Konusunu Oylayın.: Kabir Ziyareti, Ölüye Dua ve Bununla İlgili Hükümler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kabir Ziyareti, Ölüye Dua ve Bununla İlgili Hükümler
  1. 09.Nisan.2011, 23:52
    1
    Misafir

    Kabir Ziyareti, Ölüye Dua ve Bununla İlgili Hükümler






    Kabir Ziyareti, Ölüye Dua ve Bununla İlgili Hükümler Mumsema Kabir Ziyareti, Ölüye Dua ve Bununla İlgili Hükümler


  2. 10.Nisan.2011, 07:53
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Kabir Ziyareti, Ölüye Dua ve Bununla İlgili Hükümler




    YATIR, TÜRBE VE KABIR ZIYARETI

    Kabır konusu eskiden beri, insanların sapmalarına ve tevhit inancına şirk karıştırmalarına sebep olan konulardandır. Bu yüzden Peygamberimiz (s.a.s.), İslam`ın ilk devirlerinde kabır ziyaretirii bütünüyle yasaklamıştı. Sonra müslümanların tevhidi ve şirki iyi öğrenmeleriyle; "Size kabır ziyaretini yasaklamıştım, artık kabırleri ziyaret edin; çünkü onlar size âhireti hatırlatır" (Müslim, cenâiz 105,108, edâhi 37; Ebû Dâvûd, cenâiz 75; Tirmizî, cenâiz 60; Nesâî, cenâiz 100,101.) buyurdu. Böylece hem kabır ziyareti serbest edildi, hem de ziyaret sebebi açıklanmış oldu: Kabırde yatan zatın da birgün diri olduğunu, ölümün, onu sevdiklerinden ayırdığını, kendisinin de nihayet öleceğini, öbür âlemde hesabın, kitabın bulunacağını... düşünmek, böylece kalbinin yumuşaması ve isyanların tâata dönüşmesi.

    Yukarıda anlamını verdiğimiz hadîs. kadın erkek ayırmadığı için, bir kısım fıkıhçılar, kadınların da kabırleri, şartlarına uyarak ziyaret etmelerinden sakınca olmadığını söylemişlerdir.

    Ancak bu konuda değişik görüşte olan bilginler vardır. Ebû Dâvûd adlı hadîs kitabında yer alan "Allah Rasûlü (s.a.s.) kabırleri ziyaret eden kadınlarla, kabristana mescid yapanlara ve mum yakanlara lânet etti" (Ebû Dâvûd, cenâiz 78; Tirmizî, salât 121; Nesâî, cenâiz 104; Müsned I/225.) hadîs-i serîfini değerlendiren bazı âlimler, kabır ziyareti konusunda kadınlara değil, sadece erkeklere izin verildığını söylemişlerdir. (bk. Davudoğlu, Müslim Serhi V/258. ) Ibn Abdilber: "Ancak bu yasak, kabır ziyaretine izin verilmeden önce olmuş olabilir" dedikten sonra: "Kadın için ocağının başında oturmaktan daha güzel bir şey yoktur. Gerçekten bilginlerin çoğu kadınların namaz için mescitlere gitmesini mekruh sayınıslardır. Kabristana gitmelerini mekruh görmez olurlar mi? Öyle zannediyoruin ki, cumanın kadınlara farz olmayısi, sırf onları diğer konularda dışarıya çıkmaktan alıkoymak içindir" der.

    Islâm âlimlerinden bazıları da. ihtiyar kadınlarla genç kadınlar arasında ve erkeklere karısınıadan kabır ziyaretine gidenlerle erkeklere karışık ziyaret edenler arasında fark gözetmişlerdir.

    Kurtubî : "Genç kadınlara kabır ziyaretine çıkmak haramdır. Fakat ihtiyar olanlara serbesttir. Erkeklerden ayrı olursa kabır ziyareti hepsine câizdir" demektedir. (age. V/260. )

    Buhâri`yi açıklayan Aynî, kabır ziyareti ile ilgili hadîsi açıkladıktan sonra : "Sözün özü, kabır ziyareti kadınlara mekruhtur, hattâ haramdır. Hele de Mısır kadınlarına. Çünkü onların ziyarete çıkması (gösterişli oldukları için) fitne ve fesada sebeb olabilir. Halbuki kabır ziyaretine, âhireti hatırladığı ve geçenlerden ibret almak ve dünyaya dalmamak için izin verilmişti" demektedir. (age. V/261.)

