Konusunu Oylayın.: At kuyruğuna benzeyen sopalar ile insanlara eziyet edenler ve saçlarını tıpkı deve hörgücü gibi başlarının üstünde topuz

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
At kuyruğuna benzeyen sopalar ile insanlara eziyet edenler ve saçlarını tıpkı deve hörgücü gibi başlarının üstünde topuz
  1. 22.Mart.2011, 17:44
    1
    Misafir

    At kuyruğuna benzeyen sopalar ile insanlara eziyet edenler ve saçlarını tıpkı deve hörgücü gibi başlarının üstünde topuz






    At kuyruğuna benzeyen sopalar ile insanlara eziyet edenler ve saçlarını tıpkı deve hörgücü gibi başlarının üstünde topuz Mumsema Ya kardeşim ALLAH aşkına sizdemi diyorum başka bişey demiyorum burada okadar örtünme ile alakalı yazılar var hepsinede cavap yazıyorsunuz sanki bu cevapları keyif olsun diye yazıyorsunuz gibime geliyor öyle bir eşarp bağlama şeklimi var ALLAH aşkına bu islam dışı bir eşarp bağlama tarzıdır msülüman kadınıın eşarp bağlama şekli, bellidir başının üstünbde saçını deve hörgücü gibi yapmaz birde spor giyime uygun demişsiniz ALLAH tan korkun ALLAH taaaan tesettürün ne anlama geldiğini bilmiyorsun gibime geliyor yada eksik biliyorsunuz o tarz bi örtünme vallahi erkeklerin daha çok dikkatini çekiyor oysaki tesettür demek sana olan bakışlaarı kendinden uzak tutmak demektir pantolon giyin üstüne tak eşarbı ne anladım ben bundan ya delirecem vallahi billahi çıldırmak üzereyim gördüm aklım durdu birde desert rose kardeşimin böyle bişey paylaşmış olması beni çok ama çok üzdü sizler bu konularıı gayet iyi biliyorsunuz yapmayın böyle lütfen size sadece bunu söylüyorum ve bunun yanında bir hadisi şerif ile cevap verecem gerisiini siz kendiniz düşünün ben üstüme düşen uyarı vazifemi, yerine getireyim uymak size kalmış

    peygamber efendimiz sav buyurmuşlar ki ümmetimden iki kısıım insaan cennetin kokusun bile duyamayaacaklar ben daha onları görmedim sahabeler sordu ya resulALLAH onlar kimdir onlar ellerinde aat kuyruğuna benzeyen sopalar ile insanlara eziyet edenler ve saçlarını tıpkı deve hörgücü gibi başlarının üstünde topuz yapıp dolaşan kadınlardır


    ALLAh hepimize tam hidayet ehli olmayı naasip etsin amin ALLAH a emanet olun ALLAH yar ve yardımcımız olsun


  2. 22.Mart.2011, 17:44
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Ya kardeşim ALLAH aşkına sizdemi diyorum başka bişey demiyorum burada okadar örtünme ile alakalı yazılar var hepsinede cavap yazıyorsunuz sanki bu cevapları keyif olsun diye yazıyorsunuz gibime geliyor öyle bir eşarp bağlama şeklimi var ALLAH aşkına bu islam dışı bir eşarp bağlama tarzıdır msülüman kadınıın eşarp bağlama şekli, bellidir başının üstünbde saçını deve hörgücü gibi yapmaz birde spor giyime uygun demişsiniz ALLAH tan korkun ALLAH taaaan tesettürün ne anlama geldiğini bilmiyorsun gibime geliyor yada eksik biliyorsunuz o tarz bi örtünme vallahi erkeklerin daha çok dikkatini çekiyor oysaki tesettür demek sana olan bakışlaarı kendinden uzak tutmak demektir pantolon giyin üstüne tak eşarbı ne anladım ben bundan ya delirecem vallahi billahi çıldırmak üzereyim gördüm aklım durdu birde desert rose kardeşimin böyle bişey paylaşmış olması beni çok ama çok üzdü sizler bu konularıı gayet iyi biliyorsunuz yapmayın böyle lütfen size sadece bunu söylüyorum ve bunun yanında bir hadisi şerif ile cevap verecem gerisiini siz kendiniz düşünün ben üstüme düşen uyarı vazifemi, yerine getireyim uymak size kalmış

    peygamber efendimiz sav buyurmuşlar ki ümmetimden iki kısıım insaan cennetin kokusun bile duyamayaacaklar ben daha onları görmedim sahabeler sordu ya resulALLAH onlar kimdir onlar ellerinde aat kuyruğuna benzeyen sopalar ile insanlara eziyet edenler ve saçlarını tıpkı deve hörgücü gibi başlarının üstünde topuz yapıp dolaşan kadınlardır


