Konusunu Oylayın.: Kur´an ve sünnet ışığında cariyeler ve sömürülen cinsellikleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kur´an ve sünnet ışığında cariyeler ve sömürülen cinsellikleri
  1. 12.Nisan.2011, 07:53
    1
    Misafir

    Kur´an ve sünnet ışığında cariyeler ve sömürülen cinsellikleri






    Kur´an ve sünnet ışığında cariyeler ve sömürülen cinsellikleri Mumsema Kur´an ve sünnet ışığında cariyeler
    ve sömürülen cinsellikleri


  2. 12.Nisan.2011, 07:53
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 12.Nisan.2011, 11:06
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kur´an ve sünnet ışığında cariyeler ve sömürülen cinsellikleri




    Esir Ve Köle Kadınların Korunması


    Cahiliye devrinde, hür ve esir olmak üzere iki gruba ayrılan kadınlardan esir olanların toplumda çok kötü şartlarda yaşadık*ları anlaşılmaktadır. Buna yukarıda kısaca temas edilmiştir.
    Hz. Peygamber devrinde, bu anlayış yavaş yavaş değişir, Bütün insanların bir ana ve babadan geldikleri, eşit oldukları ve üstünlüğün ancak takva ile elde edilebileceği Kur'an ayetleriyle ifade edilmiştir. Ayrıca esirlerin hürriyete kavuşturulmasının da teşvik edildiği anlaşılmaktadır.
    Kur'ân'da esir statüsündeki cariye ve kölelerin, yemin,[589] zihar[590] ve yanlışlıkla adam Öldürme [591]suçlarını işleyen bir müslü-manın ceza olarak veya doğruya ulaşma gayesiyle [592]hürriyete kavuşturması emredilmektedir. Ayrıca anlaşma (mükatebe) ya*parak hürriyete kavuşmak isteyen esirlere yardım edilmesi isten-mistir.[593]
    Yine Kur'ân'da, esir kadınlarla evlenmeye teşvik edilen [594]müslümanlara, köle ve cariyeleri evlendirmeleri de emredilmek*tedir.[595] Zekat verme yükümlülüğü olan müslümanların, zekat verecekleri yerlerden biri de köle azat etmek için yapılan harca*malardır.[596] Zekat'tan ayrı "köleler uğrunda mal harcamak"[597] ve "ellerinizin altındakilere iyilik" etmek [598]gibi emir ve tavsiyeler de Kur'ân'da bulunmaktadır.
    Siyahı bir cariyesini azat edip, onunla evlenen Medineli Abdullah b. Revaha hakkında dedikodular başlayınca "inanan bir cariye, hoşunuza gitse de inanmayan bir kadından daha hayırlı*dır.[599]ayetinin nazil olduğu rivayet edilmektedir.[600] Hz. Peygamber'in, esir kadınlardan olan Safiyye ve Meymune'yi hürriye*te kavuşturup, onlarla evlendiği bilinmektedir. [601]Bu konuda O: "Kim cariyesini hürriyete kavuşturur ve onunla evlenirse ona iki ecir vardır"[602]diye buyurmaktadır. Yine Hz. Peygamber, esir ka*dınlara, kesinlikle haksızlık yapılmaması ve onlara iyi davranıl-nıası konusunda "Size, ellerinizin altındaki köle ve cariyelerinize iyilik yapmanızı tavsiye ederim. Onlara yediğinizden yedilin, giy*diğinizden giydirin."[603] demektedir.
    Kızı Fatıma'ya verdiği esir bir kadım dövmemesini[604] söyle*yen Hz. Peygamber, savaşlarda kadınların ve çocukların öldürül*mesini yasaklar. Nitekim O, Mute'ye gönderdiği orduya, bir seriy-yenin komutam olarak görevlendirdiği Ebu Katade'ye ve Huneyn'de Halid b. el-Velid'e kadın ve çocukları öldürmemelerini emreder.[605]
    Esir olarak getirilen kadınlar, Medine'de emniyetli bir yer olan Remle bint el-Haris isimli bir kadının evinde korunur ve on-laiîa iyi davranılır. Hz. Peygamber, Sefane bint Hatim et-Taî esir edilip Medine'ye getirildiği zaman, onun kabilesine dönmesi için yardım eder, elbise ve azık temin eder.[606]
