Konusunu Oylayın.: Ömer Bin Abdülaziz'in Dostluk Şartları ve Evladlarına Vasiyeti ...

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ömer Bin Abdülaziz'in Dostluk Şartları ve Evladlarına Vasiyeti ...
  1. 04.Nisan.2011, 07:04
    1
    Misafir

    Ömer Bin Abdülaziz'in Dostluk Şartları ve Evladlarına Vasiyeti ...






    Ömer Bin Abdülaziz'in Dostluk Şartları ve Evladlarına Vasiyeti ... Mumsema Ömer Bin Abdülaziz'in Dostluk Şartları ve Evladlarına Vasiyeti ...


  2. 04.Nisan.2011, 07:04
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 04.Nisan.2011, 07:36
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Ömer Bin Abdülaziz'in Dostluk Şartları ve Evladlarına Vasiyeti ...




    Ömer Bin Abdülaziz’in Dostluk Şartları ve Evladlarına Vasiyeti


    Ömer bin Abdülaziz son derece yüksek karakterli, temiz ahlâklı bir şahsiyetti. Devrinin en güzel ahlâk örneği idi. Onun bu denli şahsiyetli, faziletli yapan olgu ikinci Halife Hz. Ömer rehber edinmesiydi.
    İkinci Ömer, birinci Halife Ömer gibi verdiği her sözü tutardı. Haktan yana tavır koyar, haklı ve doğru olana itibar ederdi. Hiç kimsenin yok yere üzülmesini istemezdi. Vali tayin ederken bile kendine özgü prensipleri vardı. Nitekim Ebu’l Musa El-Eşari’nin torunu Bilal buna en manidar misaldir. Şöyle ki:
    Bilal, Halife İkinci Ömer tahta geçtikten sonra Şam’a gelerek huzura kabul edilir, daha sonra camilere devam ederek namazla niyazla meşgul olur; Halife Ömer onun takvasına bakarak adamlarından biri olan Alâ’ya Bilal ile ilgilenmesini emreder ve ona “Bu adamın iç yüzü de dış yüzü gibi ise onu Irak Valisi olarak atamak istiyorum. Bu adamı takip ve bana haber getir” emrini verir.
    Âla kalkıp Bilal’in yanına gider ve ona hitaben,
    Halifeye olan yakınlığımı biliyorsun? Seni Irak Valiliği için tavsiye edersem, bana ne verirsin?
    Bilal şu karşılığı verir:
    -Bir yıllık kazancımı sana veririm.
    Onun bir yıllığı ise yirmi milyon akçe idi.
    Âlâ, bunu kendisine yazılı bir taahhütle vermesini ister. Bilal de evine koşarak bu taahhüdüni yazar ve ona verir. O da bu taahhüdü ihtiva eden mektubu Halife İkinci Ömer’e verir. Halife mektubu okur ve Bilal’i vali tayin etmekten vazgeçer. O zaman Kufe Valisi olan Abdurrahman bin Zeyd bin El-Hattab’a şöyle bir mektup yazar:
    “Bilal, dindar görünerek bizi aldatmak istemiştir. Biz de az kalsın yanılıp, aldanacaktık. Fakat onu denedik ve bu denemede onun ehil olmadığını gördük.”
    Ömer Bin Abdülaziz hak yolunda hatır ve gönül tanımazdı. Davacılar arasında tam bir eşitlik gözetirdi. Bir defasında Deyr İshak ahalisi, amcazadesi Mesleme’yi şikâyet etmişlerdi. Mesleme şilte üzerinde yanında oturuyordu. Halife Ömer onu şöyle uyardı:
    -Hasımların ayakta durdukları halde, senin şilte üzerinde oturman doğru değildir.
    Bu uyarı üzerine Mesleme ayağa kalkmış, hasımlarıyla yan yana durmuş, Ömer’de davayı dinledikten sonra akrabası Mesleme aleyhine karar vermiştir.