    Özetlersek, özellikle Hanefi âlimler, kabır ziyaretine izin veren hadisin daha sonra varid olduğunu, kadını da erkeğide içine aldığını, buna göre kabır ziyaretinin kadın için de caiz bulunduğunu söylerler. Ihtiyatli olan ise ziyaret etmemeleridir.

    Kabır ziyaretine izin verilen ziyaretçi, önce kabre "es-selâmü aleyküm! Ey mü`minler yurdunun toplulugu. Biz de insaallah size kavusacağız. Allah size de bize de âfiyet versin" diye selâm verir. Sonra kabrin ayak tarafında ayakta durur ve Kur`ân okuyarak, Allah`tan, sevabını ona ulaştırrnasini diler, onun için de, kendisi için de, bütün mü`minler için de bağışlanma diler.

    Elmalı`li merhum; Allah Rasûlü`nün kabır ziyareti öğretisinde ve fıkıh kitaplarının bu konudaki açıklamalarında "ölülerden birşey istemek, yetiş ya fülân, gibi imdat dilemek yoktur, sadece selâm vardır... Allah için halka yardım etmek güzel, övgüye değer ve istenen bir is olmakla beraber, halktan istemek, yerilen. nahoş bir davranıştır. Dirilerden istenmesi câiz olmayan şeyleri ölülerden istemenin hiç yakışmayacağı da son derece açıktır" (Elmalıli IX/6051-52.) der. Birçok Islâm âlimi, ölülerden birşey istemenin küfür ve şirk olduğunu söyler. Çünkü Allah bize "Fâtiha Sûresi" nde, günde en az onyedi defa; "ancak senden yardım isteriz" dedirtir ve bu antlasmayı sürekli yeniletir. Artık insanın O`ndan başkasından birşey istemesi, günde onyedi, ya da kırk kez verdiği sözde durmaması anlamına gelir. Başkasından yardım isteme meselesi bu kadar önemli olduğu için, Allah onu bu derece çok tekrar ettirmektedir.

    Artık, evlenemediği, çocuğu olmadığı, ya da yaşamadığı, kocasıyla geçinemediği vs. şeyler için, orada buradaki türbelere giden, hiristiyan âdetlerine uyarak, mum yakan, purçuk bağlayan, seker dagitan, mürüvvet arayan zavallılara acımaktan başka birşey yapamadığimiz için, dövünmek gerekir. Şahsen biz onların, varsa imanlarıyla beraber bu yolda paralarını da yitirdiklerine ve dertlerine dert katmış olarak döndüklerine inanırız Hacıbayram, Eyüp Sultan, Sehzadebaşı, tellibaba, şu baba, bu baba, falanca dede türbelerine gidenler, cahil ve biçâre insanların, putların önünde secde eder gibi yakarışlarını ve bu cahil bırakılmış duyguları istismar eden bir sürü inanç simsarıni ibretle göreceklerdir.

    Ancak bu büyük zatlara, bir insan çerçevesi içerisinde olan sevgi ve saygısından ötürü, onları ziyaret edip bir fatiha ile de olsa bir hediye gönderenleri, ölümü yaşar gibi hissedenleri öbürlerinden ayırmak gerekir. Peygamberimiz, "Lezzetleri parça parça eden ölümü çok anın!" buyurur. (Tirmizî, kiyâme 26, Zühd 4; Nesâî, cenâiz 3; Ibn Mâce, Zühd 31;Müsned N/293.)

    Az önce sözünü ettiğimiz maksatlarla türbeleri ziyaret edenlere şunu tavsiye edebiliriz: Eğer, Allah`ın bir nimeti olarak İslam`ın önem verdiği tıbbın çâre bulamayacağı bir derdiniz varsa uzun süre helâl rızıkla beslendikten sonra, gecelerin son üçte birinde kalk, abdest al, iki rekat namaz kil, kıbleye dönerek, edep çerçevesi içerisinde Allah`tan, derdine çâre iste, agla, yalvar. Bir defa, on defa, yüz defa iste.... Isteğinin mutlaka duyulduğuna, kaydedildiğine, dilekçene mutlaka cevap verileceğine kesin inanarak iste. Bir gün kapıların açıldığını ve arzuna kavuştugunu göreceksin. Yine bu maksatla Ramazanları kaçırma. Hiçbir gece aksatılmadan bir Ramazan boyunca yapılan nice duânin kabul edildiğini görmüşüzdür. Çünkü böyle yapanın Kadir Gecesine isabet edeceği kesindir. Ancak şu noktaları unutma: Duân kabul edilmedikçe Allah`a kırılma, usanma, israr et ve kabul olunacağına kesin gözüyle bak. Allah duâdaki ısrarı sever, bununla övünür.(Kabır ziyareti konusunda geniş bilgi için bk. Hattab es-Subkî, el-Menhel IX/102.)
    Yazar: İslam Fıkhı Ansiklopedisi