    Mekke fethinden sonra yapılan Huneyn ve Taif harekâtından sonra ele geçirilen kadın esirler müslümanlara dağıtılır. Fakat kı*sa bir süre sonra serbest bırakılırlar. Hz. Peygamberin, bu esirler arasında bulunan süt kızkardeşleri Şeyma bint el-Hâris'e iyi davrandığı ve ona ganimetten ihsanda bulunduğu rivayet edilmekte*dir.[607]
    Arap yarımadasında, bu devirde esirleri barındıracak esir kampları bulunmadığı için ele geçirilen esirlerin askerlere dağı*tıldığı düşünülebilir. Hz. Peygamberin, yukarıda da ifade ettiği*miz gibi Medine'de farklı bir uygulama başlatarak, bu maksatla Remle bint el-Haris'in evini kullandığı ve esirlerin serbest bırakıl*ması konusunda kolaylıklar gösterdiği anlaşılmaktadır. Bazan müslümanlann yanında kalmayı tercih eden esir kadınlar çık*maktadır.[608]
    Bizans'tan dönen bir müslüman elçiyi soyan Hisma halkına Hz. Peygamber, Zeyd b. Harise komutasında bir seriyye gönderir. Zeyd yüz kadm ve çocukla beraber-ganimet de elde ederek Medi*ne'ye döner. Bölge halkı, Hz. Peygambere elçiler gönderip müslü*man olduklarım bildirince esirler serbest bırakılır ve ganimetler geri verilir.[609]
    Yine hicrî sekizinci senede Rukbe bölgesine Suca b. Vehb komutasında giden seriyyenin ele geçirdiği esir kadınlar serbest bırakılır.[610]
    İslâm'dan önce Medine, Hayber ve TeymâYahudilerinin ve Arapların, esir anne ile küçük çocuğunu birbirinden ayırdıkları ve ayrı ayrı sattıkları anlaşılmaktadır. Hz. Peygamberin, bu uygu*lamayı doğru kabul etmediği için, yasakladığı rivayet edilmekte*dir.[611]
    Berire isimli bir cariye, ancak dokuz yılda kazanabileceği bir para karşılığında, sahibiyle hürriyete kavuşma sözleşmesi (mu-katebe) yapar. Hz. Âişe bu parayı Ödemek isteyince, Berire'nin efendisi "vela" hakkını [612]kendi üzerine almak ister. Bunun üzerine Hz. Peygamber, parayı kim öderse "velâ" hakkının ona geçece*ğini açıklar ve Hz. Aişe'ye "Onu satın al ve hürriyete kavuştur. Çünkü vela hakkı, hürriyete kavuşturana aittir" der. Hz. Peygam*berin emrini yerine getiren Hz. Aişe, Berire'ye "cariyem" demek*tedir. Hürriyete kavuşan Berire'nin Hz. Âişe'nin evinde yaşadığı anlaşılmaktadır.[613]
    Buna göre cariye diye isimlendirilen kadınlardan bazılarının, esasen hürriyete kavuşturulmuş eski cariyeler oldukları söylene*bilir.
    Hz. Âişe'nin ayrıca Leyla isimli bir cariyeyi, Hz. Peygamberin ve eşlerinden Meymune ve Ummu Seleme'nin kadın ve erkek bazı esirleri hürriyete kavuşturdukları rivayet edilmektedir.[614]
    Cariyelerin, para veya başka gayelerle fuhşa zorlanması yasaklanmıştır. Abdullah b. Ubey b. Selul'un, müslüman olmuş cariyesini Bedir'de esir edilen yakışıklı bir erkekten çocuk sahibi olmak için zinaya zorladığı ve dövdüğü, bunun üzerine en-Nûr sûresinin 33. ayetinin nazil olduğu rivayet edilmektedir.[615]


    _____________________

    Not)Yukarıdaki yazıda da görüldüğü gibi Saadet asrında
    kadının ve cariyelerin cinselliğinin sömürülmesi söz konusu değildir.
    Bu sömürü cahiliye devrinde yapılıyordu.
    Kur'an ve Sünnet bu sömürülere son vermiştir.
    Hayırlarla kal.


