Konusunu Oylayın.: Nevruz kutlamanın aslı nedir nereden gelir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi
Nevruz kutlamanın aslı nedir nereden gelir
  1. 21.Mart.2011, 18:44
    1
    Misafir

    Nevruz kutlamanın aslı nedir nereden gelir






    Nevruz kutlamanın aslı nedir nereden gelir Mumsema nevruz kutlamanın aslı nedir nereden gelir


  2. 21.Mart.2011, 18:44
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 22.Mart.2011, 13:41
    2
    kanarya
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Temmuz.2007
    Üye No: 1434
    Mesaj Sayısı: 357
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: Nevruz kutlamanın aslı nedir nereden gelir




    Nevruz Bayramı ya da kısaca Nevruz (Farsça: نوروز - Noruz, Kürtçe: Newroz, Özbekçe: Navruz, Türkmence: Nowruz, Kazakça: Naurız, Kırgızca: Nooruz, Azerice: Novruz, Kırım Tatarcası: Navrez) Farslar, Kürtler, Zazalar, Azeriler, Anadolu Türkleri, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikler, Özbekler, Kırgızlar, Karakalpaklar, Kazaklar ile beraber neredeyse tüm kuzey yarımküre tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doğanın uyanışı ve bahar bayramı.[1][2]
    Yazılı olarak ilk kez 2. yüzyılda Pers kaynaklarında adı geçen[3] Nevruz, İran ve Bahai[4] takvimlerine göre yılın ilk gününü temsil eder. Günümüz İran'ında, her ne kadar İslami bir kökeni olmasa da bir şenlik olarak kutlanır. Bazı topluluklar bu bayramı 21 Mart'ta kutlarken, diğerleri kuzey yarım kürede ilkbaharın başlamasını temsilen, 22 veya 23 Mart'ta kutlarlar.[1] Aynı zamanda, Zerdüştlük, hem de Bahailer[4] için de kutsal bir gündür ve tatil olarak kutlanır. Kürtlerde, Nevruz bayramının Kürt mitolojisindeki Demirci Kawa Efsanesi'ne dayandığına inanılır.[5] Anadolu ve Orta Asya Türk halklarında ise baharın gelişi olarak kutlanır.[2]
    2010'da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 3000 yıldan beri kutlanmakta olan Pers kökenli bu şenliği, Dünya Nevruz Bayramı ilan etmiştir.[6] 28 Eylül - 2 Ekim 2009 arasında Abu Dhabi'de hükümetler arası toplanan Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu, nevruzu Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi 'ne dahil etmiştir.[7][8][9][10] 2010'dan başlayarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 21 Mart'ı "Dünya Nevruz Bayramı" olarak kabul etmektedir.[11]


    Kelimenin aslı eski Farsça'dan gelir: Yeni anlamındaki nava ve gün ışığı/gün anlamındaki rəzaŋh birleşerek oluşturmuşlardır. Anlamı "yeni gün/günışığı" dır ve günümüzün Farsçasında da hâlâ aynı anlamda kullanılmaktadır (nev: yeni + ruz: gün; anlamı "yeni gün") [12] İrani dillerdeki Gün anlamına gelen Ruz (Farsça), Roç (Beluçca), Roc (Zazaca), Roz (Soranice), ya da Roj (KurmanciKürtçe) sözcükleri Proto-İranicenin "Rauça"sından gelir. Bu da eski Hint-Avrupacanın manası Işık olan *Leuk- kelime köküne dayanmaktadır. Şu en eski şekilden Rusçadaki Luç, Almancadaki Licht, Yunancadaki Leukós, Latincedeki Lux, İngilizcedeki Light ve Ermenicedeki Luy da oluşmuşlar. Proto-Iranicede Rusçadaki gibi bir k > ç ses ertelemesi ortaya çıkmışdır ve ayrıca 'L' sesi 'R'ye dönüşmüştür.
    Eski İrani dili olan Avesta dilinde Raôçah zamanında esasdan Işık demekti. Eski hint-ari dilindeyse (Bugünkü Kuzey Hindistanda varolan dil grubu) Roçiş kulanılmaktadır.
    Nevruz teriminin tarihte ilk yer aldığı kayıtlar, M.S. 2. yüzyıldaki Pers İmparatorluğu kayıtlarıdır, ancak bundan çok daha öncesindeki (yaklaşık M.Ö. 648 ve 330 yılları arasında) Pers İmparatorluğu altında yaşayan değişik milletlerin Pers Şahına Nevruz gününde hediyeler getirdiğine dair bilgiler mevcuttur[13]
    Nevruz diğer Türk devlet ve topluluklarında da kutlanılır. Bunlardan Azerbaycan'da Novruz, Kazakistan'da Navrız meyrami (Наурыз мейрамы), Kırgızistan'da Nooruz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Mart dokuzu Kırım Türklerinde Navrez, Batı Trakya Türkleri'nde Mevris adları ile anılır.
    Farsça'da yazılışı Nouruz'dur. Türk kökenli bir devlet olan Kazakistan'da (Наурыз мейрамы) Navrız meyrami adı ile kutlanan Nevruz Arnavutluk'ta ise Sultan Nevruz olarak isimlendirilir.


