Konusunu Oylayın.: İstanbul ile ilgili gezi yazıları

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 22 kişi
İstanbul ile ilgili gezi yazıları
  1. 07.Nisan.2011, 00:21
    1
    Misafir

    İstanbul ile ilgili gezi yazıları






    İstanbul ile ilgili gezi yazıları Mumsema İstanbul ile ilgili bir gezi yazısı örneği arıyorum İstanbul hakkında gezi yazısı yazar mısınız ?


  2. 07.Nisan.2011, 00:21
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 07.Nisan.2011, 09:52
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: istanbul ile ilgili gezi yazıları




    İstanbul Gizemli Sarnıcına Bir gezinti
    Sultanahmet Camii (1617) ve Ayasofya (537), iki büyük imparatorluğa başkent olmuş İstanbul’un en çok gezilen yerleri arasında ilk sırayı alır. Tüm dünyada Blue Mosque (Mavi Cami) olarak tanınan Sultanahmet Camii ve antik dünyanın sekizinci harikası sayılan Ayasofya ile birlikte burada görülecek o kadar çok yer var ki İstanbul’un tarihi yarımadasını gezmeye bir gün yetmez. Topkapı Sarayı’ndan başka İstanbul’un en eski anıtı kabul edilen dört bin yıllık Dikilitaş ve antik hipodrom kalıntıları arasında yer alan Yılanlı ve Örme sütunlar, Türk İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılan İbrahimpaşa Sarayı, Haseki Sultan Hamamı, Alman Çeşmesi, Mozaik Müzesi ve tarihi evlerin yer aldığı Sultanahmet’in bir başka görmeye değer yeri ise Yerebatan Sarayı’dır.

    6.yy İstanbul’unun su deposu olarak inşa edilen ve bugün tavanının üzerinden Eminönü-Zeytinburnu tramvay hattının geçtiği sarnıcın günümüze kadar gelmiş olması şaşırtıcıdır. İstanbul’a ait kaynaklarda Yerebatan Sarayı’ndan başka Bazilika Sarnıcı veya Bizans Sarnıcı olarak da anılan bu çok özgün ve gizemli mekan, zamanla yere batmış bir sarayı andırdığı kadar Kapadokya’daki yeraltı kiliselerine de benziyor. Bir başka rivayet de isminin sarnıcın yakınındaki eski bir bazilikadan geldiği şeklinde.

    Tam 336 mermer sütunu bulunan Yerebatan Sarayı yanlışlıkla bir başka Bizans eseri olan Binbirbirdirek Sarnıcı ile karıştırılır, 4.yy’a tarihlenen ve 212’si günümüze kadar gelen 224 sütunlu Binibirdirek Sarnıcı İstanbul’un bir başka tarihi mekanıdır.

    İstanbul’un en büyük sarnıcı olan Yerebatan’ın, Ayasofya meydanına açılan Yerebatan caddesindeki küçük kapısı kolayca fark edilmez ama içine girdikten sonra karşılaştığımız ve ışıklandırılmış sütun ormanın sudaki yansımaları ile birlikte yarattığı görüntüden etkilenmemek olanaksızdır. İmparator 1. Justinyen tarafından yaptırılan (532) sarnıcın büyüklüğünün kaynaklardaki farklı rakamlar nedeniyle 10 bin metrekare civarında olduğunu anlıyoruz. 12 x 28 sıra halinde dizilen sütunlar üzerinde tuğla ile yapılmış çapraz tonozlar yer almaktadır. Her biri sekiz metre yüksekliğindeki sütunlar beşer metre aralıklarla yerleştirilmiştir.

    Suyu 19 km uzaklıktaki Belgrad Ormanı’ndan Cebeciköy Kemeri ile getirilen ve Bizans İmparatorluğu’nda olduğu gibi daha sonra Osmanlı İmparatorluğu döneminde kentin su ihtiyacını karşılamak için kullanılan sarnıcın mevsimlere ve zamana göre değişen su seviyesi mermer sütunlar üzerindeki izlerden anlaşılmaktadır. Bir dönem kaderine terkedilen Yerebatan’ın zemini, barajlarda olduğu gibi zamanla biriken çamur nedeniyle yükselmiş.

