Konusunu Oylayın.: Efendimiz'in Medine'ye Dönüşü ve Hastalığı Hasta yatağında Usame ordusunu hazırlatması Mihraba verdiği önem ve Hz. Ebube

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Efendimiz'in Medine'ye Dönüşü ve Hastalığı Hasta yatağında Usame ordusunu hazırlatması Mihraba verdiği önem ve Hz. Ebube
  1. 05.Nisan.2011, 07:12
    1
    Misafir

    Efendimiz'in Medine'ye Dönüşü ve Hastalığı Hasta yatağında Usame ordusunu hazırlatması Mihraba verdiği önem ve Hz. Ebube






    Efendimiz'in Medine'ye Dönüşü ve Hastalığı Hasta yatağında Usame ordusunu hazırlatması Mihraba verdiği önem ve Hz. Ebube Mumsema Efendimiz'in Medine'ye Dönüşü ve Hastalığı
    Hasta yatağında Usame ordusunu hazırlatması
    Mihraba verdiği önem ve Hz. Ebubekir'i imamete geçirmesi
    Cemaatle namaza sevinen bir peygamber
    Hz. Aişe'nin odasında ki son anlar ve vefatı


  2. 05.Nisan.2011, 07:12
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Efendimiz'in Medine'ye Dönüşü ve Hastalığı
    Hasta yatağında Usame ordusunu hazırlatması
    Mihraba verdiği önem ve Hz. Ebubekir'i imamete geçirmesi
    Cemaatle namaza sevinen bir peygamber
    Hz. Aişe'nin odasında ki son anlar ve vefatı


    Benzer Konular

    - Peygamber Efendimiz'in Kadınlara Verdiği Önem

    - Hz.Peygamberin Çocuklara verdiği önem

    - İslamın paylaşmaya verdiği önem

    - Fatih sultan mehmetin sanatçıya verdiği önem ve bilime verdiği önem

    - H.z Muhammed bilime verdiği önem

  3. 10.Nisan.2011, 22:04
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Efendimiz'in Medine'ye Dönüşü ve Hastalığı Hasta yatağında Usame ordusunu hazırlatması Mihraba verdiği önem ve Hz




    Peygamber Efendimiz, irtihaline yakın bir sırada İslâm ordusunun başına Zeyd bin Haris'in 19 yaşındaki oğlu Üsame'yi kumandan tâyin etmişti. O sırada bir sefre çıkılacaktı. Resülüllah:

    — «Harbe iştirak etmek isteyenler, Medine dışında Üsame'nin çadırı etrafında toplansınlar», diye emir buyurdu.

    Ordu Medine dışına karargâh kurmuştu. Resulüllah'ın hastalığının şiddetlendiği haberi geldi. Hazreti Usame:

    — Resülüllah bu kadar ağır hasta iken, sefre çıkmak pek doğru olmaz, dedi ve üç gün orduyu bekletti.

    Uç gün içinde de, Efendimiz irtihal-i Darî beka eyledi. Resülüllah vefat edip yerine Hazreti Ebubekir halife olarak geçince, Üsame'nin kumandanlığını yerinde bulmayan ve genç olduğunu ileri süren bazı ashap:

    — Ya Ebu bekir! Usame daha çok genç... Onu azledip yerine başka birini nasbetseniz daha iyi olmaz mı? diyerek azlini teklif etmişlerdi.

    Hazreti Ebubekir çok hiddetlendi ve:

    — Resulüllah'ın tâyin ettiği bir kumandanın azlini, benden nasıl istersiniz? dedi ve kafiyetle yapamıyacağını bildirdi.

