Konusunu Oylayın.: İstanbul Camilerinde Okunan Hutbeler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İstanbul Camilerinde Okunan Hutbeler
  1. 18.Mart.2011, 23:19
    1
    Misafir

    İstanbul Camilerinde Okunan Hutbeler

  2. 27.Mayıs.2013, 21:24
    2
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: İstanbul Camilerinde Okunan Hutbeler




    İL : İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜ HUTBESİ
    KONU : KADIN VE CAMİ


    بِسْـــــــــــمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    مَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِنْ ذَكَرٍ اَوْ أُنْثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُ حَيَوةً طَيِّبَةً وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ اَجْرَهُمْ بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
    قال رسول الله (صلعم): إِنَّمَا بُعِثْتُ مُعَلِّمًا
    Değerli Müminler!
    Camiler, toplumun her kesiminden insanı bir araya getiren ve Allah’a kulluk bilinciyle kaynaştıran mekânlardır. Peygamber Efendimiz (s.av.)’in Medine’yi teşriflerinden hemen sonra ilk olarak, cami inşa etmesi ve onun bir bölümünü eğitim-öğretim faaliyetlerine ayırması, İslâm toplumunda caminin merkezi bir öneme sahip olduğunu göstermektedir.
    “Ben muallim olarak gönderildim”[1] buyuran Peygamberimiz, kadınların eğitimine önem vermiş ve camiye gitmelerini teşvik etmiştir. Allah Resulü’nün (s.a.v) tavsiyelerine uyan hanım sahabeler de camilerin manevi ve ilmi atmosferinden, cemaatle eda edilen namazların feyiz ve bereketinden azami ölçüde istifade etmişlerdir. Hz. Peygamber’in cuma ve bayram hutbelerini, Mescid-i Nebevi’de yaptığı sohbetleri, Kur’an ayetleriyle ilgili açıklamalarını dinliyor, hatta merak ettikleri pek çok konuyu sormaktan çekinmiyorlardı. Kadın sahabelerden Ümmü Hişâm (r.anha) diyor ki: “Ben, Kâf suresini cuma namazlarında Hz. Peygamberin dilinden öğrendim. Çünkü o, her cuma günü Kâf suresini okurdu.”[2]
    Muhterem Müminler!
    Asr-ı saadette cami, ibadet yeri olmasının yanında eğitim-öğretimin de merkeziydi. Genç-yaşlı, kadın-erkek ayrımı gözetilmeksizin bütün Müslümanlar camideki eğitim ve öğretimden yararlanmaktaydılar. Resul-i Ekrem ashabına birçok konuda olduğu gibi cami adabıyla ilgili de öğütlerde bulunur, kadın ve erkeklerin dikkat etmeleri gereken hususlara işaret ederdi.

    Bu sebeple Efendimiz kadınların mescide gelmek istemeleri hususunda kendilerine izin vermelerini ve bu konuda müsamaha göstermelerini sahabe-i güzine emir buyurmuşlardır.[3]
    Kadınlar, Mescid-i Nebevi’de hem beş vakit hem de cuma ve bayram namazlarını cemaatle kılarlardı. Hatta hanım sahabilerin mazeretli günlerinde bile bayram namazlarında cemaatin gerisinde durduklarını, tekbirlere ve dualara katılarak bayram sabahının bereketli havasını ve heyecanını solukladıklarını, neşe ve coşkusunu diğer müminlerle birlikte yaşadıklarını, bize ulaşan kaynaklardan öğrenmekteyiz. Kadınların camiye gelmeleri sadece faziletinden dolayı Mescid-i Nebevi ile sınırlı değildi. Onlar Medine'deki diğer mahalle mescitlerine de devam ediyorlardı.
    Merhamet Peygamberi Efendimiz, (s.av) camiye gelen kadınların durumlarını dikkate alır, onların sıkıntı çekmemelerine özen gösterirdi. Sözgelimi efendimiz namaz sırasında bir çocuğun ağladığını duyduğunda, annesini düşünerek namazı kısa tutardı.
    Değerli Müminler!
    Kadınların camilerin manevi atmosferinden ve cemaatin bereketinden istifade etmeleri, yapılan vaaz ve derslerden yararlanmaları, huzur içerisinde ibadetlerini yerine getirmeleri için, camilerimizde kadınlara yer ayrılması ve aktif olarak uygulanmasında yarar vardır. Ülkemizde son yıllarda yapılan çalışmalarda kadın cemaatimizin daha rahat ibadet edecekleri ortamlar oluşturulmaya çalışıldığını, memnuniyetle müşahede etmekteyiz. Hutbemi yukarıda metnini okuduğumuz ayet-i kerimenin meali ile bitiriyorum: “Erkek veya kadın, kim mü’min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz”[4] Camilere gelen hanımlara Efendimizin gösterdiği şefkat ve hoşgörüyü gösterelim.