    ALLAh hepimize tam hidayet ehli olmayı naasip etsin amin ALLAH a emanet olun ALLAH yar ve yardımcımız olsun


    Benzer Konular

    - Saçlarını deve hörgücü gibi yapan giyimli çıplaklar hadisi hakkında yorum

    - Deve hörgücü benzetmesine girmemek için topuz yapmadan nasıl bağlıycaz eşarbı?

    - Tesettürde topuz ve deve hörgücü

    - Başını örten ve saçlarını deve hörgücü gibi dikenler işte onlar cennete giremeyecekle

    - Saçlarını Deve Hörgücü Gibi Yapan Giyimli Çıplaklar

  3. 22.Mart.2011, 18:40
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: at kuyruğuna benzeyen sopalar ile insanlara eziyet edenler ve saçlarını tıpkı deve hörgücü gibi başlarının üstünd




    Saçlarını Deve Hörgücü Gibi Yapan Giyimli Çıplaklar
    Muhterem Cemal beye: “Kısa Açık Mektuplar” başlıklı yazımda “Saçlarını deve hörgücü gibi yapan’’ kadınlar hadisini zikr etmiştim. Sizin bu konudaki yorumunuz şöyle: “Bu deve hörgücü meselesi de bayağı komik nerede okuduysanız. “Ey insanlar, benim söylediğim söylenen sözleri duyduğunuzda o söze karşı kalbinizde en ufak bir sıkıntı varsa bilin ki o söz benim değildir...” Evet bu olsa olsa senin sözündür. İslâm’ın Peygamberine iftira atmayın, yapmayın hocam yapmayın” (Haber5com 14 Ocak 2008)
    Hadîs ilmi okumuş bir hocaya, bir müftüye, herhangi gerçek bir din alimine sormuş olsaydınız, yukarıdaki satırları yazmayacaktınız.
    Saçlarını deve hörgücü gibi yapan kadınlar hadîsi konusunda size bir kaynak gösteriyorum; Sahih-i Buharî’den sonra en muteber ikinci hadîs külliyatı olan Sahih-i Müslim’in Cennet 53 bölümünde şöyle bir hadîs rivayet edilmektedir:
    “Ateş (cehennem) ehlinden iki sınıf vardır, henüz onları görmedim. (Birinci sınıf) Yanlarında sığır kuyruğu gibi bir şeyler taşıyıp onlarla insanlara vuran kimseler... (İkincisi) Giyinmiş çıplak kadınlar ki, bunlar Allah’a taatten (itaatten) dışarı çıkmışlardır. Bunlar (hem kendileri baştan çıkmıştır), hem de başkalarını baştan çıkartırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu gibi kadınlar, Cennet’e girmek şöyle dursun, onun kokusunu bile alamazlar. Halbuki Cennet’in kokusu şu şu kadar uzak mesafeden hissedilir.” (Hadîsin ravisi Ebu Hureyre hazretleridir.)
    İnternetten BAŞLARI DEVE HÖRGÜCÜ KADINLAR HADÎS kelimeleri ile ararsanız bu konuda geniş açıklamalar ve aydınlatmalar bulacaksınız.
