Konusunu Oylayın.: Dinimizde kaynananın gelininin odasına izinsiz girmesi günahmı?

5 üzerinden 4.25 | Toplam : 8 kişi
Dinimizde kaynananın gelininin odasına izinsiz girmesi günahmı?
  1. 24.Mart.2011, 16:21
    1
    Misafir

    Dinimizde kaynananın gelininin odasına izinsiz girmesi günahmı?






    Dinimizde kaynananın gelininin odasına izinsiz girmesi günahmı? Mumsema benim kayınvalidem benden izinsiz hep odama giriyo kocamla bile yatakta yatarken tepemizde görüyorum neymiş oğlunu işe kaldıracakmış tabi ben istemiyorum girmesini ama istemediğimiş bildiği halde giriyo bende huzursuzluk olmasın diye sesimi çıkartmıyorum bu konunun öbür düyadaki yeri ve önemi nedir bunu öğrenmek istiyorum


  2. 24.Mart.2011, 16:21
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    benim kayınvalidem benden izinsiz hep odama giriyo kocamla bile yatakta yatarken tepemizde görüyorum neymiş oğlunu işe kaldıracakmış tabi ben istemiyorum girmesini ama istemediğimiş bildiği halde giriyo bende huzursuzluk olmasın diye sesimi çıkartmıyorum bu konunun öbür düyadaki yeri ve önemi nedir bunu öğrenmek istiyorum


    Benzer Konular

    - Rüyada kaynananın evine gitmek

    - Dinimizde kadının eşinden izinsiz bir yere gitmesi caiz midir

    - Yatak odasına kuranı kerim ve Allah Muhammed yazısı asmak günahmı?

    - Kandil gecelerinde karı ve kocanın cinsel ilişkiye girmesi günahmı?

    - Çiftler bonyoda ilişkiye girmesi günahmı?

  3. 24.Mart.2011, 18:26
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Dinimizde kaynananın gelininin odasına izinsiz girmesi günahmı?




    İzinsiz Yatak Ve Soyunma Odasına Girmek


    «Ey îmân edenler! Ellerinizin altında olan köle ve cariye-ler ve bir de sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar, sabah na-mazından önce, öğle sıcağından (istirahata çekilip) soyundu-ğunuz zaman ve yatsı namazından sonra (yanınıza girmek is-tediklerinde) üç defa izin istesinler. Bunlar sizin için (açık bu-lunacağınız) üç halvel vaktidir. Bu vakitlerin dışında birbiri-nizi dolaşmanızda ne sizin üzerinize, ne de onların üzerine bir vebal yoktur. Allah size âyetlerini(n hükümlerini) böylece açık-lar. Allah yegâne bilendir ve hikmet sahibidir.»
    «Çocuklarınız ergenlik çağma gelince kendilerinden önce-kilerin izin istediği gibi izin istesinler. Allah size âyetlerini böy-lece açıklar. Allah yegâne bilendir ve hikmet sâhibdr.»