    İstanbul Müftülüğü Hutbe Komisyonu


    [1] İbni Mace, Mukaddime, 17

    [2] Nesai, Kıraat fi’l-Hutbe, 28

    [3] Darimi, Salat 57; Müslüm, Salat, 134-137

    [4] Nahl Suresi, 16/97


  3. 27.Mayıs.2013, 21:24
    2
    Administrator



    İL : İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜ HUTBESİ
    KONU : KADIN VE CAMİ


    بِسْـــــــــــمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    مَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِنْ ذَكَرٍ اَوْ أُنْثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُ حَيَوةً طَيِّبَةً وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ اَجْرَهُمْ بِأَحْسَنِ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
    قال رسول الله (صلعم): إِنَّمَا بُعِثْتُ مُعَلِّمًا
    Değerli Müminler!
    Camiler, toplumun her kesiminden insanı bir araya getiren ve Allah’a kulluk bilinciyle kaynaştıran mekânlardır. Peygamber Efendimiz (s.av.)’in Medine’yi teşriflerinden hemen sonra ilk olarak, cami inşa etmesi ve onun bir bölümünü eğitim-öğretim faaliyetlerine ayırması, İslâm toplumunda caminin merkezi bir öneme sahip olduğunu göstermektedir.
    “Ben muallim olarak gönderildim”[1] buyuran Peygamberimiz, kadınların eğitimine önem vermiş ve camiye gitmelerini teşvik etmiştir. Allah Resulü’nün (s.a.v) tavsiyelerine uyan hanım sahabeler de camilerin manevi ve ilmi atmosferinden, cemaatle eda edilen namazların feyiz ve bereketinden azami ölçüde istifade etmişlerdir. Hz. Peygamber’in cuma ve bayram hutbelerini, Mescid-i Nebevi’de yaptığı sohbetleri, Kur’an ayetleriyle ilgili açıklamalarını dinliyor, hatta merak ettikleri pek çok konuyu sormaktan çekinmiyorlardı. Kadın sahabelerden Ümmü Hişâm (r.anha) diyor ki: “Ben, Kâf suresini cuma namazlarında Hz. Peygamberin dilinden öğrendim. Çünkü o, her cuma günü Kâf suresini okurdu.”[2]
    Muhterem Müminler!
    Asr-ı saadette cami, ibadet yeri olmasının yanında eğitim-öğretimin de merkeziydi. Genç-yaşlı, kadın-erkek ayrımı gözetilmeksizin bütün Müslümanlar camideki eğitim ve öğretimden yararlanmaktaydılar. Resul-i Ekrem ashabına birçok konuda olduğu gibi cami adabıyla ilgili de öğütlerde bulunur, kadın ve erkeklerin dikkat etmeleri gereken hususlara işaret ederdi.

