Konusunu Oylayın.: Dinimizde Selamlaşmak ve Selamlaşma Adabı Nasıl Olmalıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 7 kişi
Dinimizde Selamlaşmak ve Selamlaşma Adabı Nasıl Olmalıdır?
  1. 16.Mart.2011, 07:09
    1
    Misafir

    Dinimizde Selamlaşmak ve Selamlaşma Adabı Nasıl Olmalıdır?






    Dinimizde Selamlaşmak ve Selamlaşma Adabı Nasıl Olmalıdır? Mumsema Dinimizde Selamlaşmak ve Selamlaşma Adabı Nasıl Olmalı


  2. 16.Mart.2011, 07:09
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 16.Mart.2011, 10:40
    2
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Dinimizde Selamlaşmak ve Selamlaşma Adabı Nasıl Olmalıdır?




    Dinimizde Selamlaşmak ve Selamlaşma Adabı Nasıl Olmalı



    «Size selâm verildiğinde siz de ondan daha güzeliyle selâm verin veya aynısı ile karşılık verin. Şüphesiz ki Allah her şeyin hesabını sorucudur.» Nisa sûresi âyet: 86

    Selam; Allah'ın cc 99 güzel isminden biridir. Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan; Her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran; Cennetteki bahtiyar kullarına selâm eden manasındadır.

    İki Müslüman karşılaşınca veya ayrılırken birinin diğerine; "Es-selâmü aleyküm" veya "Selâmün aleyküm" yâni (dünyâda ve âhirette selâmette ol sıhhat ve âfiyet dünya ve ahiret meşakkatlerinden beri olmak mü'min kullardan dua meleklerden istiğfar peygamberlerden şefaat sizin üzerinize olsun) demesi diğerinin de; "Ve Aleyküm selâm" yâni (Bana ettiğin bu güzel duâ senin de üzerine olsun) demesidir. Selamlaşmak yerine günaydın tünaydın gibi hiç bir mana ifade etmeyen sözlerle biri birini karşılamak Müslüman için büyük bir gaflettir ama Selamdan sonra Merhaba demekte bir sakınca yoktur; Şâdlık neşeli oluş. Genişlik vüs'at. "rahat olunuz serbest olun manasındadır.

    Birbirinize selâm veriniz. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî Müslim)

    Îmân etmedikçe Cennet'e giremezsiniz. Birbirinizle sevişmedikçe tam îmâna kavuşamazsınız. Size bir şey göstereyim mi? onu yaparsanız sevişirsiniz. Aranızda selâmı çok yayınız. (Hadîs-i şerîf-Müslim)

    Müslüman'ın Müslüman üzerinde beş hakkı vardır. Selâmına cevap vermek hastasını yoklamak cenâzesinde bulunmak davetine gitmek ve aksırıp; "Elhamdülillah" deyince; "Yerhamükellah" diyerek cevap vermek. (Hadîs-i şerîf-Buhârî Müslim)

    Selâmda sünnet şöyledir ki; önce büyük küçüğe şehirli köylüye devedeki ata binmiş olana attaki merkebde olana merkeb üstündeki yaya yürüyene ayakta olan oturana az olan çok olana efendi hizmetçisine baba oğluna ana kızına verir. Rütbe ve nimeti çok olan önce verir. İki Müslüman birbirine aynı anda selâm verirse her ikisinin de birbirine cevâb vermesi farz olur. Birbirinden sonra selâm verirlerse ikincisinin verdiği selâm cevâb yerine geçer. Çok kimseye selâm verildiği zaman bir kişi hattâ bir çocuk cevâb verince ötekiler vermese de olur. İki Müslüman karşılaşınca birinin "Selâmün aleyküm" demesi sünnet diğerinin cevap olarak "Ve aleyküm selâm" demesi farz-ı kifâyedir. (Muhammed Rebhâmî)

    HADİSLER VE AÇIKLAMALAR

    Çoğu din bilginlerimize göre selâm vermek sünnet almak da vaciptir. Bu hükme de manasını verdiğimiz âyetteki «selam verin.» emrinden varıyorlar.

    Selâm veren bir kimseye iki şekilde karşılık verilir:

    a) Daha güzeliyle.

    Selâmın daha güzeli şöyle olur. Meselâ size «Selâmun aleyküm» diyene siz de «Aleyküm selâm ve rahmetûllah» diye mukabele edersiniz. Eğer selâm veren «selâmûn aleyküm ve rahmetûllah» demişse siz de «Aleyküm selâm ve rahmetullahi ve berekâtûh.» diye karşılık verirseniz bu son şekil selâmın en güzel şeklidir. Bundan daha güzel selâm yoktur.

    b) Aynı sözlerle.

    Bu selâm şekli selâm verene aynı sözlerle karşılık vermek suretiyle verilen selâmdır. Meselâ size "Selâmûn aleyküm." diyene siz de «Aleyküm selâm" diye cevap verirsiniz.

    Peygamberimiz diyor ki:

    Hadisi rivayet eden anlatıyor: Birgün birisi Peygamber'e (s.a.v.) «Esselâmû aleyke» diyerek selâm verdi. Peygamber de "Ve Aleykes-selâm ve rahmetûllah.» diye cevap verdi.

    Bir başkası «Esselâmû aleyke ve rahmetûllah» diye selâm verince Peygamberimiz (s.a.v.) ona "Ve aleykes-selâm ve rahmetûllah; ve berekâtûh» diye mukabelede bulundu.

    Bir başkası da «Esselâmû aleyke ve rahmetûllahi ve berekâtûh» diye selâm verince peygamber de ona sadece "Ve aleyke» diye karşılık vermekle yetindi.

