Konusunu Oylayın.: Ömer b. Abdülaziz'in hilafeti ve Hasan Basri'nin mektubu...

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Ömer b. Abdülaziz'in hilafeti ve Hasan Basri'nin mektubu...
  1. 04.Nisan.2011, 07:02
    1
    Misafir

    Ömer b. Abdülaziz'in hilafeti ve Hasan Basri'nin mektubu...






    Ömer b. Abdülaziz'in hilafeti ve Hasan Basri'nin mektubu... Mumsema Ömer b. Abdülaziz'in hilafeti ve Hasan Basri'nin mektubu...


  2. 04.Nisan.2011, 07:51
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Ömer b. Abdülaziz'in hilafeti ve Hasan Basri'nin mektubu...




    Ömer b. Abdülaziz'in hilafeti ve Hasan Basri'nin mektubu...

    Abdülmelik'in oğlu Süleyman, henüz otuz dokuz yaşında humma hastalığına tutulmasının akabinde vefat edeceğini anlayınca yerine Ömer Bin Abdülaziz'in geçmesini vasiyet eder. Onun geride bıraktığı vasiyetname şöyledir:
    "Bismillahirrahmanirrahim
    Müminlerin emiri ve Allah'ın kulu Süleyman'dan, Ömer Bin Abdülaziz'e:
    Ben kendimden sonra Ömer'i halife tayin ettim. Onu dinleyin, ona itaat edin. Allah'tan korkun da ayrılıklara düşmeyin. Yoksa düşman size göz diker."
    Ömer Bin Abdülaziz halifelik makamına geçmemek için dirense de emri vaki ile karşı karşıya kalır. Halk ile birlikte camiye giderek şu konuşmayı yapar.
    - "Ey nas, size Allah'ın sevmediği her şeyden korunmayı tavsiye ederim. Hepiniz ahiretiniz için çalışınız, çünkü ahireti için çalışan kimsenin dünyasını Allah düzenler. İç yüzünüzü düzeltiniz, dış yüzünüzü Allah düzeltir. Ölümü sık sık anınız ve onu karşılamak için hazırlanınız.
    "Bu ümmet, Allah'ın varlığı ve birliği üzerine ihtilâf etmemiştir. Peygamberi ve mukaddes kitabı üzerinde de birleşiktir. Fakat dünya malı üzerine ayrılıklara sapmıştır. Şunu iyi biliniz ki, hiçbirinize batıl bir şey verecek değilim ve hiçbirinizin hakkını esirgeyecek değilim. Her hak sahibine, hakkını vermeye çalışacağım.
    "Benden önce gelenlerin, dostluğuna güvenerek, kendinizi onların zulmünden korumaya çalışıyordunuz. Ben de size diyorum ki: Allah'a karşı gelmek konusunda hiçbir mahlûka itaat gerekmez. Allah'a itaat gerektir, Allah'a isyan eden kimseye itaat edilmez. Onun için ben Allah'a itaat ettikçe, siz de bana itaat ediniz. Allah'a isyan edersem, birinizden itaat beklemem. Hepinize Allah'tan rahmet ve mağfiret dilerim."
    Halife Ömer b. Abdülaziz bu sözleri söyledikten sonra minberden inmiş, halifeleri halktan gizlemek için gerilen perdelerin yırtılmasını, halifelerin ayağı altına yayılan halıların kaldırılmasını ve hepsinin çarşıda satılarak bedellerinin beytülmale gönderilmesini emretmişti.
    Bu noktada oğlunun halifeden kalır yanı yoktur. Nitekim şu hadise bunun örneğidir:
    Ömer, biraz dinlenmek istemiş, fakat oğlu kendisini karşılamış ve sormuştu:
    - Ne yapacaksınız?
    Aldığı cevap basitti:
    - Biraz dinleneceğim!
    Oğlu itiraz etti:
    - Fakat davacılar kapıda!
    Ömer anlattı:
    - Oğlum, dün gece amcan Süleyman'ın vefatı dolayısıyla onun işleriyle uğraştım ve bu yüzden uykusuz kaldım. Şimdi biraz dinlenmek, öğle namazından sonra da dava sahipleriyle meşgul olmak istiyorum!
    Oğlu itiraz etti:
    - İyi ama, öğleye kadar hayatta kalabileceğine emin misin?
    Ömer oğluna emretti:
    - Bana yaklaş!
    Oğlu yaklaşmış, o da oğlunu alnını öperek şöyle demişti:
    - Çok şükür ki, oğlum da dini vazifelerimi ifa konusunda bana yardım ediyor!
    Daha sonra dinlenmeye lüzum görmeden davacıları kabul etmiş, selefi aleyhinde ileri sürülen bütün iddialarla meşgul olmuş ve hepsini halletmişti.
    İkinci Ömer diye nam salan Ömer Bin Abdülaziz tahta geçtikten bir süre sonra Hasan Basri'ye bir mektup göndererek adaletli bir devlet başkanının vasıflarını bildirmesini ister. Bu büyük âlim Halifenin isteğine bir mektupla şöyle karşılık verir:
    "Ey müminlerin emiri! Bil ki, adaletli bir başkan her eğriyi doğrultur, her zulme karşı gelir, her bozuğu düzeltir. Her zayıfa destek olur, her mazlumun imdadına koşar ve her korkanın korkusunu giderir.
    "Ey müminlerin emiri! Adaletli başkan evladını seven bir baba ve anne gibidir. Öksüzlerin anası, yoksulların hamisidir. Küçüklerini yetiştirir, büyüklerini besler.
    Adaletli başkan kalb gibidir. Kalb iyi ise bütün gövde iyidir.
    "Ey mü'minlerin emiri! Daima ölümü hatırla. Ölümü tek başına karşılayacağını unutma. Ona göre ve onun ardına göre hazırlan. Bugünkü ikametgâhından başka ikametgâha geçeceğini düşün. Orada uzun uzadıya kalacaksın. Dostların seni bırakacak ve sen o ikametgâhın dibinde tek başına yaşayacaksın. Yanına öyle azık al ki, insanın kardeşinden, anasından, babasından ve çoluk çocuğundan kaçarak canını kurtarmak için uğraştığı gün işe yarasın. O günü düşün ki, kabirlerin içinde ne varsa hepsi savrulur, sinelerin içinde gizli ne varsa hepsi açıklanır, hiçbir şey saklanmaz ve amel defterleri bir bir açılır. Onun için ey mü'minlerin emiri, ecel gelmeden evvel eldeki mühletten faydalan, ümitler kesilmeden önce hazırlan. Allah'ın kulları arasında cahillerin vereceği hükümle hükmetme. Ve onları zulmeden kimselerin yoluna saptırma. Kibirli ve gururlu kimseleri zayıf olan kimselerin başına musallat etme. Çünkü bu çeşit kimseler müminlere saygı göstermezler. Yoksa suçların ağır yükü altında ezilir, suçlarına başka suçlar da eklenir. Kendi yükün yetmiyormuş gibi başkalarının yükü de sırtına vurulur...
    Sakın bugünkü kudretine güvenme, yarın ölümün pususuna düştüğün zamanki kudretine güven. Allah'ın karşısına durup hesap vereceğin anı düşün!
    "Ey mü'minlerin emiri! Bu öğütlerimle eskilerin payesine erişemedim. Fakat elimden geldiği kadar senin hakkında hayırseverlik göstermiş bulunuyorum. Bu mektubumu, bir hastayı tedavi için ve sıhhatini korumak ve kurtarmak için verilen bir ilaca benzet.
    Selâm sana ey müminlerin emiri!"*
    * Bkz. İkinci Ömer, Selâmet Mecmuası, S. 60- 62, İstanbul 1948, s. 7.


  3. 04.Nisan.2011, 07:51
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Ömer b. Abdülaziz'in hilafeti ve Hasan Basri'nin mektubu...