    Tevazusu ise adaletiyle paraleldi. İnsanları hayran bırakırdı. Onun yakın adamlarından biri olan Raca, bu bağlamda şu vakayı anlatır:
    “Bir gece beraber oturmuş, konuşmuştuk. Arada kandil bozulduğu için düzeltmek üzere kalktım. Fakat Halife beni oturttu. Bütün ısrarlarım boşa gitti. Çünkü şöyle demişti:
    “Misafirine iş gördüren bir adam, kötü bir adamdır.”
    Halife İkinci Ömer, meclisine devam edenlere dostluğa verdiği ehemmiyeti öne çıkarır ve dostluk için şu beş şartı sıkça tekrarlardı:
    Bana dost olmak isteyenler beş esasa saygı göstermelidir:
    -Adalet namına farkına varamadığım bir şey varsa, beni irşad etmek
    -İyilik etmek husussunda beni teşvik etmek
    -Bir talebi olup da bana bildiremeyenlerin taleplerini bana iletmek
    -Yanımda hiç kimseyi küçümsememek, aşağılamamak
    -Daima güvenli olmak…
    Bu esasa saygı gösteren kimseler, benim dostumdur. Aksi halde bu özellikleri taşımayanlar bana dost olmaktan çıkar ve yanıma girmemesi, meclisimize gelmemesi icab eder.*
    Ömer bin Abdülaziz’in vefatı yaklaştığı sırada yanına Halife Abdülmelik’in oğlu Mesleme girmiş ve ona şöyle demişti:
    -Çocuklarını mal namına her şeyden mahrum ettin. Onları başkalarının sırtına yük olarak bırakıyorsun. İşlerini yoluna koymak için bir çare bulmak gerek. Ya onları bana vasiyet et, yahut ailemiz içinde benim mevkimde bulunan bir kimseye vasiyet ederseniz çok iyi olur. Onları bana bırakacak olursanız ben onların her işine bakarım.
    Bu sözler i işiten Ömer bin Abdülaziz , yatağına yaslanmış bir hale olduğu için kendisini oturtmalarını rica etti. Yatağına oturttular. Ömer bu teklife şu karşılığı verdi:
    -Ey Mesleme! .. Çocuklarımı mal namına her şeyden mahrum ettiğimi söylüyorsun. Acaba bir hakları vardı da onu mu alıkoydum. Hayır, böyle bir şey yapmadım. Başkalarının haklarını da çocuklarıma vermek istemedim. Onları sana veya senin gibi hanedandan birine emanet etmeme gelince; böyle bir şeye gerek görmüyorum. Çünkü ben onları Allah’a emanet ediyorum. Benim oğullarım, Allah’tan korkan kimselerdir.
    Ömer bin Abdülaziz bu sözleri söyledikten sonra çocuklarını çağırttı. Onlar da geldiler. Sayıların ondan fazla idi. Ömer, onları tek tek baktı. Sonra gözleri yaşardı. Ve şöyle dedi:
    -Ey evlatlarım! Sizler için canım feda olsun. Sizi Allah’a emanet ediyorum. Sizi zengin bırakmak mukabilinde babanızın cehenneme girmesi ile sizi fakir bırakmak mukabilinde babanızın cennete girmesi gibi iki şık arasında kaldım. Sizi zengin olmanız mukabilinde cehenneme girmektense sizi fakir yaşamanız karşılığında cennete girmeyi tercih ettim. Kalkınız evladlarım. Allah hepinizi korusun ve rızkınızı ihsan etsin.
    Çocukları kalkıp gittiler. Fakat bunlardan hiçbiri sıkıntı ve yoksulluk çekmedi.
    Bu âlim ve adaletli devlet başkanı 39 yaşında (Hicri 101 yılında) vefat eder. Halifeliği iki yıl beş ay devam eder.
    Kaynak : MFCANSIZ


