Konusunu Oylayın.: Evladın Baba üzerinde hakkı olur mu?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Evladın Baba üzerinde hakkı olur mu?
  1. 20.Mart.2011, 20:04
    1
    Misafir

    Evladın Baba üzerinde hakkı olur mu?

  2. 21.Mart.2011, 07:47
    2
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: evladın baba üzerinde hakkı olur mu




    Anne babanın evlat üzerinde hakkı olduğu gibi evladın da anne baba üzerinde hakkı vardır. Ancak anne baba hakkı daha büyüktür. Bu bakımdan hiç bir evlat anne babasına hakkını helal edememe gibi bir tavırda bulunamaz.
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek sordu:
    Ya Resulallah! Acaba anamın hakkını ödeyebildim mi?"
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Selem:
    Hayır! Seni karnında taşırken çektiği bir sancının, seni doğururken duyduğu tek bir acının karşılığını bile ödemiş değilsin"(2) diye cevap verdiler.
    Anne ve babasına itaat eden kimseye şu müjdeler vardır:
    "Bir kimse anne ve babasını kendisinden razı ederek sabahlarsa, onun için Cennetten iki kapı açılır. Akşamlarsa yine iki kapı açılır. Eğer yalnız annesini yahut yalnız babasını razı ederse o zaman bir kapı açılır. Kim de anne ve babasını kızdırarak sabaha kavuşursa onun cehennemden iki kapı açılır. Akşamlarsa (aynı şekilde) yine iki kapı açılır. Eğer yalnız birini öfkelendirmişse sadece bir kapı açılır. Ana babası haksız dahi olsalar, onların gönüllerini kırmamak karşılarında öf bile dememek lazımdır."(3)
    Kim anne ve babasına itaat ederse, iyilik ve ikramda bulunursa, kendi evladı da ona itaat eder. Bu konuda bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
    "Siz babalarınıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler!"(4)

