Konusunu Oylayın.: Efendimiz'in Darü'l-Erkam'ı oluşturması ve buradaki talim ve terbiye yöntemi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Efendimiz'in Darü'l-Erkam'ı oluşturması ve buradaki talim ve terbiye yöntemi
  1. 05.Nisan.2011, 06:51
    1
    Misafir

    Efendimiz'in Darü'l-Erkam'ı oluşturması ve buradaki talim ve terbiye yöntemi






    Efendimiz'in Darü'l-Erkam'ı oluşturması ve buradaki talim ve terbiye yöntemi Mumsema Efendimiz'in Darü'l-Erkam'ı oluşturması ve buradaki talim ve terbiye yöntemi


  2. 06.Nisan.2011, 13:58
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Efendimiz'in Darü'l-Erkam'ı oluşturması ve buradaki talim ve terbiye yöntemi




    Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-, ilk üç se­ne İs­lâm’ı giz­li bir şe­kil­de teb­lîğ et­miş, dâ­ve­ti­ni ka­bûl et­me­yen­ler­den bu mev­zû­yu kim­se­ye aç­ma­ma­la­rı­nı is­te­miş­tir.
    Nü­büv­ve­tin ilk se­ne­sin­de Er­kam bin Ebi’l-Er­kam -ra­dı­yal­lâ­hu anh- müs­lü­man ol­duk­tan son­ra as­hâb-ı ki­râm onun evin­de giz­li giz­li top­lan­ma­ya baş­la­dı­lar.
    “Dâ­ru’l-İs­lâm” di­ye de bi­li­nen “Dâ­ru’l-Er­kam”, Mek­ke’de Sa­fâ Te­pe­si’nin ya­nın­da bu­lun­mak­tay­dı. Pey­gam­ber Efen­di­miz -aley­his­sa­lâ­tü ves­se­lâm- Ku­reyş müş­rik­le­rin­den sa­kı­na­rak bu mü­bâ­rek ev­de bu­lu­nur, ya­nı­na ge­len­le­re ora­da İs­lâm’ı an­la­tır, Kur’ân-ı Ke­rîm okur ve öğ­re­tir­di. Ora­da, be­râ­ber­ce na­maz kı­lar­lar­dı. Bir­çok in­san İs­lâm ile bu­ra­da ta­nış­mış­tır.
    Haz­ret-i Ömer -ra­dı­yal­lâ­hu anh-, nü­büv­ve­tin al­tın­cı yı­lın­da müs­lü­man olun­ca­ya ka­dar bu ev İs­lâm’ın teb­lîğ edi­lip öğ­re­til­me­sin­de bü­yük hiz­met­ler îfâ et­miş­tir.
    Er­kam -ra­dı­yal­lâ­hu anh- Dâ­ru’l-Er­kam’ı da­ha son­ra vak­fet­miş­tir. Vak­fi­ye’si şöy­le­dir:
    “Bis­mil­lâ­hir­rah­mâ­nir­ra­hîm. Bu, Er­kam’ın Sa­fâ’dan bi­raz ile­ri­de­ki evi hak­kın­da yap­tı­ğı ahd ü va­si­ye­ti­dir ki, onun ar­sa­sı Ha­rem-i Şe­rîf’ten sa­yıl­dı­ğın­dan, o da ha­rem­leş­miş, do­ku­nul­maz­laş­mış­tır: Sa­tıl­maz ve te­vâ­rüs olun­maz. Hi­şâm bin Âs ve onun âzat­lı kö­le­si bu­na şâ­hit­tir.” (İbn-i Sa’d, III, 242-244; Hâ­kim, III, 574-575/6129)
    Dâ­ru’l-Er­kam, za­mâ­nı­mız­da Su­ûdî Ara­bis­tan Kral­lı­ğı ta­ra­fın­dan yı­kı­la­rak Ha­rem-i Şe­rîf’in ar­sa­sı­na ka­tıl­mış, yâ­ni as­lı­na rü­cû et­miş­tir.
    a
    Pey­gam­ber Efen­di­miz -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-, nü­büv­ve­tin ilk üç yı­lı­nı giz­li dâ­vet­le ge­çir­miş­ti. Dâ­ve­tin giz­li ya­pıl­ma­sı, Var­lık Nû­ru’nun her­han­gi bir ezi­yet ve me­şak­ka­te mâ­ruz kal­mak kor­ku­sun­dan de­ğil, dî­nî mas­la­ha­tı mu­hâ­fa­za et­mek için­di. Zî­râ he­nüz teb­lî­ğin açık­ça îlân edil­me­si yö­nün­de bir emr-i ilâ­hî vâ­kî ol­ma­mış­tı. Şâ­yet bu dö­nem­de İs­lâm açık­ça îlân edil­sey­di, he­nüz ye­ni îmân et­miş olan ço­ğu fa­kir ve za­yıf müs­lü­man­lar teh­li­ke­ye dü­şer, on­la­rın he­lâ­ki ise dî­nin baş­la­ma­dan yok ol­ma­sı­na yol aça­bi­lir­di.
    Dâ­ru’l-Er­kam vâ­kı­asın­dan, İs­lâ­mî usû­le dâ­ir şu ne­tî­ce­le­ri çı­ka­ra­bi­li­riz:
    1. Ge­rek­ti­ğin­de giz­li­lik bir dâ­vâ­nın esâ­sı ol­ma­lı­dır.
    2. Eği­tim ve öğ­re­tim, her­han­gi bir ic­ti­mâî, dî­nî ve si­yâ­sî hâ­di­se­nin ger­çek­leş­me­sin­de ilk ve za­rû­rî adım­dır. Fert­le­rin key­fi­yet ka­zan­ma­sı için dâ­vâ­nın di­ya­lek­ti­ği (man­tı­ğı) ve ah­lâ­kı ile tec­hîz edil­me­le­ri ge­re­kir.

