Konusunu Oylayın.: Hz. Ebubekir'in Halife Seçimi...

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. Ebubekir'in Halife Seçimi...
  1. 22.Mart.2011, 15:45
    1
    Misafir

    Hz. Ebubekir'in Halife Seçimi...

  2. 22.Mart.2011, 16:53
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hz. Ebubekir'in Halife Seçimi...




    Peygamberimizin (sav) vefatı ile Medine mateme bürünmüş, gözlerden yaş, gönüllerden tahassür, keder ve elem akmaya başlamıştı. İslam ordusu Medine’den ayrılmaya başlamış ve öncü kuvvetler karargâhı terk etmişlerdi ki peygamberimizin (sav) vefat haberini alarak cenazesinde bulunmak üzere geri döndüler. Bir iki saatlik kararsızlıktan ve karamsarlıktan sonra sahabeler kendilerine geldiler ve sahabelerin ileri gelenleri “Bundan sonra ne olacak? İslam dinine kim sahip çıkacak ve Müslümanların işlerini kim idare edecek?” sorularına cevap bulmak için düşünmeye ve düşündüklerini konuşmaya başladılar.
    Her topluma bir idareci mutlaka gerekiyordu. Peygamberimiz (sav) hayatta olduğu sürece Allah'ın kendisine itaatle emrolundukları ve her şeylerini paylaştıkları, her emrine itaat ettikleri ve her problemlerine çare buldukları ve her soruyu sorarak çözüm ürettikleri peygamber artık yoktu. Fani dünyayı terk etmiş ve ebedi âleme intikal etmişti. Bundan sonra kime müracaat edecekler, kimden emir alacaklar ve kime göre hareket edeceklerdi. Problemlerine nasıl çare bulacaklar, aralarındaki analaşmazlıkları nasıl giderecekler, birlik ve beraberliği nasıl sağlayacaklar, dinin ahkâmını nasıl uygulayacaklar ve Müslümanları nasıl yöneteceklerdi? En önemlisi Müslümanların sözcüsü ve Müslüman olmayanların muhatabı kim olacaktı?
    Ensar ve Muhacirinin Seçkin sahabeler Benî Saide’de bir araya gelerek bu hususu müzakere ettiler. Kısa süreli tartışmalar ve aday belirlemeler oldu. İçlerinde Hz. Ebu Bekir (ra) yoktu. O cenaze işleriyle meşguldü.
    Hz. Ömer (ra) hemen Hz. Ebubekir’in (ra) yanına koştu ve “Ensar ve muhacirînin ileri gelenleri Benî Saide’de toplanmış Peygamberin vefatından sonra ne olacak ve kim bizi idare edecek?’ diye konuşmalar yapıyorlar. Senin mutlaka orada bulunman gerekir” dedi. Hemen beraberce koşarak sahabelerin toplandığı yere gittiler. Ensar ve muhacirler “İki idareci olsun. Biri sizden birisi de bizden olsun” diye tartışıyorlardı.
    Hz. Ebubekir ve Ömer (ra) gelince sustular. Hz. Ebubekir (ra) onlara kısa bir konuşma yaptı ve şöyle dedi: “Ey Ensar ve Muhacirinin ileri gelenleri! Elbette bu toplumu idare edecek bir yöneticiye ihtiyaç vardır. Bu hususta Allah’ın kitabı ve Resulün sünneti bizim tek ölçümüzdür. Peygamberimiz (sav) hayatta olmadığına göre bu işi elbette sizler yapacaksınız. Çünkü yüce Allah bize “Mü’minlerin işleri aralarında istişare iledir” buyurmaktadır. Biz de istişarelerimizde Allah'ın bizden uymamızı istediği “Allah’a itaat ve Peygamber'e itaat” yani “Allah'ın kitabı ve Resulün sünneti” ile hüküm vereceğiz. İstişarelerimizin amacı hakkı bulmak, adaleti sağlamak ve ortaya çıkan meselelerimize ortak akıllar, doğru çözümler bulmak şeklindedir.”
    Hz. Ebubekir (ra) konuşmasına devam etti. “İdareci, toplumun kendisine itaat ettiği ve bu sayede onunda toplumun birlik ve dirliğini sağladığı kişidir. Peygamberimiz (sav) hayatta iken şüphesiz bunu en mükemmel şekilde yapmıştır. Ancak peygamberin vefatından sonra Araplar ancak Kureyşin liderliğinde bu birliği devam ettirirler. Nitekim biliyorsunuz Kureyş İslamı kabul etmeden Araplar kabul etmediler ve Mekke’nin fethi ile Kureyş islama girince Araplar da İslamı kabul ettiler. Peygamberimiz (sav) bu nedenle “İnsanlar Kureyş’e tabidirler. İnsanların iyileri Kureyşin iyilerine, kötüsü de Kureyşin kötüsüne tabidirler. İmamlar Kureyştendir ve Kıyamete kadar bu böyle olacaktır” buyurdular. İçimizde hilafete layık pek çok insan vardır. Bu durumda bu işi fazla uzatmaya gerek yoktur” dedi ve Hz. Ömer ile Ebu Ubeyde b. Cerrah’ın (ra) ellerini tuttu ve “Bu ikisinden birine biat edelim ve bu işi bitirelim” dedi.