    ANNE BABAYA ASİ OLANLAR CENNET KOKUSU ALAMAZ
    Anne ve babasına asi olanlar, ne kadar iyiliklerde bulunurlarsa bulunsunlar, cennete girmeleri çok zor olur. Diğer taraftan onlara iyilikte bulunanlar ne kadar kötü amelde bulunurlarsa bulunsunlar, itikadı bir bozukluk içinde değilseler, eğer varsa cehennemdeki cezasını kolay geçer, cennete gider. Bu konuda bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
    Cennetin kokusu beş yüz yıllık yoldan rahatça alınır. Fakat anne ve babaya asi olanlar ve akraba ile bağı koparanlar bu kokudan mahrum olurlar. Hadisi şerifte buyuruluyor ki:
    "Cennetin kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur. Ancak onun kokusunu anne ve babaya asi gelen ile akraba bağını koparan alamaz!"(5)
    Hazreti Musa Aleyhisselam bir gün Allahu Tealâ'ya münacat ederek şöyle niyazda bulundu:
    –Ya Rabbi! Acaba benim cennette arkadaşım kimdir? Allah–u Tealâ Celle Celaluhu:
    –Ey Musa! Falan beldeye git, orada bir kasap vardır. İşte senin cennette ki arkadaşın odur, diye cevap verdi.
    Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam o beldeye geldi ve tarif edilen kasabın dükkânını buldu. Orada oturup bir müddet kasabın hareketlerini seyretti.
    Akşam olunca kasap heybesine bir parça et koyup, dükkânını kapayarak evinin yolunu tuttu. Hazreti Musa Aleyhisselam kasabın yanına yaklaşarak:
    –Beni misafirliğe kabul eder misiniz? diye sordu.
    Kasap da tebessüm ederek:
    –Buyurun, diyerek Musa Aleyhisselam'i evine davet etti.
    Eve varınca kasap getirdiği eti kendi eliyle pişirerek çorba yaptı. Sonra evin tavanına asılı olan büyük bir heybeyi aşağıya indirdi ve içinden gayet yaşlı bir kadını çıkardı. Kendi eliyle onu doyurdu, üzerindeki elbiselerini alıp yıkadı ve kuruttuktan sonra onu giydirdi. Sonra tekrar annesini heybeye koyup yerine astı. Tam o sırada kadının dudaklarının kıpırdadığını gördü. Musa Aleyhisselam:
    –Bu kadın kimdir? diye sordu.
    Kasap da:
    –Annemdir, diyerek cevap verdi.
    Musa Aleyhisselam:
    –Sen onu heybeye koyarken dudakları kıpırdıyordu. Sanki bir şeyler söylüyordu. Acaba ne diyordu?
    –O, devamlı olarak şu sözü söyler: "Ya Rabbi! Oğlumu cennete Musa'ya arkadaş yap" işte bu söylediği söz onun duasıdır.
    Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam:
    –Sana müjdeler olsun! Ben Musa'yım. Sen de benim cennetteki arkadaşımsın, dedi.
    Bir kimse annesinin ayağını öperse, cennetin eşiğini öpmüş gibidir. Bu konuda Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuşlardır:
    "Kim annesinin ayağını öperse, tıpkı cennetin eşiğini öpmüş gibi olur"(6)
    Ashab–ı Kiram'dan Alkame adında bir zat vardır. Bu zat bir gün çok ağır hasta oldu. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hz. Ali, Hz. Ömer ve Hz. Bilal Radıyallahu Anhum hazretlerini onu görmeye gönderdiler. Onlar Alkâme'nin yanına vardıklarında bir de ne görsünler: Alkame'nin dili tutulmuş, bir türlü kelime–i şehadet getiremiyor.
    Hemen gelerek durumu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattılar. Sahabeler, Alkame'nin durumunu gözden geçirdiklerinde onda bir kusur bulamadılar Daha sonra hanımı yüzünden annesiyle arasının iyi olmadığını öğrendiler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Alkame'nin annesine haber gönderdi. Kadın Peygamber Efendimiz'in huzuruna gelince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına:
    –Oğlun ile dargın mısın?" diye sordu.
    Kadın:
    –Dargınım ya Resulullah)!" diye cevap verdi.
    Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
    –Oğlun çok zahmet çekiyor. Oğlundan razı olmasan bile ona hakkını helal et" dedi.
    Kadın:
    –Oğlum karısını bana tercih etti. Ben oğlumdan razı olamam, dedi.
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına ne tavsiye ettiyse kabul etmedi. Nihayet Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:
    –Nefsim yed–i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, sen ona öfkeli ve dargın bulunduğun sürece ne namazı ne de zekatı fayda vermez.
    Daha sonra sahabelere Alkame'yi yakmak için ateş toplamalarını emretti. Bunun üzerine kadıncağız feryad edip;
    –Bırakın oğlumu! Allah'ı şahit tutuyorum ki, ben oğlumu bağışladım, ondan razı oldum, ona hakkımı helal ettim, dedi.
    Bunun üzerine Alkame'nin dili açıldı ve kolayca kelime–i şehadet getirerek vefat etti.
    Bu hadiseden sonra Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
    "Ey Muhacirler ve Ensar topluluğu! Kim hanımını annesine tercih ederse, Allah'ın laneti üzerine olsun. Allah–u Teala o kimsenin ne farz ne de nafile ibadetini kabul etmez."(7)