    Bu­na gö­re İs­lâ­mî fa­âli­yet­ler­de kı­yâ­me­te ka­dar tu­tu­la­cak yol ve tâ­kib edi­le­cek usûl, Pey­gam­ber Efen­di­miz -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’in bu tat­bî­kâ­tı­nın ışı­ğın­da te­şek­kül et­ti­ril­me­li­dir. İs­lâm’ın ye­ni­den fi­liz­len­di­ril­me­si ve­ya hiç ulaş­ma­dı­ğı yer­ler­de ya­yıl­ma­sı için gös­te­ri­le­cek gay­ret­ler­de, bu eği­tim ve öğ­re­tim fa­âli­yet­le­ri­nin bi­rin­ci de­re­ce­de dik­ka­te alın­ma­sı lâ­zım ge­lir.





  3. 06.Nisan.2011, 13:58
    2
    Editör



    Ra­sû­lul­lâh -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-, ilk üç se­ne İs­lâm’ı giz­li bir şe­kil­de teb­lîğ et­miş, dâ­ve­ti­ni ka­bûl et­me­yen­ler­den bu mev­zû­yu kim­se­ye aç­ma­ma­la­rı­nı is­te­miş­tir.
    Nü­büv­ve­tin ilk se­ne­sin­de Er­kam bin Ebi’l-Er­kam -ra­dı­yal­lâ­hu anh- müs­lü­man ol­duk­tan son­ra as­hâb-ı ki­râm onun evin­de giz­li giz­li top­lan­ma­ya baş­la­dı­lar.
    “Dâ­ru’l-İs­lâm” di­ye de bi­li­nen “Dâ­ru’l-Er­kam”, Mek­ke’de Sa­fâ Te­pe­si’nin ya­nın­da bu­lun­mak­tay­dı. Pey­gam­ber Efen­di­miz -aley­his­sa­lâ­tü ves­se­lâm- Ku­reyş müş­rik­le­rin­den sa­kı­na­rak bu mü­bâ­rek ev­de bu­lu­nur, ya­nı­na ge­len­le­re ora­da İs­lâm’ı an­la­tır, Kur’ân-ı Ke­rîm okur ve öğ­re­tir­di. Ora­da, be­râ­ber­ce na­maz kı­lar­lar­dı. Bir­çok in­san İs­lâm ile bu­ra­da ta­nış­mış­tır.
    Haz­ret-i Ömer -ra­dı­yal­lâ­hu anh-, nü­büv­ve­tin al­tın­cı yı­lın­da müs­lü­man olun­ca­ya ka­dar bu ev İs­lâm’ın teb­lîğ edi­lip öğ­re­til­me­sin­de bü­yük hiz­met­ler îfâ et­miş­tir.
    Er­kam -ra­dı­yal­lâ­hu anh- Dâ­ru’l-Er­kam’ı da­ha son­ra vak­fet­miş­tir. Vak­fi­ye’si şöy­le­dir:
    “Bis­mil­lâ­hir­rah­mâ­nir­ra­hîm. Bu, Er­kam’ın Sa­fâ’dan bi­raz ile­ri­de­ki evi hak­kın­da yap­tı­ğı ahd ü va­si­ye­ti­dir ki, onun ar­sa­sı Ha­rem-i Şe­rîf’ten sa­yıl­dı­ğın­dan, o da ha­rem­leş­miş, do­ku­nul­maz­laş­mış­tır: Sa­tıl­maz ve te­vâ­rüs olun­maz. Hi­şâm bin Âs ve onun âzat­lı kö­le­si bu­na şâ­hit­tir.” (İbn-i Sa’d, III, 242-244; Hâ­kim, III, 574-575/6129)
