Konusunu Oylayın.: Nefis ve insan ruhu

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Nefis ve insan ruhu
  1. 12.Mart.2011, 08:00
    1
    Misafir

    Nefis ve insan ruhu

  2. 28.Temmuz.2013, 15:56
    2
    jerusselam
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Şubat.2013
    Üye No: 100353
    Mesaj Sayısı: 4,172
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Cevap: Nefis ve insan ruhu




    Ruhun aletleri nelerdir, nefis dahil midir?



    Nefis, bir şeyin zâtı, kendisi, hakikati; ruh, kalp, can; ruh ile bedenden mürekkep olan ‘zât’ veya bedene müdebbir olan ruh, şehvet ve gazabın başlangıcı olan kuvve; insandaki kötü vasıfları toplayan bir asıl gibi farklı şekillerde tarif edilir.

    Nefs-i Emare, kötülüğe aşık, harama düşkün, sefahate hayran, sarhoş; hep pislerden ve pisliklerden hoşlanan zavallı, hayırlı işlerde tembel ve ürkek, şerde cesur ve atılgan bozuk mizaç demektir.

    Şeytanı meleklere secdeden men eden haset ve kibir, bu nefsin birinci sıfatı ve en belirgin özelliğidir.

    İnsanda çalışan üç kuvvet vardır. Akıl kuvveti, melek asıllıdır. Öfke kuvveti hayvan asıllıdır. Şehvet/iştiha kuvveti hem hayvan hem de bitki asıllıdır. Bu son ikisi nefis mekanizmasının cihazlarıdır. Bu taksimatta, insanın beden cephesi itibariyle ruhta olmayan donanımları vardır.

    Şunu da unutmamak gerekir ki, İslamî literatürde Kur'ânî bir terminoloji olarak kullanılan "nefis" sözcüğü, bazen ruh manasına da gelir. Gazalî’nin ifade ettiği gibi, bazen müteradif gibi kullanılan bu kavramlarda tartışma olmamalıdır.

    Ruh olmadan, cismanî yanımızın hiçbir bir cihazının bir fonksiyonu olmaz.

    "Nefsin üflenmesi" diye bir ifadenin olduğuna rastlayamadık. Ruh manasında kullanılmadıysa zaten öyle bir şey söz konusu olmaz.

    Öldüğümüzde ruh yok olmaz, o Allah’ın inayetiyle bakî kalır. Daha âhiret âlemine varmadan önce de berzah aleminde mükâfat veya ceza görür. Bunda ittifak vardır.

    Nefis bir mekanizmadır, içinde hem zararlı hem de yararlı olacak şekilde kullanılmaya imkân veren cihazlar vardır. Örneğin, hırs göstermek nefisten gelir. İnsan, imandan aldığı dersle dünya malına fazla düşkünlük göstermezse, imtihanı kazanmış olur, aksi takdirde kaybeder. Hırsın yüzünü fanî şeylere çevirse zarar eder, bakî şeylere çevirse kâr eder.

    Ruhun dört havassı/özel cihazı vardır: "irade, zihin, his, lâtife-i Rabbaniye". Bunlar aynı zamanda vicdanın da dört unsurudur. Bunlardan her birinin -çok değişik görevleri olmakla beraber- asıl yaratılış gayelerine uygun birer görevi vardır.

    İradenin asıl gayesi, Allah’a ibadet ve kulluk etmektir. Zihnin temel amacı, Allah’ı tanımak, ona iman etmektir/mârifetullahtır. Hissin en büyük hedefi, Allah’ı saymak, Allah’ı sevmektir/muhabbetullahtır. Lâtife-i Rabbaniyenin esas maksadı, Allah’ın tecellilerini görmek, cemalini müşahede etmektir. Takvâ denilen ibadet-i kâmile/en mükemmel kulluk, bu dördünü tazammun eder/barındırır. Şeriat/İslam, bunları hem geliştirir, hem arındırıp duru hale getirir, hem bu gayetü'l-gàyâta/asıl gayenin zirvesine sevk eder. (bk. Hutbe-i Şamiye, 136; Asar-ı Bediiye, 604)

    Nefsin tezkiyesi, temizlenmesi nasıl olur?

    Nefsin tezkiyesi iki ayrı mânâya geliyor: Birincisi nefsini temize çıkarmak, ona toz kondurmamak, kusurlarını örtmek, hatta elinden gelirse bunları faziletmiş gibi göstermek.

    “Nefislerinizi temize çıkarmayın.” (Necm, 53/32)

    âyet-i kerimesi bu mânâyı ders verir bize.

    Bir de:

    “Muhakkak, nefsini temizleyen kurtuluşa erdi.” (Şems, 91/9)

    âyetinde teşvik edilen nefis tezkiyesi var. Âlimlerimiz bunu, nefsin kötülüklerden arıtılması, yâni iman etmekle şirkten, takva ile günahlardan temizlenmesi ve salih amellerle de bu temizliğinin artırılması şeklinde izah buyururlar.