    Bendenizi Peygamber Efendimize iftira atmakla suçluyorsunuz. Böyle bir şeyden Allah’a sığınırım. Bazen bir ayet meali yazıyorum, sure ve numara veremiyorum, bazen bir hadîs zikr ediyorum, onu da araştırıp kaynağını kaydedemiyorum. Kendi kafamdan bu konularda bir şey yazmadığım konusunda güvenmenizi rica ederim. Selam ve hürmetlerimle.
    Gelelim saçları deve hörgücü gibi olan sözde tesettürlü kadın ve kızlara. Onları çok yumuşak, çok saygılı bir şekilde uyarmak istiyorum.
    Önce geçen gün İstanbul’un tarihî bir semtinde gördüğüm genç bir tesettürlü hanımdan bahs edeyim. Başında çok cırtlak ve parlak renkli yemyeşil bir eşarp vardı. Ayaklarında dizlerine kadar uzanan püsküllü siyah rugan bir çizme... Dar bir pantolon... Omuzlarında atkı gibi siyah küçük bir örtü…
    Başını örttü diye bu hanım kıza tesettürlü mü diyeceğiz?
    Yukarıda mealini verdiğim hadîs-i şerifte “Giyinmiş çıplak kadınlar…” ibaresi yer alıyor. Evet, böyleleri tesettürlü çıplaklardır. Böyle çarpıcı, göze batıcı, tahrik edici kıyafet, çıplak kadınlarınkinden daha fazla dikkat çeker.
    Saçları deve hörgücü gibi olan kadınlar hadîsi, Resulüllah Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir mucizesidir. “Ben onları görmedim...” diyor, ileride olacak bir şeyden bahs ediyor…
    Gerçek tesettürün ne olduğu Diyanet tarafından Müslüman halka en uygun ve tesirli bir şekilde anlatılmalıdır. Diyanet bu hizmeti, bu uyarmayı yapmazsa büyük vebal altında kalır. Allah’tan, dinsizlerden korktuklarından daha fazla korksunlar.
    Sonra ülkemizdeki bütün gerçek (icazetli) din alimleri, müftüler, hocalar, tarikat şeyhleri de (kendilerine hürmetlerimi arz ederim) halkımızı tesettür konusunda uyarmalıdır. Bu konu elbette netameli bir konudur. Dikkatli konuşmak, dikkatli bir şekilde uyarmak gerekir. Lakin, üzerlerine vazife olduğu halde bu hizmetleri yapmayanlar kendilerini büyük bir tehlikeye atmış olurlar. Din alimleri, İslâm ve iman hizmetkarları halkı uyarmakla yükümlüdür.
    Bendeniz, din alimi olmadığım için bu gibi hizmetler öncelikle bana düşmez. Bir Müslüman okur-yazar olarak bu kadarcık uyarabiliyorum.
    Şu husus da çok iyi bilinmelidir ki, tesettür sadece bir füruat meselesi değildir. Tesettürün farz-ı ayn olduğuna iman etmek gerekir. Bu açıdan tesettür, İslâm’ın usûlünden (asıllarından, temellerinden) bir meseledir. Bunu küçük ve önemsiz göstermek çok vahim bir yanlıştır.