    ÖZETLE ANNE VE BABA HAKKINDA DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN HUSUSLAR ŞUNLARDIR
    * Allah–u Teala Celle Celaluhu isyanı ve günahı gerektiren hususlar dışında emrettikleri her konuda anneye ve babaya itaat etmek.
    * Anne ve babaya nezaketle ve saygı dolu bir dille hitab etmek.
    * İçeri girdikleri zaman hemen toparlanıp ayağa kalkmak.
    * Sabah akşam uygun zamanlarda ellerini öpmek.
    * Anne ve babanın kişiliklerini, şeref ve itibarını korumak.
    * Kendi arzuladığımız şeylerden onlara da ikram edip sunmak.
    * Anne ve babaya sık sık dua edip, bağışlanmalarını Allah–u Teala'dan dilemek.
    * Bütün dünyevi iş ve amellerinde onların fikirlerine danışmak.
    * Anne ve babanın yanında misafir bulunuyorsa kapıya yakın oturup onların verecekleri emirleri yerine getirmede acele etmek.
    * Onları sevindirecek işlerde bulunmak ve memnun kalacakları işleri yapmak.
    * Karşılarında yüksek sesle konuşmamak.
    * Konuşurlarken onları dinleyip, sözlerini kesmemek.
    * İzin vermedikleri takdirde evden çıkmamak.
    * Uyudukları zaman onları rahatsız etmemeye dikkat etmek.
    * Eşi ve çocuklarını onlara tercih etmemek ve her konuda onlara öncelik tanımak.
    * Beğenilmeyecek bir iş yaptıkları takdirde onları kınamamak.
    * Gülmeyi gerektiren önemli bir etken olmadıkça onların karşısında kahkaha ile gülmemek.
    * Sofrada onlardan önce yemeğe başlamamak.
    * Anne ve baba huzurunda ayakları uzatmamak, derli toplu oturmak.
    * Onların önünden yürümemek, onlardan önce bir eve veya işyerine girmemek.
    * Çağırdıkları zaman edeple "Buyur" deyip, hemen yanlarına gitmek.
    * Anne ve baba hayatta iken de, vefat ettikten sonra da onların dostlarına saygılı olmak.
    * Anne ve babasına kötülük eden kimselerle arkadaşlık yapmamak.
    * Onlar için sık sık, özellikle vefatlarından sonra dua etmek. Çünkü Salih evladın ölen anne ve babasına yaptığı dualar kabul olur.
    Onlara şu şekilde dua edilmesi güzel olur:
    "Ey Rabbim! Anne babam beni küçükken nasıl terbiye ettiler, besleyip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, geniş rahmetine kavuştur!"

    Dipnotlar:
    1– İsra Suresi 23–24
    2– Mecmaul Adab
    3– Beyhaki, İhya
    4– Taberani; Terğib ve Terhib, Birr:21
    5– Taberani, İhya
    6– Mecmaul Adab
    7– Mecmaul Adab


    Alıntı.


  3. 21.Mart.2011, 07:47
    2
    ~~Medinenin Gülü ~~



    Anne babanın evlat üzerinde hakkı olduğu gibi evladın da anne baba üzerinde hakkı vardır. Ancak anne baba hakkı daha büyüktür. Bu bakımdan hiç bir evlat anne babasına hakkını helal edememe gibi bir tavırda bulunamaz.
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek sordu:
    Ya Resulallah! Acaba anamın hakkını ödeyebildim mi?"
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Selem:
    Hayır! Seni karnında taşırken çektiği bir sancının, seni doğururken duyduğu tek bir acının karşılığını bile ödemiş değilsin"(2) diye cevap verdiler.
    Anne ve babasına itaat eden kimseye şu müjdeler vardır:
    "Bir kimse anne ve babasını kendisinden razı ederek sabahlarsa, onun için Cennetten iki kapı açılır. Akşamlarsa yine iki kapı açılır. Eğer yalnız annesini yahut yalnız babasını razı ederse o zaman bir kapı açılır. Kim de anne ve babasını kızdırarak sabaha kavuşursa onun cehennemden iki kapı açılır. Akşamlarsa (aynı şekilde) yine iki kapı açılır. Eğer yalnız birini öfkelendirmişse sadece bir kapı açılır. Ana babası haksız dahi olsalar, onların gönüllerini kırmamak karşılarında öf bile dememek lazımdır."(3)
    Kim anne ve babasına itaat ederse, iyilik ve ikramda bulunursa, kendi evladı da ona itaat eder. Bu konuda bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
    "Siz babalarınıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler!"(4)

