Konusunu Oylayın.: Önce kime dua etmelidir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Önce kime dua etmelidir?
  1. 15.Mart.2011, 14:35
    1
    Misafir

    Önce kime dua etmelidir?

  2. 15.Mart.2011, 14:55
    2
    maydın
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Mayıs.2007
    Üye No: 761
    Mesaj Sayısı: 1,165
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 13
    Bulunduğu yer: iskenderun

    Cevap: Önce kime dua etmelidir?




    Salâvat-ı Şerîfe ile başlanacak duâda, hususî olarak kendi nefsine, ana-babasına, akrabâ-i teallûkatına; umumî olarak da İslâm’a hizmet etmiş din büyüklerine, mâneviyat erlerine, ümmet-i Muhammed’e duâ etmelidir. Şüphesiz ki Peygamberimiz ve ashâb bütün duâlarda en başta gelmektedir.
    Kur’ân-ı Kerîm’de İbrahim Aleyhisselâm’ın duâsı örnek duâ olarak zikredilmektedir. İbrahim Aleyhisselâm:
    – Ey Rabbimiz, beni, anamı, babamı, bütün mü’minleri hesap gününde mağfiret eyle... diye yalvarmıştır. Demek biz de böyle sıralama ile duâ etmeliyiz.
    Duâda sadece kendi nefsini, yahut mü’minlerin içinde belirli bir zümreyi esas alıp diğer mü’minleri, müslümanları duâ dışına itmek sünnete uygun duâ tarzı değildir. Nitekim köylünün biri ellerini açmış:
    – Yâ Rab, bana ve Hz. Muhammed’e merhamet eyle. Bizimle beraber başka kimseye merhamet eyleme! diye duâ ediyordu. Bunu duyan Resûlüllah Efendimiz memnun olmayarak şöyle buyurdu:
    – Allah’ın geniş rahmetine çok dar bir hudut çizdin!
    Halbuki Hazret-i Resûlüllah, duâlarında “ümmetî, ümmetî!” demiş, bütün Müslümanları esas alan bir koruyuculuk ve kurtarıcılık genişliğinde duâ etmiştir. Hadîs kitaplarından Deylemî’de, Ebû Hüreyre’den rivâyet edilen şu hadîs pek mânidardır.
    “Resûlüllah Hazretleri çoğu zaman şöyle duâ ederdi:
    Allahümme’rham ümmete Muhammedin rahmeten âmmeten.
    “Allah’ım, ümmet-i Muhammed’e herşeyi kuşatan merhametle merhamet et.”
    Duâ, bir dağın başından yuvarlanıp inen kar topuna benzer. Ne kadar çok insanın afvına dokunursa, o kadar fazla sevaba bürünür, kuvvet bulur. Demek ki mü’min kardeşleri duâdan unutmamak gerektir.
    Bir mü’minin diğer mü’mine duâsında yer vermesi, o mü’mine iyilik etmesi demektir. Rabbimiz ise, bir iyilik edene on sevap vereceğini bildirmektedir. Öyle ise bütün mü’minlere duâ eden kimse, bütün mü’minlere iyilik etmiş olmakta; dolayısıyla milyonlarca iyilik sevabı almaktadır.
    Allah’ın rahmet hazinesi kullarınki gibi tükenecek cinsten değildir. Milyonları da, milyarları da tatmin eder, kimse eli boş dönmez. Yeter ki, gereken ihlâs gösterilsin, duâda hatırlanılsın.
    Bir gün İbrahim Edhem Hazretleri Kâbe’de duâ ederken:
    – Yâ Rab, beni afvet, demekle yetinmişti. O sırada kulağına ilâhî bir ses geldi.
    – Ey İbrahim, bu ne cimrilik böyle. Sadece kendi nefsinin afvını istiyor, mü’min kardeşlerini hiç düşünmüyorsun?...
    Büyük Velî utandı ve duâsını ümmet-i Muhammed’e teşmil etti

    Ahmet şahin


  3. 15.Mart.2011, 14:55
    2
    Özel Üye



    Salâvat-ı Şerîfe ile başlanacak duâda, hususî olarak kendi nefsine, ana-babasına, akrabâ-i teallûkatına; umumî olarak da İslâm’a hizmet etmiş din büyüklerine, mâneviyat erlerine, ümmet-i Muhammed’e duâ etmelidir. Şüphesiz ki Peygamberimiz ve ashâb bütün duâlarda en başta gelmektedir.
    Kur’ân-ı Kerîm’de İbrahim Aleyhisselâm’ın duâsı örnek duâ olarak zikredilmektedir. İbrahim Aleyhisselâm:
    – Ey Rabbimiz, beni, anamı, babamı, bütün mü’minleri hesap gününde mağfiret eyle... diye yalvarmıştır. Demek biz de böyle sıralama ile duâ etmeliyiz.
    Duâda sadece kendi nefsini, yahut mü’minlerin içinde belirli bir zümreyi esas alıp diğer mü’minleri, müslümanları duâ dışına itmek sünnete uygun duâ tarzı değildir. Nitekim köylünün biri ellerini açmış:
    – Yâ Rab, bana ve Hz. Muhammed’e merhamet eyle. Bizimle beraber başka kimseye merhamet eyleme! diye duâ ediyordu. Bunu duyan Resûlüllah Efendimiz memnun olmayarak şöyle buyurdu:
    – Allah’ın geniş rahmetine çok dar bir hudut çizdin!
    Halbuki Hazret-i Resûlüllah, duâlarında “ümmetî, ümmetî!” demiş, bütün Müslümanları esas alan bir koruyuculuk ve kurtarıcılık genişliğinde duâ etmiştir. Hadîs kitaplarından Deylemî’de, Ebû Hüreyre’den rivâyet edilen şu hadîs pek mânidardır.
    “Resûlüllah Hazretleri çoğu zaman şöyle duâ ederdi:
    Allahümme’rham ümmete Muhammedin rahmeten âmmeten.
    “Allah’ım, ümmet-i Muhammed’e herşeyi kuşatan merhametle merhamet et.”
    Duâ, bir dağın başından yuvarlanıp inen kar topuna benzer. Ne kadar çok insanın afvına dokunursa, o kadar fazla sevaba bürünür, kuvvet bulur. Demek ki mü’min kardeşleri duâdan unutmamak gerektir.
    Bir mü’minin diğer mü’mine duâsında yer vermesi, o mü’mine iyilik etmesi demektir. Rabbimiz ise, bir iyilik edene on sevap vereceğini bildirmektedir. Öyle ise bütün mü’minlere duâ eden kimse, bütün mü’minlere iyilik etmiş olmakta; dolayısıyla milyonlarca iyilik sevabı almaktadır.
    Allah’ın rahmet hazinesi kullarınki gibi tükenecek cinsten değildir. Milyonları da, milyarları da tatmin eder, kimse eli boş dönmez. Yeter ki, gereken ihlâs gösterilsin, duâda hatırlanılsın.
    Bir gün İbrahim Edhem Hazretleri Kâbe’de duâ ederken:
    – Yâ Rab, beni afvet, demekle yetinmişti. O sırada kulağına ilâhî bir ses geldi.
    – Ey İbrahim, bu ne cimrilik böyle. Sadece kendi nefsinin afvını istiyor, mü’min kardeşlerini hiç düşünmüyorsun?...
    Büyük Velî utandı ve duâsını ümmet-i Muhammed’e teşmil etti

    Ahmet şahin





+ Yorum Gönder