    Az yukarıda geçen âyet-i kerîmeyle yabancıların birbirle-rini ziyarette nasıl hareket edecekleri beyân edilmişti. Bu âyet-le de hısımların yâni aynı çatı altında barınan bir ailenin köle ve cariyeleri, küçük ve büyük çocukları, karı ile kocanın yatak ve soyunma odalarına belirtilen üç vakitten birinde girmek is-tedikleri zaman nasıl müsaade istemeleri gerektiği bildiriliyor.
    Çünkü İslâm hayatımızın her cebhesiyle ilgilenir, günlük yaşayışımızı tam bir disiplin, âdâb ve prensip altına almak için en uygun ve en mâkul yollan gösterir. Aynı çatı altında barı-nan yakın hısım ve aile fertlerinin birbirlerinin yatak ve so-yunma odalarına ne zaman ve nasıl girebileceklerini bir takım muaşeret âdabına bağlar; bütün münâsebetlerinde edep, ter-biye, nezaket ve nezahet kaidelerine riâyet etmelerini emreder. Zîra nesil Önce aile yuvasında edep ve terbiye kurallarını öğ-renir; ana-babasmdan ve aile büyüklerinden gördüğü her şey.i örnek edinir ve onun için ilk fırsatta tatbikat imkânı arar. Ço-cukların gelişigüzel yatak ve soyunma odasına girip çıkmala-rına aldırış elmiyen ana babalar, yatak mahremiyetini ve bâzı cinsî davranışları yavrularının körpe dimağlarına işlemiş olur-lar ki, bu çocukların terbİ3^e ve ahlâkını bozar, çok küçük yaş-ta onların dimağım cinsî konularla meşgul eder.
    Emil (Terbiye) adlı kitapta denildiği gibi, «Her şey eşya-nın Yaradan'ı elinden çıkarken iyidir; her şey insanın elinde geriler ve bozulur.», «Ana yoksa çocuk da yoktur. Aralarındaki görevler karşılıklıdır.»
    Bunun için çocuk terbiyesinde dikkat edilecek önemli hu-suslardan birini Cenâb-ı Hakk îmân eden kullarına hatırlatı-yor; küçük ve büyük çocukların aile yuvasından alacakları ilk edep ve terbiyenin te'sirinin bütün ömürleri boyunca onlara ışık tutacağına dikkatimiz çekiliyor.
    İmân edenlerin günlük yaşayışı ölçülü, disiplinli olduğu için ana-babanın açık, soyunmuş bir vaziyette bulunacağı üç vakit belirtilerek çocukların bu üç vakitte üç defa izin isteye-rek içeri girmeleri emrediliyor:

    1.
    Sabah namazından önce..

    Müslümanlar sabah namazını kılmak için erkenden kal-kar, yatak elbisesini çıkarıp gündüzlüklerini giyinirler. Bu ara-da cinsî münasebette bulunup guslederek camiye gitmek isteyenler de olur. Her iki halde de köle ve çocukların bu vakitte izinsiz içeri girmeleri mahzurludur.

    2.
    Öğle sıcağından istirahata çekilip soyunduğunuz zaman..

    Sıcaktan bunalan mü'minler dinlenmek için soyunup uza-nırlar. Çocukların bu sırada müsaade almadan içeri girmesin-de iki mahzur vardır: Dinlenmek isteyen ana-babayı rahatsız etmek; açık bir vaziyette serpilip uzandıkları için mahrem yerlerini goremek. Nitekim rivayete göre Hazrel-i Peygamber (S.A.V.) Ensardan Müdlic adında bir zâtı tam öğle sıcağının bunalttığı bir sırada Hazret-i Ömer'e gönderiyor. Müdlic, ka-pıya geldiğinde Ömer'in uzanıp dinlendiğini görüyor, kapıyı tı-kırdatarak içeri giriyor ve lîz. Ömer'i uyandırıyor. Hz. Ömer uzandığı yerden kalkıp oturunca mahrem yeri açılıyor. Buna fazlasıyle üzülen Ömer şöyle diyor: «İsterdim ki Allah bu va-kitlerde çocuklarımızın, kanlarımızın ve hizmetçilerimizin oda-mıza izinsiz girmelerini men'etmiş olaydı!» Ve sonra Hz. Ömer kalkıp Resûlüllah (S.A.V.)a geliyor, bir de ne görsün arzu et-tiği âyet (Nur sûresi, âyet: 58) nazil olmuştur. Sevincinden yer-lere kapanıp Allah'a şükretti.
    [2]