    ANNE BABAYA ASİ OLANLAR CENNET KOKUSU ALAMAZ
    Anne ve babasına asi olanlar, ne kadar iyiliklerde bulunurlarsa bulunsunlar, cennete girmeleri çok zor olur. Diğer taraftan onlara iyilikte bulunanlar ne kadar kötü amelde bulunurlarsa bulunsunlar, itikadı bir bozukluk içinde değilseler, eğer varsa cehennemdeki cezasını kolay geçer, cennete gider. Bu konuda bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
    Cennetin kokusu beş yüz yıllık yoldan rahatça alınır. Fakat anne ve babaya asi olanlar ve akraba ile bağı koparanlar bu kokudan mahrum olurlar. Hadisi şerifte buyuruluyor ki:
    "Cennetin kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur. Ancak onun kokusunu anne ve babaya asi gelen ile akraba bağını koparan alamaz!"(5)
    Hazreti Musa Aleyhisselam bir gün Allahu Tealâ'ya münacat ederek şöyle niyazda bulundu:
    –Ya Rabbi! Acaba benim cennette arkadaşım kimdir? Allah–u Tealâ Celle Celaluhu:
    –Ey Musa! Falan beldeye git, orada bir kasap vardır. İşte senin cennette ki arkadaşın odur, diye cevap verdi.
    Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam o beldeye geldi ve tarif edilen kasabın dükkânını buldu. Orada oturup bir müddet kasabın hareketlerini seyretti.
    Akşam olunca kasap heybesine bir parça et koyup, dükkânını kapayarak evinin yolunu tuttu. Hazreti Musa Aleyhisselam kasabın yanına yaklaşarak:
    –Beni misafirliğe kabul eder misiniz? diye sordu.
    Kasap da tebessüm ederek:
    –Buyurun, diyerek Musa Aleyhisselam'i evine davet etti.
    Eve varınca kasap getirdiği eti kendi eliyle pişirerek çorba yaptı. Sonra evin tavanına asılı olan büyük bir heybeyi aşağıya indirdi ve içinden gayet yaşlı bir kadını çıkardı. Kendi eliyle onu doyurdu, üzerindeki elbiselerini alıp yıkadı ve kuruttuktan sonra onu giydirdi. Sonra tekrar annesini heybeye koyup yerine astı. Tam o sırada kadının dudaklarının kıpırdadığını gördü. Musa Aleyhisselam:
    –Bu kadın kimdir? diye sordu.
    Kasap da:
    –Annemdir, diyerek cevap verdi.
    Musa Aleyhisselam:
    –Sen onu heybeye koyarken dudakları kıpırdıyordu. Sanki bir şeyler söylüyordu. Acaba ne diyordu?
    –O, devamlı olarak şu sözü söyler: "Ya Rabbi! Oğlumu cennete Musa'ya arkadaş yap" işte bu söylediği söz onun duasıdır.
    Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam:
    –Sana müjdeler olsun! Ben Musa'yım. Sen de benim cennetteki arkadaşımsın, dedi.
    Bir kimse annesinin ayağını öperse, cennetin eşiğini öpmüş gibidir. Bu konuda Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuşlardır:
    "Kim annesinin ayağını öperse, tıpkı cennetin eşiğini öpmüş gibi olur"(6)
    Ashab–ı Kiram'dan Alkame adında bir zat vardır. Bu zat bir gün çok ağır hasta oldu. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hz. Ali, Hz. Ömer ve Hz. Bilal Radıyallahu Anhum hazretlerini onu görmeye gönderdiler. Onlar Alkâme'nin yanına vardıklarında bir de ne görsünler: Alkame'nin dili tutulmuş, bir türlü kelime–i şehadet getiremiyor.
    Hemen gelerek durumu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattılar. Sahabeler, Alkame'nin durumunu gözden geçirdiklerinde onda bir kusur bulamadılar Daha sonra hanımı yüzünden annesiyle arasının iyi olmadığını öğrendiler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Alkame'nin annesine haber gönderdi. Kadın Peygamber Efendimiz'in huzuruna gelince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına:
    –Oğlun ile dargın mısın?" diye sordu.
    Kadın:
    –Dargınım ya Resulullah)!" diye cevap verdi.
    Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
    –Oğlun çok zahmet çekiyor. Oğlundan razı olmasan bile ona hakkını helal et" dedi.
    Kadın:
    –Oğlum karısını bana tercih etti. Ben oğlumdan razı olamam, dedi.
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına ne tavsiye ettiyse kabul etmedi. Nihayet Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:
    –Nefsim yed–i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, sen ona öfkeli ve dargın bulunduğun sürece ne namazı ne de zekatı fayda vermez.
    Daha sonra sahabelere Alkame'yi yakmak için ateş toplamalarını emretti. Bunun üzerine kadıncağız feryad edip;
    –Bırakın oğlumu! Allah'ı şahit tutuyorum ki, ben oğlumu bağışladım, ondan razı oldum, ona hakkımı helal ettim, dedi.
    Bunun üzerine Alkame'nin dili açıldı ve kolayca kelime–i şehadet getirerek vefat etti.
    Bu hadiseden sonra Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
    "Ey Muhacirler ve Ensar topluluğu! Kim hanımını annesine tercih ederse, Allah'ın laneti üzerine olsun. Allah–u Teala o kimsenin ne farz ne de nafile ibadetini kabul etmez."(7)