    Bunun üzerine selâm veren adam «Ey Allah'ın elçisi!.. Bana selâm verirken selâmınızı kısa kestiniz. (Yukarıda âyeti okuyarak) bu Allah kelâmının gereğini niye yerine getirmediniz?» diye sordu. Peygamber de şöyle cevap verdi: «En geniş ve güzel şekliyle selâm verdiniz. Bana bir şey bırakmadınız. Ben de sizin selâmınızı aynen size iade etmek zorunda kaldım.»

    Selâm almak vaciptir. Fakat bir topluluğa verilen selâmı oradakilerden biri aldı mı borç diğerlerinden düşer. Ve şu kimseler de selâm alamazlar:

    Kur'an okumakta olan

    Cuma günü minberde hutbe okuyan

    Hamamda yıkanmakta olan

    Tuvalette bulunan

    Ezan okuyan

    Namaz kılan

    Sofrada yemek yiyene

    Dua eden

    Su içen.

    Peygamberimiz diyor ki:

    l— Selâm Yüce Allah'ın isimlerinden birisidir. Öyleyse selâmı aranızda yaygınlaştırınız.

    Bir başka rivayete göre şöyledir. Bir mü'min diğer bir mü'min kardeşine selâm verdiğinde selâmı iade eden mü'mine melekler yetmiş defa rahmet okurlar eğer iade etmezse selâm vereni kırmakla birlikte meleklerin de yetmiş defa lanetine uğrar.

    Dini Hikaye:

    SELÂM VE EBU MÜSLİM HAVALÂNÎ

    Ebu Müslim Havalânî bir gün bir topluluğun yanından geçerken onlara selam vermez. Yanındakilerden biri kendisine bu hareketinin sebebini sorunca Ebu Müslim şöyle cevap verir:

    «Selam vermeyişim selâmımı alamayacaklarından ve de meleklerin lanetine uğrayacaklarından korktuğum içindir.»

    — Bahrul-Ulûm —

    Bir topluluğun yanından geçerken onlara selâm veriniz. Onlara selâm verdiğinizde selâmınızı iade etmeleri üzerlerine vacip olur.

    — Bostânûl-Arifin —

    Ayaktaki oturana büyük küçüğe binek olan yürüyene at üstündeki eşek üstündekine selâm verebilir. Yine senin ardından gelen kimse cevabını duyurmak şartıyle sana selâm verebilir. Çünkü duyurmazsa cevap olmaz.

    Kişi evine girdiğinde çoluk çocuğuna selâm vermelidir. Eğer evde kimse yoksa "Esselâmüaleyna ve âlâ ibadillâhissalihin.» diyerek selâm vermelidir. Çünkü orada bulunan melekler onun selâmını iade ederler. Öylece de bereket artar.

    Sözün burasında çocuklara selâm vermek konusuna dokunmak isteriz.

    «Çocuklara selâm verilir mi verilmez mi?» Bu konu din âlimlerimiz arasında görüş ayrılıkları doğurmuştur. Bazıları verilir bazıları da verilmez diyen görüşler savunmuşlardır. Bazıları da selâmı vermek terk etmekten daha iyidir demişlerdir. Biz de sonuncu görüşü destekliyoruz.

    Sahibine bir adam Ahmed'e selâm verip de bu selâmı Mehmed iade ederse Ahmed'den borç düşmez.

    — Zübdetül-Mesail —


  4. 16.Mart.2011, 10:40
    2
    ~~Medinenin Gülü ~~



    Dinimizde Selamlaşmak ve Selamlaşma Adabı Nasıl Olmalı



    «Size selâm verildiğinde siz de ondan daha güzeliyle selâm verin veya aynısı ile karşılık verin. Şüphesiz ki Allah her şeyin hesabını sorucudur.» Nisa sûresi âyet: 86

    Selam; Allah'ın cc 99 güzel isminden biridir. Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan; Her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran; Cennetteki bahtiyar kullarına selâm eden manasındadır.

    İki Müslüman karşılaşınca veya ayrılırken birinin diğerine; "Es-selâmü aleyküm" veya "Selâmün aleyküm" yâni (dünyâda ve âhirette selâmette ol sıhhat ve âfiyet dünya ve ahiret meşakkatlerinden beri olmak mü'min kullardan dua meleklerden istiğfar peygamberlerden şefaat sizin üzerinize olsun) demesi diğerinin de; "Ve Aleyküm selâm" yâni (Bana ettiğin bu güzel duâ senin de üzerine olsun) demesidir. Selamlaşmak yerine günaydın tünaydın gibi hiç bir mana ifade etmeyen sözlerle biri birini karşılamak Müslüman için büyük bir gaflettir ama Selamdan sonra Merhaba demekte bir sakınca yoktur; Şâdlık neşeli oluş. Genişlik vüs'at. "rahat olunuz serbest olun manasındadır.

    Birbirinize selâm veriniz. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî Müslim)

    Îmân etmedikçe Cennet'e giremezsiniz. Birbirinizle sevişmedikçe tam îmâna kavuşamazsınız. Size bir şey göstereyim mi? onu yaparsanız sevişirsiniz. Aranızda selâmı çok yayınız. (Hadîs-i şerîf-Müslim)

    Müslüman'ın Müslüman üzerinde beş hakkı vardır. Selâmına cevap vermek hastasını yoklamak cenâzesinde bulunmak davetine gitmek ve aksırıp; "Elhamdülillah" deyince; "Yerhamükellah" diyerek cevap vermek. (Hadîs-i şerîf-Buhârî Müslim)

    Selâmda sünnet şöyledir ki; önce büyük küçüğe şehirli köylüye devedeki ata binmiş olana attaki merkebde olana merkeb üstündeki yaya yürüyene ayakta olan oturana az olan çok olana efendi hizmetçisine baba oğluna ana kızına verir. Rütbe ve nimeti çok olan önce verir. İki Müslüman birbirine aynı anda selâm verirse her ikisinin de birbirine cevâb vermesi farz olur. Birbirinden sonra selâm verirlerse ikincisinin verdiği selâm cevâb yerine geçer. Çok kimseye selâm verildiği zaman bir kişi hattâ bir çocuk cevâb verince ötekiler vermese de olur. İki Müslüman karşılaşınca birinin "Selâmün aleyküm" demesi sünnet diğerinin cevap olarak "Ve aleyküm selâm" demesi farz-ı kifâyedir. (Muhammed Rebhâmî)

    HADİSLER VE AÇIKLAMALAR

    Çoğu din bilginlerimize göre selâm vermek sünnet almak da vaciptir. Bu hükme de manasını verdiğimiz âyetteki «selam verin.» emrinden varıyorlar.