    Tarih ve gelenek

    Nevruz geleneğinin tarihin en son Buzul Çağı'nın bitmesinden hemen önceki günlere yani 15.000 yıl öncesine kadar uzanır. Efsanevi Pers Kralı Cemşid, Indo-Iranlıların avcılıktan hayvacılığa ve yerleşik yaşama geçişini temsil eder. O çağlarda mevsimler insanoğlunun hayatında günümüzdekinden daha yaşamsal bir önem arz ediyordu ve yaşamla ilgili her şey dört mevsim ile çok yakından ilgiliydi. Zor geçmiş bir kışın ardından gelen bahar, tabiat ananın çiçekler, yeşillenenen bitkiler uykusundan uyanması ve sığırların yavrulaması, insanoğlu için büyük bir fırsat ve bolluğun canlanması demekti. İşte böyle bir dönemde bu Nevruz kutlamalarını başlatanın Kral Cemşid olduğu söylenir.
    İran evrenbiliminin mimarlarından ve Zerdüştlerin Peygamberi olan Zerdüşt birçok bayramın kurumsallaşmasını sağlayan kişidir. Nevruz, "belki de" Zerdüşt tarafından kurumsallaştırılan bayramlardan biridir.[14]

    Persepoliste krala hediyelerin sunumu


    Bundan 12 yüzyıl sonrasında, M.Ö. 487 yılında, Büyük Darius, Persepolis'teki yeni inşa edilmiş olan sarayında Nevruzu kutluyordu. Son araştırmaların sonuçları bu kutlamaların çok özel bir anlam ifade ettiğini göstermektedir. Sadece Nevruz gününde sabah saatin 06:30'unda güneşin ilk ışıkları gözlemevindeki büyük kabul salonuna denk geliyordu ve bu olay sadece 1400 yılda bir gerçekleşiyordu. Bu durum aynı zamanda Babillilerin ve Yahudilerinde yeni yılı ile çakışıyordu ve bu nedenle, bu kutlamaların eski toplumlar için çok uğurlu ve önemli sayıldığı açıktır[15]. Persepolis yerleşkesinin ya da en azından Apadana'non sarayının ve "Yüz sütunlu Salonun" Nevruzu kutlamak amacıyla inşa edildiği sanılmaktadır. Ne yazıkki eski kitabelerde Nevruzdan bahsedilmemektedir.