    Mantık, Ahlâk, Karakter Elden gidince...

    YAKIN tarihimizde şu bilgi dalları ve değerler genç nesillere okutulmadı, öğretilmedi ve bu yüzden büyük bir boşluk meydana geldi.
    Bunların birincisi: Mantıktır. Bizim liselerimizde gençliğe YETERLİ mantık bilgisi ve kültürü verilebiliyor mu? Bu soruya evet demek mümkün değildir. Mantık bilmeyen kişi, mantıksız adam ne doğru düşünebilir, ne de doğru ile yanlışı birbirinden ayırt edebilir. İkincisi: Okullarımızda, bilhassa liselerimizde gençliğe ahlâk ve karakter terbiyesi veremedik. Bu yüzden korkunç bir boşluk oldu. Ne vatandaşlık ahlâkı kaldı, ne komşuluk,.. Halkın çeşitli kesimleri birbirini, düşman olarak görmeye başladı. İstanbul tramvaylarında zaman zaman şöyle anonslar yapılıyor: “Sayın yolcularımız... Hırsızlara dikkat ediniz...” Bu anonslar, bizde bazı şeylerin bitmiş olduğunun yeterli delilidir.
    Üçüncüsü: Yeni nesillere estetik, güzellik, sanat eğitimi, kültürü de verilmedi. Bu yüzden ülkemiz bir çirkinlikler sergisi haline dönüştü.
    İnsaf denilen değer her gün erozyona uğruyor.
    Medyada her gün, tüyler ürpertici merhametsizlik haberleri okuyoruz. Yeni nesillere ahlâk ve karakter terbiyesi verilmediği için ülkemiz dünyanın en kokuşmuş ülkeleri içinde yer alıyor.
    Müslümanların bir kısmı da bozuldu.
    Şu cemaat fanatiği sapığa bakınız: Peygambere hakaret ediliyor, kılı kıpırdamıyor, bağlı olduğu din baronu tenkit ediliyor, kıyamet kopartıyor.
    Kur’an-ı Kerim “Hiç şüphe yok ki, bütün mü’minler kardeştir” buyuruyor. Birtakım Müslümanlar ise birbirlerini bir kaşık suda boğacaklar neredeyse.
    Bir Müslüman, başka bir Müslümana, geçerli bir gerekçe olmadan düşmanlık edebilir mi? Kin tutabilir mi? İntikam alabilir mi?
    Din büyükleri, gerçek tarikat şeyhleri, kamil mürşidler elbette hürmete layık kimselerdir. Lakin, bizim yüce dinimiz, birtakım ruhbanların erbab (rabler) haline getirilip putlaştırılmasına asla izin vermez. Hürmete evet, putlaştırmaya hayır!
    Bir tarikatlı Müslüman, şayet din ve iman kardeşlerine düşmanlık ediyorsa biliniz ki, o adam gerçekten tarikatlı değildir, sahtekardır.
    Bir Risale-i Nur talebesi “öteki” Nurcuların aleyhinde bulunup, onlara husumet besleyebilir mi? Asla besleyemez.
    Bir Müslüman riba/faiz alıp verebilir mi? Asla! Bir Müslüman küfre rıza gösterebilir mi? Asla!
    Bazen yumuşak üslupla bir tenkit yapıyorum. Bir takım fanatik taraftarlar tepemden kova kova pislik döküyor... Be mübarekler biraz nazik bir şekilde:
    “Sizin tenkidiniz yanlıştır, haksızdır. Meselenin doğrusu şudur, selamlarımızla bildiririz...” deseniz olmaz mı?
    Bazılarımız sanki “Mü’minler kendi aralarında şefkatli ve merhametli, harbî kâfirlere karşı şiddetlidir’’ Kur’anî ilkesini tersine çevirip “Kendi aramızda huysuz, hırçın, sert; kafirlere karşı yumuşak ve merhametli” haline getirmişlerdir.
    Gerçekten büyük bir kaos içindeyiz. Medreseler kapandı, ilim elden gitti. Tekkeler kapatıldı, ahlâk ve mürüvvet elden gitti. Eğitim yozlaştı, kültür ve medeniyet elden gitti.
    Ne günlere kaldık!

    Mehmet Şevket Eygi
    arşivden mum hocadan...


