Konusunu Oylayın.: Allahın Tek Yaratıcı ve Tek İlah Olduğunun İspatı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allahın Tek Yaratıcı ve Tek İlah Olduğunun İspatı
  1. 12.Mart.2011, 07:45
    1
    Misafir

    Allahın Tek Yaratıcı ve Tek İlah Olduğunun İspatı

  2. 12.Mart.2011, 10:56
    2
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Cevap: Allah�ın Tek Yaratıcı ve Tek İlah Olduğunun İspatı




    Allah
    Allah’ın Tek Yaratıcı ve Tek İlah Olduğunun İspatı Yüce Allah Kur’an’ın birçok yerinde şöyle buyurur: “Andolsun, onlara: “Kendilerini kim yarattı?” diye soracak olsan, tartışmasız: “Allah” diyecek­ler.”[1] Madem Allah bütün varlıkları tek başına yaratmıştır, o halde ibadete ve kulluk yapılmaya layık olan tek varlık da O’dur. Bu gerçek ortadayken ve O’nun tek yaratıcı olduğu kabul edilirken, ibadet etmede O’na nasıl ortak koşulur? İşte Kur’an’ın Rubûbiyet tevhidi (Allah’ın yaratıcı olduğunu kabul etmek) ile ulûhiyet tevhidini (Yalnız Allah’a kulluk etmek) ispat etme metodu budur. Bir başka âyette Allah’ın yaratma özelliği “Sizi ve sizden öncekileri yara­tan”[2] şeklinde ifade edilir. Burada Allah Teâlâ bizi ve bizden öncekileri, babalarımızı ve atalarımızı da yarattığına dikkat çekmekte, böylece tek yaratı­cının kendisi olduğunu, ne bizim ne de bizden öncekilerin yaratılışında kimsenin kendisine ortak olmadığını belirtmektedir. Allah’ın, varlıkları tek başına yaratmış olması, O’nun güç ve kuvvetinin, iradesinin, ilminin, hikmet ve hayatının mükemmel ve eksiksiz oluşuna delalet eder. Bu sıfatlar, O’nun diğer üstün sıfatlara da sahip olmasını zorunlu kılar. Bu da sıfatlarının ve fiil­lerinin eşsiz olduğunu, hiçbir varlıkta bulunmadığını, hiçbir varlığın fiillerinde O’na ortak olmadığını gösterir. Bu cümle ile Allah varlığını ispat ettikten sonra, onları yaratmadaki amacını şöyle açıklamaktadır: “Rabb’inize kulluk ediniz”[3] Yani O, sizi ve sizden öncekileri yarattı ki, O’na itaat edip isyan etmeyesiniz, O’nu zikredip unutmayasınız, nimetlerine nankörlük etmeyip şükredesiniz. İşte Allah’ın azabından korunup sakınmanın yolu budur. Âyet şu cümleyle bitiyor: “Ki sakınasınız.” Cümlede geçen “Le alle” edatının an­lamı konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bunları kısaca şöyle belirte­biliriz: * Kulluk ediniz emrinin nedenini açıklamaktadır. * Yaratılışın nedenini açıklamaktadır. * “O’na ibadet ediniz ki, bu ibadetinizle O’ndan korunasınız” anlamında­dır. * Bir diğer görüş, “O’ndan korunup sakınasınız diye sizi yarattı” şeklinde­dir. Bize göre bu görüş şu sebeplerden dolayı daha doğrudur: 1- Allah’tan korunup sakınmak anlamına gelen “takva” da bir tür iba­dettir. Dolaysıyla bir şey, kendi varlığının nedeni olamaz. 2- Buna benzer bir âyet de şudur: “Ben insanları ve cinleri bana ibadet etsinler diye yarattım.”[4] 3- Âyetteki yaratma sözcüğü “Ki sakınasınız” cümlesine daha yakındır. Bu yüzden ibadetin değil; yaratılışın nedenidir. Buna benzer âyet şudur: “Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kı­lındı). Umulur ki sakınırsınız.”