    ÖZETLE ANNE VE BABA HAKKINDA DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN HUSUSLAR ŞUNLARDIR
    * Allah–u Teala Celle Celaluhu isyanı ve günahı gerektiren hususlar dışında emrettikleri her konuda anneye ve babaya itaat etmek.
    * Anne ve babaya nezaketle ve saygı dolu bir dille hitab etmek.
    * İçeri girdikleri zaman hemen toparlanıp ayağa kalkmak.
    * Sabah akşam uygun zamanlarda ellerini öpmek.
    * Anne ve babanın kişiliklerini, şeref ve itibarını korumak.
    * Kendi arzuladığımız şeylerden onlara da ikram edip sunmak.
    * Anne ve babaya sık sık dua edip, bağışlanmalarını Allah–u Teala'dan dilemek.
    * Bütün dünyevi iş ve amellerinde onların fikirlerine danışmak.
    * Anne ve babanın yanında misafir bulunuyorsa kapıya yakın oturup onların verecekleri emirleri yerine getirmede acele etmek.
    * Onları sevindirecek işlerde bulunmak ve memnun kalacakları işleri yapmak.
    * Karşılarında yüksek sesle konuşmamak.
    * Konuşurlarken onları dinleyip, sözlerini kesmemek.
    * İzin vermedikleri takdirde evden çıkmamak.
    * Uyudukları zaman onları rahatsız etmemeye dikkat etmek.
    * Eşi ve çocuklarını onlara tercih etmemek ve her konuda onlara öncelik tanımak.
    * Beğenilmeyecek bir iş yaptıkları takdirde onları kınamamak.
    * Gülmeyi gerektiren önemli bir etken olmadıkça onların karşısında kahkaha ile gülmemek.
    * Sofrada onlardan önce yemeğe başlamamak.
    * Anne ve baba huzurunda ayakları uzatmamak, derli toplu oturmak.
    * Onların önünden yürümemek, onlardan önce bir eve veya işyerine girmemek.
    * Çağırdıkları zaman edeple "Buyur" deyip, hemen yanlarına gitmek.
    * Anne ve baba hayatta iken de, vefat ettikten sonra da onların dostlarına saygılı olmak.
    * Anne ve babasına kötülük eden kimselerle arkadaşlık yapmamak.
    * Onlar için sık sık, özellikle vefatlarından sonra dua etmek. Çünkü Salih evladın ölen anne ve babasına yaptığı dualar kabul olur.
    Onlara şu şekilde dua edilmesi güzel olur:
    "Ey Rabbim! Anne babam beni küçükken nasıl terbiye ettiler, besleyip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, geniş rahmetine kavuştur!"