  4. 22.Mart.2011, 18:40
    2
    Silent and lonely rains



    Saçlarını Deve Hörgücü Gibi Yapan Giyimli Çıplaklar
    Muhterem Cemal beye: “Kısa Açık Mektuplar” başlıklı yazımda “Saçlarını deve hörgücü gibi yapan’’ kadınlar hadisini zikr etmiştim. Sizin bu konudaki yorumunuz şöyle: “Bu deve hörgücü meselesi de bayağı komik nerede okuduysanız. “Ey insanlar, benim söylediğim söylenen sözleri duyduğunuzda o söze karşı kalbinizde en ufak bir sıkıntı varsa bilin ki o söz benim değildir...” Evet bu olsa olsa senin sözündür. İslâm’ın Peygamberine iftira atmayın, yapmayın hocam yapmayın” (Haber5com 14 Ocak 2008)
    Hadîs ilmi okumuş bir hocaya, bir müftüye, herhangi gerçek bir din alimine sormuş olsaydınız, yukarıdaki satırları yazmayacaktınız.
    Saçlarını deve hörgücü gibi yapan kadınlar hadîsi konusunda size bir kaynak gösteriyorum; Sahih-i Buharî’den sonra en muteber ikinci hadîs külliyatı olan Sahih-i Müslim’in Cennet 53 bölümünde şöyle bir hadîs rivayet edilmektedir:
    “Ateş (cehennem) ehlinden iki sınıf vardır, henüz onları görmedim. (Birinci sınıf) Yanlarında sığır kuyruğu gibi bir şeyler taşıyıp onlarla insanlara vuran kimseler... (İkincisi) Giyinmiş çıplak kadınlar ki, bunlar Allah’a taatten (itaatten) dışarı çıkmışlardır. Bunlar (hem kendileri baştan çıkmıştır), hem de başkalarını baştan çıkartırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu gibi kadınlar, Cennet’e girmek şöyle dursun, onun kokusunu bile alamazlar. Halbuki Cennet’in kokusu şu şu kadar uzak mesafeden hissedilir.” (Hadîsin ravisi Ebu Hureyre hazretleridir.)
    İnternetten BAŞLARI DEVE HÖRGÜCÜ KADINLAR HADÎS kelimeleri ile ararsanız bu konuda geniş açıklamalar ve aydınlatmalar bulacaksınız.
    Bendenizi Peygamber Efendimize iftira atmakla suçluyorsunuz. Böyle bir şeyden Allah’a sığınırım. Bazen bir ayet meali yazıyorum, sure ve numara veremiyorum, bazen bir hadîs zikr ediyorum, onu da araştırıp kaynağını kaydedemiyorum. Kendi kafamdan bu konularda bir şey yazmadığım konusunda güvenmenizi rica ederim. Selam ve hürmetlerimle.
    Gelelim saçları deve hörgücü gibi olan sözde tesettürlü kadın ve kızlara. Onları çok yumuşak, çok saygılı bir şekilde uyarmak istiyorum.
    Önce geçen gün İstanbul’un tarihî bir semtinde gördüğüm genç bir tesettürlü hanımdan bahs edeyim. Başında çok cırtlak ve parlak renkli yemyeşil bir eşarp vardı. Ayaklarında dizlerine kadar uzanan püsküllü siyah rugan bir çizme... Dar bir pantolon... Omuzlarında atkı gibi siyah küçük bir örtü…
    Başını örttü diye bu hanım kıza tesettürlü mü diyeceğiz?
    Yukarıda mealini verdiğim hadîs-i şerifte “Giyinmiş çıplak kadınlar…” ibaresi yer alıyor. Evet, böyleleri tesettürlü çıplaklardır. Böyle çarpıcı, göze batıcı, tahrik edici kıyafet, çıplak kadınlarınkinden daha fazla dikkat çeker.
    Saçları deve hörgücü gibi olan kadınlar hadîsi, Resulüllah Efendimizin (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir mucizesidir. “Ben onları görmedim...” diyor, ileride olacak bir şeyden bahs ediyor…
    Gerçek tesettürün ne olduğu Diyanet tarafından Müslüman halka en uygun ve tesirli bir şekilde anlatılmalıdır. Diyanet bu hizmeti, bu uyarmayı yapmazsa büyük vebal altında kalır. Allah’tan, dinsizlerden korktuklarından daha fazla korksunlar.
    Sonra ülkemizdeki bütün gerçek (icazetli) din alimleri, müftüler, hocalar, tarikat şeyhleri de (kendilerine hürmetlerimi arz ederim) halkımızı tesettür konusunda uyarmalıdır. Bu konu elbette netameli bir konudur. Dikkatli konuşmak, dikkatli bir şekilde uyarmak gerekir. Lakin, üzerlerine vazife olduğu halde bu hizmetleri yapmayanlar kendilerini büyük bir tehlikeye atmış olurlar. Din alimleri, İslâm ve iman hizmetkarları halkı uyarmakla yükümlüdür.
    Bendeniz, din alimi olmadığım için bu gibi hizmetler öncelikle bana düşmez. Bir Müslüman okur-yazar olarak bu kadarcık uyarabiliyorum.
    Şu husus da çok iyi bilinmelidir ki, tesettür sadece bir füruat meselesi değildir. Tesettürün farz-ı ayn olduğuna iman etmek gerekir. Bu açıdan tesettür, İslâm’ın usûlünden (asıllarından, temellerinden) bir meseledir. Bunu küçük ve önemsiz göstermek çok vahim bir yanlıştır.

    Mantık, Ahlâk, Karakter Elden gidince...

