var.hepsine kabul ama evladına zulmetme hakkı,ona sürekli aşağılayıcı konuşma hakkı 50 yaşına gelmiş bi insana hala yapılması hangi izan ölçüsündedir...bizim evlat olarak istediğimiz sadece tatlı söz,ayağımızın altında yumuşak zemin,başımıza gölge.ama zemin yerine dikennn,gölge yerine taş olsa o kadar acıtmaz al başına kaya..anne babalık eğer buysa bana lütfenn Allah rızası için öyle bir ayet hadis açıklayın..dersiniz ki elli yaşına gelmişşin onlarda yaşlı.on iki yaşındaykende korkarak konuşurdum .hala öyle bu nedir Allah aşkına???beddua edemiyon annen baban..


    Benzer Konular

    - Babama Hakkımı Helal Etmiyorum (evladın Baba üzerindeki hakkı)

    - Dinimize göre kız evladın mirasta hakkı varmıdır

    - Evladın ana baba üzerindeki hakkı

    - Evladın Baba üzerinde hakkı olur mu?

    - Evladın ana üzerindeki hakkı nedir

  3. 19.Nisan.2011, 10:05
    2
    BİRDÜNYAUMUT
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Mayıs.2010
    Üye No: 76324
    Mesaj Sayısı: 80
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 47
    Bulunduğu yer: Çanakkale

    Cevap: evladın ana babadaki hakkı nedir?




    Sevgili Kardeşim.
    Maalesef bütün kavramların karıştığı, bütün güzel huy ve duyguların alt üst olduğu bir devirde yaşıyoruz. Amma bu karmaşıklıktan benim anlayabildiğim sen ne isen onu yaşarsan kazanırsın. Bunu da büyüklerimiz şöyle sıralıyor:
    1. Saygıda kusur etmemek
    2. Yumuşak davranmak
    3. Islahları için bol bol dua etmek
    4. Eziyetlerine tahammül etmek

    Biz kendi davranışlarımızdan sorumluyuz. Onların davranışı da bizim imtihanımızdır. Ayette buyrulduğu gibi ''Kim Zerre Kadar Hayır işlerse karşılığını Görür.Kim Zerre Kadar Şer işlerse karşılığını Görür.''
    İtirafımdır. Ben de yapamadım. Size söylediklerimi nefsime kabul ettiremedim. İçim yanıyor. Onlar için dua ediyorum. Her Cuma arayıp hallerini hatırlarını soruyorum amma yanlarına gidince ipler kopuyor. Rabbim hepimizi imtihanı başarmada muvaffak eylesin. Amin.


  4. 19.Nisan.2011, 10:05
    2
    Devamlı Üye



    Sevgili Kardeşim.
    Maalesef bütün kavramların karıştığı, bütün güzel huy ve duyguların alt üst olduğu bir devirde yaşıyoruz. Amma bu karmaşıklıktan benim anlayabildiğim sen ne isen onu yaşarsan kazanırsın. Bunu da büyüklerimiz şöyle sıralıyor:
    1. Saygıda kusur etmemek
    2. Yumuşak davranmak
    3. Islahları için bol bol dua etmek
    4. Eziyetlerine tahammül etmek

    Biz kendi davranışlarımızdan sorumluyuz. Onların davranışı da bizim imtihanımızdır. Ayette buyrulduğu gibi ''Kim Zerre Kadar Hayır işlerse karşılığını Görür.Kim Zerre Kadar Şer işlerse karşılığını Görür.''
    İtirafımdır. Ben de yapamadım. Size söylediklerimi nefsime kabul ettiremedim. İçim yanıyor. Onlar için dua ediyorum. Her Cuma arayıp hallerini hatırlarını soruyorum amma yanlarına gidince ipler kopuyor. Rabbim hepimizi imtihanı başarmada muvaffak eylesin. Amin.


  5. 19.Nisan.2011, 10:42
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: evladın ana babadaki hakkı nedir?