    Selâm veren bir kimseye iki şekilde karşılık verilir:

    a) Daha güzeliyle.

    Selâmın daha güzeli şöyle olur. Meselâ size «Selâmun aleyküm» diyene siz de «Aleyküm selâm ve rahmetûllah» diye mukabele edersiniz. Eğer selâm veren «selâmûn aleyküm ve rahmetûllah» demişse siz de «Aleyküm selâm ve rahmetullahi ve berekâtûh.» diye karşılık verirseniz bu son şekil selâmın en güzel şeklidir. Bundan daha güzel selâm yoktur.

    b) Aynı sözlerle.

    Bu selâm şekli selâm verene aynı sözlerle karşılık vermek suretiyle verilen selâmdır. Meselâ size "Selâmûn aleyküm." diyene siz de «Aleyküm selâm" diye cevap verirsiniz.

    Peygamberimiz diyor ki:

    Hadisi rivayet eden anlatıyor: Birgün birisi Peygamber'e (s.a.v.) «Esselâmû aleyke» diyerek selâm verdi. Peygamber de "Ve Aleykes-selâm ve rahmetûllah.» diye cevap verdi.

    Bir başkası «Esselâmû aleyke ve rahmetûllah» diye selâm verince Peygamberimiz (s.a.v.) ona "Ve aleykes-selâm ve rahmetûllah; ve berekâtûh» diye mukabelede bulundu.

    Bir başkası da «Esselâmû aleyke ve rahmetûllahi ve berekâtûh» diye selâm verince peygamber de ona sadece "Ve aleyke» diye karşılık vermekle yetindi.

    Bunun üzerine selâm veren adam «Ey Allah'ın elçisi!.. Bana selâm verirken selâmınızı kısa kestiniz. (Yukarıda âyeti okuyarak) bu Allah kelâmının gereğini niye yerine getirmediniz?» diye sordu. Peygamber de şöyle cevap verdi: «En geniş ve güzel şekliyle selâm verdiniz. Bana bir şey bırakmadınız. Ben de sizin selâmınızı aynen size iade etmek zorunda kaldım.»

    Selâm almak vaciptir. Fakat bir topluluğa verilen selâmı oradakilerden biri aldı mı borç diğerlerinden düşer. Ve şu kimseler de selâm alamazlar:

    Kur'an okumakta olan

    Cuma günü minberde hutbe okuyan

    Hamamda yıkanmakta olan

    Tuvalette bulunan

    Ezan okuyan

    Namaz kılan

    Sofrada yemek yiyene

    Dua eden

    Su içen.

    Peygamberimiz diyor ki:

    l— Selâm Yüce Allah'ın isimlerinden birisidir. Öyleyse selâmı aranızda yaygınlaştırınız.

    Bir başka rivayete göre şöyledir. Bir mü'min diğer bir mü'min kardeşine selâm verdiğinde selâmı iade eden mü'mine melekler yetmiş defa rahmet okurlar eğer iade etmezse selâm vereni kırmakla birlikte meleklerin de yetmiş defa lanetine uğrar.

    Dini Hikaye:

    SELÂM VE EBU MÜSLİM HAVALÂNÎ

    Ebu Müslim Havalânî bir gün bir topluluğun yanından geçerken onlara selam vermez. Yanındakilerden biri kendisine bu hareketinin sebebini sorunca Ebu Müslim şöyle cevap verir:

    «Selam vermeyişim selâmımı alamayacaklarından ve de meleklerin lanetine uğrayacaklarından korktuğum içindir.»

    — Bahrul-Ulûm —

    Bir topluluğun yanından geçerken onlara selâm veriniz. Onlara selâm verdiğinizde selâmınızı iade etmeleri üzerlerine vacip olur.

    — Bostânûl-Arifin —

    Ayaktaki oturana büyük küçüğe binek olan yürüyene at üstündeki eşek üstündekine selâm verebilir. Yine senin ardından gelen kimse cevabını duyurmak şartıyle sana selâm verebilir. Çünkü duyurmazsa cevap olmaz.

    Kişi evine girdiğinde çoluk çocuğuna selâm vermelidir. Eğer evde kimse yoksa "Esselâmüaleyna ve âlâ ibadillâhissalihin.» diyerek selâm vermelidir. Çünkü orada bulunan melekler onun selâmını iade ederler. Öylece de bereket artar.

    Sözün burasında çocuklara selâm vermek konusuna dokunmak isteriz.

    «Çocuklara selâm verilir mi verilmez mi?» Bu konu din âlimlerimiz arasında görüş ayrılıkları doğurmuştur. Bazıları verilir bazıları da verilmez diyen görüşler savunmuşlardır. Bazıları da selâmı vermek terk etmekten daha iyidir demişlerdir. Biz de sonuncu görüşü destekliyoruz.

    Sahibine bir adam Ahmed'e selâm verip de bu selâmı Mehmed iade ederse Ahmed'den borç düşmez.

    — Zübdetül-Mesail —


  5. 16.Mart.2011, 10:40
    3
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Dinimizde Selamlaşmak ve Selamlaşma Adabı Nasıl Olmalıdır?

