Konusunu Oylayın.: Esmaül hüsna es samet geniş açıklaması

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Esmaül hüsna es samet geniş açıklaması
  1. 19.Mart.2011, 18:06
    1
    Misafir

    Esmaül hüsna es samet geniş açıklaması

  2. 19.Mart.2011, 19:36
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: esmaül hüsna es samet geniş açıklaması




    ES-SAMED


    “Her şey kendisine muhtaç olduğu halde, kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan.”

    “De ki, O, Allah, bir tektir. Allah Samed’dir.” (İhlâs Sûresi, 112/1, 2)

    İlâhî ilimde takdir edilmiş bulunan mahiyetler, bu görünen âleme gelmek için Allah’ın irade ve kudretine muhtaç oldukları gibi, var olduktan sonra da varlıklarını sürdürmeleri için yine ilâhî rahmet ve inayete muhtaçtırlar. Lakin, Allah onları yaratmaya ve varlıklarını devam ettirmeye muhtaç değildir.

    Bütün canlıların, organlarından rızıklarına kadar, her türlü ihtiyaçlarını, Allah yerine getirmektedir. Allah, o ihtiyaçları dilerse doğrudan ihsan eder, dilerse bir başka mahlukunun eliyle gönderir. Her iki halde de hamd ve şükür ancak O’na yapılır ve yapılmalıdır.

    İhlas Sûresi'nde, bu ism-i şeriften önce iki ilâhî isim daha geçer: Allah ve Ehad isimleri. Ve bu isimden sonra Allah’ın ‘doğurmaktan ve doğurulmaktan’ münezzeh olduğu ifade edilir.

    Bu hakikatler birlikte düşünüldüğünde şöyle bir mânâ ortaya çıkar:

    Bütün doğuran ve doğurulanların her türlü ihtiyaçlarını, ancak Ehad ve Samed olan Allah, yerine getirir.

    İnsanın ihtiyaçları ilâhî isimlerin tecellileriyle karşılanmaktadır. İnsan, rızık istiyorsa Rezzak ismine muhtaçtır, şifa istiyorsa Şâfi ismine, mülk istiyorsa Ğani ve Mâlik isimlerine muhtaçtır. İşte kulun bütün bu maddî ve manevî ihtiyaçlarını, ancak Allah giderebilir. Zira sonsuz sıfatlar O’na ait olduğu gibi bütün esmâ-i hüsna da O’nundur.

    Kulun bu isminden alacağı feyiz, her ihtiyacı için Samed olan Rabbine iltica etmesi ve her şeyin Allah’a muhtaç olduğunu bilerek muhtaçlara dilenci olmamasıdır.

    Bir aşk ehlinin şu duası, bu noktada, çok mânâlıdır:

    “Namımı, defter-i uşşakından ihraç eyleme, / Kendi muhtacını, muhtacına muhtaç eyleme.”
    Yazar: Alaaddin Başar (Prof.Dr.)


  3. 19.Mart.2011, 19:36
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    ES-SAMED


    “Her şey kendisine muhtaç olduğu halde, kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan.”

    “De ki, O, Allah, bir tektir. Allah Samed’dir.” (İhlâs Sûresi, 112/1, 2)

    İlâhî ilimde takdir edilmiş bulunan mahiyetler, bu görünen âleme gelmek için Allah’ın irade ve kudretine muhtaç oldukları gibi, var olduktan sonra da varlıklarını sürdürmeleri için yine ilâhî rahmet ve inayete muhtaçtırlar. Lakin, Allah onları yaratmaya ve varlıklarını devam ettirmeye muhtaç değildir.

    Bütün canlıların, organlarından rızıklarına kadar, her türlü ihtiyaçlarını, Allah yerine getirmektedir. Allah, o ihtiyaçları dilerse doğrudan ihsan eder, dilerse bir başka mahlukunun eliyle gönderir. Her iki halde de hamd ve şükür ancak O’na yapılır ve yapılmalıdır.

    İhlas Sûresi'nde, bu ism-i şeriften önce iki ilâhî isim daha geçer: Allah ve Ehad isimleri. Ve bu isimden sonra Allah’ın ‘doğurmaktan ve doğurulmaktan’ münezzeh olduğu ifade edilir.

    Bu hakikatler birlikte düşünüldüğünde şöyle bir mânâ ortaya çıkar:

    Bütün doğuran ve doğurulanların her türlü ihtiyaçlarını, ancak Ehad ve Samed olan Allah, yerine getirir.

    İnsanın ihtiyaçları ilâhî isimlerin tecellileriyle karşılanmaktadır. İnsan, rızık istiyorsa Rezzak ismine muhtaçtır, şifa istiyorsa Şâfi ismine, mülk istiyorsa Ğani ve Mâlik isimlerine muhtaçtır. İşte kulun bütün bu maddî ve manevî ihtiyaçlarını, ancak Allah giderebilir. Zira sonsuz sıfatlar O’na ait olduğu gibi bütün esmâ-i hüsna da O’nundur.

    Kulun bu isminden alacağı feyiz, her ihtiyacı için Samed olan Rabbine iltica etmesi ve her şeyin Allah’a muhtaç olduğunu bilerek muhtaçlara dilenci olmamasıdır.

    Bir aşk ehlinin şu duası, bu noktada, çok mânâlıdır:

    “Namımı, defter-i uşşakından ihraç eyleme, / Kendi muhtacını, muhtacına muhtaç eyleme.”
    Yazar: Alaaddin Başar (Prof.Dr.)





+ Yorum Gönder