    Yerebatan’a 1980’li yıllarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yerebatan’a sahip çıkar. Önce tabanda biriken bir metre yüksekliğindeki çamur temizlenmiş ve orijinal tuğla taban ortaya çıkarılmış. Ayrıca gene bu temizlik esnasında ortaya çıkan ve çamurun içinde kaldığı için o zamana kadar bilinmeyen Meduza heykelleri bugün sarnıcın en çok ilgi gören yerlerinden. Meduza kafaları sarnıcın bir köşesindeki iki sütunun altına ters çevrilmiş olarak yerleştirilmiş. Antik dönemde yüzüne bakanların taş kesildiğine ve kenti kötülüklerden koruduğuna inanılan Meduza başlı sütunlar sarnıcın girişe göre sol arka köşesinde görülebilir. Sarnıç gezisinde diğer sütunlara da dikkat edilmelidir. Zamanında farklı tapınaklardan getirilerek burada kullanıldığı anlaşılan sütunlar içinde, kimisi üzerindeki gözyaşı motifiyle diğerlerinden ayrılırken pek çoğu Korint üslubundaki başlıklarıyla dikkat çeker.

    Yerebatan Sarnıcı, bugün su seviyesinin biraz üstünde yapılan bir platform üzerinde yürünerek gezilebiliyor. Bu platform ile birlikte oluşturulan sahnede ziyaretçilere canlı müzik sunulduğu gibi zaman zaman sufi veya klasik müzik konserleri de düzenleniyor. Yerebatan sarnıcı 2008 yılından itibaren İstanbul Uluslararası Şiir Festivali’ne ev sahipliği yapan mekanlar arasında yer alacak.

    İstanbul’un mutlaka görülmesi gereken yerlerinden olan Yerebatan Sarnıcı her gün 9-18 saatleri arasında 3 YTL (yabancılara 10 YTL) karşılığı bir biletle gezilebiliyor.


    İstanbul'un Gizemli Sarnıcı;
    Yazı ve Fotoğraf: Timur ÖZKAN


  4. 07.Nisan.2011, 09:52
    2
    Silent and lonely rains



    İstanbul Gizemli Sarnıcına Bir gezinti
    Sultanahmet Camii (1617) ve Ayasofya (537), iki büyük imparatorluğa başkent olmuş İstanbul’un en çok gezilen yerleri arasında ilk sırayı alır. Tüm dünyada Blue Mosque (Mavi Cami) olarak tanınan Sultanahmet Camii ve antik dünyanın sekizinci harikası sayılan Ayasofya ile birlikte burada görülecek o kadar çok yer var ki İstanbul’un tarihi yarımadasını gezmeye bir gün yetmez. Topkapı Sarayı’ndan başka İstanbul’un en eski anıtı kabul edilen dört bin yıllık Dikilitaş ve antik hipodrom kalıntıları arasında yer alan Yılanlı ve Örme sütunlar, Türk İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılan İbrahimpaşa Sarayı, Haseki Sultan Hamamı, Alman Çeşmesi, Mozaik Müzesi ve tarihi evlerin yer aldığı Sultanahmet’in bir başka görmeye değer yeri ise Yerebatan Sarayı’dır.

    6.yy İstanbul’unun su deposu olarak inşa edilen ve bugün tavanının üzerinden Eminönü-Zeytinburnu tramvay hattının geçtiği sarnıcın günümüze kadar gelmiş olması şaşırtıcıdır. İstanbul’a ait kaynaklarda Yerebatan Sarayı’ndan başka Bazilika Sarnıcı veya Bizans Sarnıcı olarak da anılan bu çok özgün ve gizemli mekan, zamanla yere batmış bir sarayı andırdığı kadar Kapadokya’daki yeraltı kiliselerine de benziyor. Bir başka rivayet de isminin sarnıcın yakınındaki eski bir bazilikadan geldiği şeklinde.