    3.
    Yatsı namazından sonra..

    Mü'minler yatsı namazını kıldıktan sonra, gece yansı kal-kıp biraz ibâdet etmek ve sabah namazına rahatlıkla kalkmak için yatak elbiselerini giyinip uyurlar. Bu arada cinsî münase-bette bulunanlar da olabilir. O hakle her iki vaziyete de köle ve çocukların müsaade istemeden içeri girmesi mahzurludur.
    İbnü Ebî Hâlîm'in yaptığı rivayete göre, iki adam, Hazret-i İbn-i Abbas (R.A.)dan âyette belirtilen üç vakitteki isti-zan (izin isteme)den sordu. İbn-i Abbas (R.A.) onlara şu ce-vabı verdi:
    «— Allah ayıp ve kusurları gizleyicidir; ayıp ve kusurların gizlenmesini sever, İslâmın ilk günlerinde evlerimizin çoğunun kapılarında perde ve odaların arasında örtü falan yoktu. Bu yüzden adam karısıyla münâsebette bulunurken ansızın kölesi veya beslediği yetimi veyahut kendi çocukları içeri girer, man-zaraya şâhîd olurlardı. Bunun üzerine yukarıdaki âyeti kerî-me indi.»
    [3]
    Müfessîr Suddî bu âyetin tefsir ve izahında diyor kî:
    «— Eshâb-ı Kiramdan bir kısmı bu üç vakitte kanlarıyla cinsî münâsebette bulunmaktan ve öylece yıkanıp namazgaha çıkmaktan hoşlanırlardı. Allah bu sebeple üç vakitte köle, câ-rİ3^e ve çocukların odaya izinsiz girmelerini men'etti.»
    [4]
    Aynı mevzuda Mukatil bin Hayyân şöyle diyor:
    «— Bize kadar ulaşan haberde, Ensardan bir zat ile karısı Esma binti Mersed, Hazret-i Peygamber'e yemek hazırlamış-lardı, bu arada bâzı kimselerin müsâade almadan içeri girdik-leri oldu. Hazret-i Esma bu lâubalî hareketlere dayanarmyarak:
    — Ya Resûlellah! dedi, bu ne çirkin bir âdettir.. Bâzan ka-rı-koca bir tek örtü altındayken üzerlerine onların köle ve ço-cukları izin almadan girer!.»
    Bunun üzerine yukarıdaki âyet-i kerîme iniyor.
    [5]
    Âyetin iniş sebebleri muhtelif şekilde anlatılıyorsa da esas maksadın aile içinde edeb ve terbiye havasını hâkim kılmak-tır. Yatak odası ayrı bile olsa, kapısı örtülü bile bulunsa, be-lirtilen üç vakitten birinde içeri girmek isteyen köle veya ço-cuğun müsaade alması icabetmez mi?
    Ancak buradaki ilâhî emrin vücub ifâde edip etmediğinde, mensûh olup olmadığında âlimlerin görüşü farklıdır:

    a)
    İbn-î Müseyyeb ve İbn-i Cübeyr'e göre mensuhtur.

    b)
    İbn-i Abbas'a göre muhkemdir; fakat halkın çoğu bu âyetle amel etmez. Nitekim Müslüman halkın çoğu
    [6] âyetleriyle [7]de amel etmez. Şa'bî de aynı görüştedir.

    c)
    Buradaki emir nedb üzeredir; vücub üzere değildir. Ebû Kılâbe de aynı görüştedir.

    d)
    Ebû Abdirrahmân Sülemiy'e göre, âyetin delâlet ettiği hükümle yalnız kadınlar kasdedilmiştir.

    e)
    îbn-i Ömer'e (R.A.) göre, yalnız erkekler kasdedilmiştir.
    Ekseri müfessir ve fakîhlere göre âyet hem erkek, hem de kadınlara şâmildir; bizce sahih olan da bu görüş ve tefsirdir.

    f)
    Müslümanların oturduğu evlerin kapı ve örtüleri olma-dığı zaman bu emir vücûb üzerine idi. Evlere kapı ve Örtü takıldığında ve odalar özel şekilde yapıldığında bu emir nedh üzerine hamledilir.
    Bu son görüşü, Mehdeviy, İbn-i Abbas (R.A.)dan rivayet etmiştir.