[5] Burada sakınma, orucun faz kılınma nedeni olarak zikredilmektedir. Ancak her iki durumun da kastedilmiş olmasına bir mani yoktur. Hatta böyle olması daha uygundur. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurarak devam etmektedir: “O, sizin için yeryüzünü bir döşek, gökyüzünü bir bina kıldı. Ve gökten yağmur indirerek bununla sizin için (çeşitli) ürünlerden rızık çı­kardı.”[6] Bu âyetle Allah, varlıkları yaratmanın bir başka hikmetini daha açıklamaktadır. Dolaysıyla ilk âyet, yaratılışın ve varoluşun nedenini açıkla­maktadır. Bu, yaratma delili olarak adlandırılmaktadır. 4- Bu görüş, varlıklarda görülen hükümleri kapsamaktadır. Bu da hikmet ve inayet delili olarak adlandırılmaktadır. Yüce Allah, bu iki tür delili Kur’an’ın birçok yerinde defalarca tekrarlar. Bu tür âyetlerden bazıları şöyledir: “Allah, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve onun emriyle gemileri, denizde yüzmeleri için size, emre amade kılandır. Irmakları da sizin için emre amade kılandır. Gü­neşi ve ayı da hareketlerinde sürekli emrinize amade kılan, geceyi ve gün­düzü de emrinize amade kılandır.”[7] Yüce Allah bu âyetlerde, gökleri ve yeri yarattığını belirtmekte sonra dabunların varlıklara olan faydalarından ve hikmetlerinden söz etmektedir. “(Onlar mı) hayırlı yoksa, gökleri ve yeri yaratan ve size gökten su indiren mi! Ki onunla (o suyla) gönül alıcı bahçeler bitiriverdik. Sizin içinse onun bir ağa­cını bitirmek, (bile) mümkün değildir. Allah ile beraber başka bir ilâh mı? Hayır, onlar sapıklıkta devam etmekte olan bir kavimdir. Ya da yeryüzünü bir karar yeri kılan, onun arasında ırmaklar var eden ve ona (yeryüzü için) sar­sılmaz dağlar yaratan ve iki deniz arasında bir ara engel (haciz) koyan mı? Allah ile beraber başka bir ilâh mı? Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.”[8] “Gerçek şu ki, göklerin ve yerin yaratılmasında gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeylerle denizde yüzen gemilerde, Allah’ın yağdırdığı ve kendisiyle ölümünden sonra yeryüzünü dirilttiği suda, her can­lıyı orada üretip-yaymasında, rüzgârları estirmesinde, gökle yer arasında bo­yun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için ger­çekten âyetler vardır.”[9] Bu tür âyetler Kur’an-ı Kerîm’de oldukça çoktur. Düşünenler için… Yüce Allah Bakara sûresinin 21. âyetinde, insanlar için yerin yaşama alanı, göğün de tavan olduğunu, kulların yararlandığı ana kaynağın gökten indirdiği su olduğunu belirtmektedir. Böylece yaşanılan alanı, yaşayanı ve ihtiyaç duyduğu şeyleri bir arada zikretmiş bulunmaktadır. Allah, yeryüzünü bir dö­şek gibi yaydığına dikkat çekmekte ve bunun hikmetini, canlıların üzerinde istikrarla yaşamalarını sağlamak olarak açıklamaktadır. Gökyüzünü ise düş­mesi mümkün olmayan sağlam bir tavan olarak yarattığını, onda hiçbir çat­laklığın, çelişkinin ve uyumsuzluğun olmadığını belirtmekte; sonra da şöyle buyurmaktadır: “Öyleyse (bütün bunları) bile bile Allah’a eşler koşmayın.”[10] * * *
    [1] Zuhruf, 87. [2] Bakara, 21. [3] Bakara, 21. [4] Zariyat, 56. [5] Bakara, 183. [6] Bakara, 22. [7] İbrahim, 32-33. [8] Neml, 60-61. [9] Bakara, 164. [10] Bakara, 22.