  4. 12.Nisan.2011, 11:06
    2
    Silent and lonely rains



    Esir Ve Köle Kadınların Korunması


    Cahiliye devrinde, hür ve esir olmak üzere iki gruba ayrılan kadınlardan esir olanların toplumda çok kötü şartlarda yaşadık*ları anlaşılmaktadır. Buna yukarıda kısaca temas edilmiştir.
    Hz. Peygamber devrinde, bu anlayış yavaş yavaş değişir, Bütün insanların bir ana ve babadan geldikleri, eşit oldukları ve üstünlüğün ancak takva ile elde edilebileceği Kur'an ayetleriyle ifade edilmiştir. Ayrıca esirlerin hürriyete kavuşturulmasının da teşvik edildiği anlaşılmaktadır.
    Kur'ân'da esir statüsündeki cariye ve kölelerin, yemin,[589] zihar[590] ve yanlışlıkla adam Öldürme [591]suçlarını işleyen bir müslü-manın ceza olarak veya doğruya ulaşma gayesiyle [592]hürriyete kavuşturması emredilmektedir. Ayrıca anlaşma (mükatebe) ya*parak hürriyete kavuşmak isteyen esirlere yardım edilmesi isten-mistir.[593]
    Yine Kur'ân'da, esir kadınlarla evlenmeye teşvik edilen [594]müslümanlara, köle ve cariyeleri evlendirmeleri de emredilmek*tedir.[595] Zekat verme yükümlülüğü olan müslümanların, zekat verecekleri yerlerden biri de köle azat etmek için yapılan harca*malardır.[596] Zekat'tan ayrı "köleler uğrunda mal harcamak"[597] ve "ellerinizin altındakilere iyilik" etmek [598]gibi emir ve tavsiyeler de Kur'ân'da bulunmaktadır.
    Siyahı bir cariyesini azat edip, onunla evlenen Medineli Abdullah b. Revaha hakkında dedikodular başlayınca "inanan bir cariye, hoşunuza gitse de inanmayan bir kadından daha hayırlı*dır.[599]ayetinin nazil olduğu rivayet edilmektedir.[600] Hz. Peygamber'in, esir kadınlardan olan Safiyye ve Meymune'yi hürriye*te kavuşturup, onlarla evlendiği bilinmektedir. [601]Bu konuda O: "Kim cariyesini hürriyete kavuşturur ve onunla evlenirse ona iki ecir vardır"[602]diye buyurmaktadır. Yine Hz. Peygamber, esir ka*dınlara, kesinlikle haksızlık yapılmaması ve onlara iyi davranıl-nıası konusunda "Size, ellerinizin altındaki köle ve cariyelerinize iyilik yapmanızı tavsiye ederim. Onlara yediğinizden yedilin, giy*diğinizden giydirin."[603] demektedir.
    Kızı Fatıma'ya verdiği esir bir kadım dövmemesini[604] söyle*yen Hz. Peygamber, savaşlarda kadınların ve çocukların öldürül*mesini yasaklar. Nitekim O, Mute'ye gönderdiği orduya, bir seriy-yenin komutam olarak görevlendirdiği Ebu Katade'ye ve Huneyn'de Halid b. el-Velid'e kadın ve çocukları öldürmemelerini emreder.[605]
    Esir olarak getirilen kadınlar, Medine'de emniyetli bir yer olan Remle bint el-Haris isimli bir kadının evinde korunur ve on-laiîa iyi davranılır. Hz. Peygamber, Sefane bint Hatim et-Taî esir edilip Medine'ye getirildiği zaman, onun kabilesine dönmesi için yardım eder, elbise ve azık temin eder.[606]
    Mekke fethinden sonra yapılan Huneyn ve Taif harekâtından sonra ele geçirilen kadın esirler müslümanlara dağıtılır. Fakat kı*sa bir süre sonra serbest bırakılırlar. Hz. Peygamberin, bu esirler arasında bulunan süt kızkardeşleri Şeyma bint el-Hâris'e iyi davrandığı ve ona ganimetten ihsanda bulunduğu rivayet edilmekte*dir.[607]
