Konusunu Oylayın.: Ömer bin Abdülaziz den alınacak dersler ...

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ömer bin Abdülaziz den alınacak dersler ...
  1. 04.Nisan.2011, 07:04
    1
    Misafir

    Ömer bin Abdülaziz den alınacak dersler ...






    Ömer bin Abdülaziz den alınacak dersler ... Mumsema Ömer bin Abdülaziz den alınacak dersler ...


  2. 04.Nisan.2011, 07:04
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 04.Nisan.2011, 07:41
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Ömer bin Abdülaziz den alınacak dersler ...




    Ömer bin Abdülaziz den alınacak dersler

    Geçen hafta yazmış olduğum, “Bir büyük devlet adamı; Ömer bin Abdülaziz” başlıklı yazımı okuyan okuyucularımın hatırlayacağı üzere, Emevi halifelerinin sekizincisi olan ve yaptığı çok olumlu, Hak ve Adalete uygun faaliyetleri nedeniyle İslâm’ın 5. halifesi olarak kabul edilen Ömer bin Abdülaziz’in örnek yaşantısından alınacak bir çok dersler vardır.

    Sadece halifelik yönü ile değil, aynı zamanda büyük bir âlim ve ilk müceddid olması itibariyle devlet adamlığının yanı sıra ilme verdiği önem örnek alınması gereken ilk vasfıdır. Hattâ müceddid olma derecesinde ilim öğrenmekle iktifa etmemesi, âlim olma vasfının yanında ilmi ile âmil olmayı yani huy ve ahlâkını İslâm ahlâkı ile bezemesi, ehli hâl ve kemâl sahibi olmayı başarabilmesi zamanımız idarecilerinin ve âlimlerimizin alması gereken derslerden olmalıdır.

    Ömer bin Abdülaziz’in gerek Hicaz Valiliği gerekse Halifeliği esnasında oluşturduğu istişare meclisi ve kararlarında istişareye önem veren yapısı, ben yaptım oldu mantığı içinde hareket eden günümüz idarecileri için örnek alınacak en büyük idari karardır. Zira istişarenin inancımız ve kültürümüzde çok önemli bir yeri vardır.

    Yine hem Valiliği hem de Halifeliği dönemlerinde âdil yönetimi ile dillere destan olan Ömer Bin Abdülaziz, paraya ve maddeye hiç önem vermemiş, halife olduğu zaman saray yerine “benim kıl çadırım bana yeter” diyerek o güne kadar yaşadığı evine gitmiş, yaşantısını yine aynı evde sürdürmüştür. Hattâ Halife olmadan önce 40 bin dinar aylık geliri olan Ömer bin Abdülaziz’in geliri halifeliği döneminde 400 dinara kadar düşmüştür. Halife olduğu ilk gün eşine söylediği şu söz çok manidardır. “Benimle yaşamak istiyorsan ziynet ve mücevherlerini beytülmâle bırak.” Eşinin de hiç itiraz etmeden bu isteği hemen yerine getirmesi de, çok büyük bir ibret vesikasıdır. Bırakın gelirlerinin azalmasını, mal varlıklarını kat be kat arttıran zamanımız yöneticileri bu ibret vesikalarından ders almalı, vicdan muhasebesi yapmalı ve kendilerine çeki düzen vermelidirler.

    Ömer bin Abdülaziz halifeliği döneminde, yaptığı bütün işlerinde kıyamet gününü düşünerek hareket eder ve o dehşetli günde çekileceği hesabı hissederek, herkesin haklarını yerine getirememekten endişe ederdi. Günümüz idarecilerinin alması gereken en büyük derslerden biri de budur. Hak ve Adalet anlayışı Müslüman bir idarecide bulunması gereken en temel vasıftır. Hak’kı ve Adaleti uygulamaları ile gösteren ve yaygınlaştıran idareciler, Ömer bin Abdülaziz gibi asırlar sonra da anılırlar ve gelecek nesillere örnek idareci olarak anlatılırlar. İdarecilikte önemli olan “hoş bir sedâ bırakmak” değil midir? En önemli hoş sedâ, Hak ve Adalet sedâsıdır.

    Halife Ömer bin Abdülaziz, tebaasının en mütevâzı bir ferdi gibi yaşayarak, ümmetin tevâzu ve fazilet örneği oldu. Halkına bir Müslüman’ın nasıl olması gerektiğini yaşayarak gösterdi. Halife’nin nezdinde yaşayan bir İslâm oluştu o dönemde. Kibirli, halktan uzak, herkese kapalı ve yapıcı eleştiriye bile tahammül edemeyerek, “beni eleştireni hiçbir zaman affetmem” diyen günümüz idarecilerinin bu yaşantılardan alması gereken çok önemli dersler ve örnekler vardır.