  3. 12.Mart.2011, 10:56
    2
    Feseyekfikehumullah



    Allah
    Allah’ın Tek Yaratıcı ve Tek İlah Olduğunun İspatı Yüce Allah Kur’an’ın birçok yerinde şöyle buyurur: “Andolsun, onlara: “Kendilerini kim yarattı?” diye soracak olsan, tartışmasız: “Allah” diyecek­ler.”[1] Madem Allah bütün varlıkları tek başına yaratmıştır, o halde ibadete ve kulluk yapılmaya layık olan tek varlık da O’dur. Bu gerçek ortadayken ve O’nun tek yaratıcı olduğu kabul edilirken, ibadet etmede O’na nasıl ortak koşulur? İşte Kur’an’ın Rubûbiyet tevhidi (Allah’ın yaratıcı olduğunu kabul etmek) ile ulûhiyet tevhidini (Yalnız Allah’a kulluk etmek) ispat etme metodu budur. Bir başka âyette Allah’ın yaratma özelliği “Sizi ve sizden öncekileri yara­tan”[2] şeklinde ifade edilir. Burada Allah Teâlâ bizi ve bizden öncekileri, babalarımızı ve atalarımızı da yarattığına dikkat çekmekte, böylece tek yaratı­cının kendisi olduğunu, ne bizim ne de bizden öncekilerin yaratılışında kimsenin kendisine ortak olmadığını belirtmektedir. Allah’ın, varlıkları tek başına yaratmış olması, O’nun güç ve kuvvetinin, iradesinin, ilminin, hikmet ve hayatının mükemmel ve eksiksiz oluşuna delalet eder. Bu sıfatlar, O’nun diğer üstün sıfatlara da sahip olmasını zorunlu kılar. Bu da sıfatlarının ve fiil­lerinin eşsiz olduğunu, hiçbir varlıkta bulunmadığını, hiçbir varlığın fiillerinde O’na ortak olmadığını gösterir. Bu cümle ile Allah varlığını ispat ettikten sonra, onları yaratmadaki amacını şöyle açıklamaktadır: “Rabb’inize kulluk ediniz”[3] Yani O, sizi ve sizden öncekileri yarattı ki, O’na itaat edip isyan etmeyesiniz, O’nu zikredip unutmayasınız, nimetlerine nankörlük etmeyip şükredesiniz. İşte Allah’ın azabından korunup sakınmanın yolu budur. Âyet şu cümleyle bitiyor: “Ki sakınasınız.” Cümlede geçen “Le alle” edatının an­lamı konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bunları kısaca şöyle belirte­biliriz: * Kulluk ediniz emrinin nedenini açıklamaktadır. * Yaratılışın nedenini açıklamaktadır. * “O’na ibadet ediniz ki, bu ibadetinizle O’ndan korunasınız” anlamında­dır. * Bir diğer görüş, “O’ndan korunup sakınasınız diye sizi yarattı” şeklinde­dir. Bize göre bu görüş şu sebeplerden dolayı daha doğrudur: 1- Allah’tan korunup sakınmak anlamına gelen “takva” da bir tür iba­dettir. Dolaysıyla bir şey, kendi varlığının nedeni olamaz. 2- Buna benzer bir âyet de şudur: “Ben insanları ve cinleri bana ibadet etsinler diye yarattım.”[4] 3- Âyetteki yaratma sözcüğü “Ki sakınasınız” cümlesine daha yakındır. Bu yüzden ibadetin değil; yaratılışın nedenidir. Buna benzer âyet şudur: “Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kı­lındı). Umulur ki sakınırsınız.”[5] Burada sakınma, orucun faz kılınma nedeni olarak zikredilmektedir. Ancak her iki durumun da kastedilmiş olmasına bir mani yoktur. Hatta böyle olması daha uygundur. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurarak devam etmektedir: “O, sizin için yeryüzünü bir döşek, gökyüzünü bir bina kıldı. Ve gökten yağmur indirerek bununla sizin için (çeşitli) ürünlerden rızık çı­kardı.”[6] Bu âyetle Allah, varlıkları yaratmanın bir başka hikmetini daha açıklamaktadır. Dolaysıyla ilk âyet, yaratılışın ve varoluşun nedenini açıkla­maktadır. Bu, yaratma delili olarak adlandırılmaktadır. 4- Bu görüş, varlıklarda görülen hükümleri kapsamaktadır. Bu da hikmet ve inayet delili olarak adlandırılmaktadır. Yüce Allah, bu iki tür delili Kur’an’ın birçok yerinde defalarca tekrarlar. Bu tür âyetlerden bazıları şöyledir: “Allah, gökleri ve yeri yaratan ve gökten su indirip onunla size rızık olarak türlü ürünler çıkarandır. Ve onun emriyle gemileri, denizde yüzmeleri için size, emre amade kılandır. Irmakları da sizin için emre amade kılandır. Gü­neşi ve ayı da hareketlerinde sürekli emrinize amade kılan, geceyi ve gün­düzü de emrinize amade kılandır.”[7] Yüce Allah bu âyetlerde, gökleri ve yeri yarattığını belirtmekte sonra dabunların varlıklara olan faydalarından ve hikmetlerinden söz etmektedir. “(Onlar mı) hayırlı yoksa, gökleri ve yeri yaratan ve size gökten su indiren mi! Ki onunla (o suyla) gönül alıcı bahçeler bitiriverdik. Sizin içinse onun bir ağa­cını bitirmek, (bile) mümkün değildir. Allah ile beraber başka bir ilâh mı? Hayır, onlar sapıklıkta devam etmekte olan bir kavimdir. Ya da yeryüzünü bir karar yeri kılan, onun arasında ırmaklar var eden ve ona (yeryüzü için) sar­sılmaz dağlar yaratan ve iki deniz arasında bir ara engel (haciz) koyan mı? Allah ile beraber başka bir ilâh mı? Hayır, onların çoğu bilmiyorlar.”[8] “Gerçek şu ki, göklerin ve yerin yaratılmasında gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeylerle denizde yüzen gemilerde, Allah’ın yağdırdığı ve kendisiyle ölümünden sonra yeryüzünü dirilttiği suda, her can­lıyı orada üretip-yaymasında, rüzgârları estirmesinde, gökle yer arasında bo­yun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için ger­çekten âyetler vardır.”[9] Bu tür âyetler Kur’an-ı Kerîm’de oldukça çoktur. Düşünenler için… Yüce Allah Bakara sûresinin 21. âyetinde, insanlar için yerin yaşama alanı, göğün de tavan olduğunu, kulların yararlandığı ana kaynağın gökten indirdiği su olduğunu belirtmektedir. Böylece yaşanılan alanı, yaşayanı ve ihtiyaç duyduğu şeyleri bir arada zikretmiş bulunmaktadır. Allah, yeryüzünü bir dö­şek gibi yaydığına dikkat çekmekte ve bunun hikmetini, canlıların üzerinde istikrarla yaşamalarını sağlamak olarak açıklamaktadır. Gökyüzünü ise düş­mesi mümkün olmayan sağlam bir tavan olarak yarattığını, onda hiçbir çat­laklığın, çelişkinin ve uyumsuzluğun olmadığını belirtmekte; sonra da şöyle buyurmaktadır: “Öyleyse (bütün bunları) bile bile Allah’a eşler koşmayın.”[10] * * *
    [1] Zuhruf, 87. [2] Bakara, 21. [3] Bakara, 21. [4] Zariyat, 56. [5] Bakara, 183. [6] Bakara, 22. [7] İbrahim, 32-33. [8] Neml, 60-61. [9] Bakara, 164. [10] Bakara, 22.






+ Yorum Gönder