    Dâ­ru’l-Er­kam, za­mâ­nı­mız­da Su­ûdî Ara­bis­tan Kral­lı­ğı ta­ra­fın­dan yı­kı­la­rak Ha­rem-i Şe­rîf’in ar­sa­sı­na ka­tıl­mış, yâ­ni as­lı­na rü­cû et­miş­tir.
    a
    Pey­gam­ber Efen­di­miz -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-, nü­büv­ve­tin ilk üç yı­lı­nı giz­li dâ­vet­le ge­çir­miş­ti. Dâ­ve­tin giz­li ya­pıl­ma­sı, Var­lık Nû­ru’nun her­han­gi bir ezi­yet ve me­şak­ka­te mâ­ruz kal­mak kor­ku­sun­dan de­ğil, dî­nî mas­la­ha­tı mu­hâ­fa­za et­mek için­di. Zî­râ he­nüz teb­lî­ğin açık­ça îlân edil­me­si yö­nün­de bir emr-i ilâ­hî vâ­kî ol­ma­mış­tı. Şâ­yet bu dö­nem­de İs­lâm açık­ça îlân edil­sey­di, he­nüz ye­ni îmân et­miş olan ço­ğu fa­kir ve za­yıf müs­lü­man­lar teh­li­ke­ye dü­şer, on­la­rın he­lâ­ki ise dî­nin baş­la­ma­dan yok ol­ma­sı­na yol aça­bi­lir­di.
    Dâ­ru’l-Er­kam vâ­kı­asın­dan, İs­lâ­mî usû­le dâ­ir şu ne­tî­ce­le­ri çı­ka­ra­bi­li­riz:
    1. Ge­rek­ti­ğin­de giz­li­lik bir dâ­vâ­nın esâ­sı ol­ma­lı­dır.
    2. Eği­tim ve öğ­re­tim, her­han­gi bir ic­ti­mâî, dî­nî ve si­yâ­sî hâ­di­se­nin ger­çek­leş­me­sin­de ilk ve za­rû­rî adım­dır. Fert­le­rin key­fi­yet ka­zan­ma­sı için dâ­vâ­nın di­ya­lek­ti­ği (man­tı­ğı) ve ah­lâ­kı ile tec­hîz edil­me­le­ri ge­re­kir.

    Bu­na gö­re İs­lâ­mî fa­âli­yet­ler­de kı­yâ­me­te ka­dar tu­tu­la­cak yol ve tâ­kib edi­le­cek usûl, Pey­gam­ber Efen­di­miz -sal­lâl­lâ­hu aley­hi ve sel­lem-’in bu tat­bî­kâ­tı­nın ışı­ğın­da te­şek­kül et­ti­ril­me­li­dir. İs­lâm’ın ye­ni­den fi­liz­len­di­ril­me­si ve­ya hiç ulaş­ma­dı­ğı yer­ler­de ya­yıl­ma­sı için gös­te­ri­le­cek gay­ret­ler­de, bu eği­tim ve öğ­re­tim fa­âli­yet­le­ri­nin bi­rin­ci de­re­ce­de dik­ka­te alın­ma­sı lâ­zım ge­lir.








+ Yorum Gönder