Konusunu Oylayın.: Sahabi Umeyr B.Sa'd ın (r.a) nın Hayatı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Sahabi Umeyr B.Sa'd ın (r.a) nın Hayatı
  1. 12.Nisan.2011, 18:17
    1
    Misafir

    Sahabi Umeyr B.Sa'd ın (r.a) nın Hayatı






    Sahabi Umeyr B.Sa'd ın (r.a) nın Hayatı Mumsema acaba rica etsem umeyr b. sa'd ın (r.a) nın hayatını isteyecektim performans ödevim için gereklide.. şimdiden allah razı olsun...


  2. 12.Nisan.2011, 18:17
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    acaba rica etsem umeyr b. sa'd ın (r.a) nın hayatını isteyecektim performans ödevim için gereklide.. şimdiden allah razı olsun...


    Benzer Konular

    - Umeyr bin vehb nesli

    - Mus'ab Bin Umeyr ( radıyallahü anh ) Hayatı Hakkında Bilgi

    - Şehadetin Rüzgarı... Musab bin Umeyr

    - Hazreti Mus'ab Bin Umeyr (r.a)

    - Mus’ab bin Umeyr

  3. 13.Nisan.2011, 00:45
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: sahabi umeyr b.sa'd ın (r.a) nın hayatı




    sahabi umeyr b.sa'd

    Umeyr b. Sa'd el Ensârî'nin Yaşantısı; Umeyr'in Humus'ta Valilik Yaptığı Sıralardaki Yaşantısı ve Hz. Ömer'in Onun Hakkında Söyledikleri
    Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayâtû's Sahâbe
    12.06.2006
    Hz. Ömer, Umeyr'i Humus'a vali olarak göndermişti. Ama aradan bir sene geçmesine rağmen ondan bir haber alamayınca katibini çağırarak, "Söyleyeceklerimi yaz! Ben Umeyr'in bize ihanet ettiği kanaatindeyim"dedi ve şu mektubu yazdırdı: "Mektubum eline geçtiğinde vakit kaybetmeksizin Medine'ye, yanıma gel. Gelirken müslümanların ganimetlerinden toplayabildiğini de beraberinde getir!". Umeyr mektubu alır almaz yol azığını bir dağarcığa koyup, su kırbası ve kabı ve bir de asasından ibaret eşyalarını da alarak Medine'ye doğru yola çıktı. Humus'tan Medine'ye kadar yürüyerek geldi. Yorgun-argın Medine'ye ulaştığında rengi solmuş, saçı-sakalı birbirine karışmış, üstü başı toz ve kir içerisinde kalmıştı. Doğruca Hz. Ömer'in yanına girerek "es-selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû (Selam, Allah'ın rahmet ve bereketi üzerine olsun!) ey Mü'minlerin Emîri!"diye selam verdi. Hz. Ömer "Ey Umeyr! Durumun nedir?"diye sordu. O da "Gördüğün gibi; vücudum sıhhatli, kanımsa tertemizdir. Ayrıca dünyayı da boynuzlarından tutmuş arkamdan sürüklemekteyim"cevabını verdi. Hz. Ömer "Beraberinde ne getirdin?"dedi. Umeyr de şunları söyledi: "Beraberimde içine azığımı koyduğum bir dağarcığım ve bir su kabım vardır. Acıktığımda dağarcığımdan yiyor, gerektiğinde de su kabını doldurarak guslediyor, ya da başımı ve elbiselerimi yıkıyorum. Yanımda ayrıca içerisine abdest ve içecek suyumu doldurduğum bir kırbayla, kendisine dayanarak yürüdüğüm bir asa vardır. Karşıma çıkan düşmanlara karşı da kendimi bu asa ile müdâfaa ediyorum. Allah'a yemin ederim ki dünya malı olarak yanımda bunlardan başka bir şey yoktur".