    SELÂMLAŞMAK ADABI

    Birbiriyle yolda karşılaşan iki kişiden hangisinin daha önce selâm vermesi gerektiği noktasında fıkıh alimleri ayrı görüşlere sahiptir. Bazılarına göre şehirden gelenin köyden gelene önce selâm vermesi gerekir. Çünkü şehirli daha çok güven telkin edicidir. Bazılarına göre de köyden gelenin önce selam vermesi icap eder. Çünkü şehirden gelen daha üstün yerden geliyor.

    Ey saadet yolcusu!.. Bu anlattıklarımız sana yol gösterici olarak yeter. Eğer kanaat getirirsen. Bu ışık saçıcı sözlerimizi halkada yay ve

    alimlerin parıl parıl parıldayan ilim kılıçlarından sakın. Onların gösterdikleri yoldan sakın ayrı düşme.

    Peygamberimiz diyor ki:

    Herhangi bir eser kitap veya mektubunda salavat getiren kimsenin ismim oradan kazınmadığı sürece melekler daima Allah'tan affını dilerler.

    SELAMLAŞMAK ŞEKLİ VE SELÂMIN HÜKMÜ

    Birbiriyle karşılaşan iki kişi konuşmazdan veya hacetleri görmeden önce selâmlaşmak zorundadırlar. Bu şekilde hareket etmek sünnettir verilen selâmı dinlemek de en doğru görüşe göre vaciptir. Selâm verenin selâmını aldıktan sonra tekrar sahibine iade etmek farzı kifâyedir. Eğer bir topluluğa selâm veriliyorsa toplulukta bulunanlardan birinin selâmı alıp vermesi yeter. Tek tek hepsi alıp verirse sevap ve fazileti daha çoktur.

    Selâm iade etmek vaciptir. Ayrıca iade ederken selâm sahibine duyurmak da gerekir. Eğer duyurulmazsa borçtan kurtulamaz. Eğer selâm verdiğimiz kişi sağırsa dudaklarımızı kıpırdatmak suretiyle selâm verdiğimizi belirtmemiz gerekir.

    Biri sana «Esselâmû aleyke.» demek suretiyle tekil olarak selâm verirse sen ona «Esselâmû aleyküm.» diyerek çoğul olarak selâm ver Çünkü mü'mine yaraşan hareket çoğul olarak selâm vermektir. Çünkü tekil olarak verildiğinde melekleri selamdan mahrum bıraktığı gibi sahibini de meleklerin vereceği selâmın sevabından yoksun eder.

    Gerçi melekler bizim selâmımıza muhtaç değildirler ama biz onların rahmet okuyan selâmlarına şiddetle muhtacız.

    SELÂMI İADE ETMENİN ŞEKLİ

    Selâmı verene selâmını iade etmenin en güzel şekli «Ve aleykümüsselâm» demektir. «Ve harfini» getirmeden de olur fakat faziletinden mahrum kalmak vardır.

    Selâm verirken «Esselâmû aleykûm» demek suretiyle elif lam ile vermek de caizdir elif lâm'sız da. Fakat namazın sonunda selâm verirken mutlaka selâmın başına elif lam getirmek yani «Esselâmû aleykûm ve rahmetullah» demek şarttır.

    Selâm verenin selâmını hemen almak gerekir. Biraz geciktirildikten sonra alınan selâm cevap sayılmaz. Hatta selâm alınmamış sayıldığı için günaha girilmiş olur. Selâm almamak ise mü'min kardeşimize ihanet demektir. Bir başka yerden elçi vasıtasıyla veya mektupla gönderilen selâm kişinin hemen (ve aleyhis-selâm) diyerek alması ayrıca bir iki satır yazıyla o selâma hemen cevap vermesi gerekir.


  6. 16.Mart.2011, 10:40
    3
    ~~Medinenin Gülü ~~
    SELÂMLAŞMAK ADABI

    Birbiriyle yolda karşılaşan iki kişiden hangisinin daha önce selâm vermesi gerektiği noktasında fıkıh alimleri ayrı görüşlere sahiptir. Bazılarına göre şehirden gelenin köyden gelene önce selâm vermesi gerekir. Çünkü şehirli daha çok güven telkin edicidir. Bazılarına göre de köyden gelenin önce selam vermesi icap eder. Çünkü şehirden gelen daha üstün yerden geliyor.

    Ey saadet yolcusu!.. Bu anlattıklarımız sana yol gösterici olarak yeter. Eğer kanaat getirirsen. Bu ışık saçıcı sözlerimizi halkada yay ve

    alimlerin parıl parıl parıldayan ilim kılıçlarından sakın. Onların gösterdikleri yoldan sakın ayrı düşme.

    Peygamberimiz diyor ki:

    Herhangi bir eser kitap veya mektubunda salavat getiren kimsenin ismim oradan kazınmadığı sürece melekler daima Allah'tan affını dilerler.

    SELAMLAŞMAK ŞEKLİ VE SELÂMIN HÜKMÜ

    Birbiriyle karşılaşan iki kişi konuşmazdan veya hacetleri görmeden önce selâmlaşmak zorundadırlar. Bu şekilde hareket etmek sünnettir verilen selâmı dinlemek de en doğru görüşe göre vaciptir. Selâm verenin selâmını aldıktan sonra tekrar sahibine iade etmek farzı kifâyedir. Eğer bir topluluğa selâm veriliyorsa toplulukta bulunanlardan birinin selâmı alıp vermesi yeter. Tek tek hepsi alıp verirse sevap ve fazileti daha çoktur.

    Selâm iade etmek vaciptir. Ayrıca iade ederken selâm sahibine duyurmak da gerekir. Eğer duyurulmazsa borçtan kurtulamaz. Eğer selâm verdiğimiz kişi sağırsa dudaklarımızı kıpırdatmak suretiyle selâm verdiğimizi belirtmemiz gerekir.

