Konusunu Oylayın.: Şib-i Ebi Talib günleri, Müslümanlara uygulanan ambargo ve bu zorluklara karşı ortaya konan sabır örnekleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Şib-i Ebi Talib günleri, Müslümanlara uygulanan ambargo ve bu zorluklara karşı ortaya konan sabır örnekleri
  1. 05.Nisan.2011, 06:53
    1
    Misafir

    Şib-i Ebi Talib günleri, Müslümanlara uygulanan ambargo ve bu zorluklara karşı ortaya konan sabır örnekleri






    Şib-i Ebi Talib günleri, Müslümanlara uygulanan ambargo ve bu zorluklara karşı ortaya konan sabır örnekleri Mumsema Şib-i Ebi Talib günleri, Müslümanlara uygulanan ambargo ve bu zorluklara karşı ortaya konan sabır örnekleri


  2. 10.Nisan.2011, 21:53
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Şib-i Ebi Talib günleri, Müslümanlara uygulanan ambargo ve bu zorluklara karşı ortaya konan sabır örnekleri




    Nübüvvetin 7. senesinde ve Muharrem ayının ilk günlerinde Mekkeli Müşrikler parlamentoları Daru’n Nedve’de bir araya gelmiş ve bir türlü önüne sed çekemedikleri İslam’ı daha beşiğinde iken büyümeden boğma kararı almışlardı. Alınan kararlardan bazılarında şunlar yazılıydı; “Müslümanlara yiyecek, giyecek, kullanacak hiçbir mal satılmayacak, hiçbir şey satın alınmayacak ve hediye dahi verilmeyecektir. Muhammedilerin yapacağı her türlü barış teklifi reddedilecektir.” Kararı kırk aşiret reisi mühürleri ile tasdik ettikten sonra ahidname Kâbe duvarına asılarak yürürlüğe kondu... Bundan böyle kimsenin karar dışına çıkması mümkün değildi.
    Dönemin amansız İslam düşmanları, Şib-i Ebu Talib/Ebu Talib mahallesini kuşatma altına aldı... Bölgenin dışına çıkan her Müslümanı yakalayınca O’na esir muamelesi yaparak işkence ediyorlardı. Abluka altındaki insanlar, Hac mevsimi dışında, şehre inemiyor. Hac günlerinde de azgın din düşmanları, uzak yollara çıkarak gelen kervanların önünü kesip "Muhammedilerle destekçilerine mal satan olursa kervanını yağma ederiz ona göre" diye tehdit ederek korkutuyor; yine netice alamayınca mallarına yüksek fiyatlar vererek rakamları şişiriyorlardı...
    Ebu Talib Mahallesi yokluk ve açlık diyarı olmuştu... Çocuk ağlamalarından durulmuyor... Sevgili Peygamberimiz, Hazret-i Hatice annemiz, Hazret-i Ebu Bekr, bütün mallarını müminler için harcadılar. Başka bir imkân kalmayınca bu kahraman müminler ot ve ağaç yaprağı bile yediler. Hatta öyle ki, Peygamberimiz ve Ashab-ı Kiram açlıklarını bastırmak için karınlarına taş bağlıyorlardı.
    Günler, aylar ve yıllar geçti kuşatma kaldırılmadı...
    Ambargo altındaki Müslümanların bu hâli merhamet sahibi bazı müşrikleri çok üzüyordu. Ablukayı delmenin yollarını arıyorlardı. Bu vicdanlı Müşriklerden bazıları geceleri sessizce bir parça yiyeceği Müslümanlara götürüyordu. Ancak yakalananlar dayaktan geçiriliyordu.
    Kimileri de develerine ve atlarına yiyecek yükleyip Müslümanların abluka altında olduğu mahalleye salıp böylece boykotu delmeye çalışıyordu. Bunlardan biri Hişam B. Amr b. Rebia idi. Yiyecek yüklü birkaç deveyi Şib-i Ebu Talib mahallesine salarak delmeyi düşünüyordu fakat müşrikler tarafından yakalanıp öldürülmek istendiği sırada, Ebû Süfyan, “Bırakınız adamı! Şib’deki akrabalarına iyilik etmiştir. Vallahi keşke biz de, onun yaptığı gibi onurlu bir iş yapsaydık, bizim için ne güzel olurdu” diyerek bu zatı müşriklerin elinden kurtardı.
    Müslümanlara uygulanan ambargo dayanılmaz hale gelmiş ve tüm Mekke sokaklarında konuşuluyordu. Vicdanlı ve merhamet sahibi müşrikler bu abluka karşısında sessiz duramıyor ve boykotu delmek için çırpınıyorlardı. Ambargonun dördüncü senesinde sabırları taşan bir grup vicdanlı Müşrik, hem Kâbe’ye asılan boykot kararını yırtıp attı hem Şib-i Ebu Talib’e gidip açıktan Müslümanlara yardım etti ve ablukanın bittiğini ilan ettiler.