    Hz. Ömer ona "Peki sen Humus'tan buraya kadar yaya mı geldin?"diye sordu. Umeyr "Evet!"dedi. Hz. Ömer "Sana bineğini verebilecek bir arkadaşın da mı yoktu?"dedi. O "Kimse vermedi, ben de istemedim"cevabını verdi. Hz. Ömer'se "O, yanlarından geldiğin müslümanlar ne kötü insanlarmış!"dedi. Umeyr, de ona şunları söyledi: "Ey Ömer! Allah'tan kork! Allah Teâlâ sana gıybeti haram kılmamış mıdır? Ben yanlarından ayrılırken sabah namazını kıldıklarını bizzat gözlerimle gördüm". Hz. Ömer "Peki senden istediğimiz şeyler nerede? Ne yaptın?"diye sordu. Umeyr "Ey Mü'minlerin Emîri! Sen benden neyi soruyorsun?"deyince de "Sübhânallah!"dedi. Bunun üzerine Umeyr sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer seni üzmekten korkmasaydım haber verecektim. Beni gönderdiğinde Humus'a vardım. Oradaki sâlih, iyi insanları biraraya getirdim sonra da ganimetleri ve cizyeleri toplayıp getirmeleri için her birini bir yere gönderdim. Getirdikleri malları da verilmesi gereken yerlere verdim. O zaman elimde hiç bir şey kalmadı. Eğer senin için de birşeyler kalacak olsaydı mutlaka getirirdim".

    Hz. Ömer "Sen şimdi bize hiç bir şey getirmedin mi?"diye sordu. Umeyr "Hayır"dedi. Hz. Ömer "O halde ben de seni yine aynı göreve getiriyorum"dedi. Bunun üzerine Umeyr şunları söyledi: "Hayır, artık bitti. Bundan böyle ne senden ne de senden sonra gelecek olan halifelerin hiç birinden herhangi bir görev kabul etmeyeceğim. Allah'a yemin ederim ki o kadar uğraştığım halde yine de kendimi onun zararlarından koruyamadım. İyi biliyorum ki bu gelecekte de böyle olacaktır. Ben işbaşında bulunduğum bu süre içerisinde bir keresinde bir hristiyana "Allah seni rezil etsin!"dedim. Ey Ömer! Bu felaketi benim başıma sen getirdin! Yaşadığım günlerin en hayırsızı arkadaşlarımla birlikte ölmeyerek senin devrinde yaşadığım günlerdir". Sonra da izin isteyerek çıkıp evine gitti.

    Umeyr'in evi Medine'den birkaç mil uzaktaydı. Onun çıkışından sonra Hz. Ömer "Ben hâlâ onun bize ihanet ettiğinden kuşkulanıyorum"dedi ve oradakilerden Haris isminde birine yüz dinar vererek şunları söyledi: "Gidip Umeyr'e misafir ol. Eğer kendisinde servet sahibi olduğuna dair bir alamet görebilirsen gel bize haber ver. Aksi takdirde bu yüz dinarı ona bağışla!". Hâris gitti; oraya ulaştığında Umeyr'in bir duvar dibine oturup elbisesini temizlemekte olduğunu gördü. Yaklaştı ve selam verdi. O da selamını alarak "Buyur in, misafirim ol!"dedi. Sonra Hâris'e "Nereden geliyorsun?"diye sordu. O da "Medine'den geliyorum"dedi. Umeyr bu kez "Mü'minlerin Emîri nasıldır?"diye sordu. Haris "Bildiğim kadarıyla iyidir"cevabını verdi. Umeyr müslümanları sordu, o yine "Onlar da iyiler"dedi. Umeyr "Peki Mü'minlerin Emîri hadleri yerine getirip, cezaları uyguluyor mu?"dedi. Hâris şu cevabı verdi: "Evet; hatta zina eden kendi oğluna bile had vurdurdu ve o da bu yüzden öldü". Bunun üzerine Umeyr "Ey Rabb'im! Sen Ömer'e yardım et! Ben onun seni çok sevdiğini biliyorum"diye dua etti. Hâris onun yanında üç gün misafir kaldı. Fakat onlar günde ancak bir ekmeği bulabiliyorlardı. Bu yüzden aç kaldılar. Sonunda dayanamayacak bir hale gelen Umeyr üçüncü günü misafirine "Ey arkadaş! Sen bizi aç bıraktın. Eğer bizimle bir işin varsa söyle; yoksa buyur git!"dedi. Bunun üzerine Hâris yüz dinarı çıkararak Umeyr'e uzattı ve "Bunu sana Mü'minlerin Emîri göndermiştir"dedi. Umeyr de "Hayır, benim bunlara ihtiyacım yoktur. Sen onları yine Mü'minlerin Emîri'ne götür"dedi. Hanımı ise "Ey Umeyr! Niçin almıyorsun? Varsa ihtiyacımıza harcarsın; yoksa da fakir-fukaraya dağıtırsın"dedi. Umeyr'in "Bunları koyabileceğim bir kesem bile yok, alıp da ne yapacağım?"demesi üzerine de entarisinden bir parça kopararak ona verdi.

