Konusunu Oylayın.: Hz. Mevlana´nın Mesnevi´si ve Bediüzzaman Said Nursi´nin Risale-i Nur´u arasında bir kıyaslama yapmak mümkün müdür? Mesn

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Mevlana´nın Mesnevi´si ve Bediüzzaman Said Nursi´nin Risale-i Nur´u arasında bir kıyaslama yapmak mümkün müdür? Mesn
  1. 16.Nisan.2011, 23:42
    1
    Misafir

    Hz. Mevlana´nın Mesnevi´si ve Bediüzzaman Said Nursi´nin Risale-i Nur´u arasında bir kıyaslama yapmak mümkün müdür? Mesn






    Hz. Mevlana´nın Mesnevi´si ve Bediüzzaman Said Nursi´nin Risale-i Nur´u arasında bir kıyaslama yapmak mümkün müdür? Mesn Mumsema Hz. Mevlana´nın Mesnevi´si ve Bediüzzaman Said Nursi´nin Risale-i Nur´u arasında bir kıyaslama yapmak mümkün müdür? Mesnevi yüksek sevgiye, Risale-i nur kurtulmaya mı yöneliktir?


  2. 16.Nisan.2011, 23:42
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Hz. Mevlana´nın Mesnevi´si ve Bediüzzaman Said Nursi´nin Risale-i Nur´u arasında bir kıyaslama yapmak mümkün müdür? Mesnevi yüksek sevgiye, Risale-i nur kurtulmaya mı yöneliktir?


    Benzer Konular

    - Bediüzzaman Said Nursinin Fedakar Ahlaklı. Bediüzzaman Said Nursi 'den Güzel Sözler

    - Bediüzzaman said nursi'nin sözleri

    - Bediüzzaman said nursi kimdir?

    - Bediüzzaman Said Nursi Kürt müdür? Şakirtleri kendisine Mehdi olduğunu söylemişler, Üstad Hazretleri

    - Bediüzzaman Said Nursi

  3. 17.Nisan.2011, 06:50
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Hz. Mevlana´nın Mesnevi´si ve Bediüzzaman Said Nursi´nin Risale-i Nur´u arasında bir kıyaslama yapmak mümkün müdü




    Hz. Mevlana´nın Mesnevi´si ve Bediüzzaman Said Nursi´nin Risale-i Nur´u arasında bir kıyaslama yapmak mümkün müdür? Mesnevi yüksek sevgiye, Risale-i nur kurtulmaya mı yöneliktir?
    Bu iki büyük insan arasında kesin çizgilerle ayırıcı bir kıyaslama yapmak fazla isabetli olmayabilir. Zira, maksatlar bir olduktan sonra, farklı üsluplar, farklı ifadeler de aynı hakikate işaret ettiklerine şüphe yoktur. Arap Şairin seslendirdiği gibi, “İfadelerimiz farklıdır ama güzelliğin birdir. Bütün bu farklı ifadeler o güzelliğe işaret eder”.

    Kaldı ki, bu tür kıyaslamalarda farklı bakış açıları, kişiyi farklı değerlendirmeye götürebilir. Bununla beraber, kendi perspektifimiz doğrultusunda bu hususu bir kaç madde halinde değerlendirmeye çalışacağız:

    - Mevlana hazretleri, tarikat ehli bir mütasavvıf olarak tarikat vasıtasıyla dine hizmet etmiştir.

    Bediüzzaman hazretleri ise, hakikat mesleğini esas almış ve hizmetini ona bina etmiştir.

    - Mevlana hazretleri bulunduğu çağın ötesine de hitap etmekle beraber, verdiği misaller, kendi çağının anlayışını yansıtmaktadır. Bu sebeple, onun -genellikle o günkü saf duygulara hitap ettiği- bazı misaller, duyguları kirlenmiş bu asrın mizacına uygun düşmeyebilir.

    Bediüzzaman hazretleri ise, içinde bulunduğu çağın duygu ve düşüncelerine hitap etmiştir. Duygusal yaklaşımlar yerine, fikir ve aklın hükmettiği istikbaldeki muhataplarını da göz önünde bulundurarak izahlarda bulunmuştur.

    - Mevlana hazretleri, genel olarak ders vermek istediği hakikatleri Kur’an’dan almakla beraber, çağın görgüsü dahilinde yorumlarda bulunmuştur.