    Halifeliğinde başarılarını zirveye taşıyan en önemli faaliyeti; devlet hazinesi öylesine dolmuş, halkını öylesine büyük bir refaha kavuşturmuştu ki, o devirde zekât verme durumunda olan Müslümanların zekât verecekleri fakir bulamaz olmaları idi. Şimdinin, elindeki kaynakları heder ederek dış ülkelerden borç üstüne borç alan ve halkını aç, sefil ve zelil bir duruma sürükleyen idarecilerini gördükçe, Ömer bin Abdülazizlere ne büyük ihtiyacımız olduğu kolayca anlaşılacaktır.

    Zühd ve takvası, ihlas ve samimiyeti hayatının her anında başında bir tac olarak taşıyan ve hiçbir zaman zerre kadar ihlastan ayrılmayan Ömer bin Abdülzaziz’in muhteşem hayatı bugün okullarda ders olarak okutulsa yeridir. Özü ile sözü birbirini tutmayan, samimiyetten ve ihlastan uzak, riyâ dolu bir yaşantı içerisinde olan yöneticiler, dileriz Ömer bin Abdülaziz’den gereken dersi alırlar ve yaşantılarını yeniden tanzim ederek bugüne kadar yapmış oldukları hata ve yanlışlara bir son verirler.

    Halife olduğu ilk gün irad ettiği hutbede halkına yapmış olduğu konuşmanın, geçen haftaki yazımızdan bulunarak bir kere daha okunmasını tavsiye ediyorum. Konuşmanın son cümlesinde şöyle sesleniyordu: “Dikkat edin! Ben sizin hayırlınız değil, sadece yük ve mes’uliyeti ağır olanınızım.” İdareciliği sorumluluk ve mes’uliyet olarak görmeyen ve gününü gün etmeye çalışan yöneticilerin alacakları en büyük ders bu cümlede gizlidir.

    2,5 yıllık çok kısa halifelik dönemine çok büyük işler sığdıran ve yaptıkları ile tarihe geçen ve dönemi asırlar sonra bile altın bir dönem alarak adlandırılan Ömer bin Abdülaziz’in hayatı okunup geçiştirilecek değil, ders ve örnek alınacak ibret vesikaları ile doludur.

    Sadece insanlarda değil, hayvanlarda dahi büyük bir tesir icra eden Ömer bin Abdülaziz’in vefatından sonra, Mus’ab bin Ayun tarafından anlatılan şu olay ne büyük bir ibret vesikasıdır. “ Ömer b.Abdülaziz halife iken koyun güderdim. Koyunlar ile kurtlar birlikte dolaşırdı. Bir gece ansızın kurtlar koyunlara saldırdı. İçimden, “şu adil halife ölmüş olmalı” dedim. Araştırdım. Halife Ömer’in o gece vefat ettiğini öğrendim.”

    Büyük halife Ömer bin Abdülaziz’e bir kere daha rahmet dilerken, onun örnek yaşayışından bizlere de bir hisse nasip etmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

    Salih Sedat ERSÖZ


  4. 04.Nisan.2011, 07:41
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Ömer bin Abdülaziz den alınacak dersler

    Geçen hafta yazmış olduğum, “Bir büyük devlet adamı; Ömer bin Abdülaziz” başlıklı yazımı okuyan okuyucularımın hatırlayacağı üzere, Emevi halifelerinin sekizincisi olan ve yaptığı çok olumlu, Hak ve Adalete uygun faaliyetleri nedeniyle İslâm’ın 5. halifesi olarak kabul edilen Ömer bin Abdülaziz’in örnek yaşantısından alınacak bir çok dersler vardır.

    Sadece halifelik yönü ile değil, aynı zamanda büyük bir âlim ve ilk müceddid olması itibariyle devlet adamlığının yanı sıra ilme verdiği önem örnek alınması gereken ilk vasfıdır. Hattâ müceddid olma derecesinde ilim öğrenmekle iktifa etmemesi, âlim olma vasfının yanında ilmi ile âmil olmayı yani huy ve ahlâkını İslâm ahlâkı ile bezemesi, ehli hâl ve kemâl sahibi olmayı başarabilmesi zamanımız idarecilerinin ve âlimlerimizin alması gereken derslerden olmalıdır.

    Ömer bin Abdülaziz’in gerek Hicaz Valiliği gerekse Halifeliği esnasında oluşturduğu istişare meclisi ve kararlarında istişareye önem veren yapısı, ben yaptım oldu mantığı içinde hareket eden günümüz idarecileri için örnek alınacak en büyük idari karardır. Zira istişarenin inancımız ve kültürümüzde çok önemli bir yeri vardır.

    Yine hem Valiliği hem de Halifeliği dönemlerinde âdil yönetimi ile dillere destan olan Ömer Bin Abdülaziz, paraya ve maddeye hiç önem vermemiş, halife olduğu zaman saray yerine “benim kıl çadırım bana yeter” diyerek o güne kadar yaşadığı evine gitmiş, yaşantısını yine aynı evde sürdürmüştür. Hattâ Halife olmadan önce 40 bin dinar aylık geliri olan Ömer bin Abdülaziz’in geliri halifeliği döneminde 400 dinara kadar düşmüştür. Halife olduğu ilk gün eşine söylediği şu söz çok manidardır. “Benimle yaşamak istiyorsan ziynet ve mücevherlerini beytülmâle bırak.” Eşinin de hiç itiraz etmeden bu isteği hemen yerine getirmesi de, çok büyük bir ibret vesikasıdır. Bırakın gelirlerinin azalmasını, mal varlıklarını kat be kat arttıran zamanımız yöneticileri bu ibret vesikalarından ders almalı, vicdan muhasebesi yapmalı ve kendilerine çeki düzen vermelidirler.

