Konusunu Oylayın.: Abdest ve Guslün Faydaları

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Abdest ve Guslün Faydaları
  1. 12.Mart.2011, 07:40
    1
    Misafir

    Abdest ve Guslün Faydaları






    Abdest ve Guslün Faydaları Mumsema Abdest ve Guslün Faydaları


  2. 12.Mart.2011, 07:40
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 12.Mart.2011, 11:45
    2
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Cevap: Abdest ve Guslün Faydaları




    Abdest ve Guslün Faydaları
    Abdest ve Guslün Faydaları Öncelikle şunu bilmeli ve unutmamalıyız ki, ibâdetler sadece Allah için yapılır. Yapılmasının yegâne sebebi, Allah’a itaat, O’na şükür ve O’nun rızâsını kazanmaktır. O yüzden dünyevî bir amaçtan dolayı yapılan bir ibâdet, ibâdet olmaktan çıkar. Ama, her ibâdetin dünyevî faydaları, hikmetleri, ekstra olarak dünyada kula kazandırdıkları vardır. Zekâtın sosyal faydaları, orucun beden ve sıhhat için yararları gibi, her ibâdetin bilebildiğimiz veya bilemediğimiz nice faydaları da vardır. Abdest ve guslün, tahâret ve her çeşit temizliğin de sağlığımız açısından yararları da küçümsenemeyecek kadar çoktur. Başlı başına bir ibâdet olan ve namaz gibi temel ibâdetler için gerekli ve onsuz bazı ibâdetlerin yapılamayacağı ibâdet aracı olduğu için abdest ve guslü de böyle değerlendirmek, dünyevî faydalarından ötürü değil; sadece Allah rızâsı için yerine getirirsek ibâdet sevâbına erişeceğimizi bilmek zorundayız. Bu anlayış için içinde, tesbit edilebildiği kadarıyla bunların faydalarını öğrenelim ki, imanımız güçlensin, ibâdetlerin derin hikmetlerinin bir kısmı bizim için ortaya çıksın. Kim bilir, bilimin gelişmesiyle bu ve diğer ibâdetlerin bilinmeyen daha nice yönleri açığa çıkacak, bilim de anlamak isteyenlere İslâm’ı gösterecek ve O’na hizmet etmeye devam edecektir. Abdestin, guslün, tahâretlenmenin, tırnakları kesmenin ve temizlenmenin, bıyıkları kısaltmanın, etek ve koltukaltı tıraş ve temizliğinin hikmeti, özellikle Batılılarca uzun zaman bilinememişti. Hatta Endülüs (İspanya)’deki engizisyon mahkemeleri gusleden, yahut su ile temizlenen veya abdest alan kimseleri araştırarak eline geçirince, ölüm de içinde bulunmak üzere en ağır cezalara çarptırırdı. Fakat mikrobun keşfiyle bu büyük olayın bilimde meydana getirdiği müthiş devrim üzerine artık İslâm dininin derin hikmetleri, muazzam sırları birer birer göründü ve asırlardan, kuşaklardan sonra bütün inceleme ve araştırma dünyasının şaşkın bakışları önünde inkişâfa başladı. Hz. Peygamber Efendimiz ortaya çıkışından beridir ki İslâmiyet bedenin yöresinin temizliğini emrediyor. Oysa ki mikrobun keşfinden önce, “niye temizlik bu kadar sıkı tutuluyor, neden tekrar tekrar temizlenmek farz oluyor ve terk eden kimse Allah tarafından azarlanıyor?” bundaki sır anlaşılmış değildi. Ancak tıp ve koruyucu hekimlik bilgilerinin ilerlemesi