Konusunu Oylayın.: Kabenin Mahiyeti nedir? Bulunduğu yerin, alanının ve yakın çevresinin maddi ve manevi bir özelliği var mıdır? Kabe’nin t

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kabenin Mahiyeti nedir? Bulunduğu yerin, alanının ve yakın çevresinin maddi ve manevi bir özelliği var mıdır? Kabe’nin t
  1. 05.Nisan.2011, 20:22
    1
    Misafir

    Kabenin Mahiyeti nedir? Bulunduğu yerin, alanının ve yakın çevresinin maddi ve manevi bir özelliği var mıdır? Kabe’nin t






    Kabenin Mahiyeti nedir? Bulunduğu yerin, alanının ve yakın çevresinin maddi ve manevi bir özelliği var mıdır? Kabe’nin t Mumsema Kabenin Mahiyeti nedir? Bulunduğu yerin, alanının ve yakın çevresinin maddi ve manevi bir özelliği var mıdır? Kabe’nin temelinden yeşil taşların çıktığı doğru mudur?


  2. 05.Nisan.2011, 20:22
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Kabenin Mahiyeti nedir? Bulunduğu yerin, alanının ve yakın çevresinin maddi ve manevi bir özelliği var mıdır? Kabe’nin temelinden yeşil taşların çıktığı doğru mudur?


    Benzer Konular

    - Maddi ve manevi sıkıntı

    - Kabenin kıyamete yakın habeşli köle tarafından yıkılacağına dair hadis var mıdır?

    - Abdestin maddi ve manevi yararları

    - Maddi ve Manevi temizlik: Abdest

    - Asrı saadette yerin ustü yerin aldından hayırlı ahir zamanda yerin altı yerin üstünden daha hayırlıd

  3. 05.Nisan.2011, 21:23
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Kabenin Mahiyeti nedir? Bulunduğu yerin, alanının ve yakın çevresinin maddi ve manevi bir özelliği var mıdır? Kab




    Bizim bildiğimiz kadarıyla, Kâbenin kıymeti tevhid akidesinin simgesi, Allah’ın hakikî mabud olduğunun nişanesi, gökteki meleklerin beytu’l-mamur kâbesine mukabil, yeryüzü sakinleri olan insanlar tarafından kendisine yapılan ibadet için bir mâbed olmasından kaynaklanmaktadır. Diğer bir ifadeyle Kâbenin şerefi, fazileti mekândan kaynaklanan fiziki bir unsur olmasından değil, manevî konumundan kaynaklanan tevhidin simgesi, metafizik bir üstünlük nişanesi olmasındandır.

    Yeşil taşların çıkıp çıkmaması bir tarafa, her tarafı yeşil taşlarla donatılmış olsa bile, o taşlara binaen kabenin alacağı herhangi bir üstünlük söz konusu değildir. Kabe’nin en üstün taşı Haceru’l-esved denilen bir köşe taşıdır. Bununla beraber, Hz. Ömer’in “vallahi ben bilirim ki sen ne zararı ne de yararı olmayan bir taşsın; eğer Resulullah’ın seni öptüğünü görmeseydim, seni asla öpmezdim” şeklindeki sözleri İslam anlayışını güzelce yansıtan bir yaklaşımdır.

    “İnsanı, konuşan/düşünen bir varlık” olarak tarif ederler. Buna göre, insanı insan yapan ruhu, düşüncesi/aklı ve konuşabilen olmasıdır. Ama bunun yanında gözleri, kulakları, kaşları, kirpikleri de önemlidir.

    Bunun gibi, Kabe ile ilgili başka bazı değerlerin değerlendirilmesi mümkün olsa bile, asıl değeri, onun Allah’ın evi, mabedi, tevhidinin simgesi uluhiyetinin nişanesi olmasındandır.

    Diğer taraftan, Kabe'nin üstü tâ arşa kadar ve altı ferşe kadar uzanan bir “amud-u nuranî”dir.