    Paraları, hanımının eteğinden kopararak verdiği bez parçasına saran Umeyr dışarı çıkarak bunları şehitlerin dul ve yetimlerine ve çevredeki fakirlere dağıttı. Sonra da evine döndü. "Acaba bana da birşeyler verir mi?"diye düşünmekte olan Hâris'e de "Mü'minlerin Emîri'ne benden selam söyle!"diyerek uğurladı. Medine'ye döndüğünde Hz. Ömer kendisine "Ne gördün?"diye sorunca Hâris "Ey Mü'minlerin Emîri! Onu çok şiddetli bir fakirlik ve sıkıntı içerisinde gördüm!"dedi. Hz. Ömer "Peki, dinarları ne yaptı?"diye sordu. Hâris de "Bilmiyorum!"dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer, Umeyr'e "Mektubumu alır almaz hiç vakit kaybetmeksizin bana gel"şeklinde bir mektup yazdı. Davetine icâbet ettiğinde de ona "Ey Umeyr! O yüz dinarı ne yaptın?"diye sordu. Umeyr "Ne yaptımsa yaptım? Bunu niçin soruyorsun?"dedi. Hz. Ömer "Sana Allah ile yemin verdiriyorum, o yüz dinarı ne yaptığını bana söyle"dedi. Umeyr de "Fakir-fukarâya dağıtarak kendime âhiret azığı yaptım"cevabım verdi. Bu cevap üzerine Hz. Ömer "Allah senden razı olsun"dedi ve ona bir yük yiyecek ile iki elbise verilmesini emretti. Ancak Umeyr yiyeceği kabul etmeyerek şöyle dedi: "Yiyecekler kalsın, çünkü ihtiyacım yoktur. Gelirken evde iki ölçek arpa vardı. Biz onu bitirinceye kadar da Allah Teâlâ rızkımızı gönderecektir. Elbiselere gelince onları alabilirim; çünkü elbisesi olmayan birini tanıyorum".

    Bundan kısa bir süre sonra Umeyr vefat etti. Hz. Ömer onun vefat ettiğini işittiğinde çok üzüldü ve kendisine Allah'tan rahmet diledi. Onun için Bâkiu'l-Ğarkad mezarlığına giderlerken Hz. Ömer yanındakilere "Her biriniz birşeyler temennî etsin!"buyurdu. Bunun üzerine birisi "Ey Mü'minlerin Emîri! Ben çok malım olup da Allah rızası için şu kadar köleyi azat etmek isterdim"dedi. Bir başkası "Ey Mü'minlerin Emiri! Ben de çok servet sahibi olup bunu Allah yolunda infak etmeyi isterdim"temennisinde bulundu. Bir diğeriyse şunları söyledi: "Güçlü kuvvetli birisi olup zemzem kuyusundan su çekerek Allah'ın Beyti'ni ziyarete gelenlere dağıtmayı çok isterdim". Sonunda da Hz. Ömer şunları söyledi: "Ben de yanımda Umeyr b. Sa'd gibi birisinin bulunup müslümanların işlerinde bana yardımcı olmasını isterdim"(1).