    Bu sebeple Efendimiz kadınların mescide gelmek istemeleri hususunda kendilerine izin vermelerini ve bu konuda müsamaha göstermelerini sahabe-i güzine emir buyurmuşlardır.[3]
    Kadınlar, Mescid-i Nebevi’de hem beş vakit hem de cuma ve bayram namazlarını cemaatle kılarlardı. Hatta hanım sahabilerin mazeretli günlerinde bile bayram namazlarında cemaatin gerisinde durduklarını, tekbirlere ve dualara katılarak bayram sabahının bereketli havasını ve heyecanını solukladıklarını, neşe ve coşkusunu diğer müminlerle birlikte yaşadıklarını, bize ulaşan kaynaklardan öğrenmekteyiz. Kadınların camiye gelmeleri sadece faziletinden dolayı Mescid-i Nebevi ile sınırlı değildi. Onlar Medine'deki diğer mahalle mescitlerine de devam ediyorlardı.
    Merhamet Peygamberi Efendimiz, (s.av) camiye gelen kadınların durumlarını dikkate alır, onların sıkıntı çekmemelerine özen gösterirdi. Sözgelimi efendimiz namaz sırasında bir çocuğun ağladığını duyduğunda, annesini düşünerek namazı kısa tutardı.
    Değerli Müminler!
    Kadınların camilerin manevi atmosferinden ve cemaatin bereketinden istifade etmeleri, yapılan vaaz ve derslerden yararlanmaları, huzur içerisinde ibadetlerini yerine getirmeleri için, camilerimizde kadınlara yer ayrılması ve aktif olarak uygulanmasında yarar vardır. Ülkemizde son yıllarda yapılan çalışmalarda kadın cemaatimizin daha rahat ibadet edecekleri ortamlar oluşturulmaya çalışıldığını, memnuniyetle müşahede etmekteyiz. Hutbemi yukarıda metnini okuduğumuz ayet-i kerimenin meali ile bitiriyorum: “Erkek veya kadın, kim mü’min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz”[4] Camilere gelen hanımlara Efendimizin gösterdiği şefkat ve hoşgörüyü gösterelim.

    İstanbul Müftülüğü Hutbe Komisyonu


    [1] İbni Mace, Mukaddime, 17

    [2] Nesai, Kıraat fi’l-Hutbe, 28

    [3] Darimi, Salat 57; Müslüm, Salat, 134-137

    [4] Nahl Suresi, 16/97


  4. 27.Mayıs.2013, 21:25
    3
    mumsema
    Administrator

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 10,075
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: İstanbul Camilerinde Okunan Hutbeler