    Ömer bin Abdülaziz halifeliği döneminde, yaptığı bütün işlerinde kıyamet gününü düşünerek hareket eder ve o dehşetli günde çekileceği hesabı hissederek, herkesin haklarını yerine getirememekten endişe ederdi. Günümüz idarecilerinin alması gereken en büyük derslerden biri de budur. Hak ve Adalet anlayışı Müslüman bir idarecide bulunması gereken en temel vasıftır. Hak’kı ve Adaleti uygulamaları ile gösteren ve yaygınlaştıran idareciler, Ömer bin Abdülaziz gibi asırlar sonra da anılırlar ve gelecek nesillere örnek idareci olarak anlatılırlar. İdarecilikte önemli olan “hoş bir sedâ bırakmak” değil midir? En önemli hoş sedâ, Hak ve Adalet sedâsıdır.

    Halife Ömer bin Abdülaziz, tebaasının en mütevâzı bir ferdi gibi yaşayarak, ümmetin tevâzu ve fazilet örneği oldu. Halkına bir Müslüman’ın nasıl olması gerektiğini yaşayarak gösterdi. Halife’nin nezdinde yaşayan bir İslâm oluştu o dönemde. Kibirli, halktan uzak, herkese kapalı ve yapıcı eleştiriye bile tahammül edemeyerek, “beni eleştireni hiçbir zaman affetmem” diyen günümüz idarecilerinin bu yaşantılardan alması gereken çok önemli dersler ve örnekler vardır.

    Halifeliğinde başarılarını zirveye taşıyan en önemli faaliyeti; devlet hazinesi öylesine dolmuş, halkını öylesine büyük bir refaha kavuşturmuştu ki, o devirde zekât verme durumunda olan Müslümanların zekât verecekleri fakir bulamaz olmaları idi. Şimdinin, elindeki kaynakları heder ederek dış ülkelerden borç üstüne borç alan ve halkını aç, sefil ve zelil bir duruma sürükleyen idarecilerini gördükçe, Ömer bin Abdülazizlere ne büyük ihtiyacımız olduğu kolayca anlaşılacaktır.

    Zühd ve takvası, ihlas ve samimiyeti hayatının her anında başında bir tac olarak taşıyan ve hiçbir zaman zerre kadar ihlastan ayrılmayan Ömer bin Abdülzaziz’in muhteşem hayatı bugün okullarda ders olarak okutulsa yeridir. Özü ile sözü birbirini tutmayan, samimiyetten ve ihlastan uzak, riyâ dolu bir yaşantı içerisinde olan yöneticiler, dileriz Ömer bin Abdülaziz’den gereken dersi alırlar ve yaşantılarını yeniden tanzim ederek bugüne kadar yapmış oldukları hata ve yanlışlara bir son verirler.

    Halife olduğu ilk gün irad ettiği hutbede halkına yapmış olduğu konuşmanın, geçen haftaki yazımızdan bulunarak bir kere daha okunmasını tavsiye ediyorum. Konuşmanın son cümlesinde şöyle sesleniyordu: “Dikkat edin! Ben sizin hayırlınız değil, sadece yük ve mes’uliyeti ağır olanınızım.” İdareciliği sorumluluk ve mes’uliyet olarak görmeyen ve gününü gün etmeye çalışan yöneticilerin alacakları en büyük ders bu cümlede gizlidir.

    2,5 yıllık çok kısa halifelik dönemine çok büyük işler sığdıran ve yaptıkları ile tarihe geçen ve dönemi asırlar sonra bile altın bir dönem alarak adlandırılan Ömer bin Abdülaziz’in hayatı okunup geçiştirilecek değil, ders ve örnek alınacak ibret vesikaları ile doludur.

    Sadece insanlarda değil, hayvanlarda dahi büyük bir tesir icra eden Ömer bin Abdülaziz’in vefatından sonra, Mus’ab bin Ayun tarafından anlatılan şu olay ne büyük bir ibret vesikasıdır. “ Ömer b.Abdülaziz halife iken koyun güderdim. Koyunlar ile kurtlar birlikte dolaşırdı. Bir gece ansızın kurtlar koyunlara saldırdı. İçimden, “şu adil halife ölmüş olmalı” dedim. Araştırdım. Halife Ömer’in o gece vefat ettiğini öğrendim.”

    Büyük halife Ömer bin Abdülaziz’e bir kere daha rahmet dilerken, onun örnek yaşayışından bizlere de bir hisse nasip etmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

    Salih Sedat ERSÖZ





+ Yorum Gönder