    [1] Ebu Nuaym, Hilye I/247 (Abdulmalik b. Hârun b. Antere'den, o babasından, o da kendi babasından); Heysemî IX/384 (Taberânî bir benzerini Umeyr b. Sa'd'dan); Kenz, VII/79 (Muhammed b. Müzâhim tarîkiyle).



  4. 13.Nisan.2011, 00:45
    2
    Özel Üye



    sahabi umeyr b.sa'd

    Umeyr b. Sa'd el Ensârî'nin Yaşantısı; Umeyr'in Humus'ta Valilik Yaptığı Sıralardaki Yaşantısı ve Hz. Ömer'in Onun Hakkında Söyledikleri
    Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayâtû's Sahâbe
    12.06.2006
    Hz. Ömer, Umeyr'i Humus'a vali olarak göndermişti. Ama aradan bir sene geçmesine rağmen ondan bir haber alamayınca katibini çağırarak, "Söyleyeceklerimi yaz! Ben Umeyr'in bize ihanet ettiği kanaatindeyim"dedi ve şu mektubu yazdırdı: "Mektubum eline geçtiğinde vakit kaybetmeksizin Medine'ye, yanıma gel. Gelirken müslümanların ganimetlerinden toplayabildiğini de beraberinde getir!". Umeyr mektubu alır almaz yol azığını bir dağarcığa koyup, su kırbası ve kabı ve bir de asasından ibaret eşyalarını da alarak Medine'ye doğru yola çıktı. Humus'tan Medine'ye kadar yürüyerek geldi. Yorgun-argın Medine'ye ulaştığında rengi solmuş, saçı-sakalı birbirine karışmış, üstü başı toz ve kir içerisinde kalmıştı. Doğruca Hz. Ömer'in yanına girerek "es-selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû (Selam, Allah'ın rahmet ve bereketi üzerine olsun!) ey Mü'minlerin Emîri!"diye selam verdi. Hz. Ömer "Ey Umeyr! Durumun nedir?"diye sordu. O da "Gördüğün gibi; vücudum sıhhatli, kanımsa tertemizdir. Ayrıca dünyayı da boynuzlarından tutmuş arkamdan sürüklemekteyim"cevabını verdi. Hz. Ömer "Beraberinde ne getirdin?"dedi. Umeyr de şunları söyledi: "Beraberimde içine azığımı koyduğum bir dağarcığım ve bir su kabım vardır. Acıktığımda dağarcığımdan yiyor, gerektiğinde de su kabını doldurarak guslediyor, ya da başımı ve elbiselerimi yıkıyorum. Yanımda ayrıca içerisine abdest ve içecek suyumu doldurduğum bir kırbayla, kendisine dayanarak yürüdüğüm bir asa vardır. Karşıma çıkan düşmanlara karşı da kendimi bu asa ile müdâfaa ediyorum. Allah'a yemin ederim ki dünya malı olarak yanımda bunlardan başka bir şey yoktur".