    İL : İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜ
    KONU : GENÇLİK VE DİNİ HAYAT
    بِسْــــــــــمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    وّالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا
    وَقَالَ النَّبِيُّ عَلَيْهِ السَّلاَمُ:سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللهُ فِي ظِّلِّهِ يَوْمَ لاَ ظِلَّ إِلاَّ ظِلُّهُ: اَلإِمَامُ الْعَادِلُ وَشَابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ رَبِّهِ ...
    Muhterem Kardeşlerim!
    Kâinattaki her canlıda sürekli bir yenilenme vardır. Her gün milyonlarca hücre ölürken birçoğu yenilenmekte, varlığın en üstünü olan insan da bundan nasiplenmektedir. İnsanın hayatı çocukluktan gençliğe, gençlikten olgunluğa, sonra da yaşlılığa doğru devam etmektedir.
    Gençlik hem insani hem de şeytani duyguların en kabarık olduğu, damardaki kanın kaynadığı delikanlılık dönemidir. Bu özellikleri iledir ki şeytan ve şer odakları genellikle gençleri hedef alırlar. Çünkü bu dönemde nefsî duyguların akla baskın gelme ihtimali fazladır.
    Sevgili Müminler!
    Nefsanî arzu ve isteklerini dengeleyen gençler, nice ilahi lütuflara mazhar olmuştur. Allah Teâlâ yüce kitabında Ashab-ı Kehf ve Hz Yusuf’un genç yaşlarda iman ve iffet mücadelelerini övmüş ve gelecek nesillere örnek göstermiştir.
    İslam’ın yeryüzüne yayılmasında gençlerin önemli bir payı vardır. Hz. Ali hicret esnasında Efendimiz’in yatağında yatarak büyük bir kahramanlık göstermiştir. Hz. Cafer b. Ebu Talib 25 yaşındayken Habeşistan’a giden muhacir heyetinin başkanlığını yapmış, Kral Necaşi’nin huzurunda İslam’ın ve onun peygamberinin güzelliklerini, etkin konuşmasıyla dile getirmiştir. Peygamber Efendimiz hicretten önce Medinelilere İslam’ı anlatmak ve öğretmek üzere genç Mus’ab b. Ümeyr’i göndermiştir. Hz Ayşe genç yaşında binlerce hadisi şerifi Efendimizden (s.a.s) öğrenerek gelecek nesillerin bilgilenmelerinde önder olmuştur. Gençleri hayırlı hizmetlerde görevlendiren Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, insana gençliğini hangi yollarda harcadığının da sorulacağına işaret etmiştir.
    Aziz Kardeşlerim!
    Ruh dünyası imanî değerlerle donatılmayan gençlerin, gayrimeşru yollara sürüklenme ihtimali yüksektir. Buna karşılık gençlik döneminde, Allah ve Peygamberin isteğine uygun yaşamanın değeri de çok fazladır. Hz. Peygamber (s.a.s) Allah’ın başka bir gölgenin olmadığı kıyamet gününde, yedi sınıf insanı arşının gölgesinde gölgelendireceğini haber vermekte ve bunlardan birisinin de Allah’a ibadet ederek büyüyen genç olduğunu bildirmektedir.
    Değerli Cemaatim!
    Bizler, geleceğimizin teminatı olan gençlerimize sahip çıkmalı, onlarla gönül bağı kurarak dertlerine derman olmalı, onlara şefkat ve sevgiyle yaklaşmalıyız. İyi bir Müslüman olmaları için duayı da ihmal etmemeliyiz. Furkan suresinin 74. ayetinde Allah, iyi Müslümanların özelliklerini sayarken şöyle buyuruyor “Ve Onlar ‘Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl. Bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle’ diyenlerdir.”
    Çok değerli kardeşlerim!
    Mübarek üç aylara girdiğimiz rahmet ve mağfiret iklimin başlangıcında Hatay Reyhanlı’da masum insanların hunharca katledilmesine ve yaralanmasına neden olan son derece elim bir saldırı vuku bulmuştur. Bütün Mümin yürekler bu saldırıyla manevi mevsimlerine yaralı girmiştir. Yine kan, yine gözyaşı ve yine acı bütün bir ülkemizi hüzne boğmuştur. Hutbemi bitirirken bu menfur olayı şiddetle kınıyor, Cenab-ı Haktan bu olayda hayatını kaybeden masum kardeşlerimize rahmet, yaralılarımıza da âcil şifalar diliyorum.
    Dr. Hüseyin Saraç
    Galippaşa Camii İmam Hatibi/Kadıköy