  4. 04.Nisan.2011, 07:36
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Ömer Bin Abdülaziz’in Dostluk Şartları ve Evladlarına Vasiyeti


    Ömer bin Abdülaziz son derece yüksek karakterli, temiz ahlâklı bir şahsiyetti. Devrinin en güzel ahlâk örneği idi. Onun bu denli şahsiyetli, faziletli yapan olgu ikinci Halife Hz. Ömer rehber edinmesiydi.
    İkinci Ömer, birinci Halife Ömer gibi verdiği her sözü tutardı. Haktan yana tavır koyar, haklı ve doğru olana itibar ederdi. Hiç kimsenin yok yere üzülmesini istemezdi. Vali tayin ederken bile kendine özgü prensipleri vardı. Nitekim Ebu’l Musa El-Eşari’nin torunu Bilal buna en manidar misaldir. Şöyle ki:
    Bilal, Halife İkinci Ömer tahta geçtikten sonra Şam’a gelerek huzura kabul edilir, daha sonra camilere devam ederek namazla niyazla meşgul olur; Halife Ömer onun takvasına bakarak adamlarından biri olan Alâ’ya Bilal ile ilgilenmesini emreder ve ona “Bu adamın iç yüzü de dış yüzü gibi ise onu Irak Valisi olarak atamak istiyorum. Bu adamı takip ve bana haber getir” emrini verir.
    Âla kalkıp Bilal’in yanına gider ve ona hitaben,
    Halifeye olan yakınlığımı biliyorsun? Seni Irak Valiliği için tavsiye edersem, bana ne verirsin?
    Bilal şu karşılığı verir:
    -Bir yıllık kazancımı sana veririm.
    Onun bir yıllığı ise yirmi milyon akçe idi.
    Âlâ, bunu kendisine yazılı bir taahhütle vermesini ister. Bilal de evine koşarak bu taahhüdüni yazar ve ona verir. O da bu taahhüdü ihtiva eden mektubu Halife İkinci Ömer’e verir. Halife mektubu okur ve Bilal’i vali tayin etmekten vazgeçer. O zaman Kufe Valisi olan Abdurrahman bin Zeyd bin El-Hattab’a şöyle bir mektup yazar:
    “Bilal, dindar görünerek bizi aldatmak istemiştir. Biz de az kalsın yanılıp, aldanacaktık. Fakat onu denedik ve bu denemede onun ehil olmadığını gördük.”
    Ömer Bin Abdülaziz hak yolunda hatır ve gönül tanımazdı. Davacılar arasında tam bir eşitlik gözetirdi. Bir defasında Deyr İshak ahalisi, amcazadesi Mesleme’yi şikâyet etmişlerdi. Mesleme şilte üzerinde yanında oturuyordu. Halife Ömer onu şöyle uyardı:
    -Hasımların ayakta durdukları halde, senin şilte üzerinde oturman doğru değildir.
    Bu uyarı üzerine Mesleme ayağa kalkmış, hasımlarıyla yan yana durmuş, Ömer’de davayı dinledikten sonra akrabası Mesleme aleyhine karar vermiştir.
    Tevazusu ise adaletiyle paraleldi. İnsanları hayran bırakırdı. Onun yakın adamlarından biri olan Raca, bu bağlamda şu vakayı anlatır:
    “Bir gece beraber oturmuş, konuşmuştuk. Arada kandil bozulduğu için düzeltmek üzere kalktım. Fakat Halife beni oturttu. Bütün ısrarlarım boşa gitti. Çünkü şöyle demişti:
    “Misafirine iş gördüren bir adam, kötü bir adamdır.”
    Halife İkinci Ömer, meclisine devam edenlere dostluğa verdiği ehemmiyeti öne çıkarır ve dostluk için şu beş şartı sıkça tekrarlardı:
    Bana dost olmak isteyenler beş esasa saygı göstermelidir:
    -Adalet namına farkına varamadığım bir şey varsa, beni irşad etmek
    -İyilik etmek husussunda beni teşvik etmek
    -Bir talebi olup da bana bildiremeyenlerin taleplerini bana iletmek
    -Yanımda hiç kimseyi küçümsememek, aşağılamamak
    -Daima güvenli olmak…
    Bu esasa saygı gösteren kimseler, benim dostumdur. Aksi halde bu özellikleri taşımayanlar bana dost olmaktan çıkar ve yanıma girmemesi, meclisimize gelmemesi icab eder.*
    Ömer bin Abdülaziz’in vefatı yaklaştığı sırada yanına Halife Abdülmelik’in oğlu Mesleme girmiş ve ona şöyle demişti:
    -Çocuklarını mal namına her şeyden mahrum ettin. Onları başkalarının sırtına yük olarak bırakıyorsun. İşlerini yoluna koymak için bir çare bulmak gerek. Ya onları bana vasiyet et, yahut ailemiz içinde benim mevkimde bulunan bir kimseye vasiyet ederseniz çok iyi olur. Onları bana bırakacak olursanız ben onların her işine bakarım.
    Bu sözler i işiten Ömer bin Abdülaziz , yatağına yaslanmış bir hale olduğu için kendisini oturtmalarını rica etti. Yatağına oturttular. Ömer bu teklife şu karşılığı verdi:
    -Ey Mesleme! .. Çocuklarımı mal namına her şeyden mahrum ettiğimi söylüyorsun. Acaba bir hakları vardı da onu mu alıkoydum. Hayır, böyle bir şey yapmadım. Başkalarının haklarını da çocuklarıma vermek istemedim. Onları sana veya senin gibi hanedandan birine emanet etmeme gelince; böyle bir şeye gerek görmüyorum. Çünkü ben onları Allah’a emanet ediyorum. Benim oğullarım, Allah’tan korkan kimselerdir.
    Ömer bin Abdülaziz bu sözleri söyledikten sonra çocuklarını çağırttı. Onlar da geldiler. Sayıların ondan fazla idi. Ömer, onları tek tek baktı. Sonra gözleri yaşardı. Ve şöyle dedi:
    -Ey evlatlarım! Sizler için canım feda olsun. Sizi Allah’a emanet ediyorum. Sizi zengin bırakmak mukabilinde babanızın cehenneme girmesi ile sizi fakir bırakmak mukabilinde babanızın cennete girmesi gibi iki şık arasında kaldım. Sizi zengin olmanız mukabilinde cehenneme girmektense sizi fakir yaşamanız karşılığında cennete girmeyi tercih ettim. Kalkınız evladlarım. Allah hepinizi korusun ve rızkınızı ihsan etsin.
    Çocukları kalkıp gittiler. Fakat bunlardan hiçbiri sıkıntı ve yoksulluk çekmedi.
    Bu âlim ve adaletli devlet başkanı 39 yaşında (Hicri 101 yılında) vefat eder. Halifeliği iki yıl beş ay devam eder.
    Kaynak : MFCANSIZ





+ Yorum Gönder