Konusunu Oylayın.: Mehdinin çıkaracağı tabutu sekine nerdedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Mehdinin çıkaracağı tabutu sekine nerdedir?
  1. 07.Nisan.2011, 15:00
    1
    Misafir

    Mehdinin çıkaracağı tabutu sekine nerdedir?

  2. 08.Nisan.2011, 08:07
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Mehdinin çıkaracağı tabutu sekine nerdedir?




    “Peygamberleri devamla şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alâmeti, size içinde Rabbinizden bir sekîne ile Mûsâ ve Harun’un manevî mirasından bir bakiyyenin bulunduğu ve meleklerce taşınan bir sandığın gelmesidir. Eğer iman etmeye niyetli iseniz bunda, elbette sizin için delil vardır.”(Bakara, 2/248)

    Yukarıda mealini verdiğimiz ayetin tasviri de Tabut’un maddî olduğunu göstermektedir.

    Kaynaklarda Tabut hakkında çok farklı rivayetler vardır. Hepsindeki ortak nokta şudur ki; Hz. Musa (as)’ın vefatından sonra, Yahudiler Allah’a isyan etmeye, hak yoldan çıkmaya başladılar. Bu sebeple Allah Amalikaları onlara musallat etti ve sandığı onlardan aldılar. Nihayet Talut’un melikliğine bir alamet olarak geri geldi.(bk. Alusî, Bakar, 248. ayetin tefsiri).

    Eski Ahitteki bilgiye göre, Sandık Yahudilerle savaşan Filistinliler tarafından alınıp götürülmüş, fakat onların elinde sadece yedi ay kalmıştır. Allah’ın başlarına getirdiği değişik musibetlerin sebebi olarak gördükleri sandığı tekrar götürüp yerine (Beytu’ş-şems’e) teslim etmek zorunda kalmışlardır.(bk. Samvail el-evvel, el-Eshah: 6/1).

    Bu açıklamalar da Tabut’un maddî bir sandık olduğunu göstermektedir.

    Akdu’d-dürer fi Ahbari’l-Muntazar (1/34-şamile) adlı eserde, söz konusu tabutun Hz. Mehdi zamanında Taberiye göletinden çıkarılacağına dair bilgi yer almaktadır.

    Eğer söz konusu hadis rivayeti sahih ise, bu durumda ilgili ayetle bir paralellik kurulabilir. O takdire, söz konusu tabutun kaybolması özellikle o devirde İsrailoğulları için bir hezimet alameti olduğu gibi, onun yeniden bulunması, onların zaferlerinin nişanesi oldu.

    Onun Hz. Mehdi devrinde yeniden bulunması da inkarcılar karşısında hezimete uğrayan Müslümanların da hâkimiyetine bir alamet olabilir. Bu gibi bilgiler genellikle yorum olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, Mehdi kelimesinin “Antakya’daki sandığı bulacağı” anlamında olduğuna dair açıklama, ilgili rivayet doğrultusunda yapılan bir yorumdur.

    Mehdi kelimesinin maddî bir sandukçayı bulmaktan çok, manevî bir sandukça olan Allah’ın rızasına götüren hazineye ulaşan kimseyi ifade etmektedir. Bu maddî sandık, o manevî sandığın bir nişanesi gibi görülebilir.

    Mehdi, Allah tarafından -Fatiha suresinde işaret edilen- sırat-ı müstakime hidayet edilmiş / dosdoğru yola iletilmiş kimse demektir. Nitekim, hadiste dört raşit halife için de “sünnetü’l-hulefai’r-raişidine’l-mehdiyyin=hidayete erdirilmiş raşid halifeler yolu” ifadesi kullanılmaktadır(bk. Ahmed b. Hanbel, 4/126).

    Bize göre, Hz. Mehdi -genel olarak istikamet yolunu takip eden bir zat olması yanında, bir gece gibi çok kısa bir zaman diliminde -harikulade bir şekilde- özel bir lütufla, takvayla, ferasetle dopdolu, yepyeni bir şahsiyete kavuşturulduğu için kendisine bu unvan verilmiştir.

    Nitekim bir hadiste Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur:

    “Mehdi, Ehl-i beyttendir, Allah onu bir gecede ıslah eder.”(Kenzu’l-Ummal, h. No: 38664).

    Burada yer alan “ıslah” kavramı, ifade ettiğimiz gibi yepyeni bir şahsiyete kavuşturmak anlamındadır. Yoksa, halk arasında bilinen “ıslah” manasında değildir, olamaz da.