    Arap yarımadasında, bu devirde esirleri barındıracak esir kampları bulunmadığı için ele geçirilen esirlerin askerlere dağı*tıldığı düşünülebilir. Hz. Peygamberin, yukarıda da ifade ettiği*miz gibi Medine'de farklı bir uygulama başlatarak, bu maksatla Remle bint el-Haris'in evini kullandığı ve esirlerin serbest bırakıl*ması konusunda kolaylıklar gösterdiği anlaşılmaktadır. Bazan müslümanlann yanında kalmayı tercih eden esir kadınlar çık*maktadır.[608]
    Bizans'tan dönen bir müslüman elçiyi soyan Hisma halkına Hz. Peygamber, Zeyd b. Harise komutasında bir seriyye gönderir. Zeyd yüz kadm ve çocukla beraber-ganimet de elde ederek Medi*ne'ye döner. Bölge halkı, Hz. Peygambere elçiler gönderip müslü*man olduklarım bildirince esirler serbest bırakılır ve ganimetler geri verilir.[609]
    Yine hicrî sekizinci senede Rukbe bölgesine Suca b. Vehb komutasında giden seriyyenin ele geçirdiği esir kadınlar serbest bırakılır.[610]
    İslâm'dan önce Medine, Hayber ve TeymâYahudilerinin ve Arapların, esir anne ile küçük çocuğunu birbirinden ayırdıkları ve ayrı ayrı sattıkları anlaşılmaktadır. Hz. Peygamberin, bu uygu*lamayı doğru kabul etmediği için, yasakladığı rivayet edilmekte*dir.[611]
    Berire isimli bir cariye, ancak dokuz yılda kazanabileceği bir para karşılığında, sahibiyle hürriyete kavuşma sözleşmesi (mu-katebe) yapar. Hz. Âişe bu parayı Ödemek isteyince, Berire'nin efendisi "vela" hakkını [612]kendi üzerine almak ister. Bunun üzerine Hz. Peygamber, parayı kim öderse "velâ" hakkının ona geçece*ğini açıklar ve Hz. Aişe'ye "Onu satın al ve hürriyete kavuştur. Çünkü vela hakkı, hürriyete kavuşturana aittir" der. Hz. Peygam*berin emrini yerine getiren Hz. Aişe, Berire'ye "cariyem" demek*tedir. Hürriyete kavuşan Berire'nin Hz. Âişe'nin evinde yaşadığı anlaşılmaktadır.[613]
    Buna göre cariye diye isimlendirilen kadınlardan bazılarının, esasen hürriyete kavuşturulmuş eski cariyeler oldukları söylene*bilir.
    Hz. Âişe'nin ayrıca Leyla isimli bir cariyeyi, Hz. Peygamberin ve eşlerinden Meymune ve Ummu Seleme'nin kadın ve erkek bazı esirleri hürriyete kavuşturdukları rivayet edilmektedir.[614]
    Cariyelerin, para veya başka gayelerle fuhşa zorlanması yasaklanmıştır. Abdullah b. Ubey b. Selul'un, müslüman olmuş cariyesini Bedir'de esir edilen yakışıklı bir erkekten çocuk sahibi olmak için zinaya zorladığı ve dövdüğü, bunun üzerine en-Nûr sûresinin 33. ayetinin nazil olduğu rivayet edilmektedir.[615]


    _____________________

    Not)Yukarıdaki yazıda da görüldüğü gibi Saadet asrında
    kadının ve cariyelerin cinselliğinin sömürülmesi söz konusu değildir.
    Bu sömürü cahiliye devrinde yapılıyordu.
    Kur'an ve Sünnet bu sömürülere son vermiştir.
    Hayırlarla kal.





+ Yorum Gönder