    Anne babanın evlat üzerinde hakkı olduğu gibi evladın da anne baba üzerinde hakkı vardır. Ancak anne baba hakkı daha büyüktür. Bu bakımdan hiç bir evlat anne babasına hakkını helal edememe gibi bir tavırda bulunamaz.
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek sordu:
    Ya Resulallah! Acaba anamın hakkını ödeyebildim mi?"
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Selem:
    Hayır! Seni karnında taşırken çektiği bir sancının, seni doğururken duyduğu tek bir acının karşılığını bile ödemiş değilsin"(2) diye cevap verdiler.
    Anne ve babasına itaat eden kimseye şu müjdeler vardır:
    "Bir kimse anne ve babasını kendisinden razı ederek sabahlarsa, onun için Cennetten iki kapı açılır. Akşamlarsa yine iki kapı açılır. Eğer yalnız annesini yahut yalnız babasını razı ederse o zaman bir kapı açılır. Kim de anne ve babasını kızdırarak sabaha kavuşursa onun cehennemden iki kapı açılır. Akşamlarsa (aynı şekilde) yine iki kapı açılır. Eğer yalnız birini öfkelendirmişse sadece bir kapı açılır. Ana babası haksız dahi olsalar, onların gönüllerini kırmamak karşılarında öf bile dememek lazımdır."(3)
    Kim anne ve babasına itaat ederse, iyilik ve ikramda bulunursa, kendi evladı da ona itaat eder. Bu konuda bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
    "Siz babalarınıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler!"(4)