    Hz. Ömer ona "Peki sen Humus'tan buraya kadar yaya mı geldin?"diye sordu. Umeyr "Evet!"dedi. Hz. Ömer "Sana bineğini verebilecek bir arkadaşın da mı yoktu?"dedi. O "Kimse vermedi, ben de istemedim"cevabını verdi. Hz. Ömer'se "O, yanlarından geldiğin müslümanlar ne kötü insanlarmış!"dedi. Umeyr, de ona şunları söyledi: "Ey Ömer! Allah'tan kork! Allah Teâlâ sana gıybeti haram kılmamış mıdır? Ben yanlarından ayrılırken sabah namazını kıldıklarını bizzat gözlerimle gördüm". Hz. Ömer "Peki senden istediğimiz şeyler nerede? Ne yaptın?"diye sordu. Umeyr "Ey Mü'minlerin Emîri! Sen benden neyi soruyorsun?"deyince de "Sübhânallah!"dedi. Bunun üzerine Umeyr sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer seni üzmekten korkmasaydım haber verecektim. Beni gönderdiğinde Humus'a vardım. Oradaki sâlih, iyi insanları biraraya getirdim sonra da ganimetleri ve cizyeleri toplayıp getirmeleri için her birini bir yere gönderdim. Getirdikleri malları da verilmesi gereken yerlere verdim. O zaman elimde hiç bir şey kalmadı. Eğer senin için de birşeyler kalacak olsaydı mutlaka getirirdim".

    Hz. Ömer "Sen şimdi bize hiç bir şey getirmedin mi?"diye sordu. Umeyr "Hayır"dedi. Hz. Ömer "O halde ben de seni yine aynı göreve getiriyorum"dedi. Bunun üzerine Umeyr şunları söyledi: "Hayır, artık bitti. Bundan böyle ne senden ne de senden sonra gelecek olan halifelerin hiç birinden herhangi bir görev kabul etmeyeceğim. Allah'a yemin ederim ki o kadar uğraştığım halde yine de kendimi onun zararlarından koruyamadım. İyi biliyorum ki bu gelecekte de böyle olacaktır. Ben işbaşında bulunduğum bu süre içerisinde bir keresinde bir hristiyana "Allah seni rezil etsin!"dedim. Ey Ömer! Bu felaketi benim başıma sen getirdin! Yaşadığım günlerin en hayırsızı arkadaşlarımla birlikte ölmeyerek senin devrinde yaşadığım günlerdir". Sonra da izin isteyerek çıkıp evine gitti.

    Umeyr'in evi Medine'den birkaç mil uzaktaydı. Onun çıkışından sonra Hz. Ömer "Ben hâlâ onun bize ihanet ettiğinden kuşkulanıyorum"dedi ve oradakilerden Haris isminde birine yüz dinar vererek şunları söyledi: "Gidip Umeyr'e misafir ol. Eğer kendisinde servet sahibi olduğuna dair bir alamet görebilirsen gel bize haber ver. Aksi takdirde bu yüz dinarı ona bağışla!". Hâris gitti; oraya ulaştığında Umeyr'in bir duvar dibine oturup elbisesini temizlemekte olduğunu gördü. Yaklaştı ve selam verdi. O da selamını alarak "Buyur in, misafirim ol!"dedi. Sonra Hâris'e "Nereden geliyorsun?"diye sordu. O da "Medine'den geliyorum"dedi. Umeyr bu kez "Mü'minlerin Emîri nasıldır?"diye sordu. Haris "Bildiğim kadarıyla iyidir"cevabını verdi. Umeyr müslümanları sordu, o yine "Onlar da iyiler"dedi. Umeyr "Peki Mü'minlerin Emîri hadleri yerine getirip, cezaları uyguluyor mu?"dedi. Hâris şu cevabı verdi: "Evet; hatta zina eden kendi oğluna bile had vurdurdu ve o da bu yüzden öldü". Bunun üzerine Umeyr "Ey Rabb'im! Sen Ömer'e yardım et! Ben onun seni çok sevdiğini biliyorum"diye dua etti. Hâris onun yanında üç gün misafir kaldı. Fakat onlar günde ancak bir ekmeği bulabiliyorlardı. Bu yüzden aç kaldılar. Sonunda dayanamayacak bir hale gelen Umeyr üçüncü günü misafirine "Ey arkadaş! Sen bizi aç bıraktın. Eğer bizimle bir işin varsa söyle; yoksa buyur git!"dedi. Bunun üzerine Hâris yüz dinarı çıkararak Umeyr'e uzattı ve "Bunu sana Mü'minlerin Emîri göndermiştir"dedi. Umeyr de "Hayır, benim bunlara ihtiyacım yoktur. Sen onları yine Mü'minlerin Emîri'ne götür"dedi. Hanımı ise "Ey Umeyr! Niçin almıyorsun? Varsa ihtiyacımıza harcarsın; yoksa da fakir-fukaraya dağıtırsın"dedi. Umeyr'in "Bunları koyabileceğim bir kesem bile yok, alıp da ne yapacağım?"demesi üzerine de entarisinden bir parça kopararak ona verdi.