    Bediüzzaman hazretleri ise, doğrudan sahabe mesleğinde gitmiş, Kur’an’dan aldığı hakikatleri yine Kur’anî bir metotla insanlara aktarmıştır. Kendisi bu konuda şunları söylüyor:

    “Marifet-i Sâni' denilen kemalât arşına uzanan mi'racların usûlü dörttür:

    Birincisi: Tasfiye ve işraka müesses olan muhakkikîn-i sofiyenin minhacıdır.

    kincisi: İmkân ve hudûsa mebni mütekellimînin tarîkıdır.

    Bu iki asıl, çendan Kur'andan teşaub etmişlerdir. Lâkin fikr-i beşer başka surete ifrağ ettiği için uzunlaşmış ve müşkilleşmiş, evhamdan masun kalmamışlar.

    Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.

    Dördüncüsü ve en birincisi: Belâgat-ı Kur'aniyenin ulvî mertebesini ilân etmekle beraber, cezalet cihetiyle en parlağı ve istikamet cihetiyle en kısası ve vuzuh cihetiyle beşerin umumuna en eşmeli olan mi'rac-ı Kur'anîdir”(Mesnevî/Nokta/3. Burhan).

    - Mevlana hazretlerinin sevgiyi işlemiş olduğu doğrudur. Fakat Risalelerde bu sevginin az olduğunu söylemek isabetli değildir. Çünkü,

    Bediüzzaman hazretleri, İman dersini verirken prensip olarak Allah’ın cemal sıfatlarını nazara vermiş, merifetullahta muhabbetullahı ders vermiştir ki, sevginin başında Allah sevgisi gelir. Risale-i Nur, yalnız kalp ayağıyla hareket etmediği için duygusal olan sevgiyle beraber, -deyim yerindeyse- aklın sevgisi olan ilmî yoldan tahkikî imanı dersi vermiştir: “Bütün surelerin başında kendini bize Rahman ve Rahim olarak takdim eden Allah..”, “Risale-i Nur Azîz, Rahîm, Hakîm isimlerine mazhardır..”; “Biz muhabbet fedaileriyiz husumete vaktimiz yoktur...” “Kat'iyyen bil ki: Hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi iman-ı billahtır. Ve insaniyetin en âlî mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billah içindeki marifetullahtır. Cinn ve insin en parlak saadeti ve en tatlı nimeti, o marifetullah içindeki muhabbetullahtır. Ve ruh-u beşer için en hâlis sürur ve kalb-i insan için en safi sevinç, o muhabbetullah içindeki lezzet-i ruhaniyedir. Evet bütün hakikî saadet ve hâlis sürur ve şirin nimet ve safi lezzet elbette marifetullah ve muhabbetullahtadır.” gibi ifadeler Risale-i Nur’daki sevginin boyutlarını gösteren delillerdir.

    - Bediüzzaman hazretlerinin mesleği veraset-i nübüvvete bakan sahabe mesleğidir ki sırr-ı akrabiyete bakar. Bu sebeple velayet nokta-i nazarından hareket eden ve sırr-ı kurbiyete bakan tasavvufî meşreplerin çok üstünde bir yeri vardır. Risalet ne kadar velayetten daha üstün ise, bu iki meslek arasında da o kadar fark olması gerekir.



    Selam ve dua ile...
    s.islamiyet




  4. 17.Nisan.2011, 06:50
    2
    Devamlı Üye



    Hz. Mevlana´nın Mesnevi´si ve Bediüzzaman Said Nursi´nin Risale-i Nur´u arasında bir kıyaslama yapmak mümkün müdür? Mesnevi yüksek sevgiye, Risale-i nur kurtulmaya mı yöneliktir?
    Bu iki büyük insan arasında kesin çizgilerle ayırıcı bir kıyaslama yapmak fazla isabetli olmayabilir. Zira, maksatlar bir olduktan sonra, farklı üsluplar, farklı ifadeler de aynı hakikate işaret ettiklerine şüphe yoktur. Arap Şairin seslendirdiği gibi, “İfadelerimiz farklıdır ama güzelliğin birdir. Bütün bu farklı ifadeler o güzelliğe işaret eder”.

    Kaldı ki, bu tür kıyaslamalarda farklı bakış açıları, kişiyi farklı değerlendirmeye götürebilir. Bununla beraber, kendi perspektifimiz doğrultusunda bu hususu bir kaç madde halinde değerlendirmeye çalışacağız:

    - Mevlana hazretleri, tarikat ehli bir mütasavvıf olarak tarikat vasıtasıyla dine hizmet etmiştir.