    ANNE BABAYA ASİ OLANLAR CENNET KOKUSU ALAMAZ
    Anne ve babasına asi olanlar, ne kadar iyiliklerde bulunurlarsa bulunsunlar, cennete girmeleri çok zor olur. Diğer taraftan onlara iyilikte bulunanlar ne kadar kötü amelde bulunurlarsa bulunsunlar, itikadı bir bozukluk içinde değilseler, eğer varsa cehennemdeki cezasını kolay geçer, cennete gider. Bu konuda bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
    Cennetin kokusu beş yüz yıllık yoldan rahatça alınır. Fakat anne ve babaya asi olanlar ve akraba ile bağı koparanlar bu kokudan mahrum olurlar. Hadisi şerifte buyuruluyor ki:
    "Cennetin kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur. Ancak onun kokusunu anne ve babaya asi gelen ile akraba bağını koparan alamaz!"(5)
    Hazreti Musa Aleyhisselam bir gün Allahu Tealâ'ya münacat ederek şöyle niyazda bulundu:
    –Ya Rabbi! Acaba benim cennette arkadaşım kimdir? Allah–u Tealâ Celle Celaluhu:
    –Ey Musa! Falan beldeye git, orada bir kasap vardır. İşte senin cennette ki arkadaşın odur, diye cevap verdi.
    Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam o beldeye geldi ve tarif edilen kasabın dükkânını buldu. Orada oturup bir müddet kasabın hareketlerini seyretti.
    Akşam olunca kasap heybesine bir parça et koyup, dükkânını kapayarak evinin yolunu tuttu. Hazreti Musa Aleyhisselam kasabın yanına yaklaşarak:
    –Beni misafirliğe kabul eder misiniz? diye sordu.
    Kasap da tebessüm ederek:
    –Buyurun, diyerek Musa Aleyhisselam'i evine davet etti.
    Eve varınca kasap getirdiği eti kendi eliyle pişirerek çorba yaptı. Sonra evin tavanına asılı olan büyük bir heybeyi aşağıya indirdi ve içinden gayet yaşlı bir kadını çıkardı. Kendi eliyle onu doyurdu, üzerindeki elbiselerini alıp yıkadı ve kuruttuktan sonra onu giydirdi. Sonra tekrar annesini heybeye koyup yerine astı. Tam o sırada kadının dudaklarının kıpırdadığını gördü. Musa Aleyhisselam:
    –Bu kadın kimdir? diye sordu.
    Kasap da:
    –Annemdir, diyerek cevap verdi.
    Musa Aleyhisselam:
    –Sen onu heybeye koyarken dudakları kıpırdıyordu. Sanki bir şeyler söylüyordu. Acaba ne diyordu?
    –O, devamlı olarak şu sözü söyler: "Ya Rabbi! Oğlumu cennete Musa'ya arkadaş yap" işte bu söylediği söz onun duasıdır.
    Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam:
    –Sana müjdeler olsun! Ben Musa'yım. Sen de benim cennetteki arkadaşımsın, dedi.
    Bir kimse annesinin ayağını öperse, cennetin eşiğini öpmüş gibidir. Bu konuda Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuşlardır:
    "Kim annesinin ayağını öperse, tıpkı cennetin eşiğini öpmüş gibi olur"(6)
    Ashab–ı Kiram'dan Alkame adında bir zat vardır. Bu zat bir gün çok ağır hasta oldu. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hz. Ali, Hz. Ömer ve Hz. Bilal Radıyallahu Anhum hazretlerini onu görmeye gönderdiler. Onlar Alkâme'nin yanına vardıklarında bir de ne görsünler: Alkame'nin dili tutulmuş, bir türlü kelime–i şehadet getiremiyor.
    Hemen gelerek durumu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattılar. Sahabeler, Alkame'nin durumunu gözden geçirdiklerinde onda bir kusur bulamadılar Daha sonra hanımı yüzünden annesiyle arasının iyi olmadığını öğrendiler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Alkame'nin annesine haber gönderdi. Kadın Peygamber Efendimiz'in huzuruna gelince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına:
    –Oğlun ile dargın mısın?" diye sordu.
    Kadın:
    –Dargınım ya Resulullah)!" diye cevap verdi.
    Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
    –Oğlun çok zahmet çekiyor. Oğlundan razı olmasan bile ona hakkını helal et" dedi.
    Kadın:
    –Oğlum karısını bana tercih etti. Ben oğlumdan razı olamam, dedi.
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına ne tavsiye ettiyse kabul etmedi. Nihayet Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:
    –Nefsim yed–i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, sen ona öfkeli ve dargın bulunduğun sürece ne namazı ne de zekatı fayda vermez.
    Daha sonra sahabelere Alkame'yi yakmak için ateş toplamalarını emretti. Bunun üzerine kadıncağız feryad edip;
    –Bırakın oğlumu! Allah'ı şahit tutuyorum ki, ben oğlumu bağışladım, ondan razı oldum, ona hakkımı helal ettim, dedi.
    Bunun üzerine Alkame'nin dili açıldı ve kolayca kelime–i şehadet getirerek vefat etti.
    Bu hadiseden sonra Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
    "Ey Muhacirler ve Ensar topluluğu! Kim hanımını annesine tercih ederse, Allah'ın laneti üzerine olsun. Allah–u Teala o kimsenin ne farz ne de nafile ibadetini kabul etmez."(7)