    İşte nefs-i emmare bu ikinci temizliğe hiç yanaşmayan ve kendini bütün günahlarına, hatalarına rağmen yine en iyi ve en mükemmel olarak gören ve göstermek isteyen uğursuz nefsin adıdır


  3. 28.Temmuz.2013, 15:56
    2
    Devamlı Üye



    Ruhun aletleri nelerdir, nefis dahil midir?



    Nefis, bir şeyin zâtı, kendisi, hakikati; ruh, kalp, can; ruh ile bedenden mürekkep olan ‘zât’ veya bedene müdebbir olan ruh, şehvet ve gazabın başlangıcı olan kuvve; insandaki kötü vasıfları toplayan bir asıl gibi farklı şekillerde tarif edilir.

    Nefs-i Emare, kötülüğe aşık, harama düşkün, sefahate hayran, sarhoş; hep pislerden ve pisliklerden hoşlanan zavallı, hayırlı işlerde tembel ve ürkek, şerde cesur ve atılgan bozuk mizaç demektir.

    Şeytanı meleklere secdeden men eden haset ve kibir, bu nefsin birinci sıfatı ve en belirgin özelliğidir.

    İnsanda çalışan üç kuvvet vardır. Akıl kuvveti, melek asıllıdır. Öfke kuvveti hayvan asıllıdır. Şehvet/iştiha kuvveti hem hayvan hem de bitki asıllıdır. Bu son ikisi nefis mekanizmasının cihazlarıdır. Bu taksimatta, insanın beden cephesi itibariyle ruhta olmayan donanımları vardır.

    Şunu da unutmamak gerekir ki, İslamî literatürde Kur'ânî bir terminoloji olarak kullanılan "nefis" sözcüğü, bazen ruh manasına da gelir. Gazalî’nin ifade ettiği gibi, bazen müteradif gibi kullanılan bu kavramlarda tartışma olmamalıdır.

    Ruh olmadan, cismanî yanımızın hiçbir bir cihazının bir fonksiyonu olmaz.

    "Nefsin üflenmesi" diye bir ifadenin olduğuna rastlayamadık. Ruh manasında kullanılmadıysa zaten öyle bir şey söz konusu olmaz.

    Öldüğümüzde ruh yok olmaz, o Allah’ın inayetiyle bakî kalır. Daha âhiret âlemine varmadan önce de berzah aleminde mükâfat veya ceza görür. Bunda ittifak vardır.

    Nefis bir mekanizmadır, içinde hem zararlı hem de yararlı olacak şekilde kullanılmaya imkân veren cihazlar vardır. Örneğin, hırs göstermek nefisten gelir. İnsan, imandan aldığı dersle dünya malına fazla düşkünlük göstermezse, imtihanı kazanmış olur, aksi takdirde kaybeder. Hırsın yüzünü fanî şeylere çevirse zarar eder, bakî şeylere çevirse kâr eder.

    Ruhun dört havassı/özel cihazı vardır: "irade, zihin, his, lâtife-i Rabbaniye". Bunlar aynı zamanda vicdanın da dört unsurudur. Bunlardan her birinin -çok değişik görevleri olmakla beraber- asıl yaratılış gayelerine uygun birer görevi vardır.

    İradenin asıl gayesi, Allah’a ibadet ve kulluk etmektir. Zihnin temel amacı, Allah’ı tanımak, ona iman etmektir/mârifetullahtır. Hissin en büyük hedefi, Allah’ı saymak, Allah’ı sevmektir/muhabbetullahtır. Lâtife-i Rabbaniyenin esas maksadı, Allah’ın tecellilerini görmek, cemalini müşahede etmektir. Takvâ denilen ibadet-i kâmile/en mükemmel kulluk, bu dördünü tazammun eder/barındırır. Şeriat/İslam, bunları hem geliştirir, hem arındırıp duru hale getirir, hem bu gayetü'l-gàyâta/asıl gayenin zirvesine sevk eder. (bk. Hutbe-i Şamiye, 136; Asar-ı Bediiye, 604)

    Nefsin tezkiyesi, temizlenmesi nasıl olur?

    Nefsin tezkiyesi iki ayrı mânâya geliyor: Birincisi nefsini temize çıkarmak, ona toz kondurmamak, kusurlarını örtmek, hatta elinden gelirse bunları faziletmiş gibi göstermek.

    “Nefislerinizi temize çıkarmayın.” (Necm, 53/32)

    âyet-i kerimesi bu mânâyı ders verir bize.

    Bir de:

    “Muhakkak, nefsini temizleyen kurtuluşa erdi.” (Şems, 91/9)

    âyetinde teşvik edilen nefis tezkiyesi var. Âlimlerimiz bunu, nefsin kötülüklerden arıtılması, yâni iman etmekle şirkten, takva ile günahlardan temizlenmesi ve salih amellerle de bu temizliğinin artırılması şeklinde izah buyururlar.

    İşte nefs-i emmare bu ikinci temizliğe hiç yanaşmayan ve kendini bütün günahlarına, hatalarına rağmen yine en iyi ve en mükemmel olarak gören ve göstermek isteyen uğursuz nefsin adıdır





+ Yorum Gönder