  3. 08.Nisan.2011, 08:07
    2
    Editör



    “Peygamberleri devamla şöyle dedi: “Onun hükümdarlığının alâmeti, size içinde Rabbinizden bir sekîne ile Mûsâ ve Harun’un manevî mirasından bir bakiyyenin bulunduğu ve meleklerce taşınan bir sandığın gelmesidir. Eğer iman etmeye niyetli iseniz bunda, elbette sizin için delil vardır.”(Bakara, 2/248)

    Yukarıda mealini verdiğimiz ayetin tasviri de Tabut’un maddî olduğunu göstermektedir.

    Kaynaklarda Tabut hakkında çok farklı rivayetler vardır. Hepsindeki ortak nokta şudur ki; Hz. Musa (as)’ın vefatından sonra, Yahudiler Allah’a isyan etmeye, hak yoldan çıkmaya başladılar. Bu sebeple Allah Amalikaları onlara musallat etti ve sandığı onlardan aldılar. Nihayet Talut’un melikliğine bir alamet olarak geri geldi.(bk. Alusî, Bakar, 248. ayetin tefsiri).

    Eski Ahitteki bilgiye göre, Sandık Yahudilerle savaşan Filistinliler tarafından alınıp götürülmüş, fakat onların elinde sadece yedi ay kalmıştır. Allah’ın başlarına getirdiği değişik musibetlerin sebebi olarak gördükleri sandığı tekrar götürüp yerine (Beytu’ş-şems’e) teslim etmek zorunda kalmışlardır.(bk. Samvail el-evvel, el-Eshah: 6/1).

    Bu açıklamalar da Tabut’un maddî bir sandık olduğunu göstermektedir.

    Akdu’d-dürer fi Ahbari’l-Muntazar (1/34-şamile) adlı eserde, söz konusu tabutun Hz. Mehdi zamanında Taberiye göletinden çıkarılacağına dair bilgi yer almaktadır.

    Eğer söz konusu hadis rivayeti sahih ise, bu durumda ilgili ayetle bir paralellik kurulabilir. O takdire, söz konusu tabutun kaybolması özellikle o devirde İsrailoğulları için bir hezimet alameti olduğu gibi, onun yeniden bulunması, onların zaferlerinin nişanesi oldu.

    Onun Hz. Mehdi devrinde yeniden bulunması da inkarcılar karşısında hezimete uğrayan Müslümanların da hâkimiyetine bir alamet olabilir. Bu gibi bilgiler genellikle yorum olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin, Mehdi kelimesinin “Antakya’daki sandığı bulacağı” anlamında olduğuna dair açıklama, ilgili rivayet doğrultusunda yapılan bir yorumdur.

    Mehdi kelimesinin maddî bir sandukçayı bulmaktan çok, manevî bir sandukça olan Allah’ın rızasına götüren hazineye ulaşan kimseyi ifade etmektedir. Bu maddî sandık, o manevî sandığın bir nişanesi gibi görülebilir.

    Mehdi, Allah tarafından -Fatiha suresinde işaret edilen- sırat-ı müstakime hidayet edilmiş / dosdoğru yola iletilmiş kimse demektir. Nitekim, hadiste dört raşit halife için de “sünnetü’l-hulefai’r-raişidine’l-mehdiyyin=hidayete erdirilmiş raşid halifeler yolu” ifadesi kullanılmaktadır(bk. Ahmed b. Hanbel, 4/126).

    Bize göre, Hz. Mehdi -genel olarak istikamet yolunu takip eden bir zat olması yanında, bir gece gibi çok kısa bir zaman diliminde -harikulade bir şekilde- özel bir lütufla, takvayla, ferasetle dopdolu, yepyeni bir şahsiyete kavuşturulduğu için kendisine bu unvan verilmiştir.

    Nitekim bir hadiste Peygamberimiz (a.s.m) şöyle buyurmuştur:

    “Mehdi, Ehl-i beyttendir, Allah onu bir gecede ıslah eder.”(Kenzu’l-Ummal, h. No: 38664).

    Burada yer alan “ıslah” kavramı, ifade ettiğimiz gibi yepyeni bir şahsiyete kavuşturmak anlamındadır. Yoksa, halk arasında bilinen “ıslah” manasında değildir, olamaz da.






+ Yorum Gönder