    ÖZETLE ANNE VE BABA HAKKINDA DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN HUSUSLAR ŞUNLARDIR
    * Allah–u Teala Celle Celaluhu isyanı ve günahı gerektiren hususlar dışında emrettikleri her konuda anneye ve babaya itaat etmek.
    * Anne ve babaya nezaketle ve saygı dolu bir dille hitab etmek.
    * İçeri girdikleri zaman hemen toparlanıp ayağa kalkmak.
    * Sabah akşam uygun zamanlarda ellerini öpmek.
    * Anne ve babanın kişiliklerini, şeref ve itibarını korumak.
    * Kendi arzuladığımız şeylerden onlara da ikram edip sunmak.
    * Anne ve babaya sık sık dua edip, bağışlanmalarını Allah–u Teala'dan dilemek.
    * Bütün dünyevi iş ve amellerinde onların fikirlerine danışmak.
    * Anne ve babanın yanında misafir bulunuyorsa kapıya yakın oturup onların verecekleri emirleri yerine getirmede acele etmek.
    * Onları sevindirecek işlerde bulunmak ve memnun kalacakları işleri yapmak.
    * Karşılarında yüksek sesle konuşmamak.
    * Konuşurlarken onları dinleyip, sözlerini kesmemek.
    * İzin vermedikleri takdirde evden çıkmamak.
    * Uyudukları zaman onları rahatsız etmemeye dikkat etmek.
    * Eşi ve çocuklarını onlara tercih etmemek ve her konuda onlara öncelik tanımak.
    * Beğenilmeyecek bir iş yaptıkları takdirde onları kınamamak.
    * Gülmeyi gerektiren önemli bir etken olmadıkça onların karşısında kahkaha ile gülmemek.
    * Sofrada onlardan önce yemeğe başlamamak.
    * Anne ve baba huzurunda ayakları uzatmamak, derli toplu oturmak.
    * Onların önünden yürümemek, onlardan önce bir eve veya işyerine girmemek.
    * Çağırdıkları zaman edeple "Buyur" deyip, hemen yanlarına gitmek.
    * Anne ve baba hayatta iken de, vefat ettikten sonra da onların dostlarına saygılı olmak.
    * Anne ve babasına kötülük eden kimselerle arkadaşlık yapmamak.
    * Onlar için sık sık, özellikle vefatlarından sonra dua etmek. Çünkü Salih evladın ölen anne ve babasına yaptığı dualar kabul olur.
    Onlara şu şekilde dua edilmesi güzel olur:
    "Ey Rabbim! Anne babam beni küçükken nasıl terbiye ettiler, besleyip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, geniş rahmetine kavuştur!"

    Dipnotlar:
    1– İsra Suresi 23–24
    2– Mecmaul Adab
    3– Beyhaki, İhya
    4– Taberani; Terğib ve Terhib, Birr:21
    5– Taberani, İhya
    6– Mecmaul Adab
    7– Mecmaul Adab

    arşivden...


  6. 19.Nisan.2011, 10:42
    3
    Silent and lonely rains
    Anne babanın evlat üzerinde hakkı olduğu gibi evladın da anne baba üzerinde hakkı vardır. Ancak anne baba hakkı daha büyüktür. Bu bakımdan hiç bir evlat anne babasına hakkını helal edememe gibi bir tavırda bulunamaz.
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek sordu:
    Ya Resulallah! Acaba anamın hakkını ödeyebildim mi?"
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Selem:
    Hayır! Seni karnında taşırken çektiği bir sancının, seni doğururken duyduğu tek bir acının karşılığını bile ödemiş değilsin"(2) diye cevap verdiler.
    Anne ve babasına itaat eden kimseye şu müjdeler vardır:
    "Bir kimse anne ve babasını kendisinden razı ederek sabahlarsa, onun için Cennetten iki kapı açılır. Akşamlarsa yine iki kapı açılır. Eğer yalnız annesini yahut yalnız babasını razı ederse o zaman bir kapı açılır. Kim de anne ve babasını kızdırarak sabaha kavuşursa onun cehennemden iki kapı açılır. Akşamlarsa (aynı şekilde) yine iki kapı açılır. Eğer yalnız birini öfkelendirmişse sadece bir kapı açılır. Ana babası haksız dahi olsalar, onların gönüllerini kırmamak karşılarında öf bile dememek lazımdır."(3)
    Kim anne ve babasına itaat ederse, iyilik ve ikramda bulunursa, kendi evladı da ona itaat eder. Bu konuda bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
    "Siz babalarınıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler!"(4)