    Hz. Ömer (ra) derhal elini çekti ve “İçimizde Resulullah’ın sırdaşı, mağara arkadaşı ve her konuda bizden faziletli olan Ebu Bekir dururken bu iş bize düşmez. Ben Ebubekir’e biat ediyorum. Sizin de ona biatınızı istiyorum” dedi. Ebu Ubeyde b. Cerrah (ra) da “Peygamberimiz (sav) kendisinden sonra imamlık şerefini ona vermiştir. Biz de halifelik sorumluluğunu ona verelim. Zira bu işe herkesten çok layık olan odur. Ben de Ebubekir’e biat ettim” diyince diğer sahabeler de Hz. Ebubekir’e biat ettiler. Hz. Ebubekir (ra) “Ben bu işi istemiyorum” dediyse de sahabeler onun faziletini ve İslam dini için fedakarlıklarını bildikleri için hiç kimse onun önüne geçmedi.
    Hz. Ebubekir’in (ra) Halife olarak sahabeler tarafından seçildiğini duyan hiç kimse ona itirazda bulunmadılar. Haşimiler başta Hz. Ali (ra), Hz. Abbas (ra) ve Sa’d b. Ubade (ra) gibi ileri gelenleri ile hemen gidip Hz. Ebubekir’e (ra) biat ettiler. Hz. Ebubekir (ra) Mescid-i Nebevî de üç defa mimbere çıkarak bu görevi kabul edemeyeceğini ifade ettiği halde duyan herkes gelip hilafetini tebrik ediyor ve biatını kabul etmesini istiyorlardı. Sahabeler Peygamberimiz'in (sav) vefatına üzülmüşlerdi ama bu üzüntülerini Hz. Ebubekir’in halife seçilmesi ile sevince dönüştürmüşlerdir. Hatta Hz. Ali (ra) Hz. Ebubekir’in (ra) sahabeler tarafından halife seçildiğini duyar duymaz elbisesini dahi yarım yamalak giyerek evinden fırlamış ve gidip Hz. Ebubekir’e biat etmiş ve tabi olmuştur. Dolayısıyla Hâşimilerin görüşlerinin alınmadığı, Hz. Fatıma’nın evinde toplanarak bu karara karşı çıktıkları gibi iddialar tamamen uydurmadır.
    Bu şekilde Hz. Ebubekir’in (ra) hilafetine hiçbir itiraz vaki olmamış ve o günde Medine’de bulunan 33.000 sahabe ittifakla Hz. Ebubekir’in hilafetini onaylamıştır.
    Pazartesi öğleden sonra Hz. Ebubekir (ra) halife seçildi. Hz. Abbas (ra) ve Hz. Ali (ra) Peygamberimizin (sav) techiz ve tekfini ile uğraştılar. Hz. Ali (ra) Peygamberimizi yıkadı ve Hz. Fazl b. Abbas (ra) suyunu döktü. Cenaze namazı kılmak ve defin işi Salı gününe kaldı.
    Salı günü Sabah namazını kıldıran Hz. Ebubekir (ra) tıklım tıklım dolu olan Mescid-i Şerifte ayağa kalktı ve şöyle konuştu: “Ey İnsanlar! Ben işlerinizi yapmak üzere sizler tarafından seçilmiş bulunuyorum. Ben sizin en hayırlınız değilim. Vallahi bu işi ne şimdiye kadar düşündüm ve ne de böyle bir isteğim oldu. Hiç istemediğim ve arzu etmediğimi bir vazife bana sizler tarafından verilmiş bulunmaktadır.
    Emmâ ba’d feyâ İbadallah! / Bundan sonra; ey Allah'ın Kulları! Şayet iyilik yaparsam bana yardım ediniz. Fenalık yapacak olursam bana yol gösteriniz. Ben Allah’a ve Resulüne itaat ettiğim sürece bana itaat ediniz. Şayet Allah’a ve Resulüne itaat etmezsem, sizin de bana itaat etmeniz gerekmez.
    Doğruluk emânettir; yalancılık ihanettir. Bundan sonra İnşallah/Allah'ın izniyle içinizde en zayıfınız hakkı alınıncaya kadar katımda en güçlünüz olacak, en güçlünüz de üzerine geçirdiği hakkı kendisinden alınana kadar katımda en zayıfınız bulunacaktır.
    Ey İnsanlar! Allah için cihadı asla terk etmeyiniz! Biliniz ki cihadı terk eden kavim zelil olur. Kendim için ve sizler için Allah’tan af ve afiyet dilerim…”
    Bundan sonra Hz.Ebubekir (ra) hilafet görevine başlamış oldu.


