Konusunu Oylayın.: Ömer Bin Abdulaziz - Menkibeleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ömer Bin Abdulaziz - Menkibeleri
  1. 04.Nisan.2011, 07:07
    1
    Misafir

    Ömer Bin Abdulaziz - Menkibeleri






    Ömer Bin Abdulaziz - Menkibeleri Mumsema Ömer Bin Abdulaziz - Hayat hikayeleri
    Menkibeleri


  2. 04.Nisan.2011, 07:07
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 04.Nisan.2011, 07:28
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Ömer Bin Abdulaziz - Menkibeleri




    Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi.
    Yakınlarından birisi Ömer b. Abdülaziz e bir elma hediye göndermişti. O da elmayı biraz kokladıktan sonra sahibine geri gönderdi. Elmayı geri götüren görevliye şöyle dedi:
    - Ona de ki, elma yerini bulmuştur.
    Fakat görevli itiraz edecek oldu:
    - Ey müminlerin başkanı! Rasulullah Aleyhisselâm hediye kabul ederdi. Bu elmayı gönderen de senin yakınlarındandır.
    Halife cevap verdi:
    - Evet ama, Rasulullah s.a.v. e verilen hediye idi. Bize gelince, bize verilen hediyeler rüşvet olur.
    Valilerin maaşlarını çok bol verirdi. Sebebini şöyle açıklardı:
    - Valiler para sıkıntısı çekmezler, bütün ihtiyaçları karşılanırsa, kendilerini halkın işlerine vakfederler.
    Bir gece halifenin yanında bir misafiri vardı. Kandilin yakıtı tükenmişti. Misafir dedi ki:
    - Hizmetçiyi uyandıralım da kandilin yağını koyuversin.
    - Hayır, bırak onu uyusun. Ben ona iki ayrı işi yaptırmak istemem.
    - Öyleyse ben kalkıp kandile yağ koyayım.
    - Olmaz, misafire iş gördürmek yiğitlikten sayılmaz.
    Kendisi kalktı, kandilin yağını koyup yerine döndü ve şöyle dedi:
    - Ben kalkıp iş yaparken de Ömer dim; gelip oturdum, yine aynı Ömer im.
    İki buçuk yıllık halifelik döneminde İslâm aleminde adaleti hakim kılmıştı. Büyük dedesi Hz. Ömer r.a. gibi adalet ve basiret sahibiydi. Henüz kırk yaşlarında iken onu çekemeyenler tarafından bin dinar altın para karşılığında hizmetçisi eliyle zehirlenmişti. Hizmetçisi suçunu itiraf ettiğinde, Ömer b. Abdülaziz, paraları adamdan alarak devlet hazinesine koymuş, kendisini serbest bırakmış, öldürülmekten kurtulması için de kaçmasını söylemişti.



    "Nedir Benim O İki Suçum?"


    Hz. Ömer (r.a.) tayin ettiği valilerden biri, Cuma hutbesi esnasında Hz. Ömer'i öyle överki, bir Sahabi dayanamaz, kalkar, valiye müdahale edip, onu susturmaya çalışır.

    Namazdan sonra durum Hz. Ömer'e iletilir. Halifenin emriyle valiye karşı gelen adam yakalanıp bir suçlu gibi götürülür.

    Suçlu kabul edilen Sahabi, Hz. Ömer'in huzuruna girince selam verir. Hz. Ömer (r.a.), hiddetinden selama mukabelede bulunmaz. Onu azarlar.

    Bunun üzerine sahabi:

    - Ya Ömer! Ben bir suç işlediysem, sen iki suç işledin, diyince

    Hiddeti birden kaybolan Hz. Ömer (r.a.):

    - Nedir benim o iki suçum?

    - Allah'ın selamını verdim de çok hiddetlendiğin için mukabelede bulunmadın. Vacibi terkettin. Bu bir. Suçluyu dinlemeden tek taraflı hüküm verdin. Bu da iki.

    Hatasını anlayan Hz. Ömer (r.a.) olayı anlatmasını isteyince,

    Sahabi:

    - Tayin ettiğin vali, hutbede seni öyle övdü, öyle övdü ki bu söz, cemaatin üzerinde sanki fazilet yönünden senin Hz. Ebubekir'den daha üstün olduğun izlenimini bıraktı. İşte bu yanlış düşünceyi zihinlerden silmek için müdahale ettim. Halbuki sen fazilet yönünden Hz. Ebubekir'in (r.a.) yarısı kadarsın.

    Hz. Ömer (r.a.)

    - Neden?