    YAKIN tarihimizde şu bilgi dalları ve değerler genç nesillere okutulmadı, öğretilmedi ve bu yüzden büyük bir boşluk meydana geldi.
    Bunların birincisi: Mantıktır. Bizim liselerimizde gençliğe YETERLİ mantık bilgisi ve kültürü verilebiliyor mu? Bu soruya evet demek mümkün değildir. Mantık bilmeyen kişi, mantıksız adam ne doğru düşünebilir, ne de doğru ile yanlışı birbirinden ayırt edebilir. İkincisi: Okullarımızda, bilhassa liselerimizde gençliğe ahlâk ve karakter terbiyesi veremedik. Bu yüzden korkunç bir boşluk oldu. Ne vatandaşlık ahlâkı kaldı, ne komşuluk,.. Halkın çeşitli kesimleri birbirini, düşman olarak görmeye başladı. İstanbul tramvaylarında zaman zaman şöyle anonslar yapılıyor: “Sayın yolcularımız... Hırsızlara dikkat ediniz...” Bu anonslar, bizde bazı şeylerin bitmiş olduğunun yeterli delilidir.
    Üçüncüsü: Yeni nesillere estetik, güzellik, sanat eğitimi, kültürü de verilmedi. Bu yüzden ülkemiz bir çirkinlikler sergisi haline dönüştü.
    İnsaf denilen değer her gün erozyona uğruyor.
    Medyada her gün, tüyler ürpertici merhametsizlik haberleri okuyoruz. Yeni nesillere ahlâk ve karakter terbiyesi verilmediği için ülkemiz dünyanın en kokuşmuş ülkeleri içinde yer alıyor.
    Müslümanların bir kısmı da bozuldu.
    Şu cemaat fanatiği sapığa bakınız: Peygambere hakaret ediliyor, kılı kıpırdamıyor, bağlı olduğu din baronu tenkit ediliyor, kıyamet kopartıyor.
    Kur’an-ı Kerim “Hiç şüphe yok ki, bütün mü’minler kardeştir” buyuruyor. Birtakım Müslümanlar ise birbirlerini bir kaşık suda boğacaklar neredeyse.
    Bir Müslüman, başka bir Müslümana, geçerli bir gerekçe olmadan düşmanlık edebilir mi? Kin tutabilir mi? İntikam alabilir mi?
    Din büyükleri, gerçek tarikat şeyhleri, kamil mürşidler elbette hürmete layık kimselerdir. Lakin, bizim yüce dinimiz, birtakım ruhbanların erbab (rabler) haline getirilip putlaştırılmasına asla izin vermez. Hürmete evet, putlaştırmaya hayır!
    Bir tarikatlı Müslüman, şayet din ve iman kardeşlerine düşmanlık ediyorsa biliniz ki, o adam gerçekten tarikatlı değildir, sahtekardır.
    Bir Risale-i Nur talebesi “öteki” Nurcuların aleyhinde bulunup, onlara husumet besleyebilir mi? Asla besleyemez.
    Bir Müslüman riba/faiz alıp verebilir mi? Asla! Bir Müslüman küfre rıza gösterebilir mi? Asla!
    Bazen yumuşak üslupla bir tenkit yapıyorum. Bir takım fanatik taraftarlar tepemden kova kova pislik döküyor... Be mübarekler biraz nazik bir şekilde:
    “Sizin tenkidiniz yanlıştır, haksızdır. Meselenin doğrusu şudur, selamlarımızla bildiririz...” deseniz olmaz mı?
    Bazılarımız sanki “Mü’minler kendi aralarında şefkatli ve merhametli, harbî kâfirlere karşı şiddetlidir’’ Kur’anî ilkesini tersine çevirip “Kendi aramızda huysuz, hırçın, sert; kafirlere karşı yumuşak ve merhametli” haline getirmişlerdir.
    Gerçekten büyük bir kaos içindeyiz. Medreseler kapandı, ilim elden gitti. Tekkeler kapatıldı, ahlâk ve mürüvvet elden gitti. Eğitim yozlaştı, kültür ve medeniyet elden gitti.
    Ne günlere kaldık!

    Mehmet Şevket Eygi
    arşivden mum hocadan...





+ Yorum Gönder