    g)
    Çoğu âlimlere göre ise âyet muhkemdir; emir vücub üzeredir ve hem erkeklere, hem de kadınlara şâmildir. Yukarı-da da dediğimiz gibi, en sahih olan rivayet ve görüş de budur.
    Üç defa izin isteme hususuna gelince:
    Ayette «selâse merrât»i, «selâse defeat» diye tefsir eden-ler olduğu gibi, «selâse evkat» diye tefsir edenler de vardır. Bi-rinci tefsiri yapanlara göre, üç defa izin istemek vâcibdir ve-ya menduptur. İkinci tefsiri yapanlara göre bir defa izin is-temek kâfidir. İbn-i Abdilberr de aynı görüştedir. Cumhurun kavli de budur.
    Bununla beraber birinci tefsir ve görüş; (yabancılar bir-birini ziyaret ederken nasıl üç defa izin istemeleri emredilmiş-se, aynı hane halkının da belirtilen üç vakitte yatak ve soyun-ma odalarına üç defa izin isteyerek girmeleri emredilmiştir) kıyâsına daha uygun düşmektedir. Çünkü mahrem yerlerinin açık bulunma ihtimali bu kıyâsın menâtı oluyor. Her îki halde



  4. 24.Mart.2011, 18:26
    2
    Editör



    İzinsiz Yatak Ve Soyunma Odasına Girmek


    «Ey îmân edenler! Ellerinizin altında olan köle ve cariye-ler ve bir de sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar, sabah na-mazından önce, öğle sıcağından (istirahata çekilip) soyundu-ğunuz zaman ve yatsı namazından sonra (yanınıza girmek is-tediklerinde) üç defa izin istesinler. Bunlar sizin için (açık bu-lunacağınız) üç halvel vaktidir. Bu vakitlerin dışında birbiri-nizi dolaşmanızda ne sizin üzerinize, ne de onların üzerine bir vebal yoktur. Allah size âyetlerini(n hükümlerini) böylece açık-lar. Allah yegâne bilendir ve hikmet sahibidir.»
    «Çocuklarınız ergenlik çağma gelince kendilerinden önce-kilerin izin istediği gibi izin istesinler. Allah size âyetlerini böy-lece açıklar. Allah yegâne bilendir ve hikmet sâhibdr.»

    Az yukarıda geçen âyet-i kerîmeyle yabancıların birbirle-rini ziyarette nasıl hareket edecekleri beyân edilmişti. Bu âyet-le de hısımların yâni aynı çatı altında barınan bir ailenin köle ve cariyeleri, küçük ve büyük çocukları, karı ile kocanın yatak ve soyunma odalarına belirtilen üç vakitten birinde girmek is-tedikleri zaman nasıl müsaade istemeleri gerektiği bildiriliyor.
    Çünkü İslâm hayatımızın her cebhesiyle ilgilenir, günlük yaşayışımızı tam bir disiplin, âdâb ve prensip altına almak için en uygun ve en mâkul yollan gösterir. Aynı çatı altında barı-nan yakın hısım ve aile fertlerinin birbirlerinin yatak ve so-yunma odalarına ne zaman ve nasıl girebileceklerini bir takım muaşeret âdabına bağlar; bütün münâsebetlerinde edep, ter-biye, nezaket ve nezahet kaidelerine riâyet etmelerini emreder. Zîra nesil Önce aile yuvasında edep ve terbiye kurallarını öğ-renir; ana-babasmdan ve aile büyüklerinden gördüğü her şey.i örnek edinir ve onun için ilk fırsatta tatbikat imkânı arar. Ço-cukların gelişigüzel yatak ve soyunma odasına girip çıkmala-rına aldırış elmiyen ana babalar, yatak mahremiyetini ve bâzı cinsî davranışları yavrularının körpe dimağlarına işlemiş olur-lar ki, bu çocukların terbİ3^e ve ahlâkını bozar, çok küçük yaş-ta onların dimağım cinsî konularla meşgul eder.
    Emil (Terbiye) adlı kitapta denildiği gibi, «Her şey eşya-nın Yaradan'ı elinden çıkarken iyidir; her şey insanın elinde geriler ve bozulur.», «Ana yoksa çocuk da yoktur. Aralarındaki görevler karşılıklıdır.»
    Bunun için çocuk terbiyesinde dikkat edilecek önemli hu-suslardan birini Cenâb-ı Hakk îmân eden kullarına hatırlatı-yor; küçük ve büyük çocukların aile yuvasından alacakları ilk edep ve terbiyenin te'sirinin bütün ömürleri boyunca onlara ışık tutacağına dikkatimiz çekiliyor.
    İmân edenlerin günlük yaşayışı ölçülü, disiplinli olduğu için ana-babanın açık, soyunmuş bir vaziyette bulunacağı üç vakit belirtilerek çocukların bu üç vakitte üç defa izin isteye-rek içeri girmeleri emrediliyor:

    1.
    Sabah namazından önce..

    Müslümanlar sabah namazını kılmak için erkenden kal-kar, yatak elbisesini çıkarıp gündüzlüklerini giyinirler. Bu ara-da cinsî münasebette bulunup guslederek camiye gitmek isteyenler de olur. Her iki halde de köle ve çocukların bu vakitte izinsiz içeri girmeleri mahzurludur.

    2.
    Öğle sıcağından istirahata çekilip soyunduğunuz zaman..

    Sıcaktan bunalan mü'minler dinlenmek için soyunup uza-nırlar. Çocukların bu sırada müsaade almadan içeri girmesin-de iki mahzur vardır: Dinlenmek isteyen ana-babayı rahatsız etmek; açık bir vaziyette serpilip uzandıkları için mahrem yerlerini goremek. Nitekim rivayete göre Hazrel-i Peygamber (S.A.V.) Ensardan Müdlic adında bir zâtı tam öğle sıcağının bunalttığı bir sırada Hazret-i Ömer'e gönderiyor. Müdlic, ka-pıya geldiğinde Ömer'in uzanıp dinlendiğini görüyor, kapıyı tı-kırdatarak içeri giriyor ve lîz. Ömer'i uyandırıyor. Hz. Ömer uzandığı yerden kalkıp oturunca mahrem yeri açılıyor. Buna fazlasıyle üzülen Ömer şöyle diyor: «İsterdim ki Allah bu va-kitlerde çocuklarımızın, kanlarımızın ve hizmetçilerimizin oda-mıza izinsiz girmelerini men'etmiş olaydı!» Ve sonra Hz. Ömer kalkıp Resûlüllah (S.A.V.)a geliyor, bir de ne görsün arzu et-tiği âyet (Nur sûresi, âyet: 58) nazil olmuştur. Sevincinden yer-lere kapanıp Allah'a şükretti.
    [2]