    Biri sana «Esselâmû aleyke.» demek suretiyle tekil olarak selâm verirse sen ona «Esselâmû aleyküm.» diyerek çoğul olarak selâm ver Çünkü mü'mine yaraşan hareket çoğul olarak selâm vermektir. Çünkü tekil olarak verildiğinde melekleri selamdan mahrum bıraktığı gibi sahibini de meleklerin vereceği selâmın sevabından yoksun eder.

    Gerçi melekler bizim selâmımıza muhtaç değildirler ama biz onların rahmet okuyan selâmlarına şiddetle muhtacız.

    SELÂMI İADE ETMENİN ŞEKLİ

    Selâmı verene selâmını iade etmenin en güzel şekli «Ve aleykümüsselâm» demektir. «Ve harfini» getirmeden de olur fakat faziletinden mahrum kalmak vardır.

    Selâm verirken «Esselâmû aleykûm» demek suretiyle elif lam ile vermek de caizdir elif lâm'sız da. Fakat namazın sonunda selâm verirken mutlaka selâmın başına elif lam getirmek yani «Esselâmû aleykûm ve rahmetullah» demek şarttır.

    Selâm verenin selâmını hemen almak gerekir. Biraz geciktirildikten sonra alınan selâm cevap sayılmaz. Hatta selâm alınmamış sayıldığı için günaha girilmiş olur. Selâm almamak ise mü'min kardeşimize ihanet demektir. Bir başka yerden elçi vasıtasıyla veya mektupla gönderilen selâm kişinin hemen (ve aleyhis-selâm) diyerek alması ayrıca bir iki satır yazıyla o selâma hemen cevap vermesi gerekir.


  7. 16.Mart.2011, 10:41
    4
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Dinimizde Selamlaşmak ve Selamlaşma Adabı Nasıl Olmalıdır?

    KİMLERE SELÂM VERİLMEZ

    Şu kimselere dinimizce selâm vermek doğru değildir;

    Kâfire

    Kumar oynayana

    İçki içene

    Zina edene

    Fal bakana

    Dinde olmayan şeyleri uyduranlara.

    Bunlardan kâfirin verdiği selâmı alıp almama konusunda ayrı görüşler vardır. Hanefî mezhebine göre kâfire selâm vermek haram fakat verdiği selâmı almak vaciptir. «Aleyke veya ve aleyke mislehû» diyerek.

    Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

    Hıristiyan ve Yahudilere selam vermeyin. Yolda onlardan biriyle karşılaştığınızda onu yolun kıyısından geçmeye mecbur edin siz ortadan gitmeye bakın.

    Gerçekten Hıristiyan ve Yahudilere selâm vermek doğru değildir. Çünkü selâm vermek onlara değer vermek demektir. Kâfirlere değer vermek ise caiz değildir.

    Peygamberimiz diyor ki:

    2— Eksiksiz bir imana sahip olmadıkça Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevip saymadıkça da eksiksiz bir imana sahip olamazsınız.

    Beni dinleyin!... Size yaptığınızda birbirinize karşı sevgi ve saygı bağlarını güçlendirecek olan şeyi bildireyim mi? Öyleyse çokça selâmlaşınız.

    Bu sözlerden anlıyoruz ki selâmlaşmak ve selâmı yaygınlaştırmak hatta selâmı tanıyalım tanımayalım bütün Müslümanlar arasında bayraklaştırmak her mü'minin boynana borçtur.

    SELÂM VERMENİN MEKRUH OLDUĞU YERLER

    Açıktan Kur'an okuyana selâm vermek mekruhtur. Fakat hem Kur'an'ın hem de selâm almanın sevabına erişebilecek durumda olan kimseye vermekte bir sakınca yoktur.

    İlmî sohbet yapanlara ilmî çalışmalarda bulunanlara selâm verilmez. Kur'an dinleyenlere selâm verilmez. Ayrıca ezan okunurken kamet getirilirken selâm alınıp verilmez. Gizli bile olsa en doğru olan görüşe göre bu saydığımız yerlerde selâm almak doğru değildir.

    Peygamberimiz diyor ki:

    3— Enes İbni Malik anlatıyor: Tam on yıl Peygamber'in (s.a.v.) hizmetinde bulundum. Bir günden bir gün bana yaptıklarım için «Bunu niye böyle yaptın? dememiştir. Yine yapmadıklarım için de kalkıp da bana «Bunu niye böyle yapmadın?» diye sözünü etmemiştir. Yalnız bir gün bana «Ey Enes!..» dedi. «Sana bir tavsiyem var: Geceleri bol bol namazla geçirirsen koruyucu meleklerinin sevgisini kazanırsın; evine girdiğinde çoluk çocuğuna selâm verirsen Allah bet bereketini artırır; eğer yatağa yatarken banyo yapıp da yatma imkânına sahipsen yap. Eğer o gece ölürsen şehid olarak can verirsin.

    Evinden çıktığında yolda her karşılaştığın kimseye selâm verirsen Allah iyiliklerini artırır; müslüman büyüklere karşı vakarlı (ağır başlı) ol; küçüklerine karşı da merhametli ol. İşte bu öğütlerimi yerine getirdiğin takdirde ben ve sen Cennette (Şehadet parmağıyla orta parmağını birleştirerek) şunlar gibi olacağız.

    Ey Enes!... Şunu bil ki Allah ağzına attığı bir lokma ve içtiği bir damla su karşılığında Allah'a şükredenden hoşnut kalır.

    Peygamberimiz diyor ki:

    3— Ey insanlar!... Selamı yayın; yoksulları doyurun herkes derin

    uykusunda uyurken namaz kılın. Eğer bunları yaparsanız selâmetle Cennete girersiniz.