    Böylece ordu, Üsame'nin kumandasında yoluna devam ediyordu. Hazreti Ebubekir (r.a.) onu ata bindirdi, kendisi ise yerde yürüyordu. Bir müddet gittikten sonra Üsame (r.a.) çok sıkılmıştı:

    — Ya Ebabekir! Ya siz binin, ben yürüyeyim, yahut da, benim de inmeme izin verin! dediği zaman, Hazreti Ebubekir, her ikisini de kabul etmedi:

    — Siz bineceksiniz, bense yürüyeceğim. Allah için savaşa giden ordunun arkasında biraz yürüyeyim ki, onların ayak tozlarından ayağım şereflensin, buyurdu ve o ihtiyar haliyle ordunun arkasından uzun müddet yürüdü.

    İşin en enteresan tarafı; 19 yaşındaki Üsame (r.a.)'nın kumandan bulunduğu orduda Hazreti Ömer bir nefer olarak harbe iştirak ediyor ve bundan şikâyet de etmiyordu. Hazreti Ebubekir (r.a.) orduyu uğurlayıp kendisi ayrılacağı zaman, Usamenin yanına vardı ve:

    — Ya Üsame! Görüyorsun ki, Resülüllah vefat etti. Medine'de onun ayrılması ile bir boşluk hâsıl oldu, işler çok fazla. Askerlerinin içinde bulunan Ömer'in, benimle gelmesine ve geri dönmesine müsaade eder misin? dedi.

    Hazreti Üsame:

    — Memnuniyetle!., diyerek Hazreti Ömer'in geri dönmesine müsaade etti ve ondan sonra Hazreti Ömer geri döndü.

    _________________________


    Hazreti Aişe validemiz anlatıyor:

    Bir gün Resûlüllah'ın vefatlarından önce, yanlarında oturmakta idik. Hazreti Fâtıma çıkageldi. Çok dikkat ettim. Onun her hareketi, babasının aynıydı. Yemesi, içmesi, oturup kalkması hep Resûlüllah'a benzerdi.

    Zatı Saadetleri:

    — Hoş geldin kızım, gel otur! buyurarak sağ tarafına oturttu. Sonra Resûlüllah, Fâtıma'nın kulağına eğilerek bir şeyler söyledi. Fâtıma, ağlamaya başlamıştı. Biraz sonra tekrar bir şey söyleyince, bu sefer de Fâtıma gülmeye başladı. Ben hayrette kalmıştım.

    Meseleyi Fâtıma'dan sordum:

    — Ağlamakla, gülümsemek... ikisi bir anda nasıl oldu bu? Bunların ikisi bir anda olamazlar. Sebebini bana söyler misiniz? dedim. Hz. Fâtıma, bana:

    — Bu babama ait bir sırdır. Benim de babamın sırrını başkasına açmağa hakkım yoktur, diye cevap verdi.

    Fakat aradan zaman geçip, Resûlüllah vefat ettikten sonra tekrar sordum. Fâtıma (r.a.) cevap verdi:

    — Babam artık vefat etmiştir. Bunun için de meseleyi anlatmamda artık beis yoktur, dedi ve Resûlüllah'ın şöyle buyurduğunu anlattı:

    Kızım, Cebrail aleyhisselâm her sene bir kere Kur'ân-ı Kerîm'i hatmederdi, bu sene iki kere hatmetti. Ben de bundan anladım ki, benim fani âlemden göçme zamanım yaklaşmıştır, buyurunca ben ağlamağa başladım. Benim ağladığımı gören babam, bu sefer yine kulağıma gizlice:

    — «Kızım, ehli beytimden bana ilk kavuşacak sensin» buyurunca gülmeğe başladım. Sonra da bana:

    — «Bütün dünya hatunlarının hanımefendisi sen olacaksın» buyurdu, işte beni sevindiren, babama ilk önce benim kavuşacağım haberi idi.»

    Hakikaten Peygamber Efendimizden sonra irtihal'dan beka eyleyen ilk ehli beyt Hazreti Fâtıma validemiz olmuştur.