  3. 22.Mart.2011, 16:53
    2
    Silent and lonely rains



    Peygamberimizin (sav) vefatı ile Medine mateme bürünmüş, gözlerden yaş, gönüllerden tahassür, keder ve elem akmaya başlamıştı. İslam ordusu Medine’den ayrılmaya başlamış ve öncü kuvvetler karargâhı terk etmişlerdi ki peygamberimizin (sav) vefat haberini alarak cenazesinde bulunmak üzere geri döndüler. Bir iki saatlik kararsızlıktan ve karamsarlıktan sonra sahabeler kendilerine geldiler ve sahabelerin ileri gelenleri “Bundan sonra ne olacak? İslam dinine kim sahip çıkacak ve Müslümanların işlerini kim idare edecek?” sorularına cevap bulmak için düşünmeye ve düşündüklerini konuşmaya başladılar.
    Her topluma bir idareci mutlaka gerekiyordu. Peygamberimiz (sav) hayatta olduğu sürece Allah'ın kendisine itaatle emrolundukları ve her şeylerini paylaştıkları, her emrine itaat ettikleri ve her problemlerine çare buldukları ve her soruyu sorarak çözüm ürettikleri peygamber artık yoktu. Fani dünyayı terk etmiş ve ebedi âleme intikal etmişti. Bundan sonra kime müracaat edecekler, kimden emir alacaklar ve kime göre hareket edeceklerdi. Problemlerine nasıl çare bulacaklar, aralarındaki analaşmazlıkları nasıl giderecekler, birlik ve beraberliği nasıl sağlayacaklar, dinin ahkâmını nasıl uygulayacaklar ve Müslümanları nasıl yöneteceklerdi? En önemlisi Müslümanların sözcüsü ve Müslüman olmayanların muhatabı kim olacaktı?
    Ensar ve Muhacirinin Seçkin sahabeler Benî Saide’de bir araya gelerek bu hususu müzakere ettiler. Kısa süreli tartışmalar ve aday belirlemeler oldu. İçlerinde Hz. Ebu Bekir (ra) yoktu. O cenaze işleriyle meşguldü.
    Hz. Ömer (ra) hemen Hz. Ebubekir’in (ra) yanına koştu ve “Ensar ve muhacirînin ileri gelenleri Benî Saide’de toplanmış Peygamberin vefatından sonra ne olacak ve kim bizi idare edecek?’ diye konuşmalar yapıyorlar. Senin mutlaka orada bulunman gerekir” dedi. Hemen beraberce koşarak sahabelerin toplandığı yere gittiler. Ensar ve muhacirler “İki idareci olsun. Biri sizden birisi de bizden olsun” diye tartışıyorlardı.
    Hz. Ebubekir ve Ömer (ra) gelince sustular. Hz. Ebubekir (ra) onlara kısa bir konuşma yaptı ve şöyle dedi: “Ey Ensar ve Muhacirinin ileri gelenleri! Elbette bu toplumu idare edecek bir yöneticiye ihtiyaç vardır. Bu hususta Allah’ın kitabı ve Resulün sünneti bizim tek ölçümüzdür. Peygamberimiz (sav) hayatta olmadığına göre bu işi elbette sizler yapacaksınız. Çünkü yüce Allah bize “Mü’minlerin işleri aralarında istişare iledir” buyurmaktadır. Biz de istişarelerimizde Allah'ın bizden uymamızı istediği “Allah’a itaat ve Peygamber'e itaat” yani “Allah'ın kitabı ve Resulün sünneti” ile hüküm vereceğiz. İstişarelerimizin amacı hakkı bulmak, adaleti sağlamak ve ortaya çıkan meselelerimize ortak akıllar, doğru çözümler bulmak şeklindedir.”
    Hz. Ebubekir (ra) konuşmasına devam etti. “İdareci, toplumun kendisine itaat ettiği ve bu sayede onunda toplumun birlik ve dirliğini sağladığı kişidir. Peygamberimiz (sav) hayatta iken şüphesiz bunu en mükemmel şekilde yapmıştır. Ancak peygamberin vefatından sonra Araplar ancak Kureyşin liderliğinde bu birliği devam ettirirler. Nitekim biliyorsunuz Kureyş İslamı kabul etmeden Araplar kabul etmediler ve Mekke’nin fethi ile Kureyş islama girince Araplar da İslamı kabul ettiler. Peygamberimiz (sav) bu nedenle “İnsanlar Kureyş’e tabidirler. İnsanların iyileri Kureyşin iyilerine, kötüsü de Kureyşin kötüsüne tabidirler. İmamlar Kureyştendir ve Kıyamete kadar bu böyle olacaktır” buyurdular. İçimizde hilafete layık pek çok insan vardır. Bu durumda bu işi fazla uzatmaya gerek yoktur” dedi ve Hz. Ömer ile Ebu Ubeyde b. Cerrah’ın (ra) ellerini tuttu ve “Bu ikisinden birine biat edelim ve bu işi bitirelim” dedi.
