Konusunu Oylayın.: Yalvarırım bana abbasiler ve emeviler dönemini anlatın

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Yalvarırım bana abbasiler ve emeviler dönemini anlatın
  1. 03.Nisan.2011, 13:25
    1
    Misafir

    Yalvarırım bana abbasiler ve emeviler dönemini anlatın






    Yalvarırım bana abbasiler ve emeviler dönemini anlatın Mumsema yalvarırım abbasiler ve emeviler dönemini bana anlatın yarına projem var. ama daha hiçbişey bulamadım tek umudum sizsiniz n'olur 6. sınıftayım sosyal öğretmenimiz abbasiler ve emeviler hakkında bilgi ve resim istedi ama hiçbişey bulamadım. bulamazsam ceza alıcam bilgisi olan varsa özet bilgi istiyorum. lütfen


  2. 03.Nisan.2011, 13:25
    1
    tuqçe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    tuqçe
    Misafir



    yalvarırım abbasiler ve emeviler dönemini bana anlatın yarına projem var. ama daha hiçbişey bulamadım tek umudum sizsiniz n'olur 6. sınıftayım sosyal öğretmenimiz abbasiler ve emeviler hakkında bilgi ve resim istedi ama hiçbişey bulamadım. bulamazsam ceza alıcam bilgisi olan varsa özet bilgi istiyorum. lütfen


    Benzer Konular

    - Ben Ateistim bana islamı anlatın

    - Dünya çapında Müslüman bilim adamları var mıdır? Osmanlı ve İslam devletlerinde (Emeviler, Abbasiler

    - Medeniyetimize dönelim dediğimizde, emeviler, abbasiler dönemlerini hatırlatarak bizi buna mı davet

    - Bana şu ılımlı islamı anlatın

    - İslam'ın Fethi, Emeviler ve Abbasiler Dönemi

  3. 03.Nisan.2011, 18:13
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: yalvarırım bana abbasiler ve emeviler dönemini anlatın