  5. 27.Mayıs.2013, 21:25
    3
    Administrator
    İL : İSTANBUL MÜFTÜLÜĞÜ
    KONU : GENÇLİK VE DİNİ HAYAT
    بِسْــــــــــمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    وّالَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا
    وَقَالَ النَّبِيُّ عَلَيْهِ السَّلاَمُ:سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللهُ فِي ظِّلِّهِ يَوْمَ لاَ ظِلَّ إِلاَّ ظِلُّهُ: اَلإِمَامُ الْعَادِلُ وَشَابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ رَبِّهِ ...
    Muhterem Kardeşlerim!
    Kâinattaki her canlıda sürekli bir yenilenme vardır. Her gün milyonlarca hücre ölürken birçoğu yenilenmekte, varlığın en üstünü olan insan da bundan nasiplenmektedir. İnsanın hayatı çocukluktan gençliğe, gençlikten olgunluğa, sonra da yaşlılığa doğru devam etmektedir.
    Gençlik hem insani hem de şeytani duyguların en kabarık olduğu, damardaki kanın kaynadığı delikanlılık dönemidir. Bu özellikleri iledir ki şeytan ve şer odakları genellikle gençleri hedef alırlar. Çünkü bu dönemde nefsî duyguların akla baskın gelme ihtimali fazladır.
    Sevgili Müminler!
    Nefsanî arzu ve isteklerini dengeleyen gençler, nice ilahi lütuflara mazhar olmuştur. Allah Teâlâ yüce kitabında Ashab-ı Kehf ve Hz Yusuf’un genç yaşlarda iman ve iffet mücadelelerini övmüş ve gelecek nesillere örnek göstermiştir.
    İslam’ın yeryüzüne yayılmasında gençlerin önemli bir payı vardır. Hz. Ali hicret esnasında Efendimiz’in yatağında yatarak büyük bir kahramanlık göstermiştir. Hz. Cafer b. Ebu Talib 25 yaşındayken Habeşistan’a giden muhacir heyetinin başkanlığını yapmış, Kral Necaşi’nin huzurunda İslam’ın ve onun peygamberinin güzelliklerini, etkin konuşmasıyla dile getirmiştir. Peygamber Efendimiz hicretten önce Medinelilere İslam’ı anlatmak ve öğretmek üzere genç Mus’ab b. Ümeyr’i göndermiştir. Hz Ayşe genç yaşında binlerce hadisi şerifi Efendimizden (s.a.s) öğrenerek gelecek nesillerin bilgilenmelerinde önder olmuştur. Gençleri hayırlı hizmetlerde görevlendiren Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, insana gençliğini hangi yollarda harcadığının da sorulacağına işaret etmiştir.
    Aziz Kardeşlerim!
    Ruh dünyası imanî değerlerle donatılmayan gençlerin, gayrimeşru yollara sürüklenme ihtimali yüksektir. Buna karşılık gençlik döneminde, Allah ve Peygamberin isteğine uygun yaşamanın değeri de çok fazladır. Hz. Peygamber (s.a.s) Allah’ın başka bir gölgenin olmadığı kıyamet gününde, yedi sınıf insanı arşının gölgesinde gölgelendireceğini haber vermekte ve bunlardan birisinin de Allah’a ibadet ederek büyüyen genç olduğunu bildirmektedir.
    Değerli Cemaatim!
    Bizler, geleceğimizin teminatı olan gençlerimize sahip çıkmalı, onlarla gönül bağı kurarak dertlerine derman olmalı, onlara şefkat ve sevgiyle yaklaşmalıyız. İyi bir Müslüman olmaları için duayı da ihmal etmemeliyiz. Furkan suresinin 74. ayetinde Allah, iyi Müslümanların özelliklerini sayarken şöyle buyuruyor “Ve Onlar ‘Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl. Bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle’ diyenlerdir.”
    Çok değerli kardeşlerim!
    Mübarek üç aylara girdiğimiz rahmet ve mağfiret iklimin başlangıcında Hatay Reyhanlı’da masum insanların hunharca katledilmesine ve yaralanmasına neden olan son derece elim bir saldırı vuku bulmuştur. Bütün Mümin yürekler bu saldırıyla manevi mevsimlerine yaralı girmiştir. Yine kan, yine gözyaşı ve yine acı bütün bir ülkemizi hüzne boğmuştur. Hutbemi bitirirken bu menfur olayı şiddetle kınıyor, Cenab-ı Haktan bu olayda hayatını kaybeden masum kardeşlerimize rahmet, yaralılarımıza da âcil şifalar diliyorum.
    Dr. Hüseyin Saraç
    Galippaşa Camii İmam Hatibi/Kadıköy





+ Yorum Gönder