    Amud kelime olarak sütun ve direk anlamındadır. Kabe üste ve alta doğru uzanan nurani bir sütun ve direk gibidir. Üste doğru uzanıp da Arş'a kadar giden bir nurani sütun olmasından, arşta ve sema alemlerine de kıble oluyor. Orada melekler o nurani sütun etrafında tavaf yapıp ibadet ediyorlar.

    Bu nedenle yeryüzünde veya yer altında hatta uzayda olanlar bile Kabe tarafına dönmekle bu “amud-u nuranî”ye yönelmiş olurlar. Nitekim Allah’ın emri, Kabe tarafına yönelerek namaz kılmaktır:

    "Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilip durduğunu görüyoruz. Elbette seni hoşlanacağın bir kıbleye döndüreceğiz. (Bundan böyle) yüzünü Mescidü'l-Haram tarafına çevir. Nerede olursanız yüzlerinizi o yöne çevirin..." (Bakara, 2/144)



  4. 05.Nisan.2011, 21:23
    2
    Editör



    Bizim bildiğimiz kadarıyla, Kâbenin kıymeti tevhid akidesinin simgesi, Allah’ın hakikî mabud olduğunun nişanesi, gökteki meleklerin beytu’l-mamur kâbesine mukabil, yeryüzü sakinleri olan insanlar tarafından kendisine yapılan ibadet için bir mâbed olmasından kaynaklanmaktadır. Diğer bir ifadeyle Kâbenin şerefi, fazileti mekândan kaynaklanan fiziki bir unsur olmasından değil, manevî konumundan kaynaklanan tevhidin simgesi, metafizik bir üstünlük nişanesi olmasındandır.

    Yeşil taşların çıkıp çıkmaması bir tarafa, her tarafı yeşil taşlarla donatılmış olsa bile, o taşlara binaen kabenin alacağı herhangi bir üstünlük söz konusu değildir. Kabe’nin en üstün taşı Haceru’l-esved denilen bir köşe taşıdır. Bununla beraber, Hz. Ömer’in “vallahi ben bilirim ki sen ne zararı ne de yararı olmayan bir taşsın; eğer Resulullah’ın seni öptüğünü görmeseydim, seni asla öpmezdim” şeklindeki sözleri İslam anlayışını güzelce yansıtan bir yaklaşımdır.

    “İnsanı, konuşan/düşünen bir varlık” olarak tarif ederler. Buna göre, insanı insan yapan ruhu, düşüncesi/aklı ve konuşabilen olmasıdır. Ama bunun yanında gözleri, kulakları, kaşları, kirpikleri de önemlidir.

    Bunun gibi, Kabe ile ilgili başka bazı değerlerin değerlendirilmesi mümkün olsa bile, asıl değeri, onun Allah’ın evi, mabedi, tevhidinin simgesi uluhiyetinin nişanesi olmasındandır.

    Diğer taraftan, Kabe'nin üstü tâ arşa kadar ve altı ferşe kadar uzanan bir “amud-u nuranî”dir.

    Amud kelime olarak sütun ve direk anlamındadır. Kabe üste ve alta doğru uzanan nurani bir sütun ve direk gibidir. Üste doğru uzanıp da Arş'a kadar giden bir nurani sütun olmasından, arşta ve sema alemlerine de kıble oluyor. Orada melekler o nurani sütun etrafında tavaf yapıp ibadet ediyorlar.

    Bu nedenle yeryüzünde veya yer altında hatta uzayda olanlar bile Kabe tarafına dönmekle bu “amud-u nuranî”ye yönelmiş olurlar. Nitekim Allah’ın emri, Kabe tarafına yönelerek namaz kılmaktır:

    "Biz senin yüzünün göğe doğru çevrilip durduğunu görüyoruz. Elbette seni hoşlanacağın bir kıbleye döndüreceğiz. (Bundan böyle) yüzünü Mescidü'l-Haram tarafına çevir. Nerede olursanız yüzlerinizi o yöne çevirin..." (Bakara, 2/144)






+ Yorum Gönder