    ANNE BABAYA ASİ OLANLAR CENNET KOKUSU ALAMAZ
    Anne ve babasına asi olanlar, ne kadar iyiliklerde bulunurlarsa bulunsunlar, cennete girmeleri çok zor olur. Diğer taraftan onlara iyilikte bulunanlar ne kadar kötü amelde bulunurlarsa bulunsunlar, itikadı bir bozukluk içinde değilseler, eğer varsa cehennemdeki cezasını kolay geçer, cennete gider. Bu konuda bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
    Cennetin kokusu beş yüz yıllık yoldan rahatça alınır. Fakat anne ve babaya asi olanlar ve akraba ile bağı koparanlar bu kokudan mahrum olurlar. Hadisi şerifte buyuruluyor ki:
    "Cennetin kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur. Ancak onun kokusunu anne ve babaya asi gelen ile akraba bağını koparan alamaz!"(5)
    Hazreti Musa Aleyhisselam bir gün Allahu Tealâ'ya münacat ederek şöyle niyazda bulundu:
    –Ya Rabbi! Acaba benim cennette arkadaşım kimdir? Allah–u Tealâ Celle Celaluhu:
    –Ey Musa! Falan beldeye git, orada bir kasap vardır. İşte senin cennette ki arkadaşın odur, diye cevap verdi.
    Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam o beldeye geldi ve tarif edilen kasabın dükkânını buldu. Orada oturup bir müddet kasabın hareketlerini seyretti.
    Akşam olunca kasap heybesine bir parça et koyup, dükkânını kapayarak evinin yolunu tuttu. Hazreti Musa Aleyhisselam kasabın yanına yaklaşarak:
    –Beni misafirliğe kabul eder misiniz? diye sordu.
    Kasap da tebessüm ederek:
    –Buyurun, diyerek Musa Aleyhisselam'i evine davet etti.
    Eve varınca kasap getirdiği eti kendi eliyle pişirerek çorba yaptı. Sonra evin tavanına asılı olan büyük bir heybeyi aşağıya indirdi ve içinden gayet yaşlı bir kadını çıkardı. Kendi eliyle onu doyurdu, üzerindeki elbiselerini alıp yıkadı ve kuruttuktan sonra onu giydirdi. Sonra tekrar annesini heybeye koyup yerine astı. Tam o sırada kadının dudaklarının kıpırdadığını gördü. Musa Aleyhisselam:
    –Bu kadın kimdir? diye sordu.
    Kasap da:
    –Annemdir, diyerek cevap verdi.
    Musa Aleyhisselam:
    –Sen onu heybeye koyarken dudakları kıpırdıyordu. Sanki bir şeyler söylüyordu. Acaba ne diyordu?
    –O, devamlı olarak şu sözü söyler: "Ya Rabbi! Oğlumu cennete Musa'ya arkadaş yap" işte bu söylediği söz onun duasıdır.
    Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam:
    –Sana müjdeler olsun! Ben Musa'yım. Sen de benim cennetteki arkadaşımsın, dedi.
    Bir kimse annesinin ayağını öperse, cennetin eşiğini öpmüş gibidir. Bu konuda Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuşlardır:
    "Kim annesinin ayağını öperse, tıpkı cennetin eşiğini öpmüş gibi olur"(6)
    Ashab–ı Kiram'dan Alkame adında bir zat vardır. Bu zat bir gün çok ağır hasta oldu. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hz. Ali, Hz. Ömer ve Hz. Bilal Radıyallahu Anhum hazretlerini onu görmeye gönderdiler. Onlar Alkâme'nin yanına vardıklarında bir de ne görsünler: Alkame'nin dili tutulmuş, bir türlü kelime–i şehadet getiremiyor.
    Hemen gelerek durumu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattılar. Sahabeler, Alkame'nin durumunu gözden geçirdiklerinde onda bir kusur bulamadılar Daha sonra hanımı yüzünden annesiyle arasının iyi olmadığını öğrendiler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Alkame'nin annesine haber gönderdi. Kadın Peygamber Efendimiz'in huzuruna gelince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına:
    –Oğlun ile dargın mısın?" diye sordu.
    Kadın:
    –Dargınım ya Resulullah)!" diye cevap verdi.
    Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
    –Oğlun çok zahmet çekiyor. Oğlundan razı olmasan bile ona hakkını helal et" dedi.
    Kadın:
    –Oğlum karısını bana tercih etti. Ben oğlumdan razı olamam, dedi.
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına ne tavsiye ettiyse kabul etmedi. Nihayet Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:
    –Nefsim yed–i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, sen ona öfkeli ve dargın bulunduğun sürece ne namazı ne de zekatı fayda vermez.
    Daha sonra sahabelere Alkame'yi yakmak için ateş toplamalarını emretti. Bunun üzerine kadıncağız feryad edip;
    –Bırakın oğlumu! Allah'ı şahit tutuyorum ki, ben oğlumu bağışladım, ondan razı oldum, ona hakkımı helal ettim, dedi.
    Bunun üzerine Alkame'nin dili açıldı ve kolayca kelime–i şehadet getirerek vefat etti.
    Bu hadiseden sonra Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
    "Ey Muhacirler ve Ensar topluluğu! Kim hanımını annesine tercih ederse, Allah'ın laneti üzerine olsun. Allah–u Teala o kimsenin ne farz ne de nafile ibadetini kabul etmez."(7)