    Peygamberimiz diyor ki:

    5— Cennette içi dışından dışı içinden görünen (şeffaf) bir köşk vardır. Orada hiç bir gözün görmediği hiç bir kulağın duymadığı ve hiçbir insan kafasının düşünmediği rengârenk nimetler yer almaktadır. Dinleyenler «Ey Allah'ın elçisi!...» Bu köşk kimlere hazırlanmıştır.» diye sordular. Peygamber de şöyle cevap verdi: «Selâmı yayan yoksulları doyuran devamlı orucunu tutan geceleri herkes derin uykuda uyurken namaz kılanlara hazırlanmıştır.»

    Dinleyenler tekrar «Buna kimin gücü yeter Ey Allah'ın Resulü?» diye sorunca Peygamber şöyle karşılık verdi: «Size şunu bildireyim ki yolda mü'min kardeşiyle karşılaşıp da ona selâm veren selâmı yaymış; çoluk çocuğunu doyasıya kadar doyuran yoksulları doyurmuş; Ramazan ayı ile altı gün de Şevvalden oruç tutan devamlı oruç tutmuş; yatsı namazını camide cemaatle birlikte kılan da herkes derin uykusunda yatarken gecelerini namazla geçirmiş demektir.»


  8. 16.Mart.2011, 10:41
    4
    ~~Medinenin Gülü ~~
    KİMLERE SELÂM VERİLMEZ

    Şu kimselere dinimizce selâm vermek doğru değildir;

    Kâfire

    Kumar oynayana

    İçki içene

    Zina edene

    Fal bakana

    Dinde olmayan şeyleri uyduranlara.

    Bunlardan kâfirin verdiği selâmı alıp almama konusunda ayrı görüşler vardır. Hanefî mezhebine göre kâfire selâm vermek haram fakat verdiği selâmı almak vaciptir. «Aleyke veya ve aleyke mislehû» diyerek.

    Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

    Hıristiyan ve Yahudilere selam vermeyin. Yolda onlardan biriyle karşılaştığınızda onu yolun kıyısından geçmeye mecbur edin siz ortadan gitmeye bakın.

    Gerçekten Hıristiyan ve Yahudilere selâm vermek doğru değildir. Çünkü selâm vermek onlara değer vermek demektir. Kâfirlere değer vermek ise caiz değildir.

    Peygamberimiz diyor ki:

    2— Eksiksiz bir imana sahip olmadıkça Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevip saymadıkça da eksiksiz bir imana sahip olamazsınız.

    Beni dinleyin!... Size yaptığınızda birbirinize karşı sevgi ve saygı bağlarını güçlendirecek olan şeyi bildireyim mi? Öyleyse çokça selâmlaşınız.

    Bu sözlerden anlıyoruz ki selâmlaşmak ve selâmı yaygınlaştırmak hatta selâmı tanıyalım tanımayalım bütün Müslümanlar arasında bayraklaştırmak her mü'minin boynana borçtur.

    SELÂM VERMENİN MEKRUH OLDUĞU YERLER

    Açıktan Kur'an okuyana selâm vermek mekruhtur. Fakat hem Kur'an'ın hem de selâm almanın sevabına erişebilecek durumda olan kimseye vermekte bir sakınca yoktur.

    İlmî sohbet yapanlara ilmî çalışmalarda bulunanlara selâm verilmez. Kur'an dinleyenlere selâm verilmez. Ayrıca ezan okunurken kamet getirilirken selâm alınıp verilmez. Gizli bile olsa en doğru olan görüşe göre bu saydığımız yerlerde selâm almak doğru değildir.

    Peygamberimiz diyor ki:

    3— Enes İbni Malik anlatıyor: Tam on yıl Peygamber'in (s.a.v.) hizmetinde bulundum. Bir günden bir gün bana yaptıklarım için «Bunu niye böyle yaptın? dememiştir. Yine yapmadıklarım için de kalkıp da bana «Bunu niye böyle yapmadın?» diye sözünü etmemiştir. Yalnız bir gün bana «Ey Enes!..» dedi. «Sana bir tavsiyem var: Geceleri bol bol namazla geçirirsen koruyucu meleklerinin sevgisini kazanırsın; evine girdiğinde çoluk çocuğuna selâm verirsen Allah bet bereketini artırır; eğer yatağa yatarken banyo yapıp da yatma imkânına sahipsen yap. Eğer o gece ölürsen şehid olarak can verirsin.

    Evinden çıktığında yolda her karşılaştığın kimseye selâm verirsen Allah iyiliklerini artırır; müslüman büyüklere karşı vakarlı (ağır başlı) ol; küçüklerine karşı da merhametli ol. İşte bu öğütlerimi yerine getirdiğin takdirde ben ve sen Cennette (Şehadet parmağıyla orta parmağını birleştirerek) şunlar gibi olacağız.

    Ey Enes!... Şunu bil ki Allah ağzına attığı bir lokma ve içtiği bir damla su karşılığında Allah'a şükredenden hoşnut kalır.

    Peygamberimiz diyor ki:

    3— Ey insanlar!... Selamı yayın; yoksulları doyurun herkes derin

    uykusunda uyurken namaz kılın. Eğer bunları yaparsanız selâmetle Cennete girersiniz.

    Peygamberimiz diyor ki:

    5— Cennette içi dışından dışı içinden görünen (şeffaf) bir köşk vardır. Orada hiç bir gözün görmediği hiç bir kulağın duymadığı ve hiçbir insan kafasının düşünmediği rengârenk nimetler yer almaktadır. Dinleyenler «Ey Allah'ın elçisi!...» Bu köşk kimlere hazırlanmıştır.» diye sordular. Peygamber de şöyle cevap verdi: «Selâmı yayan yoksulları doyuran devamlı orucunu tutan geceleri herkes derin uykuda uyurken namaz kılanlara hazırlanmıştır.»

    Dinleyenler tekrar «Buna kimin gücü yeter Ey Allah'ın Resulü?» diye sorunca Peygamber şöyle karşılık verdi: «Size şunu bildireyim ki yolda mü'min kardeşiyle karşılaşıp da ona selâm veren selâmı yaymış; çoluk çocuğunu doyasıya kadar doyuran yoksulları doyurmuş; Ramazan ayı ile altı gün de Şevvalden oruç tutan devamlı oruç tutmuş; yatsı namazını camide cemaatle birlikte kılan da herkes derin uykusunda yatarken gecelerini namazla geçirmiş demektir.»