    Hz. Ömer (ra) derhal elini çekti ve “İçimizde Resulullah’ın sırdaşı, mağara arkadaşı ve her konuda bizden faziletli olan Ebu Bekir dururken bu iş bize düşmez. Ben Ebubekir’e biat ediyorum. Sizin de ona biatınızı istiyorum” dedi. Ebu Ubeyde b. Cerrah (ra) da “Peygamberimiz (sav) kendisinden sonra imamlık şerefini ona vermiştir. Biz de halifelik sorumluluğunu ona verelim. Zira bu işe herkesten çok layık olan odur. Ben de Ebubekir’e biat ettim” diyince diğer sahabeler de Hz. Ebubekir’e biat ettiler. Hz. Ebubekir (ra) “Ben bu işi istemiyorum” dediyse de sahabeler onun faziletini ve İslam dini için fedakarlıklarını bildikleri için hiç kimse onun önüne geçmedi.
    Hz. Ebubekir’in (ra) Halife olarak sahabeler tarafından seçildiğini duyan hiç kimse ona itirazda bulunmadılar. Haşimiler başta Hz. Ali (ra), Hz. Abbas (ra) ve Sa’d b. Ubade (ra) gibi ileri gelenleri ile hemen gidip Hz. Ebubekir’e (ra) biat ettiler. Hz. Ebubekir (ra) Mescid-i Nebevî de üç defa mimbere çıkarak bu görevi kabul edemeyeceğini ifade ettiği halde duyan herkes gelip hilafetini tebrik ediyor ve biatını kabul etmesini istiyorlardı. Sahabeler Peygamberimiz'in (sav) vefatına üzülmüşlerdi ama bu üzüntülerini Hz. Ebubekir’in halife seçilmesi ile sevince dönüştürmüşlerdir. Hatta Hz. Ali (ra) Hz. Ebubekir’in (ra) sahabeler tarafından halife seçildiğini duyar duymaz elbisesini dahi yarım yamalak giyerek evinden fırlamış ve gidip Hz. Ebubekir’e biat etmiş ve tabi olmuştur. Dolayısıyla Hâşimilerin görüşlerinin alınmadığı, Hz. Fatıma’nın evinde toplanarak bu karara karşı çıktıkları gibi iddialar tamamen uydurmadır.
    Bu şekilde Hz. Ebubekir’in (ra) hilafetine hiçbir itiraz vaki olmamış ve o günde Medine’de bulunan 33.000 sahabe ittifakla Hz. Ebubekir’in hilafetini onaylamıştır.
    Pazartesi öğleden sonra Hz. Ebubekir (ra) halife seçildi. Hz. Abbas (ra) ve Hz. Ali (ra) Peygamberimizin (sav) techiz ve tekfini ile uğraştılar. Hz. Ali (ra) Peygamberimizi yıkadı ve Hz. Fazl b. Abbas (ra) suyunu döktü. Cenaze namazı kılmak ve defin işi Salı gününe kaldı.
    Salı günü Sabah namazını kıldıran Hz. Ebubekir (ra) tıklım tıklım dolu olan Mescid-i Şerifte ayağa kalktı ve şöyle konuştu: “Ey İnsanlar! Ben işlerinizi yapmak üzere sizler tarafından seçilmiş bulunuyorum. Ben sizin en hayırlınız değilim. Vallahi bu işi ne şimdiye kadar düşündüm ve ne de böyle bir isteğim oldu. Hiç istemediğim ve arzu etmediğimi bir vazife bana sizler tarafından verilmiş bulunmaktadır.
    Emmâ ba’d feyâ İbadallah! / Bundan sonra; ey Allah'ın Kulları! Şayet iyilik yaparsam bana yardım ediniz. Fenalık yapacak olursam bana yol gösteriniz. Ben Allah’a ve Resulüne itaat ettiğim sürece bana itaat ediniz. Şayet Allah’a ve Resulüne itaat etmezsem, sizin de bana itaat etmeniz gerekmez.
    Doğruluk emânettir; yalancılık ihanettir. Bundan sonra İnşallah/Allah'ın izniyle içinizde en zayıfınız hakkı alınıncaya kadar katımda en güçlünüz olacak, en güçlünüz de üzerine geçirdiği hakkı kendisinden alınana kadar katımda en zayıfınız bulunacaktır.
    Ey İnsanlar! Allah için cihadı asla terk etmeyiniz! Biliniz ki cihadı terk eden kavim zelil olur. Kendim için ve sizler için Allah’tan af ve afiyet dilerim…”
    Bundan sonra Hz.Ebubekir (ra) hilafet görevine başlamış oldu.