    Dipnotlar:
    1– İsra Suresi 23–24
    2– Mecmaul Adab
    3– Beyhaki, İhya
    4– Taberani; Terğib ve Terhib, Birr:21
    5– Taberani, İhya
    6– Mecmaul Adab
    7– Mecmaul Adab


    Alıntı.


  4. 21.Mart.2011, 09:54
    3
    Gümüş Kuş
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 27.Ekim.2009
    Üye No: 61905
    Mesaj Sayısı: 329
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9
    Bulunduğu yer: Ankara

    Cevap: Evladın Baba üzerinde hakkı olur mu?

    Bir Babanın Sorumlulukları

    İslama göre bir babanın çocuğuna öğretmekle yükümlü olduğu temel bilgileri maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:

    İtikad ve ibadetle ilgili temel bilgiler.

    Ahlak ile ilgili temel bilgiler.

    Diğer insanlarla ilişkilerinde (adab-ı muaşerette) dikkat edeceği hususlarla ilgili bilgiler.

    Meslek eğitimi.

    Çocuklara güzel davranmak

    Çocuklar arasında eşit ve adil davranmak

    Evlilik çağına geldiğinde evlendirmek

    Sonuç

    Anne ve babaların çocuklarına karşı birtakım görev ve sorumlulukları vardır. Bu görevlerini yapıp yapmadıkları hususunda Allah ın huzurunda hesaba çekileceklerdir. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza karşı görevlerimizi yapmada azami gayret göstermeliyiz.

    Çocuklarımıza karşı görevlerimiz daha onlar dünyaya gelmeden başlamakta çocuk ana rahmine düştüğünde devam etmekte ve onlar dünyaya geldiklerinde ise sorumluluklarımız daha da artarak devam etmektedir.

    Çocuğu dünyaya gelen bir anne baba önce ona güzel bir isim koymalıdır. Çocuğunun en güzel bir şekilde terbiyesi ve eğitimiyle ilgilenmeli bu terbiye ve eğitim süresinde de onlara şefkat ve merhametle muamele etmeli çocukları arasında eşit ve adil davranmalıdır.

    Numan b.Beşir den rivayet edildiğine göre o şöyle anlatmaktadır: Babam bana malından bir şeyler hibe etmişti. Annem Amra Bintu Ravaha: Bu hibeye Resulullah (s.a.s) i şahit kılmazsan kabul etmiyoruz dedi. Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şahit kılmak için babam beni de alarak Resulullah (s.a.s) e gittik. Durumu öğrenen Hz. Peygamber (s.a.s), babama: Başka çocukların da var mı? diye sordu. Evet cevabı üzerine Aynı şekilde bütün çocuklarına hibede bulundun mu? dedi. Babam hayır deyince, Hz. Peygamber (s.a.s): Allah tan korkun, çocuklarınız hususunda adil olun dedi. Babam oradan ayrıldı ve hibeden vazgeçti.(Müslim Hibat 13.)

    Bu hadisten de açıkça anlaşıldığı üzere çocuklar arasında eşit ve adil davranmak çocukların ebeveyni üzerindeki haklarındandır. Bazı İslam âlimleri, çocuklar arasında eşit davranmak sadece maddi konularda değil, öpücüğe varıncaya kadar her şeyde şarttır demişlerdir. Nitekim Hz. Enes (r.a) dan rivayet edildiğine göre; Bir adam Hz. Peygamber (s.a.s) in yanında otururken oğlunun biri gelir. Adam çocuğunu öper ve dizinin üstüne oturtur. Az sonra kızı gelir. Adamcağız onu öpmeksizin önüne oturtur. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s): Böyle yaparak aralarında eşit davranıyor musun? diyerek onu kınar.(
    Canan Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye Tuğra Neş. İst. trs s.175)

    Ergenlik çağına gelen çocuğunu da evlendirmek suretiyle ailesine ve topluma faydalı bir birey haline gelmesini sağlamalıdır.

    Sorularla İslamiyet


  5. 21.Mart.2011, 09:54
    3
    Devamlı Üye
    Bir Babanın Sorumlulukları

    İslama göre bir babanın çocuğuna öğretmekle yükümlü olduğu temel bilgileri maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:

    İtikad ve ibadetle ilgili temel bilgiler.