dolayısıyla kavrayış alanımıza giren birtakım gizli gerçekler sâyesinde anlaşıldı ki, İslâmiyetin tahâret ve temizlik hakkındaki hükümleri öyle gayrı müslimlerin sandıkları gibi iklim şartlarından veya Hicaz şehirlerinin sıcaklığından değilmiş; bu hükümlerin tümü “Yere gireni ve yerden çıkanı, gökten ineni ve göğe yükselenleri bilen” (57/Hadîd, 4) Yüce Yaratıcı’nın hikmetli tebliğiymiş. İslâm dini elleri ve ağzın, burnun içini yıkamayı; başa, kulaklara meshetmeyi, ayakları yıkamayı emrediyor. Bundan başka bazen vâcip, bazen de sünnet olarak bütün vücudun yıkanmasını emrediyor. Bir de dişleri oğmayı ve gerek dilin üzerindeki pasları gidermek için misvak kullanmayı ve ağzı çalkalamayı tavsiyede bulunuyor. Efendimiz (s.a.s.), saçı olanlara yıkamalarını, taramalarını, emrederdi. Ve kendileri gün aşırı bunu yaparlardı. Sonra seferde ve hazarda; ayna, tarak gibi şeyleri yanlarından eksik etmezlerdi. Büyük Peygamber (s.a.s.): “Kimin saçı varsa ona hürmet etsin, yani temiz tutsun” buyurmuşlardı. Yine, ayrı bir hadis-i şerifteki tavsiye şöyledir: “Saçlarınızı, sakallarınızı, parmaklarınızla hilâlleyin/parmak aralarını ovarak temizleyin, kılların arasını ve diplerini temiz tutmaya çalışın. Tırnaklarını da kesin. Çünkü şeytan etle tırnak arasına girip orada faâliyet gösterir.” Bilinmektedir ki, mikroplar, dünyada var adını alan ne varsa hemen hepsinin üzerine yayılmış bir halde bulunuyor. Şimdi temaslar, el sıkışmalar, almalar, yiyip içmeler, tutmalar el vâsıtasıyla olduğu gibi, yenilip içilecek şeyleri hazırlamak, göz gibi, ağız gibi organları ovalamak, silmek için de yine el kullanılıyor. Bu sebepten sağlığı koruma ile ilgilenen bilginler elleri, mikroplarla en çok temasta bulunup onları en çok aktaran bir organ kabul ediyor. Sonra ellerde ufacık bazı yaralar, çatlaklar olur ki, oralardan birtakım mikroplar duran kana karışarak iltihap yaparlar veya öldürücü bir hastalığa sebep olurlar. Günümüzdeki laboratuvar araştırmalarından tırnakla et arasında mikropların barındığı, özellikle koli basilinin orada kümelendiğini öğrenmekteyiz. İşte Peygamberimiz (s.a.s.) asırlaca önce insanların dikkatini temizlik ve mikroplar üzerine çekip uyarmıştır. Şu halde modern tıp, İslâmiyet’in elleri sık sık yıkamak husûsundaki emirlerine uygun geliyor. Yine ellerin, ağzı yıkamak için ağza götürülmezden önce yıkanmasındaki sır ile kullanılacak suyun temiz; tadı, kokusu ve rengi değişmemiş olmasındaki gerekliliğin hikmeti böylece ortaya çıkmış oluyor. Ağza gelince; bu organ, tükrük bezlerini, dişleri ve dili içermektedir. Yemeği çiğnemek, ilk sindirim sayılır. Ağızda bulunan mikropların hepsi yemek ve tükrükle beraber mideye gideren âhengini bozar ve onu, sindirimi gereği gibi yapamaz hale getirir. Bundan başka artıklarının da sürekli tükürükle beraber mideye inerek sindirimi bozan mikropların çoğalmasına büyük yardımı dokunur.