    Tam 336 mermer sütunu bulunan Yerebatan Sarayı yanlışlıkla bir başka Bizans eseri olan Binbirbirdirek Sarnıcı ile karıştırılır, 4.yy’a tarihlenen ve 212’si günümüze kadar gelen 224 sütunlu Binibirdirek Sarnıcı İstanbul’un bir başka tarihi mekanıdır.

    İstanbul’un en büyük sarnıcı olan Yerebatan’ın, Ayasofya meydanına açılan Yerebatan caddesindeki küçük kapısı kolayca fark edilmez ama içine girdikten sonra karşılaştığımız ve ışıklandırılmış sütun ormanın sudaki yansımaları ile birlikte yarattığı görüntüden etkilenmemek olanaksızdır. İmparator 1. Justinyen tarafından yaptırılan (532) sarnıcın büyüklüğünün kaynaklardaki farklı rakamlar nedeniyle 10 bin metrekare civarında olduğunu anlıyoruz. 12 x 28 sıra halinde dizilen sütunlar üzerinde tuğla ile yapılmış çapraz tonozlar yer almaktadır. Her biri sekiz metre yüksekliğindeki sütunlar beşer metre aralıklarla yerleştirilmiştir.

    Suyu 19 km uzaklıktaki Belgrad Ormanı’ndan Cebeciköy Kemeri ile getirilen ve Bizans İmparatorluğu’nda olduğu gibi daha sonra Osmanlı İmparatorluğu döneminde kentin su ihtiyacını karşılamak için kullanılan sarnıcın mevsimlere ve zamana göre değişen su seviyesi mermer sütunlar üzerindeki izlerden anlaşılmaktadır. Bir dönem kaderine terkedilen Yerebatan’ın zemini, barajlarda olduğu gibi zamanla biriken çamur nedeniyle yükselmiş.

    Yerebatan’a 1980’li yıllarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yerebatan’a sahip çıkar. Önce tabanda biriken bir metre yüksekliğindeki çamur temizlenmiş ve orijinal tuğla taban ortaya çıkarılmış. Ayrıca gene bu temizlik esnasında ortaya çıkan ve çamurun içinde kaldığı için o zamana kadar bilinmeyen Meduza heykelleri bugün sarnıcın en çok ilgi gören yerlerinden. Meduza kafaları sarnıcın bir köşesindeki iki sütunun altına ters çevrilmiş olarak yerleştirilmiş. Antik dönemde yüzüne bakanların taş kesildiğine ve kenti kötülüklerden koruduğuna inanılan Meduza başlı sütunlar sarnıcın girişe göre sol arka köşesinde görülebilir. Sarnıç gezisinde diğer sütunlara da dikkat edilmelidir. Zamanında farklı tapınaklardan getirilerek burada kullanıldığı anlaşılan sütunlar içinde, kimisi üzerindeki gözyaşı motifiyle diğerlerinden ayrılırken pek çoğu Korint üslubundaki başlıklarıyla dikkat çeker.

    Yerebatan Sarnıcı, bugün su seviyesinin biraz üstünde yapılan bir platform üzerinde yürünerek gezilebiliyor. Bu platform ile birlikte oluşturulan sahnede ziyaretçilere canlı müzik sunulduğu gibi zaman zaman sufi veya klasik müzik konserleri de düzenleniyor. Yerebatan sarnıcı 2008 yılından itibaren İstanbul Uluslararası Şiir Festivali’ne ev sahipliği yapan mekanlar arasında yer alacak.

    İstanbul’un mutlaka görülmesi gereken yerlerinden olan Yerebatan Sarnıcı her gün 9-18 saatleri arasında 3 YTL (yabancılara 10 YTL) karşılığı bir biletle gezilebiliyor.


    İstanbul'un Gizemli Sarnıcı;
    Yazı ve Fotoğraf: Timur ÖZKAN


  5. 30.Mart.2015, 19:28
    3
    Misafir

    Cevap: istanbul ile ilgili gezi yazıları

    Güzel gözlemlerle yazılmış değerli bir konu


  6. 30.Mart.2015, 19:28
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Güzel gözlemlerle yazılmış değerli bir konu





+ Yorum Gönder