    3.
    Yatsı namazından sonra..

    Mü'minler yatsı namazını kıldıktan sonra, gece yansı kal-kıp biraz ibâdet etmek ve sabah namazına rahatlıkla kalkmak için yatak elbiselerini giyinip uyurlar. Bu arada cinsî münase-bette bulunanlar da olabilir. O hakle her iki vaziyete de köle ve çocukların müsaade istemeden içeri girmesi mahzurludur.
    İbnü Ebî Hâlîm'in yaptığı rivayete göre, iki adam, Hazret-i İbn-i Abbas (R.A.)dan âyette belirtilen üç vakitteki isti-zan (izin isteme)den sordu. İbn-i Abbas (R.A.) onlara şu ce-vabı verdi:
    «— Allah ayıp ve kusurları gizleyicidir; ayıp ve kusurların gizlenmesini sever, İslâmın ilk günlerinde evlerimizin çoğunun kapılarında perde ve odaların arasında örtü falan yoktu. Bu yüzden adam karısıyla münâsebette bulunurken ansızın kölesi veya beslediği yetimi veyahut kendi çocukları içeri girer, man-zaraya şâhîd olurlardı. Bunun üzerine yukarıdaki âyeti kerî-me indi.»
    [3]
    Müfessîr Suddî bu âyetin tefsir ve izahında diyor kî:
    «— Eshâb-ı Kiramdan bir kısmı bu üç vakitte kanlarıyla cinsî münâsebette bulunmaktan ve öylece yıkanıp namazgaha çıkmaktan hoşlanırlardı. Allah bu sebeple üç vakitte köle, câ-rİ3^e ve çocukların odaya izinsiz girmelerini men'etti.»
    [4]
    Aynı mevzuda Mukatil bin Hayyân şöyle diyor:
    «— Bize kadar ulaşan haberde, Ensardan bir zat ile karısı Esma binti Mersed, Hazret-i Peygamber'e yemek hazırlamış-lardı, bu arada bâzı kimselerin müsâade almadan içeri girdik-leri oldu. Hazret-i Esma bu lâubalî hareketlere dayanarmyarak:
    — Ya Resûlellah! dedi, bu ne çirkin bir âdettir.. Bâzan ka-rı-koca bir tek örtü altındayken üzerlerine onların köle ve ço-cukları izin almadan girer!.»
    Bunun üzerine yukarıdaki âyet-i kerîme iniyor.
    [5]
    Âyetin iniş sebebleri muhtelif şekilde anlatılıyorsa da esas maksadın aile içinde edeb ve terbiye havasını hâkim kılmak-tır. Yatak odası ayrı bile olsa, kapısı örtülü bile bulunsa, be-lirtilen üç vakitten birinde içeri girmek isteyen köle veya ço-cuğun müsaade alması icabetmez mi?
    Ancak buradaki ilâhî emrin vücub ifâde edip etmediğinde, mensûh olup olmadığında âlimlerin görüşü farklıdır:

    a)
    İbn-î Müseyyeb ve İbn-i Cübeyr'e göre mensuhtur.

    b)
    İbn-i Abbas'a göre muhkemdir; fakat halkın çoğu bu âyetle amel etmez. Nitekim Müslüman halkın çoğu
    [6] âyetleriyle [7]de amel etmez. Şa'bî de aynı görüştedir.

    c)
    Buradaki emir nedb üzeredir; vücub üzere değildir. Ebû Kılâbe de aynı görüştedir.

    d)
    Ebû Abdirrahmân Sülemiy'e göre, âyetin delâlet ettiği hükümle yalnız kadınlar kasdedilmiştir.

    e)
    îbn-i Ömer'e (R.A.) göre, yalnız erkekler kasdedilmiştir.
    Ekseri müfessir ve fakîhlere göre âyet hem erkek, hem de kadınlara şâmildir; bizce sahih olan da bu görüş ve tefsirdir.

    f)
    Müslümanların oturduğu evlerin kapı ve örtüleri olma-dığı zaman bu emir vücûb üzerine idi. Evlere kapı ve Örtü takıldığında ve odalar özel şekilde yapıldığında bu emir nedh üzerine hamledilir.
    Bu son görüşü, Mehdeviy, İbn-i Abbas (R.A.)dan rivayet etmiştir.