    Bediüzzaman hazretleri ise, hakikat mesleğini esas almış ve hizmetini ona bina etmiştir.

    - Mevlana hazretleri bulunduğu çağın ötesine de hitap etmekle beraber, verdiği misaller, kendi çağının anlayışını yansıtmaktadır. Bu sebeple, onun -genellikle o günkü saf duygulara hitap ettiği- bazı misaller, duyguları kirlenmiş bu asrın mizacına uygun düşmeyebilir.

    Bediüzzaman hazretleri ise, içinde bulunduğu çağın duygu ve düşüncelerine hitap etmiştir. Duygusal yaklaşımlar yerine, fikir ve aklın hükmettiği istikbaldeki muhataplarını da göz önünde bulundurarak izahlarda bulunmuştur.

    - Mevlana hazretleri, genel olarak ders vermek istediği hakikatleri Kur’an’dan almakla beraber, çağın görgüsü dahilinde yorumlarda bulunmuştur.

    Bediüzzaman hazretleri ise, doğrudan sahabe mesleğinde gitmiş, Kur’an’dan aldığı hakikatleri yine Kur’anî bir metotla insanlara aktarmıştır. Kendisi bu konuda şunları söylüyor:

    “Marifet-i Sâni' denilen kemalât arşına uzanan mi'racların usûlü dörttür:

    Birincisi: Tasfiye ve işraka müesses olan muhakkikîn-i sofiyenin minhacıdır.

    kincisi: İmkân ve hudûsa mebni mütekellimînin tarîkıdır.

    Bu iki asıl, çendan Kur'andan teşaub etmişlerdir. Lâkin fikr-i beşer başka surete ifrağ ettiği için uzunlaşmış ve müşkilleşmiş, evhamdan masun kalmamışlar.

    Üçüncüsü: Şübehat-âlûd hükema mesleğidir.

    Dördüncüsü ve en birincisi: Belâgat-ı Kur'aniyenin ulvî mertebesini ilân etmekle beraber, cezalet cihetiyle en parlağı ve istikamet cihetiyle en kısası ve vuzuh cihetiyle beşerin umumuna en eşmeli olan mi'rac-ı Kur'anîdir”(Mesnevî/Nokta/3. Burhan).

    - Mevlana hazretlerinin sevgiyi işlemiş olduğu doğrudur. Fakat Risalelerde bu sevginin az olduğunu söylemek isabetli değildir. Çünkü,

    Bediüzzaman hazretleri, İman dersini verirken prensip olarak Allah’ın cemal sıfatlarını nazara vermiş, merifetullahta muhabbetullahı ders vermiştir ki, sevginin başında Allah sevgisi gelir. Risale-i Nur, yalnız kalp ayağıyla hareket etmediği için duygusal olan sevgiyle beraber, -deyim yerindeyse- aklın sevgisi olan ilmî yoldan tahkikî imanı dersi vermiştir: “Bütün surelerin başında kendini bize Rahman ve Rahim olarak takdim eden Allah..”, “Risale-i Nur Azîz, Rahîm, Hakîm isimlerine mazhardır..”; “Biz muhabbet fedaileriyiz husumete vaktimiz yoktur...” “Kat'iyyen bil ki: Hilkatin en yüksek gayesi ve fıtratın en yüce neticesi iman-ı billahtır. Ve insaniyetin en âlî mertebesi ve beşeriyetin en büyük makamı, iman-ı billah içindeki marifetullahtır. Cinn ve insin en parlak saadeti ve en tatlı nimeti, o marifetullah içindeki muhabbetullahtır. Ve ruh-u beşer için en hâlis sürur ve kalb-i insan için en safi sevinç, o muhabbetullah içindeki lezzet-i ruhaniyedir. Evet bütün hakikî saadet ve hâlis sürur ve şirin nimet ve safi lezzet elbette marifetullah ve muhabbetullahtadır.” gibi ifadeler Risale-i Nur’daki sevginin boyutlarını gösteren delillerdir.

    - Bediüzzaman hazretlerinin mesleği veraset-i nübüvvete bakan sahabe mesleğidir ki sırr-ı akrabiyete bakar. Bu sebeple velayet nokta-i nazarından hareket eden ve sırr-ı kurbiyete bakan tasavvufî meşreplerin çok üstünde bir yeri vardır. Risalet ne kadar velayetten daha üstün ise, bu iki meslek arasında da o kadar fark olması gerekir.



    Selam ve dua ile...
    s.islamiyet







+ Yorum Gönder