    İslam'ın Fethi, Emeviler ve Abbasiler Dönemi

    İslam'ın Fethi, Emeviler ve Abbasiler Dönemi Araplar, Yukarı Mezopotamya'yı burada oturan kabilelere göre; Diyar-ı Mudar, Diyar-ı Rabia ve Diyar-ı Bekr olmak üzere üç kısma ayırmışlardır. Bunlardan El-Cezire de denilen Diyar-ı Mudar'ın merkezi Harran, diğer kentleri ise Urfa, Rakka ve Suruc idi. Diyar-ı Bekr'in merkezi Meyyafarikin (Silvan), diğer kentleri ise Amid (Diyarbakır), Mardin ve Erzen idi. Diyar-ı Rabia'nın merkezi Nusaybin, diğer kentleri ise Sincar, Ra's el-Ayn (Ceylanpınar), Beled, Dara, Habur, Cizre ve Azremte idi.
    Halife Ömer tarafından Şam ordusu komutanlığına getirilen Iyadh b.Ganem, 639 yılı içinde El-Cezire üzerine gönderildi. Iyadh, Ağustos ayında yanındaki ordusuyla rakka üzerine yürüdü. Rakka ahalisi vergi vermeyi kabul ederek kurtuldular. Şam ordusunun öncü kolları Harran önüne geldi. Harran halkı, Şam ordusuna, önce Urfa üzerine gitmelerini; Urfa halkı ne gibi şartlarla barış yapmayı kabul ederlerse kendileri de o şartları kabul edebileceklerini söylediler. Bunun üzerine Iyadh Urfa önüne gelerek kentin teslim edilmesini istedi. Urfa halkından birkaç kişi müslümanlara saldırmayı denemişler; ancak baş edemeyeceklerini anlayarak tekrar kente kaçmışlardır. Kısa bir süre sonra barış ve aman isteğinde bulundular. Iyadh, onlara bir mektup yazarak vergi vermek şartıyle anlaşma yaptı. Urfa'yı vergi vermekle kurtarmayı deneyen Bizans valisi Ioannas Cateas, bu hareketinin karşılığı olarak imparator Herakleios tarafından azledilmiş ve yerine general Ptolemaios tayin edilmiştir.
    Iyadh, daha sonra Harran kenti ile de yanı şekilde bir anlaşma yapmıştır. Bölgenin diğer kentleri de İslam ordusu tarafından ele geçirilmiştir.
    Halife Hz. Osman, Humus ve Kınnesrin'i de El-Cezire ile birlikte Muaviye'nin ve böylece o Şam ve El-Cezire valisi oldu. Dördüncü halife Hz. Ali'nin 661 yılında bir harici tarafından öldürülmesi üzerine, Muaviye'nin liderliğinde Emevi Devleti kurulmuş ve El-Cezire de onların hakimiyetine geçmiştir.
    Kasım 667'de gece yarısı, kentte yine büyük bir su baskının meydana geldiğini görüyoruz. Urfa tarihinde beşinci kez görülen bu afette yine surlar parçalanmış ve binlerce insan suda boğularak telef olmuştur.
    3 Nisan 679'da bölgede büyük bir deprem olmuş; Urfa'da birçok insan ölürken, Suruç da bütünüyle temelinden yıkılmıştır. Bu depremde hristiyanların Eski Kilisesi de tahrib olmuştur.
    718 yılında bir kez daha tekrarlanan depremde, Eski Kilise tamamen yıkılmış ve birçok yüksek binalarda çatlaklar oluşmuştur.
    Emevi halifesi II. Mervan (744-750), hilafet merkezini Şam'dan alıp Harran'a getirdi. Bu antik kentte 10 milyon dirhem altın sarfederek bir hükümet sarayı yaptırdı. Kentteki Ulu Camii (Cami'il Firdevs)'ni yeniletti. Bu caminin kalıntıları bugün görülebilir. II. Mervan, bundan başka bölgede kanallar açtırarak tarım ve ticareti geliştirmiştir. El Cezire bölgesi onun devrinde altın çağının yaşamıştır. Bu dönemde Urfa bölgesi ve özelikle Harran, devlete en çok vergi ödeyen vilayet olmuştur.
    Doğuda meydana gelen Abbasi ihtilali, devletin sarsılmasına sebep olmuştur. Abbasiler'in, İran ve Mezopotamya'nın büyük bir kısmını ele geçirmeleri üzerine harekete geçen II. Mervan, ordusuyla onları Büyük Zap ırmağı kıyısında karşıladı. 750 yılında yapılan bu büyük savaşta II. Mervan yenilmiş; El-Cezire'nin tümü Abbasiler'in eline geçmiştir.
    Harran'ı ele geçiren ordu komutanı Abdullah b.Ali, El-Cezire bölgesine Musa b. Ka'b'ı vali tayin etti.
    Abbasiler'in, Emeviler'e büyük zulümler ve katliamlar yaptıklarını biliyoruz; hatta mezardaki ölüler bile bu yapılanlardan nasiplerini almışlardır. Sonunda, o zamana kadar olaylara seyirci kalmak suretiyle kendi devletlerinin yıkılmasına yardım etmiş olan Suriye ve El-Cezire Arapları isyan ettiler. Bunlara Kays ve Kalb aşiretleri de katıldı. Bu isyan 751 Temmuz'unda Kınnesrin yakınında Abdullah b.Ali tarafından şiddetli bir şekilde bastırılmıştır. Bu sırada, El-Cezire, Doğu Anadolu ve Azerbeycan valisi, halife Ebu'l Abbas el-Seffah'ın kardeşi Ebu Cafer el-Mansur idi.
    812 yılında, Amr ve Nasr b. Şebes adlı kişiler tarafından başlatılan El-Cezire isyanlarında Urfa, Harran ve Suruç yağma ve tahrib edilmiştir. Bağdat'taki kritik bir durumda bulunan hilafet, bunlarla uğraşamadığından, isyanlar 13 yıl sürmüş; Mart 825 yılında Abdullah adlı bir komutanın dört yıl süren faaliyeti sonucunda yakalanan Nasr b. Şebes Bağdat'a götürülerek idam edilmiştir.
    835 yılında, Urfa'da yedinci kez tekrarlanan büyük bir su baskınını görüyoruz. Batıdaki suru zorlayarak kente giren sular, caddelere ve avlulara dolmuş; evlerinde oturan 3 bin kadar insan boğularak can vermiştir. Daha sonra doğudaki surları parçalayan sular güneye doğru akmışlardır.
    Bizans'ın Doğu'daki orduları komutanı general Ioannes Kurkuas, 943 yılında Urfa önüne gelerek, o sırda kentte saklanan Hz. İsa'nın portresi gözüken kutsal mendili ele geçirmek amacıyla kenti kuşattı. Kısa bir süre sonra 200 müslüman esirin serbest bırakılması ve gelecekte kente saldırılmaması karşılığında mendil Bizanslılar'a teslim edildi ve Bizans (İstanbul)'a götürüldü. Ancak 949 yılında Hamdaniler'in Halep kolu lideri olan Seyfüddevle Ali'nin Urfa halkıyla birlikte Bizans topraklarına saldırması üzerine bu anlaşma çiğnenmiş oldu. Bizanslılar 959 yılında Leon komutasındaki bir orduyu, El-Cezire ve Urfa üzerine gönderdiler. Bizanslılar'ın Urfa'ya saldırarak bir çok kimseyi öldürdüklerini ve müslümanlardan bazılarını da esir aldıklarını görüyoruz.