    Turan Kışlakçı


  3. 10.Nisan.2011, 21:53
    2
    Silent and lonely rains



    Nübüvvetin 7. senesinde ve Muharrem ayının ilk günlerinde Mekkeli Müşrikler parlamentoları Daru’n Nedve’de bir araya gelmiş ve bir türlü önüne sed çekemedikleri İslam’ı daha beşiğinde iken büyümeden boğma kararı almışlardı. Alınan kararlardan bazılarında şunlar yazılıydı; “Müslümanlara yiyecek, giyecek, kullanacak hiçbir mal satılmayacak, hiçbir şey satın alınmayacak ve hediye dahi verilmeyecektir. Muhammedilerin yapacağı her türlü barış teklifi reddedilecektir.” Kararı kırk aşiret reisi mühürleri ile tasdik ettikten sonra ahidname Kâbe duvarına asılarak yürürlüğe kondu... Bundan böyle kimsenin karar dışına çıkması mümkün değildi.
    Dönemin amansız İslam düşmanları, Şib-i Ebu Talib/Ebu Talib mahallesini kuşatma altına aldı... Bölgenin dışına çıkan her Müslümanı yakalayınca O’na esir muamelesi yaparak işkence ediyorlardı. Abluka altındaki insanlar, Hac mevsimi dışında, şehre inemiyor. Hac günlerinde de azgın din düşmanları, uzak yollara çıkarak gelen kervanların önünü kesip "Muhammedilerle destekçilerine mal satan olursa kervanını yağma ederiz ona göre" diye tehdit ederek korkutuyor; yine netice alamayınca mallarına yüksek fiyatlar vererek rakamları şişiriyorlardı...
    Ebu Talib Mahallesi yokluk ve açlık diyarı olmuştu... Çocuk ağlamalarından durulmuyor... Sevgili Peygamberimiz, Hazret-i Hatice annemiz, Hazret-i Ebu Bekr, bütün mallarını müminler için harcadılar. Başka bir imkân kalmayınca bu kahraman müminler ot ve ağaç yaprağı bile yediler. Hatta öyle ki, Peygamberimiz ve Ashab-ı Kiram açlıklarını bastırmak için karınlarına taş bağlıyorlardı.
    Günler, aylar ve yıllar geçti kuşatma kaldırılmadı...
    Ambargo altındaki Müslümanların bu hâli merhamet sahibi bazı müşrikleri çok üzüyordu. Ablukayı delmenin yollarını arıyorlardı. Bu vicdanlı Müşriklerden bazıları geceleri sessizce bir parça yiyeceği Müslümanlara götürüyordu. Ancak yakalananlar dayaktan geçiriliyordu.
    Kimileri de develerine ve atlarına yiyecek yükleyip Müslümanların abluka altında olduğu mahalleye salıp böylece boykotu delmeye çalışıyordu. Bunlardan biri Hişam B. Amr b. Rebia idi. Yiyecek yüklü birkaç deveyi Şib-i Ebu Talib mahallesine salarak delmeyi düşünüyordu fakat müşrikler tarafından yakalanıp öldürülmek istendiği sırada, Ebû Süfyan, “Bırakınız adamı! Şib’deki akrabalarına iyilik etmiştir. Vallahi keşke biz de, onun yaptığı gibi onurlu bir iş yapsaydık, bizim için ne güzel olurdu” diyerek bu zatı müşriklerin elinden kurtardı.
    Müslümanlara uygulanan ambargo dayanılmaz hale gelmiş ve tüm Mekke sokaklarında konuşuluyordu. Vicdanlı ve merhamet sahibi müşrikler bu abluka karşısında sessiz duramıyor ve boykotu delmek için çırpınıyorlardı. Ambargonun dördüncü senesinde sabırları taşan bir grup vicdanlı Müşrik, hem Kâbe’ye asılan boykot kararını yırtıp attı hem Şib-i Ebu Talib’e gidip açıktan Müslümanlara yardım etti ve ablukanın bittiğini ilan ettiler.

    Turan Kışlakçı





+ Yorum Gönder