    g)
    Çoğu âlimlere göre ise âyet muhkemdir; emir vücub üzeredir ve hem erkeklere, hem de kadınlara şâmildir. Yukarı-da da dediğimiz gibi, en sahih olan rivayet ve görüş de budur.
    Üç defa izin isteme hususuna gelince:
    Ayette «selâse merrât»i, «selâse defeat» diye tefsir eden-ler olduğu gibi, «selâse evkat» diye tefsir edenler de vardır. Bi-rinci tefsiri yapanlara göre, üç defa izin istemek vâcibdir ve-ya menduptur. İkinci tefsiri yapanlara göre bir defa izin is-temek kâfidir. İbn-i Abdilberr de aynı görüştedir. Cumhurun kavli de budur.
    Bununla beraber birinci tefsir ve görüş; (yabancılar bir-birini ziyaret ederken nasıl üç defa izin istemeleri emredilmiş-se, aynı hane halkının da belirtilen üç vakitte yatak ve soyun-ma odalarına üç defa izin isteyerek girmeleri emredilmiştir) kıyâsına daha uygun düşmektedir. Çünkü mahrem yerlerinin açık bulunma ihtimali bu kıyâsın menâtı oluyor. Her îki halde



  5. 24.Mart.2011, 18:27
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Dinimizde kaynananın gelininin odasına izinsiz girmesi günahmı?

    Çıkarılan Hükümler :


    1.
    İslâm edeb ve terbiye dinidir..
    2.
    Çocuk terbiyesi lüzumludur..
    3.
    Aile efradından sayılan köle ve çocuklar âyetle beyân edilen üç vakitte ana-babalarmm yatak ve dinlenme odasına girmek istediklerinde üç defa izin talep ederler, izin verilirse içeri girerler, verilmezse geri dönerler.
    4.
    Erginlik çağma giren büyük çocuklar ise her zaman izin isterler. Yâni kendilerinden mukaddem olan büyüklerin onla-rın odalarına girmek istediklerinde nasıl müsâade istemeleri ve selâm verip girmeleri vâcib veya mendup idiyse, onların da aynı şekilde hareket etmeleri öylece vâcib veya mendupdur. Saîd bin Cübeyr (R.A.) aynı görüştedir. [9]

    --------------------------------
    [1] Nur sûresi, âyet: 58.
    [2] Tefsîr-i KurtuM, C. 12, S. 304
    [3] Bu, Ibn-İ Abbas'a isnad edilen sahili bir rivayettir
    [4] îbn-i Kesir: C. 3, S. 303.
    [5] Ebû'1-Fîdâ İbn-i Kesir Tefsiri C. 3, S. 303-304
    [6] Hucürât sûresi, âyet: 13.
    [7] Nisa sûresi, âyet: 8.

    [8] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/116-121.

    [9] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/121.


  6. 24.Mart.2011, 18:27
    3
    Editör
    Çıkarılan Hükümler :


    1.
    İslâm edeb ve terbiye dinidir..
    2.
    Çocuk terbiyesi lüzumludur..
    3.
    Aile efradından sayılan köle ve çocuklar âyetle beyân edilen üç vakitte ana-babalarmm yatak ve dinlenme odasına girmek istediklerinde üç defa izin talep ederler, izin verilirse içeri girerler, verilmezse geri dönerler.
    4.
    Erginlik çağma giren büyük çocuklar ise her zaman izin isterler. Yâni kendilerinden mukaddem olan büyüklerin onla-rın odalarına girmek istediklerinde nasıl müsâade istemeleri ve selâm verip girmeleri vâcib veya mendup idiyse, onların da aynı şekilde hareket etmeleri öylece vâcib veya mendupdur. Saîd bin Cübeyr (R.A.) aynı görüştedir. [9]

    --------------------------------
    [1] Nur sûresi, âyet: 58.
    [2] Tefsîr-i KurtuM, C. 12, S. 304
    [3] Bu, Ibn-İ Abbas'a isnad edilen sahili bir rivayettir
    [4] îbn-i Kesir: C. 3, S. 303.
    [5] Ebû'1-Fîdâ İbn-i Kesir Tefsiri C. 3, S. 303-304
    [6] Hucürât sûresi, âyet: 13.
    [7] Nisa sûresi, âyet: 8.

    [8] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/116-121.

    [9] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/121.





+ Yorum Gönder