  4. 24.Ağustos.2012, 20:45
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Hz. Ebubekir'in Halife Seçimi...

    Konunun yazarı: M. Ali KAYA


  5. 24.Ağustos.2012, 20:45
    3
    Moderatör
    Konunun yazarı: M. Ali KAYA


  6. 24.Ağustos.2012, 21:17
    4
    kaos-duzen
    Seyirci Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Temmuz.2012
    Üye No: 97140
    Mesaj Sayısı: 195
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Hz. Ebubekir'in Halife Seçimi...

    Allah razı olsun


  7. 24.Ağustos.2012, 21:17
    4
    Seyirci Üye
    Allah razı olsun


  8. 24.Ağustos.2012, 21:19
    5
    kaos-duzen
    Seyirci Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Temmuz.2012
    Üye No: 97140
    Mesaj Sayısı: 195
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2
    Bulunduğu yer: konya

    Cevap: Hz. Ebubekir'in Halife Seçimi...

    Peki şianın halife seçimi ve biat ile ilgili anlattığı hikaye nerden çıkıyor,kaynağı nedir?


  9. 24.Ağustos.2012, 21:19
    5
    Seyirci Üye
    Peki şianın halife seçimi ve biat ile ilgili anlattığı hikaye nerden çıkıyor,kaynağı nedir?





+ Yorum Gönder