    Kaynak : Vikipedi


  4. 22.Mart.2011, 13:41
    2
    Devamlı Üye



    Nevruz Bayramı ya da kısaca Nevruz (Farsça: نوروز - Noruz, Kürtçe: Newroz, Özbekçe: Navruz, Türkmence: Nowruz, Kazakça: Naurız, Kırgızca: Nooruz, Azerice: Novruz, Kırım Tatarcası: Navrez) Farslar, Kürtler, Zazalar, Azeriler, Anadolu Türkleri, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikler, Özbekler, Kırgızlar, Karakalpaklar, Kazaklar ile beraber neredeyse tüm kuzey yarımküre tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da doğanın uyanışı ve bahar bayramı.[1][2]
    Yazılı olarak ilk kez 2. yüzyılda Pers kaynaklarında adı geçen[3] Nevruz, İran ve Bahai[4] takvimlerine göre yılın ilk gününü temsil eder. Günümüz İran'ında, her ne kadar İslami bir kökeni olmasa da bir şenlik olarak kutlanır. Bazı topluluklar bu bayramı 21 Mart'ta kutlarken, diğerleri kuzey yarım kürede ilkbaharın başlamasını temsilen, 22 veya 23 Mart'ta kutlarlar.[1] Aynı zamanda, Zerdüştlük, hem de Bahailer[4] için de kutsal bir gündür ve tatil olarak kutlanır. Kürtlerde, Nevruz bayramının Kürt mitolojisindeki Demirci Kawa Efsanesi'ne dayandığına inanılır.[5] Anadolu ve Orta Asya Türk halklarında ise baharın gelişi olarak kutlanır.[2]
    2010'da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 3000 yıldan beri kutlanmakta olan Pers kökenli bu şenliği, Dünya Nevruz Bayramı ilan etmiştir.[6] 28 Eylül - 2 Ekim 2009 arasında Abu Dhabi'de hükümetler arası toplanan Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu, nevruzu Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi 'ne dahil etmiştir.[7][8][9][10] 2010'dan başlayarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 21 Mart'ı "Dünya Nevruz Bayramı" olarak kabul etmektedir.[11]


    Kelimenin aslı eski Farsça'dan gelir: Yeni anlamındaki nava ve gün ışığı/gün anlamındaki rəzaŋh birleşerek oluşturmuşlardır. Anlamı "yeni gün/günışığı" dır ve günümüzün Farsçasında da hâlâ aynı anlamda kullanılmaktadır (nev: yeni + ruz: gün; anlamı "yeni gün") [12] İrani dillerdeki Gün anlamına gelen Ruz (Farsça), Roç (Beluçca), Roc (Zazaca), Roz (Soranice), ya da Roj (KurmanciKürtçe) sözcükleri Proto-İranicenin "Rauça"sından gelir. Bu da eski Hint-Avrupacanın manası Işık olan *Leuk- kelime köküne dayanmaktadır. Şu en eski şekilden Rusçadaki Luç, Almancadaki Licht, Yunancadaki Leukós, Latincedeki Lux, İngilizcedeki Light ve Ermenicedeki Luy da oluşmuşlar. Proto-Iranicede Rusçadaki gibi bir k > ç ses ertelemesi ortaya çıkmışdır ve ayrıca 'L' sesi 'R'ye dönüşmüştür.
    Eski İrani dili olan Avesta dilinde Raôçah zamanında esasdan Işık demekti. Eski hint-ari dilindeyse (Bugünkü Kuzey Hindistanda varolan dil grubu) Roçiş kulanılmaktadır.
    Nevruz teriminin tarihte ilk yer aldığı kayıtlar, M.S. 2. yüzyıldaki Pers İmparatorluğu kayıtlarıdır, ancak bundan çok daha öncesindeki (yaklaşık M.Ö. 648 ve 330 yılları arasında) Pers İmparatorluğu altında yaşayan değişik milletlerin Pers Şahına Nevruz gününde hediyeler getirdiğine dair bilgiler mevcuttur[13]
    Nevruz diğer Türk devlet ve topluluklarında da kutlanılır. Bunlardan Azerbaycan'da Novruz, Kazakistan'da Navrız meyrami (Наурыз мейрамы), Kırgızistan'da Nooruz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Mart dokuzu Kırım Türklerinde Navrez, Batı Trakya Türkleri'nde Mevris adları ile anılır.
    Farsça'da yazılışı Nouruz'dur. Türk kökenli bir devlet olan Kazakistan'da (Наурыз мейрамы) Navrız meyrami adı ile kutlanan Nevruz Arnavutluk'ta ise Sultan Nevruz olarak isimlendirilir.