  4. 03.Nisan.2011, 18:13
    2
    Moderatör



    İslam'ın Fethi, Emeviler ve Abbasiler Dönemi

    İslam'ın Fethi, Emeviler ve Abbasiler Dönemi Araplar, Yukarı Mezopotamya'yı burada oturan kabilelere göre; Diyar-ı Mudar, Diyar-ı Rabia ve Diyar-ı Bekr olmak üzere üç kısma ayırmışlardır. Bunlardan El-Cezire de denilen Diyar-ı Mudar'ın merkezi Harran, diğer kentleri ise Urfa, Rakka ve Suruc idi. Diyar-ı Bekr'in merkezi Meyyafarikin (Silvan), diğer kentleri ise Amid (Diyarbakır), Mardin ve Erzen idi. Diyar-ı Rabia'nın merkezi Nusaybin, diğer kentleri ise Sincar, Ra's el-Ayn (Ceylanpınar), Beled, Dara, Habur, Cizre ve Azremte idi.
    Halife Ömer tarafından Şam ordusu komutanlığına getirilen Iyadh b.Ganem, 639 yılı içinde El-Cezire üzerine gönderildi. Iyadh, Ağustos ayında yanındaki ordusuyla rakka üzerine yürüdü. Rakka ahalisi vergi vermeyi kabul ederek kurtuldular. Şam ordusunun öncü kolları Harran önüne geldi. Harran halkı, Şam ordusuna, önce Urfa üzerine gitmelerini; Urfa halkı ne gibi şartlarla barış yapmayı kabul ederlerse kendileri de o şartları kabul edebileceklerini söylediler. Bunun üzerine Iyadh Urfa önüne gelerek kentin teslim edilmesini istedi. Urfa halkından birkaç kişi müslümanlara saldırmayı denemişler; ancak baş edemeyeceklerini anlayarak tekrar kente kaçmışlardır. Kısa bir süre sonra barış ve aman isteğinde bulundular. Iyadh, onlara bir mektup yazarak vergi vermek şartıyle anlaşma yaptı. Urfa'yı vergi vermekle kurtarmayı deneyen Bizans valisi Ioannas Cateas, bu hareketinin karşılığı olarak imparator Herakleios tarafından azledilmiş ve yerine general Ptolemaios tayin edilmiştir.
    Iyadh, daha sonra Harran kenti ile de yanı şekilde bir anlaşma yapmıştır. Bölgenin diğer kentleri de İslam ordusu tarafından ele geçirilmiştir.
    Halife Hz. Osman, Humus ve Kınnesrin'i de El-Cezire ile birlikte Muaviye'nin ve böylece o Şam ve El-Cezire valisi oldu. Dördüncü halife Hz. Ali'nin 661 yılında bir harici tarafından öldürülmesi üzerine, Muaviye'nin liderliğinde Emevi Devleti kurulmuş ve El-Cezire de onların hakimiyetine geçmiştir.
    Kasım 667'de gece yarısı, kentte yine büyük bir su baskının meydana geldiğini görüyoruz. Urfa tarihinde beşinci kez görülen bu afette yine surlar parçalanmış ve binlerce insan suda boğularak telef olmuştur.
    3 Nisan 679'da bölgede büyük bir deprem olmuş; Urfa'da birçok insan ölürken, Suruç da bütünüyle temelinden yıkılmıştır. Bu depremde hristiyanların Eski Kilisesi de tahrib olmuştur.
    718 yılında bir kez daha tekrarlanan depremde, Eski Kilise tamamen yıkılmış ve birçok yüksek binalarda çatlaklar oluşmuştur.