  3. 10.Nisan.2011, 07:53
    2
    Üye



    YATIR, TÜRBE VE KABIR ZIYARETI

    Kabır konusu eskiden beri, insanların sapmalarına ve tevhit inancına şirk karıştırmalarına sebep olan konulardandır. Bu yüzden Peygamberimiz (s.a.s.), İslam`ın ilk devirlerinde kabır ziyaretirii bütünüyle yasaklamıştı. Sonra müslümanların tevhidi ve şirki iyi öğrenmeleriyle; "Size kabır ziyaretini yasaklamıştım, artık kabırleri ziyaret edin; çünkü onlar size âhireti hatırlatır" (Müslim, cenâiz 105,108, edâhi 37; Ebû Dâvûd, cenâiz 75; Tirmizî, cenâiz 60; Nesâî, cenâiz 100,101.) buyurdu. Böylece hem kabır ziyareti serbest edildi, hem de ziyaret sebebi açıklanmış oldu: Kabırde yatan zatın da birgün diri olduğunu, ölümün, onu sevdiklerinden ayırdığını, kendisinin de nihayet öleceğini, öbür âlemde hesabın, kitabın bulunacağını... düşünmek, böylece kalbinin yumuşaması ve isyanların tâata dönüşmesi.

    Yukarıda anlamını verdiğimiz hadîs. kadın erkek ayırmadığı için, bir kısım fıkıhçılar, kadınların da kabırleri, şartlarına uyarak ziyaret etmelerinden sakınca olmadığını söylemişlerdir.

    Ancak bu konuda değişik görüşte olan bilginler vardır. Ebû Dâvûd adlı hadîs kitabında yer alan "Allah Rasûlü (s.a.s.) kabırleri ziyaret eden kadınlarla, kabristana mescid yapanlara ve mum yakanlara lânet etti" (Ebû Dâvûd, cenâiz 78; Tirmizî, salât 121; Nesâî, cenâiz 104; Müsned I/225.) hadîs-i serîfini değerlendiren bazı âlimler, kabır ziyareti konusunda kadınlara değil, sadece erkeklere izin verildığını söylemişlerdir. (bk. Davudoğlu, Müslim Serhi V/258. ) Ibn Abdilber: "Ancak bu yasak, kabır ziyaretine izin verilmeden önce olmuş olabilir" dedikten sonra: "Kadın için ocağının başında oturmaktan daha güzel bir şey yoktur. Gerçekten bilginlerin çoğu kadınların namaz için mescitlere gitmesini mekruh sayınıslardır. Kabristana gitmelerini mekruh görmez olurlar mi? Öyle zannediyoruin ki, cumanın kadınlara farz olmayısi, sırf onları diğer konularda dışarıya çıkmaktan alıkoymak içindir" der.

    Islâm âlimlerinden bazıları da. ihtiyar kadınlarla genç kadınlar arasında ve erkeklere karısınıadan kabır ziyaretine gidenlerle erkeklere karışık ziyaret edenler arasında fark gözetmişlerdir.

    Kurtubî : "Genç kadınlara kabır ziyaretine çıkmak haramdır. Fakat ihtiyar olanlara serbesttir. Erkeklerden ayrı olursa kabır ziyareti hepsine câizdir" demektedir. (age. V/260. )

    Buhâri`yi açıklayan Aynî, kabır ziyareti ile ilgili hadîsi açıkladıktan sonra : "Sözün özü, kabır ziyareti kadınlara mekruhtur, hattâ haramdır. Hele de Mısır kadınlarına. Çünkü onların ziyarete çıkması (gösterişli oldukları için) fitne ve fesada sebeb olabilir. Halbuki kabır ziyaretine, âhireti hatırladığı ve geçenlerden ibret almak ve dünyaya dalmamak için izin verilmişti" demektedir. (age. V/261.)

    Özetlersek, özellikle Hanefi âlimler, kabır ziyaretine izin veren hadisin daha sonra varid olduğunu, kadını da erkeğide içine aldığını, buna göre kabır ziyaretinin kadın için de caiz bulunduğunu söylerler. Ihtiyatli olan ise ziyaret etmemeleridir.