    Abdülmelik'in oğlu Süleyman, henüz otuz dokuz yaşında humma hastalığına tutulmasının akabinde vefat edeceğini anlayınca yerine Ömer Bin Abdülaziz'in geçmesini vasiyet eder. Onun geride bıraktığı vasiyetname şöyledir:
    "Bismillahirrahmanirrahim
    Müminlerin emiri ve Allah'ın kulu Süleyman'dan, Ömer Bin Abdülaziz'e:
    Ben kendimden sonra Ömer'i halife tayin ettim. Onu dinleyin, ona itaat edin. Allah'tan korkun da ayrılıklara düşmeyin. Yoksa düşman size göz diker."
    Ömer Bin Abdülaziz halifelik makamına geçmemek için dirense de emri vaki ile karşı karşıya kalır. Halk ile birlikte camiye giderek şu konuşmayı yapar.
    - "Ey nas, size Allah'ın sevmediği her şeyden korunmayı tavsiye ederim. Hepiniz ahiretiniz için çalışınız, çünkü ahireti için çalışan kimsenin dünyasını Allah düzenler. İç yüzünüzü düzeltiniz, dış yüzünüzü Allah düzeltir. Ölümü sık sık anınız ve onu karşılamak için hazırlanınız.
    "Bu ümmet, Allah'ın varlığı ve birliği üzerine ihtilâf etmemiştir. Peygamberi ve mukaddes kitabı üzerinde de birleşiktir. Fakat dünya malı üzerine ayrılıklara sapmıştır. Şunu iyi biliniz ki, hiçbirinize batıl bir şey verecek değilim ve hiçbirinizin hakkını esirgeyecek değilim. Her hak sahibine, hakkını vermeye çalışacağım.
    "Benden önce gelenlerin, dostluğuna güvenerek, kendinizi onların zulmünden korumaya çalışıyordunuz. Ben de size diyorum ki: Allah'a karşı gelmek konusunda hiçbir mahlûka itaat gerekmez. Allah'a itaat gerektir, Allah'a isyan eden kimseye itaat edilmez. Onun için ben Allah'a itaat ettikçe, siz de bana itaat ediniz. Allah'a isyan edersem, birinizden itaat beklemem. Hepinize Allah'tan rahmet ve mağfiret dilerim."
    Halife Ömer b. Abdülaziz bu sözleri söyledikten sonra minberden inmiş, halifeleri halktan gizlemek için gerilen perdelerin yırtılmasını, halifelerin ayağı altına yayılan halıların kaldırılmasını ve hepsinin çarşıda satılarak bedellerinin beytülmale gönderilmesini emretmişti.
    Bu noktada oğlunun halifeden kalır yanı yoktur. Nitekim şu hadise bunun örneğidir:
    Ömer, biraz dinlenmek istemiş, fakat oğlu kendisini karşılamış ve sormuştu:
    - Ne yapacaksınız?
    Aldığı cevap basitti:
    - Biraz dinleneceğim!
    Oğlu itiraz etti:
    - Fakat davacılar kapıda!
    Ömer anlattı:
    - Oğlum, dün gece amcan Süleyman'ın vefatı dolayısıyla onun işleriyle uğraştım ve bu yüzden uykusuz kaldım. Şimdi biraz dinlenmek, öğle namazından sonra da dava sahipleriyle meşgul olmak istiyorum!
    Oğlu itiraz etti:
    - İyi ama, öğleye kadar hayatta kalabileceğine emin misin?
    Ömer oğluna emretti:
    - Bana yaklaş!
    Oğlu yaklaşmış, o da oğlunu alnını öperek şöyle demişti:
    - Çok şükür ki, oğlum da dini vazifelerimi ifa konusunda bana yardım ediyor!
    Daha sonra dinlenmeye lüzum görmeden davacıları kabul etmiş, selefi aleyhinde ileri sürülen bütün iddialarla meşgul olmuş ve hepsini halletmişti.
    İkinci Ömer diye nam salan Ömer Bin Abdülaziz tahta geçtikten bir süre sonra Hasan Basri'ye bir mektup göndererek adaletli bir devlet başkanının vasıflarını bildirmesini ister. Bu büyük âlim Halifenin isteğine bir mektupla şöyle karşılık verir:
