Konusunu Oylayın.: Osmanlı terbiyesi nasıldı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Osmanlı terbiyesi nasıldı?
  1. 06.Nisan.2011, 23:04
    1
    Misafir

    Osmanlı terbiyesi nasıldı?

  2. 07.Nisan.2011, 10:15
    2
    kanarya
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Temmuz.2007
    Üye No: 1434
    Mesaj Sayısı: 357
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Osmanlı terbiyesi nasıldı?




    Osmanlı'da çocuklara-gençlere, birbirini tamamlayarak olgunlaştıran üç terbiye verilirdi: Ruh-beden ve kafa terbiyesi.
    Bebek, her şeyden önce Müslüman ve insan yapılmak için daha doğduğu an "ezân-ı Muhammedi" ile sonra türlü telkinlerle yücelere ve Allah fikrine bağlanırdı. Böylece mücerred düşünce ve mukaddes imâna hazır edilir, gaybı (gözle görülmeyen gerçek varlığı) idrak zirvesine, kendi kanatları ile yükselecek hâle getirilirdi.
    Bebeklikten gençliğe doğru, onun karakteri, iç içe din-imân vicdan dairelerinde oluşurdu. Bu iç içe daireler şunu gösterir:
    Dinin önce kural tarafı, yani kabuğu, en yalın biçimlerle benimsetilir, sonra genç adam, hakkiyle "kahramanlık" olan ve dışardan bakana çok zor görünen "gerçek Müslümanlığa" imân yoluyla varırdı. Bu imân, (çocukluktan gençliğe, mahlûkluktan insanlığa doğru giden) gence kendi kendini murakabe yani (sonradan vicdan dediğimiz yüksek ve olgun tutum ve davranışları kazandırırdı.
    Allah korkusunu, böylece bir ruh ziyneti ve ruh yapısı haline getiren ve yüce emirlerin hepsini inanarak öğrenen bir genç, artık hiçbir kötülükten, hiçbir düşüşten, hiçbir ferdin gazabından veya feleğin cilvelerinden korkmazdı. Çünkü "Hayır ve şer Allah'tandır ve Allah neylerse güzel eyler" gerçeğine, imâniyle bağlanmıştı; vicdaniyle onu uyguluyordu.

    Ahmet Kabaklı


  3. 07.Nisan.2011, 10:15
    2
    Devamlı Üye



    Osmanlı'da çocuklara-gençlere, birbirini tamamlayarak olgunlaştıran üç terbiye verilirdi: Ruh-beden ve kafa terbiyesi.
    Bebek, her şeyden önce Müslüman ve insan yapılmak için daha doğduğu an "ezân-ı Muhammedi" ile sonra türlü telkinlerle yücelere ve Allah fikrine bağlanırdı. Böylece mücerred düşünce ve mukaddes imâna hazır edilir, gaybı (gözle görülmeyen gerçek varlığı) idrak zirvesine, kendi kanatları ile yükselecek hâle getirilirdi.
    Bebeklikten gençliğe doğru, onun karakteri, iç içe din-imân vicdan dairelerinde oluşurdu. Bu iç içe daireler şunu gösterir:
    Dinin önce kural tarafı, yani kabuğu, en yalın biçimlerle benimsetilir, sonra genç adam, hakkiyle "kahramanlık" olan ve dışardan bakana çok zor görünen "gerçek Müslümanlığa" imân yoluyla varırdı. Bu imân, (çocukluktan gençliğe, mahlûkluktan insanlığa doğru giden) gence kendi kendini murakabe yani (sonradan vicdan dediğimiz yüksek ve olgun tutum ve davranışları kazandırırdı.
    Allah korkusunu, böylece bir ruh ziyneti ve ruh yapısı haline getiren ve yüce emirlerin hepsini inanarak öğrenen bir genç, artık hiçbir kötülükten, hiçbir düşüşten, hiçbir ferdin gazabından veya feleğin cilvelerinden korkmazdı. Çünkü "Hayır ve şer Allah'tandır ve Allah neylerse güzel eyler" gerçeğine, imâniyle bağlanmıştı; vicdaniyle onu uyguluyordu.

    Ahmet Kabaklı





+ Yorum Gönder