    Tarih ve gelenek

    Nevruz geleneğinin tarihin en son Buzul Çağı'nın bitmesinden hemen önceki günlere yani 15.000 yıl öncesine kadar uzanır. Efsanevi Pers Kralı Cemşid, Indo-Iranlıların avcılıktan hayvacılığa ve yerleşik yaşama geçişini temsil eder. O çağlarda mevsimler insanoğlunun hayatında günümüzdekinden daha yaşamsal bir önem arz ediyordu ve yaşamla ilgili her şey dört mevsim ile çok yakından ilgiliydi. Zor geçmiş bir kışın ardından gelen bahar, tabiat ananın çiçekler, yeşillenenen bitkiler uykusundan uyanması ve sığırların yavrulaması, insanoğlu için büyük bir fırsat ve bolluğun canlanması demekti. İşte böyle bir dönemde bu Nevruz kutlamalarını başlatanın Kral Cemşid olduğu söylenir.
    İran evrenbiliminin mimarlarından ve Zerdüştlerin Peygamberi olan Zerdüşt birçok bayramın kurumsallaşmasını sağlayan kişidir. Nevruz, "belki de" Zerdüşt tarafından kurumsallaştırılan bayramlardan biridir.[14]

    Persepoliste krala hediyelerin sunumu


    Bundan 12 yüzyıl sonrasında, M.Ö. 487 yılında, Büyük Darius, Persepolis'teki yeni inşa edilmiş olan sarayında Nevruzu kutluyordu. Son araştırmaların sonuçları bu kutlamaların çok özel bir anlam ifade ettiğini göstermektedir. Sadece Nevruz gününde sabah saatin 06:30'unda güneşin ilk ışıkları gözlemevindeki büyük kabul salonuna denk geliyordu ve bu olay sadece 1400 yılda bir gerçekleşiyordu. Bu durum aynı zamanda Babillilerin ve Yahudilerinde yeni yılı ile çakışıyordu ve bu nedenle, bu kutlamaların eski toplumlar için çok uğurlu ve önemli sayıldığı açıktır[15]. Persepolis yerleşkesinin ya da en azından Apadana'non sarayının ve "Yüz sütunlu Salonun" Nevruzu kutlamak amacıyla inşa edildiği sanılmaktadır. Ne yazıkki eski kitabelerde Nevruzdan bahsedilmemektedir.

    Kaynak : Vikipedi


  5. 22.Mart.2011, 14:49
    3
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Cevap: Nevruz kutlamanın aslı nedir nereden gelir