    Kabır ziyaretine izin verilen ziyaretçi, önce kabre "es-selâmü aleyküm! Ey mü`minler yurdunun toplulugu. Biz de insaallah size kavusacağız. Allah size de bize de âfiyet versin" diye selâm verir. Sonra kabrin ayak tarafında ayakta durur ve Kur`ân okuyarak, Allah`tan, sevabını ona ulaştırrnasini diler, onun için de, kendisi için de, bütün mü`minler için de bağışlanma diler.

    Elmalı`li merhum; Allah Rasûlü`nün kabır ziyareti öğretisinde ve fıkıh kitaplarının bu konudaki açıklamalarında "ölülerden birşey istemek, yetiş ya fülân, gibi imdat dilemek yoktur, sadece selâm vardır... Allah için halka yardım etmek güzel, övgüye değer ve istenen bir is olmakla beraber, halktan istemek, yerilen. nahoş bir davranıştır. Dirilerden istenmesi câiz olmayan şeyleri ölülerden istemenin hiç yakışmayacağı da son derece açıktır" (Elmalıli IX/6051-52.) der. Birçok Islâm âlimi, ölülerden birşey istemenin küfür ve şirk olduğunu söyler. Çünkü Allah bize "Fâtiha Sûresi" nde, günde en az onyedi defa; "ancak senden yardım isteriz" dedirtir ve bu antlasmayı sürekli yeniletir. Artık insanın O`ndan başkasından birşey istemesi, günde onyedi, ya da kırk kez verdiği sözde durmaması anlamına gelir. Başkasından yardım isteme meselesi bu kadar önemli olduğu için, Allah onu bu derece çok tekrar ettirmektedir.

    Artık, evlenemediği, çocuğu olmadığı, ya da yaşamadığı, kocasıyla geçinemediği vs. şeyler için, orada buradaki türbelere giden, hiristiyan âdetlerine uyarak, mum yakan, purçuk bağlayan, seker dagitan, mürüvvet arayan zavallılara acımaktan başka birşey yapamadığimiz için, dövünmek gerekir. Şahsen biz onların, varsa imanlarıyla beraber bu yolda paralarını da yitirdiklerine ve dertlerine dert katmış olarak döndüklerine inanırız Hacıbayram, Eyüp Sultan, Sehzadebaşı, tellibaba, şu baba, bu baba, falanca dede türbelerine gidenler, cahil ve biçâre insanların, putların önünde secde eder gibi yakarışlarını ve bu cahil bırakılmış duyguları istismar eden bir sürü inanç simsarıni ibretle göreceklerdir.

    Ancak bu büyük zatlara, bir insan çerçevesi içerisinde olan sevgi ve saygısından ötürü, onları ziyaret edip bir fatiha ile de olsa bir hediye gönderenleri, ölümü yaşar gibi hissedenleri öbürlerinden ayırmak gerekir. Peygamberimiz, "Lezzetleri parça parça eden ölümü çok anın!" buyurur. (Tirmizî, kiyâme 26, Zühd 4; Nesâî, cenâiz 3; Ibn Mâce, Zühd 31;Müsned N/293.)

    Az önce sözünü ettiğimiz maksatlarla türbeleri ziyaret edenlere şunu tavsiye edebiliriz: Eğer, Allah`ın bir nimeti olarak İslam`ın önem verdiği tıbbın çâre bulamayacağı bir derdiniz varsa uzun süre helâl rızıkla beslendikten sonra, gecelerin son üçte birinde kalk, abdest al, iki rekat namaz kil, kıbleye dönerek, edep çerçevesi içerisinde Allah`tan, derdine çâre iste, agla, yalvar. Bir defa, on defa, yüz defa iste.... Isteğinin mutlaka duyulduğuna, kaydedildiğine, dilekçene mutlaka cevap verileceğine kesin inanarak iste. Bir gün kapıların açıldığını ve arzuna kavuştugunu göreceksin. Yine bu maksatla Ramazanları kaçırma. Hiçbir gece aksatılmadan bir Ramazan boyunca yapılan nice duânin kabul edildiğini görmüşüzdür. Çünkü böyle yapanın Kadir Gecesine isabet edeceği kesindir. Ancak şu noktaları unutma: Duân kabul edilmedikçe Allah`a kırılma, usanma, israr et ve kabul olunacağına kesin gözüyle bak. Allah duâdaki ısrarı sever, bununla övünür.(Kabır ziyareti konusunda geniş bilgi için bk. Hattab es-Subkî, el-Menhel IX/102.)
    Yazar: İslam Fıkhı Ansiklopedisi





+ Yorum Gönder