    Hazreti Peygamberimiz vefat etmişti. Eshap, defin işini tamamladıktan sonra Hazreti Fâtıma validemizi, teselli etmek gayesiyle ziyaretine gelmişlerdi. Eshabın içerisinde Enes (radıyallahu anh) de vardı.

    Hazreti Fâtıma, Hazreti Enes'e:

    — Siz Resûlüllah'ı definden mi geliyorsunuz? diye sordu. Onlar:

    — Evet! dediler.

    Hazreti Fâtıma kendisini ziyarete gelen eshaba:

    — Sizin kalbiniz Resûlüllah'ı toprağın altına koyup gömmeye nasıl müsaade etti, dedi.

    alıntı...


  4. 10.Nisan.2011, 22:04
    2
    Silent and lonely rains



    Peygamber Efendimiz, irtihaline yakın bir sırada İslâm ordusunun başına Zeyd bin Haris'in 19 yaşındaki oğlu Üsame'yi kumandan tâyin etmişti. O sırada bir sefre çıkılacaktı. Resülüllah:

    — «Harbe iştirak etmek isteyenler, Medine dışında Üsame'nin çadırı etrafında toplansınlar», diye emir buyurdu.

    Ordu Medine dışına karargâh kurmuştu. Resulüllah'ın hastalığının şiddetlendiği haberi geldi. Hazreti Usame:

    — Resülüllah bu kadar ağır hasta iken, sefre çıkmak pek doğru olmaz, dedi ve üç gün orduyu bekletti.

    Uç gün içinde de, Efendimiz irtihal-i Darî beka eyledi. Resülüllah vefat edip yerine Hazreti Ebubekir halife olarak geçince, Üsame'nin kumandanlığını yerinde bulmayan ve genç olduğunu ileri süren bazı ashap:

    — Ya Ebu bekir! Usame daha çok genç... Onu azledip yerine başka birini nasbetseniz daha iyi olmaz mı? diyerek azlini teklif etmişlerdi.

    Hazreti Ebubekir çok hiddetlendi ve:

    — Resulüllah'ın tâyin ettiği bir kumandanın azlini, benden nasıl istersiniz? dedi ve kafiyetle yapamıyacağını bildirdi.

    Böylece ordu, Üsame'nin kumandasında yoluna devam ediyordu. Hazreti Ebubekir (r.a.) onu ata bindirdi, kendisi ise yerde yürüyordu. Bir müddet gittikten sonra Üsame (r.a.) çok sıkılmıştı:

    — Ya Ebabekir! Ya siz binin, ben yürüyeyim, yahut da, benim de inmeme izin verin! dediği zaman, Hazreti Ebubekir, her ikisini de kabul etmedi:

    — Siz bineceksiniz, bense yürüyeceğim. Allah için savaşa giden ordunun arkasında biraz yürüyeyim ki, onların ayak tozlarından ayağım şereflensin, buyurdu ve o ihtiyar haliyle ordunun arkasından uzun müddet yürüdü.

    İşin en enteresan tarafı; 19 yaşındaki Üsame (r.a.)'nın kumandan bulunduğu orduda Hazreti Ömer bir nefer olarak harbe iştirak ediyor ve bundan şikâyet de etmiyordu. Hazreti Ebubekir (r.a.) orduyu uğurlayıp kendisi ayrılacağı zaman, Usamenin yanına vardı ve:

    — Ya Üsame! Görüyorsun ki, Resülüllah vefat etti. Medine'de onun ayrılması ile bir boşluk hâsıl oldu, işler çok fazla. Askerlerinin içinde bulunan Ömer'in, benimle gelmesine ve geri dönmesine müsaade eder misin? dedi.

    Hazreti Üsame:

    — Memnuniyetle!., diyerek Hazreti Ömer'in geri dönmesine müsaade etti ve ondan sonra Hazreti Ömer geri döndü.