    Nevruz Bayramı, Orta Asya, Orta Doğu ve Anadolu topraklarında yaşayan tüm toplumların geleneksel bahar bayramıdır. Ne var ki Anadolu'da bu bayramı, son zamanlarda bazı ayrılıkçı örgütler sadece bir "Kürt Bayramı" olarak değerlendirmektedirler.
    Nevruz Bayramı Bazı ansiklopedi yazarları, Nevruz'u, Hıdırellez, yani Hızır ve Tevrat'taki "Elyas" sözü ile anlatılan İlyas'ın buluşması ile alâkalı bir gün olarak kabul etmektedirler ki, biz bunun yanlış bir tespit olduğu kanaatindeyiz.
    Bazı kimseler, Zerdüştlük'le olan irtibatını da göz önüne alarak Nevruz'u dinî bir gün olarak değerlendirmekte.. ve büyük bir ekseriyet ise Cemşit Şah'ın tahta cülûsu ile irtibatlandırmaktadırlar. Bundan başka İran tarihinde, göklerin ve yerin yaratılması, Nevruz'a rastlamış gibi gösterilmektedir. Yine İran'daki Şiiler, Hz. Ali'nin (r.a) doğumundan vefatına kadar her şeyini Nevruz'la irtibatlandırarak onu, Hz. Ali'nin (r.a) hayatında çok önemli değişim ve dönüşüm noktaları olarak kabul etmektedirler. Bu yönüyle de nevruz, onların nazarında dinî bir gün gibi kutlanmaktadır.
    Aynı zamanda Nevruz, güneşin eskilerin "Hamel Burcu" dedikleri, Koç Burcuna girdiği ana rastlar ki, bu da bahar günlerinin başlaması demektir. Bizim dünyamızda ilk modern medreseleri açan Nizamülmülk, bu meseleyi meşhur Nizamiye Medreseleri'nde ele alarak astronomik olarak tesbit ettirmiş ve bu günü " baharın başlangıç günü" olarak resmileştirmiştir. Bu yanıyla da Nevruz, dinî bir gün olmaktan daha çok, bir " takvim günü" demektir.
    Fakat halk tarafından bir Bahar Bayramı halinde kutlanan Hıdırellez, Türk toplumunun her kesimi tarafından benimsenmemiş, sadece şehirlerden uzak yerlerde yaşayan Yörükler ve özellikle de İran menşeli olan Türkmenler ve Türklere münhasır kalmış ve zamanla da unutulup gitmiştir.
    Ancak unutulan bu gün, Safevi Devleti tarafından Şiilik prensipleriyle biraz daha geliştirilerek yeniden gündeme getirilmiş ve dînî bir hüviyet kazandırılarak ona büyük bir önem atfedilmiştir. Bu dönemde Nevruz, ya Zerdüşt'ün dinî öğretilerinden birisi olarak ya da Cemşit Şah'ın cülûsuyla "Nevruz-u Hâs", "Nevruz-u Âm"ünvanları altında yeniden ihya edilmiştir.
    Çaldıran zaferinden sonra Safevilerle olan münasebetlerimiz neticesinde, Osmanlılar da Nevruz gününü benimsemişlerdir. Bu tarihten itibaren Nevruz, Osmanlılarda saray dahil olmak üzere her yerde bir bahar bayramı şeklinde tes'id edilmeye başlanmıştır.
    Bu mevzuda edebiyatımıza baktığımızda Divan Edebiyatı içinde çok sayıda "Nevruziye" görürüz.
    Ayrıca şimdilerde yılbaşında tebrik amacıyla gönderilen hediyeler gibi, o zaman da Nevruz günlerinde "Nevruziye" adı altında hediyeler gönderilirdi.
    Yine Nevruz münasebetiyle Sultan, bazılarına payeler verir ve ona da "Nevruziye" denirdi ki, Nevruz, Asya milletleri kadar olmasa da, Osmanlılar tarafından da benimsenmiş ve kutlana gelmiştir.
    Dinî bir temeli yoktur
    Ne var ki, meseleye bir başka zaviyeden bakınca Nevruz, bizim açımızdan bir " dînî gün" değildir. Meselenin dînî yönü, Zerdüşt'ün zuhur ettiği dönemde ve çok eski tarihlerde yaşamış İran Şâhı Cemşit'le irtibatlı olarak Müslüman olmamış İranlılar'la alakalıdır ve ihtimâl Şah İsmail de bunu İranî tesirlerle ortaya atmıştır.