    "Ey müminlerin emiri! Bil ki, adaletli bir başkan her eğriyi doğrultur, her zulme karşı gelir, her bozuğu düzeltir. Her zayıfa destek olur, her mazlumun imdadına koşar ve her korkanın korkusunu giderir.
    "Ey müminlerin emiri! Adaletli başkan evladını seven bir baba ve anne gibidir. Öksüzlerin anası, yoksulların hamisidir. Küçüklerini yetiştirir, büyüklerini besler.
    Adaletli başkan kalb gibidir. Kalb iyi ise bütün gövde iyidir.
    "Ey mü'minlerin emiri! Daima ölümü hatırla. Ölümü tek başına karşılayacağını unutma. Ona göre ve onun ardına göre hazırlan. Bugünkü ikametgâhından başka ikametgâha geçeceğini düşün. Orada uzun uzadıya kalacaksın. Dostların seni bırakacak ve sen o ikametgâhın dibinde tek başına yaşayacaksın. Yanına öyle azık al ki, insanın kardeşinden, anasından, babasından ve çoluk çocuğundan kaçarak canını kurtarmak için uğraştığı gün işe yarasın. O günü düşün ki, kabirlerin içinde ne varsa hepsi savrulur, sinelerin içinde gizli ne varsa hepsi açıklanır, hiçbir şey saklanmaz ve amel defterleri bir bir açılır. Onun için ey mü'minlerin emiri, ecel gelmeden evvel eldeki mühletten faydalan, ümitler kesilmeden önce hazırlan. Allah'ın kulları arasında cahillerin vereceği hükümle hükmetme. Ve onları zulmeden kimselerin yoluna saptırma. Kibirli ve gururlu kimseleri zayıf olan kimselerin başına musallat etme. Çünkü bu çeşit kimseler müminlere saygı göstermezler. Yoksa suçların ağır yükü altında ezilir, suçlarına başka suçlar da eklenir. Kendi yükün yetmiyormuş gibi başkalarının yükü de sırtına vurulur...
    Sakın bugünkü kudretine güvenme, yarın ölümün pususuna düştüğün zamanki kudretine güven. Allah'ın karşısına durup hesap vereceğin anı düşün!
    "Ey mü'minlerin emiri! Bu öğütlerimle eskilerin payesine erişemedim. Fakat elimden geldiği kadar senin hakkında hayırseverlik göstermiş bulunuyorum. Bu mektubumu, bir hastayı tedavi için ve sıhhatini korumak ve kurtarmak için verilen bir ilaca benzet.
    Selâm sana ey müminlerin emiri!"*
    * Bkz. İkinci Ömer, Selâmet Mecmuası, S. 60- 62, İstanbul 1948, s. 7.


  4. 03.Ocak.2012, 20:35
    3
    Misafir

    Cevap: Ömer b. Abdülaziz'in hilafeti ve Hasan Basri'nin mektubu...

    mükemmel bir eser


  5. 03.Ocak.2012, 20:35
    3
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir
    mükemmel bir eser


  6. 03.Ocak.2012, 20:47
    4
    Misafir

    Cevap: Ömer b. Abdülaziz'in hilafeti ve Hasan Basri'nin mektubu...

    çok güzel herkeze tavsiye ederim


  7. 03.Ocak.2012, 20:47
    4
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir
    çok güzel herkeze tavsiye ederim


  8. 03.Ocak.2012, 20:49
    5
    Misafir

    Cevap: Ömer b. Abdülaziz'in hilafeti ve Hasan Basri'nin mektubu...

    çok güzel herkeze tavsiye ederim


  9. 03.Ocak.2012, 20:49
    5
    miray şener - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    miray şener
    Misafir
    çok güzel herkeze tavsiye ederim





+ Yorum Gönder