    _________________________


    Hazreti Aişe validemiz anlatıyor:

    Bir gün Resûlüllah'ın vefatlarından önce, yanlarında oturmakta idik. Hazreti Fâtıma çıkageldi. Çok dikkat ettim. Onun her hareketi, babasının aynıydı. Yemesi, içmesi, oturup kalkması hep Resûlüllah'a benzerdi.

    Zatı Saadetleri:

    — Hoş geldin kızım, gel otur! buyurarak sağ tarafına oturttu. Sonra Resûlüllah, Fâtıma'nın kulağına eğilerek bir şeyler söyledi. Fâtıma, ağlamaya başlamıştı. Biraz sonra tekrar bir şey söyleyince, bu sefer de Fâtıma gülmeye başladı. Ben hayrette kalmıştım.

    Meseleyi Fâtıma'dan sordum:

    — Ağlamakla, gülümsemek... ikisi bir anda nasıl oldu bu? Bunların ikisi bir anda olamazlar. Sebebini bana söyler misiniz? dedim. Hz. Fâtıma, bana:

    — Bu babama ait bir sırdır. Benim de babamın sırrını başkasına açmağa hakkım yoktur, diye cevap verdi.

    Fakat aradan zaman geçip, Resûlüllah vefat ettikten sonra tekrar sordum. Fâtıma (r.a.) cevap verdi:

    — Babam artık vefat etmiştir. Bunun için de meseleyi anlatmamda artık beis yoktur, dedi ve Resûlüllah'ın şöyle buyurduğunu anlattı:

    Kızım, Cebrail aleyhisselâm her sene bir kere Kur'ân-ı Kerîm'i hatmederdi, bu sene iki kere hatmetti. Ben de bundan anladım ki, benim fani âlemden göçme zamanım yaklaşmıştır, buyurunca ben ağlamağa başladım. Benim ağladığımı gören babam, bu sefer yine kulağıma gizlice:

    — «Kızım, ehli beytimden bana ilk kavuşacak sensin» buyurunca gülmeğe başladım. Sonra da bana:

    — «Bütün dünya hatunlarının hanımefendisi sen olacaksın» buyurdu, işte beni sevindiren, babama ilk önce benim kavuşacağım haberi idi.»

    Hakikaten Peygamber Efendimizden sonra irtihal'dan beka eyleyen ilk ehli beyt Hazreti Fâtıma validemiz olmuştur.

    Hazreti Peygamberimiz vefat etmişti. Eshap, defin işini tamamladıktan sonra Hazreti Fâtıma validemizi, teselli etmek gayesiyle ziyaretine gelmişlerdi. Eshabın içerisinde Enes (radıyallahu anh) de vardı.

    Hazreti Fâtıma, Hazreti Enes'e:

    — Siz Resûlüllah'ı definden mi geliyorsunuz? diye sordu. Onlar:

    — Evet! dediler.

    Hazreti Fâtıma kendisini ziyarete gelen eshaba:

    — Sizin kalbiniz Resûlüllah'ı toprağın altına koyup gömmeye nasıl müsaade etti, dedi.

    alıntı...


  5. 10.Nisan.2011, 22:38
    3
    ravza 2
    ALLAH C.C garip bir kulu

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2010
    Üye No: 72957
    Mesaj Sayısı: 2,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 31

    Cevap: Efendimiz'in Medine'ye Dönüşü ve Hastalığı Hasta yatağında Usame ordusunu hazırlatması Mihraba verdiği önem ve Hz

    Bu gecede okuyunca her okuduğumdaki gibi çok hüzünleniyorum RABBİMİZİN rızasına efendimizin şefaatına erenlerden oluruz inşALLAH SAĞOLASIN rose bacım


  6. 10.Nisan.2011, 22:38
    3
    ravza 2 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ALLAH C.C garip bir kulu
    Bu gecede okuyunca her okuduğumdaki gibi çok hüzünleniyorum RABBİMİZİN rızasına efendimizin şefaatına erenlerden oluruz inşALLAH SAĞOLASIN rose bacım





+ Yorum Gönder