    Nevruz Bayramı, Alevi'si, Sünni'si, Kürt'ü ve Türk'üyle bize ait toplumlarda dînî naslarla belirlenen ve din kaynaklı bir bayram değil, yukarıda da arz ettiğimiz gibi o daha çok Nizamülmülk'ün benimseyerek ortaya koymuş olduğu bir "Bahar bayramı" dır. Ve kaynaklarımızda da, o ilk dönemler itibarıyla Güneydoğu'daki vatandaşların ve Kürtler'in bu bayrama katıldıklarına ve tes'id ettiklerine dair fazla bir şey bulunmamakta ve o sadece Türklerin ve Türkmenlerin bir bayramı olarak kaydedilmektedir.
    Meseleyi bu şekilde tespit ettikten sonra, tekrar başa dönecek olursak; eğer Nevruz, Zerdüşt dininden kaynaklanıyor veya Cemşit Şah'la benimsenip yaşanıyorsa dînî ve İranî bir mesele demektir. Böyle bir meseleyi, bir kısım hülyaları gerçekleştirmek için vesile olarak kullanmağa çalışmak, Nevruz günü yürüyüş yapmak, değişik yerleri tahrip etmek, belli kesimlere yüklenmek.. çok çirkin bir hadisedir ve koskoca bir tarihi tahriftir. Değişik bir ifadeyle, bizim dinimizde olmasa bile dînî olan bir hakikati, böyle davranmakla, bir bakıma vahşet ve bedeviyet hesabına kullanmak demektir.
    İkinci yanıyla Nevruz, şayet Nizamülmülk'ün ortaya koyduğu bir yılbaşı, bir yeni gün ise, bence bu yeni yıla veya yeni güne, bir kısım yamyam, bedevi ve vahşiler gibi kan dökerek, kan düşünerek, kan konuşarak değil; medeni insanlar gibi, sevinç, neşe ve sürurla girilmeli ve kutlanmalıdır. Evet Nevruz, halkın bayramıdır.. ve eğer kutlanacaksa halkla iç içe kutlanmalıdır ki, şimdilerde devlet de bu meseleye sahip çıkma gibi bir tavır sergilemektedir.
    Üçüncü tespitten hareketle meseleye bakılacak olursa; Osmanlılar bu meseleyi Safeviler'den sonra bir hediye ve hediye teatisi günü olarak benimsemişler ve bunda da herhangi bir mahzur görmemişlerdir; görmemişlerdir zira militarizme kilitli bir idarenin, memleketin değişik yerlerinde yürüyüş yapılmasına, kan dökülmesine ve değişik entrikalar çevrilmesine müsaade etmesini düşünmek mümkün değildir. Bu açıdan tarihin de şehadetiyle denebilir ki, Osmanlıların Nevruz'u kabul ettikleri günden itibaren, değil bu türlü hadiseler, bu hadiselerin en küçüğü bile zuhur etmemiştir. Bundan da anlaşılmaktadır ki, nevruzda insanlar, Hıdırellez'de olduğu gibi, sadece kırlara dökülmüş, ateş yakmış ve eğlenmişlerdir. Esasen ateş yakma da, İran kaynaklı olmasından dolayı ateşgedelerin (ateşe tapanlar) işidir, ama Türk toplumu, buna bir ibadet değil de eğlence mülâhazasıyla yaklaşmış ve bu türlü basit şeyler üzerinde durmamıştır.
    Bu açıdan günümüzde, bir yönüyle tarihî geleneklere de ters olan bir kısım yeni şeyler icat edilmeye çalışıldığını ve böylece tarihin tahrif edilmek istendiğini söyleyebiliriz. Onun için Alevisi, Sünni'si, Kürt'ü ve Türk'üyle toplumumuzun her kesimi basiretli davranmalı, menşe itibarıyla teröre tamamen kapalı bulunan ve bütün ağaçların, canlıların yeşilliklerin hatta bütün yaratılan şeylerin, tesbih ve zikirlerle bir bahar bayramı olarak kutladıkları bu günü, bir Zerdüşt veya bir Cemşit Şah gününü kötüye kullanıp kan dökmeye, kan düşünmeye, kan konuşmaya alet etmek ve böylece tarihi tahrif etmek isteyenlere kesinlikle fırsat vermemelidir.