    Paraları, hanımının eteğinden kopararak verdiği bez parçasına saran Umeyr dışarı çıkarak bunları şehitlerin dul ve yetimlerine ve çevredeki fakirlere dağıttı. Sonra da evine döndü. "Acaba bana da birşeyler verir mi?"diye düşünmekte olan Hâris'e de "Mü'minlerin Emîri'ne benden selam söyle!"diyerek uğurladı. Medine'ye döndüğünde Hz. Ömer kendisine "Ne gördün?"diye sorunca Hâris "Ey Mü'minlerin Emîri! Onu çok şiddetli bir fakirlik ve sıkıntı içerisinde gördüm!"dedi. Hz. Ömer "Peki, dinarları ne yaptı?"diye sordu. Hâris de "Bilmiyorum!"dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer, Umeyr'e "Mektubumu alır almaz hiç vakit kaybetmeksizin bana gel"şeklinde bir mektup yazdı. Davetine icâbet ettiğinde de ona "Ey Umeyr! O yüz dinarı ne yaptın?"diye sordu. Umeyr "Ne yaptımsa yaptım? Bunu niçin soruyorsun?"dedi. Hz. Ömer "Sana Allah ile yemin verdiriyorum, o yüz dinarı ne yaptığını bana söyle"dedi. Umeyr de "Fakir-fukarâya dağıtarak kendime âhiret azığı yaptım"cevabım verdi. Bu cevap üzerine Hz. Ömer "Allah senden razı olsun"dedi ve ona bir yük yiyecek ile iki elbise verilmesini emretti. Ancak Umeyr yiyeceği kabul etmeyerek şöyle dedi: "Yiyecekler kalsın, çünkü ihtiyacım yoktur. Gelirken evde iki ölçek arpa vardı. Biz onu bitirinceye kadar da Allah Teâlâ rızkımızı gönderecektir. Elbiselere gelince onları alabilirim; çünkü elbisesi olmayan birini tanıyorum".

    Bundan kısa bir süre sonra Umeyr vefat etti. Hz. Ömer onun vefat ettiğini işittiğinde çok üzüldü ve kendisine Allah'tan rahmet diledi. Onun için Bâkiu'l-Ğarkad mezarlığına giderlerken Hz. Ömer yanındakilere "Her biriniz birşeyler temennî etsin!"buyurdu. Bunun üzerine birisi "Ey Mü'minlerin Emîri! Ben çok malım olup da Allah rızası için şu kadar köleyi azat etmek isterdim"dedi. Bir başkası "Ey Mü'minlerin Emiri! Ben de çok servet sahibi olup bunu Allah yolunda infak etmeyi isterdim"temennisinde bulundu. Bir diğeriyse şunları söyledi: "Güçlü kuvvetli birisi olup zemzem kuyusundan su çekerek Allah'ın Beyti'ni ziyarete gelenlere dağıtmayı çok isterdim". Sonunda da Hz. Ömer şunları söyledi: "Ben de yanımda Umeyr b. Sa'd gibi birisinin bulunup müslümanların işlerinde bana yardımcı olmasını isterdim"(1).

    [1] Ebu Nuaym, Hilye I/247 (Abdulmalik b. Hârun b. Antere'den, o babasından, o da kendi babasından); Heysemî IX/384 (Taberânî bir benzerini Umeyr b. Sa'd'dan); Kenz, VII/79 (Muhammed b. Müzâhim tarîkiyle).






+ Yorum Gönder