    Ahlak ile ilgili temel bilgiler.

    Diğer insanlarla ilişkilerinde (adab-ı muaşerette) dikkat edeceği hususlarla ilgili bilgiler.

    Meslek eğitimi.

    Çocuklara güzel davranmak

    Çocuklar arasında eşit ve adil davranmak

    Evlilik çağına geldiğinde evlendirmek

    Sonuç

    Anne ve babaların çocuklarına karşı birtakım görev ve sorumlulukları vardır. Bu görevlerini yapıp yapmadıkları hususunda Allah ın huzurunda hesaba çekileceklerdir. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza karşı görevlerimizi yapmada azami gayret göstermeliyiz.

    Çocuklarımıza karşı görevlerimiz daha onlar dünyaya gelmeden başlamakta çocuk ana rahmine düştüğünde devam etmekte ve onlar dünyaya geldiklerinde ise sorumluluklarımız daha da artarak devam etmektedir.

    Çocuğu dünyaya gelen bir anne baba önce ona güzel bir isim koymalıdır. Çocuğunun en güzel bir şekilde terbiyesi ve eğitimiyle ilgilenmeli bu terbiye ve eğitim süresinde de onlara şefkat ve merhametle muamele etmeli çocukları arasında eşit ve adil davranmalıdır.

    Numan b.Beşir den rivayet edildiğine göre o şöyle anlatmaktadır: Babam bana malından bir şeyler hibe etmişti. Annem Amra Bintu Ravaha: Bu hibeye Resulullah (s.a.s) i şahit kılmazsan kabul etmiyoruz dedi. Bunun üzerine bana yaptığı hibeye şahit kılmak için babam beni de alarak Resulullah (s.a.s) e gittik. Durumu öğrenen Hz. Peygamber (s.a.s), babama: Başka çocukların da var mı? diye sordu. Evet cevabı üzerine Aynı şekilde bütün çocuklarına hibede bulundun mu? dedi. Babam hayır deyince, Hz. Peygamber (s.a.s): Allah tan korkun, çocuklarınız hususunda adil olun dedi. Babam oradan ayrıldı ve hibeden vazgeçti.(Müslim Hibat 13.)

    Bu hadisten de açıkça anlaşıldığı üzere çocuklar arasında eşit ve adil davranmak çocukların ebeveyni üzerindeki haklarındandır. Bazı İslam âlimleri, çocuklar arasında eşit davranmak sadece maddi konularda değil, öpücüğe varıncaya kadar her şeyde şarttır demişlerdir. Nitekim Hz. Enes (r.a) dan rivayet edildiğine göre; Bir adam Hz. Peygamber (s.a.s) in yanında otururken oğlunun biri gelir. Adam çocuğunu öper ve dizinin üstüne oturtur. Az sonra kızı gelir. Adamcağız onu öpmeksizin önüne oturtur. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s): Böyle yaparak aralarında eşit davranıyor musun? diyerek onu kınar.(
    Canan Peygamberimizin Sünnetinde Terbiye Tuğra Neş. İst. trs s.175)

    Ergenlik çağına gelen çocuğunu da evlendirmek suretiyle ailesine ve topluma faydalı bir birey haline gelmesini sağlamalıdır.

    Sorularla İslamiyet


  6. 21.Mart.2011, 10:23
    4
    BİRDÜNYAUMUT
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Mayıs.2010
    Üye No: 76324
    Mesaj Sayısı: 80
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 47
    Bulunduğu yer: Çanakkale

    Cevap: Evladın Baba üzerinde hakkı olur mu?

    Allah (C.C.) Razı olsun. Kaydedilmiştir. Rabbim İstifademizi nasib eylesin. Amin.


  7. 21.Mart.2011, 10:23
    4
    Devamlı Üye
    Allah (C.C.) Razı olsun. Kaydedilmiştir. Rabbim İstifademizi nasib eylesin. Amin.





+ Yorum Gönder