    Hikmet.net


  6. 22.Mart.2011, 14:49
    3
    Feseyekfikehumullah
    Nevruz Bayramı, Orta Asya, Orta Doğu ve Anadolu topraklarında yaşayan tüm toplumların geleneksel bahar bayramıdır. Ne var ki Anadolu'da bu bayramı, son zamanlarda bazı ayrılıkçı örgütler sadece bir "Kürt Bayramı" olarak değerlendirmektedirler.
    Nevruz Bayramı Bazı ansiklopedi yazarları, Nevruz'u, Hıdırellez, yani Hızır ve Tevrat'taki "Elyas" sözü ile anlatılan İlyas'ın buluşması ile alâkalı bir gün olarak kabul etmektedirler ki, biz bunun yanlış bir tespit olduğu kanaatindeyiz.
    Bazı kimseler, Zerdüştlük'le olan irtibatını da göz önüne alarak Nevruz'u dinî bir gün olarak değerlendirmekte.. ve büyük bir ekseriyet ise Cemşit Şah'ın tahta cülûsu ile irtibatlandırmaktadırlar. Bundan başka İran tarihinde, göklerin ve yerin yaratılması, Nevruz'a rastlamış gibi gösterilmektedir. Yine İran'daki Şiiler, Hz. Ali'nin (r.a) doğumundan vefatına kadar her şeyini Nevruz'la irtibatlandırarak onu, Hz. Ali'nin (r.a) hayatında çok önemli değişim ve dönüşüm noktaları olarak kabul etmektedirler. Bu yönüyle de nevruz, onların nazarında dinî bir gün gibi kutlanmaktadır.
    Aynı zamanda Nevruz, güneşin eskilerin "Hamel Burcu" dedikleri, Koç Burcuna girdiği ana rastlar ki, bu da bahar günlerinin başlaması demektir. Bizim dünyamızda ilk modern medreseleri açan Nizamülmülk, bu meseleyi meşhur Nizamiye Medreseleri'nde ele alarak astronomik olarak tesbit ettirmiş ve bu günü " baharın başlangıç günü" olarak resmileştirmiştir. Bu yanıyla da Nevruz, dinî bir gün olmaktan daha çok, bir " takvim günü" demektir.
    Fakat halk tarafından bir Bahar Bayramı halinde kutlanan Hıdırellez, Türk toplumunun her kesimi tarafından benimsenmemiş, sadece şehirlerden uzak yerlerde yaşayan Yörükler ve özellikle de İran menşeli olan Türkmenler ve Türklere münhasır kalmış ve zamanla da unutulup gitmiştir.
    Ancak unutulan bu gün, Safevi Devleti tarafından Şiilik prensipleriyle biraz daha geliştirilerek yeniden gündeme getirilmiş ve dînî bir hüviyet kazandırılarak ona büyük bir önem atfedilmiştir. Bu dönemde Nevruz, ya Zerdüşt'ün dinî öğretilerinden birisi olarak ya da Cemşit Şah'ın cülûsuyla "Nevruz-u Hâs", "Nevruz-u Âm"ünvanları altında yeniden ihya edilmiştir.
    Çaldıran zaferinden sonra Safevilerle olan münasebetlerimiz neticesinde, Osmanlılar da Nevruz gününü benimsemişlerdir. Bu tarihten itibaren Nevruz, Osmanlılarda saray dahil olmak üzere her yerde bir bahar bayramı şeklinde tes'id edilmeye başlanmıştır.
    Bu mevzuda edebiyatımıza baktığımızda Divan Edebiyatı içinde çok sayıda "Nevruziye" görürüz.
    Ayrıca şimdilerde yılbaşında tebrik amacıyla gönderilen hediyeler gibi, o zaman da Nevruz günlerinde "Nevruziye" adı altında hediyeler gönderilirdi.
    Yine Nevruz münasebetiyle Sultan, bazılarına payeler verir ve ona da "Nevruziye" denirdi ki, Nevruz, Asya milletleri kadar olmasa da, Osmanlılar tarafından da benimsenmiş ve kutlana gelmiştir.
    Dinî bir temeli yoktur
    Ne var ki, meseleye bir başka zaviyeden bakınca Nevruz, bizim açımızdan bir " dînî gün" değildir. Meselenin dînî yönü, Zerdüşt'ün zuhur ettiği dönemde ve çok eski tarihlerde yaşamış İran Şâhı Cemşit'le irtibatlı olarak Müslüman olmamış İranlılar'la alakalıdır ve ihtimâl Şah İsmail de bunu İranî tesirlerle ortaya atmıştır.