    ÖZETLE ANNE VE BABA HAKKINDA DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN HUSUSLAR ŞUNLARDIR
    * Allah–u Teala Celle Celaluhu isyanı ve günahı gerektiren hususlar dışında emrettikleri her konuda anneye ve babaya itaat etmek.
    * Anne ve babaya nezaketle ve saygı dolu bir dille hitab etmek.
    * İçeri girdikleri zaman hemen toparlanıp ayağa kalkmak.
    * Sabah akşam uygun zamanlarda ellerini öpmek.
    * Anne ve babanın kişiliklerini, şeref ve itibarını korumak.
    * Kendi arzuladığımız şeylerden onlara da ikram edip sunmak.
    * Anne ve babaya sık sık dua edip, bağışlanmalarını Allah–u Teala'dan dilemek.
    * Bütün dünyevi iş ve amellerinde onların fikirlerine danışmak.
    * Anne ve babanın yanında misafir bulunuyorsa kapıya yakın oturup onların verecekleri emirleri yerine getirmede acele etmek.
    * Onları sevindirecek işlerde bulunmak ve memnun kalacakları işleri yapmak.
    * Karşılarında yüksek sesle konuşmamak.
    * Konuşurlarken onları dinleyip, sözlerini kesmemek.
    * İzin vermedikleri takdirde evden çıkmamak.
    * Uyudukları zaman onları rahatsız etmemeye dikkat etmek.
    * Eşi ve çocuklarını onlara tercih etmemek ve her konuda onlara öncelik tanımak.
    * Beğenilmeyecek bir iş yaptıkları takdirde onları kınamamak.
    * Gülmeyi gerektiren önemli bir etken olmadıkça onların karşısında kahkaha ile gülmemek.
    * Sofrada onlardan önce yemeğe başlamamak.
    * Anne ve baba huzurunda ayakları uzatmamak, derli toplu oturmak.
    * Onların önünden yürümemek, onlardan önce bir eve veya işyerine girmemek.
    * Çağırdıkları zaman edeple "Buyur" deyip, hemen yanlarına gitmek.
    * Anne ve baba hayatta iken de, vefat ettikten sonra da onların dostlarına saygılı olmak.
    * Anne ve babasına kötülük eden kimselerle arkadaşlık yapmamak.
    * Onlar için sık sık, özellikle vefatlarından sonra dua etmek. Çünkü Salih evladın ölen anne ve babasına yaptığı dualar kabul olur.
    Onlara şu şekilde dua edilmesi güzel olur:
    "Ey Rabbim! Anne babam beni küçükken nasıl terbiye ettiler, besleyip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, geniş rahmetine kavuştur!"

    Dipnotlar:
    1– İsra Suresi 23–24
    2– Mecmaul Adab
    3– Beyhaki, İhya
    4– Taberani; Terğib ve Terhib, Birr:21
    5– Taberani, İhya
    6– Mecmaul Adab
    7– Mecmaul Adab

    arşivden...





+ Yorum Gönder