  4. 12.Mart.2011, 11:45
    2
    Feseyekfikehumullah



    Abdest ve Guslün Faydaları
    Abdest ve Guslün Faydaları Öncelikle şunu bilmeli ve unutmamalıyız ki, ibâdetler sadece Allah için yapılır. Yapılmasının yegâne sebebi, Allah’a itaat, O’na şükür ve O’nun rızâsını kazanmaktır. O yüzden dünyevî bir amaçtan dolayı yapılan bir ibâdet, ibâdet olmaktan çıkar. Ama, her ibâdetin dünyevî faydaları, hikmetleri, ekstra olarak dünyada kula kazandırdıkları vardır. Zekâtın sosyal faydaları, orucun beden ve sıhhat için yararları gibi, her ibâdetin bilebildiğimiz veya bilemediğimiz nice faydaları da vardır. Abdest ve guslün, tahâret ve her çeşit temizliğin de sağlığımız açısından yararları da küçümsenemeyecek kadar çoktur. Başlı başına bir ibâdet olan ve namaz gibi temel ibâdetler için gerekli ve onsuz bazı ibâdetlerin yapılamayacağı ibâdet aracı olduğu için abdest ve guslü de böyle değerlendirmek, dünyevî faydalarından ötürü değil; sadece Allah rızâsı için yerine getirirsek ibâdet sevâbına erişeceğimizi bilmek zorundayız. Bu anlayış için içinde, tesbit edilebildiği kadarıyla bunların faydalarını öğrenelim ki, imanımız güçlensin, ibâdetlerin derin hikmetlerinin bir kısmı bizim için ortaya çıksın. Kim bilir, bilimin gelişmesiyle bu ve diğer ibâdetlerin bilinmeyen daha nice yönleri açığa çıkacak, bilim de anlamak isteyenlere İslâm’ı gösterecek ve O’na hizmet etmeye devam edecektir. Abdestin, guslün, tahâretlenmenin, tırnakları kesmenin ve temizlenmenin, bıyıkları kısaltmanın, etek ve koltukaltı tıraş ve temizliğinin hikmeti, özellikle Batılılarca uzun zaman bilinememişti. Hatta Endülüs (İspanya)’deki engizisyon mahkemeleri gusleden, yahut su ile temizlenen veya abdest alan kimseleri araştırarak eline geçirince, ölüm de içinde bulunmak üzere en ağır cezalara çarptırırdı. Fakat mikrobun keşfiyle bu büyük olayın bilimde meydana getirdiği müthiş devrim üzerine artık İslâm dininin derin hikmetleri, muazzam sırları birer birer göründü ve asırlardan, kuşaklardan sonra bütün inceleme ve araştırma dünyasının şaşkın bakışları önünde inkişâfa başladı. Hz. Peygamber Efendimiz ortaya çıkışından beridir ki İslâmiyet bedenin yöresinin temizliğini emrediyor. Oysa ki mikrobun keşfinden önce, “niye temizlik bu kadar sıkı tutuluyor, neden tekrar tekrar temizlenmek farz oluyor ve terk eden kimse Allah tarafından azarlanıyor?” bundaki sır anlaşılmış değildi. Ancak tıp ve koruyucu hekimlik bilgilerinin ilerlemesi dolayısıyla kavrayış alanımıza giren birtakım gizli gerçekler sâyesinde anlaşıldı ki, İslâmiyetin tahâret ve temizlik hakkındaki hükümleri öyle gayrı müslimlerin sandıkları gibi iklim şartlarından veya Hicaz şehirlerinin sıcaklığından değilmiş; bu hükümlerin tümü “Yere gireni ve yerden çıkanı, gökten ineni ve göğe yükselenleri bilen” (57/Hadîd, 4) Yüce Yaratıcı’nın hikmetli tebliğiymiş. İslâm dini elleri ve ağzın, burnun içini yıkamayı; başa, kulaklara meshetmeyi, ayakları yıkamayı emrediyor. Bundan başka bazen vâcip, bazen de sünnet olarak bütün vücudun yıkanmasını emrediyor. Bir de dişleri oğmayı ve gerek dilin üzerindeki pasları gidermek için misvak kullanmayı ve ağzı çalkalamayı tavsiyede bulunuyor. Efendimiz (s.a.s.), saçı olanlara yıkamalarını, taramalarını, emrederdi. Ve kendileri gün aşırı bunu yaparlardı. Sonra seferde ve hazarda; ayna, tarak gibi şeyleri yanlarından eksik etmezlerdi. Büyük Peygamber (s.a.s.): “Kimin saçı varsa ona hürmet etsin, yani temiz tutsun” buyurmuşlardı. Yine, ayrı bir hadis-i şerifteki tavsiye şöyledir: “Saçlarınızı, sakallarınızı, parmaklarınızla hilâlleyin/parmak aralarını ovarak temizleyin, kılların arasını ve diplerini temiz tutmaya çalışın. Tırnaklarını da kesin. Çünkü şeytan etle tırnak arasına girip orada faâliyet gösterir.” Bilinmektedir ki, mikroplar, dünyada var adını alan ne varsa hemen hepsinin üzerine yayılmış bir halde bulunuyor. Şimdi temaslar, el sıkışmalar, almalar, yiyip içmeler, tutmalar el vâsıtasıyla olduğu gibi, yenilip içilecek şeyleri hazırlamak, göz gibi, ağız gibi organları ovalamak, silmek için de yine el kullanılıyor. Bu sebepten sağlığı koruma ile ilgilenen bilginler elleri, mikroplarla en çok temasta bulunup onları en çok aktaran bir organ kabul ediyor. Sonra ellerde ufacık bazı yaralar, çatlaklar olur ki, oralardan birtakım mikroplar duran kana karışarak iltihap yaparlar veya öldürücü bir hastalığa sebep olurlar. Günümüzdeki laboratuvar araştırmalarından tırnakla et arasında mikropların barındığı, özellikle koli basilinin orada kümelendiğini öğrenmekteyiz. İşte Peygamberimiz (s.a.s.) asırlaca önce insanların dikkatini temizlik ve mikroplar üzerine çekip uyarmıştır. Şu halde modern tıp, İslâmiyet’in elleri sık sık yıkamak husûsundaki emirlerine uygun geliyor. Yine ellerin, ağzı yıkamak için ağza götürülmezden önce yıkanmasındaki sır ile kullanılacak suyun temiz; tadı, kokusu ve rengi değişmemiş olmasındaki gerekliliğin hikmeti böylece ortaya çıkmış oluyor. Ağza gelince; bu organ, tükrük bezlerini, dişleri ve dili içermektedir. Yemeği çiğnemek, ilk sindirim sayılır. Ağızda bulunan mikropların hepsi yemek ve tükrükle beraber mideye gideren âhengini bozar ve onu, sindirimi gereği gibi yapamaz hale getirir. Bundan başka artıklarının da sürekli tükürükle beraber mideye inerek sindirimi bozan mikropların çoğalmasına büyük yardımı dokunur.






+ Yorum Gönder