Konusunu Oylayın.: Ölünün yıkanmasının hikmeti nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ölünün yıkanmasının hikmeti nedir?
  1. 06.Nisan.2011, 23:03
    1
    Misafir

    Ölünün yıkanmasının hikmeti nedir?

  2. 07.Nisan.2011, 09:02
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Ölünün yıkanmasının hikmeti nedir?




    Ölen bir mü'minin teçhiz ve tekfini, yani yıkanıp, kefenlenip, namazının kılınması ve defnedilmesi, ge­ride kalan müslümanlara kifayeten farzdır.(1) Bu görevi, müslümanların bir veya birkaçı yapınca, diğerleri de sorumluluktan kurtulur. Ama hiç kimse bu görevi yapmazsa hepsi sorumlu olurlar.
    Ölüyü yıkayıp kefenleyerek namazını kılmak ve toprağa gömmek şeriat-ı kadîmedendir. Übeyy b. Ka'b'dan (v.21/642) rivayet edilen bir haberde bildirildiğine göre, Hz. Adem (As) vefat edince, melekler cennetten ge­tirdikleri kefen ve kokularla geldiler ve Hz. Adem'i yıka­dılar, kefenlediler, güzel kokular sürdüler. Sonra nama­zını kılıp, kazdıkları mezara yerleştirdiler ve üzerini kerpiçle kapatarak toprakla düzlediler. Bu işleri ta­mamladıktan sonra Hz. Adem'in oğullarına: "Ey Âdemoğulları, bu yaptığımız, sizin sünnetiniz olan şeriatınızdır. Bundan sonra ölülerinizin cenaze merasimini ve defin işini bizden gördüğünüz gibi yapın."(2) dediler. Hz. Âdem (a.s) dan bu yana gelen bütün ilâhî dinlerde ölülere aynı muamele yapılmaktadır.
    Nitekim son semavî din olan dinimiz İslam'ın tebliğcisi Hz. Muhammed (s.a.v) de ölümünden sonra Müslümanın yıkanmasının, ölenin sağ kalan müslamanlar üzerindeki haklarından biri olduğunu belirtmiş ve geride kalan müslümanların ölen kardeşlerine karşı bu son vazifelerini yapmalarını emrederek nasıl yapılaca­ğını da öğretmiştir. Müctehid imamlarının hepsi, Rasulullah (s.a.v) in bu emri sebebiyle, teçhiz ve tekfinin farz-ı kifâye olduğunda ittifak etmişlerdir.(3)
    Ölünün yıkanması müşerref varlık olan insana bir hürmettir. Onu temizlemek ve şereflendirmek için farz kılınmıştır.
    İnsanın ölüsü de saygıya layıktır. Bu saygı bir yönüyle, ölünün yakınlarına bir teselli olduğu gibi ölümün yokluk olmadığını, vatanı aslisine gittiğini ve gittiği yere pak ve temiz bir şekilde gönderilmesi amacını taşımaktadır. Ölünün âdeta yeni doğmuş bir çocuk gibi yıkanması, bir yönüyle bu yeniden doğuş olayını sembolize etmekte, bir yönüyle bu fani yolculuğun yani dünya hayatının kendisi üzerinde bıraktığı kir, toz ve bulaşıkları gidermeyi temsil etmektedir. Bu yıkamanın ardından, yeni doğan çocuğa giydirilen zıbın misali kefene sarılır ve büyük bir ihtimamla beşiğine indirilir.
    1- İbnü'l-Hümâm. Kemâleddin Muhammed b. Abdulvâhid, Şerhu Fethi'l-Kadir, c. I, s. 447. Bulak, 1315 h; Tahtâvî, Hâşiyetû Alâ Merâki'l-Felâh, s. 447. Mısır, 1970.
    2- İbn Kesir. el-Bidâye ve'n-Nlhâye. c. I. s. 98, Beyrut, 1977; A b. Hanbel, Müsned, c. V,s. 136
    3- Kabir Hayatı, Doç Dr. Süleyman Toprak


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  3. 07.Nisan.2011, 09:02
    2
    Üye



    Ölen bir mü'minin teçhiz ve tekfini, yani yıkanıp, kefenlenip, namazının kılınması ve defnedilmesi, ge­ride kalan müslümanlara kifayeten farzdır.(1) Bu görevi, müslümanların bir veya birkaçı yapınca, diğerleri de sorumluluktan kurtulur. Ama hiç kimse bu görevi yapmazsa hepsi sorumlu olurlar.
    Ölüyü yıkayıp kefenleyerek namazını kılmak ve toprağa gömmek şeriat-ı kadîmedendir. Übeyy b. Ka'b'dan (v.21/642) rivayet edilen bir haberde bildirildiğine göre, Hz. Adem (As) vefat edince, melekler cennetten ge­tirdikleri kefen ve kokularla geldiler ve Hz. Adem'i yıka­dılar, kefenlediler, güzel kokular sürdüler. Sonra nama­zını kılıp, kazdıkları mezara yerleştirdiler ve üzerini kerpiçle kapatarak toprakla düzlediler. Bu işleri ta­mamladıktan sonra Hz. Adem'in oğullarına: "Ey Âdemoğulları, bu yaptığımız, sizin sünnetiniz olan şeriatınızdır. Bundan sonra ölülerinizin cenaze merasimini ve defin işini bizden gördüğünüz gibi yapın."(2) dediler. Hz. Âdem (a.s) dan bu yana gelen bütün ilâhî dinlerde ölülere aynı muamele yapılmaktadır.
    Nitekim son semavî din olan dinimiz İslam'ın tebliğcisi Hz. Muhammed (s.a.v) de ölümünden sonra Müslümanın yıkanmasının, ölenin sağ kalan müslamanlar üzerindeki haklarından biri olduğunu belirtmiş ve geride kalan müslümanların ölen kardeşlerine karşı bu son vazifelerini yapmalarını emrederek nasıl yapılaca­ğını da öğretmiştir. Müctehid imamlarının hepsi, Rasulullah (s.a.v) in bu emri sebebiyle, teçhiz ve tekfinin farz-ı kifâye olduğunda ittifak etmişlerdir.(3)
    Ölünün yıkanması müşerref varlık olan insana bir hürmettir. Onu temizlemek ve şereflendirmek için farz kılınmıştır.
    İnsanın ölüsü de saygıya layıktır. Bu saygı bir yönüyle, ölünün yakınlarına bir teselli olduğu gibi ölümün yokluk olmadığını, vatanı aslisine gittiğini ve gittiği yere pak ve temiz bir şekilde gönderilmesi amacını taşımaktadır. Ölünün âdeta yeni doğmuş bir çocuk gibi yıkanması, bir yönüyle bu yeniden doğuş olayını sembolize etmekte, bir yönüyle bu fani yolculuğun yani dünya hayatının kendisi üzerinde bıraktığı kir, toz ve bulaşıkları gidermeyi temsil etmektedir. Bu yıkamanın ardından, yeni doğan çocuğa giydirilen zıbın misali kefene sarılır ve büyük bir ihtimamla beşiğine indirilir.
    1- İbnü'l-Hümâm. Kemâleddin Muhammed b. Abdulvâhid, Şerhu Fethi'l-Kadir, c. I, s. 447. Bulak, 1315 h; Tahtâvî, Hâşiyetû Alâ Merâki'l-Felâh, s. 447. Mısır, 1970.
    2- İbn Kesir. el-Bidâye ve'n-Nlhâye. c. I. s. 98, Beyrut, 1977; A b. Hanbel, Müsned, c. V,s. 136
    3- Kabir Hayatı, Doç Dr. Süleyman Toprak


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder