Konusunu Oylayın.: Münafıkların oyunları İçten yıkma çabaları ve Hz. Peygamber'in tedbirleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Münafıkların oyunları İçten yıkma çabaları ve Hz. Peygamber'in tedbirleri
  1. 05.Nisan.2011, 07:09
    1
    Misafir

    Münafıkların oyunları İçten yıkma çabaları ve Hz. Peygamber'in tedbirleri






    Münafıkların oyunları İçten yıkma çabaları ve Hz. Peygamber'in tedbirleri Mumsema Münafıkların oyunları
    İçten yıkma çabaları ve Hz. Peygamber'in tedbirleri


  2. 05.Nisan.2011, 12:12
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Münafıkların oyunları İçten yıkma çabaları ve Hz. Peygamber'in tedbirleri




    Kur'an-ı Kerim'de özelliklerini tanıtıp haber verdiği münafıklar için Yüce Allah, peygamberini şöyle uyarmaktadır: "O münafıkların dış görünüşlerine aldanma. Onların liderlerini gördüğün zaman, yakışıklıdır, gövdeleri hoşuna gider. Konuşurlarsa güzel konuşurlar, dinlersin. İşte onlar sıra sıra dizili kereste gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar" (el-Münafıkûn, 63/1-4). Hak söz tanımayan, âhirette topluca kâfirlerle bir araya gelecek olan (en-Nisa, 4/140), münafıklara istiğfar etsen de etmesen de birdir. Çünkü Allah bu fâsıkları affetmeyecektir (el-Münafıkûn, 63/6).

    Münafıkların İslâm toplumu içinde bulunmalarından dolayı elde ettikleri menfaatların, âhiret hayatında da devamını isteyeceklerini, fakat bunun mümkün olmayacağını Kur'an-ı Kerim şöyle haber verir: "Âhirette münafık erkek ve kadınlar îman etmiş olanlara; "bizi bekleyin, nûrunuzdan bir parça ışık alalım" diyecekler. O gün onlara; alayla "dönün arkanızda bir nur arayın" denilecek de, neticede îman edenlerle aralarında bir duvar olduğunu görecekler. O zaman münâfıklar, mü'minlere şöyle seslenirler: "Biz sizinle beraber değil miydik? ". "Evet", diyecekler; fakat kendinizi siz kendiniz yaktınız, kuruntunuz sizi aldattı"(el-Hadid 57/13-15). Böylece münafıklar ve kâfirler Cehennemde bir araya gelmiş olacaklardır (el-Nisâ, 4/140).

    Medine döneminde, Yahudilerle dostluk kuran münafıklarla mü'minlerin dost olmamaları hatırlatılmakta (el-Maide, 5/51) ve Hz. Peygamber'e; asıl düşmanın münafıklar olduğu, onlarla savaş yapması, hattâ sert davranması vahiy yoluyla bildirilmektedir. Hz. Peygamber'in de münafıklara karşı gayet ihtiyatlı, temkinli bir siyaset uyguladığı, gayr-i müslimlere yapılan muameleye tâbi tutmadığı; bilakis onları İslâm toplumu içerisinden ayırmayıp, üzerlerinde kurduğu kuvvetti bir otorite ile tesirsiz hale getirdiği müşahede edilmektedir.

    2. Amelî Nifak: Bazı tutum ve davranışlarıyla itikadî nifaka kısmî bir benzeyiş içinde bulunmakla beraber, inançlarında açık bir nifakın söz konusu olmadığı müslüman kişilerin durumu. Hadislerde geçen münafık türü amelî (ahlâkî) yönden olan nifakı vurgulamaktadır. Meselâ: "Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, vadettiğinde vaadinden döner, kendisine birşey emanet edildiğinde emanete hıyanet eder" (Tirmîzî, Îman, 14) hadisi benzerî hadisler îtikâdî nifaka yaklaşılmaması için alınan tedbirler ve tenbihler mahiyetindeki emirlerdir. Zîra, amelî nifak çoğalınca ileride müslümanın îtikâdî nifaka yaklaşma tehlikesi doğabilir. Ancak ameli münafıklığın olması, onun gerçekten münafık olduğu anlamına gelmez. Onda bir münafık sıfatı olsa bile kendisi münafık değildir. Bu nedenle her münafık sıfatı olana münafık denilemez. Kimin minafık olduğunu ancak Allah ve Onun bildirdiği kimse bilebilir.

    Ahmet SEZİKLİ

    _______________________________________


    Münâfıkların reisi Abdullah bin Übeyy bin Selûl’ün ölümü ve Peygamberimiz’in (s.a.v.) onun cenaze namazını kıldırması nasıl olmuştur? Allah-u teala bu konuda hangi ayeti indirmiştir?Münâfıkların reisi Abdullah bin Übeyy bin Selûl’ün ölümü ve Peygamberimiz’in (s.a.v.) onun cenaze namazını kıldırması nasıl olmuştur? Allah-u teala bu konuda hangi ayeti indirmiştir?

    Abdullah bin Übeyy bin Selûl münâfıkların reisi idi. Hz. Resûlullahın aziz şahsiyetini nazarlardan düşürmek İslâmiyetin inkişâfına mâni olmak ve Müslümanları birbirine düşürmek için elinden gelen bütün gayreti ömrü boyunca göstermekten geri durmamıştı. Bu menhus maksadını tahakkuk ettirmek için de bir çok iftiralarda bulunmuştu. Müslümanların tesanüde en çok muhtaç olduğu bir zamanda bu adam tesanüdleri bozucu hareketlerde bulunurdu. Fakat Cenâb-ı Hakkın inayeti ve Resûlullahın tedbir ve himmeti ile bu teşebbüsleri hep sonuçsuz kalırdı.

    Başında bulunduğu nifak şebekesinin yaptıklarından dolayı haklarında âyet-i kerimeler hattâ "Münafıkûn" adında müstakil bir Sûre nazil olmuştu.

    Bu sebeple Hz. Resûlullah bunlara karşı hep ihtiyatlı davranır hâl ve hareketlerini kontrol altında bulundurur ve İslâm camiasının ittifak ve tesanüdünü bozucu planları karşısında hep tedbirli olurdu.

    İşte İslâm camiasının birliğini bozmak için eline geçen her fırsatı kullanmaktan geri kalmayan bu adam Hicretin dokuzuncu senesi Zilkâde ayında öldü.1

    Peygamberimiz (s.a.v.)in Cenaze Namazını Kıldırması

    Abdullah bin Übeyy münâfıkların reisi iken oğlu Abdullah son derece samimi ve müttaki bir Müslümandı. Bu "Ölüden diriyi diriden ölüyü çıkaran" Cenâb-ı Hakkın kudret ve hikmetinin bir tecellisi idi. Baba münafıkların reisi oğul mücahid bir Müslüman.
    Babası vefât ettikten sonra oğlu Abdullah babasının vasiyeti üzerine Hz. Resûlullahın huzuruna çıkarak "Yâ Resûlallah! Gömleğini bana versen de babamı onunla kefenlesem" dedi. Sonra da "Yâ Resûlallah! Onun namazını kılıp istiğfarda bulunsanız"2 diye ricada bulundu.
    Gariptir ki hayatı boyunca İslâmiyet aleyhinde plânların tasavvuru ve tahakkuku ile meşgul olan bu adamın kefenlenmesi için Resûl-i Ekrem Efendimiz sırtından gömleğini çıkarıp Hz. Abdullah'a verdi ve "Cenaze hazırlanınca bana haber veriniz namazını kılayım"3 buyurdu.

    Hz. Ömer'in İkâzı

    Cenaze hazırlanmıştı. Peygamber Efendimiz namazı kılmaya kalkarken Hz. Ömer arkasından ridasına yapıştı "Yâ Resûlallah! Allah sizi münâfıklar üzerine namaz kılmaktan nehyetmedi mi?"4 dedi.
    Peygamber Efendimiz gülümseyerek şöyle dedi:
    "Ben istiğfar etmek veya etmemekte serbest bırakılmışım. Ben de tercihimi yaptım. Allah Taâlâ 'Onlar adına ister af dile ister dileme. Onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen yine Allah onları bağışlayacak değildir...' (Tevbe Sûresi 80) buyurmuştur."5
    Daha sonra Resûlallah (a.s.m.) Abdullah bin Übeyy'in cenaze namazını kıldı ve kabri başına kadar da gitti.6

    Nâzil Olan Âyet

    Aradan çok zaman geçmeden Peygamberimiz (s.a.v.)e münâfık ölüleri hakkında Cenâb-ı Hak tarafından şu kesin emir verildi:

    "Onlardan ölen hiçbir kimsenin asla namazını kılma ve kabrinin başında durma. Onlar Allahı ve Resûlünü inkâr etmişler ve Allah'a itaatten çıkmış olarak ölüp gitmişlerdir."7

    Bundan sonra Peygamber Efendimiz hiç bir münâfığın cenaze namazını kılmadı. Kabrinin başında da durmadı.8 Peygamberimiz (s.a.v.)in böylesine ömrünün her safhasında İslâm cemâatını bölmek gayretiyle yaşayan bir adamın cenazesine karşı bu alâkasının şüphesiz bir çok hikmetleri vardı.


    En mühim hikmeti onun etrafında toplanmış olanların samimi iman etmelerini temin etmekti. Nitekim Efendimize gömleğini niçin verdiği ve cenaze namazını niçin kıldığı sorulduğunda şu cevabı vermişti:

    "Gömleğim ve onun üzerine kıldığım namazım kendisini Rabbimden gelecek azabdan kurtaramayacaktır. Fakat ben bu sayede onun kavminden bin kişinin samimi Müslüman olmasını umuyorum."9

    Gerçekten de Abdullah bin Übeyy'in vefât ederken Peygamberimiz (s.a.v.)den medet umduğunu gören bin kişi samimiyetle Müslüman olmuştur.10

    Bunu gören Hz. Ömer de davranışından pişmanlık duymuş "Allah ve Resûlü elbette daha iyi bilir"11 demiştir.

    1. İbn-i Kesî Sîre 4:64.
    2. Müsned 2:18.
    3. A.g.e. 2:18; Buharî 2:76; Tirmizî 5:280.
    4. Müsned 2:18; Müslim 4:1865.
    5. Sîre 4:197; Müsned 4:1865; Tirmizî 5:279.
    6. Sîre 4:197; Müsned 1:16; Tirmizî 5:279.
    7. Tevbe Sûresi 84.
    8. Sîre 4:197; Müsned 1:16.
    9. Taberî Tefsir 10:206.
    10. Umdetü'l-Kari 8:54.
    11. Sîre 4:197.
    salih suruç


  3. 05.Nisan.2011, 12:12
    2
    Silent and lonely rains



    Kur'an-ı Kerim'de özelliklerini tanıtıp haber verdiği münafıklar için Yüce Allah, peygamberini şöyle uyarmaktadır: "O münafıkların dış görünüşlerine aldanma. Onların liderlerini gördüğün zaman, yakışıklıdır, gövdeleri hoşuna gider. Konuşurlarsa güzel konuşurlar, dinlersin. İşte onlar sıra sıra dizili kereste gibidirler. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar" (el-Münafıkûn, 63/1-4). Hak söz tanımayan, âhirette topluca kâfirlerle bir araya gelecek olan (en-Nisa, 4/140), münafıklara istiğfar etsen de etmesen de birdir. Çünkü Allah bu fâsıkları affetmeyecektir (el-Münafıkûn, 63/6).

    Münafıkların İslâm toplumu içinde bulunmalarından dolayı elde ettikleri menfaatların, âhiret hayatında da devamını isteyeceklerini, fakat bunun mümkün olmayacağını Kur'an-ı Kerim şöyle haber verir: "Âhirette münafık erkek ve kadınlar îman etmiş olanlara; "bizi bekleyin, nûrunuzdan bir parça ışık alalım" diyecekler. O gün onlara; alayla "dönün arkanızda bir nur arayın" denilecek de, neticede îman edenlerle aralarında bir duvar olduğunu görecekler. O zaman münâfıklar, mü'minlere şöyle seslenirler: "Biz sizinle beraber değil miydik? ". "Evet", diyecekler; fakat kendinizi siz kendiniz yaktınız, kuruntunuz sizi aldattı"(el-Hadid 57/13-15). Böylece münafıklar ve kâfirler Cehennemde bir araya gelmiş olacaklardır (el-Nisâ, 4/140).

    Medine döneminde, Yahudilerle dostluk kuran münafıklarla mü'minlerin dost olmamaları hatırlatılmakta (el-Maide, 5/51) ve Hz. Peygamber'e; asıl düşmanın münafıklar olduğu, onlarla savaş yapması, hattâ sert davranması vahiy yoluyla bildirilmektedir. Hz. Peygamber'in de münafıklara karşı gayet ihtiyatlı, temkinli bir siyaset uyguladığı, gayr-i müslimlere yapılan muameleye tâbi tutmadığı; bilakis onları İslâm toplumu içerisinden ayırmayıp, üzerlerinde kurduğu kuvvetti bir otorite ile tesirsiz hale getirdiği müşahede edilmektedir.

    2. Amelî Nifak: Bazı tutum ve davranışlarıyla itikadî nifaka kısmî bir benzeyiş içinde bulunmakla beraber, inançlarında açık bir nifakın söz konusu olmadığı müslüman kişilerin durumu. Hadislerde geçen münafık türü amelî (ahlâkî) yönden olan nifakı vurgulamaktadır. Meselâ: "Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, vadettiğinde vaadinden döner, kendisine birşey emanet edildiğinde emanete hıyanet eder" (Tirmîzî, Îman, 14) hadisi benzerî hadisler îtikâdî nifaka yaklaşılmaması için alınan tedbirler ve tenbihler mahiyetindeki emirlerdir. Zîra, amelî nifak çoğalınca ileride müslümanın îtikâdî nifaka yaklaşma tehlikesi doğabilir. Ancak ameli münafıklığın olması, onun gerçekten münafık olduğu anlamına gelmez. Onda bir münafık sıfatı olsa bile kendisi münafık değildir. Bu nedenle her münafık sıfatı olana münafık denilemez. Kimin minafık olduğunu ancak Allah ve Onun bildirdiği kimse bilebilir.

    Ahmet SEZİKLİ

    _______________________________________


    Münâfıkların reisi Abdullah bin Übeyy bin Selûl’ün ölümü ve Peygamberimiz’in (s.a.v.) onun cenaze namazını kıldırması nasıl olmuştur? Allah-u teala bu konuda hangi ayeti indirmiştir?Münâfıkların reisi Abdullah bin Übeyy bin Selûl’ün ölümü ve Peygamberimiz’in (s.a.v.) onun cenaze namazını kıldırması nasıl olmuştur? Allah-u teala bu konuda hangi ayeti indirmiştir?

    Abdullah bin Übeyy bin Selûl münâfıkların reisi idi. Hz. Resûlullahın aziz şahsiyetini nazarlardan düşürmek İslâmiyetin inkişâfına mâni olmak ve Müslümanları birbirine düşürmek için elinden gelen bütün gayreti ömrü boyunca göstermekten geri durmamıştı. Bu menhus maksadını tahakkuk ettirmek için de bir çok iftiralarda bulunmuştu. Müslümanların tesanüde en çok muhtaç olduğu bir zamanda bu adam tesanüdleri bozucu hareketlerde bulunurdu. Fakat Cenâb-ı Hakkın inayeti ve Resûlullahın tedbir ve himmeti ile bu teşebbüsleri hep sonuçsuz kalırdı.

    Başında bulunduğu nifak şebekesinin yaptıklarından dolayı haklarında âyet-i kerimeler hattâ "Münafıkûn" adında müstakil bir Sûre nazil olmuştu.

    Bu sebeple Hz. Resûlullah bunlara karşı hep ihtiyatlı davranır hâl ve hareketlerini kontrol altında bulundurur ve İslâm camiasının ittifak ve tesanüdünü bozucu planları karşısında hep tedbirli olurdu.

    İşte İslâm camiasının birliğini bozmak için eline geçen her fırsatı kullanmaktan geri kalmayan bu adam Hicretin dokuzuncu senesi Zilkâde ayında öldü.1

    Peygamberimiz (s.a.v.)in Cenaze Namazını Kıldırması

    Abdullah bin Übeyy münâfıkların reisi iken oğlu Abdullah son derece samimi ve müttaki bir Müslümandı. Bu "Ölüden diriyi diriden ölüyü çıkaran" Cenâb-ı Hakkın kudret ve hikmetinin bir tecellisi idi. Baba münafıkların reisi oğul mücahid bir Müslüman.
    Babası vefât ettikten sonra oğlu Abdullah babasının vasiyeti üzerine Hz. Resûlullahın huzuruna çıkarak "Yâ Resûlallah! Gömleğini bana versen de babamı onunla kefenlesem" dedi. Sonra da "Yâ Resûlallah! Onun namazını kılıp istiğfarda bulunsanız"2 diye ricada bulundu.
    Gariptir ki hayatı boyunca İslâmiyet aleyhinde plânların tasavvuru ve tahakkuku ile meşgul olan bu adamın kefenlenmesi için Resûl-i Ekrem Efendimiz sırtından gömleğini çıkarıp Hz. Abdullah'a verdi ve "Cenaze hazırlanınca bana haber veriniz namazını kılayım"3 buyurdu.

    Hz. Ömer'in İkâzı

    Cenaze hazırlanmıştı. Peygamber Efendimiz namazı kılmaya kalkarken Hz. Ömer arkasından ridasına yapıştı "Yâ Resûlallah! Allah sizi münâfıklar üzerine namaz kılmaktan nehyetmedi mi?"4 dedi.
    Peygamber Efendimiz gülümseyerek şöyle dedi:
    "Ben istiğfar etmek veya etmemekte serbest bırakılmışım. Ben de tercihimi yaptım. Allah Taâlâ 'Onlar adına ister af dile ister dileme. Onlar için yetmiş kere mağfiret dilesen yine Allah onları bağışlayacak değildir...' (Tevbe Sûresi 80) buyurmuştur."5
    Daha sonra Resûlallah (a.s.m.) Abdullah bin Übeyy'in cenaze namazını kıldı ve kabri başına kadar da gitti.6

    Nâzil Olan Âyet

    Aradan çok zaman geçmeden Peygamberimiz (s.a.v.)e münâfık ölüleri hakkında Cenâb-ı Hak tarafından şu kesin emir verildi:

    "Onlardan ölen hiçbir kimsenin asla namazını kılma ve kabrinin başında durma. Onlar Allahı ve Resûlünü inkâr etmişler ve Allah'a itaatten çıkmış olarak ölüp gitmişlerdir."7

    Bundan sonra Peygamber Efendimiz hiç bir münâfığın cenaze namazını kılmadı. Kabrinin başında da durmadı.8 Peygamberimiz (s.a.v.)in böylesine ömrünün her safhasında İslâm cemâatını bölmek gayretiyle yaşayan bir adamın cenazesine karşı bu alâkasının şüphesiz bir çok hikmetleri vardı.


    En mühim hikmeti onun etrafında toplanmış olanların samimi iman etmelerini temin etmekti. Nitekim Efendimize gömleğini niçin verdiği ve cenaze namazını niçin kıldığı sorulduğunda şu cevabı vermişti:

    "Gömleğim ve onun üzerine kıldığım namazım kendisini Rabbimden gelecek azabdan kurtaramayacaktır. Fakat ben bu sayede onun kavminden bin kişinin samimi Müslüman olmasını umuyorum."9

    Gerçekten de Abdullah bin Übeyy'in vefât ederken Peygamberimiz (s.a.v.)den medet umduğunu gören bin kişi samimiyetle Müslüman olmuştur.10

    Bunu gören Hz. Ömer de davranışından pişmanlık duymuş "Allah ve Resûlü elbette daha iyi bilir"11 demiştir.

    1. İbn-i Kesî Sîre 4:64.
    2. Müsned 2:18.
    3. A.g.e. 2:18; Buharî 2:76; Tirmizî 5:280.
    4. Müsned 2:18; Müslim 4:1865.
    5. Sîre 4:197; Müsned 4:1865; Tirmizî 5:279.
    6. Sîre 4:197; Müsned 1:16; Tirmizî 5:279.
    7. Tevbe Sûresi 84.
    8. Sîre 4:197; Müsned 1:16.
    9. Taberî Tefsir 10:206.
    10. Umdetü'l-Kari 8:54.
    11. Sîre 4:197.
    salih suruç





+ Yorum Gönder