    Sahabi:

    - Orduya yardım ediniz ! emri-i peygamberi karşısında sen servetinin yarısını getirmiştin. Hz. Ebubekir ise servetinin tamamını getirmiş ve Ashabın gözlerini yaşartmıştı. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.), o zattan özür dileyip dua istedi ve onu serbest bıraktı. Böyle konuşan valiyi ise hemen görevden azletti.
    K:Menkibe


  4. 04.Nisan.2011, 07:28
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi.
    Yakınlarından birisi Ömer b. Abdülaziz e bir elma hediye göndermişti. O da elmayı biraz kokladıktan sonra sahibine geri gönderdi. Elmayı geri götüren görevliye şöyle dedi:
    - Ona de ki, elma yerini bulmuştur.
    Fakat görevli itiraz edecek oldu:
    - Ey müminlerin başkanı! Rasulullah Aleyhisselâm hediye kabul ederdi. Bu elmayı gönderen de senin yakınlarındandır.
    Halife cevap verdi:
    - Evet ama, Rasulullah s.a.v. e verilen hediye idi. Bize gelince, bize verilen hediyeler rüşvet olur.
    Valilerin maaşlarını çok bol verirdi. Sebebini şöyle açıklardı:
    - Valiler para sıkıntısı çekmezler, bütün ihtiyaçları karşılanırsa, kendilerini halkın işlerine vakfederler.
    Bir gece halifenin yanında bir misafiri vardı. Kandilin yakıtı tükenmişti. Misafir dedi ki:
    - Hizmetçiyi uyandıralım da kandilin yağını koyuversin.
    - Hayır, bırak onu uyusun. Ben ona iki ayrı işi yaptırmak istemem.
    - Öyleyse ben kalkıp kandile yağ koyayım.
    - Olmaz, misafire iş gördürmek yiğitlikten sayılmaz.
    Kendisi kalktı, kandilin yağını koyup yerine döndü ve şöyle dedi:
    - Ben kalkıp iş yaparken de Ömer dim; gelip oturdum, yine aynı Ömer im.
    İki buçuk yıllık halifelik döneminde İslâm aleminde adaleti hakim kılmıştı. Büyük dedesi Hz. Ömer r.a. gibi adalet ve basiret sahibiydi. Henüz kırk yaşlarında iken onu çekemeyenler tarafından bin dinar altın para karşılığında hizmetçisi eliyle zehirlenmişti. Hizmetçisi suçunu itiraf ettiğinde, Ömer b. Abdülaziz, paraları adamdan alarak devlet hazinesine koymuş, kendisini serbest bırakmış, öldürülmekten kurtulması için de kaçmasını söylemişti.



    "Nedir Benim O İki Suçum?"


    Hz. Ömer (r.a.) tayin ettiği valilerden biri, Cuma hutbesi esnasında Hz. Ömer'i öyle överki, bir Sahabi dayanamaz, kalkar, valiye müdahale edip, onu susturmaya çalışır.

    Namazdan sonra durum Hz. Ömer'e iletilir. Halifenin emriyle valiye karşı gelen adam yakalanıp bir suçlu gibi götürülür.

    Suçlu kabul edilen Sahabi, Hz. Ömer'in huzuruna girince selam verir. Hz. Ömer (r.a.), hiddetinden selama mukabelede bulunmaz. Onu azarlar.

    Bunun üzerine sahabi:

    - Ya Ömer! Ben bir suç işlediysem, sen iki suç işledin, diyince

    Hiddeti birden kaybolan Hz. Ömer (r.a.):

    - Nedir benim o iki suçum?

    - Allah'ın selamını verdim de çok hiddetlendiğin için mukabelede bulunmadın. Vacibi terkettin. Bu bir. Suçluyu dinlemeden tek taraflı hüküm verdin. Bu da iki.

    Hatasını anlayan Hz. Ömer (r.a.) olayı anlatmasını isteyince,

    Sahabi:

    - Tayin ettiğin vali, hutbede seni öyle övdü, öyle övdü ki bu söz, cemaatin üzerinde sanki fazilet yönünden senin Hz. Ebubekir'den daha üstün olduğun izlenimini bıraktı. İşte bu yanlış düşünceyi zihinlerden silmek için müdahale ettim. Halbuki sen fazilet yönünden Hz. Ebubekir'in (r.a.) yarısı kadarsın.

    Hz. Ömer (r.a.)

    - Neden?

    Sahabi:

    - Orduya yardım ediniz ! emri-i peygamberi karşısında sen servetinin yarısını getirmiştin. Hz. Ebubekir ise servetinin tamamını getirmiş ve Ashabın gözlerini yaşartmıştı. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a.), o zattan özür dileyip dua istedi ve onu serbest bıraktı. Böyle konuşan valiyi ise hemen görevden azletti.
    K:Menkibe





+ Yorum Gönder