Konusunu Oylayın.: Bunalımdayım herşeyden sıkıldım

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bunalımdayım herşeyden sıkıldım
  1. 05.Nisan.2011, 17:20
    1
    Misafir

    Bunalımdayım herşeyden sıkıldım






    Bunalımdayım herşeyden sıkıldım Mumsema ailemden,çevremden,herşeyden sıkıldım.artık yaşamak için sebebim kalmadığını düşünüyorum.arkadaşlarımla sorunlarım oldu.bunu aileme söyledim.ama ilgilenmediler.sınıfımı değiştirmek istedim kabul etmediler.ne yapmam gerekiyor.


  2. 05.Nisan.2011, 17:20
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    ailemden,çevremden,herşeyden sıkıldım.artık yaşamak için sebebim kalmadığını düşünüyorum.arkadaşlarımla sorunlarım oldu.bunu aileme söyledim.ama ilgilenmediler.sınıfımı değiştirmek istedim kabul etmediler.ne yapmam gerekiyor.


    Benzer Konular

    - Herşeyden sıkıldım hayattan soğudum

    - Bunalımdayım hayattan zevk alamıyorum

    - Bunalımdayım ne yapmalıyım

    - Bunalımdayım yaşamaktan zevk almıyorum

    - Bunalımdayım çok kötüyüm hiç bir şey yolunda gitmiyor

  3. 10.Nisan.2011, 07:41
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,512
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    İşlediğim günahlardan ve içinde bulunduğum durumdan dolayı psikolojik çöküntü içindeyim, bunalıma girdim ne yapmalıyım?




    İşlediğim günahlardan ve içinde bulunduğum durumdan dolayı psikolojik çöküntü içindeyim, bunalıma girdim, ne yapmalıyım?



    - Allah’ın azabından emin olmak ne kadar büyük bir günah ise, Allah’ın rahmetinden ümit kesmek de o kadar büyük bir günahtır.

    - Bir kaide var “Eğer Allah vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi.” diye. Örneğin, rızk vermek istemeseydi, açlığı, susuzluğu vermezdi. Yemek, içmek arzusunu vermezdi. İnsanların evliliğini istemeseydi, evlilik arzusunu vermezdi. Bunlar çok açık gerçeklerdir.

    Aynen bunun gibi denilebilir ki, “Eğer Allah af etmek istemeseydi, tövbe kapısını açmazdı.”

    Madem insanlar için, sonsuz rahmetinin sarayına çıkacak olan tövbe kapısını ardına kadar açık tutmuş ve insanlara o kapıdan girmelerini emretmiş, elbette onları gerçekten affetmek istiyor, bağışlamak istiyor, günahlarını örtmek istiyor, rahmetiyle kucaklamak istiyor. Allah kimseyle -haşa- oyun oynamaz, kimseyi aldatmaz... Eğer tövbe gibi bir açık kapı bırakmışsa, bunu mutlaka kullarının iyiliğine yapmıştır. Allah’a güvenmek, ona itimat etmek imanın gereğidir.

    - Peygamberlerden başka hiç kimse günahsız, masum değildir. Yeter ki, samimi olarak tövbe edip doğru yolda yürümeye çalışalım. Kazaya kalmış namaz ve oruçlarımızı kaza edelim.

    “Allah tövbe edenleri ve -maddî, manevî kirlerden- arınıp temizlenenleri sever.”(Bakara, 2/222) mealindeki ayette ifade edildiği üzere, Allah tövbe edenleri sadece affetmekle kalmaz, onları ciddi olarak sever. Çünkü, Allah’a isyanı ifade eden günahlar Allah’ın gazabını çektiği gibi, ona isyandan vazgeçip tövbe kapısından girerek rahmetiyle kucaklaşmak isteyenlerin bu davranışları da onun sonsuz rahmetini, şefkatini ve muhabbetini çeker.

    Demek ki, tövbe manevî bir mıknatıs gibi Allah’ın merhametini ve muhabbetini çeker..

    - Sonuç itibariyle bir mümin olarak Allah’ın şu ümit bahşeden müjdesine güvenmek gerekir:

    “De ki: Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz o, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.”
    (Zümer, 39/53).


  4. 10.Nisan.2011, 07:41
    2
    Üye



    İşlediğim günahlardan ve içinde bulunduğum durumdan dolayı psikolojik çöküntü içindeyim, bunalıma girdim, ne yapmalıyım?



    - Allah’ın azabından emin olmak ne kadar büyük bir günah ise, Allah’ın rahmetinden ümit kesmek de o kadar büyük bir günahtır.

    - Bir kaide var “Eğer Allah vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi.” diye. Örneğin, rızk vermek istemeseydi, açlığı, susuzluğu vermezdi. Yemek, içmek arzusunu vermezdi. İnsanların evliliğini istemeseydi, evlilik arzusunu vermezdi. Bunlar çok açık gerçeklerdir.

    Aynen bunun gibi denilebilir ki, “Eğer Allah af etmek istemeseydi, tövbe kapısını açmazdı.”

    Madem insanlar için, sonsuz rahmetinin sarayına çıkacak olan tövbe kapısını ardına kadar açık tutmuş ve insanlara o kapıdan girmelerini emretmiş, elbette onları gerçekten affetmek istiyor, bağışlamak istiyor, günahlarını örtmek istiyor, rahmetiyle kucaklamak istiyor. Allah kimseyle -haşa- oyun oynamaz, kimseyi aldatmaz... Eğer tövbe gibi bir açık kapı bırakmışsa, bunu mutlaka kullarının iyiliğine yapmıştır. Allah’a güvenmek, ona itimat etmek imanın gereğidir.

    - Peygamberlerden başka hiç kimse günahsız, masum değildir. Yeter ki, samimi olarak tövbe edip doğru yolda yürümeye çalışalım. Kazaya kalmış namaz ve oruçlarımızı kaza edelim.

    “Allah tövbe edenleri ve -maddî, manevî kirlerden- arınıp temizlenenleri sever.”(Bakara, 2/222) mealindeki ayette ifade edildiği üzere, Allah tövbe edenleri sadece affetmekle kalmaz, onları ciddi olarak sever. Çünkü, Allah’a isyanı ifade eden günahlar Allah’ın gazabını çektiği gibi, ona isyandan vazgeçip tövbe kapısından girerek rahmetiyle kucaklaşmak isteyenlerin bu davranışları da onun sonsuz rahmetini, şefkatini ve muhabbetini çeker.

    Demek ki, tövbe manevî bir mıknatıs gibi Allah’ın merhametini ve muhabbetini çeker..

    - Sonuç itibariyle bir mümin olarak Allah’ın şu ümit bahşeden müjdesine güvenmek gerekir:

    “De ki: Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz o, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.”
    (Zümer, 39/53).





+ Yorum Gönder