  9. 16.Mart.2011, 10:42
    5
    meryemgül1
    ~~Medinenin Gülü ~~

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Haziran.2009
    Üye No: 48911
    Mesaj Sayısı: 3,926
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 77
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Dinimizde Selamlaşmak ve Selamlaşma Adabı Nasıl Olmalıdır?

    SELÂM VERMENİN MEKRUH OLDUĞU KİMSELER

    Şu kimselere selâm vermek mekruhtur (doğru değildir)

    Hadis okuyana

    Ezan ve kamet okuyana ve dinlerken ezan ile kametin sözlerini tekrar eden cemaate.

    Helada bulunana. Ebu Hanife'ye göre helada bulunan kimse verilen selâmı içinden alır. Fakat diliyle iade edemez. Ebu Yusuf'a göre ise ne içinden ne de dışından alıp veremez. İmam Muhammed'e göre heladan çıktıktan sonra verir.

    Namaz kılana.

    Dilenciye. Dilencinin verdiği selâm da alınmaz.

    Mahkemede karar veren hâkime. Hâkime verilen selâmı da iade etmek borç değildir.

    Ders veren hocaya. Hoca verilen selâmı iade etmek zorunda değildir.

    Oyun oynayana.

    Gülene.

    Yalancıya.

    Manasız şeylerle uğraşana.

    Küfredenlere.

    Alaycılara.

    Karı-kız gözlemek için yol başlarında duranlara.

    Çıplak olanlara.

    Sokakta meşgul olana.

    Herkesin gözü önünde yemek yiyene.

    Şarkı okuyana

    Falcılara.

    Kafirlere.

    «Bu açıklamayı "Selâm kelâmdan öncedir.» diyen Peygamber hadisini incelerken İbni Kemâl Haşa vermiştir.

    Peygamberimiz diyor ki:

    6— Selâm vermeden konuşmaya başlayanlara sakın karşılık vermeyin (kendi kendine konuşsun dursun.)

    Peygamberimiz diyor ki:

    7— İki mü'min selâmlaşınca lânetlik şeytan «Yazık bu iki mü'min Allah kendilerini affetmedikçe birbirinden ayrılmayacaklardır!..» diye ağlayıp dövünmeye başlar.

    Din uluları diyor ki:

    Hıristiyanlar ellerini ağızlarına koyarak; Yahudiler parmağıyla işaret ederek Mecusiler (ateşperestler) eğilerek (reverans ederek); Araplar «Allah uzun ömürler versin» diyerek; Müslümanlar da «Esselâmü aleyküm.» diyerek selâmlaşırlar.

    Bütün selamlaşmaların en güzeli ve Allah katında makbul olanı Müslümanlarınkidir.

    Peygamberimiz diyor ki:

    8— İmrân İbnil Hasîn anlatıyor: Bir gün bir adam gelerek Peygambere (s.a.v.) «Esselâmü aleyküm..» diye selâm verir. Peygamber de selâmını aldıktan sonra adama «Bu selâmına karşılık on sevap alacaksın.» der.

    Bir başkası gelir «Esselâmü aleyküm ve rahmetûllah» der. Onun da selâmını aldıktan sonra «Sen de yirmi sevap kazandın» der.

    Daha sonra gelip de «Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü» diyerek selam verene «Sen otuz sevap kazandın.» der.

    Nihayet en son gelerek «Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü ve mağfiretûh» diye selâm verene de sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) «Sen de kırk sevap kazandın.» diye cevap verir.
    alıntı


  10. 16.Mart.2011, 10:42
    5
    ~~Medinenin Gülü ~~
    SELÂM VERMENİN MEKRUH OLDUĞU KİMSELER

    Şu kimselere selâm vermek mekruhtur (doğru değildir)

    Hadis okuyana

    Ezan ve kamet okuyana ve dinlerken ezan ile kametin sözlerini tekrar eden cemaate.

    Helada bulunana. Ebu Hanife'ye göre helada bulunan kimse verilen selâmı içinden alır. Fakat diliyle iade edemez. Ebu Yusuf'a göre ise ne içinden ne de dışından alıp veremez. İmam Muhammed'e göre heladan çıktıktan sonra verir.

    Namaz kılana.

    Dilenciye. Dilencinin verdiği selâm da alınmaz.

    Mahkemede karar veren hâkime. Hâkime verilen selâmı da iade etmek borç değildir.

    Ders veren hocaya. Hoca verilen selâmı iade etmek zorunda değildir.

    Oyun oynayana.

    Gülene.

    Yalancıya.

    Manasız şeylerle uğraşana.

    Küfredenlere.

    Alaycılara.

    Karı-kız gözlemek için yol başlarında duranlara.

    Çıplak olanlara.

    Sokakta meşgul olana.

    Herkesin gözü önünde yemek yiyene.

    Şarkı okuyana

    Falcılara.

    Kafirlere.

    «Bu açıklamayı "Selâm kelâmdan öncedir.» diyen Peygamber hadisini incelerken İbni Kemâl Haşa vermiştir.

    Peygamberimiz diyor ki:

    6— Selâm vermeden konuşmaya başlayanlara sakın karşılık vermeyin (kendi kendine konuşsun dursun.)

    Peygamberimiz diyor ki:

    7— İki mü'min selâmlaşınca lânetlik şeytan «Yazık bu iki mü'min Allah kendilerini affetmedikçe birbirinden ayrılmayacaklardır!..» diye ağlayıp dövünmeye başlar.