    Nevruz Bayramı, Alevi'si, Sünni'si, Kürt'ü ve Türk'üyle bize ait toplumlarda dînî naslarla belirlenen ve din kaynaklı bir bayram değil, yukarıda da arz ettiğimiz gibi o daha çok Nizamülmülk'ün benimseyerek ortaya koymuş olduğu bir "Bahar bayramı" dır. Ve kaynaklarımızda da, o ilk dönemler itibarıyla Güneydoğu'daki vatandaşların ve Kürtler'in bu bayrama katıldıklarına ve tes'id ettiklerine dair fazla bir şey bulunmamakta ve o sadece Türklerin ve Türkmenlerin bir bayramı olarak kaydedilmektedir.
    Meseleyi bu şekilde tespit ettikten sonra, tekrar başa dönecek olursak; eğer Nevruz, Zerdüşt dininden kaynaklanıyor veya Cemşit Şah'la benimsenip yaşanıyorsa dînî ve İranî bir mesele demektir. Böyle bir meseleyi, bir kısım hülyaları gerçekleştirmek için vesile olarak kullanmağa çalışmak, Nevruz günü yürüyüş yapmak, değişik yerleri tahrip etmek, belli kesimlere yüklenmek.. çok çirkin bir hadisedir ve koskoca bir tarihi tahriftir. Değişik bir ifadeyle, bizim dinimizde olmasa bile dînî olan bir hakikati, böyle davranmakla, bir bakıma vahşet ve bedeviyet hesabına kullanmak demektir.
    İkinci yanıyla Nevruz, şayet Nizamülmülk'ün ortaya koyduğu bir yılbaşı, bir yeni gün ise, bence bu yeni yıla veya yeni güne, bir kısım yamyam, bedevi ve vahşiler gibi kan dökerek, kan düşünerek, kan konuşarak değil; medeni insanlar gibi, sevinç, neşe ve sürurla girilmeli ve kutlanmalıdır. Evet Nevruz, halkın bayramıdır.. ve eğer kutlanacaksa halkla iç içe kutlanmalıdır ki, şimdilerde devlet de bu meseleye sahip çıkma gibi bir tavır sergilemektedir.
    Üçüncü tespitten hareketle meseleye bakılacak olursa; Osmanlılar bu meseleyi Safeviler'den sonra bir hediye ve hediye teatisi günü olarak benimsemişler ve bunda da herhangi bir mahzur görmemişlerdir; görmemişlerdir zira militarizme kilitli bir idarenin, memleketin değişik yerlerinde yürüyüş yapılmasına, kan dökülmesine ve değişik entrikalar çevrilmesine müsaade etmesini düşünmek mümkün değildir. Bu açıdan tarihin de şehadetiyle denebilir ki, Osmanlıların Nevruz'u kabul ettikleri günden itibaren, değil bu türlü hadiseler, bu hadiselerin en küçüğü bile zuhur etmemiştir. Bundan da anlaşılmaktadır ki, nevruzda insanlar, Hıdırellez'de olduğu gibi, sadece kırlara dökülmüş, ateş yakmış ve eğlenmişlerdir. Esasen ateş yakma da, İran kaynaklı olmasından dolayı ateşgedelerin (ateşe tapanlar) işidir, ama Türk toplumu, buna bir ibadet değil de eğlence mülâhazasıyla yaklaşmış ve bu türlü basit şeyler üzerinde durmamıştır.
    Bu açıdan günümüzde, bir yönüyle tarihî geleneklere de ters olan bir kısım yeni şeyler icat edilmeye çalışıldığını ve böylece tarihin tahrif edilmek istendiğini söyleyebiliriz. Onun için Alevisi, Sünni'si, Kürt'ü ve Türk'üyle toplumumuzun her kesimi basiretli davranmalı, menşe itibarıyla teröre tamamen kapalı bulunan ve bütün ağaçların, canlıların yeşilliklerin hatta bütün yaratılan şeylerin, tesbih ve zikirlerle bir bahar bayramı olarak kutladıkları bu günü, bir Zerdüşt veya bir Cemşit Şah gününü kötüye kullanıp kan dökmeye, kan düşünmeye, kan konuşmaya alet etmek ve böylece tarihi tahrif etmek isteyenlere kesinlikle fırsat vermemelidir.

    Hikmet.net





+ Yorum Gönder