    Emevi halifesi II. Mervan (744-750), hilafet merkezini Şam'dan alıp Harran'a getirdi. Bu antik kentte 10 milyon dirhem altın sarfederek bir hükümet sarayı yaptırdı. Kentteki Ulu Camii (Cami'il Firdevs)'ni yeniletti. Bu caminin kalıntıları bugün görülebilir. II. Mervan, bundan başka bölgede kanallar açtırarak tarım ve ticareti geliştirmiştir. El Cezire bölgesi onun devrinde altın çağının yaşamıştır. Bu dönemde Urfa bölgesi ve özelikle Harran, devlete en çok vergi ödeyen vilayet olmuştur.
    Doğuda meydana gelen Abbasi ihtilali, devletin sarsılmasına sebep olmuştur. Abbasiler'in, İran ve Mezopotamya'nın büyük bir kısmını ele geçirmeleri üzerine harekete geçen II. Mervan, ordusuyla onları Büyük Zap ırmağı kıyısında karşıladı. 750 yılında yapılan bu büyük savaşta II. Mervan yenilmiş; El-Cezire'nin tümü Abbasiler'in eline geçmiştir.
    Harran'ı ele geçiren ordu komutanı Abdullah b.Ali, El-Cezire bölgesine Musa b. Ka'b'ı vali tayin etti.
    Abbasiler'in, Emeviler'e büyük zulümler ve katliamlar yaptıklarını biliyoruz; hatta mezardaki ölüler bile bu yapılanlardan nasiplerini almışlardır. Sonunda, o zamana kadar olaylara seyirci kalmak suretiyle kendi devletlerinin yıkılmasına yardım etmiş olan Suriye ve El-Cezire Arapları isyan ettiler. Bunlara Kays ve Kalb aşiretleri de katıldı. Bu isyan 751 Temmuz'unda Kınnesrin yakınında Abdullah b.Ali tarafından şiddetli bir şekilde bastırılmıştır. Bu sırada, El-Cezire, Doğu Anadolu ve Azerbeycan valisi, halife Ebu'l Abbas el-Seffah'ın kardeşi Ebu Cafer el-Mansur idi.
    812 yılında, Amr ve Nasr b. Şebes adlı kişiler tarafından başlatılan El-Cezire isyanlarında Urfa, Harran ve Suruç yağma ve tahrib edilmiştir. Bağdat'taki kritik bir durumda bulunan hilafet, bunlarla uğraşamadığından, isyanlar 13 yıl sürmüş; Mart 825 yılında Abdullah adlı bir komutanın dört yıl süren faaliyeti sonucunda yakalanan Nasr b. Şebes Bağdat'a götürülerek idam edilmiştir.
    835 yılında, Urfa'da yedinci kez tekrarlanan büyük bir su baskınını görüyoruz. Batıdaki suru zorlayarak kente giren sular, caddelere ve avlulara dolmuş; evlerinde oturan 3 bin kadar insan boğularak can vermiştir. Daha sonra doğudaki surları parçalayan sular güneye doğru akmışlardır.
    Bizans'ın Doğu'daki orduları komutanı general Ioannes Kurkuas, 943 yılında Urfa önüne gelerek, o sırda kentte saklanan Hz. İsa'nın portresi gözüken kutsal mendili ele geçirmek amacıyla kenti kuşattı. Kısa bir süre sonra 200 müslüman esirin serbest bırakılması ve gelecekte kente saldırılmaması karşılığında mendil Bizanslılar'a teslim edildi ve Bizans (İstanbul)'a götürüldü. Ancak 949 yılında Hamdaniler'in Halep kolu lideri olan Seyfüddevle Ali'nin Urfa halkıyla birlikte Bizans topraklarına saldırması üzerine bu anlaşma çiğnenmiş oldu. Bizanslılar 959 yılında Leon komutasındaki bir orduyu, El-Cezire ve Urfa üzerine gönderdiler. Bizanslılar'ın Urfa'ya saldırarak bir çok kimseyi öldürdüklerini ve müslümanlardan bazılarını da esir aldıklarını görüyoruz.





+ Yorum Gönder