    Din uluları diyor ki:

    Hıristiyanlar ellerini ağızlarına koyarak; Yahudiler parmağıyla işaret ederek Mecusiler (ateşperestler) eğilerek (reverans ederek); Araplar «Allah uzun ömürler versin» diyerek; Müslümanlar da «Esselâmü aleyküm.» diyerek selâmlaşırlar.

    Bütün selamlaşmaların en güzeli ve Allah katında makbul olanı Müslümanlarınkidir.

    Peygamberimiz diyor ki:

    8— İmrân İbnil Hasîn anlatıyor: Bir gün bir adam gelerek Peygambere (s.a.v.) «Esselâmü aleyküm..» diye selâm verir. Peygamber de selâmını aldıktan sonra adama «Bu selâmına karşılık on sevap alacaksın.» der.

    Bir başkası gelir «Esselâmü aleyküm ve rahmetûllah» der. Onun da selâmını aldıktan sonra «Sen de yirmi sevap kazandın» der.

    Daha sonra gelip de «Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü» diyerek selam verene «Sen otuz sevap kazandın.» der.

    Nihayet en son gelerek «Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü ve mağfiretûh» diye selâm verene de sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) «Sen de kırk sevap kazandın.» diye cevap verir.
    alıntı


  11. 21.Mart.2012, 14:54
    6
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Dinimizde Selamlaşmak ve Selamlaşma Adabı Nasıl Olmalıdır?

    Selâmlaşmak
    İnsanların karşılaşmaları veya ayrılmaları durumlarında birbirlerine güzel söz ve temennilerle mukabele etmeleri diğer bir ifadeyle “tahiyye” de bulunmalarıdır. Yüce Allah müminlerin selamlaşmasını istemektedir:

    فَاِذَا حُيِّيْتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِاَحْسَنَ مِنْهَا اَوْ رُدُّوها

    "Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle mukabele edin veya aynıyla selam verin..."
    (Nisa 4/ 86)
    Şu hadis-i şerif de kimin kime selam vereceğinin esaslarını ortaya koymaktadır.

    يُسَلِّمُ الرَّاكِبُ عَلى المَاشِي، وَالمَاشِي عَلى القَاعِدِ، وَالْقَلِيلُ عَلى الكَثِيرِ.:

    "Binekte olan yürüyene, yürüyen oturana, az çok'a selam verir."
    [1]
    Selâm, müslümanlar arasında sevgi bağlarının kurulmasında önemli bir araçtır. Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır. Peygamberimiz (s.a.s.) selâmı yaymamızı, tanısak da tanımasak da her müslümana selâm vermemiz gerektiğini bununla da imanımız olgunluğa erdiği için Cennet'e gireceğimizi müjdelemiştir. Bu nedenle gençler ihtiyarlara, binek üzerinde olanlar yürüyenlere, yürüyenler oturanlara, arkadan gelenler önden gidenlere, bir kişi çok kişiye selâm vermelidir. Selâma daha güzel bir şekil de karşılık vermek gerekir Verilen selâmı alma durumunda olmayana selâm vermek mekruhtur. Yemek yiyene, namaz kılana, Kur'an okuyana, hutbe dinleyene selâm verilmemelidir.Topluma verilen selâma bir kişi karşılık verirse, diğerlerinin selâm alma sorumluluğu kalkar. Selâm getiren birinden selâmı almak, mektupta yazılı selâma ya mektupla ya da o anda sözle karşılık vermek gerekir. Eve girerken ev halkına selâm verildiği gibi ayrılırken de selâm vererek ayrılmak güzel bir iştir.



    [1]Müslim, Selam 1. II, 1703.


  12. 21.Mart.2012, 14:54
    6
    Moderatör
    Selâmlaşmak
    İnsanların karşılaşmaları veya ayrılmaları durumlarında birbirlerine güzel söz ve temennilerle mukabele etmeleri diğer bir ifadeyle “tahiyye” de bulunmalarıdır. Yüce Allah müminlerin selamlaşmasını istemektedir:

    فَاِذَا حُيِّيْتُمْ بِتَحِيَّةٍ فَحَيُّوا بِاَحْسَنَ مِنْهَا اَوْ رُدُّوها

    "Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle mukabele edin veya aynıyla selam verin..."
    (Nisa 4/ 86)
    Şu hadis-i şerif de kimin kime selam vereceğinin esaslarını ortaya koymaktadır.

    يُسَلِّمُ الرَّاكِبُ عَلى المَاشِي، وَالمَاشِي عَلى القَاعِدِ، وَالْقَلِيلُ عَلى الكَثِيرِ.:

    "Binekte olan yürüyene, yürüyen oturana, az çok'a selam verir."
    [1]
    Selâm, müslümanlar arasında sevgi bağlarının kurulmasında önemli bir araçtır. Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır. Peygamberimiz (s.a.s.) selâmı yaymamızı, tanısak da tanımasak da her müslümana selâm vermemiz gerektiğini bununla da imanımız olgunluğa erdiği için Cennet'e gireceğimizi müjdelemiştir. Bu nedenle gençler ihtiyarlara, binek üzerinde olanlar yürüyenlere, yürüyenler oturanlara, arkadan gelenler önden gidenlere, bir kişi çok kişiye selâm vermelidir. Selâma daha güzel bir şekil de karşılık vermek gerekir Verilen selâmı alma durumunda olmayana selâm vermek mekruhtur. Yemek yiyene, namaz kılana, Kur'an okuyana, hutbe dinleyene selâm verilmemelidir.Topluma verilen selâma bir kişi karşılık verirse, diğerlerinin selâm alma sorumluluğu kalkar. Selâm getiren birinden selâmı almak, mektupta yazılı selâma ya mektupla ya da o anda sözle karşılık vermek gerekir. Eve girerken ev halkına selâm verildiği gibi ayrılırken de selâm vererek ayrılmak güzel bir iştir.



    [1]Müslim, Selam 1. II, 1703.





+ Yorum Gönder